Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Döşemealtı'nda Selçuklu Hanları ve Pisidia Kapısı
Kültürel4 Durak

Döşemealtı'nda Selçuklu Hanları ve Pisidia Kapısı

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Antalya'dan kuzeye, Burdur'a ve oradan Anadolu'nun içine giden eski kervan yolu bugün de aynı vadiden geçiyor. Bu rota o yolu araçla izliyor ve dört durağı tek bir iple bağlıyor: yolun üstündeki iki Selçuklu hanı, hanların arasında insanlık tarihinin en eski barınaklarından biri ve yolun Toroslara tırmandığı geçitte Pisidia'nın dağ kenti. Dördü de Döşemealtı ilçe sınırları içinde ve dördüne de Antalya-Burdur yolundan birkaç kilometrelik sapmayla ulaşılır.

Sırayı coğrafya belirliyor. Kent merkezinden yaklaşık 18 kilometre sonra Evdir Han gelir; TDV İslam Ansiklopedisi hanı I. İzzeddin Keykavus dönemine, 1211-1220 arasına tarihler. Açık avlulu, dört eyvanlı planı Anadolu'da yalnızca iki örneği bilinen bir tiptir ve yapı bugün bakımsız, taç kapısının üstü kısmen yıkık durumdadır. Yolun ilerisinde, ana yoldan içeri sapınca Karain Mağarası'na varılır; burada uzun durmayacağız, çünkü Radar'ın Termessos ve şelaleler rotası mağarayı ayrıntıyla anlatıyor. Bu rotada Karain iki han arasındaki mola, Katran Dağı'nın eteğinden ovaya bakış ve kervan yolunun hangi hattan geçtiğini kavrama durağıdır. Üçüncü durak Kırkgöz Han, Pınarbaşı mevkiinde Kırkgöz kaynaklarının yanı başında, Antalya'ya 30 kilometre uzaktadır; II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde, 1237-1246 arasında yaptırılmış ve 2009'da tamamlanan onarımla ayağa kaldırılmıştır. Evdir'in ham hali ile Kırkgöz'ün onarılmış hali aynı gün görülünce bir Selçuklu hanının ne olduğu ve neye dönüştüğü peş peşe okunur. Son durak Ariassos, Antalya'ya yaklaşık 50 kilometre, Çubukbeli'nin batısında, 900 metrenin üstündeki dik bir yamaçtadır; üç kemerli Roma kapısı ve mezar anıtlarıyla kervan yolunun Pisidia'ya açıldığı kapıdır.

Ulaşım tamamen araçla. Antalya-Burdur yolu dört durağa da omurga olur; Evdir Han yolun yakınında, Kırkgöz Han Kırkgöz mevkiinde yolun kenarında, Karain ana yoldan 5-6 kilometre içeride, Ariassos ise Akkoç köyü sapağından kısa bir yürüyüşle ulaşılan yamaçtadır. Yürüyüş ayakkabısı, su ve şapka gerekir; Evdir ve Ariassos'ta gölge azdır, Karain'de mağara ağzına 470 basamak çıkılır. Duraklarda geçen süre dört saati bulur; yol, sapmalar ve öğle molasıyla tam gün ayırın.

Dikkat edilecekler: Evdir Han harap bir yapıdır, duvar üstlerine ve tonoz kalıntılarına çıkmayın. Karain Mağarası ve Karain Müzesi ücretli ve saatlidir; güncel saat, ücret ve kapalı gün bilgisini resmi sitesinden kontrol edin. Kırkgöz Han onarımdan sonra tesis olarak kullanılıyor; avluyu gezmek için içerideki görevliye sorun ve kullanım alanlarına saygı gösterin. Ariassos'ta kalıntılar dik yamaçta dağınıktır; mezar anıtlarının içine girmeyin ve dönüş yolunu karanlığa bırakmayın. Rotayı tersine çevirmek de mümkün, ama sabah serinliğini Ariassos'un tırmanışına değil Evdir'in gölgesiz avlusuna harcamak daha akıllıca; bu yüzden güneyden kuzeye gidin.

Süre: tam gün. En iyi zaman: İlkbahar ve sonbahar aylarında, hafta içi, sabah erken başlayın; Evdir Han ve Ariassos açık ve gölgesiz alanlardır, yaz öğlelerini Karain Müzesi'ne ve Kırkgöz Han'ın tonozlu gölgesine ayırın.. Ulaşım: Rota araçla gezilir; dört durak da Antalya-Burdur yolu üzerinde ya da yakınındadır ve kent merkezinden sırasıyla yaklaşık 18, 27-30, 30 ve 50 kilometre uzaktadır. Duraklara düzenli toplu taşıma hattı bulunmaz, kendi aracınız ya da kiralık araç gerekir.

Kaynaklar

Döşemealtı, Antalya
Kültürel
4 Durak
Mekanlarda ~4 sa 15 dk
Yol ~26,6 km · 44 dk
Toplam ~4 sa 59 dk
15 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Evdir Han

Evdir Han

~45 dk burada
Yeşilbayır, Döşemealtı, Antalya

Antalya'dan kuzeye çıkan Burdur yolunda, kent merkezine yaklaşık 18 kilometre mesafede, Yeşilbayır yakınında Evdir Han'ın önüne varırsınız. Yapı Antalya-Korkuteli yolunun yaklaşık 1 kilometre doğusunda kalır; tabelayı izleyin ve aracı hanın güney cephesine bakan açıklığa bırakın. Bu han rotanın en eski yapısıdır: üç satırlık mermer kitabesi bugün yerinde olmasa da TDV İslam Ansiklopedisi, Riefstahl'ın 1928'deki okumasına dayanarak yapıyı I. İzzeddin Keykavus dönemine, 1211-1220 arasına tarihler. Döşemealtı Kaymakamlığı aynı sultanın adını vererek 1210-1219 arasını yazar; iki kaynak da 13. yüzyılın ilk çeyreğinde birleşir. Girişe yaklaşmadan önce dışarıdan bir tur atın. Han kuzey-güney doğrultusunda 54'e 67,6 metrelik düzgün bir dikdörtgendir ve çevresinde on dört köşe payandası sayabilirsiniz; doğu ve batı cephelerinde üçer, öteki iki cephede ikişer. Duvarlar moloz dolgu üzerine düzgün kesme taş kaplamadır; taşların yüzünde çok sayıda taşçı işareti vardır ve yakından bakınca aynı işaretin birkaç taşta tekrarlandığını görürsünüz. Sonra güney cephenin ortasındaki taç kapıya gelin. Kapı beden duvarından dışa taşar; üst kısmı kısmen yıkılmış olsa da kalan parçalar yapının en süslü yüzüdür. Nişin kavsarası yedi sıra mukarnaslıdır; iki yanda silindirik köşe sütunçeleri, üstte mukarnaslı konsollara oturan sivri bir kemer bulunur. Süsleme mermerdir ve tamamen geometriktir: nişi kuşatan geniş şeritte on kollu yıldız geçmelerini, kemerde düğüm motifleriyle birleşen daireleri ve baklava dilimlerini, mukarnas yuvalarında yelpaze ve istiridye motiflerini arayın. Girişin karşılıklı yüzlerindeki iki küçük nişin kavsaraları ise üç sıra mukarnaslıdır. Güney cephe öğleye doğru doğrudan ışık alır; kabartmaların gölgesi en iyi sabah saatlerinde, ışık yandan düşerken okunur. İçeri girince sizi 34,5'e 45,1 metrelik açık bir avlu karşılar ve bu avlu dört yönden tonozlu eyvanlarla çevrilidir. Bu plan, açık avlulu ve dört ana eyvanlı tip, Anadolu'da yalnızca iki örneği bilinen bir düzendir; öteki örnek Harran'ın güneydoğusundaki 1215 tarihli Han el-Ba'rur'dur. Eksen üzerindeki eyvanların öbürlerinden daha yüksek ve geniş tutulduğunu, tonozların çift sıra taş ayaklara bastığını avlunun ortasından bakınca ayırt edersiniz. Doğu ve güney duvarlarındaki küçük kapılardan, dışa payanda gibi yansıyan dar dikdörtgen odalara geçilir; ansiklopedi bunların gözetleme yeri olarak kullanılmış olabileceğini yazar. Yapı bakımsız ve atıl durumdadır; duvar üstlerine çıkmayın, gevşek taşlara yaslanmayın ve çocukları eyvanların içinde serbest bırakmayın. Kaymakamlığın sayfasına göre Döşemealtı Belediyesi ile Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi hanın yeniden canlandırılması için ortak bir çalışma yürütüyor; onarım tamamlanınca burada kültürel etkinlikler ve bir müze planlanıyor. Yani gördüğünüz hal geçici olabilir; fotoğrafları bu yüzden de çekin. Aynı sayfa hanı, kervan yolunda Termessos'a varmadan önceki son konaklama yeri olarak anar; bu bilgiyi günün sonunda Ariassos'ta hatırlayacaksınız. Kırk beş dakika dış tur, taç kapı ve avlu için yeterlidir. Aracınıza dönüp Burdur yönünde devam edin; bir sonraki durak sizi ana yoldan ayırıp Katran Dağı'nın eteğine götürecek.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi, Evdir Hanı; Döşemealtı Kaymakamlığı.

Evdir Han, Antalya'dan kuzeye çıkan eski kervan yolunun ilk durağı ve kentin en eski Selçuklu hanıdır. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre Antalya'nın yaklaşık 18 kilometre kuzeybatısında, Yeşilbayır köyünün yakınındadır; Kalkınma Ajansı yapıyı bugünkü Antalya-Korkuteli karayolunun bir kilometre doğusuna yerleştirir. Yolun kıyısından bakıldığında geniş bir avluyu çeviren yüksek duvarlar ve ortadaki taç kapı seçilir. Kırkgöz Han'ın restore edilmiş hali Selçuklu kervansarayının bitmiş yüzünü gösterirken, Evdir Han onun ham halidir; onarım görmemiş taş, taşçı işaretleri ve yıkık kapı üst kısmıyla yapının kendisi anlatır. Hanın üç satırlık mermer kitabesi bugün yerinde değildir. 1928'de, tarih kısmı eksik olmasına rağmen R. Riefstahl tarafından okunan kitabe, yapının Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus zamanında yapıldığını ortaya koyar. Ansiklopedi bu dönemi 1211-1220, Kaymakamlık ise 1210-1219 olarak verir; yani han 1210'lu yıllarda, Antalya'nın Selçuklu yönetimine girmesinden hemen sonra inşa edilmiştir. Antalya'nın o dönemde bir ticaret merkezine dönüşmesiyle kervan yolunun ilk konağı burası olmuştur. Evdir Han'ı Anadolu'da özel kılan planıdır. Kalkınma Ajansı'nın anlattığı gibi, 20. yüzyıl başlarına kadar ulaşım at ve develerle sağlanır, ticaret malları bu hayvanlarla taşınır ve kervanlar yol boyunca han ve kervansaraylarda konaklardı. Selçuklu kervansaraylarında görülen açık avlulu, dört ana eyvanlı plan tipi Anadolu'da yalnızca iki yapıda uygulanmıştır. Biri Evdir Han, diğeri Harran'ın 30 kilometre güneydoğusundaki 1215 tarihli Han el-Barur'dur. Ansiklopedi, Anadolu'da pek benimsenmeyen bu şemanın diğer Selçuklu bölgelerinde yaygın olduğunu yazar. Kuzey-güney doğrultusundaki düzgün dikdörtgen yapı 54 metreye 67,6 metre ölçülerindedir. Doğu ve batı cephelerinde üçer, diğer cephelerinde ikişer olmak üzere toplam on adet dört köşeli payanda duvarları destekler. Avlu 34,5 metreye 45,1 metre ölçülerinde dikdörtgen bir alandır ve dört yönden, çift sıra taş ayaklara basan tonozlu derin eyvanlarla kuşatılmıştır. Giriş eyvanı, onun karşısındaki ve yanlardaki eksen üzerindeki eyvanlar yüksek ve geniş ana eyvanlardır; diğerleri galeri ölçülerindedir. Doğu ve güney duvarlarında birer kapıdan, bugün yalnızca üçer basamağı görülebilen merdivenlerle, dışa payanda gibi yansıtılmış küçük mekanlara çıkıldığı anlaşılır; ansiklopedi bunların gözetleme kulesi olarak kullanılmış olabileceğini belirtir. Yapı genelinde moloz dolgu üzerine düzenli kesme taş kaplama vardır ve taşlar üzerinde çok sayıda değişik taşçı işareti görülür; kapıya yaklaşmadan önce duvarlarda bu işaretleri aramak gezinin küçük oyunudur. Hanın bezemesi güney cephedeki taç kapıda toplanmıştır. Kapı dışa taşkındır ve kalıntılardan anlaşıldığına göre beden duvarından da yüksek tutulmuştur; üst bölümü bugün kısmen yıkıktır. Nişin yedi sıra mukarnaslı kavsarası, silindirik köşe sütunçeleri üzerindeki konsollara oturan sivri bir kemerle kuşatılır. Girişin iki yanındaki mihrabiye nişlerinin kavsaraları üç sıra mukarnaslıdır ve içeriye basık kemerli bir kapıdan girilir. Büyük ölçüde mermerden yapılan bu kısım neredeyse tamamıyla bezelidir; nişi dıştan iki dendan dizisiyle beş ve on kollu yıldız geçmelerle süslü geniş bir şerit kuşatır, kemer yüzeyinde düğüm motifleriyle birleşen daireler ve baklava dilimleri, mukarnaslarda yelpaze ve istiridye motifleri görülür. Kalkınma Ajansı da yapının en dikkat çeken kısmı olarak sivri kemerli ana kapıyı gösterir. Ansiklopedi, planı ve taç kapısındaki süslemeleriyle Evdir Han'ın Selçuklu sanatı içinde önemli bir yere sahip olduğunu vurgular. Öğle güneşi oymaları düzleştirir; sabah ya da ikindi ışığında mermer işçiliği derinlik kazanır. Ansiklopedi maddesi yapının çok bakımsız durumda olduğunu kaydeder ve bugün de atıl durumdadır. Kaymakamlık, Döşemealtı Belediyesi ile Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin hanı yeniden canlandırmak için ortak bir çalışma yürüttüğünü, restorasyon sonrasında kültürel etkinliklere ev sahipliği yapmasının ve içinde bir müze kurulmasının planlandığını yazar. Bu yüzden gittiğiniz gün alanın bir kısmı çalışma nedeniyle kapalı olabilir; güncel durumu Kaymakamlık ya da belediye duyurularından kontrol edin. Han açık arazide, yolun hemen kıyısındadır; ücret ya da gişe söz konusu değildir, ama yıkık duvar üstlerine çıkmayın ve çocukları kapı kalıntısının altında bırakmayın. Antalya'dan Korkuteli yönüne giden karayolunu izleyerek araçla yarım saatte ulaşılır; Yeşilbayır yönüne giden toplu taşıma hatları için Büyükşehir'in ulaşım sayfasına bakın. Kaymakamlık, Termessos'a varmadan önce konaklanacak son han olarak tanımladığı Evdir'i Karain Mağarası ve Kırkgöz Han ile aynı gün gezmek, Selçuklu kervan yolunu baştan sona izlemek demektir.
2
Karain Mağarası

Karain Mağarası

~1 sa burada
Yağca Mahallesi, Döşemealtı

Evdir Han'dan Burdur yönünde devam ederken batıda Katran Dağı'nın kütlesi büyür; Karain bu dağın doğu yamacında, Yağca Mahallesi sınırlarında, kent merkezine 27-30 kilometre uzaklıktadır. Kaynaklar uzaklığı farklı verir: Kültür Portalı 30, Vikipedi 27 kilometre yazar; önemli olan ana yoldan 5-6 kilometre içeri girmeniz gerektiğidir, Karain tabelasını izleyin. Bu durakta mağaranın kendisini uzun uzun anlatmayacağız; Radar'ın Termessos'tan Karain'e rotası ve mekan sayfası onu ayrıntıyla veriyor. Burada Karain, iki Selçuklu hanı arasında bir mola ve bir bakış noktasıdır. Aracı ziyaretçi karşılama noktasına bırakın; girişin ücretli olduğunu, saat, ücret ve kapalı gün bilgisinin değişebildiğini unutmayın ve güncel bilgiyi resmi sitesinden kontrol edin. Mağara ağzı, Kültür Portalı'na göre karşılama noktasından 470 basamaklı bir merdivenle çıkılan yüksekliktedir ve önündeki traverten ovasından yaklaşık 150 metre yukarıda, denizden 430-450 metre yüksektedir. Basamakları acele etmeden çıkın; su alın ve yazın sabah saatlerini seçin. Çıkarken arada durup arkanıza bakın: aşağıda uzanan ova, sabah Evdir Han'ı gördüğünüz Antalya tarafına doğru açılır ve kervan yolunun geçtiği hat buradan tek bakışta kavranır. Hanlar işte bu ovanın kenarında, dağın eteğini izleyerek kuzeye dizilmiştir. Yukarıda, mağaranın dış duvarlarında Grekçe bir kitabe ve nişler vardır; Kültür Portalı mağaranın adak yeri olarak kullanıldığını yazar. Yani bu kaya barınağı, hanlardan bin yıldan fazla bir süre önce de yol üstünde uğranan bir yerdi. İçeride üç ana göz birbirine koridorlar ve dar geçitlerle bağlanır; kalsit duvarlara ve sarkıtlara dokunmadan, işaretli yolu izleyerek gezin. Kazıların 1946'da İsmail Kılıç Kökten'le başladığını, aralıklarla 2008'e kadar sürdüğünü ve yaklaşık 11 metre kalınlığında bir kültür dolgusu bulunduğunu bilmek bu kısa ziyaret için yeterlidir. Mağara Alt Yontmataş'tan Klasik Çağ'a kesintisiz iskan edilmiştir; en uzun ve en önemli yerleşim katmanı Paleolitik döneme aittir. Buluntuların bir kısmı mağaranın yakınındaki Karain Müzesi'nde, bir kısmı Antalya Müzesi'ndedir; mağaradan inince küçük müzeye yarım saat ayırın. Taş aletleri ve kemik buluntuları hanlarda gördüğünüz kesme taş işçiliğiyle yan yana düşünmek, aynı vadide geçen zamanın ölçeğini verir. Vikipedi'ye göre mağara Katran Dağı'nın yamacındaki Çadır Tepesi'nde, Kretase kireçtaşı içinde karstik süreçlerle oluşmuştur ve 1997'de birinci derece arkeolojik ve doğal sit ilan edilmiştir. Karain 1994'ten beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ndedir. Bir saatlik durak merdiven, mağara ve müze için sıkışık ama yeterlidir; mağarayı ayrıntılı gezmek isteyen öteki rotayı seçsin. Müzenin çevresinde kısa bir mola verin ve Kırkgöz'e geçmeden önce nefeslenin. Dönüşte aynı yoldan Antalya-Burdur yoluna çıkıp kuzeye, Burdur yönüne devam edin. Yol kısa süre sonra Kırkgöz mevkiine, Pınarbaşı'na ulaşır ve ikinci han yolun kenarında belirir.

Kaynak: Kültür Portalı, Karain Mağarası; Vikipedi.

Antalya'nın yaklaşık 30 kilometre kuzeybatısında, Döşemealtı'na bağlı Yağca Mahallesi'nde, Katran Dağı'nın yamacına açılan Karain Mağarası, Anadolu'nun tarih öncesini en uzun süre boyunca kayda geçirmiş yerlerden biri. Türkiye'nin en büyük doğal mağaraları arasında sayılıyor. Bakanlığın müze sayfasına göre burada, günümüzden yaklaşık 500 bin yıl önce avcılık ve toplayıcılıkla yaşayan, basit el aletleri yapan ilk insan atalarının izleri bulundu. Mağara Alt, Orta ve Üst Paleolitik dönemlerin kesintisiz bir kaydını sunuyor ve bu yönüyle dünyada da az rastlanan bir yer. Mağara, önündeki traverten ovasından yaklaşık 150 metre yükseklikte, denizden 430-450 metre yükseklikte. Türkiye Turizm Ansiklopedisi'ne göre Mezozoik kireçtaşları içinde oluşmuş ve dar giriş ve geçitlerle birbirine bağlanan boşluklardan meydana geliyor; derinliği 50 metreyi aşıyor. Salonlar ve galeriler sarkıt ve dikitlerle süslü. İnsanlar mağarayı Alt Paleolitik'ten başlayarak Neolitik, Kalkolitik ve Tunç çağları boyunca, ardından Klasik Çağ'da kullandı. Bu kesintisiz kullanım içeride yaklaşık on bir metre kalınlığında bir kültür dolgusu biriktirdi. Kazılar 1946'da mağarayı bulan Prof. Dr. Kılıç Kökten başkanlığında başladı ve 1973'e kadar onun yönetiminde sürdü. İkinci dönem kazıları 1985-2015 arasında Prof. Dr. Işın Yalçınkaya, 2015'ten bu yana ise Prof. Dr. Harun Taşkıran başkanlığında yürütülüyor. Kökten mağaradaki dolguyu sekiz tabaka ve on üç evreye ayırmıştı. Orta Paleolitik tabakadan elektron spin rezonans yöntemiyle günümüzden 160 bin ile 60 bin yıl öncesine uzanan tarihler elde edildi. Bugünkü çalışmalar mağaranın E ve B adlı iki gözünde yoğunlaşıyor; E gözündeki yaklaşık on bir metrelik dolgunun Alt Paleolitik seviyeleri içeren bölümü yalnızca dört metre kalınlığında. Karain, Türkiye'de en uzun süredir araştırılan Paleolitik buluntu yeri olarak tanımlanıyor. Buluntuların en dikkat çekeni Neandertal tipinde bir insan dişi ve kafatası parçası; bunlar Anadolu'da Neandertallerin yaşadığının kanıtları arasında. Mağarada bugün Anadolu'da yaşamayan gergedan, fil ve su aygırı gibi hayvanların kalıntıları da ortaya çıktı. Ansiklopedi bunlara aslan, sırtlan, ayı, at, geyik ve dağ keçisini ekliyor. Yanmış kemik parçaları mağarada yaşayanların ateşi kullandığını gösteriyor. Alt Paleolitik katmanlardan el baltası gibi iki yüzlü taş aletler, sonraki dönemlerden daha ince taş ve kemik aletler, boncuklar ve Anadolu sanatının bilinen en erken örnekleri arasında sayılan taşınabilir sanat eserleri çıktı. Klasik dönemde mağara daha çok bir adak yeri olarak kullanıldı. Giriş cephesinde ve dış duvarlarda Grekçe yazıtlar ve nişler görülüyor. Bakanlığın müze sayfasına göre Roma dönemi adak yazıtları, mağaranın bir dağ tanrıçasına adanmış olduğunu düşündürüyor. Girişe varınca başınızı kaldırıp kayaya oyulmuş bu nişlere bakın; mağaranın tarih öncesinden sonraki uzun hayatının izleri onlardır. Kazı buluntularının bir bölümü mağaranın hemen yanındaki Karain Müzesi'nde, bir bölümü Antalya Müzesi'nin tarih öncesi bölümünde sergileniyor. Ziyarete müzeden başlamak, içeride göreceğiniz katmanları anlamayı kolaylaştırır. Mağara 1997'de birinci derece arkeolojik ve doğal sit alanı ilan edildi. Çevresindeki diğer mağaralarla birlikte doğal ve kültürel değerleri nedeniyle 1994'ten bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde. Yakın çevrede Öküzini ve Çakırini gibi başka mağaralar ile Termessos antik kenti de bulunuyor. Mağaranın girişine ziyaretçi karşılama noktasından 470 basamaklı bir merdivenle çıkılıyor, bu yüzden yavaş tırmanın ve yanınıza su alın. İçerisi serin ve yer yer loş, kaymayan ayakkabı giyin. Kültür Portalı'na göre mağaraya özel araçla ulaşılabiliyor; Antalya-Burdur yolundan Karain levhasıyla batıya dönülerek gidiliyor. Resmi müze sayfasına göre ören yeri her gün açık ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için MüzeKart geçerli. Ziyaret saatleri ve ücret için güncel bilgiyi resmi sitesinden kontrol edin.
3
Kırkgöz Han

Kırkgöz Han

~1 sa burada
Bıyıklı Mahallesi, 07190 Döşemealtı, Antalya

Kırkgöz Han, Antalya-Burdur güzergahında Kırkgöz mevkiinde, Bıyıklı Mahallesi'nde, kent merkezine 30 kilometre uzaklıktadır; BAKA onu eski Antalya-Afyon yolunun ikinci durak yeri olarak anar. Yani Evdir'de geceleyen bir kervanın bir sonraki konağı burasıydı; iki han arasındaki mesafeyi sabahtan beri kendiniz ölçtünüz. Hanın yanı başında Pınarbaşı, yani Kırkgöz kaynakları vardır; aracı bıraktıktan sonra önce suyun çıktığı tarafa yürüyün, hanın neden tam buraya kurulduğu bir bakışta anlaşılır. Sonra güney cepheye, taç kapıya dönün. Kapı cepheden dışa taşkın ve anıtsaldır; Evdir'in mermer yıldız geçmelerine karşılık burada sade bordürler ve sivri kemerli bir eyvan görürsünüz. Kapıdaki altı satırlık kitabe yapıyı ribat olarak adlandırır; banisi İsmetü'd-Dünya ve'd-Din Hatun'dur ve Kültür Portalı onu Mugiseddin Tuğrul Şah'ın kızı, II. Kılıçarslan'ın torunu olarak tanıtır. Yapı II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde, 1237-1246 arasında inşa edilmiştir; kitabenin son satırında tarihten yalnızca "on üç" sözcüğü okunabilmiştir. Kültür Portalı aynı baninin adının Uluborlu'dan gelen 1232 tarihli bir inşa kitabesinde de geçtiğini yazar. Rotadaki iki hanın arasında aşağı yukarı bir kuşak vardır; Evdir'de sultanın kendisi, Kırkgöz'de hanedandan bir kadın yaptırandır. Dış cephede kare prizma biçimli payandaları ve köşe kulelerini sayarak bir tur atın; duvarlar Evdir'inkine göre çok daha sağlam ayaktadır ve BAKA yapıyı "çok sağlam bir durumda" diye tanımlar. Han 2009'da tamamlanan onarımdan beri turistik tesis olarak kullanılıyor; avluya girmeden içerideki görevliye haber verin ve kullanım alanlarına saygı gösterin. Avlu, kuzey-güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen planın güney yarısını tutar; doğu ve batısında çift sıralı revaklar, kuzeybatı ve kuzeydoğu köşelerinde odalar, güneyde taç kapıya bitişik iki oda bulunur. Revakların tonoz gölgesinde durup avlunun ortasına bakın; Evdir'de yıkık gördüğünüz eyvan düzeninin burada çatısıyla nasıl durduğunu anlarsınız. Onarım sırasında avlu zemininde bir sarnıç ortaya çıkarılmış, güneydoğu köşesinde de seramik fırını kalıntıları bulunmuştur; Kaymakamlık bunları hanın yalnızca konaklama değil üretim ve yaşam alanı da olduğunun kanıtı sayar. Sarnıcın yerini görevliye sorun, çoğu ziyaretçi onu fark etmeden geçer. Avlunun kuzeyinde kapalı barınak bölümü vardır; doğu-batı yönünde uzanan bu geniş mekan sivri beşik tonozla örtülüdür ve kemerlerle güçlendirilmiştir. Kapalı bölümün içinde durup sabah Evdir'de gördüğünüz planı hatırlayın: burada kapalı bir barınak ile açık avlu yan yana, orada yalnızca açık avlu ve dört eyvan vardı. Kitabedeki ifadeler, Kaymakamlığa göre, hanın doğudan batıya seyahat eden yolcular için bir konaklama merkezi olarak tasarlandığını gösterir. Aynı sayfa hanı tarihi İpek Yolu güzergahının önemli duraklarından biri olarak anar. Güney cephe gün ortasında doğrudan ışık alır; taç kapıyı o saatte, revakları ise tonoz gölgeleriyle çekin. Hanın tesis olarak kullanılması ziyaret düzenini değiştirebilir; yola çıkmadan açık olup olmadığını öğrenin. Bir saat han, kaynaklar ve kısa bir mola için yeterlidir. Buradan Ariassos'a kadar yol Toroslara tırmanmaya başlar; su ve yakıt kontrolünü burada yapın, çünkü son durak bir dağ geçidinin yanındaki ören yeridir.

Kaynak: Döşemealtı Kaymakamlığı; Kültür Portalı, Kırkgöz Han; BAKA.

Antalya-Burdur yolunda, Kırkgöz mevkiinde, suların yeryüzüne çıktığı yerin başında duran Kırkgöz Han, Selçuklu döneminden günümüze ulaşan en sağlam kervansaraylardan biridir. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı'na göre Antalya'ya 30 kilometre uzaklıkta, Pınarbaşı mevkiinde yer alır ve eski Antalya-Afyon yolunun Antalya'dan sonraki ikinci durağıdır; ilk durak güneydeki Evdir Han'dır. Kültür Portalı adresini Bıyıklı Mahallesi olarak verir. Han, 2009'da tamamlanan onarımın ardından turistik tesis olarak kullanılmaktadır. Kaymakamlık yapıyı tarihi İpek Yolu güzergahının önemli duraklarından biri olarak tanıtır. Yapının kimliği avlu taç kapısındaki altı satırlık kitabede yazılıdır. Kitabe yapıyı ribat olarak tanımlar ve banisinin İsmetü'd-Dünya ve'd-Din adlı bir hanım olduğunu söyler. Kültür Portalı'na göre bu hanım Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan'ın oğlu Mugiseddin Tuğrul Şah'ın kızıdır ve adı Uluborlu'daki 1232 tarihli bir cami kitabesinde de bani olarak geçer. Kitabe yapının Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında, yani 1237 ile 1246 arasında inşa edildiğini belirtir; tarih satırında yalnızca "on üç" okunduğu için kesin yıl bilinmez. Kültür Portalı bu kitabeyi iki açıdan eşsiz sayar; sultanı daha önceki Selçuklu hükümdarlık alametleri arasında görülmeyen taç, sancak ve kuşağın sahibi olarak tanımlar ve ribatın işlevini ilk kez açıkça doğudan batıya seyahat edenlerin ağırlanacağı bir yer olarak yazar. Han kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen bir plana oturur ve iki kütleden oluşur; geniş bir avlu etrafına dizilmiş mekanlar ile avlunun kuzeyindeki kapalı barınak. Dış cepheler, cephe yüksekliğine varan kare prizma biçimli payandalar ve köşe kuleleriyle desteklenmiştir; uzaktan bir kale gibi görünmesinin nedeni budur. Güney cephenin ortasındaki taç kapı cepheden dışa taşan yatay dikdörtgen bir kütledir ve işlenmeden yalın bırakılmış enli bordürlerle kuşatılmış sivri kemerli bir eyvan biçimindedir. Evdir Han'ın mermer bezemeli kapısıyla karşılaştırıldığında Kırkgöz'ün kapısı sadedir; bu sadelik yapının karakteridir. Basık kemerli kapı açıklığından sivri beşik tonozlu giriş eyvanına, oradan dikdörtgen avluya geçilir. Avlunun doğu ve batı kenarlarında, kare ayaklara oturan ve sivri kemerlerle birbirine bağlanan çift sıralı revaklar karşılıklı yer alır. Kültür Portalı avluyu, etrafı kapalı ve yarı açık mekanlarla çevrili geniş bir alan olarak tanımlar. Kuzeybatı ve kuzeydoğu köşelerindeki odalar ile taç kapının iki yanındaki odalar sivri beşik tonozla örtülüdür. Onarım sırasında avlunun ortasında, zemin kotunun altında bir sarnıcın ağzı ortaya çıkarılmış, güneydoğu köşesinde ise bir seramik fırınının kalıntısı bulunmuştur. Kaymakamlık bu buluntuları hanın yalnızca konaklama değil, üretim ve yaşam alanı olarak da kullanıldığının işareti sayar. Avlunun kuzeyindeki basık kemerli kapıdan kapalı barınağa girilir. Burası doğu-batı yönünde uzanan, sivri beşik tonozla örtülü kesintisiz tek bir mekandır ve tonoz kuzey-güney yönünde altı sivri kemerle takviye edilmiştir. Kervanın hayvanları ve yükü kışın burada, yolcular ise avlu çevresindeki odalarda kalırdı. Loş tonozun altında durup kemer dizisine bakmak, Selçuklu taş ustalığının en yalın anlatımıdır. Hanın adı yanı başındaki sudan gelir. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün ilçe sayfasına göre Döşemealtı, adını Düden Şelalesi'ni besleyen Kırkgöz Gölü'nden alır; 1934'te Korkuteli yönünden gelen ailelerin yerleşmesiyle Kırkgöz-Yeniköy olarak kurulan yerleşim, Antalya'ya 20 kilometre uzaklıkta ve Antalya-Burdur karayolu üzerindedir. Aynı sayfaya göre dönemin valisi Haşim İşcan köye 60 iskan evi yaptırmış ve bu evlere Kıbrıs'tan gelen aileler yerleştirilmiştir. Kaynak suları hanın önünde geniş bir göl oluşturur. Han gezisinin ardından göl kıyısında yürümek rotanın doğal parçasıdır. Göl ve kaynakları kentin içme suyu havzasıdır. Kıyıya inerken uyarı levhalarına ve koruma çitlerine uyun, suya girmeyin. Han bir tesis olarak işletildiği için avlusuna girmek genellikle serbesttir, ama ziyaret saatleri ve avluda düzenlenen etkinlikler işletmeye bağlıdır; gitmeden önce güncel durumu sorun. Ulaşım için Antalya-Burdur yolunu kuzeye izlemek yeterlidir; Döşemealtı'na giden toplu taşıma hatları ve sefer bilgisi için Büyükşehir'in ulaşım sayfasını kontrol edin. Evdir Han, Karain Mağarası ve Ariassos ile aynı eksende durduğundan, bir gün içinde Selçuklu kervan yolunu Pisidia'ya kadar izlemek mümkündür.
4
Ariassos Antik Kenti

Ariassos Antik Kenti

~1 sa 30 dk burada
Akkoç, Döşemealtı, Antalya

Kırkgöz'den sonra Burdur yolu Toroslara tırmanır ve Çubukbeli'ne, Antalya kıyısını Anadolu platosuna bağlayan geçide ulaşır. Ariassos geçidin batısında, Antalya'ya yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta, Akkoç köyünün yaklaşık 1 kilometre ötesinde, 900 metrenin üstündeki dik bir yamaçtadır. Kültür Portalı'na göre kente Antalya-Bucak yolundaki ayrımdan inilerek ulaşılır; tabelayı kaçırmamak için hızı düşürün. Aracı yamacın dibinde bırakıp yürüyün; ören yeri Antalya Müzesi'ne bağlıdır ve giriş düzeni değişebilir, yola çıkmadan resmi siteye bakın. İlk gördüğünüz şey üç kemerli anıtsal şehir kapısı olacak. Kapı Roma dönemine aittir; Kültür Portalı onu Severus Alexander dönemine tarihler, Vikipedi 3. yüzyıl der ve üstünde bir zamanlar dört heykel bulunduğunu ekler. Kapı neredeyse eksiksiz ayaktadır; kemerlerin altından geçin, sonra arkanıza dönüp vadiye bakın, kervan yolunun Pisidia'ya girdiği eşik tam burasıdır. Kent Helenistik dönemde, MÖ 3. yüzyılda kurulmuş ve Bizans döneminde MS 7. yüzyıla kadar yaşamıştır; Kültür Portalı kuruluşu daha kesin biçimde MÖ 189-188'e, Manlius Vulso'nun seferine ve Apameia Barışı'na bağlar. Strabon'un Artemidoros'tan aktardığı "Aarassos" adı bu kentin adıdır. Sikkeler MÖ 1. yüzyıldan Gallienus dönemine, 253-267'ye kadar basılmıştır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü kenti, dağlık Pisidia'yı ovalık Pamphylia'ya bağlayan yolların yakınındaki stratejik bir nokta olarak tanımlar. Kapıdan sonra ana caddeyi izleyin; aynı müdürlük son araştırmalara dayanarak bu caddenin Termessos'a giden Roma dönemi yoluna bağlandığını yazar. Yani sabah Evdir'de Termessos'a varmadan önceki son han diye öğrendiğiniz bağ burada taşla kapanır. Yamaçta bazilika, bouleuterion, stoa, nymphaion, gymnasion ve hamam kalıntıları dağınık durur; tiyatro tamamen haraptır, onu bulmak için vakit harcamayın. Bizans döneminden üç küçük kilise kalıntısı da vardır; bunları kentin son yüzyıllarının tarihi yapıları olarak not edin. Asıl zamanınızı nekropollere ayırın: kentin doğusunda ve batısında iki mezarlık alanı vardır ve heroon tipi anıtsal mezarlar Ariassos'un en iyi korunmuş kalıntılarıdır. Batı nekropolünün kuzeyinde dokuz mozole tipi mezar ile kırk kadar basit mezar binası, doğu nekropolünde dokuz mezar yapısı sayılır. Mozolelere yakından bakın: iki basamaklı krepis üstünde ortostatlı bir podyum, üstte çift tonoz örtü ve lahit odasına anteler arasından altı basamakla çıkış. Pisidia tipi kalkanlı lahitler ve kayaya oyulmuş basit gömüler de aynı alanda görülür. Mezar anıtlarının içine girmeyin; tonoz taşları yerinden oynamış olabilir. Fotoğraf için öğle sonrasının eğik ışığı kapının kemerlerine ve mezar cephelerine derinlik verir. Yamaç dik ve patikalar belirsizdir; sağlam ayakkabı, su ve dönüş için yeterli gün ışığı gerekir, geçitte hava Antalya'dan belirgin biçimde serindir. Doksan dakika kapı, cadde ve iki nekropol için yeterlidir. Dönüş aynı yoldan Antalya'ya bir saat kadar sürer; yol üstünde Kırkgöz'de ikinci kez durup akşam ışığında kaynakların başında dinlenebilirsiniz.

Kaynak: Kültür Portalı, Ariassos; Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü.

Antalya'dan Burdur'a giden yolda, Çubuk Beli'ni aşar aşmaz, sol taraftaki vadinin ağzında üç kemerli bir kapı belirir. Ariassos, dağlık Pisidia'yı ovalık Pamphylia'ya bağlayan yolların üzerindeki konumuyla önem kazanmış bir Pisidia kentidir. Kültür Portalı'na göre Antalya'nın yaklaşık 50 kilometre kuzeyinde, Antalya kıyısını Anadolu platosuna bağlayan Çubukbeli'nin batısında ve Akkoç köyüne bir kilometre uzaklıktadır. Vikipedi, kentin Toroslar üzerinde 900 ile 1.100 metre yükseklikte ve Antalya-Burdur karayolunun 45. kilometresinde yer aldığını, Akkoç sapağından ulaşıldığını yazar. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre kent, mevcut kalıntılara bakılırsa Hellenistik dönemde MÖ 3. yüzyıldan Doğu Roma döneminde MS 7. yüzyıla kadar yerleşim görmüştür. Kültür Portalı resmi kuruluşu Manlius Vulso'nun seferi ve Apameia Barışı ile bağlantılı olarak MÖ 189-188 yılına tarihler. Vikipedi'ye göre kent önce Seleukos İmparatorluğu'na aitti, MÖ 189'da Bergama Krallığı'na geçti ve MÖ 133'te krallıkla birlikte Roma'ya kaldı. Augustus döneminde Roma'nın Galatia eyaletine bağlanmıştır. Kent MÖ 1. yüzyıldan Gallienus dönemine kadar sikke basmıştır. Geçiş yolları üzerindeki konumu sayesinde geçiş ücretleri ve haraçla yaşamış, diğer Pisidia kentleriyle birlik içinde olmuştur. Bizans döneminde Pamphylia eyaletinde gösterilmiş, kilise belgelerinde 12. yüzyıla kadar bir piskoposluk merkezi olarak anılmış ve bu dönemden sonra yaşam sona ermiştir. Vikipedi'ye göre antik dönemde burada bağcılık ve zeytinyağı üretimi yapıldığı anlaşılmaktadır. Ariassos sırtını yamaca dayamış bir kenttir. Üç kemerli anıtsal kapıdan başlayan ana cadde ve iki yanındaki teraslara yerleştirilmiş yapılar kent planının omurgasını oluşturur. Son yıllardaki araştırmalar bu caddenin Termessos'a ulaşan Roma dönemi yoluna kavuştuğunu göstermiştir; yani Ariassos ile Termessos antik bir yolla birbirine bağlıdır. Surlar Hellenistik temeller üzerine kurulmuş, Roma ve Bizans izleri taşır ve kenti batı, kuzey ve doğudan çevreler. Kentin en çarpıcı ve tümüyle korunmuş yapısı üç kemerli şehir kapısıdır. Roma İmparatorluğu dönemine ait kapının üzerinde, kaide ve yazıtlarından anlaşıldığına göre, ilk halinde dört büyük heykel durmaktaydı. Kültür Portalı'na göre kapının İmparator Severus Alexander zamanında kullanımda olduğu bilinir. Kapıdan sonra en iyi korunmuş kalıntılar güney ve doğu nekropolisindeki heroon tipi anıtsal mezarlardır. Bazilika, bouleuterion, stoa, nymphaeum, gymnasium, hamam ve bazı kamusal binalar ile tamamen harap durumdaki tiyatro, Roma dönemi izleri taşıyan diğer yapılardır. Kültür Portalı ayrıca sütunlu cadde üzerinde iki, kentin kuzeybatısında bir olmak üzere üç küçük kilise yapısının tespit edildiğini yazar. Mezarlar Ariassos'un ikinci büyük gösterisidir. Kent yerleşimiyle bütünleşmiş doğu ve batı nekropolisleri vardır; batı nekropolisinin kuzeyinde dokuz mozole tipi mezar sıralanır. Bunlar iki basamaklı bir stylobat üzerine oturan podyumlu, çift tonozlu yapılardır ve lahdin bulunduğu odaya altı basamaklı merdivenle çıkılır. Aynı nekropoliste platform üzerine oturan kırk kadar basit mezar binası, doğu nekropolisinde ise dokuz mezar yapısı sayılmıştır. Yanları tabula ansatalı, dar yüzleri Pisidia tipi kalkanlı kireçtaşı lahitler ve doğrudan kayaya oyulmuş gömüler de görülür. Kentin batı yamacında, bugünkü Akkoç köyü yolunu keserek inen, iri bloklarla döşeli antik Roma yolu hala izlenebilir. Gezi için pratik sıra şöyledir. Araçla vadi ağzına kadar gelip kapının önünde durun, sonra ana cadde boyunca yamaca tırmanarak terasları ve kamu yapılarını görün, dönüşte nekropollere zaman ayırın. Kalıntılar bir vadiye ve dik yamaçlara yayıldığı için sağlam ayakkabı ve su şarttır; yaz öğlesinde gölge azdır, sabah saatleri ya da sonbahar daha rahattır. Antalya Valiliği Ariassos'u Antalya Müzesi'ne bağlı ören yerleri arasında sayar; giriş düzenlemesi ve ziyaret saatleri için güncel bilgiyi müzenin ya da Bakanlığın sitesinden kontrol edin. Ariassos, Termessos ile birlikte planlanırsa tam bir Pisidia günü olur; iki kenti bağlayan antik yol bu birlikteliğin kendisidir. Kültür Portalı'na göre ulaşım Antalya-Bucak yolundaki yol ayrımından sağlanır; toplu taşımayla gelmek zordur, kendi aracınız ya da bir tur en pratik yoldur.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirDöşemealtı, Antalya
TürKültürel
Durak4
Tarih15 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat