
Ceyhan Nehri Boyunca, Misis'ten Kurtkulağı'na
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap
Ceyhan Nehri Çukurova'nın iki büyük suyundan biri. Antik çağda Pyramos adıyla bilinen, Elbistan yakınlarında doğup yaklaşık 509 kilometre aktıktan sonra geniş bir deltayla denize ulaşan bu nehir, ovanın doğu yarısını binlerce yıl boyunca hem besledi hem de ikiye böldü. Onu geçmek isteyen herkes, kervan da ordu da tüccar da, birkaç sabit noktaya mecburdu. Bu rota o noktaların dördünü tek günde birbirine bağlıyor ve Adana'dan Suriye'ye uzanan tarihi yolun nehirle nasıl iç içe geçtiğini yerinde gösteriyor.
Rota batıda, Yüreğir'deki Misis'te başlıyor. Burada antik Mopsuestia kentinin höyüğünün dibinde, Roma döneminden kalan dokuz gözlü taş köprü hala ayakta ve hala kullanılıyor. Köprüden sonra eski Misis-Ceyhan yolunu izleyerek Ceyhan ilçesindeki Sirkeli'ye gidiyoruz. Orada nehir Misis Dağları'nın eteğinde dar bir geçitten akıyor ve geçidin batı kıyısındaki büyük höyükte Hitit kralı II. Muwatalli'nin kaya kabartması duruyor. Hemen karşı kıyıda, ovaya tek başına yükselen kayalık bir tepenin üstünde Orta Çağ'dan kalan Yılankale var. Gün, Ceyhan'ın güneydoğusunda eski Halep yolunun üstündeki Osmanlı menzil hanı Kurtkulağı Kervansarayı'nda bitiyor.
Sıra coğrafyayı izliyor, batıdan doğuya ve nehrin bir yakasından öbürüne. Ama her durak aynı yolun başka bir çağını açıyor: Misis'te Roma köprüsü, Sirkeli'de Tunç Çağı kabartması, Yılankale'de Orta Çağ kalesi, Kurtkulağı'nda Osmanlı hanı. Sirkeli'nin hemen güneyinden bugün Bağdat demiryolu ve otoyol geçiyor; yani üç bin yıl önce Hitit kralının kabartmasını oyduran geçit, bugün de Çukurova'yı doğuya bağlayan yolun kendisi.
Rota tümüyle araçla yapılıyor. Duraklar birbirine yakın, en uzun sürüş Yılankale ile Kurtkulağı arasında. Zamanın büyük kısmını Yılankale'ye ayırın; ana kapıdan zirveye kadar taş basamaklı dik bir tırmanış var ve tepe gölgesiz. Kaymayan ayakkabı, şapka ve bol su şart. Misis Köprüsü araç trafiğine açık olduğu için köprü üstünde kenardan yürüyün. Sirkeli'de kazı alanının sınırlarına uyun ve kabartmaya dokunmayın. Misis'in ünlü mozaiklerini yerinde aramayın, bugün Adana Müzesi'nde sergileniyorlar. Kale ve kervansarayın güncel ziyaret koşullarını gitmeden önce Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden kontrol edin. Çukurova yazında öğle sıcağı çok sert olduğu için en iyi mevsim ilkbahar ve sonbahar; sabah Misis'te başlayıp öğleden önce Yılankale'ye çıkmak günü rahatlatır.
Süre: 5-6 saat. En iyi zaman: Mart ile mayıs ve ekim ile kasım arası; Çukurova yazında Yılankale'nin gölgesiz yamacına öğle güneşinde tırmanmak çok yorucu olduğu için güne sabah erken başlayın.. Ulaşım: Rota araçla yapılır. Adana'dan Ceyhan'a giden araçlar Misis'e ulaşımı sağlar, ancak Sirkeli, Yılankale ve Kurtkulağı arasında toplu taşıma pratik değildir; kendi aracınızla ya da kiralık bir araçla dolaşın.
Kaynaklar
- Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Misis Köprüsü, https://adana.ktb.gov.tr/TR-231237/misis-koprusu.html
- Kültür Portalı, Misis, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/adana/gezilecekyer/misis-koprusu
- TDV İslam Ansiklopedisi, Misis, https://islamansiklopedisi.org.tr/misis
- Hittite Monuments, Sirkeli, https://hittitemonuments.com/sirkeli/
- LMU Münih, Sirkeli projesi, https://www.en.vorderas-archaeologie.uni-muenchen.de/research/terminated_projects/sirkeli1/index.html
- ScienceDaily, Tübingen Üniversitesi Sirkeli Höyük kazısı, https://www.sciencedaily.com/releases/2007/10/071030133030.htm
- Kültür Envanteri, Sirkeli Höyüğü, https://kulturenvanteri.com/yer/sirkeli-hoyugu/
- Kültür Portalı, Yılan Kale, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/adana/gezilecekyer/yilan-kale
- DergiPark, Akıl 2006, Ceyhan Kurtkulağı Kervansarayı ve Camisi, https://dergipark.org.tr/tr/pub/cusosbil/article/59926
- TRT Haber, Kurtkulağı Kervansarayı, https://www.trthaber.com/haber/guncel/osmanli-mirasi-kurtkulagi-kervansarayi-turizme-kazandiriliyor-448428.html
- Vikipedi, Misis Köprüsü, https://tr.wikipedia.org/wiki/Misis_Köprüsü
- Vikipedi, Sirkeli Höyüğü, https://tr.wikipedia.org/wiki/Sirkeli_Höyüğü
- Vikipedi, Yılankale, https://tr.wikipedia.org/wiki/Yılankale
- Wikipedia, Yılankale, https://en.wikipedia.org/wiki/Yılankale
- Vikipedi, Kurtkulağı Kervansarayı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Kurtkulağı_Kervansarayı
- Wikipedia, Kurtkulağı Caravanserai, https://en.wikipedia.org/wiki/Kurtkulağı_Caravanserai
- Vikipedi, Ceyhan Nehri, https://tr.wikipedia.org/wiki/Ceyhan_Nehri
- Wikipedia, Mopsuestia, https://en.wikipedia.org/wiki/Mopsuestia
Rota Durakları

Misis Köprüsü ve Mopsuestia
Güne Misis'te, Adana'nın yaklaşık 27 kilometre doğusunda Ceyhan Nehri'ni dokuz gözle geçen taş köprünün başında başlayın. Köprü bugün de trafiğe açık olduğu için önce kıyıdan, biraz uzaktan bakmak en sağlıklısı; kemerlerin bütün dizilişini ancak oradan tek karede görürsünüz. Ortadaki en geniş göz yaklaşık on bir metre açıklıkta ve iki yana doğru dörder göz giderek küçülüyor. Bu simetri, köprünün 130 metreyi aşan boyunu kıyıdan bakınca kolayca okunur hale getiriyor. Kemerlerin sivri olduğuna dikkat edin, çünkü köprü Roma döneminde kurulsa da bugünkü görünümü yüzyıllar süren onarımların izini taşıyor. Kaynaklar yapımı farklı imparatorlara bağlıyor; Kültür Portalı köprüyü MS 4. yüzyılda II. Constantius'a bağlarken bazı araştırmacılar daha erken bir tarih öneriyor. Bizans İmparatoru Justinianus'un köprüyü 6. yüzyılda onardığı biliniyor. Osmanlı döneminde, 1736'da orta kemerin çökmesiyle köprü kullanılamaz hale gelmiş ve 1766'da yeniden onarılmış. TDV İslam Ansiklopedisi köprünün 1832'de bir kez daha tahrip edildiğini de kaydediyor. Bugün gördüğünüz yapı, 1998'de yapılan restorasyondan geçmiş halidir.
