Bursa'da Erken Osmanlı Mimarisi Nasıl Okunur
Osmanlı mimarisi denince akla İstanbul'un büyük kubbeleri geliyor, oysa o dilin kurulduğu yer Bursa. Şehirde 14. yüzyıl sonundan 15.
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Osmanlı mimarisi denince akla İstanbul'un büyük kubbeleri geliyor, oysa o dilin kurulduğu yer Bursa. Şehirde 14. yüzyıl sonundan 15. yüzyıl ortasına uzanan yapılar sırayla duruyor ve aralarında yürüyerek üslubun nasıl olgunlaştığını takip edebiliyorsunuz.
Başlangıç noktası Ulu Cami, 1399. Burada henüz tek büyük kubbe fikri yok; yirmi ayrı kubbe on iki fil ayağına oturuyor ve mekan sütunlarla bölünmüş durumda. Ortadaki şadırvan ve üstündeki açık kubbe, kapalı avlulu bir düzenin izi. Yani cami hala eski çok ayaklı planın içinde ama ölçek büyümüş.
Yirmi iki yıl sonrasına, 1421'e geçin: Yeşil Camii. Plan değişmiş, ters T biçiminde; yan mekanlar ana mekandan ayrılmış ve mihrap ekseni belirginleşmiş. Asıl fark bezemede. İç mekan baştan aşağı çini ve mihrap duvarı altın yaldızlı. Bu çiniler İznik değil, dönemin Tebrizli ustalarının işi; yani erken Osmanlı henüz kendi çini geleneğini kurmamış, dışarıdan usta getiriyor.
Karşıdaki Yeşil Türbe aynı yılların işi ve dışı firuze çiniyle kaplı. Bir yapının dış cephesini tamamen çiniyle kaplamak Anadolu'da sık görülen bir şey değil; Selçuklu geleneğinden gelen bir tercih.
Son durak Muradiye Külliyesi. Bahçedeki on iki türbe farklı tarihlere ait ve bu onları bir zaman çizelgesi haline getiriyor. Erken olanlarda çini yoğun ve renkli, geç olanlarda sadeleşme başlıyor; klasik dönemin habercisi olan o sadelik burada doğuyor.
Nasıl gezilir: Dördünü aynı güne sığdırmak mümkün ama sırayı bozmayın, kronoloji olmadan fark görünmüyor. Ulu Cami ile Koza Han bitişik, Yeşil ikilisi iki kilometre doğuda, Muradiye batıda. Namaz vakitlerinde cami ziyaretleri kısıtlanıyor, sabah ve ikindi arası en rahat saatler.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz
