Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Hisar'dan Yamaca, Bursa Surlarından Hünkar Köşkü'ne
Kültürel4 Durak

Hisar'dan Yamaca, Bursa Surlarından Hünkar Köşkü'ne

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Bursa'nın tarihi iki yamaca yazılmıştır. Batıda, doğal kayalıkların üstünde, Bitinya krallarının surla çevirdiği Hisar durur; doğuda, Gökdere vadisinin öbür yakasında, Timur yıkımından sonra şehri yeniden kuran Çelebi Mehmed'in Yeşil semti ve onun üstünde Uludağ'ın eteğine tutunan Temenyeri yükselir. Bu rota iki yamacı tek bir günde birbirine bağlar: milattan önce ikinci yüzyılın surlarından başlar, Osmanlı'nın ilk sarayının yerinde yükselen saat kulesine çıkar, on beşinci yüzyıl medresesinde kurulu bir müzeye geçer ve Tanzimat sonrasının Batı üsluplu ilk köşkünde biter.

Sıra batıdan doğuya, aşağıdan yukarıya kurulmuştur. Güne Hisar'ın güneybatı ucundaki Zindan Kapı'da başlarsınız; sur hattını kapı kapı izleyip doğu ucundaki Saltanat Kapı'ya varır, birkaç dakika ötedeki Tophane Parkı'nda saat kulesinin dibinden ovaya bakarsınız. Rotanın en uzun yürüyüşü buradan başlar: Saltanat Kapı'dan çarşı bölgesine inen yokuş, Atatürk Caddesi boyunca Heykel, Gökdere üstünden bir köprü ve Yeşil yokuşu. Yeşil'de Hacı İvaz Paşa'nın yarım kalmış medresesinde Türk İslam Eserleri Müzesi'ni gezer, son olarak bir kilometreyi biraz aşan bir yokuşla Hünkar Köşkü'ne çıkarsınız.

Bu sıralama hem coğrafyaya hem tarihe uyar. Hisar'ı sabah gezmek burçların ve kapıların gölgede kalmadan görülmesini sağlar, Tophane'de ovaya bakış günün ilk yarısının ödülüdür, müze günün ortasına düşer ve köşkün bahçesindeki panorama uzun bir günün doğal kapanışıdır. Yürüyüş toplamda beş kilometreyi bulur ve yokuş çoktur; Hisar'ın içi inişli çıkışlı, Yeşil ve Temenyeri ise sürekli yukarı doğrudur. Yorulursanız Tophane'den Yeşil'e Atatürk Caddesi'nden geçen otobüslere, Yeşil'den köşke 37 numaralı otobüse binebilirsiniz; BursaRay'in Şehreküstü istasyonu Hisar'ın hemen altındadır.

Yola çıkmadan birkaç şeyi kontrol edin. Zindan Kapı'nın müze sayfası bu rota hazırlanırken yapıyı geçici olarak ziyarete kapalı gösteriyordu; açık değilse burçlara ve kapıya dışarıdan bakıp yola devam edersiniz. Hünkar Köşkü Pazartesi kapalıdır, içeride fotoğraf çekilmez ve aynı anda sınırlı sayıda ziyaretçi alınır. Türk İslam Eserleri Müzesi'nin gişe saatleri ve ücreti için muze.gov.tr'ye bakın. Tophane'deki türbelere girecekseniz sessiz olun ve görevlinin uyarılarına uyun.

Bu rota şehrin merkezini dolaşan ilk başkent rotasıyla ve hanları anlatan çarşı rotasıyla kesişmez; Ulu Cami ile hanların önünden geçersiniz ama durmazsınız. Günün sonunda Bitinya surlarından Osmanlı'nın ilk yüzyılına, oradan on dokuzuncu yüzyılın Tanzimat köşküne uzanan iki bin yıllık bir zaman çizgisini iki yamaç arasında yürümüş olursunuz.

Süre: 5-6 saat. En iyi zaman: Salı ile Pazar arasında bir gün, sabah Pınarbaşı'ndaki Zindan Kapı'da başlayıp öğleden sonra Hünkar Köşkü'nün bahçesinde bitirmek en rahatıdır; Zindan Kapı'nın ve köşkün güncel ziyaret durumunu gitmeden bursamuze.com'dan kontrol edin, köşk Pazartesi kapalıdır.. Ulaşım: Başlangıç noktası Zindan Kapı'ya Kent Meydanı'ndan 4/A ya da Çakır Hamam'dan 4/İ otobüsüyle, Hisar'a BursaRay'in Şehreküstü istasyonundan yürüyerek ulaşılır; Tophane'den Yeşil'e Atatürk Caddesi'nden geçen otobüsler, Yeşil'den Hünkar Köşkü'ne 37 numaralı otobüs kullanılabilir, dönüşte aynı hat Atatürk Caddesi'ne iner.

Kaynaklar

Osmangazi, Bursa
Kültürel
4 Durak
Mekanlarda ~3 sa 45 dk
Yürüyüş ~2,8 km · 46 dk
Toplam ~4 sa 31 dk
15 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Bursa Surları

Bursa Surları

~1 sa 15 dk burada
Hisar, Osmangazi / Bursa (Zindankapı: Pınarbaşı Mah. 1. Zindankapı Sk. No. 57)

Rotaya Hisar'ın güneybatı ucundaki Zindan Kapı'dan başlayın; Kent Meydanı'ndan 4/A ya da Çakır Hamam'dan 4/İ otobüsü sizi Pınarbaşı'na çıkarır. Bursa Müzeler Şube Müdürlüğü'ne göre surlar milattan önce 2. yüzyıla, Bitinya kralı I. Prusias'a kadar iner; Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar onları 19. yüzyıla kadar onarıp kullandı. Kültür Portalı toplam uzunluğu 3,38 kilometre olarak verir ve Tophane ile Çakır Hamam arasında 14 burç sayar. Vikipedi'ye göre bugün ayakta duran duvarların çoğu milattan sonra 3. yüzyılda, Got akınlarının ardından örülen surlara aittir. Zindan Kapı 2015'te başlayan restorasyonun ardından 17 Ekim 2021'de yeniden açıldı ve kapıya adını veren zindanlar güncel sanat galerisine dönüştürüldü. Girişteki Kanlı Kuyu, rivayete göre bedensel cezaların infaz edildiği yerdir; katlar sırasıyla Bitinya ve Helenistik dönemi, Roma ile Bizans dönemini ve Osmanlı dönemini anlatır, üçüncü kattan 9 ve 10 numaralı burçlara geçilir. Müze sayfası bu rota hazırlanırken yapıyı geçici olarak ziyarete kapalı gösteriyordu; açık olup olmadığını bursamuze.com'dan kontrol edin, kapalıysa dışarıdan bakıp devam edin.

Kültür Portalı'na göre kapının doğusundaki köşeli burç 1418'de Çelebi Sultan Mehmed tarafından yaptırıldı ve hasar görmeden günümüze ulaştı; sur hattının en iyi korunmuş parçalarından biri olduğu için önce ona bakın. Kapının iki yanında eski cezaevinin kalıntıları seçilir. Vikipedi, savunmanın en zor olduğu güney yakada iç ve dış olmak üzere çift sur bulunduğunu, kuzey, doğu ve batıda ise tek hattın yüksek traverten yamaçları izlediğini yazar. Zindan Kapı'dan doğuya, Pınarbaşı Parkı'na yürüyün; Kültür Portalı buradaki Fetih Kapısı'nı eski bayram ve panayır alanı olarak anar, kapı bugün tören alanı olarak düzenlenmiştir ve her yıl fetih kutlamalarına ev sahipliği yapar. Vikipedi aynı kapıyı 1,15 metre genişliğinde bir kır kapısı sayar ve Uludağ'dan inen suların burada toplandığı için Su Kapısı da dendiğini belirtir. Bir sonraki kapı Yer Kapı'dır; Üftade Camii yakınında, kale içindeki Helenistik ızgara planın izini taşıyan Kavaklı Caddesi'nin sonunda durur. Kapının sağında Yer Kapı (Kara Ali) Camisi, solunda muallimhane bulunur.

Kavaklı Caddesi'nden Hisar'ın içine girin; TDV İslam Ansiklopedisi, Evliya Çelebi'nin 1640'ta iç kalede iki bine yakın hane, yedi mahalle, bir hamam ve bir çarşı saydığını aktarır. 1326'da şehri alan Orhan Gazi, Vikipedi'ye göre kaleyi burçlarla destekledi; Timur ve Karamanoğulları saldırılarında harap olan surları Çelebi Mehmed'in emriyle Hacı İvaz Paşa onardı. TDV'ye göre Hacı İvaz Paşa 1414'te Karamanoğlu Mehmed Bey'e karşı Bursa Kalesi'ni savunmuş, ardından Bursa valiliğine ve vezirliğe yükselmişti. Vikipedi onarımda hız için Roma tapınaklarından sütun, başlık ve ortostat gibi devşirme parçaların kullanıldığını yazar; duvar yüzeylerinde bu yabancı taşları arayın. Hattın doğu ucundaki Saltanat Kapı, Hisar Kapısı adıyla da anılır; Kültür Portalı onu Osmanlı öncesi Bursa'nın ana kent kapısı olarak tanımlar ve İpek ile Baharat Yolu'na açıldığını yazar. 1855 depremi surların ve kapıların bir kısmını yıktı; Vikipedi'ye göre 1904'te dönemin valisi Saltanat Kapı'yı yıktırdı ve kapı 2000'li yıllarda mimar İbrahim Yılmaz'ın restitüsyonuna göre yeniden yapıldı. Restorasyonda mevcut taşlar korunup bitki kökleri temizlendi; eski dokuyla yeni dokunun birleştiği çizgiyi kemerin üstünde seçebilirsiniz. Kültür Portalı'na göre surun ilk 500 metrelik bölümünün restorasyonu ve Saltanat Kapı projeleri 2005 başında koruma kurulunca onaylandı; Vikipedi 2004'ten beri Osmangazi ve Büyükşehir belediyelerinin çalıştığını ekler.

Kuzey surunun üstünde, Osmangazi Caddesi'nde bir burca oturan Surüstü Konağı durur; Osmangazi Belediyesi onu 20. yüzyılın ikinci çeyreğine tarihler ve kamulaştırmadan sonra 2008 ile 2011 arasında yeniden yaptırdığını yazar. Konağın önünden ovaya bakış, Hisar'ın neden iki bin yıl boyunca savunma hattı olduğunu tek bakışta anlatır. Kapı kemerlerini çekmek için yüzeylerin gölgede kalmadığı saatleri seçin; Pınarbaşı tarafı sabah, doğudaki Saltanat Kapı öğleye doğru daha iyi ışık alır. Saltanat Kapı'dan Tophane Parkı birkaç dakikalık yürüyüştür ve rota oraya geçer.

Kaynak: Kültür Portalı, Bursa Surları; Bursa Müzeler, Zindan Kapı; Vikipedi, Bursa Kalesi.

Bursa Surları, şehrin çekirdeği olan Hisar'ı çevreleyen ve Bitinya'dan Osmanlı'ya kadar her dönemin elini taşıyan tarihi kale duvarlarıdır. Kültür Portalı surların toplam uzunluğunu 3,38 kilometre olarak verir. Vikipedi'ye göre surlar kuzey, doğu ve batı yönünde yüksek traverten yamaçların üstünde tek sıra, savunmanın güç olduğu güney düzlüğünde ise iç ve dış olmak üzere çift sıra halinde örülmüştür. Prusa'dan Bizans'a Şehrin kurucusu olarak genellikle Bitinya kralı Prusias kabul edilir. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre Prusias'a sığınan Kartacalı Hannibal'ın da kuruluşta payı olduğu kaydedilir ve hisarın yerinde daha eski bir yerleşimin bulunduğu belirtilir. Bursa Müzeler Müdürlüğü surların tarihini MÖ 2. yüzyıla, I. Prusias dönemine götürür. Kayanın altında erzak depolamak ve gizli çıkış için kullanıldığı düşünülen, yaklaşık 79 metre uzunluğunda bir yeraltı geçidi vardır. Roma ve Bizans dönemlerinde sınırlar uzaklaştığı için kale uzun süre önemini yitirdi. Bugün ayakta duran duvarların büyük bölümü MS 3. yüzyıldaki Got saldırılarından sonra yapılan surlara aittir. 6. yüzyıldan sonra Bursa yeniden bir Bizans sınır kalesi oldu ve Bizans tarihçisi Pachymeres 1300'lerde Batı Anadolu'da Bizans'ın elinde kalan üç kale şehirden biri olarak Bursa'yı sayar. Osmanlı dönemi Uzun bir kuşatma ve ablukadan sonra şehir 6 Nisan 1326'da Orhan Gazi'ye teslim oldu ve Osmanlı'nın ilk başkenti oldu. Orhan Gazi kaleyi burçlarla güçlendirdi, kale içindeki manastırı camiye çevirtti ve Bey Sarayı adıyla anılan sarayı yaptırdı. Rum halk kaleden aşağıdaki mahallelere taşındı, Hisar'a yalnızca Türklerin yerleşmesi sağlandı. 1402'deki Timur istilası ve Karamanoğlu kuşatmasında harap olan surlar Çelebi Mehmet'in emriyle Hacı İvaz Paşa tarafından onarıldı. Bu onarımda Roma yapılarından alınan sütun, sütun başlığı ve blok taşlar devşirme olarak kullanıldı. Zindan Kapı'nın doğusundaki köşeli burç 1418'de Çelebi Mehmet tarafından yaptırılmıştır ve hasarsız ayaktadır. 1432'de şehre gelen Bertrandon de la Broquière kalede bin kadar ev saymış, Evliya Çelebi 1640'ta iç kalede iki bin hane ve yedi mahalle yazmıştır. 1855 depreminde sur ve kapıların bir bölümü yıkıldı, bir bölümü de yol açma çalışmalarında kaldırıldı. Kapılar ve burçlar Kaynaklar beş ya da altı ana kapı sayar. Saltanat Kapı, Hisar Kapı adıyla da anılan en görkemli giriştir ve Osmanlı öncesi şehrin ana kapısıydı. 1904'te yıktırılmış, 2000'li yıllarda yeniden inşa edilmiştir. Yer Kapı, Hisar içindeki Kavaklı Caddesi'nin sonunda, Üftade Camii'nin yakınındadır ve iki sur arasından şehre açılır. Kültür Portalı bu caddenin Helenistik dönemin ızgara planının izlerini taşıdığını yazar. Fetih Kapı, Su Kapısı olarak da bilinen dar bir geçittir ve bugün Pınarbaşı'nda her yıl fetih kutlamalarının yapıldığı tören alanına açılır. Kaplıca Kapısı batı yönündeydi ve günümüze ulaşmamıştır. Tophane ile Çakır Hamam arasında on dört burç sayılır. Osmangazi Caddesi üzerindeki bir burcun üstüne 20. yüzyılın ikinci çeyreğinde oturtulmuş Surüstü Konağı 2008-2011 rekonstrüksiyonundan sonra sosyal ve kültürel amaçla kullanılmaktadır. Bursa'nın en iyi panoramik manzaralarından biri buradan izlenir. Hisar'ın içinde Osman ve Orhan Gazi türbelerinin bulunduğu Tophane bu kayıttan ayrı anlatılır. Zindan Kapı Çift surun sona erdiği güney uçtaki zindan, üç büyük kule ve yüksek duvarlarla korunan küçük bir iç kale gibidir. Zindan Kapı bir avluya açılır ve altı basamaklı bir merdivenle asıl zindana inilir. Girişteki "kanlı kuyu" için bedensel cezaların burada uygulandığı rivayet edilir. Yapı 19. yüzyılın sonuna kadar hapishane olarak kullanıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi 2015'te surların restorasyonunu başlattı ve Zindankapı 17 Ekim 2021'de sergi mekanı olarak açıldı. Zemin kat Bitinya dönemini ve şehrin adının kökenini, birinci kat Roma ve Bizans dönemlerini silah replikaları ve animasyonlarla, ikinci kat Osmanlı dönemini savaş aletleri ve yeniçeri canlandırmasıyla anlatır. Üçüncü kattan 9. ve 10. kulelere geçilir ve 9. kule bütünüyle dijital bir sergi alanıdır. Zindankapı Pazartesi günleri kapalıdır. Güncel durumu bursamuze.com üzerinden kontrol edin. Nasıl gezilir Surları gezmenin en iyi yolu Saltanat Kapı'dan girip Hisar sokaklarında batıya, Zindan Kapı'ya doğru yürümektir. Kapı kemerinin tuğla ve taş dokusunu, burçların mazgallarını ve duvarlardaki devşirme taşları yakından görün. Kent Meydanı'ndan 4/A ve Çakır Hamam'dan 4/İ otobüsleri Zindankapı'ya ulaşır. Atatürk Caddesi'nden Osmangazi Caddesi'ne sapıp yokuşu yürüyerek çıkmak da mümkündür. Sabah ışığı güney surlarına, öğleden sonra ışığı Saltanat Kapı'ya düşer.
2
Tophane ve Osman Gazi Türbesi

Tophane ve Osman Gazi Türbesi

~45 dk burada
Tophane, Osmangazi/Bursa

Saltanat Kapı'dan Hisar'ın kuzeydoğu kenarına yürüyün; Tophane Parkı ovaya bakan setin üstünde, eski Meydan-ı Osmaniye'nin yerindedir. TDV İslam Ansiklopedisi'nin Bursa maddesine göre burası Orhan Gazi'nin ovaya bakan Bey Sarayı'nı kurduğu yerdir ve sarayın yeri bugün Tophane adıyla anılır. Aynı maddeye göre Orhan Gazi kaledeki manastırı camiye çevirdi ve 1337-1338 tarihli bir kitabe burada bir cami yapıldığını gösterir. Parkın ortasında saat kulesi yükselir; Vikipedi'ye göre 33 metre boyunda, 4,65 metre genişliğinde ve altı katlıdır. Abdülaziz döneminde yapılan ilk kule 1900'lerden önce, bilinmeyen bir tarihte yıkılmıştı. Bugünkü kulenin yapımına 2 Ağustos 1904'te başlandı ve yapı 31 Ağustos 1905'te bitti; Vali Reşit Mümtaz Paşa onu II. Abdülhamid'in tahta çıkışının 29. yıl dönümü töreniyle açtı. Maddenin bilgi kutusu bitiş yılını 1906 olarak verir, metin 1905 der; biz metni esas alıyoruz. En üst katta her biri 90 santimetre çapında dört kadran vardır, güney kapısından 89 basamaklı ahşap bir merdiven çıkar ve saat bugün elektroniktir.

Kule yüksekliği sayesinde yangın gözetleme kulesi olarak kullanıldı ve Büyükşehir Belediyesi bu kullanımı sürdürüyor; içine çıkmak her zaman mümkün olmayabilir, tam boy fotoğraf için parkın karşı kenarına çekilin. Kulenin bir maketi 2012'de Safranbolu'da açılan saat kuleleri parkında sergileniyor. Parkın kenarındaki seyir noktası Bursa ovasına ve şehrin kuzeyine bakar; Hisar'ın neden bu kayalığa kurulduğunu bu kenardan okursunuz. Ova kuzeyde kaldığı için güneş gün boyu arkanızdadır ve manzara çekimleri her saat olur; sabah erken saatte hava daha berraktır. Kulenin arkasında Osman Gazi ve Orhan Gazi türbeleri durur; Kültür Portalı'na göre Bizans dönemine ait yuvarlak planlı yapı 1801 yangınında hasar gördü, 1855 depreminde iki türbe tamamen yıkıldı ve ikisi de 1863'te Sultan Abdülaziz tarafından yeniden yapıldı. Osman Gazi'nin sekizgen planlı, kesme küfeki taşlı ve yedi pencereli türbesi bu 1863 yapısıdır; içi barok etkili kalem işleriyle bezelidir. Türbelere girmek isterseniz sessiz olun, görevlinin uyarılarına uyun ve içeride fotoğraf çekmeden önce izin isteyin. Kültür Portalı türbeleri 2014'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren "Bursa ve Cumalıkızık" alanının parçası sayar.

Vikipedi kale içinde Bey Sarayı'nın yanı sıra Alaeddin Bey Camii, Şehadet Camii ve Orhan Bey Hamamı gibi yapıları sayar; parktan çıkınca Hisar sokaklarında bu erken Osmanlı yapılarının bazılarını görürsünüz. Parkın bankları kısa bir mola için uygundur, ama molayı kısa tutun; rotanın en uzun yürüyüşü buradan başlar. Tophane'den aşağı inmek için Saltanat Kapı'ya geri dönün; kapıdan çıkınca Ulu Cami ve çarşı bölgesine inen yokuşla Atatürk Caddesi'ne ulaşırsınız. Buradan Yeşil'e yaklaşık iki kilometre yürünür: Atatürk Caddesi boyunca doğuya, Heykel'e kadar, oradan Gökdere vadisini bir köprüyle geçip Yeşil yokuşuna. TDV'ye göre Gökdere'nin derin vadisi şehrin merkezini Yeşil semtinden ayırır ve semt adını Yeşil Cami ile Yeşil Türbe'den alır. Yürümek istemezseniz Kültür Portalı'nın tarif ettiği gibi Atatürk Caddesi üzerinden Yeşil semtine giden otobüslere binin; BursaRay'in Şehreküstü istasyonu da Hisar'ın hemen altındadır. Ulu Cami ve hanlar bu rotanın durağı değildir; onlar ilk başkent ve çarşı rotalarında anlatılır, bugün önlerinden geçip yola devam edin.

Kaynak: Vikipedi, Tophane Saat Kulesi (Bursa); TDV İslam Ansiklopedisi, Bursa; Kültür Portalı, Osman Gazi Türbesi.

Şehre hakim bu tepe Bursa'nın en eski çekirdeği; Bizans surlarının kalıntıları hala duruyor. Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi ile oğlu Orhan Gazi'nin türbeleri burada. Parkın kenarındaki saat kulesi ve seyir terasından bütün ova, Uludağ'ın eteği ve şehrin yayılışı görünüyor. Gezinin başlangıcı için doğru yer, çünkü aşağıda gezeceğiniz her şey buradan görünüyor.
3
Bursa Türk İslam Eserleri Müzesi

Bursa Türk İslam Eserleri Müzesi

~1 sa burada
Yeşil Cad. Zehrimar Camii Sok., Yıldırım / Bursa

Yeşil'e çıkınca müzeyi caminin yanındaki medrese binasında, Yeşil Caddesi Zehrimar Camii Sokak adresinde bulursunuz. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sayfasına göre müzenin kapalı günü yoktur; gişe saatleri ve ücret için muze.gov.tr'ye bakın, Müzekart geçerlidir. Bina Yeşil Külliyesi'nin medresesidir, Sultaniye Medresesi adıyla da bilinir ve erken Osmanlı medreselerinin ilk örneklerindendir. Bakanlık külliyeyi 1414 ile 1424 arasına tarihler ve mimar olarak Hacı İvaz Paşa'yı verir; TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre caminin yapımı 1414'te başlayıp Aralık 1419'da bitti ve kitabe Hacı İvaz Paşa'yı yapıyı planlayan mimar olarak anar. Çelebi Mehmed'in bu külliyesi, Kültür Portalı'nın deyişiyle Timur sonrası yıkılan Bursa'ya yeni bir hayat verdi. Hacı İvaz Paşa'nın adı ilk duraktan tanıdıktır: surları savunan ve onaran vezir, burada külliyenin mütevellisi ve baş mimarıdır. TDV'ye göre 1424'te gözleri oyularak Bursa'da ikamete zorlandı ve 1428'de bir veba salgınında öldü.

Girişi kuzeydeki çapraz tonozlu eyvandan yapın; Kültür Portalı planı dikdörtgen olarak tanımlar, yalnızca ana eyvan dışarı taşar. Dikdörtgen avlunun üç yanı kubbeli ve tonozlu revaklarla çevrilidir; taş ve tuğla örgülü revakların sivri kemerleri devşirme sütun ve başlıklara oturur. Revakların arkasında on üç hücre, bir müderris odası ve giriş eyvanı sıralanır. TDV planı üç eyvanlı olarak tanımlar ve yapının hiçbir zaman tam bitirilmediğini yazar; Kültür Portalı'na göre medrese iki katlı başlanmış, Çelebi Mehmed'in ölümüyle üst kat tamamlanamamıştır. Avlunun ortasında durup bir an eksik üst katı düşünün; yapı bir ölüm haberiyle yarım kalmıştır. Bakanlığa göre plan Anadolu Selçuklu açık avlulu medreselerini andırır, malzeme moloz taş, kesme taş ve tuğladır. Bursa'nın ilk müzesi 1902'de çevreden toplanan etnografik ve arkeolojik buluntularla bir okulun bahçesinde kuruldu; Eylül 1904'te Osman Hamdi Bey'in yönetimindeki Müze-i Hümayun'un şubesi olarak resmen açıldı. 1929'da müdürlük olup Bursa Müzesi adını aldı, 1930'da Yeşil Medrese'ye taşındı; Kültür Portalı bu taşınmayı 1923 olarak verir, biz Bakanlığın tarihini esas alıyoruz. 1955 onarımının ardından 1956'da yeniden açıldı ve arkeoloji koleksiyonu Kültürpark'taki yeni binaya gidince 1975'te Türk İslam Eserleri Müzesi olarak düzenlendi.

Hücreleri sırayla gezin: çini ve seramikler arasında İznik ile Kütahya örnekleri, ahşap oyma ve kakma eserler, tombak ve madeni eşya, Selçuklu ve Osmanlı sikkeleri. Koleksiyon 13. yüzyıldan 20. yüzyıla Selçuklu, Beylik ve Osmanlı dönemlerinin geleneksel el işlerini ve giysilerini kapsar. Bahçede 15. ile 19. yüzyıllar arasına tarihlenen Bursa mezar taşları ve kitabeler durur; yazı ve bezeme üslubu yüzyıldan yüzyıla değişir, taşları tarih sırasıyla okumayı deneyin. Avlu, revak kemerlerinin gölge çizgileriyle müzenin en iyi fotoğraf köşesidir; vitrinlerde flaş kullanmayın. Avlu aynı zamanda Yeşil Cami ile Yeşil Türbe'nin arasında oturup dinlenmek için sakin bir yerdir. Cami ve türbe bu rotanın durağı değildir, ilk başkent rotasında ayrıntılı anlatılırlar; ama kapıdan çıkınca Yeşil Türbe'nin çinili gövdesi karşınızdadır. TDV'ye göre imaretin mutfak binaları yakın yıllarda onarılıp kafe olarak kullanılmaya başlandı; yokuşa çıkmadan kısa bir mola için seçenek. Son durağa geçiş yokuş yukarıdır: Hünkar Köşkü Yeşil'in güneybatısında, Uludağ eteğindeki Temenyeri'nde, bir kilometreyi biraz aşan bir tırmanışla ulaşılır. Bursa Müzeler Şube Müdürlüğü'ne göre 37 numaralı otobüs Atatürk Caddesi üzerinden köşke gider; yokuş istemeyenler için kolaylık budur. Köşk Pazartesi kapalıdır; rotayı Pazartesi yürüyorsanız bu durağı başka güne bırakın.

Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bursa Türk İslam Eserleri Müzesi; Kültür Portalı, Yeşil Medresesi; TDV İslam Ansiklopedisi, Yeşilcami Külliyesi.

Bursa Türk İslam Eserleri Müzesi, Yıldırım ilçesinde, Yeşil Külliyesi'nin bir parçası olan 15. yüzyıl Yeşil Medresesi'nin içinde kurulmuştur. Medrese, Yeşil Camii'nin batısında, Yeşil Caddesi'nden hafifçe aşağıda, duvarlarla çevrili kendi bahçesinde durur ve müzeyi gezmek aynı zamanda erken Osmanlı medrese mimarisinin en iyi korunmuş örneklerinden birinin içinde dolaşmak demektir. Külliyenin banisi Çelebi Sultan Mehmed'dir; TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre yapımına 1414'te başlanan külliye, taç kapı kitabesine göre Aralık 1419'da tamamlandı. Kültür Portalı medresenin 1414-1424 arasında yaptırıldığını yazar ve yapının Sultaniye Medresesi adıyla da anıldığını belirtir. TDV, külliyenin kitabelerinden mimar olarak Hacı İvaz Paşa'nın adının okunduğunu ve planların ona ait olduğunun anlaşıldığını aktarır. Medrese 36 metreye 38,5 metre boyutlarında, üç eyvanlı bir plan şeması gösterir. Giriş kuzeydeki çapraz tonozlu eyvandan sağlanır; içeride dikdörtgen bir avlunun üç yanını kubbe ve tonozlarla örtülü revaklar çevirir, ortada şadırvan bulunur. Revakların arkasında biri müderris odası olmak üzere on üç oda, yanlarda iki eyvan ve taç kapının tam karşısında ana kütleden dışarı taşan dershane eyvanı sıralanır. Duvarlar moloz taş ve tuğla ile örülmüştür; odaların üzeri kiremit kaplıdır, yalnızca dershanede kesme küfeki taşı ve kurşun örtü kullanılmıştır. Dershane Türk üçgenlerine oturan 10 metre çapında bir kubbeyle örtülüdür ve avlu revaklarını taşıyan sütunların hepsi devşirmedir; sivri kemerler taş ve tuğla ile örülmüştür. TDV'ye göre vakfiyede otuz öğrenci kayıtlıyken yalnızca on üç oda yapılmış olması ve dershanenin çok yüksek tutulması, medresenin üst katının tamamlanmadan bırakıldığını gösterir; Kültür Portalı da iki katlı tasarlanan yapının Çelebi Mehmed'in ölümüyle yarım kaldığını yazar. Bursa Sultanisi diye anılan bu medresede Hızır Bey, Zenbilli Ali Efendi, Ebussuud Efendi ve Hoca Sadeddin Efendi gibi Osmanlı eğitim tarihinin tanınmış isimleri müderrislik yaptı. Müzenin kendi tarihi Bursa'daki müzeciliğin başlangıcıdır. Bakanlık sayfasına göre Bursa'nın ilk müzesi, Maarif Müdürü Azmi Bey ile Erkek Lisesi muhasebecisi Reşad Bey'in çabasıyla çevreden toplanan eserlerin 19 Ağustos 1902'de lise bahçesinde ve laboratuvarında ziyarete açılmasıyla kuruldu. Müzeler Umum Müdürü Osman Hamdi Bey bu koleksiyonu Eylül 1904'te Müze-i Hümayun'un bir şubesi olarak resmen hizmete soktu; 1929'da Bursa Müzesi adıyla müdürlük oldu. Ertesi yıl koleksiyon Yeşil Medrese'ye taşındı, İstanbul Müzesi Müdürü Aziz Ogan tarafından düzenlendi ve 8 Nisan 1930'da burada açıldı. Bina 1955'te onarıldı ve müze Ekim 1956'da yeni bir düzenle hizmete girdi. Uzun yıllar karma müze olarak çalışan Bursa Müzesi, arkeolojik eserlerin Kültürpark'ta yapılan yeni binaya taşınmasından sonra yeniden düzenlendi ve 22 Kasım 1975'ten itibaren Bursa Türk ve İslam Eserleri Müzesi adıyla hizmet vermeye başladı. Kültür Portalı medresenin 1923'ten beri müze olarak kullanıldığını yazar; Bakanlık'ın kronolojisi daha ayrıntılı olduğu için burada o esas alındı. Müze 2 Aralık 2016'da tadilat ve onarım için kapatıldı ve 24 Aralık 2020'de yeniden açıldı. Koleksiyon 13. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine aittir. Teşhirde İznik ve Kütahya çini ve seramikleri, ahşap oyma ve kakma eserler, Türk maden sanatından örnekler, tombak ve diğer metal işler, Selçuklu ve Osmanlı sikkeleri, geleneksel el işleri ve giysiler yer alır. Bakanlık sayfasına göre teşhirdeki etnografik eser sayısı 445, sergilenen İslami dönem sikkesi 66'dır; bahçedeki açık teşhirde 70 mezar, mezar taşı ve kitabe bulunur. Eserler revakların arkasındaki eski öğrenci odalarında konu konu sergilenir; dershane eyvanı en büyük salondur ve halı gibi büyük parçalar burada görülür. Medresenin avlusu bugün bakımlı bir bahçedir; şimşirlerle çevrili şadırvan, sedir ağaçları ve bahçeye yerleştirilmiş eski mezar taşları gezinin ikinci yarısını oluşturur. Geziye avludan başlayın: önce revakların altında bir tur atıp sivri kemerlere ve devşirme sütun başlıklarına bakın, sonra odalara sırayla girin. Çini vitrinlerinde İznik ile Kütahya üretimini yan yana görmek mümkündür; madeni eser ve tombak bölümünde günlük kullanım eşyasıyla gösterişli parçaları karşılaştırın. Son olarak dershaneye girip kubbeyi taşıyan Türk üçgenlerine aşağıdan bakın; bu geçiş öğesi erken Osmanlı mimarisinin ayırt edici işaretidir. Bakanlık sayfasına göre müze her gün açıktır ve Müzekart geçerlidir; açılış saatlerini ve bilet bilgisini muze.gov.tr adresinden kontrol edin. Gezi için 45 dakika ile bir saat yeterlidir. Yeşil Camii ve Yeşil Türbe birkaç adım ötededir; medreseyi onlarla birlikte, ama ayrı bir yapı olarak görmek külliye fikrini bütün olarak anlamayı sağlar. Kültür Portalı'na göre müzeye Bursa merkezden Yeşil Mahallesi'ne giden otobüslerle ulaşılır; çarşı bölgesinden Yeşil'e yürüyerek gelenler için de medrese, caminin batı yanında, caddeden hafifçe aşağıda kalır.
4
Hünkar Köşkü Müzesi

Hünkar Köşkü Müzesi

~45 dk burada
Mollaarap Mah. Köşk Cad. No. 2, Yıldırım / Bursa

Köşk Mollaarap Mahallesi'nde, Köşk Caddesi'ndedir; bahçe kapısından girince önce yapının üçgen alınlıklı, panjurlu cephesine bakın. Bursa Müzeler Şube Müdürlüğü'ne göre köşkü 1844'te Bursa valisi Mehmed Salih Paşa, Sultan Abdülmecid'in ziyareti için av köşkü olarak yaptırdı ve yapı yaklaşık 19 günde bitirildi. Kültür Portalı yapım yılını 1859 olarak verir; müzenin kendi sayfası ve Vikipedi 1844'te birleşir, Abdülmecid'in 29 Haziran ile 2 Temmuz 1844 arasındaki konaklaması da bu tarihi destekler. Müze sayfası yapıyı Tanzimat sonrasında Bursa'da Batı üslubunda yapılan ilk ve tek bina olarak tanımlar; adı o zaman Kasr-ı Hümayun'du. Kültür Portalı ve Vikipedi mimariyi iki katlı Fransız ampir üslubu olarak anlatır; sıvalı duvarlar ahşap iskelet üstüne kuruludur ve yapının bir nöbetçi odası ile garajı vardır. Abdülaziz 18 Nisan 1862'de, V. Mehmed Reşad 23 Ağustos 1909'da burada kaldı. 1922'de köşk Atatürk'ü ve Kurtuluş Savaşı komutanlarını 12 gün ağırladı; Vikipedi 16 Ekim 1922'deki ilk ziyarette İsmet İnönü ve Kazım Karabekir ile Lozan belgelerinin görüşüldüğünü yazar. Atatürk 1925, 1931 ve 1935'teki Bursa ziyaretlerinde yine burada kaldı; müze sayfasına göre 1925'te Sabiha Gökçen'i bu bahçede evlat edindi. Köşk zamanla Kasr-ı Milli, Cumhuriyet Köşkü ve Atatürk Köşkü adlarıyla anıldı.

Vikipedi'ye göre 1982-1983'te onarım gördü; 1995'te Milli Saraylar ile Büyükşehir Belediyesi restore etti ve köşk 29 Mayıs 2003'te belediye müzesi olarak açıldı. İçeride fotoğraf ve telefon yasaktır, halı yollardan çıkılmaz ve eşyalara dokunulmaz; aynı anda en çok 30 ziyaretçi alındığı için kalabalık saatte kapıda kısa bir bekleme olabilir, güncel ziyaret koşullarını bursamuze.com'dan kontrol edin. Zemin katta giriş holü, kabul salonu, Atatürk'ün odası, çalışma odası, Sabiha ve Ülkü yatak odası, dinlenme odası ve yaver odası gezilir. Kabul salonuna girişin karşısındaki çift kanatlı kapıdan geçilir; duvar ve tavanlardaki kalem işleri köşkün 19. yüzyıl bezemesinin en iyi örnekleridir. Atatürk'ün yaklaşık 28 metrekarelik yatak odasında K&A monogramlı yatak, halka seslenişinin çerçeveli fotoğrafı ve ona atfedilen rugan terlikler durur. Çalışma odası sadedir: bir masa, kadife bir dinlenme kanepesi ve bir çay fincanı. Bodrum katına inin; havuzlu salon ortasındaki küçük havuzla yazın serin kaldığı için kullanılırdı, bugün geçici sergi alanıdır ve 1925 tarihli, cumhurbaşkanlığı forsu taşıyan erken bir Türk bayrağı burada sergilenir. Yemek odası Aslanlı Oda diye anılır: ceviz oval masa, 14 sandalye, meyve motifli tavan ve hangi açıdan bakarsanız bakın size dönen aslan figürü, perspektif tekniğinin oyunu. Müze sayfasına göre sergilenen her şey köşkün kendi eşyasıdır ve Dolmabahçe Sarayı atölyelerinde onarılmıştır; avizeler Murano tarzı ve Bohemya kristali el yapımıdır. Vikipedi 2015'te silikon heykellerin eklendiğini not eder.

Bahçeye çıkın: kuzeydeki ağaçlık alan Temenna adıyla padişahların halkı selamladığı yerdi ve semtin adı Temenyeri oradan geldi. Kültür Portalı'na göre bahçe Bursa panoramasına bakar ve bahçedeki çeşmenin yüzü Kütahya çinisiyle kaplıdır. Bahçedeki "Bursa'nın Köşkleri" açık hava sergisi şehrin öbür köşklerini tanıtır. Müze gezisini 15 ile 20 dakika olarak tanımlıyor; bahçe, sergi ve manzarayla birlikte 45 dakika ayırın. Rotayı öğleden sonra bitirecek biçimde kurduysanız bahçenin ovaya bakan kenarı günün kapanışıdır; sabah Hisar'dan baktığınız ovayı şimdi karşı yamaçtan görürsünüz. Dönüş için 37 numaralı otobüs Atatürk Caddesi'ne iner; oradan Heykel'e ve BursaRay'e bağlanırsınız.

Kaynak: Bursa Müzeler, Hünkar Köşkü Müzesi; Kültür Portalı, Hünkar Köşkü; Vikipedi, Hünkar Köşkü.

Hünkar Köşkü Müzesi, Bursa'nın güneyinde, Yıldırım ilçesinde, Uludağ'ın eteğindeki Temenyeri mevkiinde şehre tepeden bakan iki katlı bir köşktür. Bursa Müzeler Müdürlüğü'nün sayfasına göre köşk, Sultan Abdülmecid'in 1844'teki Bursa gezisi için dönemin Bursa Valisi Mehmet Salih Paşa tarafından av köşkü olarak yaptırıldı. Aynı kaynak yapının padişahın gelişine yetişsin diye yalnızca 19 günde, çok sayıda usta çalıştırılarak tamamlandığını yazar. Kültür Portalı ise yapım yılını 1859 olarak verir; müzenin kendi sayfası ve Vikipedi 1844 tarihinde birleşir, bu yüzden tarihi 1840'ların ortası olarak okumak en güvenlisidir. Müze sayfası, köşkün Tanzimat sonrasında Bursa'da batılı anlamda inşa edilen ve Kasr-ı Hümayun adıyla yapılan tek yapı olduğunu belirtir. Köşk üç padişahı ağırladı. Sultan Abdülmecid 29 Haziran ile 2 Temmuz 1844 arasında, Sultan Abdülaziz 18 Nisan 1862'de ve Sultan V. Mehmed Reşad 23 Ağustos 1909'da burada konakladı. Padişahların halkı selamladığı köşkün kuzeyindeki ağaçlıklı alan temenna, yani selamlama yeri olarak anıldı; semtin bugünkü Temenyeri adı müze sayfasına göre buradan gelir. Yapı zaman içinde Kasr-ı Hümayun, Kasr-ı Milli, Cumhuriyet Köşkü ve Atatürk Köşkü adlarıyla da anıldı. Köşkün Cumhuriyet dönemindeki yeri de en az Osmanlı dönemindeki kadar önemlidir. Müze sayfasına göre 1922'de Mustafa Kemal Atatürk ve Kurtuluş Savaşı komutanları köşkte 12 gün kaldı; Vikipedi bu ilk ziyaretin 16 Ekim 1922'de başladığını ve Lozan görüşmelerine gidecek heyetin burada konuşulduğunu yazar. Atatürk 1925, 1931 ve 1935 yıllarındaki Bursa ziyaretlerinde de burada konakladı; bu yüzden köşk Atatürk Köşkü olarak da bilinir. Bursalı Sabiha Gökçen, 1925 ziyaretinde köşkün bahçesinde Atatürk ile tanıştı ve manevi kızı oldu. Kültür Portalı'na göre köşkün mimarisi Fransız ampir üslubundadır ve içerideki süslemeler 19. yüzyıl özelliklerini taşır. Sıvanmış duvarları ahşap çatkılı ve ince çıtalarla kaplıdır; bahçede cephesi Kütahya çinileriyle kaplı bir çeşme, ayrıca bekçi ve danışma odası ile bir garaj bulunur. Tavanlardaki kalem işi süslemeler, dönemi yansıtan özgün eşyalar ve Bursa ovasına hakim bahçe ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken öğelerdir. Avizeler Murano tarzı ve Bohemya kristali, renkli camdan el yapımıdır; müze sayfası bu yüzden her birinin tek örnek olduğunu vurgular. Teşhir giriş katı ve bodrum katı olmak üzere iki katta kuruludur. Giriş holünün karşısındaki çift kanatlı kapıdan, duvar ve tavanındaki kalem işleriyle köşkün en etkileyici mekanı olan kabul salonuna geçilir. Salonun doğusundaki kapı Atatürk Odası'na açılır; burada Atatürk için özel olarak yaptırılan ve başlığında K&A harfleri bulunan karyola, köşkte kullandığı havlular, kahve fincanı takımı ve rugan terlikleri sergilenir. Çalışma odasında çalışma masası ile kadife kaplı özgün dinlenme kanepesi durur. Giriş katında ayrıca Sabiha Gökçen ile Ülkü Adatepe'nin yatak odası, dinlenme odası ve yaver odası vardır. Oymalı ahşap korkuluklu merdivenle bodrum katına inilir ve yuvarlak kemerli girişten Havuzlu Salon'a geçilir. Adını ortasındaki küçük havuzdan alan bu serin salon eskiden yazın kullanılırdı; bugün geçici sergi alanıdır ve burada 1925 tarihli, köşesinde Cumhurbaşkanlığı forsu bulunan ilk Türk bayraklarından biri sergilenir. Havuzlu Salon'un doğusundaki yemek odası bodrum katının en görkemli bölümüdür; ortada kenarları oval, 14 sandalyeli ceviz masa durur. Tavanın ortasındaki aslan figürü, perspektif tekniği sayesinde odanın hangi köşesinden bakılırsa bakılsın bakana dönük görünür ve oda bu yüzden Aslanlı Oda olarak da anılır. Müze sayfası, 19. yüzyılda Osmanlı köşk ve saraylarında yeni ortaya çıkan ayrı yemek odası fikrinin ilk örneklerinden birinin burada olduğunu belirtir. Köşk 1982-1983'te onarım gördü; 1995'te Milli Saraylar Dairesi Başkanlığı ile Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin ortak çalışmasıyla restore edildi ve eşyalar Dolmabahçe Sarayı atölyelerinde özgün hallerine getirildi. 29 Mayıs 2003'te Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı müze olarak açıldı; teşhirdeki eşyaların tamamı köşkün kendi özgün eşyalarıdır. Vikipedi'ye göre köşkü kullanan üç padişah ile Atatürk'ün silikon heykelleri 2015'te eklendi. Bahçedeki eski müştemilat binası 2009'dan beri belediyenin sosyal tesisi olarak kullanılır ve bahçede Bursa'nın köşklerini anlatan açık hava sergisi gezilebilir. Müze pazartesi günleri, 1 Ocak'ta ve dini bayramların ilk gününde kapalıdır; diğer günlerin açılış saatlerini ve giriş koşullarını bursamuze.com adresinden kontrol edin. Müzeye tek seferde sınırlı sayıda ziyaretçi alınır ve rezervasyonlu gruplara öncelik verilir; kalabalık günlerde kısa bir bekleme olabilir. Kapalı mekanlarda fotoğraf makinesi, kamera ve cep telefonuyla çekim yapılamaz; gezi sırasında belirlenen halı üzerinde kalmak ve eşyalara dokunmamak istenir. İçerideki gezi 15-20 dakika sürer; bahçe ve manzara için bir o kadar daha zaman ayırın, özellikle gün batımına yakın saatlerde ovanın ışığı güzeldir. Müzenin özel otoparkı yoktur. Toplu taşımayla gelmek için Heykel'den kalkan ve Atatürk Caddesi üzerinden Hünkar Köşkü'ne çıkan 37 numaralı Burulaş otobüsü en kolay yoldur. Kültür Portalı'nın deyişiyle Bursa seyir panoramasına hakim olan bahçe, yokuşu çıkmaya tek başına değer.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirOsmangazi, Bursa
TürKültürel
Durak4
Tarih15 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat