
Yarımburgaz'dan Yalıköy'e Çatalca'da Sur, Mübadele ve Karadeniz
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap
İstanbul'u çoğumuz Boğaz'dan, tarihi yarımadadan ya da evimizle işimiz arasındaki metro hattından tanırız. Oysa şehrin batısında, Başakşehir'in son konutlarının bittiği yerden Karadeniz'e kadar uzanan geniş bir kırsal kuşak var ve İstanbul'un en eski hikayeleri tam da orada saklı. Bu rota o kuşağı tek bir günde, güneydoğudan kuzeybatıya doğru geçiyor.
Gün, Başakşehir'de Küçükçekmece Gölü'nün yukarısındaki Yarımburgaz Mağarası'nda başlıyor. Burası Türkiye'nin ve Avrupa'nın bilinen en eski insan izlerinden bazılarının bulunduğu yer; İstanbul'un insanlık tarihine açılan kapısı diyebiliriz. Oradan kuzeye, Şamlar Tabiat Parkı'nın fıstık çamları arasına çıkıyor ve 1820'lerin sonunda Sazlıdere'nin bir kolu üzerine yapılmış Şamlar Bendi'ni görüyoruz. Öğleye doğru Çatalca'nın ormanlık kuzeyinde, Bizans'ın başkenti dışarıdan gelen akınlara karşı korumak için Karadeniz'den Marmara'ya çektiği Anastasius Suru'nun ayakta kalan parçalarına varıyoruz. Ardından ilçe merkezine inip Türkiye'nin ilk göç temalı müzesi olan Çatalca Mübadele Müzesi'nde 1923 nüfus mübadelesinin insanlara dokunan yüzünü, çeyiz sandıklarından fotoğraf makinelerine uzanan eşyalar üzerinden okuyoruz. Günün ikinci yarısı Karadeniz'e ait. Çilingoz Tabiat Parkı'nda orman, dere ağzı, sazlık göl ve kumsal aynı koyda buluşuyor; rota da Yalıköy'ün uzun kumsalında, eski adıyla Podima'nın kıyısında gün batımıyla bitiyor.
Sıra hem zamanı hem coğrafyayı izliyor. Tarih öncesinden Bizans'a, oradan 20. yüzyılın göçlerine ve bugünün korunan doğasına doğru ilerliyoruz. Mağara ve bent sabah serinliğinde geziliyor, müze kapanmadan öğleden sonranın başında görülüyor, kıyıya ise ışığın en yumuşak olduğu saatte varılıyor. Anastasius Suru ile müze arasında güneye inip sonra yeniden kuzeye çıktığınızı fark edeceksiniz; surun ormanlık kuzey kesiminden ilçe merkezine, oradan Karadeniz'e giden yollar bu sırayı en akıcı hale getiriyor.
Pratik birkaç not: Rota tam gün sürüyor ve özel araç gerektiriyor; duraklar arasında orman yolları ve köy yolları var. Su, şapka ve rahat yürüyüş ayakkabısı alın. Mağara birinci derece sit alanı olduğu için içine girmeye çalışmayın, girişleri dışarıdan görün. Tabiat parklarına giriş ve kamp koşulları mevsime göre değişiyor, müzenin kapalı günü pazartesi; güncel bilgileri gitmeden önce resmi kaynaklardan kontrol edin. Karadeniz kıyısında deniz aniden derinleşebiliyor ve poyrazlı günlerde dalga yükseliyor; denize yalnızca sakin havada ve kıyıya yakın girin.
Süre: tam gün. En iyi zaman: Mayıs, haziran başı ve eylül; orman yolları kuru, Karadeniz kıyısı kalabalıktan uzak ve gün ışığı altı durağı bitirmeye yetiyor.. Ulaşım: Duraklar birbirinden uzak ve kırsal yollarla bağlı olduğu için rotayı özel araçla yapmak gerekir. Toplu taşımayla yalnızca parça parça gidilir: Çatalca merkezine Yenibosna'dan kalkan otobüsler, Yalıköy'e Yenibosna'dan ve Çatalca'dan otobüs bağlantısı var; güncel hat ve sefer bilgisini İETT'den kontrol edin.
Kaynaklar
- Başakşehir Belediyesi, Yarımburgaz Mağaraları, https://www.basaksehir.bel.tr/yarimburgaz-magaralari
- TAY Projesi, Yarımburgaz Mağarası, http://www.tayproject.org/Magara.fm$Retrieve?MagaraNo=2826&html=cave_detail_t.html&layout=web
- Başakşehir Belediyesi, Şamlar Tabiat Parkı, https://www.basaksehir.bel.tr/samlar-tabiat-parki
- Başakşehir Kaymakamlığı, Şamlar Bendi, https://www.basaksehir.gov.tr/samlar-bendi
- Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Tabiat Parkları, https://www.tarimorman.gov.tr/DKMP/Menu/28/Tabiat-Parklari
- Kültür Envanteri, Anastasius Suru, https://kulturenvanteri.com/yer/anastasius-suru/
- Lozan Mübadilleri Vakfı, Çatalca Mübadele Müzesi, http://www.lozanmubadilleri.org.tr/catalca-mubadele-muzesi/
- Kültür Portalı, Avrupa Kültür Başkenti Mübadele Müzesi, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/istanbul/gezilecekyer/avrupa-kultur-baskenti-mubadele-muzesi
- Kültür Envanteri, Çatalca Mübadele Müzesi, https://kulturenvanteri.com/yer/?p=9966
- Çatalca Belediyesi, Çatalca, https://www.catalca.bel.tr/catalca
- CNN Türk, Eski korsan yatağı Yalıköy Podima, https://cnnturk.com/seyahat/eski-korsan-yatagi-yalikoy-podima-1563591
- Vikipedi, Yarımburgaz Mağarası, https://tr.wikipedia.org/wiki/Yarımburgaz_Mağarası
- Wikipedia, Yarımburgaz Cave, https://en.wikipedia.org/wiki/Yarımburgaz_Cave
- Vikipedi, Anastasius Suru, https://tr.wikipedia.org/wiki/Anastasius_Suru
- Wikipedia, Anastasian Wall, https://en.wikipedia.org/wiki/Anastasian_Wall
- Wikipedia, Çilingoz Nature Park, https://en.wikipedia.org/wiki/Çilingoz_Nature_Park
- Vikipedi, Çatalca, https://tr.wikipedia.org/wiki/Çatalca
- Wikipedia, Yalıköy, Istanbul, https://en.wikipedia.org/wiki/Yalıköy,_Istanbul
Rota Durakları

Yarımburgaz Mağarası
Güne Başakşehir'in Altınşehir semtinin hemen kuzeyinde, Halkalı'dan Altınşehir'e gelen karayolunun yakınındaki kayalık tepede başlıyoruz. Mağara, Küçükçekmece Gölü'nün kuzey kıyısından yaklaşık bir buçuk kilometre içeride, Sazlıdere vadisine bakan bir yamaçta açılıyor. Aracı uygun bir yerde bırakıp tepenin eteğine yürüyün ve önce mağaranın genel duruşuna bakın. Kayalık, Eosen döneminden kalma kalkerden oluşuyor ve mağarayı bu kayanın içinden geçen yeraltı suyu oymuş. Karşınızda farklı yüksekliklerde iki ayrı ağız göreceksiniz. Üstteki ağız, yaklaşık on metre yüksekliğinde geniş bir salona açılan Yukarı Mağara'ya ait. Alttaki ağız ise kayanın derinliklerine kıvrılarak uzanan uzun bir tünel olan Aşağı Mağara'nın girişi. Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri projesinin kaydına göre alt tünel ağızdan yaklaşık iki yüz kırk metre sonra çatallanıyor ve kollardan biri daralarak sona eriyor. Bu durakta mağaranın içine girmeyi denemeyin, çünkü alan 2001'de birinci derece arkeolojik ve doğal sit ilan edildi. Ziyaretin asıl değeri, girişin önünde durup bu yerin neden bu kadar önemli olduğunu düşünmekte. Mağara 19. yüzyılın ortalarında bilim dünyasına tanıtıldı, ilk kazılar 1963'te Şevket Aziz Kansu'nun önderliğinde Kılıç Kökten'in yönetiminde yapıldı. 1986'da İstanbul Üniversitesi bir kurtarma kazısı yaptı, 1988 ile 1990 arasında ise aynı üniversite California Üniversitesi Berkeley ile ortak bir proje yürüttü. Bu kazılar mağaradaki en eski yerleşimin Alt Paleolitik Çağ'a uzandığını gösterdi. Alt mağarada mağara ayılarına ait binlerce kemikle birlikte çakmaktaşından yontulmuş aletler bulundu. Üst mağarada ise Neolitik, Kalkolitik ve Tunç çağlarına ait katmanlar var. Duvarlardaki hatıl deliklerinden üst salonun Bizans döneminde düzeltilerek bir yapı olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Buradan çıkan buluntuların bir kısmı bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergileniyor. Fotoğraf için sabahın yumuşak ışığı en iyisi, çünkü ağızlar güneye, vadiye bakıyor. Girişin önünden aşağıya, Sazlıdere vadisine ve göl yönüne doğru dönün; tarih öncesi insanın gördüğü manzaranın bugün konutlarla çevrili olduğunu fark edeceksiniz. Mağaranın çevresinde gölge az olduğu için yanınıza su alın. Bu tür yerlerde yarasa bulunduğu bilinir, ağızlara yakın yerlerde sessiz olun ve hiçbir taşı ya da toprağı yerinden oynatmayın. Durak kısa sürüyor ama günün geri kalanına zaman derinliği katıyor. Buradan kuzeye, Kayabaşı yönüne ilerleyerek Şamlar Tabiat Parkı'na geçiyoruz.
Kaynak: Başakşehir Belediyesi, TAY Projesi.

Şamlar Tabiat Parkı
Şamlar Tabiat Parkı'na Kayabaşı Mahallesi ile Şamlar Köyü'nden geçip Eski Edirne Yolu'nu Arnavutköy'e bağlayan güzergahtan ulaşılıyor. Başakşehir Belediyesi'nin tarifine göre Gaziosmanpaşa yoluyla Arnavutköy'e yaklaşırken Nokta mevkiinden sola inen asfalt yol parka götürüyor. Parkın altı giriş kapısı var; adresi belediye ve kaymakamlık kayıtlarında Başakşehir olarak geçse de kapılardan bazıları Arnavutköy sınırına yakın düşüyor. Alan, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün listesinde 11 Temmuz 2011 tarihinde tabiat parkı olarak yer alıyor. İçeri girdiğinizde ilk dikkatinizi çekecek şey fıstık çamlarının altında açılan geniş düzlükler olacak. Bu düzlüklerde yön levhaları, ahşap piknik masaları, çocuk oyun alanı, tuvalet ve lavabo gibi donatılar düzenlenmiş. Bu durakta piknik yapmak yerine kısa bir orman yürüyüşüne çıkmanızı öneririz. Yürüyüş yollarını izleyerek çamların arasından vadiye doğru inin ve suyun sesini takip edin. Parkın tarihi yapısı, Sazlıdere'nin en büyük kollarından biri olan Şamlar Deresi üzerindeki Şamlar Bendi. Başakşehir Kaymakamlığı'nın kaydına göre bent II. Mahmut döneminde, 1826 ile 1828 yılları arasında yapıldı. Yüksekliği on metreyi biraz aşıyor, tepe genişliği on iki metreyi, taban genişliği ise on beş metreyi geçiyor. Bendin önünde durup gövdenin tabana doğru nasıl genişlediğine bakın; suyu tutan duvarın kalınlığı aşağıda artıyor. İstanbul'un Osmanlı dönemindeki suyunun önemli bir bölümü bu tür bentlerle biriktirilip şehre iletiliyordu. Bu yüzden Şamlar, mağaradan sonra rotanın ikinci zaman katmanını, şehrin suyla kurduğu ilişkiyi temsil ediyor. Belediye sayfası ormanda tilki ve şahin gibi yabani hayvanların yaşadığını anlatıyor; yürürken gözünüz ağaç tepelerinde olsun. Fotoğraf için bendin gövdesini dere tarafından, suyun yansımasıyla birlikte çekmeyi deneyin. Hafta sonları alan aileler ve gruplarla kalabalıklaşıyor, bu yüzden sabah saatleri daha sakin. Parkta ateş yakma ve mangal kuralları alanın işletmesine bağlı; levhalara uyun ve çöpünüzü geri götürün. Gölgede kısa bir mola verip suyunuzu tazeleyin, çünkü sonraki durak uzun bir sürüş gerektiriyor. Belediye sayfası ormanın fıstık çamlarının yanında çok değişik ağaç türlerini barındırdığını belirtiyor. Bakanlık listesinde Şamlar, İstanbul'daki pek çok tabiat parkıyla aynı gün ilan edilmiş; rotanın beşinci durağı Çilingoz da aynı tarihi taşıyor. Yürüyüşün sonunda kapıya dönerken çam iğneleriyle kaplı zeminin sesini dinleyin, kent gürültüsünün burada ne kadar çabuk kaybolduğunu fark edeceksiniz. Buradan batıya, Çatalca'nın ormanlık kuzeyine doğru yola çıkıyor ve Anastasius Suru'nun ayakta kalan kesimine gidiyoruz.
Kaynak: Başakşehir Kaymakamlığı, Başakşehir Belediyesi, DKMP.

Anastasius Suru (Uzun Duvar)
Anastasius Suru'nun en iyi korunmuş kesimleri Çatalca'nın ormanlık kuzeyinde, Karacaköy çevresinde duruyor. İngilizce Vikipedi maddesi kalıntıların görülebildiği yerler olarak Karacaköy'deki Gümüşpınar kavşağını, Yalıköy'deki Hisartepe'yi, İhsaniye'de Pınarca'yı ve Kurfallı köyünü sayıyor. Bu durakta Karacaköy yakınındaki orman içi kesime yönelin, çünkü sur en iyi bu kuzey ormanlarında korunmuş. Aracı köy yolunda güvenli bir yere bırakıp kısa bir yürüyüşle duvara yaklaşın. Önce duvarın kesitine bakın; Türkçe kaynaklar dış yüzlerin kesme taşla kaplandığını, içinin ise horasan harçlı moloz dolguyla yapıldığını anlatıyor. Yer yer farklı malzeme ve teknik görülmesi, sonraki yüzyıllarda yapılan onarımların izi olarak kabul ediliyor. Kalınlık için kaynaklar üç metreyi biraz aşan değerler veriyor, korunmuş bir parçada yüksekliğin beş metreyi geçtiği ölçülmüş. Sur, Bizans imparatoru I. Anastasios'un adını taşıyor ve imparatorun 507 ile 512 arasında yaptırdığı ya da yenilediği kabul ediliyor. İngilizce kaynak, istihkamın daha önce, I. Leon ve Zenon dönemlerinde de var olduğuna dair izler bulunduğunu belirtiyor. Duvar Karadeniz kıyısındaki Evcik İskelesi'nden başlayıp Silivri'nin batısında Marmara kıyısına iniyordu. Uzunluğu için kaynaklar elli iki ile elli altı kilometre arasında değerler veriyor. Hattın merkezinde, Karacaköy yakınında iki yüz elli metreye üç yüz metrelik dikdörtgen bir ordugah bulunduğu biliniyor. Duvarın uzunluğu yüzünden az sayıda askerle korunmasının zor olduğu ve batıdan gelen akınların onu defalarca aştığı kaynaklarda ortak bir not. Evliya Çelebi de Seyahatname'de Silivri'den Terkos'a uzanan bu hattın burçlarını, temellerini ve hendeklerini hala görülebilir diye anlatır. Duvar boyunca birkaç yüz metre yürüyün ve kesilmiş taşların çevredeki köy yapılarında yeniden kullanıldığını hatırlayın; uzunluğun yarısından fazlasının bu yolla söküldüğü yazılıyor. Kalıntılar korumalı birer anıt, bu yüzden duvarın üstüne çıkmayın ve taşlara dokunmamaya özen gösterin. Ormanın gölgesinde fotoğraf için duvarın yüzeyine yandan vuran ışığı bekleyin. Orman yollarında yağmurdan sonra çamur olabilir, bot giymek işinizi kolaylaştırır. Yol kenarında hayvan otlatılan alanlardan geçerken kapıları kapalı bırakın. Kaynaklar sur boyunca geçit yerlerinde dikdörtgen planlı kapı tahkimatları bulunduğunu ve halkın bunlara bedesten dediğini aktarıyor. Türkçe Vikipedi, 1898'de iyi durumda olan bu kapı istihkamlarının sonradan yok edildiğini yazıyor. Çatalca Belediyesi ise suru Çin Seddi'nden sonra dünyanın en büyük savunma duvarı olarak tanıtıyor. Buradan güneye, Çatalca merkezine inerek Kaleiçi'ndeki Mübadele Müzesi'ne geçiyoruz.
Kaynak: Kültür Envanteri, Vikipedi.

Çatalca Mübadele Müzesi
Mübadele Müzesi, Çatalca'nın merkezinde, Kaleiçi Mahallesi'nde ilçe meydanına yakın duruyor. Lozan Mübadilleri Vakfı'nın sayfasına göre müze üç bölümden oluşuyor: ana bina, Mübadele Meydanı ve kültür evi. Ziyarete küçük meydandan başlayın ve ana binanın cephesine bakın. Vakfın aktardığına göre yapının 1913 ile 1923 arasında Rum bir işletmeci tarafından ticari bir yer olarak kullanıldığı söyleniyor. Mübadeleden sonra hazineye geçti, Ziraat Bankası şubesi oldu, 1961'de satıldı ve bir dönem biçki dikiş kursu olarak kullanıldı. 1967'de Ölçer ailesi binayı satın aldı ve yıllar sonra müze olarak kullanılmak üzere vakfa tahsis etti. Restorasyon projesi vakfın mimar üyeleri tarafından hazırlandı ve müze İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı kapsamında, Çatalca Belediyesi ile birlikte kuruldu. Müze 20 Aralık 2010'da açıldı ve Türkiye'nin ilk göç temalı müzesi olarak anılıyor. İçeride vitrinleri sırayla gezin ve önce dokumalara bakın. Çeyizlik el dokuması çarşaflar, kanaviçe işli perdelikler, yastık kılıfları ve masa örtüleri koleksiyonun büyük bölümünü oluşturuyor. Müzik bölümünde Selanik doğumlu besteci Faiz Kapancı'ya ait bir ut, mandolin ve nota defteri sergileniyor. Mutfak ve ev eşyaları arasında bakır sahanlar, tepsiler, toprak küpler, demir ütüler ve gaz lambaları var. Fotoğraf ve belge bölümünde Girit'in ilk fotoğrafçılarından Hamza Rüstem Bey'in kullandığı fotoğraf makinesi ile negatif baskı camları dikkat çekiyor. Aynı bölümde mübadillere ait mal tasfiye talepnameleri ve Osmanlı dönemi haritaları da yer alıyor. Kültür Envanteri kaydı, Çatalca'dan giden Rumların bıraktığı etnografik eserlerle Yunanistan'dan gelip yerleşen mübadillerin getirdiği eşyaların birlikte sergilendiğini belirtiyor. Bu iki yönlü anlatım müzeyi bir savaş hikayesinden çok, evini değiştirmek zorunda kalan ailelerin hikayesine dönüştürüyor. Eşyaların yanındaki küçük etiketleri okumaya zaman ayırın; çoğu bir ailenin adını ve geldiği yeri taşıyor. Müze pazartesi günleri kapalı, diğer günlerin ziyaret saatlerini gitmeden önce vakfın sitesinden kontrol edin. Çıkışta Kaleiçi'nin dar sokaklarında kısa bir yürüyüş yapın; Vikipedi'ye göre Balkan Savaşı sırasında yangından kurtulan tek mahalle burasıydı. Kültür Portalı müzede aile büyüklerinin giyim eşyalarının, yazılı belgelerin ve anı eşyalarının sergilendiğini belirtiyor. Belgeler arasında 19. yüzyılın sonlarında yayımlanan Sabah gazetesinin nüshaları da bulunuyor. Vikipedi'ye göre mübadeleyle Çatalca'dan giden Rumlar Yunanistan'da Nea Çatalca adlı bir yerleşim kurdu. Müzeden sonra kuzeye, Karadeniz kıyısına doğru uzun bir sürüş başlıyor; yola çıkmadan önce ihtiyaçlarınızı merkezde tamamlayın.
Kaynak: Lozan Mübadilleri Vakfı, Kültür Portalı, Kültür Envanteri.

Çilingoz Tabiat Parkı
Çilingoz Tabiat Parkı, Çatalca'nın Karadeniz kıyısında, Binkılıç'ın kuzeyinde bir koyda yer alıyor. İngilizce Vikipedi maddesine göre parka iki yönden gidiliyor: güneyden Binkılıç üzerinden orman yoluyla ya da doğudan Terkos Gölü, Ormanlı, Karacaköy ve Yalıköy hattını izleyerek. Yalıköy'den parka yaklaşık on kilometrelik bir yol var. Park, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün listesinde 11 Temmuz 2011 tarihiyle tabiat parkı olarak kayıtlı. Bölge zengin bitki ve hayvan varlığı nedeniyle 2005'te yaban hayatı koruma sahası ilan edildi, bu yüzden burada avlanmak sürekli olarak yasak. Girişte aracı bırakın ve koyun düzenini anlamak için önce kumsala yürüyün. Koyun kuzeyinde bin iki yüz metre uzunluğunda, ince kumlu bir plaj uzanıyor. Çilingoz Deresi kuzeye akarak denize dar bir kumlu ağızla kavuşuyor ve ağzın gerisinde sazlıklarla çevrili geniş bir göl oluşturuyor. Bu durağın en güzel yanı, orman, dere, göl ve denizin birkaç yüz metre içinde yan yana durması. Kumsaldan dere ağzına doğru yürüyün ve tatlı suyun tuzlu suyla buluştuğu çizgiye bakın. Ardından sazlık gölün kıyısında sessizce bekleyin; parkta karabatak, leylek, şahin ve ağaçkakan gibi kuşların yaşadığı kaydediliyor. Orman kenarına geçtiğinizde doğu kayını, kızılağaç, gürgen ve meşeyi, altlarında da ormangülü, defne, mersin ve kocayemişi göreceksiniz. Kumluk alanlarda yetişen bitkiler de ayrı bir topluluk oluşturuyor, kumulların üstüne basmamaya özen gösterin. Koyun iki yanındaki yarlar ve kayalıklar fotoğraf için iyi bir çerçeve sunuyor; öğleden sonra ışık denizin üzerinden geliyor. Park kamp, oltayla balık tutma, yürüyüş ve piknik için kullanılıyor; giriş ve kamp koşulları mevsime göre değiştiği için güncel bilgiyi gitmeden önce resmi kaynaklardan öğrenin. Denize girmek isterseniz yalnızca sakin havada, kıyıya yakın yüzün. Karadeniz'de poyraz çıktığında dalga hızla büyüyebiliyor ve akıntı tehlikeli hale gelebiliyor. Bu durağa iki saat ayırdık, çünkü kumsal yürüyüşü, dere ağzı ve orman kenarı acele etmeden gezildiğinde bu süreyi dolduruyor. Çöpünüzü geri götürün ve sazlık kıyısında yuva yapan kuşları rahatsız etmeyin. Vikipedi'ye göre kıyı sularında barbunya, istavrit, kefal ve palamut, dere ve gölün tatlı suyunda ise sazan ve yılan balığı yaşıyor. Parkın memelileri arasında karaca, tilki, sansar, sincap ve kirpi sayılıyor. Aynı kaynak parka en yakın konaklama seçeneklerinin Yalıköy'de olduğunu belirtiyor. Buradan doğuya, orman yolunu izleyerek rotanın son durağı Yalıköy'e geçiyoruz.
Kaynak: DKMP, Vikipedi.

Yalıköy Plajı
Rotanın son durağı Yalıköy, İstanbul'un Trakya'daki en uç kıyı yerleşimlerinden biri ve eski adı Podima. Köy, Istranca Dağları'nın devamı olan ormanlarla üç yanından çevrili bir kıyıda kurulmuş. İngilizce Vikipedi'ye göre burası tarihte Rumların yaşadığı bir kasabaydı ve 1923 nüfus mübadelesinde Yunanistan'dan gelen altmış kadar Türk ailesi buradaki boşalan evlere yerleştirildi. Böylece günün başında müzede okuduğunuz hikaye, burada bir köyün gerçek sokaklarında karşınıza çıkıyor. Aracı köyün içinde bırakıp kumsala yürüyün ve önce kıyının uzunluğuna bakın. Bir haber kaynağına göre köyün kumsalı yaklaşık on iki kilometre boyunca uzanıyor. Kumsalda Podima taşı diye anılan, dalgaların şekillendirdiği rengarenk çakıllar dikkat çekiyor. Aynı kaynak bu çakılların eskiden renklerine ve boylarına göre ayrılıp İstanbul'a taşındığını ve ev ve saray bahçelerinin döşemesinde kullanıldığını anlatıyor. Bölgenin kumu da ekonomik bir değer taşıyor; Vikipedi'ye göre Devlet Su İşleri Yalıköy kumunu su arıtmasında kullanıyor. Köyün başlıca geçim kaynakları ormancılık ve balıkçılık. Bu durakta önerimiz denize girmekten çok uzun bir kıyı yürüyüşü yapmak. Kumsal boyunca yürüyün, dalgaların kıyının girintilerine vuruşunu izleyin ve rüzgarın değişimini hissedin. Yazın başı ve sonu kıyının en sakin olduğu dönemler, gün batımına doğru ışık kumun üzerinde uzun gölgeler bırakıyor. Denize girmek isterseniz poyraz yoksa ve deniz sakinse kıyıya yakın yüzün; deniz bazı noktalarda aniden derinleşiyor. Yalıköy'ün Hisartepe kesiminde Anastasius Suru'nun kalıntıları da kaydediliyor; vaktiniz kalırsa sur hattının denize yakın ucunu gözünüzde canlandırın. Böylece öğlen ormanın içinde gördüğünüz duvarın Karadeniz'e ne kadar yakın bittiğini fark ediyorsunuz. Vikipedi mahallenin 2022 nüfusunu bin dört yüz seksen dört kişi olarak veriyor. Haber kaynağı köylülerin ince ve denize katman katman uzanan kumlarıyla övündüğünü anlatıyor. Yakındaki bir tesisin cam sanayisi için hammadde olarak silis çıkardığı da kaydediliyor. Kumsaldan çakıl toplamayın, çünkü kıyının dokusu bu taşlarla korunuyor. Dönüş yolu ormanlık ve karanlıkta dikkat isteyen bir yol, bu yüzden gün batımını izledikten sonra fazla oyalanmadan yola çıkın. Yalıköy'den Çatalca merkezine ve Yenibosna'ya otobüs bağlantısı da var; toplu taşımayla dönecekseniz son sefer saatini önceden İETT'den kontrol edin. Gün, şehrin en eski izinden Karadeniz'in kıyısına uzanan bir yolculukla burada tamamlanıyor.
Kaynak: CNN Türk, Vikipedi.
