Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Frig Vadisi'nin Afyon Yakası, Kara Kayadan Döğer Hanına
Kültürel4 Durak

Frig Vadisi'nin Afyon Yakası, Kara Kayadan Döğer Hanına

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Afyonkarahisar'ın kuzeyinde, Eskişehir ve Kütahya sınırına doğru uzanan yayla, eski çağda Frigya diye anılan bölgenin dağlık bir parçasıdır. Kültür Portalı bu kesimi Dağlık Frigya Bölgesi olarak tanımlar; Afyonkarahisar Belediyesi ise İhsaniye çevresindeki kaya anıtlarını, mezarlarını ve doğal oluşumlarını bir açık hava müzesine benzetir. Bu rota o müzenin Afyon yakasını, şehrin ortasındaki kara kayadan başlayarak kuzeye doğru okur.

Sıra bilinçli olarak eskiden yeniye kurulmamıştır, coğrafyayı izler. İlk durak şehrin simgesi olan kaledir, ama burada amaç kent manzarası değildir. Kayanın tepesindeki Frig izleri ve dört büyük sarnıç, gün boyunca göreceğiniz kaya işçiliğinin şehirdeki ilk örneğidir; Hitit döneminden kalan Hapanuva adı da bölgenin ne kadar eski bir geçiş yolu olduğunu hatırlatır. Kaleden sonra Eskişehir karayolunda kuzeye, şehrin yaklaşık otuz kilometre ötesindeki Göynüş Vadisi'ne gidilir. Aslan kabartmalı Aslantaş ile devrik bloğuyla Yılantaş, Friglerin soylularını gömdüğü anıtsal kaya mezarlarıdır ve rotanın en uzun durağıdır. Vadiden sonra yol Döğer'e doğru devam eder; Emre Gölü kıyısındaki Aslankaya, sfenksli alınlığı ve şaha kalkmış aslanıyla açık alanda duran bir Frig kaya cephesidir. Rota, aynı kasabada 1434'te II. Murad'ın yaptırdığı Döğer Kervansarayı'nda biter. Böylece gün, yaklaşık iki bin yıl arayla aynı volkanik tüfün hem bir anıta hem de bir yol hanına dönüştüğünü göstererek kapanır.

Kale tırmanışı yürüyüştür, basamaklar restore edilmiştir ama yokuş diktir. Diğer üç durak araçla gezilir; Göynüş Vadisi'ne karayolunun 32. kilometresinden, Aslankaya ve Döğer'e 36. kilometresinden sapılır. Vadi içinde anıtlar arasında kısa yürüyüşler yapılır, zemin topraktır ve gölge azdır. Şapka, su ve rahat ayakkabı bu rotanın temel donanımıdır. Vadide zamanınız kalırsa Aslantaş ile Yılantaş'tan yaklaşık beş yüz metre uzaktaki Maltaş Anıtı'na da yürüyebilirsiniz; önü yüzyıllar boyunca dere alüvyonuyla örtülü kalan bu cephe, Kültür Portalı'na göre 2021'deki kurtarma kazısıyla tamamen açığa çıkarılmıştır. Aslankaya'yı 1884'te araştırmacı W. M. Ramsay'in keşfettiği, Döğer Kervansarayı'nın ise 1991-1993 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edildiği de kaynaklarda geçer; yani bu rotada hem çok eski hem de yakın zamanda yeniden ele alınmış eserler göreceksiniz.

Kaya anıtlarına dokunmayın, üzerlerine çıkmayın. Kaynaklar Aslankaya'nın alt kısmındaki büyük tahribatın dinamitle yapıldığını ve tüf kayanın kendiliğinden de parça verdiğini yazar; bu eserler kırılgandır. Kervansarayın iç mekanının ziyarete açık olup olmadığını ve güncel koşulları gitmeden önce Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden doğrulayın. Ayazini'deki kaya yerleşimleri ve Eskişehir tarafındaki Yazılıkaya bu rotanın kapsamı dışındadır; zamanınız varsa onları ayrı bir güne bırakın.

Süre: 5-6 saat. En iyi zaman: İlkbahar ve sonbaharda, sabah erkenden kalede başlayıp öğleden sonra Döğer'de bitirmek en rahatıdır; yaylada gölge az olduğu için yazın öğle sıcağından kaçının, kışın kırsal yolların durumunu gitmeden kontrol edin.. Ulaşım: Kaleye şehir merkezinden işaretli yollarla yürünür. Göynüş Vadisi, Aslankaya ve Döğer kırsalda, Afyonkarahisar ile Eskişehir arasındaki karayolu boyunca dağıldığı için rotanın geri kalanı özel araçla gezilir; bu duraklar arasında düzenli toplu taşıma bilgisine resmi kaynaklarda rastlanmaz.

Kaynaklar

Afyonkarahisar Merkez, Afyonkarahisar
Kültürel
4 Durak
Mekanlarda ~3 sa 45 dk
Yol ~46,9 km · 1 sa 18 dk
Toplam ~5 sa 3 dk
19 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Afyonkarahisar Kalesi

Afyonkarahisar Kalesi

~1 sa burada

Rotaya şehrin ortasında yükselen kara kayanın eteğinden başlayın; Afyonkarahisar Belediyesi kaleye merkezden kısa bir yürüyüşle, yön tabelaları ve işaretli yollar izlenerek ulaşıldığını bildirir. Bu sabah kaleye bir kent manzarası için değil, gün boyunca göreceğiniz Frig anıtlarının bağlamını kurmak için çıkıyorsunuz. Kaya, belediyenin ve Kültür Portalı'nın tarifiyle yerden 226 metre yükselen volkanik bir kütledir. TDV İslam Ansiklopedisi şehrin bu kayalığın eteğinde, deniz seviyesinden 1010 metre yükseklikte kurulduğunu yazar. Merdivenler restore edildiği için tırmanış bugün mümkündür, ama yokuş diktir ve rahat ayakkabı ile su yanınızda olmalıdır. Çıkarken aklınızda tutmanız gereken ilk katman Hitit dönemidir. Kaynaklara göre kaya, MÖ 1350 dolaylarında Hitit kralı II. Murşil'in Arzava seferinde müstahkem bir mevki olarak kullanılmış ve Hapanuva, yani Yüksek Tepe adını almıştır. İngilizce Vikipedi ilk yapının da II. Murşil döneminde zirveye kurulduğunu belirtir; yani bu kaya Friglerden önce de bir gözetleme noktasıydı. Zirveye vardığınızda asıl aradığınız şey Frig dönemine ait izlerdir. Kültür Portalı, MÖ 1200 ile 700 arasında Anadolu'da yaşayan Friglere ait kültür izlerine zirvede rastlandığını ve burada dört büyük sarnıç bulunduğunu kaydeder. Sarnıçların ağzına yaklaşırken dikkatli olun ve korunaklı alanın dışına çıkmayın. Kayaya oyulmuş bu düzenlemeler, birkaç saat sonra Göynüş Vadisi'nde göreceğiniz kaya işçiliğinin şehirdeki ilk örneğidir. Surlar ise daha geç dönemlere aittir; kaya Roma ve Bizans çağında surlarla çevrilerek kale görünümüne kavuşmuştur. Türkçe Vikipedi bu dönemde kalenin Akroenos adıyla anıldığını yazar, TDV İslam Ansiklopedisi de Bizans kaynaklarındaki Akroinon Kalesi'nin burada olduğunun sanıldığını belirtir. Selçuklu katmanını surlarda arayın, çünkü Kültür Portalı'na göre surlar 1235'te I. Alaeddin Keykubad döneminde kale dizdarı Mimar Bedrettin Gevhertaş tarafından onarılmıştır. Aynı kaynak 1573'te II. Selim'in emriyle burçların, sarnıçların ve kulenin yeniden onarıldığını da aktarır. TDV İslam Ansiklopedisi, Evliya Çelebi'ye dayanarak Osmanlı döneminde kalede iki yüz kadar muhafız ve bir hapishane bulunduğunu yazar. Türkçe Vikipedi kalenin tarihi dokusunun büyük ölçüde korunamadığını, kalıntıların ise yerinde durduğunu not eder; zirvede bütün bir yapı değil, üst üste binmiş katmanlar okuyacağınızı bilin. Zirvede önce kuzeye bakın, çünkü günün geri kalanı o yöndedir ve sonraki duraklar şehrin otuz kilometreden fazla kuzeyindeki Frig yaylasındadır. Ardından aşağıdaki eski mahallelere dönün; TDV'ye göre şehir 13. yüzyılda kale dışına ve kayanın güneybatı eteklerine doğru yayılmaya başlamıştır. Aynı ansiklopedi Karahisar adının kayalığın koyu renginden ve üstündeki hisardan geldiğini yazar; bu rengi en iyi sabahın yumuşak ışığında fotoğraflarsınız. İniş çıkıştan daha yorucu olabilir, basamaklarda acele etmeyin. Kaleden indikten sonra araca binin ve Afyonkarahisar ile Eskişehir arasındaki karayolunda kuzeye, Göynüş Vadisi sapağına doğru yola çıkın.

Kaynak: Kültür Portalı, Afyonkarahisar Kalesi; Afyonkarahisar Belediyesi, Afyonkarahisar Kalesi; TDV İslam Ansiklopedisi, Afyonkarahisar.

Afyonkarahisar Kalesi, kente adını veren kara kayanın tepesinde oturur ve şehrin hangi köşesinden bakarsanız bakın ufku o belirler. Volkanik bir kaya kütlesi olan tepe, çevresindeki ovadan yaklaşık 226 metre yükselir. Kültür Portalı kaleyi eski Afyonkarahisar evlerinin arasından yükselen doğal bir kaya olarak tanıtır. Kayanın koyu rengi ve üstündeki hisar, Karahisar adının kaynağıdır. Kalenin tarihi Hitit dönemine kadar uzanır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre kaya, MÖ 1350 dolaylarında Hitit kralı II. Murşil'in Arzava seferi sırasında müstahkem mevki olarak kullanılmış ve Hapanuva adını almıştır. Kaynaklar bu adı "yüksek tepe" diye açıklar. Zirvede, MÖ 1200 ile 700 arasında Anadolu'da yaşayan Friglere ait kültür izleri bulunur. Aynı kaynaklar burada kaya oyma kült alanları ve dört büyük sarnıç olduğunu yazar. Roma ve Bizans döneminde kayanın üstüne surlar örülmüş ve tepe bugünkü kale görünümünü kazanmıştır. Bizans çağında burası Akroinon adıyla anılırdı. TDV İslam Ansiklopedisi, Bizans kaynaklarındaki Akroinon Kalesi'nin bu kaya olduğunun sanıldığını belirtir. İngilizce Vikipedi'ye göre 740 yılında kale önlerinde Bizans ordusu ile Emevi kuvvetleri arasında büyük bir meydan savaşı yapılmıştır. Halk anlatılarında adı yaşayan Seyyid Battal Gazi'nin de bu savaşta kale önlerinde öldüğü rivayet edilir. Şehrin 13. yüzyılın başlarında Türklerin eline geçtiği, yakındaki Altıgöz Köprüsü'nün kitabesinden anlaşılır. Selçuklu döneminde kale devletin hazinesinin korunduğu yer olarak önem kazandı. Sultan I. Alaeddin Keykubad zamanında kale dizdarı olan Mimar Bedrettin Gevhertaş, surları 1235 yılında onardı. Aynı dönemde kalenin içine küçük bir mescit ile yanına bir saray yaptırıldı. Türkçe Vikipedi, hazineler burada saklandığı için kaleye Hisar-ı Devlet de dendiğini aktarır. Selçuklu veziri Sahip Ata Fahreddin Ali'nin adı, şehrin Karahisar-ı Sahip olarak anılmasına yol açmıştır. Osmanlı döneminde 1573 yılında II. Selim'in emriyle Mahmut Bey burçları, sarnıçları ve kuleyi yeniden onarttı. Evliya Çelebi, 17. yüzyılda kalede yaklaşık iki yüz muhafız ve siyasi suçluların tutulduğu bir zindan olduğunu yazmıştır. Tanzimat'tan sonra kale askeri önemini yavaş yavaş yitirdi. TDV İslam Ansiklopedisi kentin büyümesini de kaleyle birlikte anlatır. Yerleşim 12. yüzyılın ortalarına kadar kale içindeydi, 13. yüzyılda kayanın güneybatı eteklerine taştı. Sonraki yüzyıllarda kalenin güneyinde ve doğusunda yeni mahalleler kuruldu. Bugün kalenin eteğindeki Kalealtı çevresi, cumbalı ve ahşap kepenkli geleneksel evleriyle bu eski dokunun en iyi korunan kesimlerinden biridir. Kaleye şehir merkezinden yürüyerek ulaşılır; Afyonkarahisar Belediyesi yolun kısa olduğunu ve yön tabelalarıyla işaretlendiğini belirtir. Zirveye kayanın yamacına yapılmış taş basamaklı merdivenlerle çıkılır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, surların onarıldığını ve çıkış merdivenlerinin yenilendiğini kaydeder. Tırmanış dik ve uzundur, bu yüzden rahat ayakkabı ve yanınızda su bulundurmanız iyi olur. Yazın öğle sıcağında kayanın üstünde gölge yoktur; sabah erken ya da akşamüstü çıkmak hem daha serin hem de ışık açısından daha güzeldir. Yukarıda sur kalıntılarının arasından geçerken kayaya oyulmuş sarnıçlara ve eski yapıların temellerine bakın. Zirveden bakınca ovaya yayılan kent, kubbeler ve minareler, uzakta Frig yaylasına uzanan tepeler bir arada görünür. Rüzgar zirvede kuvvetli olabilir, çocuklarla çıkarken korkuluk olmayan kenarlardan uzak durun. Ziyaret koşulları ve olası bakım kapanışları için güncel bilgiyi il kültür ve turizm müdürlüğünden ya da belediyeden öğrenin. İnişten sonra kalenin eteğindeki eski sokaklarda gezinmek, kaleyi şehirle birlikte okumanın en iyi yoludur. Zafer Müzesi ve Anıtpark kısa bir yürüyüşle ulaşılabilecek mesafededir.
2
Aslantaş ve Yılantaş

Aslantaş ve Yılantaş

~1 sa 15 dk burada
Kayıhan Mahallesi, Göynüş Vadisi, İhsaniye / Afyonkarahisar

Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre Göynüş Vadisi'ne, Afyon-Eskişehir karayolunun 32. kilometresinden sola dönüp 1,5 kilometre ilerleyerek ulaşılır. İngilizce Vikipedi alanı İhsaniye'nin 11 kilometre doğusunda ve şehrin yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde, D-665 karayolunun yanında gösterir. Vadi İhsaniye ilçesinin Kayıhan Mahallesi sınırlarındadır ve Kültür Portalı onu Dağlık Frigya Bölgesi'nin bir parçası olarak tanımlar. Aracı bıraktıktan sonra önce Aslantaş'a yürüyün, çünkü iki anıt aynı kayalıkta ve birbirine çok yakındır. Aslantaş'ın cephesine önce biraz uzaktan, tamamını kadraja alabileceğiniz bir noktadan bakın. İngilizce Vikipedi'ye göre anıt, iki yanı ve ön yüzü düzleştirilmiş, 11 metre yüksekliğinde tek parça bir kayadır. Kapının iki yanında arka ayakları üzerine kalkmış, birbirine dönük iki aslan kabartması görürsünüz. Kültür Portalı aslanların ayaklarının altında birer yavru aslan bulunduğunu yazar; bu ayrıntılar aşınmıştır ve ışık yandan vurduğunda daha iyi seçilir. Kapının üstündeki hayat ağacını andıran kütleye ve onun üzerinde iki yana açılan kanatlı güneş kursu motifine bakın. Vikipedi kayanın üst kısmında basamaklar bulunduğunu da not eder; bunlara tırmanmak anıta zarar verir, onları yerden izleyin. Mezar odası küçük bir kapı aralığından görülür ve Kültür Portalı odanın hafif tonozlu tavanını, solda kline bulunan küçük bir hücreyi tarif eder. Kaynaklar anıtın tarihi konusunda tam birleşmez: Kültür Portalı onu önemli bir Frig kralının mezarı olarak MÖ 7. yüzyıla bağlar, İngilizce Vikipedi ise 8. yüzyılın başı ile 7. yüzyılın sonu arasında bir aralık verir. Ardından Yılantaş'a geçin; Kültür Portalı onu Aslantaş'ın yaklaşık seksen metre, Vikipedi ise yetmiş metre kadar batısında gösterir. Burada ayakta duran bir cephe değil, devrilmiş ve parçalanmış dev bir kaya bloğu bulacaksınız. Kültür Portalı devrilmenin muhtemelen doğal nedenlerle olduğunu yazar, İngilizce Vikipedi de bir deprem ya da başka bir doğal afeti olası neden olarak anar. Parçaların dış yüzünde aslan kabartmalarının baş ve pençe bölümlerini arayın. Vikipedi, yöre halkı aşınmış pençeleri yılan başı sandığı için kayaya Yılantaş dendiğini aktarır; Kültür Portalı ise kapının üstünde birbirine sarılmış iki yılan kabartmasından söz eder ve bunun devrik kayanın altında kaldığını belirtir. Yıkık mezar odasının arka ve sol yan duvarları ana kaya üzerinde hala görülebilir. Odanın içinde kline adı verilen taş sedirler ve kayaya kabartma olarak işlenmiş çatı kirişleri bulunduğu kaynaklarda geçer. Kültür Portalı, klinedeki hurma yapraklı sütun başlığına dayanarak anıtın MÖ 700 dolaylarında yapıldığının düşünüldüğünü yazar. İki anıtı gördükten sonra vakit kalırsa vadinin güneybatı köşesindeki Maltaş Anıtı'na kadar yürüyebilirsiniz; Kültür Portalı aradaki mesafeyi yaklaşık beş yüz metre olarak verir. Maltaş'ın önü yüzyıllar içinde dere alüvyonuyla dolmuş ve aynı kaynağa göre 2021'deki kurtarma kazısıyla bugünkü haliyle açığa çıkarılmıştır. Vadide gölge azdır, bu yüzden yaz aylarında şapka ve su taşıyın. Fotoğraf için Aslantaş'ın cephesini kabartmaların gölge verdiği eğik ışıkta çekmek ayrıntıları belirginleştirir. Dönüşte karayoluna çıkıp kuzeye, Döğer yönüne devam edin ve 36. kilometreden kuzeybatıya sapın.

Kaynak: Kültür Portalı, Aslantaş, Yılantaş ve Maltaş Anıtı; Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Mezarlar ve Tapınaklar; Wikipedia, Aslantaş-Yılantaş.

Aslantaş ve Yılantaş, Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesinde, Dağlık Frigya denilen bölgedeki Göynüş Vadisi'nde yan yana duran iki anıtsal Frig kaya mezarıdır. Vadinin adı kaynaklarda Köhnüş ve Kohnüş biçiminde de geçer. Mezarlar İhsaniye kasabasının yaklaşık 11 kilometre doğusunda, Afyonkarahisar kent merkezinin de yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde kalır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü vadiye Afyon-Eskişehir karayolundan ayrılıp kısa bir yol gidilerek ulaşıldığını yazar. Bölgenin arka planını bilmek iki anıtı okumayı kolaylaştırır. Afyonkarahisar Valiliği'nin aktardığına göre Frig egemenliği, MÖ 660 civarında Kimmerlerin saldırısıyla Gordion merkezli düzen çöktükten sonra Yazılıkaya ve İhsaniye çevresindeki kayalık ve ormanlık bölgede yeniden kurulmuştur. Göynüş Vadisi bu ikinci dönemin en yoğun anıt alanlarından biridir. Vadide Aslantaş ve Yılantaş'ın yanında Maltaş adı verilen açık hava tapınım alanı ve vadinin ortasında Köhnüş Kale denilen kaya kütlesi de bulunur. Aslantaş, adını cephesindeki aslan kabartmalarından alır. Yaklaşık 11 metre yüksekliğindeki tek parça kaya bloğunun iki yanı ve ön yüzü düzleştirilmiştir. Mezar odasının küçük kapısının iki yanında karşılıklı duran, ön ayaklarını kaldırmış iki iri aslan görülür. Kültür Portalı aslanların ayaklarının altında birer yavru aslan bulunduğunu belirtir; bu yavrular bugün oldukça aşınmıştır. Kapının üstünde hayat ağacını andıran bir kütle, onun üzerinde de iki yana açılmış kanatlı güneş kursu motifi kabartma olarak işlenmiştir. Kayanın üst bölümünde basamaklar oyulmuştur. İçerideki mezar odasının tavanı hafif tonozludur ve sol tarafta ölünün yatırıldığı sedirin, yani klinenin bulunduğu küçük bir hücre vardır. Aslantaş'ın önemli bir Frig kralına ait olduğu düşünülür. Kültür Portalı anıtı MÖ 7. yüzyıla tarihler. İngilizce Vikipedi ise MÖ 8. yüzyılın başı ile 7. yüzyılın sonu arasında iki tarihin tartışıldığını, süslü cephe ve küçük giriş nedeniyle çoğunlukla geç tarihin tercih edildiğini aktarır. Yılantaş, Aslantaş'ın batısında, aynı kayalıkların içinde ve kaynaklara göre 70 ile 80 metre kadar uzağındadır. Bir soyluya ait olduğu düşünülen bu mezar, Aslantaş'tan büyük ve gösterişliydi. Ancak üzerine oyulduğu kaya büyük olasılıkla doğal bir nedenle yarılıp devrilmiş, bugün parçalanmış bir blok görünümündedir. Kaya parçalarından birinde aslan kabartmasının baş ve ayak bölümleri seçilebilir. Mezarın adının kaynağı konusunda farklı açıklamalar vardır. Kültür Portalı kapı üstünde birbirine sarılmış iki yılan ve onlara mızrakla saldıran iki savaşçı kabartması bulunduğunu, bu bölümün ters dönen kayanın altında kaldığını yazar. İngilizce Vikipedi ise aşınmış aslan pençelerinin halk tarafından yılan başı sanıldığını ve adın buradan geldiğini aktarır. Aynı kaynak giriş cephesinde miğferli, kalkanlı ve mızraklı iki savaşçının kapıyı korur gibi durduğunu, aralarında da bir Gorgon başı bulunduğunu belirtir. Yıkık mezar odasının arka ve sol duvarları ana kaya üzerinde hala görülebilir. Beşik çatının kirişleri tavanda kabartma olarak işlenmiştir. Kültür Portalı klinedeki hurma yapraklı sütun başlığına dayanarak mezarı MÖ 700 civarına tarihler, Hollandalı arkeolog C. H. E. Haspels ise MÖ 6. yüzyılı önermiştir. Vadide ilk bakılacak yer Aslantaş'ın cephesidir. Aslanların gövdesini, kapı üstündeki güneş kursunu ve kayanın yanlarındaki düz kesimi yakından ve biraz uzaktan ayrı ayrı inceleyin. Ardından batıya yürüyerek Yılantaş'ın dağınık parçalarına geçin ve aslan pençesi kalıntısını arayın. Yılantaş'ı 1870'lerde fotoğraflayan İsveçli fotoğrafçı Guillaume Berggren'in kaydı, kayanın 150 yıl önceki halini gösteren erken belgelerden biridir. Vaktiniz varsa yaklaşık 500 metre ötedeki Maltaş'a da uzanabilirsiniz. Maltaş, vadinin güneybatı köşesinde kayaya oyulmuş, nişli büyük bir cephedir ve yakın zamana kadar toprağın altında kaldığı için iyi korunmuştur. Göynüş Vadisi, Afyonkarahisar'da Seydiler'den başlayıp Eskişehir'deki Yazılıkaya'ya uzanan Frig Yolu yürüyüş parkurunun da üzerindedir. Kırmızı ve beyaz işaretlerle belirlenen bu parkur vadiden geçerek kuzeye, Döğer yönüne devam eder. Vadinin her yerine giden yol yoktur, tarlalar arasından yürünür; bu yüzden sağlam ayakkabı ve yanınıza su almanız iyi olur. Gölgelik az olduğu için yaz öğlelerinden çok sabah ve ikindi saatleri daha rahattır. Ziyaret koşulları ve olası düzenlemeler için Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün güncel duyurularına bakın. Anıtlara tırmanmayın ve kabartmalara dokunmayın; yumuşak tüf kaya kolayca aşınır.
3
Aslankaya Anıtı

Aslankaya Anıtı

~45 dk burada
Döğer Kasabası, Üçlerkayası Köyü yakını, İhsaniye / Afyonkarahisar

Kültür Portalı'nın tarifine göre Aslankaya'ya Afyonkarahisar-Eskişehir karayolunun 36. kilometresinden kuzeybatıya sapılarak, yaklaşık 2 kilometrelik bir yolla varılır. Anıt İhsaniye'ye bağlı Döğer kasabasının sınırlarında, Emre Gölü'nün kıyısındadır; Türkçe Vikipedi Döğer'e uzaklığını 4 kilometre olarak verir. Frig Vadileri sitesi, Üçlerkayası'ndan Emre Gölü'ne geçerken anıtın yolun hemen kenarında görüldüğünü belirtir, yani uzun bir yürüyüş gerekmez. Aracı güvenli bir yere bırakın ve anıta önce biraz uzaktan, çevresindeki açık alanla birlikte bakın. Frig Vadileri, Aslankaya'nın pek çok Frig anıtından farklı olarak bir kayalık içinde ya da tepe eteğinde değil, açık bir alanda durduğunu vurgular. Aynı kaynak, anıtın çevredeki yerleşimlerin ortasında bir tören alanı konumunda olduğunu da not eder. Kültür Portalı'na göre anıt, yüksek ve dik bir kayanın yüzüne oyulmuş üçgen çatılı bir cephedir ve MÖ 7. yüzyılda yapıldığı düşünülür. Yaklaştığınızda önce çatıya bakın, çünkü üçgen alınlığın iki yanında karşılıklı iki kanatlı sfenks kabartması vardır. Sonra yan yüze geçin; kayanın bir yanında arka ayakları üzerine şaha kalkmış, kükreyen büyük bir aslan kabartması bulunur. Kaynaklar aslanın hangi yanda olduğunu farklı tarif eder: Kültür Portalı kuzey yanı der, Frig Vadileri cepheye göre sağ tarafı gösterir, bu yüzden anıtın çevresini dolaşarak kendiniz bulun. Frig Vadileri diğer yanda çok daha küçük, tahribat yüzünden türü tam seçilemeyen dört ayaklı bir hayvan figürü olduğunu aktarır. Ana cephedeki geometrik desenli kabartmalar, aynı kaynağa göre Maltaş ve Midas anıtlarındaki süslemelerle akrabadır. Nişin iki yanında ahşap kapı kanatları gibi modellenmiş oymalar dikkat çeker. Kültür Portalı nişte iki aslan arasında Friglerin ana tanrıçası Kibele'nin betimlendiğini yazar; Afyonkarahisar Belediyesi ise bu kabartmanın günümüze ulaşamadığını belirtir. Frig Vadileri alt kısımdaki büyük tahribatın çoğunun dinamitle yapıldığını yazar, bu yüzden nişin alt bölümünü bugün eksik görürsünüz. Aynı kaynağa göre anıtı 1884'te W. M. Ramsay keşfetmiş ve ana kirişte o sırada Eski Frigce yazıtlar görülebiliyormuş. Frig Vadileri, aşınma yüzünden okunamayan yazıların gün doğumundan hemen sonra özel bir teknikle çekilen fotoğraflar sayesinde yeniden seçilebildiğini de aktarır. Bu bilgi aynı zamanda bir fotoğraf ipucudur, çünkü alçak sabah ışığı kabartmaları belirginleştirir. Türkçe Vikipedi anıtın oyulduğu tüf kayalığın yaklaşık bir kilometre uzunluğunda olduğunu belirtir. Aynı madde orta tabakanın çok aşındığını ve büyük parçaların koptuğunu yazar; bu yüzden anıta dokunmayın ve dibine fazla yaklaşmayın. Anıtın çevresinde dolaştıktan sonra birkaç dakika Emre Gölü kıyısına yönelip kayalık ile ova arasındaki manzaraya bakabilirsiniz. Alanda bir giriş kontrolü ya da ziyaretçi düzenlemesi olup olmadığı kaynaklarda yazmaz; güncel koşulları İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden kontrol edin. Sonra araca dönüp Döğer kasabasının merkezine geçin, kervansaray buradan yalnızca birkaç kilometre uzaktadır.

Kaynak: Kültür Portalı, Aslankaya; Frig Vadileri, Aslankaya Anıtı; Vikipedi, Aslankaya tapınağı.

Aslankaya Anıtı, Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesine bağlı Döğer beldesinde, Emre Gölü'nün kıyısında yükselen bir Frig kaya anıtıdır. Türkçe Vikipedi anıtın Döğer'e yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta olduğunu, Afyonkarahisar Belediyesi ise Üçlerkayası Köyü yakınında bulunduğunu belirtir. Anıt, yüksek ve dik bir kaya kütlesinin bir yüzü dikey olarak düzeltilip üzerine üçgen çatılı bir tapınak cephesi oyularak yapılmıştır. Kültür Portalı ve Vikipedi cepheyi kayanın güney yüzünde tarif eder; bazı gezi kaynakları ise anıtın doğuya döndüğünü yazar. Uzmanlar anıtı MÖ 7. yüzyıla tarihler. Anıtın oyulduğu kayalık volkanik tüften oluşur ve Vikipedi'ye göre yaklaşık 1 kilometre boyunca uzanır. Kayanın orta tabakası çok aşındığı için büyük parçalar kopar ve bazı bölümlerde tabakalaşma açıkça görülür. Anıtın iki yan yüzü de dikey olarak kesilmiştir. Kültür Portalı'na göre kayanın kuzey yanına, arka ayakları üzerinde şaha kalkmış ve kükreyen büyük bir aslan kabartması yapılmıştır. Bu aslanın başı bugün oldukça yıpranmıştır. Karşı yanda aslandan çok daha küçük, dört ayaklı bir hayvan tasviri bulunur ve araştırmacılar bunun bir aslan, grifon ya da sfenks olabileceğini tartışır. Üçgen alınlığın iki yanında karşılıklı duran iki sfenks, yani kanatlı ve insan başlı aslan figürü işlenmiştir. Ana cephe, Yazılıkaya'daki büyük Frig anıtlarını hatırlatan geometrik desenli kabartmalarla kaplıdır. Cephenin ortasındaki nişte, iki aslanın arasında ayakta duran Frig Ana Tanrıçası Kibele'nin betimlendiği bilinir. Friglerin Matar adını verdiği bu tanrıça, Anadolu arkeolojisinde çoğunlukla iki yanındaki aslanlarla tanınır. Afyonkarahisar Belediyesi nişteki kabartmanın günümüze ulaşamadığını yazar; nişin içi ve anıtın alt bölümü ağır hasar görmüştür. Nişin iki yanında ahşap kapıyı taklit eden oymalar dikkat çeker. Anıt 1884 yılında araştırmacı W. M. Ramsay tarafından bilim dünyasına tanıtılmıştır. Frig Vadileri sitesinin aktardığına göre keşif sırasında ana kirişte soldan sağa yazılmış Eski Frigce yazıtlar görülebiliyordu. Sonradan aşınan bu yazıların, gün doğumundan hemen sonra özel bir teknikle çekilen fotoğraflarla yeniden okunabilir hale getirildiği bildirilir. Aslankaya'yı Frig anıtları arasında ayıran bir özellik de konumudur; anıt kayalık bir vadinin içinde değil, açık bir düzlükte yükselir. Çevresindeki pek çok yerleşimin ortasında durması, burada bir tören alanı bulunduğu yorumunu destekler. Bölgedeki diğer anıtların merkezinde olması da araştırmacıların dikkatini çeker. Anıtı gezerken önce biraz uzakta durup kaya kütlesinin bütününü ve cephenin oranlarını görün. Sonra yaklaşarak alınlıktaki sfenksleri, cephedeki geometrik desenleri ve nişin yanlarındaki kapı oymalarını sırayla inceleyin. Kayanın çevresinde dolaşarak yan yüzdeki büyük aslan kabartmasını mutlaka arayın; bu figür anıtın adının kaynağıdır. Güneşin alçakta olduğu sabah ve akşam saatlerinde yan ışık, aşınmış kabartmaları daha iyi seçmenizi sağlar. Kabartmalara dokunmayın ve kayaya tırmanmayın, çünkü tüf kolayca dağılır. Aslankaya, İhsaniye'den Döğer'e giden yol üzerinde, Üçlerkayası'ndan Emre Gölü'ne geçerken yolun hemen kenarında görülür. Afyonkarahisar Valiliği Emre Gölü'nü flamingoların göç yolu üzerindeki duraklardan biri olarak tanıtır. Anıtı gördükten sonra göl kıyısına inebilir, ardından birkaç kilometre ötedeki Döğer Kervansarayı'na geçebilirsiniz. Afyonkarahisar'dan Eskişehir'deki Yazılıkaya'ya uzanan Frig Yolu yürüyüş parkuru da Döğer üzerinden geçer. Ziyaret ve olası koruma çalışmaları hakkında güncel bilgiyi Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden edinin.
4
Döğer Kervansarayı

Döğer Kervansarayı

~45 dk burada
Döğer Kasabası, İhsaniye / Afyonkarahisar

Döğer Kervansarayı, Kültür Portalı'na göre Afyon, Kütahya ve Eskişehir illerinin sınırında, eski Hicaz yolu üzerinde ve Döğer kasabasının içindedir. Kasabaya Aslankaya'dan dönen yol üzerinden kısa sürede varırsınız, çünkü karayolundan sapış noktası iki durak için de aynıdır. Önce yapının dışında durun ve uzun cepheyi baştan sona izleyin. Türkçe Vikipedi, doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen yapının yaklaşık 56 metre uzunluğunda ve 13 metre genişliğinde olduğunu yazar. Cephede iki anıtsal kapı göreceksiniz; biri iki katlı han bölümüne, diğeri tek katlı develiğe açılır. Kültür Envanteri bu kapıları eyvan biçimli taç kapılar olarak tanımlar. Kapıların üzerinde yazıt bulunmadığı için mimarın kim olduğu kesin olarak bilinmez. Yapı 1434'te II. Murad tarafından yaptırılmıştır ve Türkçe Vikipedi padişahın Karamanoğulları üzerine düzenlediği sefer sırasında Döğer'de konakladığını aktarır. Kültür Portalı yapıyı erken Osmanlı döneminin eşsiz bir eseri olarak niteler. Duvarlara yakından bakın, çünkü dış yüzler, çatı ve kubbe külahları yöreye özgü tüf taşından kesme bloklarla kaplanmıştır. Bir önceki durakta gördüğünüz Aslankaya'nın oyulduğu kaya da Türkçe Vikipedi'ye göre tüftür. Yaklaşık iki bin yıl arayla aynı bölgenin taşı önce bir anıta, sonra bir yol hanına malzeme olmuştur. Han bölümünde alt kat dinlenme ve ortak kullanım için, üst kat ise yolcuların konaklaması için düzenlenmiştir. Kültür Envanteri üst kattaki odalardan ikisinin kubbeli, diğerinin kemerli tonozlu olduğunu ve ortadaki eyvanın mescit olarak kullanıldığını yazar. Kültür Portalı üst kat odalarının pencereli ve ocaklı olduğunu da ekler. Develik bölümü hayvanların barınması, beslenmesi ve bakımı için ayrılmış geniş, yüksek ve tek açıklıklı bir mekandır. Türkçe Vikipedi bu bölümde ocakların yalnızca giriş cephesinde bulunduğunu, ışığın ve havanın mazgal pencerelerden sağlandığını belirtir. İçeri girebiliyorsanız mazgal pencerelerden süzülen dar ışık huzmelerine bakın; iç mekanın ziyaret koşullarını gitmeden önce İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden kontrol edin. Vakıflar Genel Müdürlüğü yapıyı 1991-1993 yıllarında restore etmiş, 2007'de çevre düzenlemesi yapılarak iç ve dış duvarlar desteklenmiştir. Kültür Envanteri, Alman araştırmacı Robin Wimmel'in yapıyı 2008'de ziyaret edip incelediğini ve kayıt altına aldığını da not eder. Türkçe Vikipedi, plan şeması ve gizli havalandırma düzeniyle yapının Anadolu kervansaray mimarisinin gelişmiş örneklerinden sayıldığını yazar. Fotoğraf için cepheyi biraz çapraz bir açıdan, iki taç kapıyı aynı kareye alacak şekilde çekin. Rota burada biter ve gününüzü Frig kayalarından bir Osmanlı yol hanına uzanan bir zaman çizgisini izleyerek tamamlamış olursunuz. Dönüşte aynı karayolundan güneye, Afyonkarahisar'a yönelin ya da kuzeye, Eskişehir tarafına devam edin.

Kaynak: Kültür Portalı, Döğer Kervansarayı; Kültür Envanteri, Döğer Kervansarayı; Vikipedi, Döğer Kervansarayı.

Döğer Kervansarayı, Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesine bağlı Döğer beldesinde duran bir Osmanlı kervansarayıdır. Kültür Portalı yapının Afyonkarahisar, Kütahya ve Eskişehir illerinin sınırına yakın bir noktada, tarihi Hicaz yolu üzerinde yer aldığını belirtir. Kervansaray 1434 yılında Sultan II. Murad tarafından yaptırılmıştır. Türkçe Vikipedi'ye göre sultan, Karamanoğulları Beyliği üzerine düzenlediği sefer sırasında Döğer'de konaklamış ve yapıyı o zaman yaptırmıştır. Kültür Portalı onu erken Osmanlı döneminin kendine özgü bir eseri olarak tanıtır. Yapı doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir plana sahiptir. Vikipedi uzunluğunu yaklaşık 56 metre, genişliğini yaklaşık 13 metre olarak verir. Kervansaray birbirine bitişik iki bölümden oluşur: iki katlı han bölümü ve tek katlı develik. Her iki bölüme de eyvan biçiminde düzenlenmiş anıtsal taçkapılardan girilir. Kapıların üzerinde yazıt bulunmadığı için yapının mimarı hakkında kesin bilgi yoktur. Develik, yolcuların hayvanlarının barındığı, beslendiği ve bakıldığı bölümdür. Burası geniş, yüksek ve tek açıklıklı bir mekan olarak tasarlanmıştır. Ocaklar yalnızca giriş cephesinde yer alır, aydınlatma ve havalandırma ise dar mazgal pencerelerle sağlanır. Han bölümünün alt katı dinlenme ve ortak kullanım alanı olarak düzenlenmiştir. Üst katta yolcuların konakladığı odalar bulunur ve Kültür Portalı bu odaların pencereli ve ocaklı olduğunu yazar. Baş odalar kubbeyle, diğer odalar tonozla örtülüdür. Üst katın ortasındaki eyvan mescit olarak düzenlenmiş, mihrap nişi ve mazgal pencerelerle aydınlatılmıştır. Vikipedi odalarda ısınma, yemek hazırlama ve temizlik için ayrı düzenlemeler yapıldığını da belirtir. Binanın dış duvarları, çatısı ve iki kubbe külahı yöreye özgü tüf taşından kesme bloklarla kaplanmıştır. Han ile develik ayrı kütleler halinde ele alınmıştır ve bu ayrım dışarıdan da kolayca okunur. Plan şeması ve gizli havalandırma düzeni nedeniyle yapı, Selçuklu kervansaray geleneğinin gelişmiş bir devamı olarak değerlendirilir. Alman araştırmacı Robin Wimmel 21 Ağustos 2008'de kervansarayı inceleyip belgelemiş, yapıyı Osmanlı kervansarayları üzerine Berlin Teknik Üniversitesi'nde hazırladığı doktora çalışmasına almıştır. Kervansaray Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1991 ile 1993 yılları arasında restore edilmiştir. 2007'de çevre düzenlemesi yapılmış, iç ve dış duvarlar desteklenmiştir. Kültür Envanteri, yapının tarihi ticaret ve hac yolları üzerinde yolculara ve kervanlara konaklama hizmeti verdiğini belirtir. Ziyarete dışarıdan başlayın ve uzun cephe boyunca yürüyerek iki ayrı taçkapıyı, han ile develik kütlelerinin farkını karşılaştırın. Kubbe külahlarını ve çatıyı görmek için cepheden biraz uzaklaşmak gerekir. Yapı açıksa develiğin yüksek ve geniş iç mekanında mazgal pencerelerden süzülen ışığa bakın. İç mekana giriş ve ziyaret koşulları değişebildiği için güncel durumu Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden kontrol edin. Kültür Portalı'na göre Döğer'e Afyonkarahisar-Eskişehir devlet karayolundan kuzeybatıya sapan yolla ulaşılır. Kasaba haşhaş, pancar, buğday ve patates tarımıyla geçinen bir belde olarak tanınır. Aslankaya Anıtı ve Emre Gölü birkaç kilometre uzaklıktadır, bu yüzden kervansarayı Frig anıtlarıyla aynı günde gezmek kolaydır. Afyonkarahisar'dan Eskişehir'deki Yazılıkaya'ya uzanan Frig Yolu yürüyüş parkuru da Döğer'den geçer, bu yüzden kervansaray yürüyüşe bir mola noktası olarak da eklenebilir.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirAfyonkarahisar Merkez, Afyonkarahisar
TürKültürel
Durak4
Tarih19 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat