
Şehrin İçinde Kitapla Buluşmak
İstanbul Kitapçısı, İBB Kültür AŞ'nin kitap ve kültür ürünleri markası ve şehrin farklı noktalarında şubeleri var.
Kültür-sanat rehberleri, etkinlik önerileri ve şehirden hikayeler.

İstanbul Kitapçısı, İBB Kültür AŞ'nin kitap ve kültür ürünleri markası ve şehrin farklı noktalarında şubeleri var.

Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, şehrin en köklü açık hava sahnesi ve İBB Kültür AŞ tarafından işletiliyor.

İBB Kültür AŞ Dijital Deneyim Merkezi, klasik müze mantığıyla çalışmıyor; vitrin ve etiket yerine projeksiyon, ses tasarımı ve hareketli görüntü kullanıyor.

İstanbul Kitapçısı'nın Kadıköy şubesi, yaz aylarında terasını konser mekanına çeviriyor.

Koltuk Senin, İBB Kültür AŞ'nin yirmi dört yaş ve altındaki İstanbulluların kültür sanat etkinliklerine ücretsiz katılmasını sağlayan uygulaması.

Taksim Sanat, İBB Kültür AŞ'ye bağlı bir sergi mekanı ve Taksim Meydanı'nın hemen yanında.

Miniatürk, Haliç kıyısında Türkiye'den yapıların küçültülmüş modellerini açık alanda sergileyen bir park; yaz aylarında aynı alan akşamları açık hava sinemasına dönüşüyor.

İstanbul'da vapur gündelik bir ulaşım aracıdır; İstanbul Arası, o tanıdık yolculuğu bir kültür sanat programına çeviriyor.

Şerefiye Sarnıcı, Yerebatan'ın gölgesinde kaldığı için çok daha az bilinen ama mimari olarak en etkileyici Bizans sarnıçlarından biri. Beşinci yüzyılda, İmparator II.

Yazın İstanbul'da gündüz sıcak geçer, program akşama kayar. Haziran ile eylül arası neredeyse bütün etkinlikler açık havaya taşınır; sahne, sinema ve konser gün batımından sonra başlar.

İlkbahar İstanbul'da program açısından en dengeli mevsim; salon sezonu hala sürerken açık hava etkinlikleri başlıyor ve ikisi nisan boyunca üst üste biniyor. Şehir de bu aylarda en iyi göründüğü haline geliyor.

Kış İstanbul'da programın tamamen kapalı mekana taşındığı dönemdir ve bu aslında avantajdır; sezonun en iddialı gösterileri ocak ve şubatta sahnelenir, müzeler boşalır, biletler kolay bulunur.

Sonbahar İstanbul'da kültür sezonunun açıldığı aydır.

Giresun'u anlamak için önce yamaçlara bakmak gerekiyor. Denizden yükselen her eğim fındık bahçesiyle kaplı ve bu manzara tesadüf değil; şehrin mimarisi, ticareti ve takvimi bu tek üründen çıkmış.

Giresun'un yaylaları yılın büyük bölümünde ulaşılabilir değil ve açık olduğu aylarda bile karakteri haftadan haftaya değişiyor. Ne zaman gideceğinizi bilmek, nereye gideceğinizi bilmek kadar önemli. Haziran açılış ayı.

Giresun Karadeniz kıyısında küçük bir il ama içine üç ayrı coğrafya sığdırıyor: kıyı şeridi, ormanla kaplı vadiler ve iki bin metreyi aşan yaylalar.

Manyas Gölü'nün kuzeydoğu kıyısındaki Kuş Cenneti iki yüzden fazla kuş türüne ev sahipliği yapıyor, ama buranın en önemli özelliği türlerin sayısı değil, mevsime göre tamamen değişmesi.

Kocaeli çoğu insan için İstanbul ile Ankara arasında geçilen bir yol. Oysa il sınırları içinde Marmara kıyısı, Karadeniz kıyısı, bin altı yüz metrelik bir dağ ve beş yüz yıllık bir Osmanlı külliyesi var.

Pamukkale hakkındaki şikayetlerin çoğu aynı iki sebepten çıkıyor: yanlış saatte gelmek ve yanlış kapıdan girmek. İkisi de önceden çözülebilecek şeyler. Saat meselesi. Alan sabah erken açılıyor ve akşam geç kapanıyor.

Denizli'ye gelenlerin neredeyse tamamı Pamukkale için geliyor ve çoğu aynı gün dönüyor. Oysa il sınırları içinde üç antik kent, Ege'nin en yüksek dağı ve hala el tezgahı çalışan kasabalar var.

Osmanlı mimarisi denince akla İstanbul'un büyük kubbeleri geliyor, oysa o dilin kurulduğu yer Bursa. Şehirde 14. yüzyıl sonundan 15.

Bursa Osmanlı Devleti'nin ilk başkenti ve o dönemden kalan yapıların çoğu hala ayakta, üstelik birbirine yürüme mesafesinde. Şehrin ikinci yüzü ise arkasındaki iki bin beş yüz metrelik dağ.

Muğla üç antik bölgenin kesiştiği yer. Batısı Karya, doğusu Likya, kuzeyi ise ikisinin arasındaki geçiş kuşağı.

Muğla bir şehir değil, bir kıyı şeridi. Bin ikiyüz kilometreyi aşan sahiliyle Türkiye'nin en uzun kıyısına sahip ili ve ilçeleri birbirinden saatlerce uzakta.