
Antalya'nın Antik Kentleri ve Hangisi Kime Göre
Antalya sınırları içinde onlarca antik kent var ve hepsini görmek bir tatile sığmıyor. Hangisinin size uygun olduğu neyi sevdiğinize bağlı; aşağıdakiler farklı beklentiler için farklı cevaplar.
Kültür-sanat rehberleri, etkinlik önerileri ve şehirden hikayeler.

Antalya sınırları içinde onlarca antik kent var ve hepsini görmek bir tatile sığmıyor. Hangisinin size uygun olduğu neyi sevdiğinize bağlı; aşağıdakiler farklı beklentiler için farklı cevaplar.

Antalya denince akla otel ve plaj geliyor, oysa il sınırları içinde üç antik bölge, bin metre yükseklikte bir dağ kenti ve Roma dünyasının en iyi korunmuş tiyatrosu var.

Kapalıçarşı 15. yüzyıldan beri açık ve hala gerçek bir çarşı: turistler kadar İstanbullular da buradan altın, halı ve deri alır.

Çocukla İstanbul gezmek, müze listesini kısaltıp vapur listesini uzatmak demektir. Şehir aslında çocuk için yapılmış gibidir: her yerde kedi, her yerde deniz, her köşede simitçi.

Kasım'dan Mart'a İstanbul gri, rüzgarlı ve zaman zaman karlıdır; ama aynı zamanda kuyruksuz, ucuz ve kendine daha çok benzeyen bir şehirdir.

İstanbul'un bir mahallesinde aynı sokakta cami, kilise ve sinagog görmek şaşırtıcı değil, olağandır. Osmanlı İstanbul'unda Rumlar, Ermeniler, Yahudiler ve Müslümanlar ayrı mahallelerde ama iç içe yaşadı; 20.

İstanbul yedi tepe üzerine kurulmuş bir şehir ve her tepenin bir manzarası var. Bazıları biletli, çoğu ücretsiz; hepsinin ortak noktası, doğru saatte gidildiğinde şehri haritadan değil hayattan göstermesi. 1.

İstanbul'un en görkemli yapılarının çoğu cami ve hepsi ibadete açık; yani gezdiğiniz yer aynı zamanda birilerinin dua ettiği yer. Birkaç basit kural hem sizi rahat ettirir hem de yerel halkın saygısını kazandırır.

Türkiye'de kahvaltı bir öğün değil, bir tören. İstanbul'da bunun iki ucu vardır: ayakta, iki dakikada yenen simit-çay ve masayı baştan başa kaplayan, iki saat süren serpme kahvaltı. İkisi de şehri anlamanın yoludur.

Lale Hollanda'nın simgesi sayılır ama Avrupa'ya 16. yüzyılda İstanbul'dan gitti; Osmanlı bahçelerinin çiçeğiydi ve 18. yüzyılın başındaki bir döneme bugün Lale Devri deniyor.

İstanbul'u üç günde görmek mümkün değil, ama üç günde sevmek mümkün. Aşağıdaki plan, ilk kez gelenlerin en çok sorduğu 'neyi kaçırmamalıyım' sorusuna cevap verirken, her güne bir de nefes alma payı bırakır.

İstanbul'da taksi kuyruğunda beklemek ya da trafikte bir saat geçirmek, şehri yanlış anlamaktır.

Ankara'nın etrafı İstanbul'un etrafından daha az bilinir ama bize sorarsanız daha çeşitlidir; Hitit başkenti, Frig kralının mezarı, beyaz bir tuz düzlüğü, kuş cenneti, Osmanlı kasabası, termal orman ve kuş bakışı bozkır.

1923'te başkent ilan edildiğinde Ankara, kale eteğinde otuz bin kişilik bir kasabaydı. On beş yıl içinde bulvarlar, bakanlıklar, gar, opera, üniversite ve elçilikler kuruldu; şehir bir devletin mimari programına dönüştü.

Ankara çocuklu aileler için şaşırtıcı derecede iyi bir şehir; parklar geniş, müzeler dokunmaya izin veriyor, mesafeler kısa ve fiyatlar makul.

Ankara toplu taşıması İstanbul'dan basit, birçok Avrupa başkentinden ucuz; sistemi bir kez çözdüğünüzde şehrin her köşesine ve iki göle otobüsle ulaşıyorsunuz.

Ankara'nın mutfağı yok derler; bunu söyleyenler genellikle Tunalı'daki kafelerden öteye geçmemiştir. Şehrin yemeği bozkırın ve memur sofrasının yemeği; az malzeme, uzun pişirme, tepsi ve tencere.

Ankara'yı ziyaret etmek için tek bir mevsim seçecekseniz sonbaharı seçin, bizden söylemesi.

Ankara'nın en etkileyici yerlerinin çoğu için biletiniz olmasına gerek yok.

Ankara'ya ilk kez geliyorsanız büyük ihtimalle şehri bir geçiş noktası sanıyorsunuz; bir gün Anıtkabir, belki bir müze, sonra Kapadokya.

İzmir ili sınırlarında on iki İyon kentinin yarısından fazlası, bir Helenistik başkent ve Roma'nın Asya eyaletinin merkezi var.

İzmir'in en iyi şeylerinin çoğu bedava. Sahil, çarşı, meydan, vapur güvertesindeki manzara; şehir kendini para istemeden verir. Cüzdanı otelde bırakıp tam bir gün geçirebileceğiniz on iki şeyi topladık.

19.

İzmir'e gelmek için en iyi mevsim sonbahar ve bunu yalnızca biz söylemiyoruz; yazın kaçan İzmirliler de eylülde şehre geri döner. Deniz hala sıcak, sıcaklık düşmüş, yarımadanın kalabalığı dağılmış ve takvim dolu.