Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Taşköprü'den Tepebağ'a Eski Adana Yürüyüşü
Rotalar5 Durak

Taşköprü'den Tepebağ'a Eski Adana Yürüyüşü

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Adana'nın eski kenti, Seyhan Nehri'nin batı kıyısında, bir höyüğün üstünde ve çevresinde büyüdü. Kentin yüzlerce kez yeniden kurulduğu Tepebağ Höyüğü, nehri geçen Roma köprüsü, beylik döneminden kalan bir konak ve on dokuzuncu yüzyıl sonunun modernleşme simgesi olan saat kulesi birbirinden yalnızca birkaç yüz metre uzaktadır. Bu rota o küçük alanı yürüyerek, beş durakta gezer ve Adana'nın iki bin yıllık hikayesini sokak sokak izler.

Güne kentin simgesi Taşköprü'de başlarsınız. Kaynaklar köprünün Roma döneminde, büyük olasılıkla milattan sonra 2. yüzyılın ilk yarısında yapıldığını yazar; köprü bugün yalnızca yayalara açıktır ve nehrin iki yakasını izlemek için en iyi yerdir. Oradan batıya, eski çarşı bölgesine yürür ve Ramazanoğulları Beyliği'nden kalan Ramazanoğlu Konağı'na varırsınız. Konağın kitabesi 1495 tarihini taşır; bugün bir üniversitenin kültür merkezi olarak kullanılır. Birkaç adım ötede Ali Münif Caddesi'ndeki Büyük Saat Kulesi yükselir. Kulenin çevresi, Kazancılar Çarşısı'yla birlikte kentin eski ticaret dokusunu en iyi koruyan yerdir.

Rotanın ikinci yarısı kuzeye, Tepebağ ve Kayalıbağ'daki geleneksel Adana evlerine çıkar. Bu evlerin restore edilmiş ikisinde, 2011'de açılan Adana Sinema Müzesi kentin sinemaya kazandırdığı yazar, oyuncu ve yönetmenleri anlatır. Son durak, Seyhan Caddesi üzerinde nehre bakan sıra konakların kuzeybatısındaki Atatürk Evi Müzesi'dir. Atatürk'ün 15 Mart 1923 ziyaretinde konakladığı bu yapı, geleneksel Adana evinin tescilli bir örneğidir ve iki katlı plan düzenini içeriden görmenizi sağlar.

Sıra bilerek böyle kuruldu. Köprü kentin en eski katmanını ve nehirle ilişkisini gösterir, konak ile saat kulesi beylik ve Osmanlı dönemlerini, Tepebağ evleri ise on dokuzuncu ve yirminci yüzyılın konut mimarisini. Böylece yürüdükçe zamanda da ilerlersiniz. Rota sonunda yeniden nehrin kıyısına döner; Atatürk Evi'nden Taşköprü'ye nehir boyunca kısa bir yürüyüşle geri inebilirsiniz.

Toplam yürüyüş kısadır ama yaz aylarında Adana'nın sıcağı ve nemi ciddi bir yorgunluk yaratır. Şapka, su ve rahat ayakkabı alın; dar ve çıkmaz sokakları olan Tepebağ'da yokuşlar olduğunu hesaba katın. Ali Münif Caddesi trafiğe açık ve kalabalık bir caddedir, saat kulesinin çevresinde karşıdan karşıya geçerken dikkatli olun. Ramazanoğlu Konağı etkinliklere ev sahipliği yaptığı için içine girilip girilemediğini önceden öğrenin. Müzelerin ziyaret günlerini ve saatlerini rakamla burada vermiyoruz; güncel bilgiyi resmi sitelerinden kontrol edin.

Süre: 4-5 saat. En iyi zaman: Adana yazın çok sıcak olduğu için yürüyüşü ilkbahar ya da sonbaharda, sabah erken saatlerde başlatın; müzelerin kapalı olduğu günü ve güncel ziyaret saatlerini yola çıkmadan resmi sitelerinden kontrol edin.. Ulaşım: Taşköprü kent merkezindedir ve oraya dolmuş, halk otobüsü, belediye otobüsleri ya da metroyla gelinir; güncel hat bilgisini Adana Büyükşehir Belediyesi'nden kontrol edin. Duraklar arası yürüme mesafesidir, rota boyunca araç gerekmez.

Kaynaklar

Seyhan, Adana
Rotalar
5 Durak
Mekanlarda ~3 sa 55 dk
Yürüyüş ~1,2 km · 20 dk
Toplam ~4 sa 15 dk
19 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Taşköprü

Taşköprü

~45 dk burada
Seyhan Nehri üzeri, Seyhan / Adana

Taşköprü'ye Seyhan yakasından, köprünün batı ucundan yaklaşın ve önce yaya yolunu yürümeden kıyıda biraz durun. Köprü bugün araç trafiğine kapalıdır; 2000'lerin ortasındaki onarımdan sonra yalnızca yayalara bırakılmıştır ve üzerinde rahatça yürüyebilirsiniz. Önce boyutunu kavramak için karşı yakaya, Yüreğir tarafına kadar yürüyün; köprünün uzunluğu kaynaklarda üç yüz metreyi biraz aşan bir değerle verilir. Yürürken ayağınızın altındaki parke taşlara dikkat edin. İngilizce Vikipedi bu taş döşemenin 1899 ile 1908 arasında Adana Valisi Süleyman Bahri Paşa döneminde yapıldığını yazar ve türkülere konu olduğunu ekler.

Köprünün ortasına geldiğinizde yolun iki yandan biraz yükseldiğini fark edeceksiniz. Kültür Portalı köprünün ortasının yanlardan yaklaşık iki buçuk metre daha yüksek olduğunu belirtir. Bu noktada durup nehrin akış yönüne, güneye bakın; bugün köprünün geniş görünmesinin sebebi sonradan yapılan genişletmedir. Kaynaklara göre yol başlangıçta çok daha dardı ve yirminci yüzyılın başında genişletildi, bu sırada akış aşağı yöndeki yüze yeni kemerler eklendi.

Ardından kıyıya inip köprünün ayaklarına aşağıdan bakın. Akıntıya karşı duran yüzlerde basamaklı ve üçgen sel yaranlar görülür; İngilizce Vikipedi bugünkü düzgün üçgen biçimin Osmanlı onarımlarından birinden geldiğini yazar. Doğu ayaklarının akış aşağı yüzünde ise kaba yontulmuş taş tekniği izlenebilir ve köprünün doğu kesimi özgün yapımın izlerini en çok taşıyan bölümdür. Kemerlerin hepsinin ölçüsü birbirinden farklıdır; bu, köprünün yüzyıllar içinde defalarca onarılmasının sonucudur. On birinci kemerin kuzey yüzünde bir aslan kabartması bulunduğu da kaynaklarda yer alır, dürbün ya da yakınlaştırmalı bir objektifle aramaya değer.

Köprünün kim tarafından yapıldığı konusunda kaynaklar tek bir ad vermez. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, müzedeki kitabeye dayanarak Auxentios adlı bir mimardan söz eder; İngilizce Vikipedi ise aynı yazıtın tam okumasının köprüyle değil su kemeriyle ilgili olabileceğini not eder. Gezgin Victor Langlois köprüyü İmparator Hadrianus'a bağlamıştı ve Bizans tarihçisi Prokopios, I. Justinianus'un ayakları yeniden ördürdüğünü anlatır. Emevi, Abbasi ve Osmanlı dönemlerinde de onarımlar yapıldığı için köprüyü tek bir tarihe bağlamak yerine katmanlı bir yapı olarak okumak daha doğrudur.

Fotoğraf için en iyi ışık sabah erken saatte, güneş doğudan köprünün yüzüne vururken yakalanır. Köprünün tamamını tek karede görmek için kıyı yürüyüş yolundan biraz uzaklaşmanız gerekir. Gün batımında ise kemerlerin suya düşen yansıması daha belirgindir. Kıyıdaki banklarda oturup nehri izlemek bu durağın en sakin anıdır. Hazır olduğunuzda Seyhan yakasına geri dönün ve batıya, eski çarşı bölgesine doğru yürüyerek Ramazanoğlu Konağı'na geçin.

Kaynak: Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Taşköprü; Kültür Portalı, Taş Köprü; Wikipedia, Taşköprü (Adana).

Taşköprü, Seyhan Nehri'nin iki yakasını Adana kent merkezinde birleştiren Roma dönemi köprüsüdür ve kentin en tanınmış simgesi kabul edilir. Batı ucu Seyhan ilçesinde, doğu ucu ise Karşıyaka yönünden Yüreğir ilçesindedir. Köprünün büyük olasılıkla MS 2. yüzyılın ilk yarısında yapıldığı düşünülür. Antik çağda bu geçit, Akdeniz kıyısından Anadolu içlerine ve İran'a uzanan ticaret yolunun önemli bir halkasıydı. Köprünün kurucusu konusunda kaynaklar tek bir isimde birleşmez. 1852 ile 1853 arasında Adana'ya gelen gezgin Victor Langlois yapıyı İmparator Hadrianus'a bağlar ve onun adını taşıyan bir yazıtın kendi ziyaretinden yaklaşık yirmi yıl öncesine kadar köprüde durduğunu aktarır. Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ise Adana Müzesi'ndeki bir kitabeye dayanarak yapıyı Auxentios adlı bir mimara bağlar ve yaşını yaklaşık 1700 yıl olarak verir. İngilizce Vikipedi bu Yunanca kitabenin tam okunduğunda köprüden çok, su çarklarını besleyen bir su kemeriyle ilgili olabileceğini belirtir. Bu yüzden köprü için en güvenli ifade, Roma döneminde kurulup sonraki yüzyıllarda defalarca elden geçmiş bir yapı olmasıdır. Bizans tarihçisi Prokopios, İmparator I. Iustinianos'un 6. yüzyılda nehri geçici olarak başka bir yatağa aktarıp suyun aşındırdığı ayakları yeniden ördürdüğünü yazar. TDV İslam Ansiklopedisi de köprünün Iustinianos döneminde muhtemelen aynı yerde yirmi bir gözlü olarak yeniden yapıldığını belirtir. Kültür Portalı'na göre köprü Abbasi halifesi Harun Reşid döneminde eklerle Adana Kalesi'ne bağlanmış, oğlu Memun zamanında da onarılmıştır. Osmanlı döneminde III. Ahmed, Kel Hasan Paşa ve Adana Valisi Ziya Paşa zamanlarında bakım gördüğü kaydedilir ve bu son onarımların yazıtları günümüze ulaşmıştır. Köprünün ölçüleri kaynaklarda küçük farklarla verilir. TDV İslam Ansiklopedisi ve Vikipedi uzunluğu 310 metre olarak yazarken il müdürlüğü 319 metre, Kültür Portalı ise yaklaşık 300 metre der. Genişliği kaldırımlarla birlikte 11,4 metre kadardır ve yüksekliği 13 metreye yaklaşır. Köprü aslen yirmi bir gözlüdür, ancak nehir kıyılarının düzenlenmesi sırasında uçlardaki gözlerin bir kısmı toprak altında kaldığı için bugün on dört kemer görülür. Kültür Portalı'na göre köprünün ortası iki ucundan yaklaşık 2,5 metre daha yüksektir ve bu hafif kambur, kemerleri karşı kıyıdan seyrederken belirgin biçimde fark edilir. Yapımda tüf, mermer ve eski yapılardan devşirilmiş taşlar kullanılmıştır. Özellikle doğu kesimdeki ayaklar ilk inşanın izlerini en iyi taşıyan bölümdür. Ayakların akıntıya bakan yüzlerinde basamaklı sel yaranlar ve temeller görülür; bunlar Roma köprülerine özgü bir ayrıntıdır. Bugünkü üçgen sel yaranların Osmanlı onarımlarından birinde yenilendiği düşünülür. On birinci kemerin kuzey yüzünde bir aslan kabartması bulunur, ayrıca köprünün çeşitli yerlerinde ay yıldız işlemeleri dikkati çeker. Köprünün kaldırım taşları türkülere konu olmuştur ve bu taş döşemenin 1899 ile 1908 arasında görev yapan Vali Süleyman Bahri Paşa döneminde yapıldığı aktarılır. 19. yüzyılın ortasında Çukurova'da pamuk tarımı yayılınca, bahar aylarında tarla işi arayan mevsimlik işçiler haftada bir köprünün üstünde toplanırdı. Kalabalık o kadar büyüktü ki kaynaklara göre Adanalılar o günlerde karşıya geçmekte zorlanıyordu. Köprü 2006 ile 2007 arasında kapsamlı bir onarımdan geçti ve ardından motorlu taşıt trafiğine kapatıldı. O tarihten beri yalnızca yayalara açıktır ve zaman zaman kültürel etkinliklere sahne olur. Yürüyüşe en uygun yön, Seyhan yakasındaki kıyı yolundan başlayıp köprünün üstünden doğu yakasına geçmek ve aynı yoldan geri dönmektir. Kemerlerin sudaki yansımasını görmek için köprünün üstünde değil, iki yakadaki kıyı yürüyüş yollarında durun. Gün batımında güneş batı yakasının arkasına indiğinde taşlar sıcak bir renge bürünür ve fotoğraf için en iyi saatler başlar. Köprüye kent merkezinden toplu taşımayla ve yürüyerek kolayca ulaşılır; Büyük Saat ve Ramazanoğlu Konağı yürüme mesafesindedir. Köprünün Seyhan yakasına yakın bir noktada Merkez Park başlar ve nehir boyunca uzanan yeşil alan yürüyüşü uzatmak isteyenlere uygun bir devam yolu sunar. Yaz aylarında Adana sıcağı öğle saatlerinde çok bunaltıcı olabileceği için sabah erken ya da akşamüstü gelmek daha rahattır.
2
Ramazanoğlu Konağı

Ramazanoğlu Konağı

~40 dk burada
Kızılay Caddesi, Ulucami Külliyesi yanı, Seyhan / Adana

Ramazanoğlu Konağı, Kızılay Caddesi'nde, Ulu Cami külliyesinin içinde durur; caddeden içeri girdiğinizde konağı caminin güneydoğusunda bulursunuz. İçeri girmeden önce yapının dışını iyice inceleyin. Alt kat kesme taştan, üst katlar tuğladan örülmüştür ve bu iki malzemenin birleştiği çizgi cephede açıkça okunur. Dikdörtgen planlı yapının boyutları Vikipedi'de on altıya on buçuk metre olarak verilir; gösterişsiz görünümü beyliğin ölçülü yapı anlayışını yansıtır.

Güney kapısına yaklaşın, çünkü konağın bilinen tarihi oradaki yazıttan gelir. Yazıta göre haremlik kısmı Hicri 900 yılının Şaban ayında, yani Nisan 1495'te Ramazanoğlu Halil Bey tarafından tamamlanmıştır. Ancak kaynaklar bu tarihin bütün yapıyı kapsamadığını vurgular. KÜRE Ansiklopedi binanın aslen 1360 ile 1400 arasında yapıldığını ve 1495 kitabesinin bir onarıma işaret ettiğini yazar. Konağın eski yöneticisinin Hürriyet Daily News'e verdiği bilgi de yapımın on dördüncü yüzyılın ikinci yarısına uzandığı yönündedir. Bu yüzden konağı Anadolu'da ayakta kalan en eski sivil yapılardan biri olarak düşünebilirsiniz.

Konak bugün Çukurova Üniversitesi'nin kültür merkezi olarak kullanılır ve konferans, toplantı ve konserlere ev sahipliği yapar. İçeri girebiliyorsanız zemin kattaki taşlık bölümden başlayın; merdivenler buradan üst katlara çıkar. Ardından kuzey kesimdeki tonozlu odalara bakın, kaynaklar bu bölümün selamlık olarak kullanıldığını düşünür. Asma katta mutfak ve iki oda, üst katta ise geniş bir oda ile bir yıkanma bölümü bulunur. Hürriyet Daily News, üst katta bir hamam bulunmasının eski yapılarda nadir görülen bir özellik olduğunu aktarır.

Konağın tarihindeki konukları da hayal ederek gezin. Kaynaklara göre Yavuz Sultan Selim Mısır seferi sırasında burada kalmış, Kanuni Sultan Süleyman da 1535'te Adana'ya geldiğinde Ramazanoğlu Piri Bey'in konuğu olmuştur. KÜRE Ansiklopedi, şair ve vali Ziya Paşa'nın valiliği sırasında giriş katındaki salonu kabul salonu olarak kullandığını da yazar. 1998 Adana Ceyhan depreminde hasar gören yapı daha sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmış ve 2009'da kültür merkezi olarak açılmıştır.

Konak etkinlik takvimine göre kapalı olabilir, bu nedenle içeri girmeyi planlıyorsanız güncel durumu önceden öğrenin. Kapalıysa avludan ve dış cepheden de yapının karakterini görebilirsiniz. Fotoğraf çekerken taş ve tuğla örgünün birleştiği köşeyi seçin, bu ayrıntı yapının en tanınan görüntüsüdür. Buradan çıktığınızda Ali Münif Caddesi'ne doğru yürüyün; Büyük Saat Kulesi birkaç dakikalık mesafededir.

Kaynak: Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Ramazanoğlu Konağı; KÜRE Ansiklopedi, Ramazanoğlu Konağı; Hürriyet Daily News.

Ramazanoğlu Konağı, Adana'nın tarihi merkezinde Ulu Cami'nin güneydoğusunda duran ve Ramazanoğulları Beyliği'nin sarayından günümüze ulaşan bir yapıdır. Ramazanoğulları, 14. yüzyılın sonlarından 17. yüzyıla kadar Çukurova'yı yöneten bir Türkmen beyliğiydi. Konak bugün Türkiye'de ayakta kalan en eski konak örneklerinden biri olarak anılır. 2009'dan beri Çukurova Üniversitesi tarafından halka açık bir kültür merkezi olarak kullanılmaktadır. Yapının tarihi konusunda kaynaklar iki ayrı görüş taşır. Güney kapısındaki kitabeye göre yapı Hicri 900 yılının Şaban ayında, yani 1495 baharında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından tamamlanmıştır. Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve TDV İslam Ansiklopedisi bu tarihi yapım tarihi olarak verir. Çukurova Üniversitesi'nden mimarlık tarihçisi Gözde Ramazanoğlu ise binanın 1360 ile 1400 arasında yapıldığını ve 1495 tarihli kitabenin bir onarıma işaret ettiğini belirtir. Vikipedi de 1495'te tamamlanan bölümün kuzeyde daha önce yapılmış başka bir yapıya eklendiğini yazar. Sarayın iki ana bölümü vardı: ailenin yaşadığı haremlik ve devlet işlerinin yürütüldüğü selamlık. TDV İslam Ansiklopedisi bugün ayakta duran üç katlı yapıyı sarayın harem dairesi olarak kabul eder ve kuzeyindeki, Tuz Hanı diye de anılan 1497 tarihli yapının muhtemelen selamlık dairesi olduğunu söyler. Çukurova Üniversitesi'nin yayınlarında ise ayakta kalan kısım sarayın selamlık bölümü, yani yönetim merkezi olarak tanımlanır. Bu iki yorum, sarayın birbirine bitişik bölümlerden oluşan karmaşık bir yapı topluluğu olduğunu gösterir. Konak dikdörtgen planlıdır ve yaklaşık 16 metreye 10,5 metre ölçülerindedir. Alt katı kesme taştan, üst katları tuğladan örülmüştür ve dışarıdan bakıldığında sade, hatta mütevazı bir görünüm verir. Bina zemin kat, asma kat ve üst kattan oluşur; zemin katın doğu ucunda bir avlu yer alır. Asma katta bir mutfak ve iki oda bulunur, üst katta ise geniş bir oda ve küçük bir yıkanma bölümü vardır. Üst katta bir yıkanma yerinin bulunması, eski yapılarda nadir görülen bir ayrıntı olarak öne çıkarılır. Konak, mimari açıdan Mısır'daki Memluk konaklarına benzetilir. Taş ve tuğlanın almaşık olarak kullanıldığı cephe, Adana'nın güneyden gelen Memluk etkisiyle Anadolu yapı geleneğinin kesiştiği bir noktada durduğunu hatırlatır. Yapı, Piri Paşa Vakfiyesi'nde bahçe içinde kışlık ve yazlık olarak tasarlanmış yüksek ve büyük bir bina olarak tarif edilir. İç mekanlarda süsleme neredeyse yoktur ve bu sadelik yapının en belirgin karakteridir. Konak, Osmanlı döneminde Adana'ya gelen sultanları ağırladı. Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sırasında, IV. Murad'ın da Bağdat seferine giderken burada konakladığı aktarılır. Kanuni Sultan Süleyman 1535'te Adana'ya geldiğinde Ramazanoğlu Piri Bey'in misafiri olarak bu yapıda kalmıştır. Şair ve Adana Valisi Ziya Paşa, 1878 ile 1880 arasındaki valiliği döneminde giriş katındaki salonu kabul salonu olarak kullanmıştır. Konak 1983'te kapsamlı bir onarım geçirdi, 1998 Adana Ceyhan depreminde hasar gördükten sonra da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edildi. Bugün mazbut vakıf statüsündedir ve Vakıflar Adana Bölge Müdürlüğü'ne bağlıdır. Kültür merkezi olarak konferanslara, toplantılara ve konserlere ev sahipliği yapar. Ziyaretinizi bir konferans ya da konser gününe denk getirirseniz yapıyı kullanılırken de görebilirsiniz. Konağa kent merkezinden toplu taşımayla ulaşılır; Ulu Cami çevresindedir ve Büyük Saat'ten birkaç dakikalık yürüyüşle varılır. Önce dış cepheye sokak boyunca bakarak taş ve tuğla örgünün katlar arasındaki geçişini izleyin, sonra içeride odaları katlara göre dolaşın. Yakındaki Ulu Cami ve çevresindeki tarihi yapılar Ramazanoğulları döneminin kent dokusunu tamamlar. Ziyaret günleri ve saatleri etkinlik takvimine göre değişebileceği için gitmeden önce güncel bilgiyi kontrol edin.
3
Büyük Saat Kulesi

Büyük Saat Kulesi

~40 dk burada
Ali Münif Caddesi, Seyhan / Adana

Büyük Saat Kulesi, Ali Münif Caddesi'nin ortasında yükselir ve konaktan oraya birkaç dakikada yürürsünüz. Kuleye ilk bakışı caddenin biraz uzağından yapın; kare prizma biçimindeki gövdenin tamamı ancak oradan görünür. Kaynaklar kulenin yüksekliğini otuz iki metre olarak verir ve döneminde Osmanlı topraklarındaki saat kulelerinin en yükseği olduğunu, ikinci sırada İstanbul'daki Dolmabahçe Saat Kulesi'nin geldiğini yazar. Yaklaştıkça örgüye bakın; kule, örülmesi zor küçük kesme taş tuğlalarla inşa edilmiştir.

Kulenin yapım tarihi kaynaklarda farklı anlatılır, bu yüzden ikisini birlikte bilin. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Kültür Portalı yapıma 1881'de Vali Ziya Paşa döneminde başlandığını ve kulenin 1882'de Vali Abidin Paşa döneminde tamamlandığını yazar. İngilizce Vikipedi ise yapımın 1879'da başladığını aktarır ve kulenin tasarımında Krikor Ağa Bezdikyan ile Kaspar Ağa'nın adını verir; Kültür Envanteri de bu iki ustanın adını anar. Belediye başkanı Hacı Yunus'un inşaata önemli katkısı olduğu da iki kaynakta geçer.

KÜRE Ansiklopedi kuleye önce Saathane dendiğini, kentin işlek meydanındaki kumbara biçimli Küçüksaat'ten ayırmak için Büyük Saat adının yerleştiğini yazar. Kulenin dört yüzünde saat vardır ve bugünkü mekanizmanın 1925'te Almanya'dan getirildiği kaydedilir. Aynı kaynak kulenin genişliğini sekiz metre olarak verir ve ilerleyen yıllarda kuleye anten ile alarm düdüğü gibi eklemeler yapıldığını yazar. Kulenin üst kısmına bakarken bu sonraki eklemeleri özgün gövdeden ayırmaya çalışın. Kaynaklara göre her saat başı çalan çan kentin büyük bölümünden duyulurdu ve resmi dairelerin mesai saatleri bu kuleye göre ayarlanırdı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü kulenin 1998 Adana depreminde ayakta kalacak kadar sağlam yapıldığını vurgular.

Kulenin çevresi gezinin asıl tadını verir. KÜRE Ansiklopedi, 2013'te başlayan sokak sağlıklaştırma çalışmasıyla Ali Münif Caddesi'ndeki dükkan cephelerinin tek bir düzene getirildiğini yazar. Buradan Kazancılar Çarşısı'na sapın; Kültür Envanteri çarşının Adana Arastası ve Ramazanoğlu Çarşısı adlarıyla da bilindiğini ve on altıncı yüzyıldan kaldığını kaydeder. Çarşıda bakır işçiliğinin, yöresel ürünlerin ve şekerlemelerin satıldığı dükkanlar arasında dolaşabilirsiniz, ama dükkan seçimi size kalmış. Akşam saatlerinde aydınlatılan kule ve cadde ayrı bir görüntü sunar.

Kulenin dibinde geniş bir yaya alanı yoktur ve cadde trafiğe açıktır; fotoğraf çekerken kaldırımda kalın ve karşıya geçerken dikkatli olun. En iyi kareyi caddenin kuleye dik açıyla bakan bir köşesinden alırsınız. Kısa bir mola için çarşının gölgeli kesimleri yaz sıcağında rahatlatır. Buradan kuzeye, Tepebağ yönüne yürüyün; Seyhan Caddesi'ne çıkıp Kayalıbağ'daki Adana Sinema Müzesi'ne varırsınız.

Kaynak: Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Büyük Saat Kulesi; KÜRE Ansiklopedi, Adana Büyük Saat Kulesi; Kültür Envanteri, Kazancılar Çarşısı.

Büyük Saat Kulesi, Adana'nın eski çarşı bölgesinde Ali Münif Caddesi üzerinde yükselen tarihi saat kulesidir. Kent halkı onu kısaca Büyüksaat diye anar ve Taşköprü ile birlikte Adana'nın en bilinen iki simgesinden biri sayar. Kule 32 metre yüksekliğindedir ve kaynaklar onu Türkiye'nin en uzun saat kulesi olarak tanıtır. Kültür Portalı'na göre yapıldığı dönemde Osmanlı kentlerindeki saat kuleleri arasında en yükseği buydu, ikinci sırada ise İstanbul'daki Dolmabahçe Saat Kulesi geliyordu. Kulenin yapım tarihi kaynaklarda iki farklı biçimde anlatılır. Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynakları inşaatın 1881'de Vali Ziya Paşa döneminde başladığını ve 1882'de Vali Abidin Paşa döneminde tamamlandığını yazar. İngilizce Vikipedi ise başlangıcı 1879'a koyar ve yapımı belediye başkanı Kirkor Bezdikyan'a bağlar. Kültür Envanteri yapının Krikor Ağa Bızdikyan ve Kaspar Ağa Avakyan tarafından yapıldığını, Belediye Başkanı Hacı Yunus'un da inşaata önemli katkı verdiğini kaydeder. Kaynakların birleştiği nokta, kulenin 1882'de Abidin Paşa döneminde bitirildiğidir. TDV İslam Ansiklopedisi de Saat Kulesi'ni 1882'de Adana Valisi Abidin Paşa tarafından inşa ettirilmiş bir yapı olarak anar. Kule kare prizma biçiminde yükselir ve dört yüzünde de saat kadranı bulunur. Dış yüzü kesme taştandır, gövde ise örülmesi zahmetli küçük taş tuğlalarla yapılmıştır. Temelinin 35 metre derinliğe indiği anlatılır, ancak kaynaklar bunu bir rivayet olarak aktarır. Sağlam yapısı sayesinde kule 1998 Adana depreminden sonra da ayakta kalmıştır. Kule ilk başlarda Saathane diye anılmış, kentin işlek bir meydanındaki kumbara biçimli Küçüksaat'ten ayırt edilmek için zamanla Büyük Saat adını almıştır. Kulenin saati de kendi hikayesini taşır. Bakımını yapan saat ustasının aktarımına göre ilk mekanizma Kurtuluş Savaşı yıllarında tahrip olmuş ve 1925'te Almanya'dan getirilen yeni bir mekanizmayla değiştirilmiştir. Saat vurmalı bir mekanizmaya sahip olduğu için her hafta ayarlanması ve bakımı gerekir. Kuleye yapıldığı yıllarda her saat başı kentin büyük bölümünden duyulan güçlü bir çan sesi eklenmişti ve günlük işler bu sese göre düzenlenirdi. Kulenin çanında, Adana adını da içeren Fransızca bir firma yazısı bulunduğu aktarılır. İngilizce Vikipedi, bir zamanlar kulenin temelinden çıkan suyun şifalı olduğuna dair söylentiler dolaştığını da kaydeder. Çan bölümüne yüzü aşkın basamaklı bir merdivenle çıkılır, ancak kulenin içi ziyaretçilere düzenli olarak açık değildir. Kule, 19. yüzyılın son çeyreğinde pamuk ticaretiyle büyüyen Adana'nın modernleşme simgesi olarak görülür. Çevresindeki eski çarşı dokusu bu dönemin ticari canlılığını hala hissettirir. Hemen yakındaki Kazancılar Çarşısı ve Ali Münif Caddesi boyunca uzanan dükkanlar, kentin geleneksel esnaf yaşamının sürdüğü sokaklardır. 2013 yılında başlayıp 2014'te biten restorasyon ve sokak sağlıklaştırma çalışmasıyla caddedeki dükkan cepheleri tek bir düzene kavuşturulmuştur. Akşamları uygulanan aydınlatma kuleyi gece de uzaktan seçilir kılar. Kuleye en iyi bakış, caddenin iki ucundan ve kulenin dibindeki küçük meydandan yakalanır. Gövdenin tamamını tek karede görmek için birkaç adım geri çekilip yukarı doğru çekim yapın; öğleden sonra ışığı taş yüzeyi sıcak bir sarıya boyar. Kule bir yürüyüş rotasının doğal buluşma noktasıdır, çünkü Ramazanoğlu Konağı, Taşköprü, Adana Sinema Müzesi ve Atatürk Evi Müzesi buradan yürüyerek gezilebilir. Kule çevresi aynı zamanda kentin eski kebap ve şekerleme esnafının toplandığı bir bölgedir, bu yüzden yürüyüşe bir mola eklemek kolaydır. Kuleye kent merkezinden dolmuş, halk otobüsü, belediye otobüsü ve metroyla ulaşılabilir. Çevre trafiğin yoğun olduğu bir çarşı bölgesi olduğundan araçla gelmek yerine toplu taşıma ya da yürüyüş daha rahattır. Kule dışarıdan her saatte görülebilir; çan katına çıkış ancak özel izinle mümkün olduğu için bu konuda güncel bilgiyi ilgili kurumlardan öğrenin.
4
Adana Sinema Müzesi

Adana Sinema Müzesi

~1 sa burada
Kayalıbağ Mahallesi, Seyhan Caddesi ile 26025 Sokak kesişimi, Seyhan / Adana

Adana Sinema Müzesi, Kayalıbağ Mahallesi'nde, Seyhan Caddesi ile 26025 Sokak'ın köşesinde, Seyhan Nehri'nin batı kıyısındadır. Müzeye varmadan önce çevredeki sokaklarda biraz dolaşın, çünkü burası Tepebağ Höyüğü'nün üstünde ve eteklerinde kurulmuş eski Adana evlerinin bölgesidir. İngilizce Vikipedi bu evlerin çoğunun iki ya da üç katlı olduğunu, kalın duvarlı ve az pencereli zemin katların üstünde sıra pencereli ve çıkmalı üst katlar taşıdığını yazar. Belediyenin rehberi ise evlerin çoğunun on sekizinci yüzyılda yapıldığını belirtir; kaynaklar bu konuda farklı tarihler verdiği için evleri genel olarak eski kentin konut dokusu olarak okumak yeterlidir. Belediye rehberi höyükte kazı çalışmalarının sürdüğünü de not eder.

Müze binası nehir kıyısına bitişik düzende yapılmış sıra konakların iki parselinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. KÜRE Ansiklopedi restorasyonu Adana Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığını ve müzenin 23 Eylül 2011'de açıldığını yazar. Türkçe Vikipedi müzeyi Türkiye'nin ikinci sinema müzesi olarak tanıtır. İçeri girdiğinizde önce zemin kattaki afişlere bakın. Burada sergilenen her afişte yönetmen, oyuncu ya da senarist olarak en az bir Adanalı adı bulunur; afişleri gezerken o adı aramak küçük ve keyifli bir oyuna dönüşür.

Üst kata çıktığınızda odaların konularına göre ayrıldığını göreceksiniz. Kaynaklar Nostalji Odası, Adana Sanatçıları Odası, Yeni Kuşak Sanatçılar Odası, Adana Yapımcıları Odası, Mehmet Baltacı Koleksiyonu Odası ve Altın Koza Odası gibi bölümleri sayar. Bir oda yalnızca oyuncu ve yönetmen Yılmaz Güney'in fotoğraflarına, eşyalarına ve film afişlerine ayrılmıştır. Ressam ve sinemacı Abidin Dino ile romanları pek çok filme uyarlanan Yaşar Kemal ve Orhan Kemal de müzede yer alır. Odalarda Şener Şen ve babası Ali Şen gibi kentle bağı olan oyuncuların fotoğrafları da bulunur.

Altın Koza Odası'na özellikle zaman ayırın. Burada Adana Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği Altın Koza Film Festivali'nin geçmişi anlatılır; İngilizce Vikipedi festivalin 1969'da kurulduğunu yazar. Müzedeki balmumu heykeller Jale Kuşan ve Tülay Aktaş tarafından yapılmıştır. Sinema tarihine ilgi duyuyorsanız kütüphaneye de bakın. Sinema tarihçisi Alberto Modiano'nun bağışladığı yaklaşık 3.500 kitaptan oluşan koleksiyonun en eskisi 1891 tarihlidir.

Türkçe Vikipedi müzede engellilere uygun giriş, refakat hizmeti, sesli betimleme ve hissedilebilir yüzey bulunduğunu belirtir; bu bilgi ziyareti planlamanıza yardımcı olabilir. Ziyaret günlerini ve saatlerini gitmeden önce belediyenin güncel duyurularından kontrol edin. Müzeden çıktığınızda Seyhan Caddesi boyunca kısa bir yürüyüşle Atatürk Evi Müzesi'ne geçebilirsiniz; yol üzerinde nehre bakan sıra konakların cephelerini izleyin.

Kaynak: KÜRE Ansiklopedi, Adana Sinema Müzesi; Adana Büyükşehir Belediyesi, Adana'da Gezilecek 100 Yer; Vikipedi, Adana Sinema Müzesi.

Adana Sinema Müzesi, Seyhan ilçesinin Kayalıbağ Mahallesi'nde, Seyhan Caddesi ile 26025 Sokak'ın kesiştiği köşede bulunan bir sinema müzesidir. Müze 23 Eylül 2011'de açıldı ve Türkiye'nin ikinci sinema müzesi olarak anılır. Amacı Adanalı yönetmenleri, oyuncuları, yapımcıları ve eserleri filme konu olmuş Adanalı yazarları tanıtmaktır. Böylece müze tek bir kişinin değil, bir kentin sinemayla kurduğu uzun ilişkinin hikayesini anlatır. Müze binası da en az koleksiyonu kadar ilgi çekicidir. Yapı, Seyhan Nehri'nin batı kıyısındaki eski kent merkezinde bitişik düzende yapılmış sıra konakların altıncı ve yedinci parsellerinin restore edilmesiyle oluşturuldu. İki tarihi evin birleştirildiği iki katlı bina, geçirdiği onarımlara rağmen özgün mimari özelliklerini korur. Restorasyon Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütüldü. Müzenin bulunduğu bölge, belediyenin rehberine göre çoğu 18. yüzyılda yapılmış eski Adana evlerinin toplandığı Tepebağ çevresindedir. Zemin kat sinema afişlerine ayrılmıştır. Burada sergilenen her afişte yönetmen, oyuncu ya da senarist gibi en az bir ismin Adanalı olması müzenin seçim ölçütüdür. Bu kural afiş duvarlarını gezerken küçük bir oyuna dönüşür; her afişte Adana ile bağı olan ismi aramak ziyareti canlandırır. Belediyenin rehberi müzeyi, restore edilerek turizme açılan Tepebağ evlerinin en önemlileri arasında sayar. Afişler arasında 1940'lardan başlayan bir dönemin eserleri ve hala izlenen Yeşilçam filmlerinden kesitler bulunur. Üst kattaki odalar konularına göre ayrılmıştır. Müzede Nostalji Odası, Yılmaz Güney Odası, Mehmet Baltacı Koleksiyonu Odası, Gezi Odası, Yeni Kuşak Sanatçılar Odası, Adana Yapımcıları Odası, Altın Koza Odası ve Adana Sanatçıları Odası yer alır. Yılmaz Güney'e ayrılan odada sanatçının balmumu heykeli, filmlerinin afişleri, fotoğraflar ve film ekipmanı sergilenir. Ressam ve sinemacı Abidin Dino ile romanları pek çok filme kaynak olan Yaşar Kemal ve Orhan Kemal de müzede tanıtılan isimler arasındadır. Oyuncu Şener Şen ve babası Ali Şen, yönetmenler Şahin Kaygun ve Ali Özgentürk, yazar Muzaffer İzgü gibi Adana ile bağı olan başka sinema emekçileri de fotoğraf ve eşyalarıyla yer alır. Altın Koza Odası, Adana Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği Altın Koza Film Festivali'nin geçmişini anlatır. 1969'da kurulan festival kentin sinema kimliğinin en görünür parçasıdır ve müze bu birikimin bir tür arşivi işlevini görür. Müzedeki balmumu heykeller Jale Kuşan ve Tülay Aktaş tarafından yapılmıştır. Koleksiyonda film ekipmanları, oyunculara ait fotoğraflar, ödüller ve söyleşi metinleri de vardır. Müzenin bir de sinema kütüphanesi bulunur. Kütüphanede sinema tarihçisi Alberto Modiano'nun bağışladığı ve en eskisi 1891 tarihli olan 3.500 kitap yer alır. KarSeM'in yazısına göre müzede belirli dönemlerde özel film gösterimleri ve atölye çalışmaları da düzenlenir. Sinema tarihiyle ilgilenen ziyaretçiler için bu bölüm, sergi odalarından sonra uğranacak sakin bir duraktır. Vikipedi'ye göre müzede engelliler için uygun giriş, park alanı, refakat hizmeti, lavabo, sesli betimleme ve hissedilebilir yüzey bulunmaktadır. Gezintiye zemin kattaki afişlerle başlayıp merdivenle üst kata çıkmak ve odaları sırayla dolaşmak en rahat yoldur. Evin ahşap doğramalarına, tavanlarına ve oda düzenine bakarak eski bir Adana evinin içini de görmüş olursunuz. Dışarı çıktığınızda çevredeki restore edilmiş Tepebağ evleri arasında kısa bir yürüyüş yapmak müze ziyaretini güzel tamamlar. Müze nehrin batı yakasında, Taşköprü ve Atatürk Evi Müzesi'ne yürüme mesafesindedir ve kent merkezinden toplu taşımayla kolayca ulaşılır. Çevredeki dar sokaklarda araç park etmek zor olabileceği için yürüyerek gelmek daha rahattır. Açılış günleri ve saatleri değişebileceği için güncel bilgiyi Adana Büyükşehir Belediyesi'nden kontrol edin.
5
Adana Atatürk Evi Müzesi

Adana Atatürk Evi Müzesi

~50 dk burada
Seyhan Caddesi, Seyhan / Adana

Atatürk Evi Müzesi, Seyhan Caddesi üzerinde, nehre bakan sıra konakların kuzeybatısında durur. Binaya girmeden önce cephesine karşıdan bakın. Türkçe Vikipedi yapıyı iki katlı, çıkmalı, kırma çatılı ve taş duvarlı kagir bir ev olarak tanımlar ve on dokuzuncu yüzyılda yapılmış klasik Adana evlerine benzediğini yazar. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de binanın tescilli taşınmaz kültür varlığı olduğunu ve döneminin sivil mimarisini en iyi anlatan örneklerden biri sayıldığını belirtir.

Evin tarihini bilerek gezin. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre Atatürk ve eşi Latife Hanım, 15 Mart 1923'teki Adana ziyaretlerinde Ramazanoğlu ailesinden Suphi Bey'e ait bu konakta ağırlanmıştır; Türkçe Vikipedi aynı kişiyi Suphi Paşa olarak anar. Bina bir dernek tarafından kamulaştırılıp restore edilmiş ve 1981'de Müze Müdürlüğü'ne bağlı bir birim olarak açılmıştır. Her yıl 15 Mart'ta bu binada bir anma töreni yapılır, o gün ziyarete gidecekseniz kalabalığı hesaba katın.

İçeride ziyaretinizi katlara göre kurun. Alt katta çalışma odaları ve kütüphane yer alır; Türkçe Vikipedi kütüphanede bağışla toplanmış, Osmanlıca ve Türkçe yaklaşık iki bin kitap bulunduğunu yazar. Çalışma odasında Kurtuluş Savaşı döneminde ve sonrasında çıkan yerel gazeteler sergilenir. Üst kata çıkınca sofayı göreceksiniz; geleneksel Adana evinde yaşamın merkezi olan bu geniş hol, odaların açıldığı yerdir. Sofanın çevresinde yatak, basın, mücahitler, silah, yaver ve Kuvayi Milliye odaları gibi bölümler sıralanır.

Odaları gezerken eşyalardan çok evin plan düzenine dikkat edin. İngilizce Vikipedi, Tepebağ'daki geleneksel evlerde üst katların asıl yaşam alanı olduğunu ve odaların hollere açılacak biçimde yerleştirildiğini anlatır. Pencerelerden nehre ve sokağa bakın; bu konakların nehirden gelen serin rüzgarı alacak biçimde yerleştirildiği kaynaklarda yer alır. Yatak odasındaki pirinç karyola ve Maraş işi koltuklar gibi parçalar dönemin döşeme anlayışını gösterir. Müzede Atatürk'ün Adana ziyaretine ait fotoğraf ve belgelerin yanında etnografik eserler de sergilenir.

Müzenin ziyaret günlerini ve saatlerini gitmeden önce resmi sitesinden kontrol edin. Ziyaretten sonra rotayı tamamlamak için Seyhan Caddesi'nden nehre doğru inin. Nehir boyunca güneye yürüdüğünüzde birkaç yüz metre sonra yeniden Taşköprü'ye varırsınız. Akşamüstü saatlerinde köprüye dönerseniz günü, sabah başladığınız yerde, kemerlerin suya düşen yansımasını izleyerek kapatırsınız.

Kaynak: Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Atatürk Evi Müzesi; Kültür Portalı, Atatürk Evi Müzesi; Vikipedi, Adana Atatürk Evi Müzesi.

Adana Atatürk Evi Müzesi, Seyhan Caddesi üzerinde, nehrin batı yakasına yakın bir noktada duran iki katlı geleneksel bir Adana evidir. Mustafa Kemal Atatürk ve eşi Latife Hanım, 15 Mart 1923'te Adana'yı ziyaret ettiklerinde bu evde ağırlandılar. Bina o dönemde Ramazanoğulları ailesine mensup Suphi Paşa'ya aitti. Ev, 1981'de Atatürk'ün doğumunun yüzüncü yılı vesilesiyle müze müdürlüğüne bağlı bir birim olarak ziyarete açıldı. Müzeyi ziyaret etmenin en güçlü gerekçelerinden biri binanın kendisidir. Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yapıyı geleneksel Adana evlerinin tipik özelliklerini gösteren, dönemini en iyi anlatan sivil mimarlık örneklerinden biri olarak tanımlar. Ev 19. yüzyılda yapılmış klasik Adana evlerine benzer; iki katlı, çıkmalı ve kırma çatılıdır, duvarları ise taştan kagir olarak örülmüştür. Yapı Kültür Bakanlığı tarafından korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. Cephedeki dikey pencere dizisi, ahşap kepenkler ve geniş saçaklı çatı, eski Adana'nın sıcak iklimine uygun yaşam biçimini yansıtır. Bina, Atatürk Bilim ve Kültür Merkezi Müzesi Koruma ve Yaşatma Derneği tarafından halkın da katkısıyla kamulaştırıldı ve restore edildi. Her yıl 15 Mart'ta Atatürk'ün Adana'ya gelişinin yıl dönümü bu binada düzenlenen resmi törenle anılır. Müzede Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet'in ilk yıllarına ait bilgiler, belgeler ve fotoğraflar sergilenir. Bunların yanında yöreye ait etnografik eserler de evin odalarına yerleştirilmiştir. Evin alt katında iki oda vardır: çalışma odası ve kütüphane. Çalışma odasında Kurtuluş Savaşı döneminde ve sonrasında Adana'da çıkan Yeni Adana, Türk Sözü, Çukurova ve Dirlik gibi yerel gazeteler sergilenir. Kütüphanede bağış yoluyla toplanmış, Osmanlıca ve Türkçe yaklaşık iki bin kitap bulunur. Üst katın sofasında heykeltıraş Nevzat Duruak'ın yaptığı bir Atatürk heykeli karşılar. Sofaya açılan dokuz oda yatak, çalışma, basın, mücahitler, oturma, Hatay, silah, yaver ve Kuva-yi Milliye odaları olarak düzenlenmiştir. Odalarda dönemin ev eşyası ve belgeleri bir arada görülür. Yatak odasında pirinç karyolalı, sim işlemeli bir yatak ve Maraş işi koltuklar dikkati çeker. Basın odasında Yeni Adana gazetesinin ciltlenmiş Pozantı nüshaları vitrin içinde korunur. Oturma odasındaki ceviz sandalye, madeni mangal, yöresel kilim ve halılar eski bir Adana evinin gündelik dokusunu canlandırır. Silah odasında çeşitli tüfek ve tabancaların yanı sıra farklı yıllara ait madeni paralar ve Mustafa Kemal'in doğduğu evin bir maketi sergilenir. Mücahitler odasında Abdülgani Girici ve dönemin diğer mücahitlerinin fotoğrafları ile Atatürk'ün vefat saatine ayarlanmış bir saat yer alır. Yaver odasında pirinç karyola, ceviz kaplamalı bir elbise dolabı, madeni ibrik ve leğen gibi eşyalar dönemin oda düzenini gösterir. Kuva-yi Milliye odasında ise Milli Mücadele döneminde görev almış kişilerin büstleri bulunur. Gezintiye alt kattaki gazetelerle başlayıp merdivenle sofaya çıkmak, ardından odaları sofanın çevresinde dolaşarak görmek en doğal sıradır. Evin iç düzeni, sofa çevresinde sıralanan odalarıyla geleneksel Adana evlerinin plan şemasını anlamak için de iyi bir örnektir. Pencerelerden dışarı bakarak cadde ile evin ilişkisini, çıkmaların sokağa nasıl taştığını gözlemleyin. Müzenin ön bahçesi küçük ama ağaçlıdır ve cepheyi fotoğraflamak için en iyi yer bahçe parmaklıklarının önüdür. Müzeye kent merkezinden otobüs, belediye otobüsü ve taksiyle ulaşılabilir; Büyük Saat ve Taşköprü çevresinden yürümek de mümkündür. Adana Sinema Müzesi aynı caddenin yakınındaki Kayalıbağ Mahallesi'ndedir, bu yüzden iki müze tek bir yürüyüşte birleştirilebilir. Ziyaret günleri ve saatleri değişebileceği için gitmeden önce güncel bilgiyi Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün sitesinden kontrol edin.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirSeyhan, Adana
TürRotalar
Durak5
Tarih19 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat