
Gümüşhane Dut Pestili ve Köme
Gümüşhane denince akla önce gümüş madenleri, dik vadiler ve yüksek geçitler gelir. Oysa şehrin mutfak belleğinde de en az o kadar parlak bir iz var: dut pestili.
Guider til kultur og kunst, arrangementstips og historier fra byen.

Gümüşhane denince akla önce gümüş madenleri, dik vadiler ve yüksek geçitler gelir. Oysa şehrin mutfak belleğinde de en az o kadar parlak bir iz var: dut pestili.

Bitlis'e ilk kez gelen biri şehrin rengini hemen fark eder: yapılar, çarşı duvarları, medrese cepheleri ve kemerler aynı sıcak, kızıla çalan taşla örülmüştür.

Bitlis ile Tatvan arasındaki yol, Van Gölü havzasına inen ya da havzadan çıkan herkese aynı şeyi hatırlatır: bu coğrafyada yolculuk hiçbir dönemde kolay olmamıştır.

Bazı müzeler kentin merkezinde, bazıları ise bir vadiye bakan tepenin üstünde durur. Baksı Müzesi ikinci türden.

Bayburt'a bir hikayenin peşinden gelmek mümkün. Kentin üzerinde yükselen kale hem gerçek bir savunma yapısı hem de Türk dünyasının ortak edebiyat hazinelerinden biri olan Dede Korkut anlatılarında adı geçen bir yer.

Çoruh vadisinde kale mantığı Artvin'de bir kaleyi anlamak için önce haritaya değil, yamaca bakmak gerekir.

Mardin mutfağı için çok şey yazılır, ama bu yazıda başka bir yol izliyoruz. Yalnızca resmi bir sicilde adı geçen, yani tescil edilmiş ürünlere bakıyoruz.

Mardin'e ilk kez gelen biri sokakta yürürken önce evlerin biçimine, sonra renklerine dikkat eder. Duvarlar bal rengine, sarıya, kimi yerde pembeye çalan tek bir malzemeden yükselir.

Amasya'da yolu Yeşilırmak kıyısından ayırıp Tokat yönüne süren biri, karayolunun kenarında kayaya oyulmuş uzun bir hat görür. Halk bu hatta Ferhat Su Kanalı der ve başında bir aşk hikayesi anlatır.

Amasya denince akla gelen ilk görüntülerden biri Yeşilırmak kıyısındaki evler, biri de bir elmadır.

Kütahya'nın eski konakları, bir kentin sivil mimarisini sokak ölçeğinde okumanın en kolay yollarından biridir. Kültür Portalı, 19.

Kütahya'da çini, yalnızca müze vitrininde duran bir miras değildir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı il müdürlüğü, çiniciliği ilin simgesi ve kenti bütün dünyaya tanıtan sanat dalı olarak anar.

Yeşilova'da, Burdur kent merkezinin yaklaşık 64 kilometre batısında, kıyısı beyaz bir göl uzanır.

Burdur'un sofrasında iki ürünün adı, kayıtlı bir belgeyle korunuyor. Biri etle, öteki cevizle hazırlanıyor; biri tuzlu, öteki tatlı. İkisinin de Türk Patent ve Marka Kurumu'nda tescilli bir coğrafi işareti var.

Bir kentin evleri, o kentin gündelik hayatını sokakta yürüyen herkese okutur. Bartın'da bu okuma, kendine özgü bir sözlükle yapılır.

Bartın'a ırmak kıyısından bakınca kentin neden tekneyle özdeşleştiği ilk bakışta anlaşılır. Karadeniz'e açılan kıyı şeridi, ormanla kaplı yamaçlar ve denize doğru akan bir ırmak, ahşabı ve suyu aynı hikayede buluşturur.

Bir yörenin halısı Aksaray'ın el sanatları arasında en çok sözü edilen dokuma, Taşpınar halısıdır.

Yolun hikayesi Aksaray, Anadolu'nun iç kesiminde yolların birleştiği bir ovada yer alır ve bu konumun izlerini en açık biçimde Selçuklu hanlarında görürsünüz.

I Van er frokosten mer enn bare et måltid. Denne frokosten, som er kjent under byens navn, er kjent over hele Tyrkia og er nå også offisielt anerkjent.

I Van kaller de katter for "pişik". Ordet kommer fra det lokale dialektet, men når det gjelder Van-katten, refererer det ikke bare til et enkelt dyr, men til et levende symbol som representerer byen.

Mange som finner Şırnak på kartet, kjenner også byen for fjellene, de dype dalene og Cizre-sletten ved elven Dicle. Men denne geografien har også en annen side, som manifesterer seg i maten og produktene som tilbys.

Sinop har et kjøkken som speiler to forskjellige retninger. På den ene siden er det havet, med fisk som torsk, makrell og sild. På den andre siden finner man fjellbyene, kastanje-skogene, hagene og beitemarkene i Gökırmak-dalen.

Når du tar av fra veien mot Ayancık fra Sinop og kjører nedover mot Akliman, åpner skogen seg på et punkt, og man kan se en smal, svingete del av havet nedenfor.

Bolkar-fjellene, som strekker seg langs den sørlige horisonten i Niğde, reiser seg som en tilsynelatende uoverstigelig mur mellom det sentralanatoliske steppeområdet og Middelhavskysten. Fra de nordlige skråningene kan de se ut som en vanlig fjellkjede.