Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Odunpazarı'nda Eski Eskişehir, Lületaşından Cama
Kültürel5 Durak

Odunpazarı'nda Eski Eskişehir, Lületaşından Cama

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Odunpazarı, Eskişehir'in ilk yerleşim yeridir ve adını bugün de taşıdığı bir alışverişten alır: çevre köylerden gelen tüccarlar burada odun satardı. Kentin güneyindeki tepelere kurulan semt, kıvrımlı yolları, çıkmaz sokakları ve ahşap süslemeli, bitişik düzenli, cumbalı evleriyle Tarihi ve Kentsel Sit olarak koruma altındadır ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alır. Odunpazarı Belediyesi'nin Odunpazarı Evleri'ni Yaşatma Projesi kapsamında semtin en yoğun dokusunu taşıyan 30 sokakta 300 ev, çeşmeler, kervansaraylar ve bir han onarıldı ya da aslına uygun yeniden yapıldı.

Bu rota o dokuyu beş durakta, yaklaşık beş yüz yıllık bir zaman çizgisi boyunca okumanızı sağlıyor. Yürüyüş bilerek güneyden kuzeye kuruldu. İlk durak, 16. yüzyılın ilk çeyreğinde Çoban Mustafa Paşa'nın yaptırdığı Kurşunlu Külliyesi'nin hanikah binasındaki Lületaşı Müzesi'dir; dünyada beyaz lületaşının çıkarıldığı tek bölgenin hikayesi burada başlar. Kısa bir yürüyüşle 1850'lerde pazarcılar ve yolcular için yapılmış, 2006'da yeniden ayağa kaldırılan Atlıhan'a inersiniz; müzede gördüğünüz taşın bugün nasıl oyulduğunu orada izlersiniz. Ardından 19. yüzyıl sivil mimarisinin örneklerini taşıyan sokaklarda, rotanın en uzun ve en serbest durağında evlerin arasında dolaşırsınız. Son iki durak semtin bugününe aittir: Kengo Kuma and Associates'in tasarladığı, 2019'da açılan Odunpazarı Modern Müze ve 2007'de Türkiye'nin ilk çağdaş cam sanatları müzesi olarak açılan Çağdaş Cam Sanatları Müzesi. Böylece aynı sabah bir Osmanlı külliyesinden ahşap lamelli bir çağdaş sanat binasına, taş oymacılığından cam üflemeye uzanan bir yol yürümüş olursunuz.

Duraklar birbirine yakındır ve yürüyüşün tamamı semtin içinde geçer. Yollar yer yer yokuştur, Kurşunlu Külliyesi'nin binaları arasında da arazinin eğiminden doğan seviye farkları vardır; rahat ayakkabı giyin. İki müze pazartesi kapalı olduğu için pazartesiyi seçmeyin, giriş koşullarını ve saatleri her müzenin resmi sayfasından kontrol edin. Hafta sonları semt kalabalık olabilir; fotoğraf çekmek ve atölyelerde ustaları rahatça izlemek istiyorsanız hafta içi sabahları gelin. Bu sokaklar bir müze değil bir semttir, kapı ve pencerelere yaklaşırken mahremiyete saygı gösterin. Rota boyunca birkaç kez yokuş inip çıkacaksınız; yürüyüş mesafesi kısa olsa da müzelerde geçen süreyle birlikte yarım günü doldurur. Odunpazarı Belediyesi'nin gezi rehberi semtte bu rotadakilerden çok daha fazla müze, galeri ve çarşı sayar, vaktiniz kalırsa onlardan birine de uğrayın. Rotayı Cam Müzesi'nde bitirdikten sonra Atatürk Bulvarı'na inip tramvayla merkeze dönebilir ya da günün kalanını Porsuk kıyısına ayırabilirsiniz.

Süre: yarım gün. En iyi zaman: Salı ile cuma arasında bir hafta içi sabahı en iyisidir; Lületaşı Müzesi ile Çağdaş Cam Sanatları Müzesi pazartesi kapalıdır, OMM'nin gün ve saatlerini ise gitmeden müzenin resmi sitesinden kontrol edin.. Ulaşım: YHT ile Eskişehir Garı'na gelin, garın önündeki Ulus Anıtı (Gar) durağından EsTram'a binip Atatürk Lisesi durağında inin; buradan güneye doğru kısa bir yokuşla Odunpazarı'na çıkılır, gerekirse aktarma ve güncel hat bilgisini EsTram'dan kontrol edin. Rota baştan sona yürünür, araç gerekmez.

Kaynaklar

Odunpazarı, Eskişehir
Kültürel
5 Durak
Mekanlarda ~4 sa 40 dk
Yürüyüş ~1,6 km · 26 dk
Toplam ~5 sa 6 dk
15 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Lületaşı Müzesi

Lületaşı Müzesi

~45 dk burada
Paşa Mahallesi, Mücellit Sk., Kurşunlu Külliyesi, Odunpazarı / Eskişehir

Rotaya Kurşunlu Külliyesi'nin dış avlusundan girerek başlayın. Külliyenin binaları merkezdeki caminin doğu, güney ve batı yanlarında U biçiminde sıralanır ve birbirine duvarla bağlanarak bir dış avlu oluşturur. Avlunun her kenarında bir kapı vardır, bu yüzden hangi sokaktan gelirseniz gelin içeri kolayca girersiniz. Külliyenin vezir Çoban Mustafa Paşa tarafından yaptırıldığını, vakıf kayıtlarına göre binaların büyük kısmının 1517 ile 1525 arasında yapıldığını aklınızda tutun. Mimarının, Mimar Sinan'dan önce mimarbaşı olan Acem Ali olduğu kaynaklarda ihtimal olarak geçer. Avluda yürürken binaların aynı seviyede durmadığına dikkat edin; arazinin eğimi yüzünden yapılar arasında kademeler vardır. Lületaşı Müzesi, külliyenin hanikah ya da medrese olarak anılan bölümündedir ve camiye göre daha yüksekte durur. Kubbeli mekana ve hücrelere önündeki merdivenlerden çıkılır, avluya bakan cephe boyunca uzanan revak yenilemelerle yeniden kurulmuştur. Müzeye girmeden önce bu revakın altında bir an durup avluya ve kurşun kaplı kubbelere bakın. İçeride Eskişehir Valiliği'nin 1998'den beri düzenlediği uluslararası lületaşı festivallerinden, el sanatları yarışmalarından ve sergilerden toplanan eserler sergilenir. Bu eserler İl Özel İdaresi tarafından satın alınmış, müze 2008'de Odunpazarı Belediyesi tarafından açılmıştır. Kaynaklar koleksiyonu 60 sanatçının yaklaşık 400 eseri olarak tanımlar. Vitrinleri gezerken önce taşın rengine bakın; lületaşı beyaz ya da beyaza yakın tonlarda, ince gözenekli ve yumuşak bir maddedir. Islakken yumuşadığı, kuruyunca sertleştiği için ustalar onu nemliyken oyar ve kuruyunca kalıcı bir biçim kazanır. Bu yüzden vitrinlerdeki ince oymaların, çok küçük yüzlerin ve kıvrımların bir bıçak ucuyla ne kadar sabırla çıkarıldığını yakından inceleyin. Taşın Deniz Köpüğü, Meerschaum ve sepiyolit adlarıyla da anıldığını, sepiyolit adının bir Alman mineralog tarafından 19. yüzyılda verildiğini panolarda arayın. Taşın toprağın 150 metreye kadar inen derinliklerinde bulunduğunu, arkeolojik çalışmalara göre ise yaklaşık beş bin yıldır bilindiğini panolarda okuyabilirsiniz. Lületaşı yanmaz ve kuruyunca önemli bir direnç kazanır, ince oymaların yüzyıllarca dayanabilmesi buna bağlıdır. Kuru lületaşı suda yüzecek kadar hafiftir, bu da onun dünyada pipo yapımında neden bu kadar aranan bir malzeme olduğunu açıklar. Ustaların lületaşının yolunu ilk gösteren köstebeği kendilerine pir saydığını anlatan halk söylencesi de bu taşın kente ne kadar işlediğini gösterir. Müzenin bulunduğu binada, Osmanlı döneminde eğitim görenlerin kaldığı odaların bugün atölyelere dönüştürüldüğünü unutmayın; çıkarken hücrelerin önünden geçip açık olanlara göz atın. Avluya döndüğünüzde kuzeye uzanan kervansaray yapısına bakın; orada Sıcak Cam Üfleme Atölyesi ve Cam Sanatları Merkezi bulunur ve rotanın son durağıyla bağ kurar. Külliyenin sıbyan mektebi 2010'dan beri kütüphane olarak kullanılıyor, avlunun bu sakin köşesi kısa bir mola için de uygundur. Müze pazartesi kapalıdır, giriş koşullarını ve saatleri resmi sayfasından kontrol edin. Buradan kuzeye doğru kısa bir yürüyüşle, müzede gördüğünüz taşın bugün işlendiği Atlıhan'a inersiniz.

Kaynak: Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Lületaşı Müzesi ve Kurşunlu Külliyesi; TDV İslam Ansiklopedisi, Kurşunlu Külliyesi; Vikipedi, Lületaşı.

Lületaşı Müzesi, Eskişehir'in simgesi sayılan lületaşından yapılmış el işi eserleri sergileyen bir müzedir. Odunpazarı Kentsel Sit Alanı içinde, Kurşunlu Külliyesi'nin hanikah olarak bilinen bölümünde yer alır. Odunpazarı Belediyesi müzeyi 2008 yılında ziyarete açtı ve il kültür müdürlüğü onu dünyada açılan ilk lületaşı müzesi olarak tanıtır. Koleksiyonun temelinde Eskişehir Valiliği'nin 1998'den bu yana düzenlediği uluslararası lületaşı festivalleri, el sanatları yarışmaları ve sergiler vardır. Bu etkinliklerde yer alan eserlerin İl Özel İdaresi tarafından satın alınmasıyla müzenin ilk adımı atıldı. Bugün müzede 60 sanatçıya ait 400 civarında eser bulunur. Lületaşı hidratlı doğal bir magnezyum silikattır ve toprağın 150 metreye varan derinliklerinde bulunur. Deniz köpüğü, meerschaum ve sepiyolit adlarıyla da anılır, halk arasında ise Eskişehir taşı denir. Almanca meerschaum adı da deniz köpüğü anlamına gelir. Kültür Portalı, beyaz lületaşının dünyada çıkarıldığı tek bölgenin Eskişehir olduğunu belirtir. Taş yer altında ıslak ve yumuşak halde bulunur, bu yüzden çıkarıldıktan sonra bıçakla kolayca oyulabilir. Kuruyunca sertleşir ve verilen biçimi kalıcı olarak korur. Gözenekli yapısı nemi emdiği için yaklaşık üç yüz yıldır en değerli pipoların yapımında kullanılır. Yataklara ulaşmak için yüzeyden dik kuyular kazılır ve taşı taşıyan katmanı izleyen yatay tüneller açılır. Bu iş büyük ölçüde insan gücüne ve yıllar içinde kazanılmış ustalığa dayanır. Ustalar, taşın doğal biçimine en uygun modeli seçerek fireyi en aza indirmeye çalışır. Oyulan eser dolaylı ısıyla uzun süre kurutulur, çok ince zımparalanır ve ısıtılmış balmumuna batırılarak cilalanır. Balmumu emen taş, krem ile açık sarı arasında fildişini andıran bir renk alır. Lületaşının bulunuşuyla ilgili bir halk anlatısı müzenin tanıtımında yer alır. Anlatıya göre taşı yer altından ilk çıkaran bir köstebektir ve onu yontmaya kalkışan bir delikanlı taşın peşinden derin bir kuyuya inip geri dönmez. Lületaşı işleyenler bu yüzden köstebeği sanatlarının öncüsü kabul eder. Vitrinlerde pipoların yanı sıra heykelcikler, süs eşyaları ve kabartma sahneler görürsünüz. Bazı pipoların gövdesine üzüm salkımları, sepetler ve insan figürleriyle dolu kalabalık sahneler oyulmuştur. Eserler farklı ustaların elinden çıktığı için vitrinler boyunca üslup farklarını karşılaştırmak mümkündür. Yakından baktığınızda kumaş kıvrımlarının ve yaprakların bıçakla ne kadar ince işlendiğini görebilirsiniz. Müzenin bulunduğu yapı, vezir Çoban Mustafa Paşa'nın 1517-1525 yılları arasında yaptırdığı Kurşunlu Külliyesi'nin parçasıdır. İl kültür müdürlüğü, külliyenin mimarının büyük olasılıkla Mimar Sinan'dan önce mimarbaşı olan Acem Ali olduğunu yazar. Hanikah bölümü L biçimli bir plana, kubbeli bir mekana ve hücrelere sahiptir. Avluya bakan kuzey cephedeki revak, destek ve örtü elemanlarıyla birlikte yenileme sırasında yeniden kurulmuştur. Osmanlı döneminde eğitim görenlerin kaldığı odalar bugün atölye olarak kullanılır. Külliyenin kervansarayında sıcak cam üfleme atölyesi ile cam sanatları merkezi, mektep bölümünde ise 2010'dan beri bir kütüphane bulunur. Odunpazarı Belediyesi'ne göre 2017'de külliyeye eski fotoğraf makinelerinden oluşan Osman Yaşar Tanaçan Fotoğraf Müzesi de eklenmiştir. İl kültür müdürlüğünün sayfası müzeyi pazartesi kapalı ve girişi ücretsiz olarak gösterir; güncel ziyaret saatlerini gitmeden önce kontrol edin. Müzeye ağaçlı bir bahçeden, basamaklı bir girişle ulaşılır. Müze tek bir binada toplandığı için gezisi kısa sürer ve külliyenin diğer bölümleriyle birleştirilebilir. Lületaşının bugün nasıl işlendiğini görmek isterseniz müzeden sonra Atlıhan El Sanatları Çarşısı'ndaki atölyelere yürüyebilirsiniz. Külliye Odunpazarı evlerinin hemen yanındadır ve kent merkezinden Hamamyolu Caddesi üzerinden yürüyerek gelinebilir.
2
Atlıhan El Sanatları Çarşısı

Atlıhan El Sanatları Çarşısı

~40 dk burada

Atlıhan'a vardığınızda önce kapının önünde durup yapının bütününe bakın. Bu han, 1850'li yıllarda Eskişehir'in büyük toprak sahiplerinden Takattin Bey tarafından yaptırıldı. Amacı, çevre köy, kasaba ve şehirlerden gelen pazarcıların, yolcuların ve köylülerin hem kendilerinin hem de hayvanlarının konaklamasını sağlamaktı. Semtin adını veren odun pazarına gelen tüccarların da burada kaldığı anlatılır, yani bu avlu Odunpazarı'nın gündelik ticaretinin tam ortasındaydı. Hanın içinde bir çay ocağı bulunduğu için yapı yalnızca konaklama yeri olmaktan çıkıp bölge halkının toplandığı, gündemin konuşulduğu bir mekana dönüştü. Zamanla Tavafçı Hanı ve Odunpazarı Hanı gibi adlarla da anıldı. 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra eski işlevini yitiren han harabeye döndü. Bugün gördüğünüz yapı, Odunpazarı Belediyesi'nin Odunpazarı Evleri'ni Yaşatma Projesi kapsamında 2006'da özgün mimarisi göz önünde tutularak yeniden inşa edildi ve Atlıhan adını aldı. Bu yüzden duvarlara bakarken ayakta kalmış eski bir han değil, bir yeniden yapım gördüğünüzü bilerek bakın. Han 768 metrekarelik bir alana yayılır ve zemin ile birinci kat olmak üzere iki kattan oluşur. Önce zemin katı bir tur dolaşın, sonra birinci kata çıkıp oradaki birimleri de gezin. Atlıhan'ın bugünkü asıl işi lületaşının hem üretilip hem satıldığı birimleri bir arada tutmasıdır. Bir atölyenin önünde durup ustanın taşı nasıl tuttuğuna, hangi araçla hangi sırayla oyduğuna dikkat edin. Lületaşı müzesinde gördüğünüz bitmiş eserlerle burada şekil alan ham parçaları karşılaştırmak, taşın nasıl bir emekten geçtiğini anlamanın en iyi yoludur. Taşın kaynağı da uzakta değildir; Vikipedi, ticari olarak işlenebilir lületaşı yataklarının neredeyse tamamının Eskişehir ilinde bulunduğunu ve kentin çevresinde yüz kilometrekareye yayılmış üç yüzden fazla maden olduğunu yazar. Satın alınan lületaşının zamanla renk alabileceğini, nikotin emen taşın sarardığını da aynı kaynak not eder. Lületaşının dışında gümüş, toprak kap ve cam atölyeleri de handa yer alır, yani aynı avluda birkaç geleneksel zanaati yan yana görebilirsiniz. Ustaları çalışırken fotoğraflamak istiyorsanız önce izin isteyin, çünkü işin ince bir anında dikkatlerini dağıtmamak gerekir. Bir parça almayı düşünürseniz taşın ıslanınca yumuşadığını unutmayın ve onu nemden uzak tutun. Kalabalık saatlerde avlu dolar; sabah erken saatlerde ustalar işlerine daha rahat odaklanır ve sorularınıza daha kolay vakit ayırır. Burada belirli bir dükkan aramak yerine iki katı da dolaşıp tezgahları karşılaştırarak gezin. El sanatlarına ilginiz sürerse Odunpazarı Belediyesi'nin gezi rehberi, kadın girişimcilerin işlettiği Kırk Ambar Çarşısı'nı ve cam, çini ve seramik eserlerin sergilendiği Arasta El Sanatları Çarşısı'nı da semtin çarşıları arasında sayar. Hanın çevresindeki sokaklar, rotanın bir sonraki durağı olan Odunpazarı evlerinin dokusunun başladığı yerdir. Atlıhan'dan çıkınca yokuş yukarı evlerin arasına doğru yürüyün ve semtin meydanına yönelin.

Kaynak: Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Atlıhan El Sanatları Çarşısı; Kültür Portalı, Atlıhan El Sanatları Çarşısı; Odunpazarı Belediyesi, Gezi Rehberi.

Atlıhan El Sanatları Çarşısı, Odunpazarı Kentsel Sit Alanı içinde, iki katlı tarihi bir hanın avlusu çevresinde kurulmuş bir el sanatları çarşısıdır. Han 1850'li yıllarda Takattin Bey tarafından yaptırıldı. Odunpazarı Belediyesi'nin gezi rehberi onu Eskişehir'in büyük toprak sahiplerinden biri olarak tanıtır. Yapı, çevre köy, kasaba ve şehirlerden gelen pazarcıların, gezginlerin ve köylülerin hem kendileri hem de hayvanları için konaklama yeri olarak kuruldu. Bakanlığın tanıtım platformu burayı eskiden odunlarını satmaya gelen tüccarların kaldığı han olarak anar. Odunpazarı adı da Türkçede bu odun pazarını anlatır. İçinde bir çay ocağı da bulunan han, yolcuların dinlendiği ve hayvanların bakıldığı bir yer olmanın ötesinde semt halkının toplandığı bir buluşma noktasına dönüştü. İl kültür müdürlüğüne göre dönemin sosyal ve ekonomik gündemi burada konuşulurdu. Zamanla yapı Tavafçı Hanı ve Odunpazarı Hanı gibi adlarla da anıldı. 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra han eski işlevini yitirdi ve harabeye döndü. Odunpazarı Belediyesi, Odunpazarı Evleri'ni Yaşatma Projesi kapsamında 2006 yılında yapıyı özgün mimarisini göz önünde tutarak Atlıhan adıyla yeniden inşa etti. Han 768 metrekarelik bir alana oturur ve zemin kat ile birinci kattan oluşur. Geleneksel mimari unsurları taşıyan yapıda birimler taş döşeli bir avlunun çevresine dizilir. Üst katın önünde demir korkuluklu bir revak dolaşır ve odalar bu revaka açılır. Alt kattaki birimlerin kemerli pencereleri doğrudan avluya bakar. Avlunun ortasında katmanlı bir çeşme ve çiçek tarhı vardır. Kiremit çatı ve açık renkli duvarlar, yapıyı çevresindeki Odunpazarı evleriyle aynı dile bağlar. Bugün hanın birimlerinde lületaşının işlendiği ve satıldığı atölyeler bulunur. Kültür Portalı bunların yanında gümüş, toprak kap ve cam atölyelerinin de yer aldığını belirtir. Odunpazarı Belediyesi'nin rehberi çarşıyı lületaşı, gümüş, toprak ve cam gibi geleneksel sanat ürünlerinin sergilendiği ve satıldığı bir yer olarak tanımlar. Lületaşının oyulmasını müzede eser olarak gördükten sonra burada yaşayan bir zanaat olarak görmek, Odunpazarı gezisinin iyi bir tamamlayıcısıdır. Lületaşı, Eskişehir'de çıkarılıp yine Eskişehirli ustalarca işlenen bir malzemedir ve han bu zincirin son halkasını görmeyi sağlar. Alışveriş yapmasanız da avluda dolaşmak, onarılmış bir 19. yüzyıl hanının nasıl kurulduğunu görmek için yeterli bir sebeptir. Atölyelerde çalışan ustaları fotoğraflamadan önce izin istemek nezaket gereğidir. Birimler bağımsız esnafa ait olduğu için açılış saatleri birbirinden farklı olabilir, bu yüzden ziyareti gündüz saatlerine planlamak iyi olur. Çarşı, Odunpazarı evlerinin bulunduğu yamaçtan aşağı inince, Kurşunlu Külliyesi ile Odunpazarı Modern Müze arasındaki bölgede kalır. Bakanlığın iki günlük gezi önerisi de Atlıhan'ı Kurşunlu Külliyesi ve Lületaşı Müzesi'nden sonra, Odunpazarı Modern Müze'den önce sıralar. Yakınlarda başka el sanatları çarşıları ve atölyeler de vardır. İl kültür müdürlüğü, küçük bir hatıra arayanlara Beyler Sokağı'ndaki antikacıyı ve Kurşunlu Camii Sokağı'ndaki ahşap oyuncak atölyesini önerir. Kurşunlu Külliyesi'nin tabhane bölümündeki Eskişehir El Sanatları Çarşısı'nda ney yapımı, ebru, tezhip, hat ve gümüş işlemeciliği örnekleri görülebilir. Odunpazarı Belediyesi'nin rehberine göre Kırk Ambar Çarşısı'nın atölyeleri kadın girişimciler tarafından işletilir ve çarşıda küçük hediyelik eşya dükkanları da bulunur. Arasta El Sanatları Çarşısı ise cam, çini ve seramik eserlerin sergilendiği iki katlı bir yapıdır. Kent merkezinden Hamamyolu Caddesi üzerinden yürüyerek ya da EsTram'ın Atatürk Lisesi durağında inip kısa bir yürüyüşle çarşıya ulaşabilirsiniz.
3
Odunpazarı Evleri

Odunpazarı Evleri

~1 sa burada

Bu durak bir bina değil, bir saatlik serbest bir sokak yürüyüşüdür. Odunpazarı kentin güneyindeki tepeler üzerine kurulmuştur ve bir söylenceye göre Eskişehir'e yerleşmek isteyen ilk topluluk, ciğerin en geç bozulduğu yer burası olduğu için bu tepeleri seçmiştir. Yürüyüşe semtin meydanından başlayın ve oradan kıvrılan dar sokaklara dağılın. Kıvrımlı yollar ve çıkmaz sokaklar bu dokunun karakteridir, bu yüzden haritaya fazla bakmadan bir sokağın sonunu merak ederek yürüyün. Vikipedi bu evlerin Safranbolu, Beypazarı ve Göynük'teki evlerle benzer mimari özellik ve motifler taşıdığını yazar, Go Türkiye ise onları 19. yüzyıl sivil mimarisinin en güzel örnekleri arasında sayar. Semtin dokusu güneyde Bademlik denilen bölgeye kadar uzanır. Evlerin sokağa bakan cephelerinin çıkmalı ve konsollu olduğuna, üst katların sokağa doğru taştığına dikkat edin. Bazı evler beyaz duvarlar arasındaki kahverengi çerçeveleriyle, bazıları çivit mavisi ya da kiremit kırmızısı renkleriyle öne çıkar; sokak sokak renklerin nasıl değiştiğini izleyin. Bu evlerde genellikle alt katta mutfak, ahır, çamaşırlık ya da depo bulunur, aile yaşamını üst katlarda sürdürürdü. Kaynaklar evleri iki tipte anlatır: girişi doğrudan sokaktan olan ve bahçesi arkada kalanlar ile bahçesi önde olup evin bahçe içinde durduğu yapılar. Yürürken bu iki tipi ayırt etmeye çalışın; bahçe duvarının ardında kalan evler sokağa daha kapalıdır. Evler genellikle bir sofa ve çevresindeki odalardan oluşur, ön cephede iki yana pencere açan köşe odası evin en büyük ve en önemli odasıdır. Cumbaların köşeleri bu odaları gösterir, yukarı bakarak onları sayabilirsiniz. Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde andığı sokaklardan beşinin bugün de aynı adları taşıdığını bilerek sokak tabelalarını okuyun. Evliya Çelebi kentin 17 mahalleden oluştuğunu ve evlerinin bağlı bahçeli olduğunu yazmıştır. Semtin en yoğun dokusunu taşıyan 30 sokakta 300 evin ve 15 çeşmenin onarımı, Odunpazarı Evleri'ni Yaşatma Projesi kapsamında yapıldı; yol üstündeki çeşmelere de bakın. Şeyh Şehabeddin Caddesi açılırken bazı evlerin yıkıldığı ve semtin bundan sonra sit alanı olarak koruma altına alındığı da TDV İslam Ansiklopedisi'nde anlatılır. 1717'de lületaşı ustası Hafız Ahmet Efendi tarafından yaptırılan konak da bu sokaklardadır ve ustanın lületaşından yaptığı asanın bir örneği bugün Anıtkabir Müzesi'nde sergilenir. Vaktiniz varsa Anadolu Üniversitesi'nin, 1900'lerin başında yapıldığı tahmin edilen iki katlı bir Odunpazarı evini restore ederek açtığı Karikatür Müzesi'ne de uğrayabilirsiniz. Fotoğraf için sabah ışığı beyaz duvarlarla ahşap çerçeveler arasındaki farkı en iyi gösterir. Yollar yer yer diktir ve zemin düz değildir, bu yüzden yürürken dikkatli olun. Bu sokaklar bir müze değil bir semttir; evlerin kapı ve pencerelerinin önünde mahremiyete özen gösterin. Kalabalık saatlerde ana sokaklar dolar, sessiz bir köşe arıyorsanız ara sokaklara sapın. Yürüyüşü yeniden meydanda bitirin; buradan OMM'nin ahşap binası birkaç adım ötede görünür.

Kaynak: Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Odunpazarı Evleri; Vikipedi, Odunpazarı Evleri; TDV İslam Ansiklopedisi, Eskişehir; Odunpazarı Belediyesi, Gezi Rehberi.

Odunpazarı, Eskişehir'in ilk yerleşim çekirdeğidir ve kentin güneyindeki tepelerin yamacına kurulmuştur. Semtin adı, çevre köylerden odun getirip satan pazarcıların burada kurduğu pazardan gelir. Kent Ortaçağ'a kadar Dorylaion adıyla anılmış, Türkler bölgeye yerleştiğinde antik kentin kalıntılarına bakarak buraya "eski şehir" demişlerdir. Odunpazarı Belediyesi'nin aktardığı bir halk anlatısına göre ilk yerleşimciler yurt seçmek için Porsuk kıyısına ve bugünkü Odunpazarı tepesine birer koyun ciğeri asmışlardır. Tepedeki ciğer daha geç bozulunca ilk yerleşimin buraya kurulduğu anlatılır. Bugün gördüğünüz evler Osmanlı döneminin sivil mimarisini taşır ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın tanıtım platformu onları 19. yüzyıl sivil mimarisinin en güzel örnekleri arasında sayar. Kıvrımlı yollar, çıkmaz sokaklar ve bitişik düzende dizilmiş cumbalı, ahşap süslemeli evler semtin dokusunu bir bütün olarak korur. Sokağa bakan cepheler çıkmalı ve konsolludur, yani üst katlar alt katın üzerinden sokağa doğru taşar. Evlerin bir kısmı bembeyaz duvarları ve kahverengi pencere çerçeveleriyle, bir kısmı çivit mavisi ya da kiremit kırmızısı boyalarıyla dikkat çeker. Konutlar genellikle iki tipte yapılmıştır; ilkinde giriş doğrudan sokaktan verilir ve bahçe arkada kalır, ikincisinde ev bahçenin içinde durur ve bahçe öndedir. Bir, iki ya da üç katlı yapılan evlerde odalar ortadaki bir sofanın çevresine dizilir. Alt katta genellikle mutfak, ahır, çamaşırlık ya da depo bulunur ve aile yaşamını üst katlarda sürdürür. Ön cephede iki yöne pencere açan köşe odası evin en büyük ve en önemli odasıdır. Türkçe Vikipedi bu evlerde Safranbolu, Beypazarı ve Göynük'teki konutlarla ortak mimari özellikler ve motifler bulunduğunu belirtir. Semt 20. yüzyılda oturma alanı olarak önemini yitirdi. TDV İslam Ansiklopedisi, Odunpazarı'nı kent merkezine bağlayan Şeyh Şehabeddin Caddesi açılırken tarihi ve mimari değeri olan bazı evlerin ortadan kalktığını yazar. Evlerin değeri yeniden gündeme gelince semt tarihi sit kapsamına alındı ve bugün "Tarihi ve Kentsel Sit" olarak korunuyor. Odunpazarı Belediyesi'nin Odunpazarı Evleri'ni Yaşatma Projesi kapsamında 30 sokakta 300 ev, 3 cami, 1 külliye, 2 kervansaray, 15 çeşme ve 1 han restore edildi ya da aslına uygun olarak yeniden yapıldı. Odunpazarı Modern Müze'nin tanıtımına göre semt UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alıyor. Evliya Çelebi Seyahatname'de şehrin bağlı ve bahçeli evlerini övgüyle anar ve onun andığı sokaklardan beşi bugün de aynı adı taşır. Gezinin doğal başlangıcı, evlerin en yoğun olduğu sokaklar ile Kurşunlu Külliyesi arasındaki bölgedir. İl kültür müdürlüğü, 16. yüzyıldan kalan külliye ile çevresindeki evlerin birbirini tamamladığını vurgular. Konakların birçoğu restorasyondan sonra müze, kitaplık ya da dernek binası olarak yeni işlevler kazanmıştır. Odunpazarı Belediyesi'nin gezi rehberine göre Hafız Ahmet Efendi Konağı 1717'de, Kaymakam Konağı 1733'te, Yağcızade Konağı ise 1754'te yapılmıştır. Lületaşı ustası Hafız Ahmet Efendi'nin işlediği "Gül Asa" adlı eserin bir örneği bugün Anıtkabir Müzesi'nde sergilenir. Yağcızade Konağı'nın üstünde cihannüma denen bir seyir köşkü vardır ve yapı bugün Ataol Behramoğlu Kitaplığı ve Müzesi olarak kullanılır. Atatürk Lisesi binası da Odunpazarı kentsel sitinin koruma planı içinde anıtsal yapı olarak tescillidir. Semt, bakır işlemeciliği, kalaycılık, antikacılık ve ahşap oymacılığı gibi el sanatlarının da uğrak noktasıdır. Eskişehir'in simgesi olan lületaşını hem müzede hem de han ve çarşılardaki atölyelerde görebilirsiniz. Sokaklar arnavut kaldırımlı ve yer yer eğimli olduğu için rahat ayakkabı giymek iyi olur. Evlerin çoğu konut ya da kurum binasıdır; yalnızca müze ve galeri olarak açık olanların içine girilebilir. Renkli cepheleri fotoğraflamak için sabahın erken saatleri ile ikindi ışığı en elverişli zamanlardır. Semte kent merkezinden Hamamyolu Caddesi üzerinden yürüyerek çıkabilirsiniz. Tramvayla gelecekler için Odunpazarı Modern Müze'nin ulaşım sayfası EsTram'ın Atatürk Lisesi durağını gösterir ve oradan sokaklara kısa bir yürüyüşle varılır. Semtteki müzelerin açık olduğu gün ve saatleri ziyaretten önce kendi resmi sayfalarından kontrol edin.
4
Odunpazarı Modern Müze

Odunpazarı Modern Müze

~1 sa 30 dk burada
Şarkiye Mah., Atatürk Bulvarı No: 37, Odunpazarı / Eskişehir

OMM'ye girmeden önce binayı dışarıdan, meydan tarafından birkaç dakika izleyin. Bina, Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates tarafından tasarlandı ve Eskişehirli mimar ve koleksiyoner Erol Tabanca tarafından hayata geçirildi. Kaynaklara göre Kuma ve ekibi Eskişehir'e gelip kentin dokusunu inceledi ve semtin odun ticaretinin merkezi olduğunu öğrenince tasarımı bu fikir üzerine kurdu. Cephedeki ahşap kirişlerin semtin odun ticaretine nasıl gönderme yaptığına, kütlelerin tek bir çizgiyi izlemeden kümelendiğine dikkat edin. Ofis, mümkün olduğunca az beton kullanması ve ahşap, taş, kağıt gibi doğal malzemelere ağırlık vermesiyle bilinir; Tokyo'da 2020 Yaz Olimpiyatları için tasarlanan stadyum da onun imzasını taşır. Müzenin anlatımına göre ofis felsefesini doğa ile mimariyi, bina ile bulunduğu yer arasında güçlü bir bağ kuracak biçimde harmanlamak olarak tanımlar. Müze, mimarisinde dört ana unsuru öne çıkarır: geometri, ışık, kümelenme ve ahşap. Tasarımda Odunpazarı sivil mimarisinden, Osmanlı kubbe mimarisinden ve geleneksel Japon mimarisinden esintiler bir araya gelir. Binada kullanılan çam ağaçları, kaynaklara göre Rusya'daki sürdürülebilir ve endüstriyel ormanlarda ömrünü doldurmuş ağaçlardan seçildi. Müze 7 Eylül 2019'da kapılarını açtı ve çevredeki diğer kent müzeleriyle birlikte bir müze meydanı oluşturdu. İçeride üç katlı binanın yaklaşık 4.500 metrekarelik alanında sergileme alanları, etkinlik mekanları ve atölyeler yer alır. Sergileri gezerken yalnız eserlere değil, ahşap yapının mekana süzdüğü ışığa da bakın; müze ışığı mimarisinin ilham kaynaklarından biri olarak tanımlar. Müzede Türkiye'den ve dünyadan modern ve çağdaş sanat eserleri sergilenir, koleksiyondan eserlerin yanında farklı disiplinlerden sanatçıların süreli sergileri de yer alır. Müze kendini Türkiye'den ve dünyadan sanatçıların eserlerinin evrensel bir bakışla sergilendiği bir buluşma noktası olarak tanımlar. Japon bambu ustası Tanabe Chikuunsai IV'ün müze için tasarladığı yerleştirme de kaynaklarda anılır; sergi düzeni değiştiği için gittiğiniz gün nerede olduğunu görevlilere sorun. Süreli sergiler sık değiştiği için gitmeden önce müzenin programını resmi sitesinden kontrol edin. Müze belirli gün ve saatlerde rehberli sergi turları da düzenler; bir tura denk getirebilirseniz eserlerin hikayesini daha derinden dinlersiniz. Çocuklar, gençler ve yetişkinler için atölyeler, seminerler ve sanatçı buluşmaları da müzenin eğitim programının parçasıdır. Müzede fotoğraf çekilebilir, ancak müze kurallarını girişte okuyup uygun alanlarda çekim yapın. Sergi katları arasında acele etmeden dolaşın; doksan dakika, hem binanın kendisine hem de sergilere zaman ayırmanız için ayrılmıştır. Müzenin gün ve saatlerini, giriş koşullarını ve bilet bilgisini ziyaretten önce resmi sitesinden öğrenin. Akşam bir yürüyüş daha yapma imkanınız olursa binayı gece de görün, aydınlatılmış ahşap cephe gündüzden farklı bir görünüm kazanır. Çıkışta Atatürk Bulvarı'na bakan taraftan birkaç adım yürüyerek rotanın son durağı Çağdaş Cam Sanatları Müzesi'ne geçin.

Kaynak: OMM, OMM Binası ve Ziyaret Bilgisi; Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, OMM; Vikipedi, Odunpazarı Modern Müze.

Odunpazarı Modern Müze, kısa adıyla OMM, Türkiye'den ve dünyadan modern ve çağdaş sanat eserlerinin sergilendiği bir müzedir. Tarihi Odunpazarı evlerinin arasında, Atatürk Bulvarı üzerinde yer alır. Müze 7 Eylül 2019'da ziyaretçilere açıldı. Kendisi de Eskişehirli olan mimar ve koleksiyoner Erol Tabanca'nın girişimiyle hayata geçirildi. Müzenin çatı kuruluşu, 2019'da kurulan Odunpazarı Modern Sanat Vakfı'dır. Vakıf, kültür ve sanatı toplumla buluşturmayı, sanat eğitimini geliştirmeyi ve kültür değerlerini gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlar. Binayı Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates tasarladı. Ofis, olabildiğince az beton kullanması ve ahşap, taş, kağıt gibi doğal malzemelere ağırlık vermesiyle tanınır. Kuma ve ekibi tasarımdan önce Eskişehir'e gelip şehrin dokusunu inceledi. Odunpazarı'nın bir zamanlar odun ticaretinin merkezi olduğunu öğrenen mimar, ahşabı binanın ana malzemesi yaptı. Müzenin kendi tanımına göre mimaride Odunpazarı sivil mimarisinden, Osmanlı kubbe mimarisinden ve geleneksel Japon mimarisinden esintiler vardır. Tasarımda dört unsur öne çıkar ve bunlar geometri, ışık, kümelenme ve ahşaptır. Basit geometrik çizgiler bir araya gelerek karmaşık bir görüntü oluşturur ve içeriye süzülen ışık sergi salonlarının havasını belirler. Kütleler tek bir çizgiyi izlemez; yatay ahşap lamellerle kaplı kutular birbirinin üzerine kayarak kümelenmiş bir siluet kurar. Türkçe Vikipedi'ye göre binada kullanılan çam, Rusya'daki sürdürülebilir endüstriyel ormanlarda ömrünü doldurmuş ağaçlardan seçildi. Üç katlı yapı yaklaşık 4.500 metrekarelik bir alana yayılır. İçinde sergi alanları, atölyeler, etkinlik mekanları, bir kafe ve müze dükkanı bulunur. Müze, sahip olduğu koleksiyonu korumayı, sergilemeyi ve genişletmeyi misyonu olarak tanımlar. Koleksiyondan seçilen eserler, uluslararası çağdaş sanatçıların süreli sergileriyle birlikte gösterilir. Ana salonda Japon bambu sanatçısı Tanabe Chikuunsai IV'ün müze için özel olarak tasarladığı yerleştirme yer alır. Süreli sergiler belli aralıklarla değiştiği için o gün hangi sergiyi göreceğinizi müzenin program sayfasından öğrenebilirsiniz. Çocuk, genç ve yetişkinlere yönelik atölyeler, seminerler ve sanatçı buluşmaları da eğitim programının parçasıdır. Okul grupları için yaş gruplarına göre hazırlanmış sergi rotaları vardır. Güncel sergi için pazartesi dışındaki günlerde rezervasyonla katılınan rehberli turlar düzenlenir. Kişisel kullanım için flaşsız fotoğraf çekilebilir, ancak tripod ve selfie çubuğu kullanılamaz. Sırt çantası, valiz, büyük poşet ve şemsiye sergi alanlarına alınmaz ve vestiyere bırakılır. Sergi salonlarına yiyecek ve içecekle girilmez. Müzenin ziyarete açık bütün alanları tekerlekli sandalye kullanımına uygundur. Tekerlekli sandalye kullanıcıları kafe bölümündeki girişten bütün katlara asansörle çıkabilir. Görme engelli ziyaretçiler için müzede sesli yönlendirme sağlayan bir mobil uygulama bölümü hazırlanmıştır. On iki yaşından küçük çocuklar müzeyi bir yetişkinle birlikte gezebilir. Bilet ücreti, açılış saatleri, öğrenci indirimleri ve ücretsiz ziyaret günleri için müzenin resmi sitesine bakın. Müzenin kendi ifadesiyle bina gündüz olduğu kadar gece de semte hayat verir ve akşam aydınlatmasıyla ahşap lameller içeriden ışıldar. OMM, çevresindeki kent müzeleriyle birlikte küçük bir müze meydanı oluşturur. Tramvayla gelecekler EsTram'ın Atatürk Lisesi durağında, otobüsle gelecekler Odunpazarı durağında inip kısa bir yürüyüşle müzeye varabilir. Müzenin ulaşım sayfasına göre Hamamyolu Caddesi'nden yürüyerek yaklaşık on üç dakikada gelinir. Hemen yanındaki Çağdaş Cam Sanatları Müzesi'ni aynı gezide görmek kolaydır.
5
Çağdaş Cam Sanatları Müzesi

Çağdaş Cam Sanatları Müzesi

~45 dk burada
Şarkiye Mah., Arpacılar Türkmen Hoca Sk. No: 28, Odunpazarı / Eskişehir

Rotanın son durağı, OMM'nin hemen yakınında, Odunpazarı evleri görünümündeki yapıların arasında duran Çağdaş Cam Sanatları Müzesi'dir. Müze 1 Aralık 2007'de açıldı ve Türkiye'nin ilk çağdaş cam sanatları müzesi olarak anılır. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Anadolu Üniversitesi ve Cam Dostları Grubu'nun işbirliğiyle kurulmuştur. Vikipedi, müzenin Odunpazarı Evleri Kent Müzesi kompleksinde yer aldığını ve binasının restore edilmiş üç Odunpazarı evinin birleştirilmesiyle oluştuğunu yazar. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, müzenin kentin sosyal, kültürel ve sanatsal gelişimi için duyulan bir ihtiyacı karşılamak üzere kurulduğunu belirtir. Odunpazarı Belediyesi'nin gezi rehberi de bu müzeyle Eskişehir'in cam müzesi olan dünyanın nadir kentleri arasına girdiğini yazar. Rehber, müzenin cam işçiliğinin doğduğu topraklar olarak andığı Anadolu'da açılmasına ayrıca önem verir. Müze üç salondan oluşur; kaynaklara göre bunların ikisi kalıcı koleksiyona, biri süreli sergilere ayrılmıştır. Salonları gezerken eserlerin yapıldığı tekniklere dikkat edin; koleksiyon sıcak cam üflemeden soğuk şekillendirmeye kadar farklı tekniklerle yapılmış işleri kapsar. Bir üfleme eserinin akışkan biçimini, kesilip yapıştırılarak kurulmuş bir soğuk cam işiyle yan yana karşılaştırmak, iki tekniğin farkını kolayca gösterir. Eserlerin yerli ve yabancı sanatçılar tarafından müzeye hediye edildiğini bilerek etiketleri okuyun. Japon, Polonyalı, Letonyalı ve Alman sanatçıların bağışladığı eserler de koleksiyonda yer alır. Kültür Portalı müzede 58 yerli ve 10 yabancı sanatçının eserlerinin teşhir edildiğini yazar, Vikipedi ise 42 sanatçı ve 125 eserden söz eder. Sanatçı ve eser sayısı kaynaklarda farklı verilir, bu yüzden koleksiyonun güncel kapsamını müzenin kendisinden öğrenmek en doğrusudur. Camın ışıkla ilişkisini görmek için eserlere farklı açılardan bakın ve gölgelerinin duvara nasıl düştüğünü izleyin. Birleşmiş Milletler 2022'yi Uluslararası Cam Yılı ilan ettiğinde müze, Sınırları Olmayan Müze platformunun 39 ülkeyle yürüttüğü bir işbirliğine katıldı. Bu proje sayesinde müzenin seçilmiş bazı eserleri çevrim içi olarak da izlenebiliyor, yani gördüklerinizi döndükten sonra yeniden inceleyebilirsiniz. Müzede fotoğraf çekilebilir; cam yansıma yaptığı için flaşsız ve eğik bir açıdan çekmek daha iyi sonuç verir. Müze pazartesi kapalıdır, giriş koşullarını ve saatleri resmi sayfasından kontrol edin. Odunpazarı Belediyesi'nin semtte, Dede Mahallesi İmamzade Sokak'ta açtığı ayrı bir Cam Sanatları Müzesi daha bulunduğunu, ikisini karıştırmamak gerektiğini aklınızda tutun. Sabah Kurşunlu Külliyesi'nin kervansarayında gördüğünüz Sıcak Cam Üfleme Atölyesi ve orada düzenlenen Uluslararası Odunpazarı Cam Festivali, bu müzedeki sanatın semtte nasıl yaşadığını gösterir. Böylece rota taşla başlayıp camla biterken Odunpazarı'nın zanaatten sanata uzanan çizgisini tamamlamış olursunuz. Müzeden çıkınca Atatürk Bulvarı'na inip Atatürk Lisesi durağından tramvaya binebilir ya da Porsuk kıyısına doğru yürüyebilirsiniz.

Kaynak: Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Çağdaş Cam Sanatları Müzesi; Kültür Portalı, Çağdaş Cam Sanatları Müzesi; Vikipedi, Çağdaş Cam Sanatları Müzesi.

Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, 1 Aralık 2007'de hizmete açılan ve Türkiye'nin ilk çağdaş cam sanatları müzesi olarak tanıtılan bir müzedir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Anadolu Üniversitesi ve Cam Dostları Grubu'nun işbirliğiyle kuruldu. Odunpazarı evlerinin arasında, Odunpazarı Modern Müze'nin hemen yanında yer alır. Yapı, Büyükşehir Belediyesi'nin bir kültür merkezi projesi kapsamında Odunpazarı Meydanı'na bakan bölümde kurulan konak görünümlü evlerdedir. Türkçe Vikipedi bu evlerin aslına uygun mimariyle ama betonarme karkas olarak yapıldığını yazar. İngilizce Vikipedi ise müzenin üç tarihi evin yenilenmesiyle oluşturulduğunu söyler, yani kaynaklar yapının niteliğinde ayrışır. Aynı yapı grubunda 2012'de açılan Kent Belleği Müzesi de bulunur ve il kültür müdürlüğü buraya Kent Müzeleri Kompleksi adını verir. İki müzenin tabelaları pembe boyalı konak cephesinde yan yana durur. Kent Belleği Müzesi, dokuz temadan oluşan bir sözlü tarih arşivini iki büyük salonda dokunmatik ekranlarla sunar. Cam eserlerden sonra kentin yakın geçmişini Eskişehirlilerin kendi anlatımından dinlemek için oraya da uğrayabilirsiniz. Müzede yerli ve yabancı sanatçıların sıcak cam üflemeden soğuk şekillendirmeye kadar farklı tekniklerle yaptığı eserler sergilenir. Kültür Portalı'na göre koleksiyonda 58 yerli ve 10 yabancı sanatçının eserleri vardır. Odunpazarı Belediyesi'nin gezi rehberi, eserlerin sanatçıların kendi atölyelerinde üretip bağışladığı parçalar olduğunu belirtir. İngilizce Vikipedi, Japon, Polonyalı, Letonyalı ve Alman sanatçıların bağışladığı eserlerin de sergilendiğini yazar. İl kültür müdürlüğüne göre eserler üç salonda gösterilir. Vikipedi'ye göre salonlar iki kat boyunca bir orta avlunun çevresine dizilir. Aynı kaynak müzede ayrıca bir cam atölyesi ve bir tiyatro salonu bulunduğunu kaydeder. Gezi rehberi, müzenin cam işçiliğinin doğduğu Anadolu'da açılmasının ayrı bir önem taşıdığını vurgular. Aynı rehbere göre bu müzeyle Eskişehir, cam müzesi bulunan dünyanın nadir kentleri arasına girmiştir. Birleşmiş Milletler 2022'yi Uluslararası Cam Yılı ilan edince müze, Sınırları Olmayan Müze platformunun düzenlediği bir işbirliğine katıldı. Türkiye'nin de aralarında olduğu 39 ülkeyi kapsayan bu projede müzenin seçilmiş bazı eserleri çevrimiçi olarak izlenebilir. Cam eserler ışıkla değiştiği için salonlarda acele etmeden, mümkünse eserin çevresinde dolaşarak bakın. Aynı parça, ışığın geldiği yöne göre farklı renk ve derinlik gösterebilir. Üfleme ile yapılmış ince cidarlı kaplar ile soğuk şekillendirilmiş, kesilip parlatılmış bloklar arasındaki farkı yan yana görmek müzenin en öğretici yanıdır. İl kültür müdürlüğünün sayfası müzede fotoğraf çekilebildiğini açıkça belirtir. Aynı sayfa müzeyi pazartesi kapalı ve girişi ücretli olarak gösterir; ücret ve saatleri gitmeden önce kontrol edin. Odunpazarı'nda camla ilgili başka adresler de vardır ve bunları karıştırmamak gerekir. Kurşunlu Külliyesi'nin kervansarayında sıcak cam üfleme atölyesi ve cam sanatları merkezi bulunur ve burası Uluslararası Odunpazarı Cam Festivali'ne ev sahipliği yapar. Odunpazarı Belediyesi'nin Dede Mahallesi İmamzade Sokak'ta açtığı ayrı bir Cam Sanatları Müzesi ise festival kapsamında üretilen eserleri gösterir. Burası ise Büyükşehir Belediyesi'nin müzesidir ve Türkmen Hoca Sokak'tadır. Camın nasıl üflendiğini canlı görmek isteyenler bu müzeden sonra külliyedeki atölyeye yürüyebilir. Müzeye ulaşmak için Odunpazarı Modern Müze'nin ulaşım sayfasında gösterilen EsTram Atatürk Lisesi durağını kullanabilirsiniz. Kent merkezinden Hamamyolu Caddesi üzerinden yürüyerek de gelinebilir. Bakanlığın tanıtım platformu, Odunpazarı Modern Müze'yi gezdikten hemen sonra bu müzeye uğramayı önerir.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirOdunpazarı, Eskişehir
TürKültürel
Durak5
Tarih15 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat