Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Bornova'da Köşkten Müzeye, Levanten Caddesinden Kampüse
Kültürel5 Durak

Bornova'da Köşkten Müzeye, Levanten Caddesinden Kampüse

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Bornova, İzmir'in sayfiye köyüydü; 1866'da İzmir-Kasaba demiryolu buraya ulaşınca Levanten aileler için kalıcı bir yerleşime dönüştü. Ticaretle zenginleşen, çoğu İngiliz kökenli aileler demiryolunun kuzeyinde geniş bahçeli köşkler kurdu; bahçeler İngiliz bahçe anlayışıyla düzenlendi, salonların döşemesi İngiltere'den getirildi. Konak'taki mağazadan Bornova'daki bahçeye uzanan bu hayatın izleri bugün Mustafa Kemal Caddesi ve Gençlik Caddesi boyunca, Ege Üniversitesi kampüsünün içinde ve çevresinde hala ayakta.

Bu rota o köşkleri bir tarih dersi gibi değil, bir öğleden sonrayı dolduran bir yürüyüş olarak kuruyor. Sıra bilerek batıdan doğuya, caddeden kampüse ve en sonunda parka doğru. Bornova metro istasyonundan çıkıp Mustafa Kemal Caddesi'ne vardığınızda ilk durak İzmir'in en büyük Levanten köşkü Paterson'dır; uzun süredir restorasyonda olan yapı duvarının dışından okunur ve rotanın en kısa durağıdır. Caddeyi doğuya doğru takip edince Gençlik Caddesi'ndeki Mattheys Köşkü'ne, yani Arkas Sanat Bornova'ya varırsınız; burada 16. ile 19. yüzyıl Anadolu halıları ve köşkün bahçesindeki mini golf parkuru sizi en çok oyalayacak yerdir. Birkaç yüz metre ötede, Anglikan kilisesinin karşısında ve Murat Köşkü'nün yanında, Ege Üniversitesi'nin müzeye çevirdiği La Fontaine Köşkü durur; bu sırada üç köşkü de aynı yürüyüşte, benzer ışıkta görmüş olursunuz.

Kampüs kapısından içeri girince Sirkehane'ye, Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi'ne geçersiniz. Köşk sahiplerinin değil, o köşklerde çalışan ve çevre köylerde yaşayan insanların giysileri, çalgıları ve düğün adetleri buradadır; rotanın mimari teması burada halk kültürüyle dengelenir. Son durak Aşık Veysel Rekreasyon Alanı, günün sonunda oturup dinlenmek, çocukları koşturmak ya da yaz akşamıysa açık hava tiyatrosundaki konsere kalmak içindir.

Toplam yürüyüş dört kilometre civarındadır ve neredeyse tamamı düzdür; Bornova ovası bu rotayı yokuşsuz kılar. Yine de iki uyarı var. Sirkehane hafta sonu, halı sergisi pazartesi kapalı olduğu için rotayı salı ile cuma arasına koyun ve müzelerin güncel saat ve ücretini çıkmadan önce resmi sitelerinden kontrol edin. İkincisi, Paterson Köşkü'nün restorasyonu yıllardır sürüyor; içeri girilip girilemeyeceğini önceden sormak gerekir, bu rotada köşk dışarıdan anlatılıyor. Sergi ve müze için fotoğraf kuralları girişte yazılıdır; köşklerin cepheleri için en iyi ışık öğleden sonradır, çünkü Mustafa Kemal Caddesi'ndeki cepheler güneye bakar. Yanınıza su ve rahat ayakkabı alın; dönüşte Ege Üniversitesi metro istasyonu kampüsün içinden, Bornova istasyonu ise parktan yürüyüş mesafesindedir.

Süre: yarım gün. En iyi zaman: Salı ile cuma arasında bir hafta içi günü; Sirkehane'deki müze hafta sonu, halı sergisi ise pazartesi kapalıdır, mor salkımların açtığı nisan-mayıs ve yaz akşamlarının konser takvimi için ekim başına kadar süren mevsim ayrıca güzeldir.. Ulaşım: İzmir Metrosu M1 hattının Bornova istasyonundan inip kuzeye yürüyerek Mustafa Kemal Caddesi'ne çıkın; dönüşte Ege Üniversitesi istasyonu kampüsün içindedir. Mattheys Köşkü ve Ege Üniversitesi kapısına ESHOT'un 330, 365, 498, 515 ve 559 numaralı otobüsleri Rektörlük durağından ulaşır; araç gerekmez.

Kaynaklar

Bornova, İzmir
Kültürel
5 Durak
Mekanlarda ~4 sa 30 dk
Yürüyüş ~2,6 km · 43 dk
Toplam ~5 sa 13 dk
15 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Paterson Köşkü

Paterson Köşkü

~30 dk burada
Mustafa Kemal Caddesi, Bornova / İzmir

Rotaya Bornova metro istasyonundan çıkıp kuzeye, Mustafa Kemal Caddesi'ne doğru yürüyerek başlayın. Cadde boyunca birkaç köşkün yüksek bahçe duvarı art arda gelir; Paterson Köşkü bunların en büyüğüdür ve duvarının arkasında 25 bin metrekareyi aşan bir bahçe saklar. Köşkün inşasına 1859'da İskoçya'nın Leith kentinden gelen tacir John Paterson başlamıştı; aile hububat ticareti, tarım ürünleri ihracatı ve krom madenciliğiyle uğraşıyordu. Odalar İngiltere'den getirilmiş şömine ve mobilyalarla döşenmişti ve evde altmış kadar hizmetli çalıştığı biliniyor. Yapının 38 odası vardı, malzemesinin çoğu Kıta Avrupası ve İngiltere'den getirilmişti ve ön cephe sahipleri tarafından yedi kez değiştirilmişti. O dönemde bahçe 133 dönümdü; içinde yarış atları, çiftlik hayvanları, sera ve tarım alanları bulunuyordu. Bugün köşke kalan alan 25 bin 400 metrekaredir, yani eski arazinin beşte birinden azdır. Bu rakamlar size duvarın dışında yürürken ne kadar küçük bir parçasını gördüğünüzü anlatır.

Köşk uzun süredir restorasyonda, bu yüzden durağı dışarıdan kurun. Kapıdan bakınca sol tarafta üç katlı kuleli bina ve ana kütle seçilir; 2016'nın sonunda başlayan çalışmada önce kuleli binanın restorasyonu ve içindeki hamam tamamlandı, ana binanın rekonstrüksiyonu ise sonraya kaldı. Çalışmanın ilk adımında yapıya sonradan eklenmiş, özgün olmayan bölümlerin büyük kısmı kaldırıldı. Bahçede araştırma kazılarıyla üç müştemilat, iki fıskiyeli süs havuzu ve bir sarnıç bulunmuştu; bunlar da projeye alındı. Restorasyonun ne zaman biteceği birkaç kez ertelendiği için içeri girilip girilemeyeceğini önceden sorun; kapalıysa bile cephe ve bahçe duvarı bu durağı doldurur.

Yapının hikayesi caddede yürürken aklınızda olsun. Köşk 1960'a kadar konut olarak kullanıldı, sonraki yıllarda ofis, lojman ve fabrika arasında el değiştirdi ve cephedeki katmanlar bu değişimlerin izidir. Aile 1963'te İngiltere'ye göç etti, köşk yaklaşık beş yıl NATO personeline ofis oldu, 1973'te bazı bölümleri yıkılarak halı fabrikasına çevrildi. 1978'de kamulaştırma kararı alındı, 1986'daki yangın ana giriş bölümlerini harap etti, 1991'de Kültür ve Turizm Bakanlığı ilk restorasyonu başlattı. Aynı dönemde Koruma Yüksek Kurulu'nun onayıyla köşkün çevresindeki 54 bin metrekarelik alanda Büyükşehir Belediyesi bir çevre düzenlemesi yaptı. 2017'de Bakanlık kullanım hakkını kırk dokuz yıllığına İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne devretti ve bugünkü çalışma o protokolle sürüyor.

Fotoğraf için cadde tarafından çekim güneş güneyde olduğu için öğleden sonra daha iyidir; sabah cephe gölgede kalır. Duvar boyunca yürüyüp köşenin arkasına geçince kuleli binanın çatısı ağaçların üstünden görünür, bu rotanın en iyi karesidir. Kaldırımda oturacak yer azdır, dinlenmeyi bir sonraki durağın bahçesine bırakın. Bir sonraki durağa geçmek için caddeyi doğuya doğru takip edin; Gençlik Caddesi'ne dönünce Mattheys Köşkü'nün kemerli kapısı birkaç dakikada önünüze çıkar. Yolda gördüğünüz öteki bahçe duvarlarının da çoğu aynı dönemin köşklerine aittir, Bornova'nın Levanten dokusu sokak seviyesinde böyle okunur.

Kaynak: Vikipedi, Paterson Köşkü; BirGün, Paterson Köşkü restorasyonu.

Paterson Köşkü, Bornova'nın ana arterlerinden Mustafa Kemal Caddesi üzerinde duran ve İzmir'in Levanten köşkleri arasında en büyüğü sayılan yapıdır. Köşkün inşasına 1859'da, hububat ticaretiyle tanınan İskoç tacir John Paterson tarafından başlandı. Kaynakların bir bölümü onu İskoçya'nın Leith kentinden İzmir'e gelen bir tüccar olarak anar, krom madenciliği ve tarım ürünleri ihracatıyla uğraştığını yazar. Bornova o yıllarda Levanten ailelerin sayfiye köyüydü; 1866'da İzmir-Kasaba demiryolunun ilçeye ulaşmasıyla bu aileler için kalıcı bir yerleşime dönüştü. Paterson Köşkü de demiryolunun kuzeyinde, geniş bahçeli köşklerin kurulduğu bu dönemin en iddialı örneğidir. Yapı iki katlıdır ve otuz sekiz odası vardır. Yaklaşık iki bin metrekarelik bu bina, İzmir'deki en büyük sivil mimari yapılardan biri olarak anılır. Yapı malzemelerinin önemli bir kısmı Kıta Avrupası'ndan ve İngiltere'den getirildi; odaların şömine ve mobilyalarının da İngiltere'den geldiği belirtilir. Köşkün ön cephesi aile döneminde yedi kez değiştirildi, bu yüzden bugün görülen cephe tek bir dönemin değil birikmiş eklerin ürünüdür. Köşk inşa edildiği yıllarda yüksek duvarlarla çevrili, yüz otuz üç dönüm büyüklüğünde bir bahçenin içindeydi. Arazide yarış atları, hayvan çiftlikleri, seralar ve tarım alanları bulunuyordu; evin altmış kadar hizmetlisi olduğu aktarılır. Bugün köşkü çevreleyen arazi yirmi beş bin dört yüz metrekaredir. Paterson ailesi yapıyı uzun süre konut olarak kullandı ve 1963'te İngiltere'ye göç etti. Ardından köşk yaklaşık beş yıl boyunca NATO personelinin ofisi oldu. 1973'te bazı bölümleri yıkılarak halı fabrikasına dönüştürüldü, 1978'de ise yapı hakkında kamulaştırma kararı alındı. 1986'da çıkan yangın ana giriş bölümünü büyük ölçüde harap etti ve batı kanadını tamamen tahrip etti. Bakanlık 1990'ların başında bir restorasyon başlattı, ancak bu çalışma yarım kaldı. Köşkü çevreleyen alanda o dönemde koruma kurulunun onayıyla bir çevre düzenlemesi yapıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi köşkün rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerini 2010 yılının sonunda hazırladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Şubat 2016'da imzalanan protokolün ardından aynı yılın haziran ayında restorasyon başladı. Vikipedi'ye göre Bakanlık 2017'de köşkün kullanım hakkını kırk dokuz yıllığına belediyeye kiraladı. Çalışmalar sırasında yapıya sonradan eklenen özgün olmayan bölümlerin büyük kısmı kaldırıldı ve üç katlı kuleli binanın restorasyonu büyük ölçüde tamamlandı; kuleli binadaki hamam da yenilendi. Bahçede yapılan araştırma kazıları üç müştemilat, iki fıskiyeli süs havuzu ve bir sarnıç ortaya çıkardı. Bahçe doğal sit kapsamında olduğu için çevre düzenlemesi projesi hem koruma kurulundan hem de ilgili bakanlıktan onay aldı. Restorasyon uzun yıllara yayıldı ve köşkün iç mekanları henüz düzenli ziyarete açılmış değildir. Bugün köşkü görmenin yolu Mustafa Kemal Caddesi'nden bahçe sınırına yaklaşmaktır. Çevre panoları ve ağaçların arasından kuleli bina ile ana kütlenin ölçüsünü rahatça kavrayabilirsiniz. Ön cephenin önünde, eski fotoğraflarda görülen fıskiyeli havuz düzeni köşkün bahçeyle nasıl birlikte tasarlandığını anlatır. Fotoğraf için öğleden önceki ışık daha uygundur, çünkü cadde tarafındaki ağaçlar öğleden sonra cepheye gölge düşürür. Köşkün ziyaret durumu restorasyonun gidişine göre değiştiği için güncel bilgiyi İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin duyurularından kontrol edin. Köşke en kolay İzmir Metrosu ile gidilir; M1 hattının Bornova ve Ege Üniversitesi istasyonları ilçe merkezine ve kampüse yakındır. Mustafa Kemal Caddesi boyunca ESHOT otobüsleri de çalışır. Yakın çevrede Mattheys Köşkü'ndeki Arkas Sanat Bornova, Ege Üniversitesi kampüsündeki La Fontaine Köşkü ve Sirkehane'deki etnografya müzesi yürüme mesafesindedir. Köşkün kuzeybatısında, birkaç yüz metre ötede Aşık Veysel Rekreasyon Alanı başlar; köşk gezisini parkta bir yürüyüşle bitirmek kolaydır. Bornova'nın köşk mirasını bir bütün olarak anlamak için Paterson Köşkü iyi bir başlangıç noktasıdır, çünkü ilçedeki Levanten yaşamının ölçeğini en açık biçimde o gösterir.
2
Arkas Sanat Bornova (Mattheys Köşkü)

Arkas Sanat Bornova (Mattheys Köşkü)

~1 sa 15 dk burada
Erzene Mahallesi, Gençlik Caddesi No:15, 35040 Bornova / İzmir

Gençlik Caddesi'nde kemerli taş kapı sizi karşılar; iki yanındaki taş banklar Bornova köşklerinin "pesulaki" denen geleneksel oturma yerleridir ve köşkün bahçeye bakan en eski parçalarından biridir. Bahar aylarında kapının üstünü mor salkım sarar, o haftalarda sabah erken gelirseniz hem çiçeği hem boş bahçeyi bulursunuz. Mattheys Köşkü'nün 1780'de yapıldığı tahmin edilir; bazı kaynaklar 1860'ı verir, çünkü köşk 1800'lerin ortasında büyük bir değişim geçirmişti. Uzun süre Wood-Paterson Evi diye anıldı; John Maltas'ın yazlık olarak yeniden kurduğu yapı 1840'ta kızı Eugenie Wood'a kaldı. Eugenie'nin kızı Hortense Wood, ressam, şair ve besteciydi; Franz Liszt'ten piyano dersi almış, 16 Eylül 1922'de Mustafa Kemal Paşa'yı bu evde ağırlamıştı. O gün konukların arasında Fevzi, İsmet ve Asım paşalar ile Halide Edip de vardı; ziyaret sırasında Hortense'in yeğeni Fernand de Cramer ile satranç oynandığı anlatılır. Liszt'in de köşkün Kahire Odası denen bölümündeki piyanoyu çaldığı aktarılır. Köşke bugünkü adını veren Tony Mattheys, sonraki sahipler Renee Steinbüchel ile Sonia Whittall'ın babasıdır; 2018'de yapı onların çocuklarından satın alınarak restorasyona başlandı. Dere taşıyla örülmüş bahçe duvarı ve kemerli kapı sayesinde köşk, 2000'li yıllara ulaşan az sayıdaki Bornova köşkünden biri oldu.

Biletinizi alıp önce bahçeyi dolaşın. Bornova köşklerine prestij kapısı denen bir girişten girilir, bahçe evin kendisi kadar önemli sayılırdı ve bu bahçenin simgesi servi ağaçlarıdır. Bahçede 1970'te kapanan Bornova Golf Kulübü'nün anısına dokuz parkurlu bir mini golf sahası kuruldu; her parkurda seramik sanatçısı Verda Sipahi'nin yaptığı bir Bornova köşkü maketi ve o köşkü anlatan bir simge var. Az önce dışından baktığınız Paterson Köşkü'nün maketi de buradadır, yani ilk durağın içini burada görmüş olursunuz. Mattheys'in kendi parkurunun simgesi, doğal olarak, kemerli kapısıdır.

İçeride on sergi salonuna yayılan Arkas Halı Koleksiyonu'ndan seçilmiş 16. ile 19. yüzyıl Anadolu halıları vardır; Batı ve Orta Anadolu'da dokunmuş bu parçalar, koleksiyonun otuz yılı aşan birikiminden gelir. Salonları sırayla gezin; alçı kornişler ve yüksek tavanlar halıların kendisi kadar bakılmayı hak eder, 2018 ile 2023 arasındaki beş yıllık restorasyon tam da bu ayrıntıları geri getirdi. Bir salon dokuma tezgahına, ipliklere ve aletlere ayrılmıştır; dokuma geleneğini anlamak için halıların önüne değil bu salona daha çok zaman ayırın. Bir başka duvarda Oriental Carpet Manufacturers için çizilmiş 18 halı tasarımı panosu asılıdır ve gösteri salonunda Anadolu halısını anlatan kısa bir belgesel döner. Belgeseli en sona bırakmak yerine ortada izleyin; sonraki salonlarda desenleri daha kolay okursunuz.

Sergi salonlarında fotoğraf kuralı girişte yazılıdır, bahçede serbesttir; iç mekanda ışık düşük tutulduğu için flaşsız çekim gerekir. Köşk pazartesi kapalıdır, güncel saat ve ücreti resmi sitesinden kontrol edin. Dinlenmek için bahçedeki servi gölgesi ve taş banklar yeterlidir. Çıkışta Gençlik Caddesi'nde sağa dönüp birkaç yüz metre yürüyün; Anglikan kilisesinin karşısına geldiğinizde La Fontaine Köşkü'ne varmışsınız demektir.

Kaynak: Vikipedi, Mattheys Köşkü; Visit İzmir, Arkas Sanat Bornova.

Arkas Sanat Bornova, Bornova'nın en eski Levanten evlerinden Mattheys Köşkü'nde açılan bir sanat ve sergi merkezidir. Köşk Mates Köşkü, Steinbuchel Evi ve Wood-Paterson Evi adlarıyla da anılır. Yapının 1780'de inşa edildiği tahmin edilir, bazı kaynaklar ise 1860'ı verir. Restorasyonu yürüten mimara göre çeşitli dönemlerde eklerle büyüyen köşk 1800'lerin ortasında büyük bir değişim geçirdiği için bu ikinci tarih doğmuş olabilir. İlk hali basit, kare planlı bir yapıydı. Köşkün hikayesi Bornova'nın Levanten ailelerinin iç içe geçmiş geçmişini anlatır. John Maltas yapıyı Paterson ailesinden satın alıp yazlık bir köşk olarak yeniden kurdu ve köşk 1840'ta kızı Eugenie Wood'a miras kaldı. Eugenie, İzmir'deki İngiliz Hastanesi'nin başhekimi Charles Wood ile evliydi ve yedi çocuğu vardı. Kızlarından ressam, şair ve besteci Hortense Wood 1924'teki ölümüne kadar köşkte yaşadı. Hortense Wood'un Franz Liszt'ten piyano dersi aldığı ve Liszt'in köşkün Kahire Odası denen bölümündeki piyanoyu çaldığı anlatılır. Hortense evinde pek çok tanınmış konuk ağırladı ve onların fotoğraflarını çekti. Köşkün tarihindeki en çok anılan gün 16 Eylül 1922'dir. Mustafa Kemal Paşa o gün yanındaki komutanlar ve yazar Halide Edip ile birlikte köşke konuk oldu ve yetmiş sekiz yaşındaki Hortense Wood ile tanıştı. Bu ziyaret sırasında Hortense'in yeğeni Fernand de Cramer ile satranç oynadığı aktarılır. Daha sonra köşk Renee Steinbüchel ile Sonia Whittall'a geçti ve bugünkü adını onların babası Tony Mattheys'ten aldı. Dere taşlarıyla örülmüş bahçe duvarı ve kemerli giriş kapısı sayesinde köşk, 2000'li yıllara ulaşabilen az sayıdaki Levanten evinden biri oldu. Köşk 2018'de Arkas grubu tarafından satın alındı ve beş yıl süren bir restorasyonun ardından 2023'te ziyarete açıldı. Bahçeye 1970'te kapanan Bornova Golf Kulübü'nün anısına dokuz parkurlu bir mini golf alanı kuruldu. Her parkurda seramik sanatçısı Verda Sipahi'nin yaptığı bir Bornova köşkü maketi ve o köşkü anlatan bir simge yer alır. Bu küçük maketler, bugün ayakta olmayan ya da başka işlevlere dönüşmüş köşkleri tek bahçede görmenin ilginç bir yoludur. Köşkün içinde Arkas Halı Koleksiyonu'ndan bir seçki sergilenir. Otuz yılı aşkın sürede bir araya getirilen koleksiyon, klasik dönem Anadolu halılarını, aşiret halılarını, Osmanlı saray halılarını ve Avrupa duvar halılarını kapsar. Bornova'da ağırlıklı olarak Batı ve Orta Anadolu'da 16. ile 19. yüzyıllar arasında dokunmuş halılar görülür. Ziyaret alanında on sergi salonu, halı dokuma tezgahının ve iplik araçlarının gösterildiği bir salon, halı tasarımlarının panolarla anlatıldığı bir bölüm ve Anadolu halıları üzerine kısa bir belgeselin izlendiği bir gösterim salonu bulunur. Restore edilmiş salonlardaki alçı kornişler ve yüksek tavanlar halıların arka planını oluşturur. Gençlik Caddesi'ndeki girişte iki yanda geleneksel taş banklar, yani Bornova köşklerine özgü pesulakiler sizi karşılar. Kemerli kapının üzerini bahar aylarında mor salkım sarar ve bu haftalar köşkü fotoğraflamak için en güzel zamandır. Resmi sitesine göre merkez pazartesi günleri kapalıdır ve salı günleri bütün ziyaretçilere ücretsizdir; güncel saat ve bilet bilgisini aynı siteden kontrol edin. Ramazan Bayramı'nın ilk günü ile Kurban Bayramı'nın ilk iki günü de ziyarete kapalıdır. Merkeze Rektörlük durağından geçen ESHOT otobüsleriyle ulaşılabilir; İzmir Metrosu'nun M1 hattındaki Bornova istasyonundan da yürüyerek gelinir. Ege Üniversitesi kampüsündeki La Fontaine Köşkü ve Sirkehane'deki etnografya müzesi birkaç dakikalık yürüme mesafesindedir. Mustafa Kemal Caddesi'ndeki Paterson Köşkü de aynı gezide görülebilir. Konak'taki Arkas Sanat Alsancak'tan ayrı bir mekan olan Bornova merkezi, halı sanatını tarihi bir evin odalarında görmeyi sağlar.
3
La Fontaine Köşkü

La Fontaine Köşkü

~45 dk burada

La Fontaine Köşkü'nü iki komşusuyla birlikte okuyun; karşısında Anglikan kilisesi, yanında İngiliz Edwards ailesinin 1880'de yaptırdığı Murat Köşkü durur. Bu üçlü, Bornova Levantenlerinin yaşadığı mahallenin merkeziydi ve biraz ileride, bugün Ege Üniversitesi rektörlüğü olan Büyük Ev de aynı ailelere aitti. Köşkün kayıtlarda görülen ilk sahibi James La Fontaine, 1836'da Büyük Ev'i satın alan Charlton Whittall'ın torunuydu. Ege Üniversitesi'nin kayıtlarına göre La Fontaine ailesi İsviçre kökenli bir İngiliz ailesiydi ve köşk 20. yüzyılın başında onların elindeydi. Karşıdaki Anglikan kilisesi Saint Mary Magdalene adını taşır. Büyük Ev ise 18. yüzyılın başında Hollandalı rahibeler için manastır olarak yapılmıştı; 1948'de Hazine'ye geçti ve bugün iki yanına eklenen yeni binalarla rektörlüğe hizmet ediyor. Yapım tarihi ve mimarı bilinmiyor; bu belirsizlik bile köşk hakkında bir şey söyler, çünkü Bornova'daki birçok köşk gibi burası da eklenerek büyümüş bir evdir.

Önce karşı kaldırımdan cepheye bakın. Bina bir bodrum ve iki kattan oluşur, iki kat birbirinden belirgin biçimde ayrılmıştır ve ikinci katta ana caddeye bakan dökme demir bir balkon vardır. Ana giriş kemerli bir kapıyla vurgulanır, cephe sade tutulmuştur; yanındaki Murat Köşkü'yle karşılaştırınca aynı mahallenin iki farklı üslubunu görürsünüz. Balkonun demir işçiliğini öğleden sonra ışığında çekin; sabah cephe gölgede kalır.

Köşkün el değiştirme hikayesi kısa ama Bornova'nın yirminci yüzyılını özetler. James La Fontaine'in ölümünden sonra ev eşi Clara ve çocuklarına kaldı, 1941'de Clara'nın yeğeni Ruby Gladys Whittall aileden satın aldı, 1963'te Ege Üniversitesi bina ihtiyacı için onu devraldı. 1975'e kadar üniversitenin yapı işleri burada çalıştı; sonra sırayla Körler Okulu'na, jandarma ve topçu birliklerine, Halk Sağlığı Enstitüsü'ne tahsis edildi. 1996'da yeniden üniversiteye verildi, bir süre Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Eğitim Fakültesi dekanlığı olarak kullanıldı. 2010'daki restorasyondan beri Ege Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Müzesi olarak hizmet veriyor.

İçeri girince orijinal süslemeyi aramayın; fresklerin, alçı kabartmaların ve tavan bezemelerinin çoğu zamanla yok olmuştu ve bugün gördüğünüz iç mekan, müze işlevine göre düzenlenmiş bir köşktür. Müzenin ziyaret günleri üniversitenin akademik takvimine bağlı olabilir, gitmeden önce merkezin sayfasından açık olup olmadığını kontrol edin; kapalıysa cephe, balkon ve bahçe yine durağı doldurur. Köşk tarihçesini anlatan kadar, Ege Üniversitesi'nin Bornova'da sekiz köşkü aslına uygun restore edip kullanıma açtığını da hatırlatır; Murat Köşkü 2005'ten beri öğrenci topluluklarının merkezidir ve kafeteryasında oturulabilir. Dinlenmek için en uygun yer işte bu komşu köşkün bahçesidir. Aynı çevrede Herbert Whittall'ın 1865'te yaptırdığı Wilkinson Köşkü, 2006'daki restorasyondan beri kampüs dışından gelen sergilere ev sahipliği yapan bir sanat merkezi olarak kullanılıyor. Eskiden Whittall arazisinin parçası olan Kuyulu Ev ise bir dönem Bornova'daki İngiliz topluluğunun kulüp binasıydı, bugün kadın çalışmaları üzerine bir araştırma merkezidir. Sonraki durağa geçmek için kampüs kapısından içeri girin ve yerleşke yollarını güneybatıya doğru takip edin; Sirkehane'nin taş-tuğla cephesi, yeşil alanın ortasında yaklaşık on dakika sonra karşınıza çıkar.

Kaynak: Vikipedi, La Fontaine Köşkü; Visit İzmir, La Fontaine Köşkü; Ege Üniversitesi Köşkleri.

La Fontaine Köşkü, Bornova'da Ege Üniversitesi'nin kullandığı Levanten köşklerinden biridir ve bugün üniversitenin Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi ile müzesine ev sahipliği yapar. Köşk, Saint Mary Magdalene Kilisesi'nin karşısında ve Murat Köşkü'nün yanında durur. Bu üç yapı birlikte Bornova'nın Levanten çekirdeğinin en iyi korunmuş köşelerinden birini oluşturur. Yapının inşa tarihi ve mimarı bilinmemektedir. Ege Üniversitesi köşkü, 20. yüzyılın başında İsviçre kökenli İngiliz La Fontaine ailesinin evi olarak tanıtır. Kayıtlarda görülen en eski sahibi James La Fontaine'dir. James, 1836'da Bornova'daki Büyük Ev'i satın alan Charlton Whittall'ın torunu Blanche Magdalene Whittall'ın oğluydu. Böylece köşk, Bornova'nın en köklü Levanten ailelerinden birinin akrabalık ağı içinde yer alır. James La Fontaine öldükten sonra köşk, bugün üniversitenin bir merkezi olarak kullanılan ve Kuyulu Ev diye de bilinen komşu yapıyla birlikte eşi Clara Lillian La Fontaine ile çocuklarına kaldı. 1941'de Clara La Fontaine'in yeğeni Ruby Gladys Whittall köşkü aileden satın aldı. Ege Üniversitesi bina ihtiyacı nedeniyle köşkü 1963'te ondan satın aldı. Köşk sonraki yıllarda birçok kurumu barındırdı. 1975'e kadar üniversitenin yapı ve fen işleri birimi tarafından kullanıldı. Ardından geçici olarak sırasıyla Körler Okulu'na, jandarma tabur ve topçu tugay komutanlıklarına ve bir halk sağlığı kurumuna tahsis edildi. 1996'da yeniden üniversitenin kullanımına geçti. 1996 ile 2001 arasında Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Başkanlığı, 2001 ile 2009 arasında da Eğitim Fakültesi Dekanlığı burada çalıştı. 2010'daki restorasyonun ardından köşk bugünkü işleviyle merkez ve müze olarak kullanılmaya başladı. Bina bir bodrum ve iki kattan oluşur ve iki kat cephede belirgin biçimde birbirinden ayrılır. İkinci katta ana caddeye bakan dökme demirden bir balkon vardır; bu balkon ve demir parmaklıklar köşkün en tanınır ayrıntısıdır. Ana giriş kemerli bir kapıyla vurgulanmıştır. Cephe sade ve gösterişsizdir, Bornova'daki daha süslü köşklerle karşılaştırıldığında ölçülü bir Levanten evi izlenimi verir. Freskler, alçı süslemeler ve kabartmalı tavanlar gibi özgün iç dekorasyonun büyük kısmı zamanla kaybolduğu için içerideki ilk düzen hakkında bilgi yoktur. Köşkü ziyaret ederken önce caddenin karşı kaldırımından cepheye bakın; balkon, kemerli kapı ve pencere düzeni buradan en iyi okunur. Sonra yandaki Murat Köşkü ile karşıdaki tarihi yapıyı aynı bakışta görmek, bu köşenin bir zamanlar nasıl bir Levanten mahallesi olduğunu gösterir. Müze bölümü üniversiteye bağlı bir birim olduğu için iç mekanın ziyaret gün ve saatleri değişebilir; güncel bilgiyi Ege Üniversitesi'nden öğrenmek gerekir. Cephe fotoğrafı için sabah ışığı daha uygundur, öğleden sonra ağaçların gölgesi binanın önüne düşer. Köşke İzmir Metrosu'nun M1 hattındaki Bornova ya da Ege Üniversitesi istasyonlarından yürüyerek ulaşılır. Mattheys Köşkü'ndeki Arkas Sanat Bornova ve Sirkehane'deki Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi aynı gezide kolayca birleştirilebilir. Üniversitenin restore ettiği öteki köşkler de, örneğin rektörlük binası olarak kullanılan Büyük Ev ve Murat Köşkü, aynı sokakların çevresindedir. Ege Üniversitesi'ne göre Murat Köşkü 1880'de İngiliz Edwards ailesinin bir üyesi tarafından yaptırıldı ve 2005'teki restorasyonundan beri üniversitenin toplum projelerine ve öğrenci kulüplerine hizmet veriyor. Üniversite Bornova'da toplam sekiz köşkü aslına sadık kalarak restore ettiğini belirtir. Charlton Whittall'ın 19. yüzyılın başında satın aldığı Büyük Ev ise 1948'de Hazine'ye geçti ve bugün rektörlüğün idari binası olarak kullanılır. Bornova'nın köşk rotasında La Fontaine Köşkü, Levanten evlerinin cumhuriyet döneminde kamu binalarına nasıl dönüştüğünü en açık gösteren duraklardan biridir.
4
Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi (Sirkehane)

Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi (Sirkehane)

~1 sa burada
Ege Üniversitesi Kampüsü, Bornova / İzmir

Sirkehane adını 1960'lardan alır; Ziraat Fakültesi'nin Gıda ve Fermantasyon Teknolojisi Bölümü yapının arka bölümünde sirke ve turşu üretirdi, ön bölüm lojmandı. Bina 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başı arasında yapılmıştı, ilk sahipleri hakkında bütün aramalara rağmen bilgi bulunamadı; 1943'te Hazine'ye geçti, 1990'da takasla Ege Üniversitesi'ne verildi. Bina 1990'lara kadar konut olarak da kullanıldı; üniversitenin kayıtlarına göre restorasyon projesinin 2007'de başlatılması planlanmıştı. Büyük bölümü yıkık haldeyken onarıldı, 22 Haziran 2010'da tamamlandı ve o yılın kasımında Kültür Bakanlığı'nın onayıyla özel müze statüsü aldı. Onarım bittiğinde yapı önce Ege Üniversitesi Balkanlar ve Anadolu Giysileri Müzesi adıyla açılmıştı, bugünkü Etnografya Müzesi adı bu onaydan sonra verildi. İlk adındaki giysi vurgusu koleksiyonun çekirdeğini hala anlatır; sergilenen 2.499 objenin 2.100'ü giysidir. Taş-tuğla cephe ve bahçe, Levanten köşklerinin süslü cephelerinden sonra göze dinlendirici gelir; kampüsün ortasında bir çiftlik evi gibi durur.

Ziyaret günleri, saatleri ve giriş koşulları değişebildiği için yola çıkmadan önce üniversitenin müze sayfasından güncel bilgiyi kontrol edin. İçeride Balkan ülkelerine ve Türk dünyasına ait 2.100 parça geleneksel giysi, 110 halk çalgısı ve takı, aksesuar, silah, sandık ve dolaplarla birlikte toplam 2.499 obje sergilenir. Gezmeye giysi bölümünden başlayın; bölgelere göre dizilen takımlarda başlıkların ve önlüklerin farkını izlemek, Balkanlar'dan Ege'ye göç yollarını haritasız anlatır. Çalgı vitrinlerine ikinci sırada bakın; yaylılardan vurmalılara uzanan 110 parça, halk oyunları ve halk müziği araştırmalarının malzemesidir ve müze zaten bu amaçla kurulmuştur.

Üçüncü bölüm düğün evidir ve çoğu ziyaretçinin en çok vakit geçirdiği yerdir. Geleneksel bir İzmir evi ortamında 19. yüzyıl düğün adetleri canlandırılır; kına gecesi, çeyiz sergisi, düğün yemeği hazırlıkları ve çeyiz yazımı ayrı köşelerde kurulmuştur. Aynı katta ahşap işçiliği, ayakkabıcılık, bakırcılık ve terzilik atölyeleri canlandırılır; bu dört meslek, az önce gezdiğiniz köşklerin kapılarını, ayakkabılarını ve perdelerini yapan esnafın mesleğidir ve rotanın iki yarısı burada birbirine bağlanır. Müzenin tanıtımına göre bu atölyeler, geleneksel mesleklerin sürdürülebilirliğini gözetmek amacıyla canlandırılmıştır. Süreli sergi salonunda halk kültürüne dair dönemsel sergiler açılır, toplantı salonunda söyleşi ve dinleti yapılır; kapıdaki programa göz atın.

Fotoğraf çekmeden önce görevliye sorun, vitrinlerin camı yansıma yapar, en iyi sonuç cama yakın ve açılı durarak alınır. Bahçeye çıkın; geleneksel tarım aletleriyle süslenmiş yeşil alanda oturup dinlenebilirsiniz, kampüsün ağaçları öğleden sonra gölge verir. Ziraat Fakültesi'nin bu yerleşkeyle bağı eskidir; 19. yüzyılın son çeyreğinde yapılan Sarı Köşk, Bornova Ziraat Okulu'nun ilk binası olarak kullanılmıştı ve bugün İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi dekanlığıdır. Üniversitenin restore ettiği köşklerden biri olan ve Fransız Pandespanian ailesinin 1880'de yaptırdığı köşk ise öğrenci ve çalışanlara kafe-restoran olarak hizmet veriyor; öğle molası için yerini kampüs görevlilerine sorabilirsiniz. Müze binası bugün de daha çok Sirkehane adıyla bilinir, kampüste yolu sorarken bu adı kullanmak işinizi kolaylaştırır. Son durağa geçmek için kampüsün batı kapısından çıkıp Bornova istasyonu yönünde yürüyün, Aşık Veysel Rekreasyon Alanı'nın girişine yaklaşık yirmi dakika sürer; yorulduysanız Rektörlük durağından kalkan otobüslerle de yaklaşabilirsiniz.

Kaynak: Ege Üniversitesi, Etnografya Müzesi; Visit İzmir, Sirkehane; Ege Üniversitesi Köşkleri.

Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi, Bornova'daki üniversite kampüsünde, bugün Sirkehane adıyla bilinen tarihi bir binada yer alır. Bina 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başı arasında yapıldı; ilk sahipleri hakkındaki bütün araştırmalara rağmen bir bilgiye ulaşılamadı. Yapı 1943'te Hazine'ye devredildi. 1960'larda binanın arka bölümü Ziraat Fakültesi'nin Gıda ve Fermantasyon Teknolojisi bölümü tarafından sirke ve turşu üretim yeri olarak kullanıldı, ön bölümü ise lojman oldu. Sirkehane adı bu döneme dayanır. Bina 1990'da takas yoluyla Hazine'den Ege Üniversitesi'ne geçti ve 1990'lara kadar konut olarak kullanıldı. Binanın büyük bölümü yıllar içinde yıkılmıştı ve üniversite onu 2000'li yıllarda aslına uygun olarak yeniden ayağa kaldırdı. Restorasyon 22 Haziran 2010'da tamamlandı ve yapı önce Ege Üniversitesi Balkanlar ve Anadolu Giysi Müzesi adıyla açıldı. Kültür Bakanlığı'na yapılan başvurunun ardından aynı yılın kasım ayında özel müze statüsü onaylandı ve adı Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi oldu. Visit İzmir'e göre bu, Türkiye'de bir üniversitenin Kültür Bakanlığı ile ortaklık içinde açtığı türünün ilk müzesidir. Taş ve tuğlanın birlikte kullanıldığı dış cephe, kampüsteki modern fakülte binalarının arasında ilk bakışta fark edilir. Müzenin temelinde 2004'te başlayan bir alan araştırması vardır. Üniversitenin Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı'na bağlı Türk Halk Oyunları Bölümü'nden yaklaşık yirmi kişilik bir ekip, Anadolu ve Balkanlar'ın halk çalgılarını, halk oyunlarını, giyim kuşamını ve müziğini derledi. Proje kapsamında on dört Balkan ülkesinde iki yüzü aşkın bilim insanı ve dokuz yüzü aşkın kaynak kişiyle görüşüldüğü aktarılır. Derlenen bilgiler yirmi binden fazla fotoğraf ve iki yüz saati aşan video kaydı olarak arşivlendi. Üniversitenin resmi sayfasına göre müzede Balkan ülkelerine ve Türk dünyasına ait iki bin yüz parça geleneksel giysi, yüz on halk çalgısı, takı, aksesuar, silah, sandık ve dolaplarla birlikte iki bin dört yüz doksan dokuz eser sergilenir. Müzenin İngilizce sayfası sergilenen eser sayısını daha yüksek verir, bu yüzden rakamları yaklaşık kabul etmek doğrudur. Koleksiyon bağışlarla büyümeye devam ediyor; 2023'te halı, kilim, çalgı ve bakır eşya gibi üç yüze yakın yeni eser envantere kaydedildi. Müzenin en çok ilgi çeken bölümü düğün evidir. Burada 19. yüzyılın geleneksel düğün uygulamalarından kına gecesi, çeyiz sergisi, düğün yemeği hazırlığı ve çeyiz yazımı, eski bir İzmir evi ortamında canlandırılır. Ayrı bir bölümde marangozluk, ayakkabıcılık, bakırcılık ve terzilik gibi kaybolmaya yüz tutan mesleklerin atölyeleri canlandırılır. Giysi salonlarında yöreden yöreye değişen işlemeleri yan yana görmek, Balkanlar ile Anadolu arasındaki akrabalığı anlamanın en kolay yoludur. Çalgı bölümünde aynı ailenin farklı coğrafyalarda nasıl biçim değiştirdiğini izleyebilirsiniz. Eserler hakkında sesli rehber uygulamasından da bilgi alınabilir. Müzede süreli sergi salonu ile söyleşi, panel ve dinleti için kullanılan bir toplantı salonu bulunur. Bahçesi eski tarım aletleriyle düzenlenmiştir ve küçük bir kafeteryası vardır. Müze yalnızca hafta içi açıktır; güncel ziyaret saatlerini ve giriş koşullarını üniversitenin resmi sayfasından kontrol edin. Okul grupları için atölye ve tanıtım programları da düzenlenir. Yöresel Kültür Atölyeleri projesi kapsamında İzmir'deki bir ilkokulla ortak çalışma yapıldı ve iki yüz öğrenciye yöresel giysiler tanıtıldı. Müze ayrıca Anadolu Hikayeleriyle Türküler adlı bir proje çerçevesinde farklı yörelerin türkülerini hikayeleriyle birlikte dinleten dinletiler düzenledi. Müzeye ulaşmanın en kolay yolu İzmir Metrosu'nun M1 hattındaki Ege Üniversitesi istasyonudur; istasyon kampüsün içindedir. Kampüs geniş olduğu için girişte yönlendirme tabelalarını izlemek ya da güvenlik görevlilerine sormak zaman kazandırır. Aynı kampüste La Fontaine Köşkü yürüme mesafesindedir, Mustafa Kemal Caddesi'ndeki Arkas Sanat Bornova ve Paterson Köşkü de kısa bir yürüyüşle ulaşılır. Bornova'nın köşklerini gezdikten sonra Sirkehane'ye uğramak, Levanten mirasının yanında Anadolu ve Balkan halk kültürünü de görmeyi sağlar.
5
Aşık Veysel Rekreasyon Alanı

Aşık Veysel Rekreasyon Alanı

~1 sa burada
Bornova / İzmir

Rotanın son durağı mimari değil, nefes almak içindir. Aşık Veysel Rekreasyon Alanı 231 bin metrekarelik bir parktır; yapımına 2008'de başlandı, 25 Eylül 2010'da İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından açıldı ve o günden beri Bornova'nın en büyük yeşil alanı olarak kullanılıyor. Park adını halk ozanı Aşık Veysel'den alır; gerçek adı Veysel Şatıroğlu olan ozan 1894'te Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde doğdu ve yedi yaşında geçirdiği çiçek hastalığıyla iki gözünü de kaybetti. Babasının oyalansın diye aldığı bağlamayla önce başka ozanların türkülerini çaldı, 1930'da Sivas'ta Ahmet Kutsi Tecer'in düzenlediği bir şairler gecesinde tanınmaya başladı ve bir dönem Köy Enstitülerinde saz hocalığı yaptı. Uzun İnce Bir Yoldayım, Dostlar Beni Hatırlasın ve Kara Toprak en bilinen eserlerindendir; ölümünün ellinci yılı olan 2023, Türkiye'de Aşık Veysel Yılı olarak kutlandı. Köşklerin yüksek duvarlarından sonra burada ufuk birden açılır; parkın ana girişinden içeri girip önce yürüyüş yolunu sağa doğru takip edin, 1.500 metrekarelik yapay gölete bu yoldan varırsınız. Göletin çevresindeki amfi basamakları parkın en iyi oturma yeridir; öğleden sonra ışığı suyun üstünden gelir ve gölet fotoğrafı buradan çekilir.

Göletten sonra parkın güneyine doğru yürüyün; 12 bin metrekarelik Buz Sporları Salonu ve yarı olimpik yüzme havuzu bu taraftadır. Havuz 2019'da başlayıp 2021'de hizmete giren son büyük eklentidir; ikisi de kapalı tesistir, kullanım koşullarını ve saatlerini belediyenin sayfasından öğrenin. Spor sahaları da yan yanadır: üç basketbol sahası, iki tenis kortu ve bir mini futbol sahası var, top getirdiyseniz sıra beklemeniz gerekebilir. Üç ayrı çocuk oyun alanı parkın farklı köşelerine dağıtılmıştır, çocuklu geliyorsanız gölete en yakın olanı seçin.

Parkın kuzeyinde İzmir'in en büyük açık hava tiyatrosu durur; 5.000 kişilik amfi, 2026 yazında koltukları, sahne çatısı ve çevresindeki ağaçlandırmayla yenilendi ve 5.200 koltuğun tamamı değiştirildi. İzmir Kültür AŞ'nin işlettiği sahnede yaz boyunca konser takvimi sürer, 2026'da 85 gecelik bir program kasım başına kadar planlandı. Yenilemede sahne çatısının bakımı yapıldı, kantinler ve tuvaletler elden geçirildi ve bu sezon ilk kez ayrı yeme-içme alanları kuruldu. Alanda İzmir Kent Kitaplığı Yayınları'nın kitapları da ziyaretçilere sunuluyor, konserden önce erken gelirseniz bunlara göz atabilirsiniz. Hava şartları uygun giderse takvimin kasım sonuna kadar uzatılması düşünülüyor, bu yüzden sonbaharda gelirseniz de programa bakmaya değer. Rotayı yaz akşamına denk getirdiyseniz günü bir konserle bitirmek mümkündür; o günün programını ve biletini önceden kontrol edin, konser akşamları park girişi kalabalık olur.

Yürümek istemeyenler için 1,5 kilometrelik bisiklet yolu parkın çevresini dolanır; metroda bisiklet taşımak mümkün olduğundan rotanın tamamını da bisikletle yapabilirsiniz. Dinlenme terasları ve kafeterya gölet tarafındadır; parkta ücretsiz kablosuz ağ vardır. Araçla gelenler için parkta otopark da bulunur, ama rota metroyla kurulduğu için buna ihtiyacınız olmaz. Gün batımında amfi basamaklarına geri dönün, gölet ve arkasındaki ağaçlar günün son fotoğrafını verir. Dönüş için parkın güney kapısından çıkıp Bornova metro istasyonuna yürüyün; yolculuk M1 hattıyla Konak ve Üçyol'a kesintisiz devam eder.

Kaynak: Vikipedi, Aşık Veysel Rekreasyon Alanı; Vikipedi, Aşık Veysel; Karar, açık hava tiyatrosu yenilemesi.

Aşık Veysel Rekreasyon Alanı, Bornova'nın merkezinde, Bornova Çayı boyunca uzanan büyük bir kent parkıdır. Adını halk ozanı Aşık Veysel'den alan park, yaklaşık iki yüz otuz bir bin metrekarelik bir alana yayılır. Yapımına 2008'de başlandı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi parkı Eylül 2010'da hizmete açtı. Ege Üniversitesi'nde hazırlanan bir yüksek lisans tezi parkı, kirlenmiş ya da kanala alınmış akarsuların kıyısını yeniden kente kazandıran rekreasyon projelerinin bir örneği olarak inceler. Parkın açılışını izleyen bir köşe yazısı, ozanın bedeninin bir ağaca benzetildiği heykelinden de söz eder. Parkın en tanınan yapısı açık hava tiyatrosudur. Açılışta beş bin kişilik kapasitesiyle İzmir'in en büyük açık hava tiyatrosu olarak tanıtıldı. İzmir Kültür AŞ 2026'da tiyatroda kapsamlı bir yenileme yaptı; beş bin iki yüz koltuğun tamamı yenilendi, sahne çatısı onarıldı ve sahnenin çevresine yeni ağaçlar dikildi. Tiyatro yaz boyunca konser ve kültür etkinliklerine ev sahipliği yapar; 2026 sezonu için seksen beş gecelik bir konser takvimi açıklandı ve hava uygun olduğunda etkinliklerin kasım sonuna kadar sürdürülmesi planlandı. Akşam konserine gelecekseniz programı ve bilet bilgisini düzenleyen kurumun sitesinden kontrol edin. Parkın içinde on iki bin metrekarelik bir Buz Sporları Salonu da vardır. Olimpik ölçülerdeki salon parkla aynı dönemde açıldı ve buz pateni ile buz hokeyi için tasarlandı. Salonun yaklaşık bin yedi yüz elli kişilik tribünü, soyunma odaları ve antrenör odaları bulunur. Salon açıldığı yıllardan bu yana bedensel engelli, otizmli ve Down sendromlu gençler için özel buz pateni çalışmalarıyla da anılır. Kış sezonu bittiğinde buz pistinin üzerine sökülüp takılabilen parke döşendi, böylece salon yaz aylarında tekerlekli paten gibi başka sporlar için de kullanılabilir hale geldi. Bu dönüşümle kente yaz boyunca yaklaşık sekiz yüz metrekarelik ek bir spor alanı kazandırıldı. Salonun bodrum katında buz pisti ve hokey sahası, zemin katında tribünler ve gişeler, birinci katında ise kafeterya ve yayın odaları yer alır. Açık alanda bin beş yüz metrekarelik yapay bir gölet, üç basketbol sahası, iki tenis kortu ve bir mini futbol sahası bulunur. Çocuk oyun alanları, yürüyüş yolları, dinlenme terasları ve bir buçuk kilometre uzunluğunda bir bisiklet yolu parkın gündelik yüzünü oluşturur. Ekim 2019'da yapımına başlanan yarı olimpik yüzme havuzu Haziran 2021'de hizmete girdi. Belediye parkın ortasında, kimlik karşılığı futbol, voleybol, tenis, masa tenisi, satranç ve yoga gibi on dört branşta malzemenin ücretsiz ödünç verildiği bir spor istasyonu da açtı. Park genelinde ücretsiz kablosuz internet hizmeti sunulur. 2026 yenilemesinde tiyatronun çevresinde ilk kez yeme içme alanları kuruldu, kantinler ve tuvaletler de elden geçirildi. Konser gecelerinde alanda İzmir Kent Kitaplığı'nın yayınları da okurlarla buluşturuldu. Parkı gezmenin en iyi yolu göletin çevresinden başlamaktır. Tiyatronun basamaklarına çıktığınızda göleti, ağaçlıklı alanı ve uzakta Bornova'yı çevreleyen tepeleri aynı kadrajda görürsünüz. Bisiklet yolu çayın kıyısını izlediği için sabah ya da akşamüstü yürüyüş ve koşu için uygundur. Yaz öğlenleri gölge sınırlıdır, bu yüzden en sıcak saatlerde ağaçlık bölümlerde kalmak daha rahattır. Konser gecelerinde park kalabalıklaşır, çevre yollarda trafik artar ve toplu taşıma tercih edilmelidir. Park Bornova ilçe merkezine ve Mustafa Kemal Caddesi'ndeki köşklere yakındır; Paterson Köşkü'nden yürüyerek birkaç dakikada ulaşılır. İzmir Metrosu'nun M1 hattındaki Bornova istasyonu ve ilçe merkezinden geçen ESHOT otobüsleri parka ulaşımda kullanılabilir. Parkın otoparkı da bulunur, ancak etkinlik akşamlarında hızla dolar. Ege Üniversitesi kampüsündeki müzeleri gezdikten sonra günü burada bitirmek, Bornova'nın tarihi yüzünden gündelik yaşamına geçmenin rahat bir yoludur.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirBornova, İzmir
TürKültürel
Durak5
Tarih15 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat