Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Sur Kapısından Müzeye Nikaia'nın Katmanları
Kültürel4 Durak

Sur Kapısından Müzeye Nikaia'nın Katmanları

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

İznik'i sur içinde yürümek, bir kentin iki bin yılı aşkın süre aynı plan üzerinde nasıl yaşadığını görmenin en kolay yolu. Helenistik dönemde Nikaia dört kapılı, iki ana caddesi merkezde dik açıyla kesişen dikdörtgen bir kent olarak planlandı. Coğrafyacı Strabon, merkezdeki bir anıttan dört kapının da görülebildiğini yazar. UNESCO'nun 2014'te Dünya Mirası Geçici Listesi'ne aldığı İznik dosyası, bu ızgaranın bugün de okunabildiğini ayrıca vurgular. Planı dışarıdan yaklaşık 4.970 metrelik, düzensiz çokgen biçimli bir sur halkası çevreler ve resmi kaynaklar bu halkada 114 burç sayar.

Bu rota o geometriyi izler. Kuzeydeki İstanbul Kapı'dan başlar, surları doğuya takip edip Lefke Kapı'ya varır, doğu-batı ekseninden kavşaktaki Ayasofya'ya iner. Oradan güneybatıdaki Roma Tiyatrosu'na geçer ve güneydeki Yenişehir Kapı'nın yakınında, 2023'te açılan yeni İznik Müzesi binasında biter. Böylece üç ana kapıyı, kentin merkezini ve kazılardan çıkan eserleri tek yürüyüşte görürsünüz.

Radar'daki İznik gezi yazısı çini atölyelerini, Yeşil Cami'yi ve göl kıyısını anlatır; bu rota ise taşın kendisine bakar. Surlarda tuğla ve kesme taş sıralarını ve duvara gömülmüş devşirme parçaları, tiyatroda düz araziyi tonozlarla yükselten Roma mühendisliğini arayacaksınız. Ayasofya'da 1065 depreminden sonra yükseltilen zemini ve renkli taş döşemeyi, müzede de bütün bunların kazılardan çıkan parçalarını göreceksiniz. Duraklar birbirini tamamlar: tiyatronun taşları surlarda, tiyatro kazısının buluntuları müzede durur.

Bursa'dan ulaşım için Bursa Şehirlerarası Otobüs Terminali'nden gün içinde kalkan otobüs ve minibüsler kullanılır; sefer saatleri değişebildiği için yola çıkmadan güncel seferleri kontrol edin. İznik'e vardıktan sonra araç gerekmez, dört durak da sur içinde ve yürüme mesafesinde. Duraklarda geçen süre yaklaşık dört saat tutar; aradaki yürüyüşler ve öğle molasıyla birlikte, Bursa'dan gidiş dönüş dahil tam bir gün ayırın.

Dikkat edilecekler: Surlar ve tiyatro açık alandır ve yazın öğle sıcağında gölge azdır, şapka ve su alın. Kalıntıların, burçların ve duvar üstlerinin üzerine çıkmayın; bazı bölümler restorasyon ya da kazı nedeniyle kapalı olabilir. Ayasofya bugün cami olarak kullanılıyor, namaz vakitlerinde ziyareti erteleyin ve kıyafetinizi buna göre seçin. Müzenin ziyaret saatlerini ve kapalı gününü resmi sitesinden kontrol edin. Müzeye geç kalacağınızı düşünüyorsanız sırayı tersine çevirip güneydeki Yenişehir Kapı'dan başlayabilirsiniz; rota iki yönde de aynı mantıkla işler.

Süre: tam gün. En iyi zaman: İlkbahar ve sonbaharda, hafta içi sabah erken başlayın; surlar ve tiyatro açık alan olduğu için yaz öğlelerinden kaçının.. Ulaşım: Bursa Şehirlerarası Otobüs Terminali'nden İznik'e gün içinde otobüs ve minibüs seferleri var, güncel sefer saatlerini kontrol edin. İznik'te dört durak da sur içinde ve yürüme mesafesinde, araç gerekmez.

Kaynaklar

İznik, Bursa
Kültürel
4 Durak
Mekanlarda ~3 sa 55 dk
Yürüyüş ~1,6 km · 26 dk
Toplam ~4 sa 21 dk
30 Eylül 2026

Rota Durakları

1
İznik Surları

İznik Surları

~1 sa 15 dk burada

Rotaya kentin kuzey ucundaki İstanbul Kapı'dan, Atatürk Caddesi'nin surlara ulaştığı noktadan başlayın. Kapıyı önce dışarıdan görmek için sur hattının dışına çıkın ve yapıya İstanbul yolundan gelen bir yolcunun gözüyle bakın. İstanbul Kapı dış, orta ve iç olmak üzere üç ayrı kapıdan oluşur ve kapıların arasında oval bir avlu bulunur. Avlunun ortasında durup önce dış, sonra iç kemere bakın; üç kapının aynı eksen üzerinde nasıl dizildiğini en iyi buradan görürsünüz. Kapı sövelerinin granit sütunlardan yapıldığına ve üstlerinde yüksek bir kemer taşıdığına dikkat edin. Sövelerin üzerinde yüzleri dışarı dönük iki Medusa başı var; İznik Kaymakamlığı bunların kötü ruhları uzak tutmak için konduğunu yazar. İznik Belediyesi'nin kaydına göre kapı Roma döneminde yapıldı ve İmparator Hadrianus zamanında, MS 123'te onarıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne göre İstanbul Kapı ile güneydeki Yenişehir Kapı, İznik Müzesi Müdürlüğü ile belediyenin yürüttüğü restorasyon çalışmalarına konu oldu.

Buradan sur hattını izleyerek doğuya, Lefke Kapı'ya yürüyün; yol yer yer surdan uzaklaşırsa kent içinden doğu yönünü koruyun. Surlar kentin çevresinde yaklaşık 4.970 metre boyunca uzanır ve yükseklikleri 10 ile 13 metre arasında değişir. Yürürken yuvarlak ve kare burçları sayın; resmi kaynaklara göre halkada toplam 114 burç var. Duvar yüzeyinde tuğla sıralarıyla büyük kesme taşların birbirini izlediğini göreceksiniz, surların büyük bölümü bu teknikle örülmüştür. Bithynia döneminde, MÖ 4. yüzyılda başlayan surlar Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin aktardığına göre önce 2,5 kilometre kadardı. Hat, 258'deki Got saldırılarının ardından bugünkü uzunluğuna genişletildi. Bizans onarımları ve 1204 ile 1261 arasındaki İznik İmparatorluğu dönemindeki güçlendirmeler duvara yeni katmanlar ekledi. Bu yüzden aynı duvar boyunca malzemenin ve işçiliğin değiştiğini, bazı kesimlerde ana duvarın önünde ikinci bir sıra bulunduğunu fark edeceksiniz.

Duvarın içine yerleştirilmiş sütun gövdelerine, başlıklara ve yazıtlı taşlara bakın; bunlar daha eski yapıların yıkıntılarından devşirilmiştir. TDV İslam Ansiklopedisi, Bizanslıların yazılı lahitleri de inşa malzemesi olarak kullandığını kaydeder. Kaynaklar surlarda Yunanca ve Latince yazıtlar bulunduğunu, bazı burçların da yazıt taşıdığını kaydeder; kule yüzlerini fotoğraf makinenizin yakınlaştırmasıyla tarayın. İznik Belediyesi, kentin savunması için Roma tiyatrosunun feda edildiğini ve surların oradaki kesme taşlarla örüldüğünü yazar; rotanın üçüncü durağında bu bağı hatırlayın.

Lefke Kapı'ya vardığınızda onun da İstanbul Kapı'ya benzer bir düzende birden çok kapıdan oluştuğunu görün. Buradaki fark, avlunun Bizans döneminde kapatılarak bir koridora dönüştürülmüş olmasıdır. Orta kemerin üzerindeki iki yazıta bakın; kaynaklara göre bunlardan biri İmparator Hadrianus adına yazılmıştır. İznik Belediyesi, kapıdaki bir kitabenin eseri prokonsül M. Plancius Varus'un eyaletin başkenti Nikaia'ya adadığını söylediğini aktarır. Kapıdaki devşirme friz parçalarına ve mermer sütunlara da yakından bakın. Kaynaklar kapıların tarihlenmesinde ayrışır; Kültür Portalı'nın envanter kaydı Lefke Kapı'yı Hadrianus'un kenti ziyaretiyle ilişkilendirirken UNESCO dosyası dört ana kapıyı Vespasianus ile oğlu Titus'a bağlar. Belediyenin Lefke Kapı Antik Su Yolu adıyla andığı ve Hadrianus'un buyruğuyla yapıldığını belirttiği 822 metrelik Roma su yolu da bu kesimdedir. Kapının doğuya bakan dış yüzü sabah güneşini alır, fotoğraf için bu cepheyi günün erken saatinde yakalamaya çalışın. Surları ve kapı kemerlerini yalnızca yerden izleyin, duvar üstlerine ve yıkık burçlara çıkmayın. Son olarak kente Lefke Kapı'dan girin ve doğu-batı doğrultusundaki ana eksenden batıya yürüyün; bu yol sizi kentin kavşağındaki Ayasofya'ya götürür.

Kaynak: Kültür Portalı; İznik Belediyesi; İznik Kaymakamlığı; UNESCO Geçici Liste.

İznik Surları, İznik'in tarihi merkezini beş kenarlı bir çokgen biçiminde çepeçevre saran, yaklaşık 4970 metre uzunluğundaki şehir surlarıdır. İznik Kaymakamlığı'na göre yüksekliği 10-13 metre arasında değişen surlarda yuvarlak ve kare planlı 114 burç bulunur. Bursa Büyükşehir Belediyesi surları dört ana ve on iki tali kapısı olan çift duvarlı bir savunma sistemi olarak tanımlar. Duvarlarda kesme taş, tuğla, moloz taş ve Horasan harcı kullanılmış, yer yer eski yapılardan devşirilmiş bloklar ve kabartmalı parçalar da duvara örülmüştür. Tarih İznik'in bugünkü yerleşimi Helenistik dönemden kalan düzenli kent planını ana çizgileriyle korur ve iki ana caddenin kesiştiği noktadan bakınca dört ana kapı görülür. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre ilkçağ sikkelerinde Altın Şehir diye anılan kentin çevresinde, kapıları dört yöne açılan surlar vardı. Kaymakamlığa göre surların yapımı Bithynia döneminde, MÖ 4. yüzyılda başladı ve Roma ile Bizans dönemlerindeki eklemelerle bugünkü biçimini aldı. Roma döneminde sınırlarının dışına taşarak büyüyen şehre yeni sur kapıları yapıldı. Kent 123 yılındaki şiddetli bir depremde harabeye döndü ve İmparator Hadrianus tarafından yeniden imar ettirildi; bu yüzden Hadrianus şehrin ikinci kurucusu sayılır. 258 yılına doğru Bithynia'yı istila eden Gotlar şehri yağmaladı, ancak kent sonraki on yıl içinde yeniden toparlandı. Göl Kapısı'nda bulunduğu bilinen bir yazıt, surların İmparator Marcus Aurelius Claudius döneminde onarıldığını anlatır. 368 depreminde surlar yine büyük zarar gördü. 8. yüzyılda Arap orduları şehri kuşattıysa da güçlü surları aşamadı. Hasar gören surlar III. Leon döneminden itibaren onarılırken kentteki birçok yapıdan, bu arada Roma tiyatrosundan da taş toplandı. Eylül 1065'teki depremde surlar ve burçlar bir kez daha ağır hasar gördü. 11. yüzyılın sonunda bir süre Anadolu Selçuklularının merkezi olan şehir, 1097'de Haçlı orduları tarafından kuşatıldı ve Bizans'a teslim edildi. TDV'ye göre Bizanslılar bu kısa dönemden kalan mezar taşlarını daha sonra surların onarımında kullandı. 1204'ten sonra İznik Laskaris hanedanı döneminde Bizans'ın yönetim merkezi olunca surlar onarıldı ve önlerine bir duvar daha örülerek savunma güçlendirildi. Şehir o dönemde güçlü surları, hendekleri ve geniş caddeleriyle hayranlık uyandırıyordu. Osman Bey 1300'de şehri kuşattıysa da surları aşamadı ve yakınına Diraz Ali Kulesi denen bir havale kulesi yaptırarak ablukayı sürdürdü. Şehir, 1329'daki Pelekanon Savaşı'nın ardından 2 Mart 1331'de Orhan Bey'e teslim oldu. Evliya Çelebi 1648'de geldiğinde kalede muhafız olmadığını, kapıların yalnızca geceleri kapatıldığını ve hendeğin kuruduğunu yazar. Kapılar Kuzeydeki İstanbul Kapısı üç ayrı kapıdan oluşur ve dıştaki kapı ile en içteki kapı arasında oval bir avlu yer alır. Dıştan ilk kapının söveleri granit sütunlardan yapılmıştır. En içteki kapının sövelerinde yüzleri dışarı dönük iki Medusa başı görülür; kaymakamlığa göre bunlar kenti kötü ruhların etkisinden korumak için konmuştur. Doğudaki Lefke Kapısı İstanbul Kapısı'na çok benzer ve ikisinin aynı dönemde yapılmış olması güçlü bir olasılıktır, ancak kesin tarihleri belirlenememiştir. Lefke Kapısı'nın kemerleri üzerindeki yazıtlarda İmparator Hadrianus'un adı geçer. Kapının sol yanında, insan figürlerinin sıkışık biçimde işlendiği, yüksek kabartma görünümlü devşirme bir friz vardır. Kapı adını Lefke, yani bugünkü Osmaneli yönüne giden yoldan alır ve Vikipedi'ye göre bugün 1,80 metrelik kısmı toprak altında kalmıştır. Batıdaki Göl Kapısı'ndan bugün pek iz kalmamıştır; sağdaki kulenin yarısı ayaktadır, soldakinin ise yalnızca temeli bellidir. Güneydeki Yenişehir Kapısı da üç bölümden oluşur ve iç kapıya kare planlı bir avludan geçilerek ulaşılır. Nasıl gezilir Surlar açık alandadır ve kapıların çevresi serbestçe gezilebilir. İstanbul Kapısı Atatürk Caddesi'nin kuzey ucunda, Lefke Kapısı ise Kılıçarslan Caddesi'nin doğu ucundadır, bu yüzden şehir merkezinden ikisine de kısa bir yürüyüşle varılır. Surların çevresini tamamen dolaşmak yaklaşık beş kilometrelik bir yürüyüş demektir. Zamanınız kısıtlıysa kuzeyde İstanbul, doğuda Lefke ve güneyde Yenişehir kapılarını görerek surların farklı yüzlerini tanıyabilirsiniz. Duvarlarda farklı dönemlerin izini sürmek için tuğla sıralarına ve duvara örülmüş eski taş parçalarına bakın; her onarım surun dokusunda ayrı bir katman bıraktı. Bursa Büyükşehir Belediyesi 2016'da surlarda temizlik ve restorasyon çalışması başlattı ve Anadolu Ajansı 2024'te İstanbul ile Yenişehir kapılarının da restore edildiğini bildirdi. Roma Tiyatrosu ve İznik Müzesi güneydeki Yenişehir Kapısı'na, Nilüfer Hatun İmareti ise Lefke Kapısı'na yakındır; surları bu yerlerin ziyaretiyle aynı güne sığdırmak kolaydır. Kültür Portalı'na göre İznik'e Bursa Terminali'nden gidilir; güncel sefer bilgisini terminalden ya da otobüs firmalarından kontrol edin.
2
İznik Ayasofyası

İznik Ayasofyası

~40 dk burada
İznik/Bursa

Doğu-batı ekseninden geldiğinizde Ayasofya, kentin iki ana caddesinin kesiştiği kavşağın güneydoğu köşesinde karşınıza çıkar. İçeri girmeden önce yapının çevresini bir kez dolaşın, çünkü bugünkü görünüm farklı yüzyıllarda üst üste eklenmiş en az üç yapım evresinin toplamıdır. Kaynaklara göre burada önce bir Roma gymnasium'u vardı ve yapının ilk evresi onun taş temellerine oturtulmuş tuğla duvarlı bir bazilikadır. Bu ilk bazilikanın 4. ile 5. yüzyıllar arasında yapıldığı düşünülür; UNESCO dosyası ise yapının 6. yüzyılda İmparator Iustinianus döneminde yeniden inşa edildiğini belirtir. Kuzey ve güney duvarlarında taş temelin üstünde yükselen tuğla örgüye bakın; kalın harç tabakası ve büyük tuğlalar bu erken evrenin izidir. Yapının adı yazılı belgelerde ilk kez 11 Ekim 787'de Patrik Tarasios yönetiminde toplanan Yedinci Konsil dolayısıyla geçer.

Yapı 1065 depreminde neredeyse bütünüyle yıkıldı ve zemini 1,40 metre yükseltilerek adeta yeniden inşa edildi. Bu onarımda apsis beş yüzlü hale getirildi ve iki yanına kubbeli yan hücreler eklendi. Doğu ucuna dışarıdan bakarak beş yüzlü apsisin köşelerini seçmeye çalışın. 1331'de Orhan Gazi kenti aldıktan sonra yapı camiye çevrildi, mihrap ve minare eklendi ve Orhan Camii adıyla anılmaya başladı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde bir yangından sonra Mimar Sinan yapıyı onardı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre bu onarımda iç mekandaki kemer ve sütunlar kaldırılarak geniş açıklıklı kemerler yapıldı ve mihrabın her yerden görülmesi sağlandı. 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başında yapıyı gören gezginler onu harap ve terk edilmiş olarak anlatır. 1935'ten sonra müze olarak ziyarete açılan yapı, 2007'de başlayan restorasyonun ardından 2011'de yeniden camiye dönüştürüldü.

Bugün burası bir cami olduğu için içeri girmeden önce ziyaret adabına uyun. Ayakkabılarınızı çıkarın, omuz ve dizleri örten kıyafet giyin; kadın ziyaretçiler başlarını örtsün. Namaz vakitlerinde ziyareti sonraya bırakın ve içeride görevlilerin yönlendirmesine uyun. Anadolu Ajansı'nın haberine göre yapıda ibadet alanı ile ziyaret alanı birbirinden ayrılmıştır. Sesinizi alçak tutun, ibadet edenlerin önünden geçmeyin ve flaşlı çekim yapmayın.

İçeride önce zemine bakın; 1935 ve 1953 onarımlarında renkli taşlarla bezenmiş bir zemin döşemesi ortaya çıkarıldı. Aynı çalışmalarda Bizans döneminden kalma yarım yuvarlak oturma kademeleri de bulundu. Bu tür kademeler bazilikalarda genellikle apsisin iç kavsine yerleşir, izlerini o yönde arayın. Anadolu Ajansı, güney duvarındaki yarım elips biçimli bir nişte Bizans dönemine ait bir fresk bulunduğunu yazar. Kültür Portalı ile İznik Belediyesi ayrıca yapıdaki bir mezar odasının duvarında da fresk kalıntısı bulunduğunu kaydeder. Döşemenin ve fresklerin bir kısmı halıyla örtülü ya da ziyaretçi alanının dışında kalabilir; göremediğiniz bir ayrıntıyı görevliye sorun. Dışarı çıktığınızda taş temel, tuğla duvar ve sonraki onarımlar arasındaki geçişleri tek kareye sığdırmaya çalışın. Buradan kavşaktan güneybatıya yönelin; Roma Tiyatrosu kentin güneybatı kesiminde, kısa bir yürüyüş uzaklığındadır.

Kaynak: Kültür Portalı; İznik Belediyesi; Anadolu Ajansı; UNESCO Geçici Liste.

İznik'in tam ortasında duran yapı önce Bizans kilisesi olarak inşa edildi ve 787'deki İkinci İznik Konsili burada toplandı. Osmanlı döneminde camiye çevrildi. Zemindeki opus sectile mozaikler ve duvarlardaki fresk izleri hala görünüyor; yani tek bir yapıda iki dinin ve bin beş yüz yılın katmanları üst üste duruyor. İznik'in çini fırınları kazı alanı da yürüme mesafesinde.
3
İznik Roma Tiyatrosu

İznik Roma Tiyatrosu

~45 dk burada
Selçuk Mahallesi, İznik/Bursa

Tiyatro, Kültür Portalı'nın kaydına göre kentin güneybatısında, Selçuk Mahallesi'nde yer alır. Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne göre uzun süren kazı ve restorasyonun ardından Mart 2024'te ziyarete açıldı; kazı sürdüğü için alanın o gün açık olup olmadığını ve ziyaret saatlerini gitmeden kontrol edin. Yapı MS 2. yüzyılda, İmparator Traianus döneminde Bithynia valisi Plinius tarafından yaptırıldı. Anadolu'daki tiyatroların çoğu bir yamaca yaslanır, bu tiyatro ise düz bir araziye kuruldu ve oturma sıraları tonozlarla yükseltildi. Kaynaklar onu bu yapım biçimiyle Türkiye'deki tek örnek olarak anar. Yaklaşık on bin seyirci alan yapı 84 metre uzunluğunda, 63 metre genişliğinde bir alanı kaplar.

İçeride önce seyir bölümünü taşıyan kemer ve tonoz sistemine bakın; Kültür Portalı altyapıyı oluşturan bu örtü sisteminin korunduğunu belirtir. İznik Belediyesi, düz alana kurulan tiyatronun oturma bölümünü taşımak için 19 galeri barındırdığını yazar. Ziyaretçi yolunun izin verdiği ölçüde galerilerin ağızlarını sayarak yürüyün ve kemerlerin seyir basamaklarını nasıl taşıdığını izleyin. Ardından sahne binasına yönelin; kaynaklara göre üç katlı olan bu yapının günümüze yalnızca ilk katı ulaştı. Kazılar doğu-batı doğrultusunda 45 metre uzanan sahnenin tamamını açığa çıkardı. Sahne cephesinin bir zamanlar sütunlu galeriler ve zengin mimari süslemelerle kaplı olduğunu düşünerek kalan kaidelere ve bloklara bakın.

Tiyatro yaklaşık iki yüzyıl özgün işlevinde kullanıldı; kaynaklar burada gladyatör dövüşlerinin ve başka gösterilerin yapıldığını yazar. 358, 362 ve 368'deki büyük depremler yapıya ağır zarar verdi. Kültür Portalı'na göre 4. yüzyılda orkestraya duvarlar örüldü ve orkestranın yan duvarlarına bir fresk işlendi. 8. yüzyıldaki Arap akınlarından sonra tiyatronun parçaları sökülerek surların güçlendirilmesinde kullanıldı; ilk durakta gördüğünüz duvarlarla buradaki boşluklar aynı hikayenin iki yüzüdür. 12. yüzyılda alanda iki kilise yapısı kuruldu. 13. yüzyılda, İznik İmparatorluğu döneminde savaşlarda ölen askerlerin tiyatronun dehlizlerine topluca gömüldüğü tespit edildi. Osmanlı döneminde uygun bölümlerde 17. yüzyıla kadar seramik fırınları çalıştı; fırınlar terk edildikten sonra da blokları çevredeki evlerde kullanılmaya devam etti.

Tiyatro ilk kez 1743'te belirlenip krokisi çizildi, ilk kazılar ise 1980'de Bursa Müzesi uzmanı Bedri Yalman tarafından başlatıldı. Kazılar sonraki yıllarda İznik Müzesi başkanlığında sürdü, son dönemde Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Prof. Dr. Aygün Ekin Meriç'in ekibi tarafından yürütüldü. Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne göre kazılarda alanın yerleşim izlerinin MÖ 6. yüzyıla kadar uzandığı görüldü. Ziyaretçi yolundan ayrılmayın, kazı ve restorasyon alanlarına ve tonoz ağızlarına girmeyin. Fotoğraf için seyir bölümünün eğrisini ve sahnenin uzun çizgisini aynı karede toplayan bir açı arayın. Zamanınız varsa batıya, göl kıyısındaki Göl Kapı'nın kalıntısına kısa bir sapma yapabilirsiniz; kapıdan pek az iz kaldı, sağdaki kulenin ancak yarısı ayakta. Ardından güneydoğuya, Yenişehir Kapı yönüne yürüyün; tiyatro kazılarının buluntularını son durak olan İznik Müzesi'nde göreceksiniz.

Kaynak: Kültür Portalı; Bursa Büyükşehir Belediyesi; İznik Belediyesi; Vikipedi, İznik Roma Tiyatrosu.

İznik Roma Tiyatrosu, Roma İmparatoru Traianus döneminde, MS 2. yüzyılın başında inşa edilmiş, yaklaşık on bin seyirci alan bir tiyatrodur. Surlarla çevrili eski şehrin içinde, Ayasofya'nın yaklaşık 400 metre güneybatısında yer alır. Dokuz Eylül Üniversitesi'nin kazı ekibi onu Anadolu'da ayakta kalan en görkemli Roma dönemi eserlerinden biri olarak tanıtır. Plinius'un mektupları Yapının tarihi kesin olarak bilinir, çünkü MS 111 yılında Bithynia valisi olan Genç Plinius imparatora yazdığı mektuplarda yapımı süren tiyatrodan söz eder. Plinius bu mektuplarda yapının henüz bitmediğini, mali ve statik sorunlar yaşandığını anlatır. Aynı mektuplara göre halk meclisi ve hayırsever yurttaşlar tiyatroya sütunlu galeriler yaptırmaya karar vermişti. 2016-2017 kazılarında sahne binasının iki yanında bu sütunlu galerilere ait yapı parçaları gerçekten ortaya çıkarıldı. Kazı başkanı Aygün Ekin Meriç'in makalesine göre yapıya 10 milyon sesterces harcanmıştır. Mimari Tiyatro bir yamaca yaslanmaz; düz bir alanda, tonozlu bir alt yapının üzerinde yükselir. Roma mimari geleneğine uygun bu yapım biçimi Türkiye'de tek örnek olarak gösterilir. Oturma basamakları alt, orta ve üst olmak üzere üç kuşaktan oluşur ve yapı 102 x 79 metrelik bir alanı kaplar. En üst sırada oturan bir seyirci, orkestradaki oyunları yaklaşık yirmi metre yükseklikten izlerdi. Sahne binası üç giriş kapısı ve koridorlarla birbirinden ayrılan dört ana mekandan oluşur ve eldeki verilere göre iki katlı olduğu düşünülür. Süslemesinde mitolojik ve bitkisel motifler kullanılmıştır. Gövde moloz taş ve harçla örülmüş, ardından kireçtaşı bloklarla bitirilmiştir; sahne binasında ve bazı alanlarda mermer kaplama da vardır. Burada gladyatör dövüşleri yapıldığını belgeleyen bir kılıç ve kalkan kabartması da bulunmuştur. Yüzyıllar boyunca değişen kullanım Kazılar, tiyatronun özgün kullanımının yalnızca iki yüz yıl kadar sürdüğünü gösterir. Sahne binasının temel seviyesinde bulunan ve MÖ 6. yüzyıla tarihlenen bir kadeh parçası, bölgenin tarihini ilk kez Arkaik döneme kadar geri götürmüştür. MS 259'daki Got akınları kenti büyük ölçüde harap etti, ancak bulunan geç dönem sütun başlıkları tiyatronun 3. yüzyılda onarıldığını gösterir. AA'nın aktardığına göre yapı 358, 362 ve 368 yıllarındaki depremlerde de hasar görüp onarımlar geçirdi. 4. yüzyıldan sonra alan dini amaçlarla kullanıldı ve 557 depreminden sonra terk edilerek bir süre yıkıntıların döküldüğü bir alana dönüştü. 8. yüzyıldaki Arap kuşatmalarında zarar gören surlar onarılırken tiyatrodan da taş toplandı ve bu parçalar surlarda devşirme malzeme olarak kullanıldı. 9. yüzyıldan sonra tiyatro ve çevresi seramik üretilen işliklere ve atölyelere dönüştü. Latinlerin 1204'te İstanbul'u ele geçirmesinin ardından İznik 57 yıl boyunca Bizans yönetiminin merkezi oldu. Bu dönemde savaşlarda ölen askerler oturma basamaklarının üzerindeki toplu mezarlara gömüldü ve orta kuşağın üzerine bir bazilika yapıldı. Osmanlı döneminde oturma basamaklarını taşıyan tonozların içine üçü dikdörtgen, biri yuvarlak planlı dört seramik fırını ve atölye bölümleri kuruldu. Çini fırınları işlevini yitirdikten sonra tiyatronun taşları çevredeki evlerde kullanılmak üzere uzun süre söküldü. Kazılar ve restorasyon Tiyatro ilk kez 1743'te gezgin Pococke tarafından tanımlandı ve krokisi çizildi. İlk kazılar 1980'de Bursa Müzesi'nden Bedri Yalman tarafından başlatıldı ve 2006'ya kadar sürdü; bu dönemde orkestra, oturma basamakları, yan girişler, bazı tonozlu galeriler ve sahne binasının ön cephesi açıldı. 2011-2015 arasında İznik Müzesi başkanlığında sahne binasının arkasındaki odalar ve batı yan girişi ortaya çıkarıldı. 2016'dan beri kazıları Dokuz Eylül Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden bir ekip yürütüyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin sponsorluğunda tamamlanan restorasyonun ardından tiyatro Mart 2024'te yeniden ziyarete açıldı. Ziyaret Gezerken oturma basamaklarının altındaki tonozlu galerilere dikkat edin; tiyatroyu öteki antik tiyatrolardan ayıran şey, bir yamaca yaslanmak yerine bu yapay taşıyıcıların üzerinde yükselmesidir. Kazılarda bu tonozların içinde Osmanlı dönemine ait fırınlar bulunduğunu bilerek gezmek, aynı yapıda Roma, Bizans ve Osmanlı katmanlarını ayırt etmeyi kolaylaştırır. Kazılardan çıkan birçok buluntu bugün İznik Müzesi'nde sergilenir ve müze tiyatronun yarım kilometreden az güneydoğusundadır. Kültür Portalı'na göre İznik'e Bursa Terminali'nden gidilir, tiyatroya da ilçe merkezinden ulaşılır. Ziyaret saatleri ve giriş koşulları için güncel bilgiyi İznik Müzesi'nden ya da Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın resmi kanallarından alın.
4
İznik Müzesi

İznik Müzesi

~1 sa 15 dk burada

Rotanın son durağı, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın kaydına göre Mahmut Çelebi Mahallesi'nde, Yenişehir Kapı'nın yakınında duran İznik Müzesi. Müze 1935'te Yakup Çelebi Zaviyesi'nde açıldı, 1960'ta Nilüfer Hatun İmareti'ne taşındı. Bakanlığın 2020 ile 2022 arasında yaptırdığı yeni bina, arkeolojik eserlerle birlikte 16 Ocak 2023'te ziyarete açıldı. Nilüfer Hatun İmareti ise bugün ayrı bir müze olarak, Türk İslam Eserleri Müzesi adıyla hizmet veriyor. Ziyaret saatlerini, kapalı günü ve giriş koşullarını gitmeden resmi sitesinden kontrol edin. Sergi salonları zemin kattadır, üst katta idari bölümler ve depolar yer alır. Müzede yaklaşık 1.500 eser sergilenir ve en eskileri MÖ 6500'lü yıllara uzanır.

Salonlar kronolojik düzenlenmiştir: Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı, Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı dönemleri sırayla gelir. Bu sırayı bozmadan yürüyün, çünkü gün boyunca gördüğünüz yapılar burada zaman çizelgesindeki yerlerine oturur. Eserler çevredeki höyüklerin eski kazılarından ve bugün de süren İznik Çini Fırınları, İznik Roma Tiyatrosu, göldeki su altı bazilikası ile Hisardere Nekropolü kazılarından gelir. Roma dönemi eserleri arasında, tavlaya benzeyen ve her oyuncunun on beş taşla oynadığı, duodecim scripta adlı oyunun mermer oyun masasını arayın. Akhilleus lahdinin dört yüzünde Troya Savaşı'ndan sahneler, Agamemnon, Akhilleus ve tutsağı Briseis betimlenir; bir yüzde ilkbaharı, yazı ve sonbaharı temsil eden figürler vardır.

Lahitler müzenin en etkileyici bölümüdür. Hisardere Nekropolü'nün önemli buluntularından olan, MS 2. yüzyıla tarihlenen Antigonos lahdinde yatan adam 45 ile 50 yaşları arasında ölmüş ve üç kat yün kefene sarılarak gömülmüştü. Kefenin bir bölümü, başının altındaki ahşap yastık ve gövdesinin altındaki ahşap yatağın bir kısmı günümüze ulaştı. Lahdi eşi Arete yaptırdı; üzerinde Arete'nin figürü ve kocası için yazdırdığı bir ağıt metni bulunur. Nigerine ve Astyris lahdi, 30 ile 45 yaşları arasında ölen anne Nigerine ile 25 ile 30 yaşları arasında ölen kızı Astyris'e aittir. Bedenler keten, yün ve ipek kefenlere sarılı olarak bulundu; ön yüzdeki yazıta göre lahdi kız, annesi ve kendisi için satın almıştı. MS 2. yüzyıldan kalan Nike-Eros lahdinde iki figür birbirinden bağımsız işlenmiştir ve bedenin üzerinde kefen izleri korunur. Elbeyli sınırlarındaki Hespekli mevkiinde 1967'de bulunan, fresklerle süslü MS 4. ya da 5. yüzyıl mezar odasının bir replikası da buradadır; özgün oda sonradan defineciler tarafından tahrip edildi.

Çini fırınları kazısının buluntularına ayrı zaman ayırın. UNESCO dosyası, İstanbul Üniversitesi'nin otuz yılı aşkın süredir yürüttüğü kazıların İznik seramiğinin üretim ve bezeme tekniklerini ortaya çıkardığını yazar. TDV İslam Ansiklopedisi de kazılarda bulunan fırın ateşhanelerinin ve seramik parçalarının müzede saklandığını belirtir. Tiyatronun buluntularına baktığınızda bir önceki durakta gördüğünüz tonozları ve sahne bloklarını hatırlayın. Ardından bahçeye çıkın; açık hava sergisinde ağırlıkla sütun başlıkları, lahitler, steller ve yazıtlar gibi taş eserler yer alır. Bahçede de sergi dönemlere göre dizilmiştir, gün boyunca sur duvarlarında gördüğünüz devşirme parçaların benzerlerini burada yakından inceleyebilirsiniz. Tesiste tuvalet, otopark ve mescit bulunur.

Müzeden çıkınca yakındaki Yenişehir Kapı'ya yürüyün; kapı İznik'ten Yenişehir ve Bursa yönüne giden yolun başında durur. Kesme taşla örülen kapı dış, orta ve iç olmak üzere üç bölümden oluşur ve iç kapıya kare bir avludan geçilerek ulaşılır. İznik Belediyesi kapıyı MS 1. yüzyıla, İmparator Claudius dönemine tarihlerken Kültür Portalı'nın envanter kaydı 268 ile 270 yıllarını verir. Zamanınız kalırsa Lefke Kapı yakınındaki Nilüfer Hatun İmareti'ne de uğrayın; I. Murad'ın annesi adına 1388'de yaptırılan yapı, UNESCO dosyasına göre ters T planla kurulmuş ilk imarettir. Bursa'ya dönmeden önce son sefer saatini kontrol etmeyi unutmayın.

Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Müzeleri; KVMGM; UNESCO Geçici Liste; Vikipedi, İznik Müzesi.

İznik Müzesi, İznik ve çevresindeki kazılardan çıkan arkeolojik eserlerin sergilendiği, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müzedir. Bugünkü binası 2020-2022 yılları arasında Bakanlık tarafından yaptırıldı ve Ocak 2023'te ziyarete açıldı. Müze, surlarla çevrili eski şehrin güney girişi olan Yenişehir Kapısı'nın yakınında, Mahmut Çelebi Mahallesi'nde yer alır. Müzenin eski yeri İznik'te müzecilik 1935'te Yakup Çelebi Zaviyesi'nde başladı ve koleksiyon 1960'ta Lefke Kapısı yakınındaki Nilüfer Hatun İmareti'ne taşındı. I. Murad'ın annesi Nilüfer Hatun adına 1388'de yaptırdığı bu yapı, TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre erken Osmanlı mimarisinin en eski ve en önemli eserlerinden biridir. İmaret uzun yıllar hem arkeolojik eserlere hem de Türk İslam eserlerine ev sahipliği yaptı; 2012'de restorasyona girdi ve 2020'de yeniden açıldı. Arkeolojik koleksiyonun yeni binaya taşınmasıyla imaret bugün ayrı bir müze olarak, Nilüfer Hatun İmareti Türk İslam Eserleri Müzesi adıyla hizmet veriyor. Bakanlığın sayfasına göre orada İznik çinisi örnekleri, sikkeler ve bahçede mezar taşları, kuyu bilezikleri, çeşmeler ve kitabeler sergilenir. İki müze aynı günde kolayca gezilebilir. Bina ve sergi düzeni Beyaz cepheli, geniş cam yüzeyli çağdaş bir yapı olan müzenin zemin katında sergi salonları, birinci katında idari bölümler ve eser depoları bulunur. Vikipedi'ye göre müzede 1500'e yakın eser sergilenir ve eserlerin tarihi MÖ 6500'lere kadar uzanır. Sergi kronolojik olarak düzenlenmiştir ve Neolitik dönemden Osmanlı dönemine uzanan yaklaşık 8500 yıllık bir zaman dilimini kapsar. Eserler geçmişte yapılan höyük kazılarından ve bugün de süren İznik Çini Fırınları, İznik Roma Tiyatrosu, göldeki su altı bazilikası ve Hisardere Nekropolü kazılarından gelir. Bakanlığın müze sayfası Ilıpınar Höyüğü buluntularını da koleksiyon arasında sayar. Salonları girişten itibaren sırayla izlerseniz, İznik'in ilk köy yerleşimlerinden Osmanlı çini atölyelerine uzanan hikayesini adım adım takip edebilirsiniz. Öne çıkan eserler Öne çıkan eserlerden biri, tavlaya benzer biçimde şansla stratejiyi birleştiren duodecim scripta oyununa ait Roma dönemi mermer bir oyun tablasıdır. Bu oyunda her oyuncunun on beş taşı vardır ve oyun, taşlar tahtaya yerleştirildikten sonra başlar. Akhilleus lahdinin yüzlerindeki kabartmalarda Troya Savaşı'ndan sahneler, Agamemnon, Akhilleus ve tutsağı Briseis betimlenir. Aynı lahdin bir yüzünde ilkbahar, yaz ve sonbaharı temsil eden figürler de yer alır. Hisardere Nekropolü'nden çıkan Antigonos lahdi, eşi Arete'nin yaptırdığı ve onun için yazdırdığı ağıt yazıtıyla tanınır. Bu lahitte kefenin bir bölümü, başın altındaki ahşap yastık ve gövdenin altındaki ahşap yatağın bir kısmı korunmuştur. Buluntu, dönemin ölü gömme geleneğinde bedenin doğrudan taşa değil ahşap bir yatağa yatırıldığını göstermesi bakımından önemlidir. MS 2. yüzyıla tarihlenen Nike-Eros lahdi Dokimeion tipindedir ve üzerinde Nike ile Eros figürleri ayrı ayrı işlenmiştir. Sandık tipindeki Nigerine ve Astyris lahdi bir anne ile kızına aittir ve ön yüzündeki yazıt, Astyris'in lahdi annesi ve kendisi için satın aldığını anlatır. Müzede ayrıca Elbeyli sınırlarındaki Hespekli mevkiinde 1967'de bulunan, MS 4. ya da 5. yüzyıla tarihlenen fresk süslü bir mezar odasının replikası vardır. Vikipedi'ye göre özgün mezar odası bulunduğunda çok iyi korunmuş durumdaydı, ancak daha sonra defineciler tarafından tahrip edildi. Bakanlığın sayfasına göre bahçede Grek, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait sütun başlıkları, lahitler, kabartmalar ve yazıtlar sergilenir. Ziyaret ve ulaşım Müze pazartesi günleri kapalıdır; açılış saatlerini ve giriş koşullarını ziyaretten önce Bakanlığın resmi müze sitesinden kontrol edin. Kültür Portalı'na göre İznik'e Bursa Terminali'nden gidilir; ilçe merkezindeki yerlere oradan yürüyerek ulaşılabilir. Müze, Ayasofya'nın yaklaşık yarım kilometre güneyindedir. Roma tiyatrosu da müzenin yarım kilometreden az kuzeybatısında kaldığı için ikisini aynı yürüyüşte görmek kolaydır. İznik 2014'te UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alındı; müzedeki eserler, bu adaylığın dayandığı katmanlı kent tarihini tek bir yerde toplar.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
Şehirİznik, Bursa
TürKültürel
Durak4
Tarih30 Eylül 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat