
Beyşehir Gölü Çevresi, Hitit Pınarından Selçuklu Sarayına
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap
Beyşehir Gölü Türkiye'nin en büyük tatlı su gölüdür ve kıyısındaki tarih, gölün kendisi kadar katmanlıdır. Bu rota bir günde üç ayrı çağa dokunur: Hitit İmparatorluğu'nun son yüzyılında bir pınarın üstüne kurulan taş anıta, Anadolu Selçuklu sultanının göl kıyısına yaptırdığı saraya ve Selçuklu'dan sonra bölgeyi yöneten Eşrefoğulları Beyliği'nin bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde duran ahşap direkli camisine. Ortak payda sudur. Hititler kaynağı bir havuzda topladı, Selçuklu sultanı sarayını gölün manzarasına göre kurdurdu, Eşrefoğulları kentlerini gölün ayağına yerleştirdi, Osmanlı'nın son döneminde de gölün çıkışına taş bir regülatör köprü yapıldı.
Gün Beyşehir ilçe merkezinde, Eşrefoğlu Camii'nde başlar. Kültür Portalı yapının göle yalnızca yüz metre kadar uzakta olduğunu yazar; bu yüzden ilk iki durak yürüyerek birbirine bağlanır. Ahşap tavanın altında Orta Çağ Anadolu'sunun ağaç ve çini işçiliğini gördükten sonra kıyıya iner, Taş Köprü'den gölü, sazlıkları ve adaları seyredersiniz. Öğleye doğru araçla kuzeye, Kültür Portalı'nın verdiği ölçüye göre Beyşehir'e yirmi iki kilometre uzaklıktaki Eflatunpınar'a gidersiniz. Günün son ve en uzun durağı, gölün güneybatı kıyısında, Anamas Dağları'nın eteğindeki Kubadabad Sarayı'dır; Konya Valiliği sarayı Beyşehir'in batısında yaklaşık altmış kilometre mesafede gösterir.
Sıra hem coğrafyadan hem de konudan gelir. Kent merkezindeki iki durak sabahın serinliğinde yürünür, açık ören yerleri ise öğleden sonraya kalır. Eflatunpınar'dan dönüşte yine Beyşehir'den geçilir ve Isparta yoluna sapılır, böylece gölün güney kıyısı da görülmüş olur. Konu sırası ise geriye doğru bir yolculuk değil, bir karşılaştırmadır: sabah gördüğünüz çinili mihrap ile akşamüstü Kubadabad'da bulunduğu yeri gördüğünüz saray çinileri aynı sanat geleneğinin iki ucudur. Kubadabad'ın figürlü çinileri bugün Konya'daki Karatay Medresesi'nde sergilenir; bu rotadan sonra o müzeyi gezmek resmi tamamlar.
Pratik notlar da önemlidir. Eşrefoğlu Camii ziyarete açık bir camidir, ziyaret adabına uyulur ve vakit aralarında girilir. Eflatunpınar ve Kubadabad açık alanlardır; gölgesi azdır, şapka, su ve rahat ayakkabı şarttır. Kubadabad'da kazılar yıllardır sürmektedir, bu yüzden alanın ziyarete açık bölümleri değişebilir. Bu rotada saat ve ücret rakamı vermiyoruz; gitmeden işleten kurumların güncel duyurularına bakın. Akşamı Beyşehir'de geçirecekseniz belediyenin dünyanın en güzelleri arasında saydığı göl gün batımını kıyıdan izlemeyi de plana ekleyin.
Süre: tam gün. En iyi zaman: Mayıs ile ekim arası, sabah erken Beyşehir'de başlayıp öğleden sonrayı göl kıyısındaki ören yerlerine ayırmak en rahatıdır; kışın göl yüzeyi kısmen donabilir, açık alanlarda rüzgar serttir.. Ulaşım: Konya'dan Beyşehir ilçe merkezine karayoluyla şehirlerarası otobüslerle gelinir; Eşrefoğlu Camii ile göl kıyısı arasında yürünür. Eflatunpınar ve Kubadabad'a bu rotayı tek günde bağlayan düzenli bir toplu taşıma bilinmediği için ikinci yarı özel ya da kiralık araç ister.
Kaynaklar
- TDV İslam Ansiklopedisi, Eşrefoğlu Camii, https://islamansiklopedisi.org.tr/esrefoglu-camii
- Kültür Portalı, Beyşehir Eşrefoğlu Camisi, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/konya/gezilecekyer/beysehir-esrefoglu-cmii-ve-turbesi
- Beyşehir Belediyesi, Eşrefoğlu Camii, https://www.beysehir.bel.tr/gezilecek-yerler/47
- Beyşehir Belediyesi, Bedesten, https://www.beysehir.bel.tr/gezilecek-yerler/2
- Beyşehir Belediyesi, Taş Köprü, https://www.beysehir.bel.tr/gezilecek-yerler/62
- Beyşehir Belediyesi, Beyşehir Gölü, https://www.beysehir.bel.tr/gezilecek-yerler/1
- Beyşehir Belediyesi, Beyşehir Gölü Adaları, https://www.beysehir.bel.tr/gezilecek-yerler/5
- Beyşehir Belediyesi, Beyşehir'de Günbatımı, https://www.beysehir.bel.tr/gezilecek-yerler/63
- Beyşehir Kaymakamlığı, Beyşehir Gölü, https://www.beysehir.gov.tr/beysehir-golu
- Kültür Portalı, Beyşehir Eflatunpınarı Hitit Su Anıtı, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/konya/gezilecekyer/beysehir-eflatunpinari-hitit-su-aniti
- Hittite Monuments, Eflatunpınar, https://hittitemonuments.com/eflatunpinar/
- Beyşehir Belediyesi, Eflatun Pınarı Anıtı, https://www.beysehir.bel.tr/gezilecek-yerler/46
- TDV İslam Ansiklopedisi, Kubadabad Sarayı, https://islamansiklopedisi.org.tr/kubadabad-sarayi
- Kültür Portalı, Beyşehir Kubad Abad Sarayı, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/konya/gezilecekyer/beysehir-kubad-bd-sarayi
- Konya Valiliği, Kubad-Abad Sarayı, https://konya.gov.tr/kubad-abad-sarayi
- Vikipedi, Kubadabad Sarayı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Kubadabad_Sarayı
- Vikipedi, Beyşehir Gölü, https://tr.wikipedia.org/wiki/Beyşehir_Gölü
Rota Durakları

Eşrefoğlu Camii
Eşrefoğlu Camii'ne kentin ana caddesinden, kuzeydoğu köşesi kırk beş derecelik bir açıyla kesilmiş ön cepheden yaklaşırsınız. TDV İslam Ansiklopedisi bu kesik cephenin binanın şehrin ana yolu üzerine yapıldığını ve cephenin yola uydurulduğunu gösterdiğini yazar. İçeri girmeden önce ön cepheye birkaç adım geriden bakın. Ön duvar kesme taştan, diğer duvarlar moloz taştan örülmüştür; taç kapının sol yanında duvarın üstünde süs amaçlı mazgal dişleri sıralanır. Taç kapının süslemesi Sivas'taki Gökmedrese ve Çifte Minareli Medrese kapılarıyla benzerlik gösterir. Minarenin kaidesindeki sivri kemerli nişe de bakın, çünkü buradaki sebilin su haznesini antik bir lahit oluşturur. Kapıdan girince önce firuze ve mor çinilerle kaplı bir ara mekana geçilir. Asıl salona açılan ikinci kapı sırlı tuğla ve mozaik çiniyle kaplıdır ve ansiklopedi bu düzeni Türk çini sanatında tek örnek olarak anar. Ziyaret adabına uyun, vakit aralarında girin, ayakkabılarınızı çıkarın ve içeride sessiz kalın. Salona girdiğinizde hemen ilerlemeyin, birkaç dakika gözünüzü loşluğa alıştırın. Düz ahşap tavanı kırk sekiz ahşap direk taşır ve direkler altı sıra halinde uzanır. Direk başlıkları mukarnaslıdır, konsollar ve kirişler kalem işleriyle süslüdür; bu boyamaların bir kısmı zamanla dökülmüştür. Ortadaki nef diğerlerinden daha geniş ve daha yüksektir, merkezdeki dört direğin üstü ise açık bırakılmıştır. Kültür Portalı bu açıklığın altındaki karlığı anlatır: kışın damda biriken kar buradan ortadaki havuza atılır ve nem, sobaların kurutacağı direklerin çatlamasını önlerdi. Karlığın üzeri 1965'te camla kapatılmış ve işlevini yitirmiştir. Ardından salonun dibindeki mozaik çinili mihraba yaklaşın; mihrap 4,58 metre genişliğinde ve 6,17 metre yüksekliğindedir. Beyşehir Belediyesi onu Konya çevresindeki bütün çinili mihraplardan daha büyük sayar. Hakim renk firuzedir ve ansiklopedi mukarnasların altındaki motiflerin Konya'daki Karatay Medresesi'nin kubbe içi motiflerine çok benzediğini belirtir. Yanındaki ceviz minber tutkal ve çivi kullanılmadan, parçaların birbirine geçirildiği kündekari tekniğiyle yapılmıştır. Güneybatı köşesindeki iki ahşap sütuna oturan yüksek mahfil de ceviz şebekelerle çevrilidir. Kubbenin önündeki ikinci ahşap mahfilin 1574-75'te bir Osmanlı veziri oğlu tarafından yaptırıldığı bilinir. İki kitabedeki tarihler 1296-97 ve 1299-1300'dür; yani bina en az üç yılda tamamlanmıştır. Yapı 2023'te Ortaçağ Anadolu'sunun ahşap hipostil camileri arasında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girdi. Listedeki öteki dört cami Afyonkarahisar, Sivrihisar, Ankara ve Kastamonu'dadır, Eşrefoğlu ise içlerinde ahşap direkli en büyük örnektir. Çıkışta caminin hemen yanındaki bedestene de bir göz atın; belediye onun da 1299'da caminin yanında tamamlandığını yazar. Oradan göl kıyısına inmek birkaç dakikalık bir yürüyüştür.
Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi, Eşrefoğlu Camii; Kültür Portalı, Beyşehir Eşrefoğlu Camisi; Beyşehir Belediyesi, Eşrefoğlu Camii ve Bedesten.

Beyşehir Gölü Milli Parkı
Camiden göle inince sizi ilk karşılayan yapı, gölün çıkışına kurulmuş Taş Köprü'dür. Beyşehir Belediyesi köprünün 1908 ile 1914 arasında bir regülatör baraj sistemi olarak yapıldığını yazar. Köprü 40,70 metre uzunluğunda ve 6,35 metre genişliğindedir, on dört ayağın taşıdığı on beş gözü vardır. Belediye onu Osmanlı Devleti'nin kurduğu ilk sulama projesi olarak anar ve kentin simgelerinden sayar. Köprünün üstünde yavaşça yürüyün ve iki yöne ayrı ayrı bakın. Bir yanda gölün açık suyu ve uzakta dağlar, öbür yanda gölün suyunu güneydoğuya taşıyan Çarşamba Çayı vardır. Vikipedi bu çayın gölün tek çıkışı olduğunu ve Konya ovasının sulanması için büyük bir regülatör yapıldığını belirtir. Ardından kıyı boyunca birkaç yüz metre yürüyüp sazlıkların başladığı yere gidin. Beyşehir Kaymakamlığı gölün güney ve kuzey kıyılarının sığ olduğunu, en derin yerinin ise on metreyi bulduğunu yazar. Yüzölçümü 651 kilometrekare, uzunluğu 45 kilometre, en geniş yeri 25 kilometredir. Bu sığ ve geniş su kütlesi kıyıda kurulu kasabanın hayatını yüzyıllardır belirlemiştir. Kaymakamlık gölde başta sazan olmak üzere levrek, kadife, akbalık ve aynalı sazan bulunduğunu sayar. Kıyıda dürbününüz varsa yanınıza almanız iyi olur, çünkü göl kuş gözlemciliği için önemli bir alandır. Belediyeye göre eylül ve ekim aylarında ördekler, bahriler, yalıçapkınları, sumrular, leylekler ve martılar on binleri aşan gruplar oluşturur. Ekim sonunda sakarmekeler ve kazların gelmesiyle göldeki toplam kuş sayısı elli bini geçer. Tepeli pelikanın bilinen ilk kuluçka kolonilerinin de bu gölün adalarında tespit edildiği belirtilir. Ufukta gördüğünüz adaları tanımaya çalışın; belediye gölde büyüklü küçüklü otuz üç ada sayar ve büyük adaların genellikle batıda olduğunu belirtir. En büyüğü üzerinde bir köy bulunan Mada Adası'dır, kızıl kumlu koylarıyla bilinen İğdeli Ada ise turizm yönünden en gözde adadır. Hacı Akif Adası'nda yüz metre uzunluğunda, sarkıt ve dikitli bir mağara bulunur. Çevredeki alan 20 Şubat 1993'te milli park ilan edilmiştir ve kaymakamlık milli park alanını 88.750 hektar olarak verir. Göl turları ya da adalara geçiş imkanı soruyorsanız güncel bilgiyi belediyeden alın. Kıyıda oturup dinlenmek için bu durak günün en uygun yeridir. Gün batımını izlemek isterseniz akşam bu kıyıya geri dönmeyi düşünün, çünkü belediye Beyşehir gün batımını renk ve batış süresi yönünden dünyanın sayılı manzaraları arasında anar. Sonra aracınıza dönüp kuzeye, Eflatunpınar yoluna çıkın.
Kaynak: Beyşehir Belediyesi, Taş Köprü, Beyşehir Gölü, Göl Adaları ve Günbatımı; Beyşehir Kaymakamlığı, Beyşehir Gölü; Vikipedi, Beyşehir Gölü.

Eflatunpınar Hitit Anıtı
Eflatunpınar, Kültür Portalı'nın verdiği ölçüye göre Beyşehir'e yirmi iki kilometre uzaklıkta, Sadıkhacı yakınındadır. Aracı bırakıp alana girdiğinizde önce havuzun kendisine bakın, çünkü anıtı anlamanın anahtarı sudur. Kültür Portalı yapının doğal bir su kaynağının üzerine kurulmuş büyük bir havuzdan ve suyu havuza akıtan yatay kanallardan oluştuğunu yazar. Hittite Monuments sitesi havuzu kabaca otuz dört metreye otuz metre ölçülerinde dikdörtgen bir alan olarak tarif eder. Kaynaklara göre anıt MÖ 13. yüzyılın son çeyreğine tarihlenir ve Büyük Kral IV. Tuthaliya dönemine ait olduğu düşünülür. Sonra havuzun kuzey kenarındaki yüksek kabartma duvarının karşısına geçin ve onu bir süre uzaktan izleyin. Duvar doğal kayaya oyulmamış, birbirine uyacak biçimde kesilmiş andezit blokların titizlikle birleştirilmesiyle kurulmuştur. Kültür Portalı onu Hitit uygarlığının öteki kaya anıtlarından ayıran şeyin bu özgün taş işçiliği ve kabartmalardaki düzen olduğunu belirtir. Ortada iki büyük figür ve her birinin üstünde kanatlı birer güneş kursu görülür. Bu figürlerin çevresinde güneş kurslarını taşıyan on yaratık, en tepede ise iri bir kanatlı güneş kursu vardır. Tabanda kısmen görülebilen beş dağ figürü sıralanır ve bunların ortadaki üçünde suyun çıktığı delikler bulunur. Bu düzen, sitenin yorumuna göre, gökle yer arasını bir sahne gibi kurgular. Kabartma yüzeyin ölçüsü kaynaklarda farklı verilir; Hittite Monuments taban figürleriyle birlikte yaklaşık yedi metreye yedi metre diye tarif eder. Ardından havuzun çevresinde yavaşça dolaşın ve duvarlara gömülü küçük figürleri arayın. Ana cephenin sağında ve solunda birer çift figür, güney duvarının havuz tarafında ise bir figür daha bulunur. Havuzun güneyinde, özgün yerinde olmayan üçlü bir boğa protomu durur; bu parça Roma döneminde yapılan bir bendin duvarında dolgu olarak kullanılmıştır. Kabartma duvarının birkaç metre gerisindeki kayada ise çok aşınmış bir aslan figürünün izleri seçilir. Alanda hiç yazıt bulunmadığını, tarihin çevredeki anıtlarla karşılaştırmaya dayandığını aklınızda tutun. Alanda 1996 ile 2002 arasında kurtarma kazıları, 2011-2012'de ise çevre düzenlemesi, restorasyon ve çit çalışmaları yapılmıştır. Anıt 2014'te UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alındı. Gerekçe, akan suyun merkezi bir havuzda toplanıp gerektiğinde tasarrufla kullanıldığı ender su sistemlerinden biri olmasıdır. Fotoğraf için havuzdaki yansımayı kadraja almaya çalışın; kabartmalar yandan gelen ışıkta daha belirgin görünür. Alan açık ve gölgesizdir, bu yüzden şapka ve su yanınızda olsun. Buradan sonra Beyşehir'e dönüp Isparta yoluna saparak gölün güneybatı kıyısına, Kubadabad'a doğru yola çıkın.
Kaynak: Kültür Portalı, Beyşehir Eflatunpınarı Hitit Su Anıtı; Hittite Monuments, Eflatunpınar; Beyşehir Belediyesi, Eflatun Pınarı Anıtı.

Kubadabad Sarayı
Kubadabad'a Beyşehir'den Isparta yönüne giden yoldan sapıp beş kilometre kadar içeri girerek ulaşırsınız. Vikipedi alanı Gölyaka köyü sınırlarında, gölün güneybatı kıyısının orta kesiminde, Anamas Dağları'nın eteğindeki kayalık bir yarımadada gösterir. Kültür Portalı, Sultan I. Alaeddin Keykubad'ın Kayseri'den Antalya'ya giderken göl çevresinin güzelliğinden etkilendiğini ve buraya bir saray yapılmasını emrettiğini anlatır. TDV İslam Ansiklopedisi inşaatın 1226-1236 arasında yapıldığını ve aynı zamanda mimar ve nakkaş olan Emir Sadeddin Köpek tarafından yürütüldüğünü yazar. Selçuklu tarihçisi İbn Bibi, sultanın bir kroki çizerek odaların yerini bizzat belirlediğini aktarır. Alana vardığınızda önce yarımadanın yüksek noktasına doğru yürüyüp genel düzeni kavrayın. Ansiklopediye göre saray yerleşimi biri kıyıda, biri karşıdaki küçük adada olmak üzere sekiz dönümden geniş bir alana yayılır. Kıyıdaki bölüm 5.200, adadaki bölüm 3.000 metrekaredir ve adadaki kısım Kız Kalesi diye anılır. Sonra alçak bir surla çevrili alandaki iki ana yapıyı, Büyük Saray ile Küçük Saray'ı bulun. Büyük Saray yaklaşık elli metreye otuz beş metre boyutlarındadır ve önünde göle doğru açılan geniş bir teras uzanır. Ansiklopedi orta salonda, taht salonunu oluşturan eyvanın tabanını ayıran otuz beş santimetrelik bir setten söz eder. İbn Bibi'ye göre taht salonu kabul salonuna açılırdı ve törenlerde sultanı topluluktan ayıran bir perde çekilebilirdi. Kazılar kayıkhane, hamam, fırın, mutfak, depo ve asker barınağı gibi birimlerle büyük bir av parkının izlerini de ortaya koymuştur. Duvar diplerindeki kalın, masif zemin katlara dikkat edin, çünkü ansiklopedi göle bakan pencereli asıl yaşam katlarının bunların üstünde olduğunu tahmin eder. Yassı tuğlalarla örtülü kanal kalıntıları ise binalarda kanalizasyon sistemi kullanıldığını gösterir. Harabelerin Kubadabad olduğunu ilk kez 1949'da Konya Müzesi Müdürü Zeki Oral belirledi. İlk bilimsel kazılar 1965 ve 1966'da Katharina Otto-Dorn tarafından yapıldı, 1980'den itibaren Rüçhan Arık'ın yönetiminde yeniden başladı. Vikipedi 2017'den bu yana kazıların Muharrem Çeken başkanlığında sürdüğünü belirtir. Konya Valiliği kazılarda çok sayıda çini, seramik, alçı, cam ve sikke bulunduğunu yazar. Burada çini göremeyeceğinizi bilerek gelin; figürlü çiniler Konya'daki Karatay Medresesi'ndeki müzede sergilenir. Ansiklopedi bu çinilerin taht salonu ve odaların duvarlarını iki metre yüksekliğe kadar kapladığını belirtir. Yine de sarayın duvarlarına bakarken av sahnelerini, bağdaş kurmuş sultanı ve çift başlı kartalı bu odalarda hayal etmek mümkündür. Kazı alanı olduğu için çevrili bölümlerin dışına çıkmayın ve kalıntıların üstüne basmayın. Alanın ziyaret koşullarını gitmeden işleten kurumdan öğrenin. Dönüşte gölü bir kez daha seyrederek Beyşehir'e gidebilir, günü kıyıda kapatabilirsiniz.
Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi, Kubadabad Sarayı; Kültür Portalı, Beyşehir Kubad Abad Sarayı; Konya Valiliği, Kubad-Abad Sarayı; Vikipedi, Kubadabad Sarayı.
