Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Hasankale'den Oltu'ya, Erzurum'un Doğu ve Kuzey Yolu
Kültürel4 Durak

Hasankale'den Oltu'ya, Erzurum'un Doğu ve Kuzey Yolu

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Erzurum'un adı çoğu zaman kale, medreseler ve Palandöken ile anılır. Oysa şehrin doğusuna ve kuzeyine açılan yollar, yüzyıllar boyunca bu toprakları dünyaya bağlayan asıl hatlardı. Bu rota o yolları izler ve dört durakta kalenin, köprünün ve doğanın aynı coğrafyada nasıl iç içe geçtiğini gösterir. Gün, şehrin otuz altı kilometre doğusunda, Pasinler Ovası'nın üstündeki sarp kayalıkta yükselen Hasankale'de başlar. Doğudan Erzurum'a gelen yolu gözeten bu kale, ilçeye uzun süre adını vermiştir. İkinci durak ovanın daha doğusunda, Köprüköy'deki Çobandede Köprüsü'dür; Aras'ın üstündeki bu taş köprü Erzurum'dan Muş ve Van yönlerine giden yolların geçidiydi ve ilçe de adını ondan almıştır. Üçüncü durakta yol kuzeye döner ve Narman'ın kızıl peribacalarına iner. Gün, Oltu Çayı'nın yayı içindeki kayalığa kurulmuş Oltu Kalesi'nde biter.

Sıra coğrafyadan gelir. Pasinler ile Köprüköy aynı ova üzerindedir ve doğuya ilerleyen eski yolu izler. Köprüden sonra Pasinler'e dönülür ve Narman-Pasinler karayolu ile kuzeye çıkılır; peribacaları bu yolun üstünde, Narman ilçe merkezine varmadan hemen öncedir. Oltu ise Narman'ın kuzeyinde, Doğu Anadolu ile Karadeniz arasındaki geçişin üstündedir. Böylece gün iki kaleyle açılıp kapanır, ortasında bir köprü ve bir vadi durur. Konu da bu sırayı izler: Hasankale ve Oltu savunmayı ve yönetimi, Çobandede yolculuğu, Narman ise bütün bu tarihin üstünde yükseldiği toprağın kendisini anlatır.

Rota uzun bir araç günüdür. Erzurum ile Pasinler arasında otuz altı kilometre, Pasinler ile Köprüköy arasında on sekiz kilometre kadar yol vardır; Oltu ise şehir merkezine yüz on sekiz kilometre uzaklıktadır. Her durakta yürüyüş vardır. Hasankale'ye taşlı bir toprak yoldan çıkılır, Oltu Kalesi'ne merdivenle varılır, Narman'da vadiye inen patika kumlu ve yer yer kaygandır. Çobandede Köprüsü trafiğe kapalı olduğu için üzerinde rahatça yürünür.

Dikkat edilecek birkaç nokta var. Kalelerde ve peribacalarında gölge yok denecek kadar azdır; şapka, su ve sağlam tabanlı ayakkabı yanınızda olsun. Yıkık surların ve peribacalarının üstüne çıkmayın, gevşek taşları ve aşınan toprağı yerinden oynatmayın. Yağmurdan sonra Narman'ın toprağı çamura döner. Yapıların ve alanların güncel ziyaret koşullarını yola çıkmadan resmi kaynaklardan kontrol edin; Oltu'dan şehre dönüş uzun olduğu için yola karanlık çökmeden çıkın.

Süre: tam gün. En iyi zaman: Geç ilkbahardan sonbahara kadar, sabah erken Pasinler'de başlayıp gün ışığı bitmeden Oltu'ya varacak biçimde yola çıkmak en rahatıdır; Narman'daki patikayı yağmurdan hemen sonra ve karlı aylarda planlamayın.. Ulaşım: Duraklar birbirinden uzak ve kırsalda olduğu için rota özel araç ister. Pasinler, Köprüköy, Narman ve Oltu'ya Erzurum'da Şükrüpaşa Mahallesi'ndeki batı semt garajından ilçe araçları kalkar, ama dört durağı tek günde toplu taşımayla bağlamak mümkün değildir.

Kaynaklar

Pasinler, Erzurum
Kültürel
4 Durak
Mekanlarda ~4 sa 15 dk
Yol ~83,3 km · 2 sa 19 dk
Toplam ~6 sa 34 dk
19 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Pasinler Kalesi (Hasankale)

Pasinler Kalesi (Hasankale)

~1 sa burada
Pasinler ilçe merkezi, Erzurum

Güne Erzurum'un doğusundaki Pasinler'de, ilçenin üstünde yükselen sarp kayalıktaki Hasankale'de başlayın. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün rehberine göre kale, şehir merkezinin otuz altı kilometre doğusunda, Hasan Dede Dağı'nın önündeki sarp bir tepenin üzerindedir. Kale ilçeye adını da vermiştir; Pasinler kasabası Osmanlı kayıtlarında ve halk arasında uzun süre Hasankale diye anılmıştır. Kaleye batı yönünden yaklaşın, çünkü iç kalenin kapısına giden toprak yol bu taraftadır. Rehberin aktardığına göre kale çok sarp kayalara kurulduğu için eskiden binek hayvanlarıyla bile buraya çıkılamıyordu. Bugünkü yol, kale sonradan taş ocağı olarak kullanılınca açılmıştır; yani yürüdüğünüz yokuş da kalenin başından geçenlerin bir parçasıdır. Yokuşu acele etmeden çıkın, çünkü zemin taşlı ve yer yer gevşektir.

Yukarıda önce kalenin planını okumaya çalışın. İngilizce Vikipedi maddesine göre tepede üç sıra sur vardır ve dıştaki iki sur tam bir halka oluşturmadan sarp kaya yüzünde son bulur. Kapı yapısı batı kesimdedir. Rehber, iç kale kapısının düzgün ve süslü taşlarla örülmüş sütunlarının, kemerlerinin ve kitabesinin bugün yerinde olmadığını, dış kalenin kapılarının da yıkılıp kaybolduğunu not eder. Castles.nl iç kalenin içinde ayakta bir yapı kalmadığını yazar; bu yüzden burada gördüğünüz şey bir yapı topluluğu değil, kayaya oturmuş bir savunma çizgisidir.

Kalenin geçmişi tek bir döneme sığmaz. Kalıntılar arasında Urartu kralı Minua dönemine ait yazıt ve taş işçiliği bulunduğu bildirilir ve tepenin Demir Çağı'ndan beri bir savunma yeri olduğu kabul edilir. Castles.nl, 1048'de Selçuklularla Bizanslılar arasındaki savaş sırasında buradaki kalenin Selçuklu komutanı İbrahim Yınal tarafından alındığını aktarır. Bugünkü kalenin kurucusu hakkında ise birbirinden farklı rivayetler vardır. Tarihçi Naima kaleyi Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'a bağlar; İbrahim Hakkı Konyalı ise onu İlhanlı soyundan Emir Hacı Togay'ın oğlu Hasan Bey'e ve 1336 ile 1339 arasındaki yıllara tarihler. Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman'ın kaleyi onartıp güçlendirdiği bilinir.

Ardından sağlam zeminde durup ovaya bakın. Burası bütün Pasinler Ovası'na hakim bir noktadır ve yüzyıllar boyunca doğudan Erzurum'a gelen yolu gözeten önemli bir askeri üs olmuştur. Aşağıda uzanan geniş ova, Aras'ın yukarı havzasıdır ve rotanın ikinci durağına giden yol da bu düzlükten geçer. Fotoğraf için ovayı ve kasabayı aynı kareye alan açıları surların dışındaki düzlüklerde arayın. Kalenin bir başka özelliği, kayanın içinden aşağıdaki dereye inen su tünelidir; tünelin ağzını uzaktan görmekle yetinin. Yıkık duvarların üzerine çıkmayın ve gevşek taşları yerinden oynatmayın. Gölgelik bulmak zor olduğu için yaz günlerinde şapka ve su yanınızda olsun. İnişten sonra isterseniz il rehberinin Roma döneminden beri bilindiğini yazdığı Pasinler kaplıcalarına da uğrayabilirsiniz. Sonra ovanın doğusuna, on sekiz kilometre kadar ilerideki Köprüköy'e doğru yola çıkın.

Kaynak: Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Turizm Rehberi; Castles.nl, Hasankale Castle; Wikipedia, Pasinler Castle.

Pasinler Kalesi, Erzurum'un doğusundaki Pasinler ilçesinde, kasabanın hemen üstünde yükselen sarp bir kayalık tepenin üzerindedir. Kale yerel olarak Hasankale adıyla da bilinir ve ilçe uzun süre bu adı taşımıştır. Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün turizm rehberi kalenin şehrin 36 kilometre doğusunda, Hasan Dede Dağı'nın önünde durduğunu yazar. Tepe bütün Pasinler Ovası'na hakimdir ve yüzyıllar boyunca doğudan Erzurum'a gelen yolu denetleyen önemli bir askeri üs olmuştur. İngilizce Vikipedi kalenin yaklaşık 1740 metre yükseklikteki geniş bir kaya tepesine oturduğunu belirtir. Kalenin kesin tarihçesi bilinmez ve kaynaklar farklı rivayetler aktarır. İl rehberine göre Şemseddin Sami kaleyi Cenevizlilere bağlar, tarihçi Naima ise Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yaptırdığını ileri sürer. Erzurum tarihini yazan İbrahim Hakkı Konyalı'ya göre kale, İlhanlı soyundan Emir Hacı Togay'ın oğlu Hasan Bey tarafından 1336-1339 yılları arasında yapılmıştır. Kalenin adının hangi Hasan'dan geldiği de bu yüzden kesin değildir; rivayetler Uzun Hasan ile Hasan Bey arasında bölünür. Tepedeki yerleşim ise çok daha eskidir. Kaleleri tanıtan castles.nl sitesi ilk tahkimatın MÖ 9. yüzyılda Urartular tarafından kurulduğunu yazar. İngilizce Vikipedi de alanda Urartu kralı Minua dönemine ait yazıt ve taş işçiliği bulunduğunu not eder. Ortaçağda kale bölgenin sınır savaşlarının içinde kalmıştır. Aynı site, 1048'de Selçuklular ile Bizans arasındaki savaş sırasında buradaki kalenin Selçuklu komutanı İbrahim Yınal tarafından alındığını aktarır. Türkçe Vikipedi, bugünkü Pasinler, Köprüköy ve Horasan bölgesinin eski adının Basiani olduğunu ve Osmanlıların bölgeyi 1545'te ele geçirdiğini yazar. İl rehberine göre Osmanlı yönetimine geçen kale Kanuni Sultan Süleyman döneminde onarılıp güçlendirilmiştir. İngilizce Vikipedi kalenin 1828-1829 savaşından sonraya kadar kullanıldığını belirtir. Kale bugün bir harabedir ama surların büyük bölümü ayaktadır. İngilizce Vikipedi'ye göre kalede üç sıra sur vardır ve dıştaki iki sur tam bir halka oluşturmadan sarp kaya yüzünde sona erer. Castles.nl iç kalenin çokgen ve üçgene yakın bir planı olduğunu, iki dış surla korunduğunu anlatır. Bu sitenin aktardığına göre iç kalede günümüze ayakta kalmış bir yapı yoktur. Surlar ve iç kale kapısı kesme taş ile moloz taştan örülmüştür. İl rehberi, iç kale kapısının süslü taşlarla yapılmış sütun ve kemerlerinin ve kitabesinin bugün yerinde olmadığını not eder. Ana kapıdan başka, batı duvarında küçük bir tali kapı bulunur. Bu kapının aşağıdaki dereye inen gizli bir geçitle bağlantılı olduğu düşünülür; İngilizce Vikipedi de kayanın içinden Pasinler Çayı'na inen bir su tünelinden söz eder. Kale çok sarp kayalar üzerine kurulduğu için eskiden binek hayvanlarıyla bile çıkılamadığı anlatılır. İl rehberine göre kale sonradan taş ocağı olarak kullanıldığı için batıdaki iç kale kapısına giden toprak bir yol açılmıştır. Bugün ziyaretçiler genellikle bu yoldan çıkar. Castles.nl kalenin serbestçe gezilebildiğini yazar, yine de giriş koşulları değişebileceği için güncel durumu yerel kurumlardan kontrol edin. Surların üstü korkuluksuz ve yer yer dökülmüş olduğu için duvar kenarlarında dikkatli yürümek gerekir. Rüzgarlı günlerde tepe oldukça serin olur, yazın bile yanınıza ince bir kat almak iyi olur. Tepeden bakınca Pasinler Ovası bütünüyle açılır ve doğu yolunun neden burada korunduğu kendiliğinden anlaşılır. Sabah ışığında surların taş dokusu daha net görünür, akşamüstü ise ova üzerinde uzun gölgeler oluşur. Pasinler, Türkçe Vikipedi'ye göre Erzurum il merkezine 37 kilometre uzaklıktadır ve tarihi İpek Yolu üzerindedir. İlçe kaplıcalarıyla da bilinir; il rehberi Pasinler kaplıcalarının Roma döneminden beri kullanıldığını yazar. Erzurum'dan doğuya giden yolda kale, Çobandede Köprüsü ve Narman Peribacaları ile aynı gün gezilebilir.
2
Çobandede Köprüsü

Çobandede Köprüsü

~45 dk burada
Köprüköy, Aras Nehri üzeri, Erzurum

İkinci durak, Köprüköy ilçe merkezinin hemen doğusunda Aras üzerindeki Çobandede Köprüsü'dür. Köprü bugün trafiğe kapalıdır; karayolu yaklaşık beş yüz metre doğudaki paralel bir köprüden geçer, bu yüzden tarihi yapıyı yürüyerek ve sakin bir ortamda görebilirsiniz. Önce köprüyü kıyıdan, yandan görün, çünkü bütün gözler aynı karede ancak uzaktan okunur. Kültür Portalı köprünün 128 metre uzunluğunda ve 8,5 metre genişliğinde olduğunu, en büyük kemer açıklığının 13 metreye, en yüksek noktasının 30 metreye ulaştığını yazar. Köprü yedi gözlü olarak yapılmıştır; ilk gözü onarımlar sırasında kapatıldığı için bugün altı göz görürsünüz. TDV İslam Ansiklopedisi bu gözün büyük olasılıkla bir taşkında yıkıldığını ve 1872'deki onarımda örülerek kapatıldığını aktarır.

Sonra köprüye yaklaşıp taşların rengine bakın. Kemerler siyah, kırmızı ve gri kesme taşlarla örülmüştür ve gün içinde ışık değiştikçe renkler de farklı görünür. Yerel bir söylentiye göre bu taşlar altı kilometre kadar uzaktaki bir köyden getirilmiştir. Kültür Portalı ayakların altına ardıç ağaçları döşendiğini, böylece köprünün batmasının önlendiğini ve yükü hafifletmek için duvarlar arasında boşluk bırakıldığını belirtir. Ayakların önündeki sivri sel yaranlar ile arka yüzdeki yarım yuvarlak payandalar köprünün en dikkat çekici ayrıntısıdır. Bu çıkıntıların üstüne köşeli yarım kulecikler yapılmış ve yarım piramit biçiminde külahlarla örtülmüştür. Bu köşklerin ne işe yaradığı tartışmalıdır; bekçi barınağı olabileceğini düşünen araştırmacılar da, yalnızca köprünün görünüşünü zenginleştiren süsler olduğunu savunanlar da vardır. Doğu yüzde, ayakların üzerinde geometrik düğümlerden ve zencereklerden oluşan kabartmaları arayın. Korkuluk taşlarında taşçı işaretleri bulunduğu da bildirilir; dikkatli bakarsanız ok takılı yay biçiminde bir işaret görebilirsiniz.

Köprünün tarihi kesin değildir. Kültür Portalı ve il rehberi köprünün İlhanlı hükümdarı Gazan Han'ın emiri Çoban Noyan tarafından 1298'de yaptırıldığını yazar. TDV İslam Ansiklopedisi ise onarım kitabesinin çok harap olduğunu, banisi konusunda yalnızca söylentilerin bulunduğunu ve yapının mimarisine ve süslemesine bakarak 14. yüzyıla doğru yapılmış olabileceğini belirtir. Köprünün adı bu Emir Çoban rivayetinden gelir, ilçe ise adını köprüden almıştır. Köprü yüzyıllar boyunca Erzurum'dan Muş, Erciş ve Van yönlerine giden yolların geçtiği yerdi. Evliya Çelebi 1647'deki yolculuğunda köprüyü görmüş ve onu gökkuşağına benzetmiştir; Matrakçı Nasuh'un 16. yüzyılda hazırladığı sefer kitabında da köprünün bir minyatürü bulunur.

Köprünün kurulduğu yer, Kargapazarı ve Aras sularının birleştiği noktadır; iki suyun buluşmasını köprünün ortasından izleyin. Vikipedi'ye göre akım en yüksek düzeyine Ağustos'ta ulaşır ve köprü tarih boyunca birçok kez taşkınlardan zarar görmüştür. Köprünün üstünde yürürken kenarlara yaklaşmayın ve çocukları yanınızda tutun. Kıyıya inerseniz zemin kaygan olabilir, suyun kenarına fazla sokulmayın. Buradan Pasinler'e dönüp kuzeye, Narman yoluna çıkın.

Kaynak: Kültür Portalı, Çobandede Köprüsü; TDV İslam Ansiklopedisi, Çoban Köprüsü; Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Turizm Rehberi; Vikipedi, Çobandede Köprüsü.

Çobandede Köprüsü, Erzurum'un doğusunda, Köprüköy ilçesinde Aras Nehri'ni geçen tarihi bir taş köprüdür. Halk arasında Çoban Köprüsü olarak da anılır ve ilçe adını bu köprüden alır. TDV İslam Ansiklopedisi köprünün Bingöl Çayı ile Hasankale Çayı'nın birleşip Aras'ı oluşturduğu noktada durduğunu yazar. Kültür Portalı yapının şehir merkezine yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta, Pasinler çıkışında olduğunu belirtir. Erzurum'dan Muş, Erciş ve Van yönlerine giden yollar yüzyıllarca bu köprüden geçmiştir. Köprünün yapım tarihi ve banisi kaynaklarda farklı aktarılır. Kültür Portalı ve il turizm rehberi köprünün 1298'de İlhanlı hükümdarı Gazan Han'ın emiri Çoban Noyan tarafından yaptırıldığını yazar. TDV İslam Ansiklopedisi'nde Semavi Eyice, genel kabulün bu yönde olduğunu ama Emir Çoban'ın Anadolu tarihindeki yerinin tam aydınlanmadığını, bu yüzden bağlantının söylentilere karıştığını belirtir. Aynı maddeye göre batı yüzdeki tamir kitabesi çok harap ve okunaksızdır. Evliya Çelebi köprünün Çobanoğulları'ndan bir melik tarafından yaptırıldığını yazmıştır. Vikipedi'nin İngilizce maddesi ise farklı görüşlere ve bugün yerinde olmayan eski kitabelere de değinir. Köprü yüzyıllar boyunca çok kez onarılmıştır. TDV maddesine göre ilk onarım izleri IV. Murad dönemine işaret eder, kitabedeki 1727-28 tarihi de III. Ahmed dönemindeki bir tamire bağlanır. TDV'ye göre büyük olasılıkla bir taşkında kuzey kenardaki göz yıkılmış ve 1872'deki onarımda bu göz örülerek kapatılmıştır. Köprü 1946-1948 yıllarında büyük bir tamir daha görmüş, Kültür Portalı'na göre son olarak 2011'de restore edilmiştir. Matrakçı Nasuh'un Irakeyn Seferi'ni anlatan eserinde köprünün bir minyatürü bulunur ve TDV bu resimde köprünün beş gözlü çizildiğini not eder. Ölçüler resmi kaynaklarda açıkça verilir. Kültür Portalı ve TDV'ye göre köprü 128 metre uzunluğunda ve 8,5 metre genişliğindedir. En büyük kemer açıklığı 13 metre, en yüksek noktası ise 30 metre kadardır. Köprü aslında yedi gözlü olarak yapılmıştır, ama gözlerden biri kapatıldığı için bugün altı göz görülür. Kemerler siyah, kırmızı ve gri renkli kesme taşlardan örülmüştür ve bu renk oyunu köprünün en tanınır özelliğidir. TDV, yerel bir söylentiye göre taşların yaklaşık 6 kilometre uzaktaki Honigi köyünden getirildiğini aktarır. Kültür Portalı köprü ayaklarının altına ardıç ağaçları döşendiğini ve böylece köprünün batmasının önlendiğini yazar. Köprünün en dikkat çekici ayrıntısı ayaklarındadır. TDV maddesine göre ayakların akıntıya bakan yüzünde sel yaranlar, öbür yüzünde yarım yuvarlak payandalar vardır. Bu çıkıntıların üzerinde köşeli yarım kulecikler yükselir ve üstleri yarım piramit biçimli külahlarla örtülüdür. Batı cephesindekilerde mazgal biçimli küçük açıklıklar bulunur ve bunlar içlerinin boş olduğunu gösterir. Bu boşlukların ne işe yaradığı araştırmacılar arasında tartışmalıdır; bekçi barınağı olabileceği de yalnızca süsleme olduğu da ileri sürülmüştür. Korkuluk taşlarında ok takılı yay biçiminde taşçı işaretleri de görülür. Gezmeye köprünün kıyısından başlamak en iyisidir. Aşağıdan bakınca renkli kemerler ve sivri külahlı kulecikler bir arada görünür, en güzel kare de bu açıdan çıkar. İngilizce Vikipedi köprünün bugün trafiğe kapalı olduğunu, karayolunun yaklaşık 500 metre doğudaki paralel bir köprüden geçtiğini belirtir. Bu sayede tarihi köprünün üstünde trafik kaygısı olmadan yürünebilir. Akşamüstü güneşi kırmızı taşları ve arkadaki kızıl yamacı ısıtır, sabah ise nehir daha sakin görünür. Yaz sonunda nehir taşkınlarının köprüye zarar verdiği bilindiği için su yüksekken kıyıya fazla yaklaşmamak gerekir. Toplu taşımayla gelmek mümkündür. Kültür Portalı, Erzurum'daki Şükrüpaşa Mahallesi batı semt garajından kalkan Horasan, Tekman, Karayazı, Hınıs ve Karaçoban araçlarının köprünün yakınından geçtiğini yazar. Köprü, Pasinler Kalesi'nden sonra doğuya devam eden bir günlük gezinin doğal durağıdır. Kuzeye dönen yol ise Narman Peribacaları'na ve Oltu'ya ulaşır.
3
Narman Peribacaları

Narman Peribacaları

~1 sa 30 dk burada
Narman-Pasinler karayolunun 7. kilometresi, Yoldere ve Alacayar mahalleleri arası, Narman / Erzurum

Üçüncü durak, Narman ilçe merkezinin yedi kilometre güneyinde, Narman-Pasinler karayolunun üstündeki peribacalarıdır. Kültür Portalı alanın bu yolun yedinci kilometresinde olduğunu yazar; yani Pasinler'den kuzeye çıkan yolu izlerseniz ilçe merkezine varmadan durağa ulaşırsınız. Önce yolun kenarındaki seyir noktasında durun ve vadiyi yukarıdan görün. Erzurum Valiliği'nin 2020 tarihli duyurusu, yol kenarına ziyaretçiler için iki katlı bir tesis yapıldığını ve alana yaklaşık üç buçuk kilometrelik bir yoldan ulaşıldığını aktarır. Buradan bakınca kızıl yarlar, sivri tepeler ve dar vadiler aynı manzarada birleşir.

Rengin ve biçimin nereden geldiğini bilerek bakmak manzarayı değiştirir. Kırmızılığın kaynağı tortul kayaçlardaki demirin oksitlenmesidir. Şekiller ise rüzgar ve suyun kumlu toprağı uzun süre aşındırmasıyla ortaya çıkmıştır; önce su oyuntular açmış, rüzgar bu oyuntuları farklı desenlerle işlemiştir. Oluşumun yaşı konusunda kaynaklar farklı rakamlar verir. Kültür Portalı ve il rehberi peribacalarının 2,5 ile 3 milyon yıl önce bir çökelme havzasında biriken malzemenin aşınmasıyla oluştuğunu yazar, valiliğin duyurusunda ise çok daha eski bir tarih anılır. Halk arasında burası Kırmızı Periler Diyarı diye bilinir ve Kültür Portalı vadiyi Colorado Nehri'nin oluşturduğu Büyük Kanyon'a benzetir.

Vadiye inen patika, alanı içeriden görmenin en iyi yoludur ve bu durağa ayırdığımız sürenin büyük bölümü ona gider. Valiliğin duyurusunda yaklaşık bir saatlik bir yürüyüş parkurundan söz edilir. İnişte zemin kumlu ve kaygandır, kuru havada bile ayak tutuşu zayıf olabilir; tabanı sağlam ayakkabı giyin. Yağmurdan sonra kumlu toprak çamura döner, bu yüzden patikaya hava durumuna bakarak girin. Yürürken peribacalarının tepelerine ve yarların kenarına çıkmayın, çünkü aşınan toprak kolayca kopar. Dönüş yokuş yukarıdır; gücünüzü buna göre ayarlayın ve yanınıza yeterince su alın.

Bu manzara korunan bir alandır. Kültür Portalı peribacalarının 2018'de tabiat anıtı ilan edildiğini ve milli park esaslarına göre korunduğunu belirtir. Valiliğin duyurusuna göre alan UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne de alınmıştır. Aynı duyuru bölgede on iki ayrı vadi bulunduğunu söyler; yani yoldan gördüğünüz manzara bütün alanın yalnızca küçük bir parçasıdır. Alanda gölge azdır, yaz günlerinde şapka şarttır. Öğle ışığı sert olduğu için fotoğrafta gölgeli yarlara ve vadi içindeki dokulara odaklanın. Vikipedi yaz aylarında burada şenlikler düzenlendiğini yazar; ziyaret tarihinizde bir etkinlik olup olmadığını önceden öğrenebilirsiniz. Toplu taşımayla gelmek isteyenler için Kültür Portalı, Erzurum'da Şükrüpaşa Mahallesi'ndeki batı semt garajından kalkan Narman araçlarını gösterir, ama bu rota bütün haliyle araç ister. Peribacalarından sonra Narman'dan geçerek kuzeye, Oltu'ya devam edin.

Kaynak: Kültür Portalı, Narman Peri Bacaları; Erzurum Valiliği, Erzurum'un Kırmızı Periler Diyarı Jeopark Olacak; Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Turizm Rehberi; Vikipedi, Narman Peribacaları.

Narman Peribacaları, Erzurum'un kuzeydoğusundaki Narman ilçesinde, ilçe merkezinin güneyinde uzanan kızıl renkli bir aşınım arazisidir. Halk arasında ve tanıtım metinlerinde "Kırmızı Periler Diyarı" adıyla anılır. Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü alanın şehir merkezine yaklaşık 90 kilometre, Narman ilçe merkezine ise 7 kilometre uzaklıkta olduğunu yazar. Peribacaları Narman-Pasinler karayolunun hemen kenarındadır, bu yüzden araçla ulaşmak kolaydır. Vikipedi alanın Alacayar ve Yoldere mahalleleri arasında kaldığını belirtir. Arazinin oluşumunu Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynakları kısaca şöyle anlatır. Akarsuların bir çökelme havzasına taşıdığı kum, çakıl ve silt zamanla katman katman birikmiş, sonra yağmur ve rüzgar bu yumuşak tortuları aşındırmıştır. Bakanlık kaynaklarına göre bugünkü görünüm 2,5 ile 3 milyon yıl önce, Pliyosen döneminde başlayan bu süreçle şekillenmiştir. Vikipedi havzadaki tabakaları Neojen yaşlı kumtaşı, çakıltaşı ve miltaşı olarak tanımlar. Kayaların kızıl rengi, tortuların içindeki demirin oksitlenmesinden gelir. Yaş konusunda kaynaklar birbirini tutmaz; valiliğin yayımladığı bir haberde çok daha büyük bir rakam geçer, bu yüzden bakanlığın verdiği değeri esas almak daha temkinlidir. Arazide tek bir vadi yoktur. Erzurum Valiliği'nin duyurusuna göre bölge 12 ayrı vadiden oluşur ve bu vadilerin toplam uzunluğu 62 kilometreyi bulur. Aşınma sırasında sert kalan başlıklar ince sütunların tepesinde şapka gibi durur, bu yüzden en çok fotoğraflanan biçimler bu ikiz ve üçüz sütunlardır. Sütunların arasında dar yarıklar, oyuklar ve basamak basamak inen yamaçlar görülür. Tanıtım metinleri vadiyi Colorado Nehri'nin oyduğu Büyük Kanyon'a benzetir; benzetme ölçekten çok renk ve katmanlı duvarlar için yapılır. Kültür Portalı, Doğu Anadolu'da bu türden peribacalarının yalnız bu yörede görüldüğünü not eder. Kültür Portalı'na göre Narman Peribacaları 2018 yılında tabiat anıtı ilan edilmiştir ve milli park esaslarına göre korunur. Valiliğin duyurusu alanın ayrıca doğal sit olarak tescil edildiğini aktarır. Koruma statüsü nedeniyle sütunlara tırmanmak, kaya kazımak ya da parça koparmak doğru değildir. Yumuşak tortul kayalar ayak altında kolayca dağılır, bu yüzden açılmış patikaların dışına çıkmamak gerekir. Ziyaretin ilk durağı yol kenarındaki seyir noktasıdır. Valiliğin anlattığına göre yolun hemen kenarına bir ziyaretçi binası yapılmış, oradan vadiye inen yaklaşık 3,5 kilometrelik bir yol düzenlenmiştir. Aynı duyuruda alanda yaklaşık bir saat süren bir yürüyüş parkuru bulunduğu belirtilir. Parkur vadinin içine iner, dönüşü ise yokuş yukarı olduğu için yürüyüşü buna göre planlamak gerekir. Sağlam tabanlı ayakkabı, şapka ve su yanınızda olsun, çünkü vadide gölge çok azdır. Kızıl rengin en canlı göründüğü saatler sabahın ilk ve akşamın son ışıklarıdır. Öğle güneşinde renkler solar, akşamüstü ise sütunlar turuncuya ve koyu kırmızıya döner. Erzurum'un yüksek iklimi nedeniyle kışın arazi kar altında kalabilir ve yol koşulları değişebilir. Bu yüzden en rahat ziyaret dönemi ilkbahar sonu, yaz ve sonbahar başıdır. Yağmurdan hemen sonra kil karışımlı toprak kayganlaşır, böyle günlerde vadinin içine inmemek daha güvenlidir. Toplu taşımayla gelmek de mümkündür. Kültür Portalı, Erzurum'da Şükrüpaşa Mahallesi'ndeki batı semt garajından kalkan Narman araçlarıyla ulaşım sağlandığını yazar. Ancak minibüs ilçe merkezine gider, peribacalarına kadar yol yürüyerek ya da yerel bir araçla tamamlanır. Kendi aracınızla geliyorsanız Pasinler üzerinden gelen yol doğrudan alanın önünden geçer. Narman Peribacaları, Pasinler Ovası ile Oltu arasında yapılacak bir günlük gezinin doğal durağıdır. Güneyde Pasinler Kalesi ve Çobandede Köprüsü, kuzeyde ise Oltu Kalesi aynı gün içinde birleştirilebilir. Vikipedi, alanın tanıtımında Atatürk Üniversitesi'nin düzenlediği sergi ve şenliklerin payı olduğunu ve yaz aylarında peribacaları şenliklerinin yapıldığını aktarır. Etkinlik takvimi yıldan yıla değiştiği için güncel bilgiyi ilçe ve il kurumlarının duyurularından kontrol edin.
4
Oltu Kalesi

Oltu Kalesi

~1 sa burada
Şehitler, Kale Cd. No:43, 25400 Oltu / Erzurum

Rotanın son durağı Oltu ilçe merkezindeki kaledir. Kale, Narman'dan ve Sivri Deresi'nden gelen suların birleşip Oltu Çayı'nı oluşturduğu yerde, sarp ama çok yüksek olmayan bir kayalığın üstündedir. İl rehberinin deyişiyle kale Oltu Çayı'nın çizdiği yayın içinde durur ve kasabaya girerken onu ortadaki kayanın tepesinde görürsünüz. İç kalenin girişi güneydedir ve kapıya merdivenlerle çıkılır. Basamakları yavaş çıkın ve yukarı vardığınızda önce kalenin çevresini bir kez dolaşın.

Bugün ayakta olan kısım iç kaledir; kasabanın mahallelerini çevreleyen dış surlar günümüze ulaşmamıştır. İç kale, altındaki doğal kayalığın biçimine uyan bir mimari gösterir ve çevresi yüksek, kalın duvarlarla ve burçlarla güçlendirilmiştir. Kültür Portalı kalenin üç bin metrekarelik bir alana kurulduğunu ve kesme taştan yapıldığını yazar. Kuzeybatıdaki burçlara ve sınır duvarlarına dikkat edin; kaynaklar bu kesimin geçmişte çok daha görkemli olduğunun anlaşıldığını belirtir. İç kalede sarnıçların ve kale muhafızlarına ait mekanların izlerini arayın.

Kalenin yapım tarihi tartışmalıdır. Kaynakların bir kısmı kalenin mimari özelliklerinin Urartulara kadar uzandığını söyler; Vikipedi ise farklı rivayetleri aktarır ve 19. yüzyılda kalede Gürcüce yazılar görüldüğünü not eder. Kültür Portalı kalenin Bizans, Selçuklu, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı dönemlerinde onarıldığını, Osmanlı döneminde bir süre kervansaray olarak da kullanıldığını yazar. Vikipedi'ye göre kale 16. yüzyılın ortalarında Osmanlıların eline geçti ve ardından Oltu sancağının idari merkezi oldu. 1877-1878 savaşının ardından Oltu bir süre Rus idaresinde kaldı. Kale son olarak 1998 ve 1999 yıllarında restore edilip sağlamlaştırılmıştır.

Kalenin en ilginç ayrıntılarından biri suyla bağlantısıdır. İl rehberi kale kapısının ve tünelinin Oltu Çayı'na baktığını yazar; Kültür Portalı da kayadan çaya inen gizli bir su yolundan söz eder. İç kalenin doğu eteğinde, kökeni Selçuklulara uzanan ve künklerle iç kaleye bağlanan bir hamam bulunur; inişte ona da dışarıdan bakın. Surların kenarından Oltu Çayı vadisine ve kasabanın iki yakasına bakın; Vikipedi kasabanın çayın iki yanına yayıldığını aktarır. Yüksek ve korkuluksuz kenarlara yaklaşmayın.

Oltu, Oltu taşının ilçesidir; kaleden inince kasabada bu siyah taşın işlendiği atölyelerle karşılaşırsınız. Taşın ocaktan tezgaha yolu ayrı bir gezi ve blog yazımızın konusudur. Günün son saatlerinde buraya varıyorsanız kalenin güncel ziyaret koşullarını önceden öğrenin ve Narman'da fazla oyalanmayın. Kültür Portalı Oltu'nun şehir merkezine yüz on sekiz kilometre uzaklıkta olduğunu yazar; dönüş yoluna karanlık çökmeden çıkın.

Kaynak: Kültür Portalı, Oltu Kalesi; Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Turizm Rehberi; Vikipedi, Oltu Kalesi.

Oltu Kalesi, Erzurum'un kuzeydoğusundaki Oltu ilçesinin tam ortasında, sarp ama çok yüksek olmayan bir kayalık tepenin üzerinde durur. Türkçe Vikipedi kalenin, Narman ve Sivri derelerinden gelen suların birleşip Oltu Çayı'nı oluşturduğu yerde, önemli bir geçidi tutacak biçimde kurulduğunu yazar. İl turizm rehberi de kalenin Oltu Çayı'nın çizdiği yayın içinde yer aldığını belirtir. Kültür Portalı ilçenin şehir merkezine uzaklığını 118 kilometre olarak verir. Kayalığın üstündeki yuvarlak burçlar ilçe merkezinin birçok noktasından görülür. Kalenin kuruluş tarihi kesin değildir ve kaynaklar farklı tarihler verir. Kültür Portalı kalenin MÖ 4. yüzyılda Urartular tarafından yaptırıldığını yazar. İl rehberi mimari özelliklerinin Urartulara kadar uzandığını ve kalenin bu dönemde askeri amaçla yapıldığının tahmin edildiğini söyler. Türkçe Vikipedi ise yapım tarihi konusunda iki rivayet bulunduğunu, 19. yüzyılda kaleyi inceleyen bir araştırmacının yapıyı Gürcü mimarisine bağladığını aktarır. Bu yüzden en doğrusu kalenin kökeninin çok eskiye uzandığını ve yüzyıllar içinde defalarca yeniden yapıldığını söylemektir. Kale birçok devletin elinden geçmiştir. Kültür Portalı yapının Bizans, Selçuklu, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı dönemlerinde onarıldığını yazar. Türkçe Vikipedi'ye göre kale 16. yüzyılın ortalarında Osmanlıların eline geçmeden önce Samtshe-Saatabago hükümdarlarının önemli merkezlerinden biriydi. Osmanlı döneminde Oltu, Çıldır Eyaleti'ne bağlı Oltu sancağının idari merkezi olmuştur. Aynı dönemde kale bir süre kervansaray olarak da kullanılmıştır. Vikipedi, 1877-1878 savaşının ardından Oltu'nun bir dönem Rus yönetimine geçtiğini de aktarır. Kale son olarak 1998-1999 yıllarında restore edilmiş ve sağlamlaştırılmıştır. Kale iç ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşuyordu. Kültür Portalı'na göre Oltu'nun mahallelerini çevreleyen dış surlar günümüze ulaşmamıştır. Bugün görülen yapı, doğal kayalıklar üzerine oturan iç kaledir ve yaklaşık 3000 metrekarelik bir alana kurulmuştur. İl rehberi iç kalenin alttaki kayalığın biçimine uyan bir mimari gösterdiğini belirtir. Yüksek ve kalın sur duvarları burçlarla desteklenmiştir, malzeme ise düzgün kesme taştır. Halk arasında iç kaleye Ehmedek denir. Kültür Portalı, iç kalede sarnıçlar ve kale muhafızlarına ait mekanlar bulunduğunu yazar. Kalenin en ilginç ayrıntılarından biri gizli su yoludur. Kültür Portalı, Ehmedek'ten Oltu Çayı'na inen bir tünelden söz eder ve il rehberi de kale giriş kapısı ile tünelin çaya baktığını belirtir. İç kalenin doğu eteğinde, aslı Selçuklulara uzanan bir hamam vardır. Kültür Portalı bu hamamın künklerle iç kaleye bağlandığını ve kale ile bir bütün oluşturduğunu yazar. Kalenin kuzeybatısındaki burç ve duvarların geçmişte çok daha görkemli olduğu, kalan izlerden anlaşılır. İç kalenin tek kapısı güneye açılır ve İl rehberine göre bu girişe merdivenlerle çıkılır. Merdivenler dik olduğu için rahat ayakkabı giymek ve yavaş çıkmak iyi olur. Yukarıdan bakınca Oltu Çayı'nın kasabayı nasıl ikiye böldüğü ve kalenin geçidi neden tuttuğu açıkça görülür. En iyi fotoğraf, ilçe merkezinden kaleye bakan açıdan, kayalık ile surların birlikte göründüğü yerden çekilir. Öğleden sonra ışık güney cephesine düşer ve taş dokusu daha belirgin görünür. Ziyaret koşulları ve giriş düzeni değişebileceği için güncel bilgiyi il kültür ve turizm müdürlüğünden kontrol edin. Oltu adı Türkiye'de Oltu taşıyla birlikte anılır. İl turizm rehberi bu taşın Erzurum taşı ve siyah kehribar adlarıyla da bilindiğini ve babadan oğula aktarılan bir el işçiliğiyle işlendiğini yazar. Kaleyi gezdikten sonra ilçe çarşısında bu zanaatın atölyelerini görmek mümkündür. Kültür Portalı, Erzurum'da Şükrüpaşa Mahallesi'ndeki batı semt garajından kalkan Oltu araçlarıyla ulaşım sağlandığını belirtir. Araçla gelenler güneyde Narman Peribacaları ile kaleyi aynı gün içinde birleştirebilir.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirPasinler, Erzurum
TürKültürel
Durak4
Tarih19 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat