Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
İpek Kervanlarının İzinde Bursa Hanları ve Çarşısı
Kültürel5 Durak

İpek Kervanlarının İzinde Bursa Hanları ve Çarşısı

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Bursa'nın zenginliği büyük ölçüde yoldan geldi. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre Tebriz'den gelen kervanlar Gilan, Esterabad ve Sari'nin değerli ipeklerini bu şehre taşır, Cenevizli, Venedikli ve Floransalı tüccarlar aynı ipeği almak için birbiriyle yarışırdı. Aynı kaynak, Medici ailesinin Bursa'daki temsilcisi Maringhi'nin 1501'de bir yük ipeğin 70-80 duka kar getirdiğini yazdığını aktarır. Bu rota, o ticaretin şehirde bıraktığı yapıları, parayı kazanan tüccarın köprüsünden değerli malların saklandığı bedestene kadar izliyor. Bu yapılar yalnızca dükkan değil, bir ticaret düzeninin kurumlarıydı: tüccarın konakladığı ve malını depoladığı han, değerli malın güvenle saklandığı bedesten, gelirini bir vakfa aktaran dükkanlar. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre ipek tüccarlarından gümrük alan ipek emininin makamı bile Koza Han'ın içindeydi.

Rota doğudan batıya yürünür; hanlara vardığınızda her durakta zamanda biraz daha geriye gidersiniz. Gökdere vadisinin üzerindeki Irgandı Köprüsü ile başlar; köprüyü 1442'de, Azerbaycan'dan aldığı ipeği İtalyan tüccarlara satarak servet yapan Hoca Muslihiddin yaptırdı. Oradan Heykel'e yürüyüp Bursa Kent Müzesi'nde şehrin ticaret ve zanaat hafızasına bakarsınız; bodrum kattaki el sanatları çarşısında ipeğe ayrılmış ayrı bir bölüm vardır. Sonra hanlara girersiniz: 1491'de açılan Koza Han, Yıldırım Bayezid'in 14. yüzyılın sonunda yaptırdığı Bedesten ve Orhan Bey'in Bursa'da yaptırdığı ilk Osmanlı hanı olan Emir Han. Günü bölgenin en eski ticaret yapısında bitirmek bilinçli bir seçimdir; son avluda oturduğunuzda gördüğünüz her şeyin nereden başladığını anlarsınız.

Hanlar Bölgesi, 2014'te "Bursa ve Cumalıkızık, Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğuşu" adıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren alanın bir parçasıdır. Ama burası bir açık hava müzesi değil, bugün de çalışan bir çarşıdır. Hanlarda ipek, kumaş ve hediyelik satan dükkanlar, bedestende kuyumcular, avlularda oturma yerleri vardır. Avlulara ve revaklara girip dolaşabilirsiniz, ama esnafı ve atölyeleri fotoğraflamadan önce izin isteyin, yük taşıyanlara yol verin. Bedestende vitrinler yerine kubbelere ve ayaklara bakmak hem daha doğru hem daha öğreticidir.

Duraklar birbirine kısa yürüme mesafesindedir ve bütün yürüyüş şehir merkezinde geçer. Müze için bir saatten biraz fazla, her han için yarım saat ile kırk beş dakika arası ayırın; toplamda yarım gün yeter. Hafta sonları, özellikle pazar günleri dükkanların bir kısmı kapalı olabilir. Müzenin ziyaret günleri ve saatleri için güncel bilgiyi resmi sitesinden kontrol edin. Rota Ulu Cami'nin hemen yanında biter ve T1 tramvayının Ulu Camii durağı yakındadır. Şehrin tramvaylarına İpekböceği adının verilmiş olması da bu rotanın hikayesine küçük ama yerinde bir dipnottur.

Süre: yarım gün. En iyi zaman: Hanlar ve çarşı esnafın çalıştığı hafta içi günlerde canlıdır; köprüden öğleden önce yola çıkmak müzeye ve avlulara rahat bir tempo bırakır.. Ulaşım: T1 tramvayının Heykel durağı rotanın başına, Ulu Camii durağı sonuna yakındır; BursaRay ile gelenler Demirtaşpaşa ya da Osmangazi istasyonunda T1'e aktarma yapabilir. Duraklar arası yürünür, araç gerekmez.

Kaynaklar

Osmangazi, Bursa
Kültürel
5 Durak
Mekanlarda ~3 sa 45 dk
Yürüyüş ~0,9 km · 16 dk
Toplam ~4 sa 1 dk
30 Eylül 2026

Rota Durakları

1
Irgandı Köprüsü

Irgandı Köprüsü

~30 dk burada
Gökdere üzeri, Kayıhan Mah., Osmangazi / Bursa

Rotaya Gökdere vadisinin üzerindeki Irgandı Köprüsü'nden başlayın, çünkü bu yapı ipek ticaretinin şehre bıraktığı en kişisel izlerden biridir. Köprüyü 1442'de Hoca Muslihiddin adlı bir tüccar yaptırdı. Bursa Alan Başkanlığı, onun servetini Azerbaycan'dan aldığı ipeği İtalyan tüccarlara satarak kazandığını yazar. Kaynaklarda yapının ustası olarak Abdullah oğlu Timurtaş'ın adı geçer. Yani daha rotanın ilk adımında, Tebriz yolundan gelen ipekle Akdeniz limanlarına giden ipeğin arasında duran bir aracının şehre bıraktığı yatırımın üzerindesiniz.

Irgandı'yı sıradan bir taş köprüden ayıran şey, üzerinde iki sıra dükkan taşıyan bir arasta köprüsü olmasıdır. Kaynaklar onu Osmanlıların yaptığı tek arasta köprüsü olarak anar. Osmangazi Belediyesi de köprüyü dünyada türünün sayılı örneklerinden biri olarak tanıtır. Alan Başkanlığı'na göre köprüde toplam otuz iki dükkan vardı ve kuzeydoğu ucundaki beş dükkanın geliri vakfın görevlilerine ayrılmıştı. TDV İslam Ansiklopedisi, Muslihiddin'in torunu Ahmed Çelebi'nin 1559 tarihli vakfiyesinde bu beş dükkandan birini mescide çevirdiğini aktarır. Evliya Çelebi 17. yüzyılda köprüde iki yüz kadar hallaç dükkanı saydığını yazar, ancak 1861-62 tarihli bir şehir planı otuz iki ile otuz beş arasında dükkan gösterir. İngilizce Vikipedi, köprünün Osmanlı döneminde geceleri kapatılarak iki mahalle arasındaki geçişi denetlemek için de kullanıldığını not eder.

Bugün üzerinde yürüdüğünüz dükkan sıralarının ne kadar yeni olduğunu da bilmek gerekir. 1855 depremi köprüye ağır hasar verdi. Milli Mücadele yıllarında Bursa'yı işgal eden Yunan ordusu 1922'de şehirden çekilirken köprüyü tahrip etti. Belediye 1949'da köprüyü onardı, ancak bu onarımda dükkanlar yeniden kurulmadı ve yapı arasta niteliğini kaybetti. Bugünkü dükkan sıraları, Osmangazi Belediyesi'nin 2004'te tamamladığı yeniden yapım ve restorasyonla geri geldi. Bu çalışmadan sonra köprü bir Sanat Köprüsü olarak düzenlendi ve dükkanlar atölyelere dönüştü.

Önce köprünün bir ucunda durup iki sıra dükkanın arasından karşı yakaya bakın; bir köprünün üstünde olduğunuzu unutturan bu sokak görüntüsü yapının asıl fikridir. Sonra dükkanların önünden yavaşça geçin ve açık olan atölyelerde yapılan el işlerine göz atın. Zanaatkarları çalışırken fotoğraflamadan önce izin istemek, bu küçük atölyelerde özellikle önemlidir. Köprünün taşıyıcısı sivri bir taş kemerdir ve kaynaklara göre kemer açıklığı on beş ile on altı metre arasındadır. Üstteki dükkan sıraları yüzünden bu kemer köprünün üzerinden fark edilmez. TDV, köprünün düzgün kesme taşla yapıldığını ve kemerin yüksekliğinin de açıklığına yakın olduğunu belirtir. Köprü bugün iki ilçenin, Osmangazi ile Yıldırım'ın sınırında durur ve TDV'ye göre altındaki vadi Yeşil semtini ikiye ayırır.

Fotoğraf için dükkan sıralarının arasında uzanan geçidi boydan boya çeken bir kare, köprünün bir çarşı olduğunu en iyi anlatır. Burada yarım saat, köprüyü iki yönde yürümek ve birkaç atölyeye bakmak için yeterlidir. Buradan batıya, Heykel'e doğru yürüyün; ikinci durak Bursa Kent Müzesi, Atatürk Anıtı'nın güneyinde, Valilik binasının yanındadır.

Kaynak: Bursa Alan Başkanlığı; TDV İslam Ansiklopedisi, Irgandı Köprüsü; Kültür Portalı.

Irgandı Köprüsü, Bursa'nın içinden akan Gökdere'nin üzerinde, tek kemerinin üstünde iki sıra dükkan taşıyan çarşılı bir taş köprüdür. Bursa Alan Başkanlığı ve Kültür Portalı onu Osmanlıların tek arastalı köprüsü olarak tanıtır. Gökdere burada Osmangazi ile Yıldırım ilçelerini ayırır ve köprü iki yakayı birbirine bağlar. Kültür Portalı'na göre köprü, kuzeydeki Boyacı Kulluğu Köprüsü ile güneydeki Setbaşı Köprüsü arasındadır. Yapım tarihi ve banisi konusunda kaynaklar tam olarak birleşmez. Alan Başkanlığı ve Kültür Portalı köprünün II. Murad döneminde, 1442'de, Irgandılı Ali oğlu tüccar Hoca Muslihiddin tarafından yaptırıldığını yazar. Alan Başkanlığı'na göre Muslihiddin, Azerbaycan'dan aldığı ipeği İtalyan tüccarlara satarak servet edinmiş, 15. yüzyıl ortasının önemli Bursa tüccarlarından biriydi. Kültür Portalı, köprünün Abdullah oğlu Timurtaş'a yaptırıldığının düşünüldüğünü belirtir. TDV İslam Ansiklopedisi ise köprü üzerinde bir kitabe bulunmadığını hatırlatır; 1442 tarihi kadı sicillerindeki kayıtlardan gelir, bir tarih manzumesi ise 1492 yılını verir. Köprünün adının nereden geldiği de tartışmalıdır. TDV'ye göre bir görüş, banisinin babası Ali el-Irgandi'nin Irgand adlı bir yerden geldiği yönündedir. Evliya Çelebi ise 17. yüzyılda adı "ırgalandı" sözcüğüne bağlayan inanılması güç hikayeler anlatır. Dükkanların köprüyle aynı anda mı, yoksa sonradan mı yapıldığı da araştırmacıları ayırmıştır. TDV'nin aktardığına göre Ekrem Hakkı Ayverdi dükkanların yaklaşık bir yüzyıl sonra eklendiğini düşünürken, köprü üzerine monografi hazırlayan Yılmaz Önge ikisinin bir bütün olarak yapıldığını savunur. Köprü, Gökdere vadisinin iki yanındaki kayalıklara oturan tek bir sivri kemerden oluşur. TDV açıklığı 15 metre kadar ve yüksekliği yaklaşık aynı ölçüde verir; İngilizce Vikipedi açıklığı 16, genişliği 11 metre olarak yazar. Kemerde düzgün kesme taş kullanılmıştır. Alan Başkanlığı ve Kültür Portalı köprü üzerinde her iki yanda 16'şar olmak üzere 32 dükkan yapıldığını, kuzeydoğu ucundakilerden birinin küçük bir mescide ayrıldığını yazar. Köprünün iki ucundaki ayakların içinde ahır ve depo olarak kullanılan tonozlu mekanlar bulunur. TDV, kuzeybatı ayağındaki mekanın 4,50 metreye 14,85 metre boyutlarında ve tuğla beşik tonozla örtülü olduğunu, dükkanlarla bu büyük mekan arasında dışarıya açılan mazgallardan hava alan küçük hücreler bulunduğunu anlatır. Köprü yüzyıllar boyunca gezginlerin dikkatini çekti. 1640'ta Bursa'ya gelen Evliya Çelebi köprü çarşısında 200 kadar dükkan olduğunu yazar, ama Kültür Portalı gerçekte 32 dükkan yapıldığını vurgular. Evliya ayrıca köprünün iki başında kale kapısı gibi mazgallı demir kapılar bulunduğunu anlatır; çeşitli kaynaklar çarşının iki ucunun geceleri bu kapılarla kapatıldığını belirtir. TDV'ye göre 1836'da Bursa'ya gelen Julia Pardoe köprünün bir gravürünü yayımlamış, o yıllarda dükkanlarda dokuma tezgahları çalışıyordu. Aynı maddeye göre Albert Kahn'ın renkli fotoğraf arşivinde köprünün 3 Haziran 1913'te çekilmiş bir görüntüsü de vardır. Köprü sel, deprem ve savaştan payını aldı. Kültür Portalı'na göre 18. yüzyıldaki bir sel baskınında kısmen yıkıldı ve 1855 depreminde hasar gördü. Depremden sonra tonozlu dükkanlar kayboldu ve 19. yüzyılın ikinci yarısında köprünün üstü, konutu andıran irili ufaklı ahşap dükkanların dizildiği üstü açık bir çarşıya dönüştü. 1922'de işgal kuvvetleri kentten çekilirken köprü tahrip edildi ve üzerindeki dükkanlar tamamen ortadan kalktı. 1949'da dükkansız, betonarme bir köprü olarak onarıldı. Kültür Portalı'na göre restorasyon girişimleri 1988'de başladı ve köprü, dükkanlarıyla birlikte 2004'te yeniden kuruldu. Bugün köprü hem bir geçit hem de bir çarşıdır. Alan Başkanlığı, yeniden yapımın ardından köprünün üzerindeki sanat atölyeleriyle bir sanat köprüsüne dönüştüğünü yazar. Üstünden geçerken yalnızca dükkan dizisi görülür; köprünün asıl görünüşü, tek kemerin dere yatağının üstünde yükseldiği yandan ortaya çıkar. Bu yüzden kemeri görmek için komşu Setbaşı ya da Boyacı Kulluğu köprüsünden Gökdere vadisine bakmak iyi bir fikirdir. Köprüye Atatürk Caddesi'nden, Setbaşı yönüne yürüyerek ulaşılır. Heykel Meydanı'ndaki Bursa Kent Müzesi'nden kısa bir yürüyüşle gelinebilir; TDV'nin tarifiyle köprü, Yeşil semtini ikiye ayıran Gökdere vadisinin üzerindedir.
2
Bursa Kent Müzesi

Bursa Kent Müzesi

~1 sa 15 dk burada
Hocaalizade Mah. Atatürk Cad. Kültür Sok. No. 8, Osmangazi / Bursa

Kent Müzesi, hanlara girmeden önce şehrin genel hikayesini tek bir binada toplamak için iyi bir duraktır. Müze, 1926'da adliye binası olarak yapılan simetrik cepheli, geniş saçaklı bir yapıda çalışır. Kaynaklar binanın tasarımını Mimar Kemalettin Bey'e, yapımını Ekrem Hakkı Ayverdi'ye bağlar. Adliye 1999'da yeni binasına taşındıktan sonra yapı 2001-2004 arasında restore edildi ve müze 14 Şubat 2004'te ziyarete açıldı. İçeri girmeden cepheye bir dakika ayırın; girişin orta eksende vurgulanması ve kemerli pencerelerle dikdörtgen pencerelerin birlikte kullanılması, binanın 1920'lerin yapı dilini taşıdığını gösterir.

Müzeyi zemin kattan başlayarak gezin, çünkü zemin kat kronolojik bir düzen izler. Buradaki ilk galeri tarih öncesinden Osmanlı dönemine ve Kurtuluş Savaşı'na uzanır. Aynı galeride şehrin 18. ve 19. yüzyılda yaşadığı felaketlere ayrılmış bilgiler de vardır. Bu bölüme dikkatle bakın, çünkü rotanın geri kalanında göreceğiniz hanların ve çarşının bugünkü hali büyük ölçüde depremlerden ve yangınlardan sonraki onarımların sonucudur. İkinci galeri Cumhuriyet dönemini, kentin büyümesini, göçleri ve Uludağ'ı anlatır. Müzede şehrin topografik bir maketi de bulunur; hanlar bölgesinin, Gökdere vadisinin ve dağın birbirine göre konumunu görmek için ona birkaç dakika ayırın.

Birinci kat tematik düzendedir ve kaplıcalardan yemek kültürüne, Karagöz ile Hacivat geleneğine kadar şehrin gündelik yaşamını anlatır. Vikipedi'ye göre bu katta dönem dönem değişen sergiler de açılır, bu yüzden göreceğiniz içerik ziyaret zamanınıza göre farklı olabilir. Müzede altı Osmanlı padişahının balmumu heykelleri de sergilenir.

Bu rota için asıl önemli bölüm bodrum kattaki El Sanatları Çarşısı'dır. Çarşı, 18. yüzyıl Bursa çarşısını canlandıran bir düzenle kurulmuştur ve Vikipedi'ye göre on altı dükkandan oluşur. Müzenin kendi tanıtımı, düzenin Bursa'ya gelen Avrupalı gezginlerin çektiği eski çarşı fotoğraflarından yola çıkılarak hazırlandığını belirtir. Dükkanlar arasında havlucu, saraç, semerci, yemenici, bıçakçı, bakırcı-kalaycı, keçeci, sepetçi ve çinici gibi zanaatlar yer alır. İpek bölümü öteki dükkanlardan ayrı tasarlanmıştır ve müze onu en dikkat çekici bölümlerinden biri olarak tanıtır. Hanlara gitmeden önce bu bölümde durun, çünkü birazdan göreceğiniz hanlarda ipek ticareti merkezi bir yer tutuyordu.

İpeğin şehir için önemi hanların çağında bitmedi. TDV İslam Ansiklopedisi, 1837'de yerel ipek sanayisinde buhar gücünün kullanılmaya başlandığını, yirmi beş yıl içinde iplikhane sayısının otuz beşe çıktığını ve 1914'te ham ipek üretiminin bin tona ulaştığını yazar. Yani kervan döneminin ticaret yapıları ile fabrika döneminin iplikhaneleri aynı malın iki ayrı çağını temsil eder.

Vikipedi, hafta sonları müzede geleneksel zanaatkarların gösteriler yaptığını yazar; güncel programı müzeden öğrenmek iyi olur. Müze tekerlekli sandalye ile gezilebilir; asansör, rampa ve uygun tuvaletler bulunur. Gruplar için rezervasyon koşulu vardır ve ziyaret günleri ile saatleri için güncel bilgiyi resmi sitesinden kontrol etmelisiniz. Müzeden çıkınca Atatürk Caddesi boyunca batıya yürüyün; üçüncü durak Koza Han, Orhan Camii'nin kuzeyinde, Ulu Cami ile arasındadır.

Kaynak: Bursa Büyükşehir Belediyesi Müzeleri; Bursa Alan Başkanlığı, Adliye Binası; Vikipedi, Bursa Kent Müzesi.

Bursa Kent Müzesi, şehrin merkezindeki Heykel Meydanı'nda, Atatürk Anıtı'nın hemen arkasında ve Valilik binasının yanında duran açık renkli eski adliye binasındadır. Müze 14 Şubat 2004'te Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından açıldı ve kentin kültürel, tarihsel, sosyal ve ekonomik birikimini korumak ve tanıtmak amacıyla kuruldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Kültür Portalı onu Türkiye'nin ilk kent müzesi olarak tanıtır. Bugün belediyenin Bursa Müzeler Şube Müdürlüğü'ne bağlı müzelerden biridir. Binanın kendisi de görülmeye değer bir Cumhuriyet dönemi yapısıdır. 1926'da Ekrem Hakkı Ayverdi tarafından inşa edildi; Bursa Alan Başkanlığı tasarımın Mimar Kemalettin Bey'e ait olduğunun düşünüldüğünü de not eder. Birinci Ulusal Mimarlık Akımı üslubundaki yapı, Kültür Portalı'na göre kentin Cumhuriyet dönemindeki üç yönetim binasından biridir. Müze bugün eski Adliye ve Maliye (Defterdarlık) binalarında hizmet verir. Bodrumla birlikte üç kattan oluşan, geniş saçaklı ve simetrik planlı binada giriş orta eksende vurgulanmış, kemerli ve dikdörtgen pencereler bir arada kullanılmıştır. Alan Başkanlığı her katın yaklaşık 670 metrekare olduğunu, müzenin kendi sayfası ise toplam alanın 2.010 metrekare olduğunu yazar. Yapı 70 yılı aşkın süre Bursa Adliyesi olarak kullanıldı. İhtiyaca yetmez hale gelince 1986'da açılan mimari proje yarışmasıyla yeni bir adliye binası tasarlandı ve adliye 1999'da oraya taşındı. Boşalan bina 2001'de Büyükşehir Belediyesi'ne devredildi ve 2001-2004 arasındaki restorasyonla müzeye dönüştürüldü. Vikipedi'ye göre bu süreçte yüksek mimar Naim Arnas görev aldı ve binaya lokanta ya da gazino açılması gibi öneriler de tartışıldıktan sonra kent müzesinde karar kılındı. Ana girişe Atatürk heykelinin arkasındaki avludan ulaşılır. Giriş avlusundaki küçük amfitiyatroda konser ve dinletiler düzenlenir, dış mekanda da zaman zaman sergiler kurulur. Giriş katındaki birinci galeri Bursa'nın hikayesini tarih öncesinden başlatır ve Bitinya, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden Kurtuluş Savaşı yıllarına kadar kronolojik olarak ilerler. Aynı galeride 18. ve 19. yüzyılda kentin yaşadığı felaketlere ayrılmış bölüm dikkat çeker. İkinci galeri Cumhuriyet dönemini, kentin değişen yüzünü, farklı dönemlerde Bursa'ya yönelen göçleri, mimariyi, kentleşmeyi ve Uludağ'ı anlatır. Kentin topoğrafik maketi surları, külliyeleri, hanları ve hamamları tek bakışta yerine oturtur; tarihi çarşıya inmeden önce ona bir süre bakmak iyi bir hazırlıktır. Kültür Portalı müzede Bursa'da yaşamış altı Osmanlı padişahının balmumu heykellerinin de bulunduğunu belirtir. Müzenin en çok ilgi gören bölümü bodrum kattaki El Sanatları Çarşısı'dır. Bu bölüm, Avrupalı seyyahların çektiği eski Bursa çarşısı fotoğrafları esas alınarak hazırlandı. Taş döşeli zemini ve koridor biçimiyle yaşayan bir sokak gibi kurgulanan çarşıda havlucu, arabacı, nalbant, saraç, semerci, yemenici, bıçakçı, bakırcı-kalaycı, tenekeci, marangoz, keçeci, sepetçi, çinici, şekerci ve kebapçı dükkanlarının canlandırmaları sıralanır. Ayrı tasarlanmış ipek bölümü de müzenin en dikkat çeken alanlarından biridir. Vikipedi'ye göre hafta sonları düzenlenen atölyelerde zanaatkarlar işlerini ziyaretçilere tanıtır. Birinci kat Bursa'nın geleneksel yaşam kültürüne ayrılmıştır. Kaplıcalar, yemek kültürü, gezekler ve Karagöz ile Hacivat bu katta anlatılır; müzeye bağışlanan etnografik eşyalar da burada sergilenir. Kültür Portalı'na göre bütün katların koridorları geçici sergi alanı olarak kullanılır, bu yüzden müzeyi birkaç ay arayla yeniden gezmek farklı bir deneyim sunar. Müzenin kent belleği bölümünde Bursa ile ilgili tarihi evrak, kitap, film, belgesel ve fotoğraflar toplanıp korunur. Araştırmacılar için küçük bir kütüphane ve okuma salonu, ayrıca multivizyon gösterileri ve küçük toplantılar için çok amaçlı bir salon bulunur. Binada müze kafe ve müze mağazası da vardır. Müze okul öncesinden yetişkinlere uzanan eğitim programları hazırlar ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile okul dışı öğrenme etkinlikleri yürütür. Bütün grup ziyaretleri için önceden rezervasyon yapmak gerekir; etkinlikler altı yaşından itibaren tasarlanır. Tekerlekli sandalye kullananlar asansör ve rampalarla bütün katlara ulaşabilir, binada uygun tuvalet ve ödünç verilen tekerlekli sandalyeler de bulunur. Alan Başkanlığı müzenin yılda ortalama 70 ile 80 bin ziyaretçi ağırladığını yazar. Kültür Portalı'na göre müze, Mayıs 2006'da Lizbon'da düzenlenen Avrupa Müze Forumu ödül töreninde yılın en iyi üçüncü müzesi seçildi. Bursa Müze'ye bağlı müzeler pazartesi günleri, 1 Ocak'ta ve dini bayramların ilk gününde kapalıdır. Güncel açılış saatlerini ve bilet bilgisini bursamuze.com adresinden kontrol edin. Katları acele etmeden gezmek için en az bir saat ayırmak iyi olur. T1 tramvay hattı Heykel'de son bulur, dolayısıyla tramvayla doğrudan meydana inilebilir. BursaRay ile gelenler Demirtaşpaşa istasyonunda T1 hattına aktarma yapabilir. Müze, kentin genel tarihini toplu görüp ardından çarşı ve hanlar bölgesine yürümek için iyi bir başlangıç noktasıdır.
3
Koza Han

Koza Han

~45 dk burada
Nalbantoğlu, Osmangazi/Bursa

Koza Han'a Orhan Camii tarafındaki kapıdan girin. Kültür Portalı'na göre alt katın bir kapısı Orhan Camii'ne, öteki kuzeyde çarşıya açılır; yani han, şehrin iki ticaret dünyası arasında bir geçittir. Hanı II. Bayezid yaptırdı; TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre inşaat Mart 1490'da başladı ve han 29 Eylül 1491'de açıldı. Mimarı Abdülula bin Pulad Şah'tır ve Kültür Portalı yapım işlerinin sorumlusu olarak Şuca bin Karaca'nın adını verir. Kaynakların çoğu hanın İstanbul'daki II. Bayezid Külliyesi'ne gelir sağlamak için yapıldığını yazar; TDV ise bu vakıf bağının tartışmalı olduğunu da not eder. Belgelerde Yeni Han, Beylik Han ve Simkeş Han gibi başka adlarla geçer, bugünkü adı ise ticaretine egemen olan kozadan gelir.

Bu durakta hana bir mimari eser olarak değil, bir ticaret makinesi olarak bakın. Bursa Alan Başkanlığı'na göre avlu yaklaşık 46 metreye 38 metredir ve iki kat boyunca yaklaşık üç buçuk metre genişliğinde revaklarla çevrilidir. Kaynakların çoğuna göre alt katta elli, üst katta elli bir oda bulunur; bu sayılar kaynaktan kaynağa biraz değişir. Vikipedi'ye göre tüccarlar odaları üst üste ikişer oda olarak kiralar, üstteki odayı iş ve konaklama, alttakini mal deposu olarak kullanırdı. Üst kattaki her odanın dışarıya bakan iki penceresi vardır, bu da yukarıdaki odaların yaşamak ve çalışmak için düşünüldüğünü gösterir.

Hanı ipek ticaretinin merkezi yapan şey, içinde oturan insanlardı. TDV İslam Ansiklopedisi, hanın Azerbaycan ve İran'dan gelen tüccarları barındırdığını ve ipek tüccarlarından gümrük alan ipek emininin makamının da burada olduğunu yazar. Yani Tebriz yolundan gelen ham ipeğin alıcıyla buluştuğu ticaretin denetimi de bu avludan yürütülüyordu. İngilizce Vikipedi'ye göre 16. yüzyılın başında Floransalı Medici ailesinin de handa bir bürosu vardı.

Avluyu önce alt kat revaklarında bir tur atarak dolaşın ve oda kapılarının sıklığına bakın. Sonra üst kata çıkıp revaktan avluya bakın; ortadaki sekizgen köşk mescit, sekiz ayak üzerinde yükselir ve altındaki şadırvanla avlunun odak noktasını oluşturur. Hanın doğu yanında, eskiden ahır olarak kullanılan İç Kozahan bulunur ve ana hana doğu duvarındaki geniş bir açıklıkla bağlanır. Kervanla gelen hayvanlar ve ağır yükler ana avludan ayrı, tek katlı bu ikinci avluda tutulurdu; burası hanın işleyişinin görünmeyen yarısıdır. İç Kozahan bugün yeme içme amacıyla kullanılıyor; oradan geçerek iki avlunun ölçüsünü ve karakterini karşılaştırabilirsiniz.

Kuzey cephedeki ana kapıya da bakmadan ayrılmayın. TDV'ye göre düzgün kesme taştan kemerin içindeki alınlık, geometrik bir desenle işlenmiş renkli taş kaplamayla süslüdür. Han 1671-72 ve 1785'te onarıldı, 1950'lere doğru büyük bir restorasyonla sonradan eklenen parçalardan temizlendi. Osmangazi Belediyesi 2011'de yeni restorasyon projelerinin hazırlandığını belirtir.

Bugün üst kattaki dükkanlarda ipek kumaş, eşarp ve tekstil ürünleri, alt katta ise kafeteryalar ve hediyelik dükkanlar vardır. İpek almak isterseniz acele etmeyin; birkaç dükkanı dolaşıp dokuları ve desenleri karşılaştırmak hanın beş yüz yıllık işini kendi ölçeğinizde tekrar etmek gibidir. Fotoğraf için üst kat revağının bir köşesinden avluyu ve mescidi birlikte alan geniş bir kare iyi sonuç verir. Hanın kuzey kapısından çıkıp çarşının içine yönelin; bir sonraki durak Bedesten çok yakındadır.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi, Koza Hanı; Bursa Alan Başkanlığı; Kültür Portalı; Osmangazi Belediyesi.

1491'de II. Bayezid tarafından yaptırılan ve beş yüz yıldır aynı işi yapan ipek hanı. Avlusunun ortasındaki küçük mescit bir havuzun üstünde duruyor, etrafında çınar ağacı ve altında çay içen insanlar var. Üst kattaki odalar hala ipek ve tekstil satan dükkanlar. Bursa'nın ipek ticaretiyle kurulan zenginliğini bugün de sürdüren tek yer burası.
4
Bursa Bedesteni

Bursa Bedesteni

~40 dk burada
Ulucami Cad., Osmangazi / Bursa

Bedesten, hanların ve açık çarşıların ortasında duran, kapıları kapatılabilen sağlam bir yapıdır; bölgenin kasası gibi düşünülmüştü. Bursa Alan Başkanlığı, yapıldığı dönemde bankacılığın ve borsacılığın çekirdeğini oluşturduğunu, ülkenin en değerli mallarının burada saklanıp alınıp satıldığını yazar. Yapıyı Yıldırım Bayezid 14. yüzyılın sonunda yaptırdı ve TDV İslam Ansiklopedisi vakıf kayıtlarına dayanarak 1400 tarihini verir. Kaynaklar onu Osmanlı döneminin ilk bedesteni olarak anar. Orhan Bey'in Emir Han'ı daha önce bu işi gördüğü için yapıya Bezzazistan-ı Cedid, yani Yeni Bedesten adı da verilmiştir.

Girerken kapıya dikkat edin. Yapının dört cephesinin ortasında birer kapı vardır ve TDV'ye göre Evliya Çelebi 17. yüzyılda bedesteni dört demir kapılı büyük bir yapı olarak anlatır. Kültür Portalı, giriş kapısının üstünde kufi ile nesih yazının karışık kullanıldığı bir kitabe bulunduğunu, batı kapısının kitabesinde ise yapının adının Bazestan olarak geçtiğini belirtir.

İçeride dikdörtgen bir mekan, altı kalın ayakla on dört bölüme ayrılır ve TDV'ye göre her bölüm bir kubbeyle örtülüdür. Kubbelerin sırasını görmek için içerideki uzun eksende yavaşça yürüyün ve yukarı bakın; ayakların kubbeleri nasıl paylaştığını en iyi bu yürüyüşte anlarsınız. İçerideki dükkanlar duvarlara yaslanmıştır, bu yüzden ortadaki geçit baştan sona açık kalır. Kaynaklara göre içeride otuz iki, dışarıda altmış sekiz dükkan vardır. Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne göre dış dükkanların on ikisinin geliri Orhan Gazi'nin vakfına, geri kalanı Yıldırım'ın vakfına ayrılmıştı. Yani aynı çarşıda iki ayrı dönemin vakıfları yan yana gelir topluyordu.

Özer Ergenç'in bu yapı üzerine yazdığı makalenin başlığı bedesteni doğu ile batıyı birleştiren bir mekan olarak tanımlar. Bu tanım, İranlı ipek tüccarı ile İtalyan alıcının aynı şehirde buluştuğu bir dönemde değerli malın güvenle saklanacağı bir yapının neden bu kadar önemli olduğunu özetler.

Bugün gördüğünüz yapının arkasında büyük bir yangın var. Salih Budakoğlu'nun çalışmasına göre 24 Ağustos 1958'de Kapalıçarşı'da çıkan yangın, şehrin 19. yüzyıl ortasındaki büyük depremden sonra yaşadığı en büyük felaketti. Yangın hanlarla ve çarşılarla birlikte bedesteni de ağır biçimde etkiledi. Bedesten 1960'ta aslına uygun olarak onarıldı; TDV'ye göre bu onarımda dış dükkanlar ve çevredeki çarşıların dış dükkan sıraları betonarme olarak yeniden yapıldı. Duvarlara ve dış dükkanlara bakarken bu bilgiyi aklınızda tutun: yapının biçimi eski, bazı parçaları ise 1960'ların işidir.

Bedesten bugün kuyumcular çarşısı olarak kullanılır ve yapının değerli mal ticaretine ev sahipliği yapması ilk işlevini hatırlatır. Altın ve mücevher satılan bir çarşıda vitrinleri ve esnafı fotoğraflamak hoş karşılanmayabilir; kameranızı kubbelere ve ayaklara yöneltin. Çevredeki kapalı sokaklar, TDV'nin Sipahi Çarşısı, Gelincik Çarşısı ve Uzun Çarşı gibi adlarla andığı çarşı dokusunun parçasıdır. Bedestenden çıkıp Ulu Cami yönüne yürüyün; son durak Emir Han, caminin kuzeydoğu köşesindedir.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi, Bedesten ve Büyük Çarşı; Bursa Alan Başkanlığı; Kültür Portalı; Bursa Büyükşehir Belediyesi.

Bursa Bedesteni, Yıldırım Bayezid Bedesteni adıyla da anılır ve Ulu Cami'nin kuzeyindeki tarihi çarşının tam ortasında durur. Kültür Portalı'nın tarifiyle Ulu Cami'den Kapalı Çarşı'ya giden yolun hemen sağındadır. Yapıyı 14. yüzyılın sonunda Sultan I. Bayezid, yani Yıldırım Bayezid yaptırdı. TDV İslam Ansiklopedisi, vakıf kayıtlarına dayanarak bedestenin 1400 yılında Yıldırım'ın hayır eserlerine gelir sağlamak için inşa edildiğini yazar ve onu Türk sanatının en büyük bedestenlerinden biri sayar. Kültür Portalı onu Osmanlı döneminde yapılan ilk bedesten olarak tanıtır. Öte yandan Bursa Alan Başkanlığı'nın envanteri, Orhan Gazi döneminden kalan Emir Han'ın bu yeni yapıdan sonra bir süre "Eski Bedesten" diye anıldığını not eder; yani çarşının merkezi Yıldırım döneminde bu yapıya kaymıştır. Bedesten, çarşının en değerli mallarının alınıp satıldığı ve kıymetli eşyanın saklandığı binaydı. Alan Başkanlığı onu dönemin bankacılık ve borsacılığının çekirdeği olarak tanımlar; paranın ve değerli eşyanın güvenle korunması bugün bankaların üstlendiği bir işti. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre bedestenler, ahşap dükkanları yok eden yangınlara karşı değerli malları korumak için kagir ve sağlam yapılırdı. İçlerinde tüccarların kasaları, defterleri ve esnaf loncalarının belgeleri de saklanırdı. Bu yüzden bedesten çarşının bir tür iç kalesiydi ve alışveriş onun çevresinde şekillenirdi. Ansiklopedi, bu yapı türünü çok kubbeli ulu cami planının ticari bir işe uyarlanmış hali olarak açıklar. Bursa'daki yapı doğudan batıya uzanan dikdörtgen bir plana sahiptir. İç mekan altı kalın ayakla on dört bölüme ayrılır ve her bölüm bir kubbeyle örtülüdür. Dört cephenin her birinin ortasında bir kapı bulunur. İç duvarlara bitişik dükkanlar vardır; Kültür Portalı bugün içeride 32, dışarıda 68 dükkan olduğunu yazar. Giriş kapısının üstünde kufi ve nesih karışık yazıyla kabartma bir kitabe, batı kapısının üstünde de "Bazestan" yazısı yer alır. TDV'ye göre 1417-1418 yıllarına doğru yapılan Edirne Bedesteni de aynı altı ayak ve on dört kubbe düzeniyle Bursa'dakine çok benzer. Yapının son yüzyılı kolay geçmedi. Kapalı Çarşı'yı saran büyük yangında bedesten de yandı ve kullanılamaz hale geldi; kaynakların çoğu yangını 1958'e tarihler, Kültür Portalı'nın bedesten sayfası ise 1956 yılını verir. Bedesten 1960'ta onarıldı. TDV İslam Ansiklopedisi, bu onarımda dış dükkanların betonla tamamlandığını ve çevredeki çarşıların dükkan dizilerinin eski düzeni sürdürmek için betonarme olarak yeniden kurulduğunu belirtir. Vikipedi'ye göre eskiden merkezde değerli mallar, çevredeki dükkanlarda daha sıradan mallar satılırdı. Bu düzen bugün de sürer: iç bedesten kuyumcular çarşısıdır, dış bedestende ise ayakkabı ve giyim satılır. Kubbeli iç koridorlarda yürürken tavana bakmayı unutmayın; ayakların ve kemerlerin ritmi yapının asıl gösterisidir. Bedestenin kuzeyindeki Sipahi Çarşısı 1420'lerde Dayı Karacabey tarafından yaptırıldı ve Alan Başkanlığı'na göre 1958 yangınından özgün haliyle kurtulabilen ender bölümlerden biridir. Yine kuzeyde, bugün ağırlıklı olarak mobilya ve tekstil satılan İvaz Paşa Çarşısı bulunur. Bedestenin doğu kapısının karşısında, Yorgancılar Çarşısı sokağındaki Geyve Hanı durur; Alan Başkanlığı çevredeki han ve çarşıların bedesten çekirdek alınarak planlandığını vurgular. TDV'ye göre bedesten çevresinde gelişen çarşı, Ulu Cami ile bedesten arasındaki alanı kaplar ve Koza, Emir, Fidan, Geyve ve Pirinç gibi hanlarla Gelincik, Sipahi ve Okçular gibi çarşıları içine alır. Aradaki sokakların bir kısmının üstü sonradan örtüldüğü için Bursa'da da bir Kapalı Çarşı oluştu. Bedestenin bulunduğu Hanlar Bölgesi, 2014'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren "Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğuşu" alanının bileşenlerinden biridir. Bursa'nın ipek ticaretindeki ünü öyle yayılmıştı ki Saraybosna'daki bir bedesten, oraya getirilip satılan Bursa ipeklerinden ötürü bugün hala Bursa Bedesteni adını taşır. Bedesten bir müze değil, hala işleyen bir çarşıdır ve dükkanların açık olduğu saatlerde gezilir. Kalabalıktan uzak, rahat bir gezinti için hafta içi sabah saatlerini seçmek iyi olur. Heykel Meydanı'ndan Atatürk Caddesi boyunca batıya yürüyerek Ulu Cami'ye, oradan caminin alt tarafındaki çarşı girişlerine birkaç dakikada ulaşılır. Bedesteni gördükten sonra Koza Han'a ve Orhan Gazi döneminden kalan Emir Han'a yürümek, çarşının 14. ve 15. yüzyıllardaki büyüme hikayesini yerinde tamamlar.
5
Emir Han

Emir Han

~35 dk burada
Uzun Çarşı Cad., Şehreküstü Mah., Osmangazi / Bursa

Rotanın son durağı, Bursa'da yapılan ilk Osmanlı hanı olan Emir Han'dır. Hanı Orhan Bey, Bursa'nın fethinden sonra kendi külliyesine gelir sağlamak için yaptırdı. Aynı külliyenin camisindeki kitabe 1339-40 tarihini verir. Yani bu avluda, Koza Han'dan bir yüzyılı aşkın bir süre önce kurulan bir ticaret düzeninin içindesiniz. Kaynaklarda Bezzaz-ı Atik, Eski Bezzazistan, Bey Hanı ve Sultan Hanı gibi adlarla geçer; Kültür Portalı'na göre Emir Bey Hanı adı 1522'den sonra yerleşmiştir. Yıldırım Bayezid yeni bedesteni yaptırınca buraya bir süre Eski Bedesten dendi; demek ki az önce gördüğünüz yapı bu hanın bir işini devralmıştı.

Hana girince önce avlunun büyüklüğüne bakın; Bursa Alan Başkanlığı'na göre iç avlu 46 metreye 50 metredir. İki katlı yapıda Alan Başkanlığı alt katta 36, üst katta 38 birim sayar, Kültür Portalı ise üst katta 37 oda verir. Alt kattaki odalar depo olarak, pencereli ve ocaklı üst kat odaları tüccarların kalması ve çalışması için kullanılırdı. Alan Başkanlığı hanın ipek ve ipekli kumaş ticaretine hizmet ettiğini, tüccarların hayvanları için ahır bölümü de bulunduğunu yazar.

Bu düzeni Koza Han'da gördüklerinizle karşılaştırın: ikisinde de avluyu çeviren iki katlı revak ile alttaki depoların ve üstteki yaşama odalarının ayrımı aynıdır. Farkı malzemede ve ayrıntıda arayın. Emir Han kesme taş ve tuğlayla yapılmıştır ve beşik tonozlar kalın taş ve tuğla ayaklara oturur. Birinci kat revaklarının dört köşesinin kubbeyle örtüldüğüne dikkat edin.

Emir Han'ın hikayesi bir yangınlar ve onarımlar zinciridir. İngilizce Vikipedi'ye göre yapı 1544, 1788 ve 1958'de yangın, 1674 ve 1855'te deprem hasarı gördü. Aynı kaynak onarımlar için 1634 ve 1963 tarihlerini verir. Bursa Alan Başkanlığı da hanın birçok kez yandığını ya da yıkıldığını ve her seferinde büyük masraflarla onarıldığını vurgular. Bu yüzden gördüğünüz her duvarın 14. yüzyıldan kaldığını düşünmeyin; bugünkü yapı, yüzyıllar boyunca aynı plana sadık kalınarak yenilenen bir handır.

Han bugün de dükkanlarıyla çalışır; revaklarda yürürken esnafın işini aksatmamaya özen gösterin. Avluda biraz oturup rotanın başından beri gördüklerinizi sırayla düşünün. Köprüyü yaptıran tüccar, müzedeki ipek bölümü, Koza Han'daki ipek emini ve bedestendeki değerli mal ticareti, bu avluda başlayan bir ticaret düzeninin sonraki halkalarıdır.

Fotoğraf için avlunun bir köşesinden iki kat revağı birlikte alan bir kare, Osmanlı şehir hanının temel şemasını en yalın haliyle gösterir. Rota burada biter; Ulu Cami hemen yanınızdadır ve T1 tramvayının Ulu Camii durağı yakındadır. Günü uzatmak isterseniz bölgedeki öteki hanlara da uğrayabilirsiniz. TDV'ye göre II. Bayezid'in Temmuz 1508'de tamamlattığı Pirinç Han bölgenin en büyük hanıdır ve Çelebi Mehmed döneminden kalan Geyve Han da aynı çarşı dokusunun içindedir.

Kaynak: Bursa Alan Başkanlığı, Emir Han; Kültür Portalı; TDV İslam Ansiklopedisi, Büyük Çarşı; Wikipedia, Orhan Gazi Mosque.

Emir Han, Bursa Ulu Cami'nin kuzeydoğu köşesinde, tarihi çarşının en eski katmanında duran iki katlı bir handır. Orhan Gazi'nin 1339-1340 tarihli külliyesinin bir parçası olarak, külliyeye gelir sağlaması için yaptırıldı. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre han, fetihten sonra at pazarının kurulduğu bölgeye inşa edildi. Bursa 1326'da Osmanlıların eline geçtikten sonra başkent olarak hızla büyüdü ve ünlü Bursa çarşısı zamanla bu hanın çevresinde gelişti. Yapı belgelerde pek çok adla geçer. Bezzazistan, Eski Bezzazistan, Bey Hanı, Sultan Hanı ve Kervansaray bunlardan bazılarıdır. Bursa Alan Başkanlığı, Yıldırım Bayezid 14. yüzyılın sonunda yeni bedesteni yaptırdıktan sonra hanın bir süre "Eski Bedesten" diye anıldığını yazar. Kültür Portalı'na göre yapı 1522'ye kadar Bezzaziye Hanı, Eski Bezazistan ya da Bey Hanı diye bilindi ve sonunda Emir Bey Hanı adını aldı. Alan Başkanlığı onu Bursa'da inşa edilen Osmanlı hanlarının ilki olarak tanımlar. TDV İslam Ansiklopedisi ise Emir Han'ı, Anadolu Türk mimarisinde şehir hanı denen yapı tipinin ilk örneği sayar ve bu tipin Selçuklu kervansaraylarının şehir ticaretine uyarlanmasıyla doğduğunu açıklar. Han kareye yakın bir plana sahiptir. TDV'ye göre bina yaklaşık 45 metreye 45 metre boyutlarındadır ve ortasında yaklaşık 26 metreye 26 metrelik üstü açık bir avlu vardır. Avluyu iki katta da ayaklara oturan beşik tonozlu revaklar çepeçevre kuşatır ve revakların arkasında birer kapıyla onlara açılan tonozlu odalar sıralanır. Zemin kattaki 36 penceresiz birim, kervanlardan avluya indirilen malların depolanması için yapıldı. Üst kattaki 38 birimin çoğu pencereli ve ocaklıydı; tüccarlar burada işlerini yürütür, gerektiğinde konaklardı. Kültür Portalı üst kattaki oda sayısını 37 olarak verir, TDV ile Alan Başkanlığı ise toplamı 74 birim olarak yazar. İki kat arasındaki bağlantıyı, revakların kuzey kesiminde girişe göre simetrik yerleştirilmiş iki merdiven sağlar. Duvarlarda ve ayaklarda tuğla ile küfeki taşı sıralarının dönüşümlü dizildiği almaşık örgü kullanılmıştır. Dış cephelerin depolara denk gelen alt bölümleri sağırdır, üst bölümlerde ise sivri hafifletme kemerli dikdörtgen pencereler sıralanır. Avlu cepheleri ise revakların uyumlu oranlarıyla bambaşka, hareketli bir görünüm sunar. Zemin kat revaklarının güney kanadı farklıdır; burada ayaklar kesme taştan, kemerler yuvarlak ve almaşık örgülüdür. Üst katta revak tonozlarının kesiştiği dört köşenin her birinde bir kubbe bulunur. Giriş kuzeydedir; güneyde ise yapının kütlesinden taşan, uzun tonozlu ahır bölümü yer alırdı. Alan Başkanlığı'na göre bu ahır kentteki tüccarların binek hayvanlarını barındırıyordu. Ulu Cami yapılırken ahırın bir kısmı toprakla doldurularak caminin kuzeydoğu minaresinin altında kaldı; bu yüzden minare bugün hanın hemen yanı başında yükselir. Alan Başkanlığı handa ipek ve ipekli kumaş ticareti yapıldığını yazar. TDV'nin Orhan Gazi Külliyesi maddesine göre şehirde alınıp satılan her türlü mal bu handa tartılır, alınan tartı resmi de hanın gelirini oluştururdu. Kapının iki yanında, tartıcılara ayrılmış üç oturma yeri bugün de durur; avluya girerken onlara bakmayı unutmayın. Han yüzyıllar boyunca defalarca yandı ve depremlerden zarar gördü. 1544'te yandı, 1634'te onarıldı, 1674 depreminde kapısı yıkıldı, 1788'de yeniden yandı ve 1855 depreminde hasar gördü. TDV'ye göre yapı 20. yüzyıla kuzey cephesi tamamen yıkılmış ve üst kat revakları neredeyse bütünüyle kaybolmuş halde ulaştı. 1958'de bütün çarşıyı saran büyük yangında da harap oldu ve 1962-1963'te aslına uygun biçimde onarıldı. Bu onarımda plan ve dış görünüşteki özgün ayrıntılar korundu, ancak zemin kat revakları camekanla kapatıldı ve üst kat odalarındaki ocaklar iptal edildi. Bugün han, pek çok dükkan ve işyerini barındıran bakımlı bir çarşı yapısıdır. Avluya girdikten sonra önce ortada durup dört kanadı ve köşelerdeki kubbelerin yerini bir bütün olarak görmek, ardından merdivenle üst kat revaklarına çıkmak iyi bir gezi sırasıdır. Güney kanadındaki kesme taş ayaklar ve yuvarlak kemerler, diğer kanatların sivri tuğla kemerleriyle karşılaştırıldığında hemen fark edilir. Han çalışan bir çarşı olduğu için dükkanların açık olduğu saatlerde gezilir. Kültür Portalı'nın belirttiği gibi hanlar bölgesine kent merkezinden yürüyerek, Emir Han'a da Kapalı Çarşı'nın içinden geçerek ulaşılır. Birkaç adım ötedeki Koza Han, TDV'ye göre II. Bayezid döneminde Emir Han ile Ulu Cami arasına yapıldı; iki hanı art arda görmek, çarşının 14. ve 15. yüzyıllardaki büyümesini karşılaştırmayı kolaylaştırır. Emir Han'ın bulunduğu Hanlar Bölgesi, 2014'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren "Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğuşu" alanının bir parçasıdır.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirOsmangazi, Bursa
TürKültürel
Durak5
Tarih30 Eylül 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat