
Kalekapısı'ndan Hıdırlık'a, Kaleiçi'nin Katmanları
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap
Kaleiçi'ni gezmenin bilinen yolu Hadrian Kapısı'ndan girip Yivli Minare'ye çıkmaktır. Bu rota başka bir kapıdan giriyor. Antalya'nın karaya açılan asıl kapısı yüzyıllar boyunca Kalekapısı'ydı; doğudan, batıdan ve kuzeyden gelen bütün yollar burada bitiyordu. Kapının kendisi Birinci Dünya Savaşı yıllarında yıkıldı, ama burcunun üstündeki saat kulesi hala şehrin en tanınan simgelerinden biri. Rota o kulenin dibinden başlıyor, Kaleiçi'nin dar sokaklarına dalıyor ve güneye doğru inerek surların denize ulaştığı noktada, Roma döneminden kalma Hıdırlık Kulesi'nde bitiyor.
Dört durağın sırası hem coğrafyaya hem de zamana göre kuruldu. Kalekapısı'nda bir Osmanlı saat kulesinin altında şehrin sur tarihini okuyorsunuz. Sonra Kocatepe Sokak'taki bir vakıf müzesine giriyorsunuz; burada bir Antalya evinin odalarında 19. yüzyıl Kaleiçi hayatı canlandırılıyor, bahçedeki eski kilise ise Çanakkale seramiklerine ayrılmış bir sergi salonu. Üçüncü durak Kesik Minare, tek yapıda Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı katmanlarını üst üste gösteren bir tarihi yapı. Günü Karaalioğlu Parkı'nın köşesinde, kara surlarının en güney ucundaki Hıdırlık Kulesi'nde bitiriyorsunuz. Yani kuzeyden güneye yürürken aslında Osmanlı'dan Roma'ya doğru geri gidiyorsunuz.
Yürüyüş kısa ve neredeyse düz; dört durak birbirine birkaç yüz metreyle bağlı. Asıl zaman Kaleiçi'nin sokaklarında geçer. Valilik sayfası bu dokuyu ikiye ayırır: Cumhuriyet Caddesi tarafı topografyaya göre organik gelişmiş, orta surdan Karaalioğlu Parkı'na uzanan güney bölüm ise ızgara planlı. Siz güneye indikçe sokakların düzenlendiğini fark edeceksiniz. Evler bir yüzüyle sokağa, öteki yüzüyle bahçeye bakar; üst katlardaki çıkmalar sokağın biçimini verir. Taş döşeli sokaklarda rahat ayakkabı giyin ve dar geçitlerde yerel halkın günlük hayatına saygı gösterin, burası bir açık hava müzesi değil yaşayan bir mahalle.
Kaleiçi 1972'de sit alanı ilan edildi ve 1984'te restorasyon çalışması uluslararası bir turizm ödülü aldı. Yine de her sokakta restore edilmiş bir evin yanında çöken bir ev görürsünüz; bu ikilik de mahallenin hikayesinin parçası. Durakların hiçbiri Kaleiçi'nin önceki rotasında yer almıyor, o yüzden Hadrian Kapısı'nı ve Yivli Minare'yi daha önce gördüyseniz bu yürüyüş şehrin size göstermediği tarafını açar.
Ulaşım için nostaljik tramvay en keyifli seçenek. Müze ile Zerdalilik arasında çalışan bu hat Kale Kapısı durağından geçer ve kuleye birkaç adımda ulaşırsınız; modern hatlardan geliyorsanız Müze durağında aktarma yaparsınız. Gün sonunda Hıdırlık'tan Karaalioğlu Parkı'na çıkıp kıyı yolunu yürüyebilir ya da aynı yoldan Kalekapısı'na dönebilirsiniz.
Süre: 3-4 saat. En iyi zaman: Sabah saatlerinde Kalekapısı'ndan başlayıp günü Hıdırlık Kulesi'nde gün batımına yakın bitirmek en güzelidir; yazın öğle sıcağından kaçının, müzenin kapalı gününü ve Kesik Minare'nin ziyaret düzenini gitmeden önce resmi kaynaklardan kontrol edin.. Ulaşım: Kalekapısı'na nostaljik tramvayla (Müze ile Zerdalilik arasında çalışan T2 hattı) Kale Kapısı durağında inerek ya da T1 ve T3 hatlarından Müze durağında aktarma yaparak ulaşılır; dört durak arası yürünür, dönüşte Karaalioğlu Parkı'ndan Cumhuriyet Caddesi'ne çıkan otobüsler ya da yine tramvay kullanılır.
Kaynaklar
- Antalya Büyükşehir Belediyesi, Kaleiçi, https://www.antalya.bel.tr/tr/kaleici
- Antalya Valiliği, Kaleiçi, https://www.antalya.gov.tr/kaleici
- TDV İslam Ansiklopedisi, Korkut Camii (Semavi Eyice), https://islamansiklopedisi.org.tr/korkut-camii
- Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Suna ve İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi, https://antalya.ktb.gov.tr/TR-310233/suna--inan-kirac-kaleici-muzesi.html
- Vehbi Koç Vakfı Ansiklopedisi, Kaleiçi Müzesi, https://ansiklopedi.vkv.org.tr/Kategoriler/Kurumlar/Vehbi-Koc-Kurumlari-Vakfi/Kaleici-Muzesi
- DergiPark, Yiğit 2022, Hıdırlık Kulesi (Bilim Armonisi), https://dergipark.org.tr/tr/pub/bilar/issue/72508/1171955
- DHA, Antalya'daki tarihi saat kulesine Osmanlıca kadran (2022), https://www.dha.com.tr/foto-galeri/antalyadaki-tarihi-saat-kulesine-osmanlica-kadran-2127292
- Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı, Antalya'yı Keşfet, Turizm, https://baka.gov.tr/antalya-yi-kesfet/turizm
- Vikipedi, Antalya Saat Kulesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Antalya_Saat_Kulesi
- Vikipedi, Hıdırlık Kulesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Hıdırlık_Kulesi
- Wikipedia, Hidirlik Tower, https://en.wikipedia.org/wiki/Hidirlik_Tower
- Vikipedi, Kesik Minare, https://tr.wikipedia.org/wiki/Kesik_Minare
- Vikipedi, Kaleiçi Müzesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Kaleiçi_Müzesi
- Vikipedi, Antray, https://tr.wikipedia.org/wiki/Antray
Rota Durakları

Antalya Saat Kulesi
Rotaya Kalekapısı meydanında, saat kulesinin tam dibinde başlayın. Nostaljik tramvayla geldiyseniz Kale Kapısı durağından inince kule zaten karşınızdadır. Önce birkaç adım geri çekilip kulenin neyin üstünde durduğuna bakın, çünkü asıl hikaye burada. Kule, Kaleiçi dış surunun kuzeydeki Kale Kapısı burcunun üzerine oturur ve bu burç şehrin karaya açılan ana kapısını koruyordu. Büyükşehir Belediyesi'nin tarih sayfasına göre doğudan, batıdan ve kuzeyden gelen yollar bu kapıda sonlanıyordu. İbn Bibi, 1207 ve 1216 kuşatmalarını anlatırken bu kapıdan söz eder; Evliya Çelebi ise onu Varoş Kapısı diye anar. Pazar Kapısı, Çarşı Kapısı ve Asitane Kapısı adları da aynı kapıya aittir. Kapının kendisi Birinci Dünya Savaşı yıllarında yıkıldı; bugün gördüğünüz, onun burcu ve üstündeki kuledir. Kaleiçi surlarının büyük bölümü 1920'lerde yıkıldı ve nihai yıkım 1930'ların ortasında tamamlandı, bu yüzden Valilik sayfası şehir içinde surlardan ancak Hıdırlık Kulesi, Hadrian Kapısı ve Saat Kulesi gibi parçaların kaldığını yazar.
Kulenin tarihi konusunda kaynaklar ikiye ayrılır ve bunu bilerek bakmak iyidir. Belediye sayfası kulenin 1921'de, İzmir'in işgalinden sonra Antalya'ya göçen İzmirlilerin girişimiyle belediye tarafından yaptırıldığını söyler. Vikipedi ve 2022'deki restorasyon haberleri ise 1901'i, yani II. Abdülhamid'in tahta çıkışının yirmi beşinci yılını verir; bu anlatıya göre saat o yıl dönümü için hediye edilen saatlerden biridir. Doğrusu, burcun eski olduğu, saat kulesine dönüşmesinin ise 20. yüzyılın başlarına rastladığıdır. Başınızı kaldırıp dört cepheye bakın; her yüzde yuvarlak bir kadran vardır ve bu kadranlar sonradan elektronik saatlerle yenilendi. En tepede bugün kurşun kaplı bir kubbe görürsünüz; eski fotoğraflar 1940'lara kadar kulenin kubbeli olduğunu gösterir ve bu kubbe 2022'de Valilik'in yürüttüğü restorasyonda yeniden yapıldı. Aynı restorasyonda özgün saat mekanizmasının çalınmış olduğu anlaşıldı, kulede yalnızca çan bulundu ve 1930 tarihli en eski fotoğrafta kadranın Osmanlı rakamlı olduğu görüldü. Kule 1930'da ve alt kısmındaki çökme nedeniyle 1967'de onarım gördü. Vikipedi kulenin yerden 14, surdan 8 metre yükseldiğini yazar.
Fotoğraf için sabah ışığı kulenin meydana bakan yüzüne düşer. Meydanın öbür tarafında Yivli Minare yükselir; o yapı önceki Kaleiçi rotasının durağıdır, bu rotada ona girmiyoruz, ama kadrajda ikisini birlikte almak güzeldir. Meydandaki banklar ya da sur dibi kısa bir mola için yeter. Kulenin dibinde sura açılan sokak sizi Kaleiçi'ne alır; buradan güneye doğru yürüyüp Kocatepe Sokak'taki müzeye birkaç dakikada varırsınız.
Kaynak: Antalya Büyükşehir Belediyesi; Antalya Valiliği; DHA; Vikipedi.

Suna ve İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi
Müze Barbaros Mahallesi'nde, Kocatepe Sokak'ın 25 numarasındadır ve iki tescilli yapıyı birlikte kullanır. Kapıdan girer girmez yere bakın; girişin çakıl taşı mozaiği bitkisel ve geometrik desenlerle döşenmiştir ve bu, eski Antalya evlerinin tanıdık bir işçiliğidir. Vehbi Koç Vakfı ansiklopedisine göre Suna ve İnan Kıraç bu yapıları oldukça harap bir durumda satın aldı, 1993 ile 1995 arasında onardı ve müze özel müze statüsüyle ziyarete açıldı. Açılış yılı kaynaklarda 1996 ile 2000 arasında değişir; vakfın kendi metni 2000'i verir. Müze bugün Vehbi Koç Vakfı'nın Antalya'daki araştırma merkezi AKMED'e bağlıdır. İlk yapı 19. yüzyıla ait, dış sofalı, iki katlı tipik bir Antalya evidir. Üst kata çıkın; buradaki üç oda, Tekelioğlu Konağı'ndan esinlenen ahşap çıtalı tavanlar ve kalem işi bezemelerle düzenlenmiştir. Odalarda 19. yüzyılın ikinci yarısında bir Kaleiçi düğününün üç sahnesi canlandırılır: kahve ikramı, damat tıraşı ve kına gecesi. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bu düzenlemeyi özel efektlerle desteklenen bir etnografya sergisi olarak tanımlar. Sahneleri sırayla gezin, mankenlerin giysilerine ve odalardaki eşyaya yakından bakın, çünkü düğün adetleri Anadolu halk kültürünün belgelenmesi amacıyla seçilmiştir. Pencerelerden sokağa bakmayı ihmal etmeyin; sofa ve çıkma düzeni, özette anlatılan Kaleiçi ev tipinin içeriden görünüşüdür.
Sonra bahçeye çıkın ve ikinci yapıya geçin. Bu, Aya Yorgi adına yapılmış eski bir Rum Ortodoks kilisesidir; yapım tarihi kesin bilinmez, kitabesine göre 1863'te büyük bir onarım geçirmiştir. 1920'lerdeki nüfus mübadelesinden sonra cemaatini yitirmiş, uzun yıllar depo olarak kullanılmış ve özgün ahşap öğelerini kaybetmiştir. Onarımda dikdörtgen planlı, tek nefli ve tonoz örtülü biçimiyle aslına uygun kurulmuş; tavanı mavi tonlarında kalem işi ve alçı bezemelerle süslenmiştir. İçeri girince önce tavana, sonra vitrinlere bakın. Ana salonda Suna ve İnan Kıraç koleksiyonunun Çanakkale seramikleri sergilenir; Vikipedi bu koleksiyonda Türkiye haritası biçiminde bir çininin de bulunduğunu yazar. Üst kat bölge kültürleriyle ilgili kısa süreli tematik sergilere ayrılmıştır, o gün ne olduğunu girişte sorun. Yapı aynı zamanda konser ve sergi gibi etkinliklere ev sahipliği yapar.
Müzenin karşısında AKMED'in binası durur; alt katında araştırmacılara açık bir kütüphane, üst katında süreli yayınlar ve nadir kitaplar bölümü vardır. Araştırmacı değilseniz içeri girmenize gerek yok, ama binanın cephesi de Kaleiçi'nin onarılmış evlerinden biridir. Bahçe gölgeli ve sessizdir, oturup bir süre dinlenin. Açılış saatleri ve giriş koşulları için müzenin resmi sitesini kontrol edin. Buradan Kesik Minare'ye birkaç dakikalık bir yürüyüşle, güneye inen sokaklardan ulaşırsınız; yol boyunca evlerin cumbalarına ve bahçe kapılarına bakın.
Kaynak: Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; Vehbi Koç Vakfı Ansiklopedisi; Antalya Büyükşehir Belediyesi; Vikipedi.

Kesik Minare (Korkut Camii)
Hesapçı Sokak üzerindeki Kesik Minare'ye yaklaşırken önce uzaktan minareye bakın, çünkü yapının adı ve hikayesi ondan gelir. Bu tek yapı, Kaleiçi'nin iki bin yıllık tarihini üst üste okuyabileceğiniz ender yerlerden biridir. Valilik sayfasına göre yapı elemanları 2. yüzyıla kadar iner ve bulgular, 5. yüzyılda mevcut bir antik tapınağın üzerine bazilika yapıldığını gösterir. Belediye sayfası alanın Helenistik ve Roma dönemlerinde kent agorası olarak kullanıldığını, erken Bizans çağında ise içine Panhagia Kilisesi'nin inşa edildiğini yazar. TDV İslam Ansiklopedisi'ndeki maddesinde Semavi Eyice yapının en az dört beş kez elden geçtiğini anlatır: ortadaki taş ayaklı bölüm sonradan kare bir kuleye dönüştürülüp kubbeyle örtülmüş, ancak kubbenin kagir mi ahşap mı olduğu bilinmiyor. Vikipedi maddeleri Arap akınlarında zarar gördüğünü ve 9. yüzyılda onarıldığını ekler. Ortaçağın sonunda Antalya'nın Latin işgali sırasında Katolik kilisesi olarak kullanıldı; Vikipedi bu dönemi 1361'de Kıbrıs kralının şehri almasıyla ilişkilendirir. Türk hakimiyetinde camiye çevrildi. Yapının II. Bayezid'in oğlu Şehzade Korkut tarafından camiye çevrilip minare eklendiği Valilik ve Belediye sayfalarında yazar; Eyice ise bu bağlantının kesin olmadığını, 1671'de şehri gezen Evliya Çelebi'nin andığı Hünkar Camii'nin bu yapı olabileceğini belirtir. Yerel ad Kesik Minare Camii'dir, Cumanun Camii adı da kaynaklarda geçer.
Adın kaynağı 19. yüzyılın sonundaki yangındır. Valilik sayfası minarenin ahşap bölümünün o yangında yandığını ve adın o günden beri yerleştiğini söyler; Belediye 1895'i, Vikipedi 1896'yı verir. Yangından sonra ahşap çatı yok olmuş ve yapı yüz yılı aşkın süre üstü açık bir harabe olarak kalmıştır; Eyice 2002'de yazdığı maddede yapıyı koruma duvarıyla çevrili bir harabe olarak tarif eder. Aynı maddeye göre 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında şehre gelen yabancı araştırmacılar yapıyı terk edilmiş buldu, 1960 dolayında batı tarafında başlanan küçük bir onarım tamamlanmadı ve 1998'de başlatılan restorasyon projesi uzun süre ilerlemedi. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı'nın turizm sayfası yapının Osmanlı döneminde bir süre mevlevihane olarak da kullanıldığını ekler. Vikipedi'ye göre 2018'de başlayan restorasyonda 2019'da minarenin külahı ve şerefesi tamamlandı ve yapı 5 Mart 2021'de yeniden açıldı. Yapının çevresinde dolaşırken duvarlara yakından bakın; Eyice'nin dikkat çektiği devşirme antik taşlar, yani eski yapılardan alınıp duvara örülmüş bloklar, çıplak gözle seçilir. Batı tarafındaki basık kemerli kapı açıklığını ve güneybatı köşesindeki taş minareyi bulun; Valilik sayfası yapıyı aynı çatı altında antik, Bizans ve Selçuklu yapı unsurlarını birlikte gösteren ender bir kalıntı olarak tanımlar. Avluda sergilenen mimari parçalar ve sütunlar arasında da gezin. Bugün ibadete açık bir yapı olduğu için içeri girerken ayakkabınızı çıkarın, sessiz olun, ibadet saatlerinde ziyaretçi bölümünde kalın ve giriş düzenini görevliye sorun. Fotoğraf için minarenin güneş alan yüzünü öğleden sonra yakalarsınız. Yapı Kaleiçi'nin ızgara planlı güney bölümünde olduğu için sokaklar burada düzenlidir; aynı sokağı güneye doğru izleyin, birkaç dakika sonra sur hattının bittiği yerde Hıdırlık Kulesi'nin silindirik gövdesi karşınıza çıkar.
Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi; Antalya Valiliği; Antalya Büyükşehir Belediyesi; BAKA; Vikipedi.

Hıdırlık Kulesi
Rota, Kaleiçi'nin güneyde Karaalioğlu Parkı'na açıldığı köşede, kara surlarının denize ulaştığı noktada biter. Valilik sayfasına göre Hıdırlık Kulesi kara surlarının en güneydeki başlangıç noktasıdır; alt kısmı kare, üst kısmı silindir biçimindedir ve antik çağdan kalmadır. Önce kuleyi çepeçevre dolaşın ve iki parçalı gövdeyi okuyun: kare bir kaide, üstünde yuvarlak bir tambur. İngilizce Vikipedi, yapının 2. yüzyılda kare planla kurulup aynı yüzyıl içinde yuvarlak kuleye dönüştürüldüğünün düşünüldüğünü yazar. Valilik sayfası yapıyı son derece sağlam diye tanımlar ve içinde kare biçimli büyük bir kütle bulunduğunu belirtir. Belediye sayfası yapıyı 1. ya da 2. yüzyılda yapılmış anıtsal bir mezar olarak tanımlar. Doğu cephesindeki ana kapıyı bulun; kapının iki yanındaki on iki fasces, yani balta demeti kabartması, kulenin 1. yüzyılda Attaleia'da konsüllük yapmış Marcus Calpurnius Rufus ve ailesi adına yapıldığı görüşünün dayanağıdır. Belediyeye göre bu kapıdan uzun bir koridorla haç planlı bir alana geçilir ve bu alanın çevresinde nişler vardır. Başka kaynaklar başka işlevler sayar. DergiPark'ta yayımlanan bir makale kuleyi 2. yüzyıla tarihler, İmparator Hadrianus'un yaptırdığının düşünüldüğünü söyler ve işlevini deniz feneri ile körfeze gelen gemileri gözleyen bir kule olarak verir. Valilik de iç yapısı nedeniyle savunma ya da işaret ateşi yakılan bir yer olduğunun sanıldığını yazar. Anıt mezar mı, fener mi, gözetleme kulesi mi sorusu bu yüzden hala açıktır ve kulenin önünde durup her üç ihtimali de düşünmek gezinin keyfidir.
İçeri girilebiliyorsa alt kattaki küçük odaya bakın; makaleye göre duvarlarında yüzyıllar içinde su sızıntısıyla silinmekte olan fresk kalıntıları vardır ve bazı kaynaklar bu odayı bir kahraman mezarı sayar. Üst katta kalın bir duvar kütlesinin çevresinde dolaşılabilen bir alan bulunur. Bizans döneminde kule şehrin savunma sistemine katılmış ve surlarla birleştirilmiştir; İngilizce Vikipedi üst bölümlerin Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde onarıldığını ekler. Yükseklik kaynaklarda yaklaşık 14 metre olarak verilir. Ziyaret düzeni değişebildiği için kulenin içine girilip girilemediğini yerinde öğrenin ve gelecek kazı ya da onarım çalışmalarına göre bazı bölümlerin kapalı olabileceğini bilin.
Kulenin adı Hıdırellez geleneğine bağlanır; İngilizce Vikipedi bu adın bahar şenliğinin kutlandığı yerlerden geldiğini yazar. Kulenin dibi aynı zamanda şehrin en iyi gün batımı noktalarından biridir. Arkanızda kalan mahalleye bir kez daha bakın; Valilik sayfasına göre orta surdan bu kuleye kadar uzanan bölüm Kaleiçi'nin ızgara planlı, düzgün dikdörtgen adalı kesimidir ve az önce yürüdüğünüz sokaklar o planın parçasıdır. Karaalioğlu Parkı'nın bu köşesi falezin üstündedir; batıya baktığınızda körfez, karşıda Konyaaltı kıyısı ve arkasında Beydağları uzanır. Akşam ışığında kulenin taşı sıcak bir renge döner, fotoğrafı o saatte çekin. Park banklarında oturup dinlenebilir, sonra Kaleiçi'nin surlarının bittiği bu noktada rotanın hikayesini toparlayabilirsiniz: Osmanlı saat kulesinden başladınız, 19. yüzyıl evinde ve eski kilisede dolaştınız, Roma'dan Osmanlı'ya katmanlı bir yapı gördünüz ve bir Roma kulesinde bitirdiniz. Dönüş için parkın içinden Cumhuriyet Caddesi yönüne çıkıp otobüse binebilir ya da aynı sokaklardan Kalekapısı'na yürüyüp nostaljik tramvaya dönebilirsiniz.
Kaynak: Antalya Büyükşehir Belediyesi; Antalya Valiliği; DergiPark; Vikipedi.