Ardından köprünün üstüne çıkıp bir uçtan öbürüne yürüyün, ama araç trafiği olduğu için kenardan ve dikkatle ilerleyin. Köprünün ortasından iki yöne bakınca Ceyhan'ın ovayı nasıl ikiye böldüğünü görürsünüz. Nehir Elbistan yakınlarında doğuyor ve yaklaşık 509 kilometre aktıktan sonra Çukurova'da geniş bir delta kurarak denize ulaşıyor. TDV'ye göre nehrin ağzı alüvyonla tıkanmadan önce gemiler Misis'e kadar çıkabiliyordu. Kilikya Ermeni hükümdarı II. Levon da Venedik ve Cenova tüccarlarına burada ticaret yapma izni vermişti. Yani üzerinde durduğunuz geçit, yüzyıllar boyunca hem kara yolunun hem de nehir ticaretinin kavşağıydı. Köprünün yöre halkının anlattığı bir de hikayesi var: Lokman Hekim'in ölümsüzlük ilacının formülünü yazdığı kağıdın burada elinden uçup nehre düştüğü söylenir.
Köprüden sonra yerleşimin arkasındaki tepeye, antik Mopsuestia'nın höyüğüne doğru bakın. Kentin kuruluşu efsanevi kahin Mopsos'a bağlanıyor ve adı "Mopsos'un yurdu" anlamına geliyor. Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, yerleşimin tarihinin muhtemelen Neolitik döneme uzanan bu höyükle başladığını yazıyor. Akropoldeki sur kalıntıları ve 1542'de yaptırılan Havraniye Kervansarayı, Misis'te ayakta kalan yapılar arasında sayılıyor. Evliya Çelebi 1671'de buradan geçtiğinde köprünün öbür yakasındaki hanın onarıldığını ve kervanların askerlerce korunduğunu anlatmış. Misis'in ünlü mozaiklerini burada aramayın; mozaik müzesi kapalı ve buluntular bugün Adana Müzesi'nde sergileniyor. Yüreğir ilçesine bağlı yerleşim 1960'tan sonra resmi olarak Yakapınar adını aldı, ama köprü ve antik kent hala Misis adıyla anılıyor. Fotoğraf için sabahın yumuşak ışığı kemerlerin taş dokusunu daha iyi çıkarır. Buradan eski Misis-Ceyhan yolunu izleyerek doğuya, Sirkeli'ye geçin; nehir yol boyunca yakınınızda kalıyor.
Kaynak: Kültür Portalı, Misis; TDV İslam Ansiklopedisi, Misis.

Sirkeli Höyüğü
Sirkeli'de Ceyhan Nehri, Misis Dağları'nın, yani Nur Dağı'nın eteğine dayanıp dar bir geçitten akıyor ve höyük tam bu geçidin batı kıyısında yükseliyor. Araçtan inince önce höyüğün boyutuna bakın: tepe yaklaşık 400 metreye 300 metre büyüklüğünde ve 30 metre yüksekliğinde. Aşağı kentle birlikte yerleşimin yaklaşık 80 hektarlık bir alana yayıldığı ve Kilikya'nın en büyük höyüklerinden biri olduğu belirtiliyor. Nehrin iki yandan dolanması ve dağın sırtı tepeyi doğal olarak koruyor, tepeden ise nehir kıvrımının doğusundaki, batısındaki ve kuzeyindeki bütün ova izleniyor.
Asıl hedefiniz höyüğün kuzeydoğu kenarındaki kayalık, çünkü Hitit kralı II. Muwatalli'nin kabartması orada, nehre bakan kaya yüzüne oyulmuş. Kabartma su seviyesinin yaklaşık beş metre üstünde durduğu ve nehre döndüğü için ona en iyi kıyı tarafından bakılıyor. Kral uzun bir giysiyle ve elinde kıvrık uçlu bir tören asasıyla tasvir edilmiş. Sağındaki yazıt onu Büyük Kral Murşili'nin oğlu, Büyük Kral ve kahraman Muwatalli olarak tanıtıyor. II. Muwatalli'nin MÖ 13. yüzyılın ilk yarısında hüküm sürdüğü düşünülüyor ve bu kabartma kesin tarihlenebilen en eski Hitit kral kabartması kabul ediliyor. Aynı kral, Mısır firavunu II. Ramses ile Suriye'de ünlü Kadeş Savaşı'nda karşılaşan hükümdardır. Araştırmacılara göre Sirkeli, Suriye'ye giden yolda Ceyhan'ın en önemli geçiş noktalarından biriydi.
Muwatalli kabartmasının birkaç metre sağında ikinci bir kabartmanın izi var, ama onu çıplak gözle ancak güneşin uygun açıyla vurduğu saatlerde seçebilirsiniz. Bu ikinci tasvirin antik dönemde kasten kazındığı düşünülüyor. 2017'de yapılan üç boyutlu tarama, silinmiş yazıtın büyük olasılıkla Muwatalli'nin oğlu III. Murşili'yi andığını gösterdi. Silmenin, tahtı ondan alan III. Hattuşili ya da onun ardılları döneminde yapıldığı öne sürülüyor. İki kabartmanın arasında üçüncü bir tasvire ait olabilecek düzleştirilmiş bir yüzey de saptandı, ama bunun hiç tamamlanıp tamamlanmadığı belli değil. Kabartmaların üstündeki kaya düzlüğüne açılmış sığ çukurlar sıvı sunu törenleriyle ilişkilendiriliyor. Bu çukurlar, kabartmaların batısındaki bir yapıyla birlikte Hitit kralına ait bir kült düzeninin parçası olarak yorumlanıyor.
Höyükte ilk kazıyı 1936'da John Garstang yaptı, 1990'larda ise Münih ve Innsbruck üniversitelerinin ekipleri çalıştı. 2006'dan sonra Tübingen ile Çanakkale Onsekiz Mart üniversiteleri, 2011'den itibaren de Bern Üniversitesi kazıları sürdürdü. Bu çalışmalarda Hitit imparatorluk dönemine ait büyük bir tabya ve taş temelli Geç Tunç Çağı yapıları ortaya çıktı. Buluntular yerleşimin yaklaşık MÖ 5000'den Roma dönemine kadar kesintisiz yaşandığını gösteriyor. Araştırmacılar Sirkeli'nin, Hitit kraliçesi Puduhepa'nın doğup büyüdüğü kült kenti Lawazantiya olabileceğini düşünüyor. Höyüğün güney eteğinden Bağdat demiryolu ve modern otoyol geçiyor; binlerce yıllık yolun bugün de aynı geçitten aktığını görmek bu durağın asıl dersi. Kazı alanının sınırlarına uyun ve kabartmaya dokunmayın. Karşı kıyıdaki tepede gözünüze çarpan surlar bir sonraki durak Yılankale'nin surları; nehri geçip kalenin eteğine kısa bir sürüşle ulaşırsınız.
Kaynak: Hittite Monuments, Sirkeli; LMU Münih, Sirkeli projesi.

Yılankale
Yılankale, Ceyhan Nehri'nin doğu kıyısında ovaya tek başına yükselen kalker bir tepenin üstüne kurulmuş. Kale Sirkeli Höyüğü'ne yukarıdan bakıyor; bir önceki durakta karşı kıyıdan gördüğünüz surların içine şimdi giriyorsunuz. Tırmanışa kalenin güneyindeki ana kapıdan başlayın, buradan taş basamaklarla teraslara çıkılıyor. Yol dik ve yer yer düzensiz olduğu için kaymayan ayakkabı, su ve şapka bu durağın olmazsa olmazı. Kapıya yaklaşırken kapı açıklığının üstüne bakın; iki yanında şaha kalkmış aslanlar bulunan, oturan bir kral kabartması var. Bu kabartma uzun süre kaleyi yaptırdığı düşünülen Kral I. Levon'a bağlandı, ancak sonraki araştırmalar onun I. ya da II. Hetum'u gösterdiğini öne sürdü.
Kalenin yapım tarihi konusunda kaynaklar ayrışıyor. İngilizce ve Türkçe Vikipedi kaleyi 12. yüzyıl sonu ile 13. yüzyıl başına, Kilikya Ermeni Krallığı dönemine ve Kral I. Levon'a bağlıyor. Kültür Portalı ise kalenin Çukurova'nın Haçlı dönemi sırasında Bizanslılar tarafından yapıldığını yazıyor. Yapı üzerinde Bizans, Haçlı ve Ermeni dönemlerine ait onarım izleri görülüyor ve Ermeni onarımları pencere, pervaz ve kapı üstü tonozlarında belirginleşiyor. Duvarları yakından inceleyin: özenle kesilmiş, yüzü kabaca bırakılmış taşlar kalker kayanın kıvrımını izleyerek örülmüş. Kale üç avludan oluşuyor ve her avlunun tek bir giriş kapısı var. Alttaki iki avlu güneydoğu kanadını korumak için tasarlanmış, en geniş ve en iyi savunulan bölüm ise garnizonun yaşadığı üst kısım. Kale meydanına üç kapıdan geçerek ulaşılması ve kapıları birbirine bağlayan taşınabilir merdivenler, burayı ele geçirilmesi çok güç bir yer yapmış. Surlar boyunca dizilen at nalı biçimli burçlara ve aralarındaki mazgallara dikkat edin. En üst ve en kuzeydeki bölümde sarnıçların çoğu bulunuyor, çünkü tepede su toplamak uzun bir kuşatmaya dayanmanın şartıydı.
Zirveye vardığınızda ovaya dönün. Anavarza, Tumlu ve Kozan kaleleri de bu kalenin görüş alanı içinde sayılıyor. Aşağıda Ceyhan'ın kıvrımı, Sirkeli Höyüğü ve Misis Dağları tek bakışta okunuyor ve bu manzara kalenin neden buraya kurulduğunu kendiliğinden anlatıyor. Kalenin eski adı Kovara ya da Govara, bugünkü adını ise yöredeki Şahmeran efsanesinden alıyor. Evliya Çelebi 17. yüzyılda burayı Şahmeran'ın yaşadığı yer olarak anmış ve kale içindeki yılan sürülerinden söz etmiş. Halk arasında sütle beslenen yılanların bir gün sütsüz kalıp kaleden Misis'e ineceği de anlatılır. Kale Ramazanoğulları döneminde, 14. yüzyılın ortasında terk edilmiş. 19. yüzyılın sonunda kalenin çevresinde Kırım Savaşı'ndan sonra gelen Nogay göçmenlerinin yaşadığı biliniyor.
İngilizce Vikipedi, kalenin 2014 yazında yenilendiğini ve ziyarete açık olduğunu belirtiyor; güncel ziyaret koşullarını gitmeden önce Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden kontrol edin. Fotoğraf için ikindi ışığı güneye bakan taş yüzeylere sıcak bir ton verir, öğle saatlerinde ise tepe gölgesiz kaldığı için tırmanıştan kaçının. İnişi acele etmeden aynı yoldan yapın, çünkü surların kenarı yüksek ve dik. Buradan Ceyhan'ın yanından geçerek güneydoğudaki Kurtkulağı'na, rotanın son durağına gidiyorsunuz.
Kaynak: Kültür Portalı, Yılan Kale; Wikipedia, Yılankale.

Kurtkulağı Kervansarayı
Rotanın son durağı Kurtkulağı Kervansarayı, Ceyhan'ın güneydoğusunda, eski Adana-Halep kervan yolunun üstündeki Kurtkulağı mahallesinde duruyor. Yapıya yaklaşırken önce dış duvarların kalınlığına bakın, kervansaray bir kale kadar sağlam örülmüş taş duvarlara sahip. Üç cephede saçak hizasına kadar yükselen güçlü payandalar duvarları destekliyor ve yapıya neredeyse askeri bir görünüm veriyor. Kervansaray yaklaşık 46 metreye 24 metrelik büyük bir dikdörtgen planlı ve girişi doğu cephesinde. Doğu cephesi klasik kervansaray düzeninden ayrılan çıkıntılarıyla öbür cephelerden farklı, bu yüzden fotoğrafa oradan başlayın. Doğu cephesi sabah güneşini aldığı için kapı fotoğrafı öğleden önce daha iyi çıkar.
Giriş kapısının üstündeki kitabe yerine bakın, çünkü yapının tarih sorusu tam orada düğümleniyor. Türkçe Vikipedi'ye göre Adana Müzesi'ndeki bir kitabe yapıyı 1659'da Hüseyin Paşa'ya, mimarını ise Mehmed Ağa'ya bağlıyor. Hayriye Akıl'ın 2006'da yayımlanan makalesi ise yapının kapısında kitabe yeri bulunduğunu ama kitabesinin olmadığını yazıyor. Akıl bu yüzden yapıyı III. Ahmed'in 1704 tarihli fermanına ve Karamort Külliyesi vakfiyesine dayanarak 1704 yılına tarihliyor. İngilizce Vikipedi kitabenin 1919 ile 1922 arasında yerinden söküldüğünü, bazı kaynakların 1693 tarihini verdiğini not ediyor ve yapının 1704'ten sonra olamayacağını vurguluyor.
İçeri girince avlusuz kervansaray tipinin ne demek olduğunu hemen anlarsınız, çünkü bütün yapı tek bir büyük örtülü salondan oluşuyor. Enine uzanan iki sıra paye birbirine sivri kemerlerle bağlanıyor ve boyuna uzanan beşik tonozlar bütün üst örtüyü oluşturuyor. Salonun ortasında durup tonozların uzunluğu boyunca bakın; payelerin ritmi bu planın bütün mantığını gösteriyor. Kervansaray Osmanlı döneminde bir menzil hanıydı, yani atların ve görevlilerin bulunduğu, yolcuların konakladığı ve haberlerin taşındığı bir duraktı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün açıklamasına göre burası bir tür posta işletmesi işlevi de görüyordu. Kaynaklar yapının 1712'de onarıldığını ve buraya 50 kişilik bir muhafız birliği yerleştirildiğini aktarıyor. Türkçe Vikipedi yapının 2006'da restore edildiğini yazıyor, TRT Haber de restorasyonun Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yapıldığını bildiriyor. Restorasyondan sonra havuzu, çeşmesi, konaklama odaları ve geniş salonuyla turizme açılması için çevre düzenlemesine başlandı. Bahçede kısmen ayakta kalan sur parçalarını da gözden kaçırmayın. Kervansarayın yaklaşık yüz metre güneyinde, kitabesine göre 1601'de yapılmış Kurtkulağı Camisi bulunuyor.
Bu yapı, Misis'te başlayan günün mantıklı sonu. Misis'te nehri geçen, Sirkeli'de dağ geçidinden akan ve Yılankale'nin yukarıdan koruduğu yol, buradan Halep'e doğru devam ediyordu. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bu kervansarayı Yumurtalık'taki Marco Polo İskelesi'nden Tufanbeyli'ye uzanan tarihi İpek Yolu güzergahının durakları arasında sayıyor. Ziyaret koşulları düzenleme çalışmalarına göre değişebileceği için gitmeden önce güncel durumu il müdürlüğünden sorun. Dönüşte Ceyhan üzerinden otoyola çıkıp Adana'ya ulaşabilirsiniz.
Kaynak: DergiPark, Akıl 2006; TRT Haber, Kurtkulağı Kervansarayı.
