Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Kara Kayadan Kocatepe'ye, Afyonkarahisar'ın Bir Günü
Kültürel4 Durak

Kara Kayadan Kocatepe'ye, Afyonkarahisar'ın Bir Günü

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Afyonkarahisar adını kentin ortasında yükselen koyu renkli volkanik kayadan alır. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre Karahisar adı bu kayalığın renginden ve üstündeki hisardan gelir; Sahib eki, Moğol istilası sırasında buraya sığınan Selçuklu veziri Sahip Ata Fahreddin Ali'nin adını taşır, Afyon adı ise bölgede eskiden beri geniş ölçüde yapılan haşhaş ekimine dayanır. Osmanlı döneminde Karahisarısahib sancağının merkezi olan kent, 27 Ağustos 1922'de işgalden kurtarıldı ve bu tarih bugün de kentin kurtuluş günü olarak kutlanır. Bu rota kentin uzun hikayesini bir günde, dört durakta ve kronolojik bir çizgide okumanızı sağlıyor.

İlk durak, 2023'te kentin batısında, İzmir karayolu üzerinde açılan yeni Afyonkarahisar Müzesi'dir. Beş katlı teşhir Kalkolitik çağdan Erken Cumhuriyet'e uzanır ve beşinci katı Kurtuluş Savaşı'na ayrılmıştır; yani günün sonunda Kocatepe'de duracağınız tarihe de ilk kez burada değersiniz. Ardından kent merkezine dönüp Hititlerin Hapanuva dediği, 226 metre yüksekliğindeki kaya kütlesinin üstündeki kaleye tırmanırsınız. Tepeden, kalenin eteğinden ovaya doğru yüzyıllar içinde nasıl yayıldığını gördüğünüz kenti seyredersiniz.

Kaleden inip birkaç sokak ötedeki Zafer Müzesi'ne yürürsünüz. 1913-1914'te belediye binası olarak yapılan bu iki katlı taş yapı, 27 Ağustos 1922'de kentin kurtuluşunun ardından Batı Cephesi karargahı oldu ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi burada planlandı. Müzenin karşısındaki Anıtpark'ta 1936'da açılan Zafer Anıtı durur. Günün son durağı, kentin güneybatısında, 1874 metre yükseklikteki Kocatepe'dir. Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922 sabahı buradan başlatıldı; bugün tepede 1953 tarihli taş anıt, 1993'te açılan bronz Atatürk Anıtı ve hala yerinde duran siper görülür.

Sıralama bilinçli. Sabahı kapalı mekanda geçirip ışığın yumuşadığı öğleden sonra kaleye çıkmak, Kocatepe'yi de günün sonuna bırakıp ovayı alçalan güneşle görmek için rota böyle kuruldu. Kale ile Zafer Müzesi arasını yürüyebilirsiniz, ama müzeye gidip gelmek ve Kocatepe'ye çıkmak için araç gerekir. Kalenin merdivenleri uzun ve diktir; rahat ayakkabı giyin, yanınıza su alın. Kocatepe yolu kar nedeniyle kışın kapalıdır, bu yüzden rota ilkbahar sonundan sonbahara kadar en rahat gezilir. Müzenin pazartesi kapalı olduğunu, güncel ziyaret koşullarını ise her kurumun resmi sayfasından kontrol etmeyi unutmayın. Zafer Haftası'nda, 26-30 Ağustos arasında, kent ve Kocatepe kalabalıklaşır; törenleri görmek isteyen için bu bir fırsat, sakin bir gezi arayan için ise başka bir hafta daha uygundur.

Süre: tam gün. En iyi zaman: Mayıs ile ekim arasında salı ile cumartesi arasındaki bir gün en iyisidir; Afyonkarahisar Müzesi pazartesi kapalıdır, Kocatepe yolu ise kar nedeniyle kışın kapanır.. Ulaşım: Müzeye ve kale çevresine kent içi belediye otobüsleri ya da taksiyle ulaşılır, güncel hatları Afyonkarahisar Belediyesi'nden kontrol edin; kale ile Zafer Müzesi arası yürünür. Kocatepe kent merkezine yaklaşık 22 kilometre uzaklıktadır ve oraya özel araçla gidilir; toplu ulaşım yalnızca Zafer Haftası'nda düzenlenir.

Kaynaklar

Afyonkarahisar Merkez, Afyonkarahisar
Kültürel
4 Durak
Mekanlarda ~5 sa 15 dk
Yol ~19,6 km · 42 dk
Toplam ~5 sa 57 dk
19 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Afyonkarahisar Müzesi

Afyonkarahisar Müzesi

~1 sa 45 dk burada
Dörtyol Mah. Turgut Özal Bulvarı No:28 Merkez/Afyonkarahisar

Güne kentin batısında, İzmir karayolu üzerindeki yeni müze binasında başlayın. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü müzenin adresini Dörtyol Mahallesi, Turgut Özal Bulvarı olarak verir; kent merkezinden buraya araçla ya da belediye otobüsüyle gelinir. Müze pazartesi kapalıdır, diğer günlerin saatlerini gitmeden resmi sayfadan kontrol edin. Bu kurumun hikayesi binasından eskidir, girişte bunu aklınızda tutun. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Asar-ı Atika Muhipleri Cemiyeti'nin topladığı eserler 1931'de resmi müze deposu, 1933'te müze müdürlüğü oldu. Koleksiyon 1970'e kadar Taş Medrese'de, 1971'den sonra ikinci bir binada sergilendi ve 2023'te bugünkü binaya taşındı. Kapalı teşhir beş kat boyunca kronolojik ilerler, bu yüzden gezmeye alttan başlayıp yukarı çıkmak en doğrusudur. İlk katlarda Kalkolitik ve Tunç çağlarının pişmiş toprak kaplarına bakın. Kültür Portalı'nın öne çıkardığı eserlerden biri, Erken Tunç Çağı'na ait, figürin başı biçiminde süslenmiş kırmızı astarlı bir testidir ve nadir törensel kaplardan sayılır. Sandıklı'daki Kusura Höyük'te İngiliz arkeolog Winifred Lamb'in 1935-1937 kazısında bulunan Eski Tunç ve Hitit buluntuları da bu koleksiyona gelmiştir. Sonraki katlarda Hitit, Frig, Lidya ve Pers dönemlerini izleyin; günün geri kalanında göreceğiniz kale kayasının ilk sahiplerini burada tanırsınız. Müzenin en çok merak edilen bölümü Dinar'daki Tatarlı Tümülüsü'nden gelen ahşap mezar odasıdır. Kök boyalı figürlerle bezenmiş kirişlerin bir kısmı 1969'daki kaçak kazıdan sonra yurt dışına kaçırılmış, 2004'te Türkiye'ye getirilip restore edilmiştir. Frig ve Pers kültürlerinin izlerini birlikte taşıyan oda 2023'te birleştirilerek yeni binada özel bir bölümde sergilenmeye başladı. Roma katında Çavdarlı Köyü'ndeki Kovalık Mevkii'nde 1964'te yol yapımı sırasında bulunan heykel grubunu arayın. Grup 71 envanterlik eserden oluşur, MS 2. yüzyılın sonlarına tarihlenir ve Kültür Portalı onu sayısal bakımdan dünyada tek örnek olarak tanıtır. Dinar'da hastane temel kazısında bulunan, İscehisar'daki antik Docimeium ocaklarının beyaz mermerinden yontulmuş girlantlı lahdin çevresinde de dolaşın. Uzun yüzlerden birinde Akhilleus ile Amazon kraliçesi Penthesileia'nın mücadelesi, ötekinde Perseus ile Andromeda'nın buluşması işlenmiştir. Bu lahit, ilin bugün de süren mermer işçiliğinin ne kadar eskiye dayandığını gösterir. Sikke vitrinlerinde ön yüzünde Zeus başı, arka yüzünde haşhaş ve buğday betimlenmiş bir parçaya rastlarsanız durun, kentin adının hikayesi o küçük metalde de yazılıdır. Bizans, Selçuklu ve Osmanlı salonlarını geçip beşinci kata çıkın; Kurtuluş Savaşı'na ayrılan bu kat günün son iki durağına hazırlık gibidir. Canlandırmalar, gerçekçi mankenler ve çoklu ortam düzenlemeleri teşhiri zenginleştirir, aceleyle geçmeyin. Çıkmadan önce bahçeye uğrayın; Roma ve Bizans mezar stelleri, lahitler, küpler ve Osmanlı mezar taşları açık havada sergilenir. Buradan kent merkezine, kale kayasının dibine dönün; kale ile müze arası yürüme mesafesinde değildir.

Kaynak: Kültür Portalı, Afyonkarahisar Müzesi.

Afyonkarahisar Müzesi, ilin arkeolojik geçmişini tek bir binada toplayan ve bütün antik yerlere giriş kapısı sayılabilecek bir müzedir. Kurumun kökleri Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanır. Kültür Portalı'na göre Asar-ı Atika Muhipleri Cemiyeti'nin çabalarıyla eski eserler Taş Medrese'de toplanmaya başlanmış, burası 1931'de resmi müze deposu, 1933'te müze müdürlüğü olmuştur. Türkçe Vikipedi ilk çalışmaları öğretmen ve araştırmacı Süleyman Gönçer'in başlattığını yazar. Aynı kaynağa göre müze açıldığında Bursa ve Konya'dan sonra bölgenin tek müzesiydi. Müze 1933'ten 1970'e kadar Taş Medrese'de arkeoloji ve etnografya eserlerini birlikte sergiledi. 1971'de Konya yolu üzerindeki ikinci binasına taşındı. 2023 yılında ise Afyonkarahisar-İzmir karayolu üzerindeki bugünkü yeni binasında ziyarete açıldı. Yeni bina, cam cepheli ana kütlesi ve yanında yükselen gümüş renkli, koni biçimli kulesiyle uzaktan fark edilir. Kültür Portalı, müzenin kapalı teşhir alanının beş katlı olduğunu belirtir. Katlar kronolojik bir yol izler; Kalkolitik ve Tunç çağlarından Hitit, Frig, Lidya ve Pers dönemlerine, oradan Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Erken Cumhuriyet yıllarına ilerlersiniz. Pişmiş toprak kaplar, taş ve mermer eserler, kemik, cam ve metal objeler, heykeller ve sikkeler bölgede yaşayan insanların gündelik hayatı, üretimi ve ticareti hakkında bilgi verir. Canlandırmalar, gerçekçi mankenler ve çoklu ortam düzenlemeleri teşhiri destekler. Beşinci kat Kurtuluş Savaşı temasına ayrılmıştır. Mermer eserler bu müzede ayrı bir dikkat ister. Afyonkarahisar'ın bugün önemli bir sanayi kolu olan mermer, antik çağda da bölgenin ünüydü. Müzedeki lahitler, mezar taşları ve mimari parçalar bu geleneğin ne kadar eskiye gittiğini gösterir. Kültür Portalı'nın öne çıkardığı eserlerden biri, Dinar'da hastane temel kazısında bulunan ve MS 2. yüzyılın son çeyreğine tarihlenen girlantlı lahittir. İnce taneli beyaz Dokimeion mermerinden, yani bugünkü İscehisar mermerinden yapılmıştır. Lahdin bir yüzünde Akhilleus ile Amazon kraliçesi Penthesileia'nın mücadelesi, öbür yüzünde Perseus ile Andromeda'nın buluşması işlenmiştir. Çavdarlı-Kovalık heykel grubu müzenin en dikkat çekici bölümlerindendir. Bu eserler 1964'te kentin doğusundaki Çavdarlı köyü yakınında yol yapımı sırasında bulunmuştur. Kültür Portalı'na göre grup, adak heykelleri, steller, sunaklar ve büstlerden oluşan toplam 71 envanterlik eserdir. MS 2. yüzyıl sonlarına tarihlenen heykeller arasında Zeus, Apollon, Artemis, Nike, Asklepios ve Herakles gibi pek çok mitolojik figür bulunur. Kaynak, bu grubu sayıca dünyada tek örnek olarak tanımlar. Müzenin bir diğer önemli eseri Tatarlı Tümülüsü'nün ahşap mezar odasıdır. Türkçe Vikipedi'ye göre Dinar'ın Tatarlı köyü yakınındaki tümülüs 1969'da kaçak kazıyla tahrip edilmiş, müze bir yıl sonra kurtarma kazısı yapmıştır. Kök boyalı figürlerle bezeli kirişlerin bir kısmı yurt dışına kaçırılmış, bu parçalar 2004'te Türkiye'ye geri getirilmiştir. Frig ve Pers izlerini birlikte taşıyan mezar odası 2023'te yeni binada birleştirilerek sergilenmeye başlamıştır. Sandıklı'daki Kusura Höyük'te 1935-1937 arasında İngiliz arkeolog Winifred Lamb'in yaptığı kazının Tunç Çağı buluntuları da koleksiyondadır. Gezmeye en alttan başlayıp katları sırayla çıkmak, eserleri tarihsel akış içinde görmenizi sağlar. Bahçeyi atlamayın; burada Roma ve Bizans dönemine ait mezar stelleri, lahitler, küpler ve heykeller ile Osmanlı mezar taşları açık havada durur. Müzeyi rahatça gezmek için en az bir buçuk iki saat ayırmak yerinde olur. Frig vadisi, Amorium ya da Apameia gibi yerlere gitmeden önce burayı görmek, sahada göreceğiniz kalıntıları anlamayı kolaylaştırır. Müze şehir merkezinin batısında, İzmir yolu üzerindedir; merkezden şehir içi otobüs, taksi ya da araçla ulaşılabilir. İl kültür ve turizm müdürlüğünün sayfası pazartesiyi kapalı gün olarak gösterir. Ziyaret saatleri ve giriş koşulları için güncel bilgiyi gitmeden önce resmi kaynaklardan kontrol edin.
2
Afyonkarahisar Kalesi

Afyonkarahisar Kalesi

~1 sa 30 dk burada

Kaleye kent merkezinden, eski Afyonkarahisar evlerinin arasından yürüyerek ulaşılır; Afyonkarahisar Belediyesi yolun kısa olduğunu ve yön tabelalarıyla işaretlendiğini belirtir. Tırmanışa başlamadan önce kayanın dibinde bir an durun ve yukarı bakın. Bu, Kültür Portalı'na göre 226 metre yüksekliğinde, volkanik kökenli doğal bir kaya kütlesidir ve kentin adı onun koyu renginden gelir. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre kent bu dik yamaçlı tepenin eteğinde, yaklaşık 1010 metre yükseklikte kurulmuştur. Merdivenler restore edilmiştir, ama uzun ve diktir; acele etmeyin, ara düzlüklerde soluklanın. Yaz aylarında tırmanışı öğlenin en sıcak saatlerine bırakmayın ve yanınıza su alın. Yukarı çıkarken bu kayanın kaç farklı adla anıldığını düşünün. Hitit İmparatoru II. Murşil'in Arzava seferi sırasında, MÖ 1350 yıllarında, burası Hapanuva, yani Yüksek Tepe adlı müstahkem bir mevkiydi. Roma ve Bizans döneminde kaya surlarla çevrilip kale görünümüne kavuştu ve Vikipedi'ye göre Akroenos adıyla anıldı. Zirveye vardığınızda düzlüğü yavaşça dolaşın ve sarnıçları arayın. Kaynaklar zirvede dört büyük sarnıç bulunduğunu, ayrıca Frig dönemine ait kültür izlerine rastlandığını yazar. Bu Frig izleri, ertesi gün İhsaniye'deki kaya anıtlarına gitmeyi düşünenler için iyi bir başlangıç noktasıdır. Kalenin surları Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat zamanında, kale dizdarı Mimar Bedrettin Gevhertaş tarafından 1235'te onarılmış; kaleye küçük bir mescit ve yanına bir saray yapılmıştır. Evliya Çelebi'nin anlatımına göre bu Selçuklu mescidinin harabesi kale içinde onun zamanında da duruyordu. 1573'te Osmanlı Sultanı II. Selim'in emriyle Mahmut Bey burçları, sarnıçları ve kuleyi yeniden onardı. Osmanlı döneminde kale hem hazinenin ve halkın mallarının korunduğu yer hem de bir hapishane olarak önemini korudu, Tanzimat'tan sonra bu önemini yitirdi. Şimdi kenara yürüyün ve kenti dört yönden seyredin, çünkü kalenin asıl armağanı bu manzaradır. TDV'ye göre yerleşim 12. yüzyılın ortasına kadar kalenin içindeydi, 13. yüzyılda kalenin dışına ve güneybatı eteklerine taştı. 15. ve 16. yüzyıllarda kalenin güneyinde ve doğusunda yeni mahalleler kuruldu, 17. yüzyılda kent doğuya doğru büyüdü. Aşağıdaki çatıların dağılımına bakarken bu genişlemeyi bir harita gibi okuyabilirsiniz. Batıda sabah gittiğiniz müzenin bulunduğu yöne, güneybatıda ise günün sonunda çıkacağınız Kocatepe'nin bulunduğu ovaya doğru bakın. Fotoğraf için en iyi ışık öğleden sonra geç saatlerde gelir; kara kayanın gölgesi kentin üstüne uzanır. Zirvede rüzgar sert esebilir, bir ceket bulundurun ve kenarlarda dikkatli olun. İnişte aynı merdivenleri kullanın ve eteğe varınca Zafer Müzesi'ne doğru birkaç sokak yürüyün.

Kaynak: Kültür Portalı, Afyonkarahisar Kalesi.

Afyonkarahisar Kalesi, kente adını veren kara kayanın tepesinde oturur ve şehrin hangi köşesinden bakarsanız bakın ufku o belirler. Volkanik bir kaya kütlesi olan tepe, çevresindeki ovadan yaklaşık 226 metre yükselir. Kültür Portalı kaleyi eski Afyonkarahisar evlerinin arasından yükselen doğal bir kaya olarak tanıtır. Kayanın koyu rengi ve üstündeki hisar, Karahisar adının kaynağıdır. Kalenin tarihi Hitit dönemine kadar uzanır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre kaya, MÖ 1350 dolaylarında Hitit kralı II. Murşil'in Arzava seferi sırasında müstahkem mevki olarak kullanılmış ve Hapanuva adını almıştır. Kaynaklar bu adı "yüksek tepe" diye açıklar. Zirvede, MÖ 1200 ile 700 arasında Anadolu'da yaşayan Friglere ait kültür izleri bulunur. Aynı kaynaklar burada kaya oyma kült alanları ve dört büyük sarnıç olduğunu yazar. Roma ve Bizans döneminde kayanın üstüne surlar örülmüş ve tepe bugünkü kale görünümünü kazanmıştır. Bizans çağında burası Akroinon adıyla anılırdı. TDV İslam Ansiklopedisi, Bizans kaynaklarındaki Akroinon Kalesi'nin bu kaya olduğunun sanıldığını belirtir. İngilizce Vikipedi'ye göre 740 yılında kale önlerinde Bizans ordusu ile Emevi kuvvetleri arasında büyük bir meydan savaşı yapılmıştır. Halk anlatılarında adı yaşayan Seyyid Battal Gazi'nin de bu savaşta kale önlerinde öldüğü rivayet edilir. Şehrin 13. yüzyılın başlarında Türklerin eline geçtiği, yakındaki Altıgöz Köprüsü'nün kitabesinden anlaşılır. Selçuklu döneminde kale devletin hazinesinin korunduğu yer olarak önem kazandı. Sultan I. Alaeddin Keykubad zamanında kale dizdarı olan Mimar Bedrettin Gevhertaş, surları 1235 yılında onardı. Aynı dönemde kalenin içine küçük bir mescit ile yanına bir saray yaptırıldı. Türkçe Vikipedi, hazineler burada saklandığı için kaleye Hisar-ı Devlet de dendiğini aktarır. Selçuklu veziri Sahip Ata Fahreddin Ali'nin adı, şehrin Karahisar-ı Sahip olarak anılmasına yol açmıştır. Osmanlı döneminde 1573 yılında II. Selim'in emriyle Mahmut Bey burçları, sarnıçları ve kuleyi yeniden onarttı. Evliya Çelebi, 17. yüzyılda kalede yaklaşık iki yüz muhafız ve siyasi suçluların tutulduğu bir zindan olduğunu yazmıştır. Tanzimat'tan sonra kale askeri önemini yavaş yavaş yitirdi. TDV İslam Ansiklopedisi kentin büyümesini de kaleyle birlikte anlatır. Yerleşim 12. yüzyılın ortalarına kadar kale içindeydi, 13. yüzyılda kayanın güneybatı eteklerine taştı. Sonraki yüzyıllarda kalenin güneyinde ve doğusunda yeni mahalleler kuruldu. Bugün kalenin eteğindeki Kalealtı çevresi, cumbalı ve ahşap kepenkli geleneksel evleriyle bu eski dokunun en iyi korunan kesimlerinden biridir. Kaleye şehir merkezinden yürüyerek ulaşılır; Afyonkarahisar Belediyesi yolun kısa olduğunu ve yön tabelalarıyla işaretlendiğini belirtir. Zirveye kayanın yamacına yapılmış taş basamaklı merdivenlerle çıkılır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, surların onarıldığını ve çıkış merdivenlerinin yenilendiğini kaydeder. Tırmanış dik ve uzundur, bu yüzden rahat ayakkabı ve yanınızda su bulundurmanız iyi olur. Yazın öğle sıcağında kayanın üstünde gölge yoktur; sabah erken ya da akşamüstü çıkmak hem daha serin hem de ışık açısından daha güzeldir. Yukarıda sur kalıntılarının arasından geçerken kayaya oyulmuş sarnıçlara ve eski yapıların temellerine bakın. Zirveden bakınca ovaya yayılan kent, kubbeler ve minareler, uzakta Frig yaylasına uzanan tepeler bir arada görünür. Rüzgar zirvede kuvvetli olabilir, çocuklarla çıkarken korkuluk olmayan kenarlardan uzak durun. Ziyaret koşulları ve olası bakım kapanışları için güncel bilgiyi il kültür ve turizm müdürlüğünden ya da belediyeden öğrenin. İnişten sonra kalenin eteğindeki eski sokaklarda gezinmek, kaleyi şehirle birlikte okumanın en iyi yoludur. Zafer Müzesi ve Anıtpark kısa bir yürüyüşle ulaşılabilecek mesafededir.
3
Zafer Müzesi

Zafer Müzesi

~45 dk burada
Karaman Mah., Milli Birlik Caddesi, Merkez/Afyonkarahisar

Zafer Müzesi kent merkezinde, Anıtpark'ın karşısında, Milli Birlik Caddesi üzerinde, Hükümet Konağı'nın yanındadır. Binaya girmeden önce karşı kaldırımdan cephesine bakın, çünkü yapının kendisi de bir belgedir. Bina 1913-1914 yıllarında Belediye Başkanı Esbabzade Hüseyin Tevfik Efendi tarafından, Hükümet Konağı ile birlikte belediye hizmet binası olarak yaptırılmıştır. Kaynaklar yapımını Ermeni ustaların üstlendiğini yazar. İki katlı, kargir binanın doğuda, batıda ve güneyde üç kapısı vardır. Alt kat pencerelerinin basık, üst kat pencerelerinin sivri kemerli olduğuna dikkat edin. Pencere kenarları ve köşeler çıkıntılı kesme taştandır ve cepheye o sade ama ağırbaşlı görünümü verir. Bu belediye binası, 27 Ağustos 1922'de kentin işgalden kurtulmasının ardından Batı Cephesi karargahı olarak kullanıldı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Harekat Şube Müdürü Tevfik Bıyıklıoğlu burada çalıştı. Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin planları bu odalarda yapıldı. 1935'te yeni belediye binası yapılınca boşaltılan yapı yıllarca farklı amaçlarla kullanıldı ve 1985'te Zafer Müzesi olmak üzere Başkomutan Tarihi Milli Park Müdürlüğü'ne devredildi. İçeride önce fotoğraflara, topografik haritaya ve panolara ayırın vaktinizi. Vitrinlerde savaşta kullanılan silahlar, savunma telleri ve konserve kutuları gibi gündelik malzemeler de durur; cephedeki hayatı en çok bu sıradan nesneler anlatır. Kültür Portalı müzedeki eser sayısını 213 olarak verir. Aralarında Zafer Anıtı'nın açılışı için özel olarak yaptırılmış gümüş bir makas da vardır, onu arayın. Komutanların kaldığı odalar yeniden düzenlenerek 1995'te ziyarete açılmıştır; kapı eşiklerinde durup odaların düzenine bakın. Kaynaklar kat düzeninde ayrışır: Kültür Portalı üst katta sekiz oda, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü dokuz oda sayar, siz de gezerken kendiniz sayabilirsiniz. Müzeden çıkınca karşıdaki Anıtpark'a geçin. Avusturyalı heykeltıraş Krippel'in yaptığı Zafer Anıtı 1936'da açılmıştır ve kübik bir kaidenin üstünde iki insan figürüyle Türk zaferini anlatır. Kaidenin yan yüzlerindeki kabartmalarda Kurtuluş Savaşı planının hazırlanışı ve savaş anı işlenmiştir; anıtın çevresinde yavaşça dönerek her yüzü okuyun. Müze, Başkomutan Tarihi Milli Park Müdürlüğü'ne bağlıdır ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü onu özel müzeler arasında sayar. Buradan aracınıza dönün ve güneybatıya, Kocatepe'ye doğru yola çıkın.

Kaynak: Kültür Portalı, Zafer Müzesi.

Zafer Müzesi, Afyonkarahisar'ın merkezinde Anıtpark'ın karşısında, Milli Birlik Caddesi üzerinde duran iki katlı taş bir binadır. Bina, Büyük Taarruz'un en önemli günlerinde Batı Cephesi karargahı olarak kullanıldığı için Kurtuluş Savaşı tarihinde özel bir yere sahiptir. Bugün o günleri belge, fotoğraf ve eşyalarla anlatan bir müzedir. Yapının hikayesi savaştan önce başlar. Kültür Portalı'na göre bina 1913-1914 yıllarında dönemin belediye başkanı Esbabzade Hüseyin Tevfik Efendi tarafından, hükümet konağıyla birlikte belediye hizmet binası olarak yaptırılmıştır. Yapımı Ermeni ustalar üstlenmiştir. İki katlı ve kagir binanın doğuda, batıda ve güneyde olmak üzere üç kapısı vardır. Cephede alt ve üst kattaki pencere sayıları birbirine eşittir. Alt kat pencereleri basık kemerli, üst kat pencereleri sivri kemerlidir ve pencere kenarları ile köşeler çıkıntılı kesme taştan yapılmıştır. Koyu renkli kesme taş ile beyaz sıvalı yüzeylerin yan yana gelmesi cepheye belirgin bir ritim verir. Zemin katta on oda, bir toplantı salonu ve sahne, üst katta sekiz oda, bir antre ve büyük bir salon bulunur. Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe'den başladı ve Afyonkarahisar ertesi gün, 27 Ağustos'ta işgalden kurtuldu. Kültür Portalı'na göre kentin kurtuluşunun ardından belediye binası Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Harekat Şube Müdürü Tevfik Bıyıklıoğlu tarafından karargah olarak kullanıldı. Türkçe Vikipedi, 30 Ağustos'taki Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin son planlarının burada yapıldığını yazar. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ise binayı muharebenin planlandığı yer olarak tanıtır. Savaştan sonra bina bir süre daha belediyeye hizmet etti. 1935'te yeni belediye binası yapılınca boşaltıldı ve 1985'e kadar farklı amaçlarla kullanıldı. 1985'te Zafer Müzesi yapılmak üzere Başkomutan Tarihi Milli Park Müdürlüğü'ne devredildi. Komutanların kaldığı odalar yeniden düzenlenerek müze 1995'te ziyarete açıldı. İçeride Kurtuluş Savaşı'na ait bilgiler, fotoğraflar, topografik harita ve panolar yer alır. Kültür Portalı müzede toplam 213 eser bulunduğunu belirtir. Sergilenenler arasında silahlar, savunma telleri ve konserve kutuları gibi cephede kullanılmış gündelik malzemeler de vardır. Karşıdaki Zafer Anıtı'nın açılışı için özel olarak yaptırılmış gümüş makas da koleksiyondadır. Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa, Fevzi Paşa ve Tevfik Bıyıklıoğlu'nun kaldığı odalar dönemin eşyalarıyla yeniden kurulmuştur. Müze küçük bir yapıdır ve rahat bir tempoyla bir saatten kısa sürede gezilebilir. Odaları dolaşırken haritalara ve taarruzun günlerine göre düzenlenmiş panolara biraz zaman ayırın; Kocatepe'ye gidecekseniz cephe hattını önce burada görmek sahayı anlamayı kolaylaştırır. Binanın dışını da inceleyin; taş işçiliği ve kemerli pencereleri, kentin 20. yüzyıl başındaki kamu yapılarının iyi bir örneğidir. Müzenin hemen karşısındaki Anıtpark'ta Zafer Anıtı durur. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre 1936'da açılan anıtı Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel yapmıştır. Kübik kaidenin yüzlerindeki kabartmalarda savaş planının hazırlanışı ve savaş anı işlenmiştir. Kale ve eski mahalleler de buradan kısa bir yürüyüş mesafesindedir. Afyonkarahisar her yıl 26-30 Ağustos arasında Zafer Haftası'nı kutlar ve müze bu günlerde daha kalabalık olur. Ziyaret saatleri ve giriş koşulları için güncel bilgiyi gitmeden önce resmi kaynaklardan kontrol edin.
4
Kocatepe ve Başkomutan Tarihi Milli Parkı

Kocatepe ve Başkomutan Tarihi Milli Parkı

~1 sa 15 dk burada
Büyükkalecik (Kocatepe), Merkez/Afyonkarahisar

Kocatepe, Afyonkarahisar Belediyesi'ne göre kent merkezine yaklaşık 22 kilometre uzaklıkta, Büyükkalecik beldesi sınırlarındadır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yolu, kasabadan sonra yaklaşık 8 kilometre daha yukarı çıkılarak varılan bir tepe olarak tarif eder. Yol asfalttır ama Valilik kar yoğunluğu nedeniyle kış mevsiminde kapalı olduğunu belirtir; kış sonunda gidecekseniz durumu önceden öğrenin. Aracı bırakınca hemen anıta koşmayın, önce çevrenize bakın. 1874 metre yükseklikteki bu tepe, Valilik'in anlatımıyla Afyonkarahisar ve Sinanpaşa ovalarına hakimdir. Komutanların burayı neden seçtiğini anlamanın en kısa yolu bu manzaradır. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları 25 Ağustos 1922 akşamı Kocatepe'ye geldi ve Büyük Taarruz 26 Ağustos sabahı, şafakla birlikte buradan başlatıldı. Taarruzun ilk safhası burada kurulan karargahtan ve bugün de yerinde duran siperden yönetildi. Başkomutan 27 Ağustos 1922 öğle üzeri Kocatepe'den ayrıldı; aynı gün kent işgalden kurtarıldı. Siperin yanına gidin ve önündeki araziye bakın; yönetilen cephenin genişliğini buradan hissedersiniz. Sonra 1953 tarihli anıta yürüyün. Milli Savunma Bakanlığı'nın kesme taştan yaptırdığı bu anıtın üstünde çiçek kabartmalı mermer bir yazıt vardır, yaklaşıp kabartmaları inceleyin. Tepenin bugünkü en belirgin yapısı ise 1993'te Kültür Bakanlığı'nın çevre düzenlemesiyle birlikte açtığı Atatürk Anıtı'dır. Bronzdan dökülen heykel yaklaşık 4 ton ağırlığındadır ve kaidesiyle birlikte 7,5 metre yüksekliğe ulaşır. Anıtın etrafında dolaşın; heykelin baktığı yönle siperin baktığı yönün aynı ovaya açıldığını göreceksiniz. Belediye, harekatın dört gün sonra, 30 Ağustos'ta Dumlupınar'da kesin zaferle sonuçlandığını hatırlatır. Kocatepe, 31 Ağustos 1981'de ilan edilen Başkomutan Tarihi Milli Parkı'nın Kocatepe bölümünün merkezindedir; parkın öteki büyük bölümü Dumlupınar tarafındadır. Her yıl 26-30 Ağustos arasındaki Zafer Haftası'nın ilk töreni 26 Ağustos günü burada yapılır. Valilik, bu öneme karşın tepeye gelen ziyaretçinin az olduğunu yazar; yılın geri kalanında burayı çoğu zaman sessiz bulursunuz. Dönüşte vaktiniz varsa Kocatepe kasabasındaki Kurtkaya mevkiine uğrayın. Burada 27 Ağustos 1922'de şehit düşen Yüzbaşı Agah Efendi, Üsteğmen Feyzullah Efendi ve 101 silah arkadaşının şehitliği bulunur. Tepede rüzgar güçlü ve hava kentten daha serin olabilir; bir kat fazla giysi alın. Gün batımına doğru ova altın renge döner, rotayı burada bitirmenin nedeni budur; karanlık çökmeden kente dönmek için zamanınızı ayarlayın.

Kaynak: Afyonkarahisar Valiliği, Kocatepe.

Kocatepe, Afyonkarahisar'ın güneybatısında Afyon ve Sinanpaşa ovalarına hakim, 1874 metre yükseklikte bir tepedir. Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922 sabahı buradan başlatıldı ve tepe bu yüzden Kurtuluş Savaşı'nın en çok anılan yerlerinden biridir. Afyonkarahisar Valiliği, tepenin merkez ilçeye bağlı Büyükkalecik kasabası sınırları içinde olduğunu belirtir. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre zirve kentin yaklaşık 20 kilometre güneyinde, kasabadan 8 kilometre daha yukarıdadır. Kocatepe, Başkomutan Tarihi Milli Parkı'nın bir parçasıdır. Türkçe Vikipedi'ye göre park, 31 Ağustos 1981'de Milli Mücadele'nin dönüm noktası olan çarpışmaların yaşandığı alanları korumak için ilan edilmiştir. Afyonkarahisar, Kütahya ve Uşak illerine yayılan park yaklaşık 34.834 hektar büyüklüğündedir. İki bölümden oluşan parkın Kocatepe bölümü kentin güneybatısındadır. Dumlupınar bölümü ise Sinanpaşa, Altıntaş, Dumlupınar ve Banaz topraklarına uzanır. Alanın içinde şehitlikler, anıtlar, tanıtım merkezi ve müzeler bulunur. Valilik sayfası olayların sırasını şöyle anlatır. Başkomutan Mustafa Kemal ve arkadaşları 25 Ağustos 1922 akşamı Kocatepe'ye geldi. Taarruz ertesi sabah şafakla birlikte buradan başlatıldı. Başkomutan taarruzun ilk safhasını tepede kurulan karargahtan ve bugün de görülebilen siperden yönetti. 27 Ağustos günü öğle üzeri Kocatepe'den ayrıldı. Afyonkarahisar Belediyesi, harekatın dört gün sonra 30 Ağustos'ta Dumlupınar'daki meydan muharebesiyle kesin sonuca ulaştığını hatırlatır. Zirvedeki ilk anıt 1953'te Milli Savunma Bakanlığı tarafından kesme taştan yapıldı. Üzerine çiçek kabartmalı mermer bir yazıt kondu. 1993'te Kültür Bakanlığı tarafından Atatürk Anıtı yapıldı ve çevre düzenlemesiyle alan ziyarete açıldı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre bronz anıt yaklaşık dört ton ağırlığındadır ve kaidesiyle birlikte 7,5 metre yüksekliğe ulaşır. Tepeye çıktığınızda önce anıtın çevresindeki terasta durun ve ovaya bakın. Belediye, buradan Afyon Ovası'nın, karşı tarafın mevzilerinin ve Türk ordusunun stratejik hatlarının görülebildiğini belirtir. Siperin yerini ve karargah alanını gezerken arazinin neden seçildiğini anlamak kolaylaşır; ovayı ve karşıdaki tepeleri kesintisiz gören bir gözetleme noktasıdır. Açık havada ışık berrak olduğunda uzaktaki tepeler ve köyler net seçilir, fotoğraf için sabah ve akşamüstü daha yumuşak bir ışık verir. Tepe yüksek ve açıktır, yazın bile rüzgar serin olabilir, yanınıza bir hırka almanız iyi olur. Her yıl 26-30 Ağustos arasında kutlanan Zafer Haftası'nın ilk töreni 26 Ağustos'ta Kocatepe'de yapılır. Belediye, gün doğumunda düzenlenen anma programlarının haftanın en önemli durağı olduğunu belirtir. Bu günlerde tepe çok kalabalık olur ve ulaşım için ek düzenlemeler yapılabilir. Daha sakin bir ziyaret isteyenler için ilkbahar ve sonbahar uygun mevsimlerdir. Kocatepe'ye kentten özel araçla ulaşılır; belediye, Zafer Haftası dönemlerinde toplu ulaşım imkanı da sağlandığını belirtir. Afyonkarahisar Valiliği, asfalt yolun kar nedeniyle kış mevsiminde kapalı olduğunu yazar. Kışın gitmeyi düşünüyorsanız yol durumunu önceden mutlaka öğrenin. Yol üzerinde ve çevrede başka anma yerleri de vardır. Büyükkalecik'teki Kurtkaya mevkiinde, 27 Ağustos 1922'de şehit düşen Yüzbaşı Agah Efendi ve silah arkadaşlarının şehitliği bulunur. Kentteki Zafer Müzesi'ni bu ziyaretle aynı günde görmek, Kocatepe'de başlayan harekatın kentteki karargaha uzanan hikayesini tamamlar.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirAfyonkarahisar Merkez, Afyonkarahisar
TürKültürel
Durak4
Tarih19 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat