Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Taksim'den Şişli'ye Meşrutiyet ve Cumhuriyet'in İzleri
Kültürel4 Durak

Taksim'den Şişli'ye Meşrutiyet ve Cumhuriyet'in İzleri

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Bu rota, Cumhuriyet'in ilk yıllarında dikilen bir anıttan başlayıp Meşrutiyet'in anıtında biten, zamanı geriye doğru okuyan bir yürüyüştür. Taksim'deki Cumhuriyet Anıtı 1928'de açıldı; İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica'nın bronz figürleri, Giulio Mongeri'nin düzenlediği mermer kaidenin kemerleri içinde durur. Buradan Gezi Parkı'nı geçerek Taşkışla'ya varılır, oradan teleferikle ya da yürüyerek Maçka Demokrasi Parkı'na inilir; on dokuzuncu yüzyıldan beri mesire yeri olan Dolmabahçe vadisi bugün Nişantaşı, Harbiye ve Beşiktaş arasında uzanan yeşil bir koridordur. Vadiden Harbiye'ye çıkıp Halaskargazi Caddesi boyunca Şişli'ye yürüdüğünüzde, Atatürk'ün 1918 sonu ile 1919 baharı arasında annesi ve kız kardeşiyle yaşadığı üç katlı eve, bugünkü Atatürk Müzesi'ne varırsınız. Son durak Şişli'nin en yüksek tepesindeki Abide-i Hürriyet: 1909 olaylarında ölenlerin anısına Mimar Muzaffer Bey'in tasarladığı, 1911'de açılan ve kaynaklara göre Osmanlı döneminde yapılmış ilk ulusal anıt sayılan mermer yapı.

Sıra coğrafyayı izler. Dört durak kuzeye doğru neredeyse düz bir hat üzerinde dizilir ve her adımda tarih biraz daha geriye gider; 1928'den 1918'e, oradan 1911'e. Anıtların dili de bu sırayla değişir: Taksim'de Canonica'nın gerçekçi bronz figürleri, Şişli'de ise Birinci Ulusal Mimarlık döneminin mermer geometrisi. İki anıtı bir günde görmek, aynı şehrin yirmi yıl arayla kendini nasıl anlattığını karşılaştırma fırsatı verir. Rotanın omurgası olan Halaskargazi Caddesi de aynı dönüşümün ürünüdür: Taksim'den kalkan atlı tramvay 1881'de Şişli'ye kadar uzadı, bahçeli evler 1920'lerden sonra yerini apartmanlara bıraktı. Bugün cadde boyunca gördüğünüz apartman cepheleri, iki anıt arasındaki yılların kentsel karşılığıdır.

Toplam yürüyüş beş kilometre civarındadır. Taksim ile Maçka arasındaki kot farkını teleferik alır, geri kalanı düz caddelerde geçer. Halaskargazi Caddesi gün boyu kalabalıktır; müze ile anıt arasındaki son bölüm Abide-i Hürriyet Caddesi'ni izler ve tepeye hafif bir yokuşla çıkar. Rahat ayakkabı yeter, araç gerekmez.

Dikkat edilecekler: Cumhuriyet Anıtı çevresi ulusal günlerde törenlere ayrılır ve meydan o günlerde çok kalabalık olur; sakin bir ziyaret için hafta içi sabahını seçin. Atatürk Müzesi'nin açık günlerini ve saatlerini gitmeden önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin sayfasından kontrol edin. Abide-i Hürriyet aynı zamanda bir mezarlık alanıdır; sessiz gezilir, mezar taşlarının üstüne basılmaz. Maçka Parkı'nda oturup dinlenecek çok yer vardır; öğle molasını burada vermek, öğleden sonrayı Şişli'nin iki durağına bırakmak en rahat düzendir.

Süre: yarım gün. En iyi zaman: Sonbahar ve ilkbaharda, sabah saatlerinde başlayıp öğleden sonra Şişli'de bitirmek için.. Ulaşım: Başlangıç için M2 Taksim istasyonu ya da Kabataş'tan füniküler; Taksim ile Maçka arasındaki kot farkını Taşkışla-Maçka teleferiği alır. Osmanbey istasyonu Atatürk Müzesi'ne yakındır; dönüşte Abide-i Hürriyet'ten Şişli-Mecidiyeköy metro istasyonuna ya da Mecidiyeköy Metrobüs durağına yürünür.

Kaynaklar

Beyoğlu, İstanbul
Kültürel
4 Durak
Mekanlarda ~3 sa 25 dk
Yürüyüş ~3,7 km · 1 sa 2 dk
Toplam ~4 sa 27 dk
30 Eylül 2026

Rota Durakları

1
Taksim Meydanı

Taksim Meydanı

~40 dk burada
Gümüşsuyu Mah., Taksim, Beyoğlu

Bu durakta meydanın kendisini değil, ortasındaki anıtı okuyacaksınız. Metrodan ya da İstiklal Caddesi'nden meydana çıkınca doğrudan Cumhuriyet Anıtı'nın önüne gidin; anıt araç trafiğine kapalı alanın ortasında durur ve dört bir yanından dolaşılabilir. İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica'nın tasarladığı anıt 1925'te başlayıp iki buçuk yılda tamamlandı ve 8 Ağustos 1928'de açıldı. Kaideyi ve çevre düzenini ise Giulio Mongeri hazırladı. On bir metre yüksekliğindeki yapı seksen dört ton ağırlığındadır; bronz figürler pembe ve yeşil mermerden kemerli bir kaidenin içine yerleştirilmiştir ve bütün parçalar Roma'dan gemiyle İstanbul'a getirilmiştir. Yapım masrafı halktan toplanan bağışlarla karşılandı; en büyük bağışı bankacı Berç Keresteciyan yaptı.

Önce kuzey cepheye, yani meydanın Cumhuriyet Caddesi tarafına bakan yüze geçin. Burada Mustafa Kemal üniformalı, askerlerinin önünde ve Kurtuluş Savaşı'nın komutanı olarak betimlenir. Sonra anıtın etrafını dolanıp güney cepheye, İstiklal Caddesi yönüne bakan yüze gelin. Bu yüzde Atatürk sivil giysiler içindedir; yanında İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak, çevresinde askerler ve halk vardır, sahne genç Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatır. Arka plandaki figürler arasında Kurtuluş Savaşı sırasındaki Sovyet yardımını simgeleyen temsilciler de yer alır; kaynaklar bu figürlerin kimliğini farklı verdiği için adlarını burada yazmıyoruz. İki dar yan yüzde birer asker heykeli, onların üstündeki madalyonlarda ise iki kadın portresi görülür. Kaidenin kemerli biçimi bir meydan çeşmesini andırır; Canonica'nın ilk tasarımı gerçekten de bir çeşme olarak düşünülmüştü. Figürlerin yüz ifadelerini ve giysilerin kıvrımlarını görmek için kaideye yaklaşın, sonra birkaç adım geri çekilip anıtı bütün olarak çerçeveleyin. Sabah ışığı güney cepheyi düz aydınlatır; kuzey cephe öğleden sonra daha iyi okunur. Ulusal günlerde anıtın çevresi törenlere ayrılır, o günlerde bu durağı kısa tutun.

Anıtı bitirince meydanın kuzeydoğusundaki Gezi Parkı'na yürüyün. Park 1943'te açıldı ve Cumhuriyet döneminde İstanbul'da yapılan ilk park sayılır; yerinde 1806 tarihli Topçu Kışlası vardı, kışla 1940'ta Henri Prost'un planı doğrultusunda yıkıldı. Parkın mermer merdivenlerini çıkıp ağaçlı yolu takip edin, parkın arka ucunda Taşkışla'nın uzun cephesi görünür. 1846-1852 arasında İngiliz mimar William James Smith'in tasarımıyla askeri tıp okulu için hastane olarak yapılan Taşkışla, 1860'ta kışlaya çevrildi ve bugün İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'dir; batı cephesindeki sekiz sütunlu girişe bakın. Taşkışla'nın yanındaki istasyondan Maçka'ya inen teleferik 11 Nisan 1993'te açıldı ve İstanbul'un ilk teleferik hattıdır; 347 metrelik hat kırk iki metrelik kot farkını yaklaşık üç buçuk dakikada alır, altışar kişilik dört kabinle çalışır. Kabinden Maçka vadisinin ağaçlarına ve Beşiktaş yönüne bakın; yürümeyi tercih ederseniz Taşkışla'nın önünden vadiye inen yokuş sizi aynı parka götürür. Aşağı indiğinizde bir sonraki durak olan Maçka Demokrasi Parkı'nın içindesiniz.

Kaynak: Vikipedi (Cumhuriyet Anıtı, Taksim Gezi Parkı, Taşkışla, TF1 teleferik); Wikipedia (Republic Monument).

Şehrin ulaşım düğümü ve toplanma yeri; Cumhuriyet Anıtı, yeni Taksim Camii ve Atatürk Kültür Merkezi meydanı çevreler. Buradan İstiklal'e iner, füniküler ile Kabataş'a, metroyla şehrin her yerine ulaşırsınız. Meydanın kendisi 15 dakikalık bir durak, Beyoğlu turlarının başlangıcıdır.
2
Maçka Demokrasi Parkı

Şehrin Ortasında Yeşilin ve Huzurun Adresi Maçka Parkı

~1 sa burada
Harbiye, Mim Kemal Öke Cd., 34365 Maçka-Şişli/Şişli/İstanbul, Türkiye

Teleferiğin alt istasyonundan çıktığınızda vadinin tabanındasınız. Bu durakta yapılacak iş yürümek, oturmak ve etrafa bakmaktır. Park, Dolmabahçe vadisi denilen çukurda, Dolmabahçe, Maçka, Nişantaşı ve Harbiye arasında uzanır. Beşiktaş ile Şişli ilçelerinin sınırı da buradan geçer. Vadi on dokuzuncu yüzyıldan beri mesire yeriydi. 1970'lerde bakımsız ve güvensiz bir alana dönüştü. 1993'te yeniden düzenlenerek açıldı ve adına Demokrasi sözcüğü o zaman eklendi. Son büyük bakımını 2021'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi yaptı. Taksim'de baktığınız anıtla bu vadinin kaderi aynı plana bağlıdır. 1937'de Henri Prost'un planı Topçu Kışlası'nın yerine park açıp Maçka ve Beşiktaş'a kadar uzanan bir kültür vadisi öngörmüştü.

Parkın içinde vadi boyunca kademeli olarak dizilmiş dokuz yapay havuz ve küçük bir yapay ada vardır. Suyun izini takip ederek yürüyün. Havuzların arasındaki köprücükler parkın en çok fotoğraf çekilen yerleridir. Ağaçlara da dikkat edin. Ihlamur, kavak, gürgen, kestane, meşe, akasya, çınar, şimşir, kızılağaç ve ceviz bir arada büyür. Sonbaharda vadi tabanı sarı ve kahverengiye döner. İki çocuk oyun alanı ve iki açık spor alanı vardır. Çocukla geziyorsanız bu durağın süresini uzatın. Bankların çoğu havuz kenarlarında ve ağaç gölgesindedir. Rotanın öğle molası için en uygun yer burasıdır, çünkü Şişli'deki iki durakta oturacak yeşil alan yoktur.

Vadinin yamaçlarındaki yapılar parkın tarihini anlatır. Beşiktaş tarafında, üç katlı taş kütlesiyle Maçka Silahhanesi görünür. Yapıyı 1873-1875 arasında Sultan Abdülaziz'in isteğiyle Sarkis Balyan tasarladı. Piyade için getirilen tüfeklerin depolandığı bir silahhaneydi ve bugün İstanbul Teknik Üniversitesi'nin Maçka Kampüsü'nün ana binasıdır. Harbiye tarafındaki yamaçta ise Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi ve Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu sıralanır. Yaz akşamlarında açık hava tiyatrosundan gelen ses parkın içinden duyulur. Vadinin Dolmabahçe ucuna doğru yürürseniz Beşiktaş'ın stadyumunun çatısı ağaçların üstünden görünür. O yöne gitmeden geri dönün, çünkü rota kuzeye devam eder.

Parkı Harbiye tarafındaki çıkıştan terk edin. Konser salonu ile kongre merkezinin yanından çıkan yol sizi Harbiye'ye, Askeri Müze'nin önündeki kavşağa getirir. Yokuş kısa ama diktir. Teleferikle kazandığınız kot farkını burada yürüyerek geri alırsınız. Askeri Müze bu rotanın durağı değildir ama Cumhuriyet İstanbulu rotasında gezilir. Önünden geçerken binayı not edin. Kavşaktan itibaren cadde Halaskargazi adını alır. Adı Kurtarıcı Gazi anlamına gelir ve doğrudan Şişli'ye çıkar. Caddeyi Osmanbey'e kadar düz yürüyün. Yol boyunca 1920'lerden sonra bahçeli evlerin yerine yükselen apartmanların cephelerine bakın. Bir sonraki durak olan Atatürk Müzesi bu caddenin üzerindedir.

Kaynak: Vikipedi (Maçka Parkı, Maçka Silahhanesi, Şişli); İBB Taksim yarışması sayfası (Prost planı); Şişli Belediyesi (Halaskargazi adı).

İstanbul’un en yeşil ve en keyifli parklarından biri olan Maçka Parkı, doğayla buluşmak isteyenler için mükemmel bir kaçış noktası! Beşiktaş ve Nişantaşı arasında konumlanan bu geniş park, yürüyüş yapanlardan spor yapanlara, piknik keyfi sürenlerden köpeğiyle vakit geçirenlere kadar her yaştan insana hitap ediyor!

Parkın geniş yürüyüş yolları, yemyeşil çimenleri ve bol ağaçlı alanları sayesinde şehrin gürültüsünden uzaklaşmak mümkün! Açık havada spor yapmak isteyenler için koşu parkurları, egzersiz alanları ve sakin bir atmosfer sunan banklar burada her zaman dolu! Çocuk oyun alanları, sevimli dostlar için özel bölümler ve doğayla iç içe oturup dinlenebileceğiniz alanlar Maçka Parkı’nı vazgeçilmez kılıyor!

Güneşli bir günde piknik yapmak, temiz havada kitap okumak ya da sadece İstanbul’un tadını çıkararak yürüyüş yapmak için Maçka Parkı, doğayla iç içe keyifli anlar sunan harika bir yer!


3
Atatürk Müzesi (Şişli)

Atatürk Müzesi (Şişli)

~1 sa burada
Halaskargazi Caddesi No. 250, Meşrutiyet Mahallesi, Şişli / İstanbul

Halaskargazi Caddesi'nde apartmanların arasında kalmış üç katlı pembe ev, dışarıdan kolayca gözden kaçar. Kapının üstündeki tabelayı ve önündeki büstü arayın. Ev 1908'de Osep Kasabyan tarafından yaptırılmıştı. Mustafa Kemal buraya 13 Kasım 1918'de taşındı. 16 Mayıs 1919'da Samsun'a gitmek üzere şehirden ayrılana kadar yaklaşık altı ay burada yaşadı. Üst katta annesi Zübeyde Hanım ve kız kardeşi Makbule kalıyordu. Alt kat ise yaverine ayrılmıştı. Bu durakta yapılacak iş, o altı ayın geçtiği odaları kat kat gezmek ve evin ölçeğini hissetmektir. Burası bir saray değil, dönemin Şişli'sinde sıradan sayılabilecek bir aile evidir.

Ev 15 Haziran 1942'de, Vali ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar döneminde müze olarak açıldı. Müzeyi bugün de İstanbul Büyükşehir Belediyesi işletir. Giriş katı, birinci kat ve ikinci kat olmak üzere üç düzeyde gezilir. Sergide Atatürk'ün giysileri, kullandığı eşyalar ve madalyaları yer alır. Kurtuluş Savaşı ve inkılaplarla ilgili belgeler ile doğumundan ölümüne kadar yaşamını izleyen fotoğraflar da sergidedir. İbrahim Çallı ve Zeki Kocamemi gibi ressamların yaptığı portreler de burada asılıdır. Çallı'nın portresinin önünde durup 1920'lerin resim dilini Taksim'de gördüğünüz Canonica'nın bronz diliyle karşılaştırın. Evin en çarpıcı yanı, Samsun'a çıkıştan önceki hazırlığın bu odalarda yapılmış olmasıdır. Belgelerin tarihlerine dikkat edin. Çoğu 1918 sonu ile 1919 baharı arasındadır.

Yapı birkaç kez elden geçti. 1960'ta kısmi onarım gördü, 1962'de küçük bir yangın geçirdi. 1981'de Atatürk'ün yüzüncü doğum yılı için büyük bir restorasyona alındı. 2014-2015 restorasyonundan sonra 10 Kasım 2015'te yeniden açıldı. Bugün gördüğünüz ahşap merdiven, tavan ve zemin ayrıntıları bu son restorasyonun ürünüdür. Müze küçüktür. Kalabalık bir grupla gelmişseniz katları sırayla ve sessizce gezin. Dar merdivenlerde karşıdan gelene yol verin. Açık günleri ve saatleri gitmeden önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin sayfasından kontrol edin. Ulusal günlerde, özellikle 10 Kasım ve 19 Mayıs'ta ev ziyaretçi akınına uğrar.

Müzeden çıkınca caddenin adını bir kez daha düşünün. Halaskargazi, Kurtarıcı Gazi demektir ve Atatürk'ün unvanlarından biridir. Taksim'den kalkan atlı tramvay 1881'de Şişli'ye kadar uzamıştı. Atatürk'ün burada kaldığı yıllarda cadde henüz bahçeli evlerle çevriliydi. Apartmanlar 1920'lerden sonra yükseldi. Son durağa geçmek için caddeyi kuzeye, Şişli Meydanı'na doğru yürüyün. Osmanbey metro istasyonu hemen yakındır ama yürüyüş kısadır. Meydanda Şişli Camii'nin yanından Abide-i Hürriyet Caddesi'ne girin. Cadde adını gideceğiniz anıttan alır ve hafif bir yokuşla Şişli'nin en yüksek tepesine, anıtın önüne çıkar.

Kaynak: Vikipedi (Atatürk Müzesi (İstanbul), Şişli); Şişli Belediyesi (Atatürk ve Şişli).

Atatürk Müzesi, Şişli'de Halaskargazi Caddesi üzerinde, Osmanbey metro istasyonuna birkaç dakika yürüme mesafesinde duran üç katlı bir evdir. Cadde adını, Atatürk'e verilen ve "kurtarıcı gazi" anlamına gelen unvandan alır. Ev 1908'de Osep Kasabyan tarafından yaptırılmıştır ve bu caddede 1910-1920 yılları arasında yükselen konak ve apartmanların erken örneklerindendir. Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Suriye cephesinden ayrılıp 13 Kasım 1918'de İstanbul'a geldi ve bir süre sonra bu evi kiraladı. Akaretler'de oturan annesi Zübeyde Hanım ile kız kardeşi Makbule'yi yanına aldı; aile üst kata, kendisi orta kata, yaveri ise alt kata yerleşti. Kaynaklara göre giriş katında yaver ve yemek odaları, ikinci katta toplantı ve çalışma salonu ile yatak odaları, üçüncü katta anne ve kız kardeşin odaları vardı. İstanbul'un işgal altında olduğu o aylarda Mustafa Kemal arkadaşlarıyla bu evde sık sık toplandı. Samsun'a hareket ettiği gün olan 16 Mayıs 1919'a kadar burada oturdu ve o gün Bandırma Vapuru ile yola çıktı. Ev 1924'te eski valilerden Hasan Tahsin Uzer tarafından satın alındı ve cepheye Atatürk'ün 1919'da burada oturduğunu belirten bir levha kondu. İstanbul Belediyesi binayı 1920'lerin sonunda Uzer'den aldı; kaynaklar tarih için 1927 ile 28 Mayıs 1928'i verir. Belediye o günden itibaren Atatürk'e ait eşyaları, belgeleri ve hatıraları bu binada toplamaya başladı. Bina, Vali ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar döneminde müzeye dönüştürüldü ve 15 Haziran 1942'de Atatürk İnkılabı Müzesi adıyla ziyarete açıldı. 1962'de kısmi bir yangın geçiren yapı, Atatürk'ün yüzüncü doğum yılı yaklaşırken büyük bir onarımdan geçti; kapı tokmaklarından camlara kadar 1910'ların üslubuna uygun biçimde yenilendi. Müze 19 Mayıs 1981'de Atatürk Müzesi adıyla yeniden açıldı. Son restorasyon 2014'te yapıldı ve müze 10 Kasım 2015'te tekrar hizmete girdi. Bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlıdır ve ulusal, biyografik bir ev müzesi olarak tanımlanır. Sergileme üç kat boyunca Atatürk'ün yaşamını kronolojik olarak izler; fotoğraflar, giysiler, kullandığı eşyalar, Milli Mücadele belgeleri ve tablolar bir arada sunulur. Giriş katında doğumu, öğrenim ve ilk subaylık yılları, Trablusgarp ve Balkan Savaşları, Çanakkale, Mondros Mütarekesi ve Milli Mücadele hazırlıkları anlatılır; bu katta heykeltıraş Hüseyin Gezer'in Atatürk büstü de durur. Birinci kat Samsun'a çıkışla başlar, Amasya Genelgesi ile Erzurum ve Sivas Kongreleri'ne geçer. Aynı katta Sivas Kongresi'nde giydiği jaketatay ve yeleği, 1918'de Karlsbad'da satın aldığı ceketi, 1920'lerde giydiği takım elbisesi, kalpağı, potinleri ve mareşal üniforması sergilenir. Saltanatın kaldırılışı sırasında Meclis'te kullanılan kalemler, not defteri, Nutuk'un 1927 tarihli ilk baskısı ve Gazi Mustafa Kemal Paşa adına Ankara'da düzenlenmiş nüfus kağıdı da bu kattadır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Franklin D. Roosevelt'in Atatürk'e armağan ettiği müzik dolabı ziyaretçilerin en çok durduğu parçalardandır. İkinci katta Vittorio Pisani'nin Kurtuluş Savaşı'nı konu alan tabloları, Atatürk'ün Selanik'te doğduğu evin maketi, Lozan etiketli smokini, frakı ve son yıllarında giydiği giysiler yer alır. Madalyaları, kahve fincanı, kartvizitleri ve Cumhuriyet'in ilanından sonra İstanbul'a ilk gelişinde 9 Temmuz 1927'de belediyede imzaladığı defter de burada görülür. Tablolar arasında İbrahim Çallı'nın 1937 tarihli Atatürk portresi ve Yunan komutan Trikupis'in kılıcını teslim edişini gösteren resmi ile Zeki Kocamemi'nin tablosu öne çıkar. Ev müzesi olduğu için mekan küçüktür; kalabalık bir grupla değil, sakin bir saatte gelmek anlatım panolarını okumaya zaman bırakır. Gezmeye giriş katından başlayıp yukarı çıkın; kronoloji böyle kurulmuştur ve her kat bir öncekinin devamıdır. Cumbalı cephe ve çatıdaki ahşap süsleme 1910'ların Şişli konutunu hala okutur; içeri girmeden önce karşı kaldırımdan cepheye bakmak için bir dakika ayırın. Güncel ziyaret günlerini ve saatlerini İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin sayfasından kontrol edin. Ulaşım için en kolay yol M2 hattıyla Osmanbey istasyonuna gelmektir; Halaskargazi Caddesi'nde birkaç dakika yürüyünce müzeye varılır. Şişli ve Mecidiyeköy yönünden gelen otobüsler de aynı cadde üzerinde durur. Osmanbey semti adını, Matbaa-i Osmaniye'nin kurucusu Osman Bey'in buradaki konağından alır. Şişli'nin Meşrutiyet dönemi mirasını görmek isteyenler, aynı ilçedeki Abide-i Hürriyet'i de aynı güne sığdırabilir.
4
Abide-i Hürriyet

Abide-i Hürriyet

~45 dk burada
Hürriyet-i Ebediye Tepesi, Şişli/İstanbul

Abide-i Hürriyet Caddesi'nin sonunda yokuş biter ve anıt karşınıza çıkar. Burası Hürriyet-i Ebediye Tepesi, Şişli'nin en yüksek noktasıdır ve Kağıthane vadisine bakar. Anıtın tarihi kısa ve nettir. 1909'un Nisan ayında İstanbul'da çıkan ve 31 Mart Olayı diye anılan ayaklanma sırasında ölen askerlerin anısına dikildi. Tasarım yarışmasını Nisan 1909'da Mimar Muzaffer Bey kazandı. Temel 23 Temmuz 1909'da atıldı ve anıt kaynaklara göre 23 Temmuz 1911'de, Meşrutiyet'in yıl dönümü kutlamaları sırasında açıldı. Kaynaklar onu Osmanlı döneminde yapılmış ilk ulusal anıt sayar. Muzaffer Bey, Birinci Ulusal Mimarlık akımının önde gelen adlarından biridir ve bu anıt akımın erken örneklerindendir.

Anıtın önünde durup önce bütününe bakın. Tamamı mermerdir ve yukarı doğru ateşlenen bir top namlusunu andırır. Üçgen biçimli bir plato üzerinde yükselir; Muzaffer Bey bu geometriyi tepenin üçgen arazisinden türetmiştir. Yaklaşınca bronz levhaları ve kanatları bronzdan yapılmış kapıyı görürsünüz. Levhalarda Sultan Mehmed Reşad'ın tuğrası ve Meşrutiyet'in ilanını anan tarihler yer alır. Anıtın altında, on sekiz basamakla inilen bir mescit bölümü vardır. Üç ayaklı ve küçük kubbeli bu bölümde şehit askerlerin sandukaları bulunur ve yazıları hattat Hasan Sabri Efendi yazmıştır. Bu bölüm her zaman açık olmayabilir; kapalıysa dıştan bakmakla yetinin.

Anıtın çevresi bir mezarlıktır ve durağın ikinci yarısı bu alanda geçer. Ayaklanmada ölen yetmiş bir asker, üçü subay, buraya gömüldü. 1913'te öldürülen Sadrazam Mahmud Şevket Paşa'nın açık türbesi anıtın yanına yapıldı ve bu türbeyi Mimar Kemaleddin Bey tasarladı. Talat Paşa'nın naaşı 25 Şubat 1943'te buraya getirildi. Enver Paşa ve Midhat Paşa'nın mezarları da aynı alandadır. Mezar taşlarının arasında yavaş yürüyün, taşların üstüne basmayın ve yüksek sesle konuşmayın. Anıtın siluetini yakından tanıyacaksınız, çünkü Şişli Belediyesi 1990'dan beri logosunda onu kullanır. Açılış için altın ve gümüş hatıra paraları basılmıştı; anıtın üzerindeki tarihler o paraların üstündekiyle aynıdır.

Fotoğraf için en iyi açı, top biçimli gövdeyi gökyüzüne karşı alan alçak bir açıdır; öğleden sonra ışık batıdan gelir ve mermeri sıcak gösterir. Ziyareti bitirince rotayı burada kapatabilirsiniz. Dönüş için Abide-i Hürriyet Caddesi'nden Şişli'ye geri yürüyüp Şişli-Mecidiyeköy metro istasyonuna girin. Mecidiyeköy Metrobüs durağı da yürüme mesafesindedir. Günü uzatmak isteyenler, Taksim'de gördükleri 1928 tarihli bronzla buradaki 1911 tarihli mermeri aklında karşılaştırarak yürüsün; rotanın anlattığı hikaye tam olarak bu iki anıt arasındaki yıllardır.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi (Abide-i Hürriyet, Semavi Eyice); Vikipedi (Abide-i Hürriyet, Şişli).

Abide-i Hürriyet, Şişli'de, Hürriyet-i Ebediye Tepesi adıyla anılan yükseltinin üstünde duran mermer bir anıt ve anıt mezarlıktır. İngilizce Vikipedi'ye göre tepe, deniz seviyesinden yaklaşık 130 metre yükseklikle Şişli'nin en yüksek noktasıdır. TDV İslam Ansiklopedisi anıtın Kağıthane vadisine baktığını yazar. Anıt, 1909'daki 31 Mart Olayı sırasında hayatını kaybeden askerlerin anısına dikilmiştir ve İkinci Meşrutiyet döneminin en tanınmış yapılarından biridir. Kaynaklar onu İstanbul'un ilk ulusal anıtı olarak niteler. Anıtın adı bugün Şişli'nin ana caddelerinden birine, Halaskargazi Caddesi'ne paralel uzanan Abide-i Hürriyet Caddesi'ne de verilmiştir. Şişli Belediyesi'nin ilçe tarihçesine göre bu caddenin çevresi 1920'lerden sonra hızla yapılaşmış, 1930'larda dönemin lüks apartmanları burada yükselmiştir. Tarih Anıt için Nisan 1909'da bir proje yarışması açıldı ve yarışmayı Birinci Ulusal Mimarlık akımının öncülerinden Mimar Muzaffer Bey kazandı. Yapım 1909'da başladı, temel Sultan V. Mehmed Reşad tarafından atıldı ve anıt 23 Temmuz 1911'de törenle açıldı. Açılış için padişahın tuğrasını ve tarihleri taşıyan altın ve gümüş madalyalar bastırıldı. Buraya ilk olarak 31 Mart Olayı'nda ölen askerler defnedildi; Türkçe Vikipedi 71, İngilizce Vikipedi 74 asker sayar, yani sayı kaynaklara göre değişir. 1913'te uğradığı suikastta hayatını kaybeden Sadrazam Mahmud Şevket Paşa, anıtın yanına Mimar Kemaleddin Bey'in tasarladığı açık türbeye gömüldü. Talat Paşa'nın naaşı Berlin'deki mezarından getirilerek 25 Şubat 1943'te törenle buraya defnedildi. Midhat Paşa'nın kemikleri 1951'de, Enver Paşa'nınkiler ise 1996'da Tacikistan'dan getirilerek anıt mezarlığa taşındı. Dönemin başka isimlerinden Atıf Kamçıl, Eyüp Sabri Akgöl ve Mithat Şükrü Bleda'nın mezarları da buradadır. Böylece alan, tek bir anıttan çok, Meşrutiyet döneminin hafızasını taşıyan bir anıt mezarlığa dönüşmüştür. Mimari Anıt tamamen mermerden yapılmıştır ve TDV İslam Ansiklopedisi üslubunu neoklasik olarak tanımlar. Üçgen bir arsa üzerine kurulduğu için Muzaffer Bey bütün projeyi üçgen geometrisiyle çözmüştür; köşeleri pahlanmış üçgen platformun üstünde altı köşeli kaide yükselir ve kaideye üç ayrı merdivenle çıkılır. Kaidenin üstünde anıtın gövdesi, havaya doğru ateşlenen bir top namlusu biçiminde göğe uzanır. Namlunun eteğinde orduyu ve donanmayı temsil eden bronz nişanlar bulunur. Kaidenin üç yüzünde altıgen mühürler içine yazılmış şehit adları, V. Mehmed Reşad'ın tuğrası ve onarım tarihleri okunur. Kaidenin altında, on sekiz basamakla inilen üçgen planlı bir mescit ve mezar odası vardır. Bu odada mermer kaplama, bronz kapılar, küçük bir kubbe ve bir mihrap bulunur. Odadaki hatları Hasan Sabri Efendi yazmıştır. Anıtı çevreleyen parkta yollar bir daire içinde beş kollu yıldız biçiminde uzanır ve İngilizce Vikipedi bu düzeni ay yıldız simgesiyle ilişkilendirir. Park üç büyük yolun arasında kaldığı için anıt, çevresindeki trafiğe rağmen kendi içinde sakin bir ada gibidir. Gezi Anıt açık alanda durduğu için dışarıdan her zaman görülebilir; alanın giriş düzeni ve mescidin açık olduğu saatler değişebildiğinden ziyaretten önce güncel bilgiyi kontrol edin. Önce merdivenlerle kaideye çıkıp üç yüzdeki kitabeleri ve altıgen mühürleri okuyun. Sonra Mahmud Şevket Paşa'nın açık türbesine ve çevredeki mezar taşlarına bakın; her biri ayrı bir dönemin yazı ve süsleme anlayışını taşır. Öğle saatlerinde tepeden gelen ışık mermeri düzleştirir; sabah ve ikindi ışığı kaidedeki kabartmaları daha iyi ortaya çıkarır. Tepenin yüksekliği Kağıthane vadisine ve Şişli'nin yüksek yapılarına doğru geniş bir bakış sunar. Ulaşım Anıta en yakın raylı sistem durağı, Abide-i Hürriyet Caddesi üzerindeki M7 Çağlayan metro istasyonudur; istasyon İstanbul Adliye Sarayı'nın kuzeyinde, anıta birkaç yüz metre uzaklıktadır. Şişli-Mecidiyeköy istasyonu (M2 ve M7) ile Mecidiyeköy Metrobüs durağı yaklaşık bir kilometre güneydoğuda kalır; oradan Abide-i Hürriyet Caddesi boyunca yürüyerek gelinebilir. Şişli'deki Atatürk Müzesi ile aynı yarım günde gezilebilir.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirBeyoğlu, İstanbul
TürKültürel
Durak4
Tarih30 Eylül 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat