Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Sera Gölü'nden Kadıralak'a, Batı Trabzon'un Gölü, Yaylası ve Mağarası
Rotalar4 Durak

Sera Gölü'nden Kadıralak'a, Batı Trabzon'un Gölü, Yaylası ve Mağarası

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Trabzon'un batısı, kıyıdan bakınca yeşil bir yamaç duvarı gibi görünür. Oysa o duvarın ardında, deniz seviyesinden bin beş yüz metrenin üzerine kadar tırmanan bir dağ ülkesi vardır: heyelanla doğmuş bir göl, bulut denizinin üstünde duran bir yayla, milyonlarca yılda oyulmuş bir mağara ve her baharda çiçekle morarmış bir çayır. Bu rota o dört yeri tek günde birbirine bağlıyor ve Akçaabat'tan Düzköy'e, oradan Tonya'ya uzanan yolda Karadeniz dağlarının nasıl bir yeryüzü olduğunu yakından gösteriyor.

Gün, Akçaabat'ta Sera Deresi vadisinde başlıyor. Sera Gölü, Şubat 1950'de vadi yamacından kopan kayaların dereyi tıkamasıyla oluştu; yani bu rotanın ilk durağı, toprağın ve suyun burada ne kadar hareketli olduğunu anlatan bir derstir. Göl kıyısında yürüdükten sonra Akçaabat ile Düzköy arasındaki yola çıkılıyor. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün tarifine göre bu yolun on ikinci kilometresinden batıya dönüp yaklaşık on kilometre ilerleyince Hıdırnebi Yaylası'na varılıyor. Kayalık tepenin seyir terası açık havada Karadeniz'e, bulutlu havada ise ayaklarınızın altında uzanan bulut denizine bakar.

Yayladan yeniden Düzköy yoluna inilir ve ilçeye girmeden Çalköy'e sapılır. Çal Mağarası, kireçtaşının içinde akan bir yer altı deresinin açtığı uzun bir koridordur; ölçülen sekiz kilometrenin yaklaşık bir kilometresi aydınlatılmış yürüme yollarıyla gezilir. Gün, Tonya ilçesinin hemen yanındaki Kadıralak Tabiat Parkı'nda, ladin ormanlarıyla çevrili yayla çayırında biter.

Sıra coğrafyayı izliyor: kıyıdan dağa çıkılıyor, sonra dağın içinden batıya, Tonya'ya geçiliyor. Ama her durak başka bir doğa olayını gösteriyor. Sera'da heyelan, Hıdırnebi'de yükseklik ve sis, Çal'da yer altı suyu, Kadıralak'ta ise yaylanın bitki örtüsü. Böylece gün sonunda Trabzon'un yalnızca deniz ve çay olmadığını, katman katman bir dağ coğrafyası olduğunu görmüş olursunuz.

Pratik notlar önemli. Yayla yolları dar ve virajlıdır, sis bir anda inebilir; farlarınızı açık tutun ve sürüşü acele etmeden yapın. Mağaranın içi dışarıdan serin ve nemlidir, yanınıza bir ceket ve kaymayan ayakkabı alın. Hıdırnebi'de yollar resmi kaynaklara göre yaz kış açıktır, ancak kışın ve erken baharda Kadıralak yolunun karla kapanabildiği bildiriliyor; yola çıkmadan önce yol durumunu sorun. Mağaranın ve tabiat parkının güncel ziyaret koşullarını, ücret ve saat bilgisini resmi kurumlardan kontrol edin. Kadıralak'ta çiçek mevsimindeyseniz çayıra girmeyin, fotoğrafı patikadan çekin.

Süre: tam gün. En iyi zaman: Mayıs ile ekim arası, güne sabah erken başlayarak; nisanda Kadıralak'ın mavi yıldız çiçeklerini görmek mümkündür ama o mevsimde yüksek yaylada kar ve çamur olabileceği için yol durumunu önceden sorun.. Ulaşım: Rota araçla yapılır. Sera Gölü Akçaabat kıyısına yakındır ve oraya kent içi hatlarla da ulaşılabilir, ancak Hıdırnebi, Çal ve Kadıralak arasındaki dağ yollarında toplu taşıma pratik değildir; kendi aracınızla ya da kiralık bir araçla gidin.

Kaynaklar

Akçaabat, Trabzon
Rotalar
4 Durak
Mekanlarda ~5 sa
Yol ~32,9 km · 55 dk
Toplam ~5 sa 55 dk
19 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Sera Gölü

Sera Gölü

~1 sa burada
Yıldızlı, Akçaabat / Trabzon

Sera Gölü'ne sabah erken gelin, çünkü göl en güzel yüzünü rüzgarın henüz yüzeyi kırmadığı saatlerde gösterir. Karadeniz Kültür Envanteri'nin de vurguladığı gibi bu gölün asıl çekiciliği, çevredeki ağaçların sakin suya düşen yansımasıdır. Aracınızı bıraktıktan sonra önce kıyıda durup vadinin iki yamacına bakın. Gölü oluşturan olayı anlamak için bu bakış önemlidir. Kaynaklara göre Şubat 1950'de, aşırı yağışların ardından Derecik Vadisi yamaçlarından kopan büyük kaya kütleleri vadi tabanını tıkadı ve Sera Deresi'nin önünü kesti. Vikipedi'nin aktardığı ölçülere göre kopan kütle yaklaşık on beş milyon metreküptü ve göl on sekiz günde tam halini aldı. Tarih kaynaklarda bir gün farkla geçiyor; İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü 20 Şubat, diğer kaynaklar 21 Şubat yazıyor. Yamaçlarda kopmanın izlerinin bugün de seçilebildiği belirtiliyor; dik ve çıplak kalmış duvarları aramak iyi bir başlangıçtır. Gölün adı, sınırları içinde bulunduğu Yıldızlı beldesinin eski adı olan Sera'dan gelir. Kıyı boyunca uzanan yürüyüş yolunu izleyerek vadinin içine doğru ilerleyin. Göl ilk oluştuğunda yaklaşık dört kilometre uzunluktaydı, ancak set zamanla aşındıkça su yüzeyi küçüldü. Bugün genişliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre yüz elli ile iki yüz metre arasında değişiyor. Yürürken suyun rengine ve kıyıdaki birikintilere dikkat edin, çünkü 1990'daki büyük heyelanlardan beri dereden gelen toprak gölü yavaş yavaş dolduruyor. Bu yüzden kıyıdan suya girmeyin; Vikipedi göl tabanındaki birikmiş toprağın suya düşenlerin çıkmasını zorlaştırdığını ve can kayıplarına yol açtığını yazıyor. Gölde sazan, bıyıklı balık ve dere balığı yaşıyor, sonradan bırakılan tatlı su kereviti de çoğalmış. Alan 2005'te doğal sit alanı, 2010'da ise tabiat parkı ilan edildi. Vikipedi'ye göre göl gideğinin yaklaşık üç yüz metre aşağısında küçük bir hidroelektrik santrali bulunuyor. Tabiat parkı içinde günübirlik kullanım, doğa yürüyüşü ve bisiklet turları yapılabiliyor. Fotoğraf için en iyi açı, yansımanın gölün dar ucunda ormanlık yamaçla birleştiği noktalardır. Sisli bir sabahta vadinin üst kısmı bulutun içinde kalır ve göl daha da kapalı bir havaya bürünür. Kıyıda bir bankta oturup kısa bir mola verin, çünkü bundan sonraki yol sürekli tırmanacak. Gölün çevresindeki yolun dar ve kalabalık olabildiğini unutmayın; yürürken yolun kenarına dikkat edin. Dönüşte Akçaabat yönüne inmeden Düzköy yoluna çıkın ve Hıdırnebi tabelalarını izleyin.

Kaynak: KTB Trabzon, Göller ve Mağaralar; Karadeniz Kültür Envanteri; Vikipedi.

Sera Gölü, Trabzon'un batısında, Akçaabat ilçesi sınırları içinde, Yıldızlı ile Derecik arasındaki vadide yer alan bir heyelan set gölüdür. Adını, sınırları içinde bulunduğu Yıldızlı beldesinin eski adı olan Sera'dan alır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü gölün kıyıdan yaklaşık bir kilometre içeride olduğunu belirtir; kent merkezine uzaklığı ise basında yaklaşık on kilometre olarak verilir. Bu yakınlık, Sera Gölü'nü Trabzon'dan yarım günde rahatça gidilip dönülebilen bir doğa durağı yapar. Gölün hikayesi, bir doğa olayına tanıklık eden kuşakların hafızasında hala canlıdır. Şubat 1950'de aşırı yağışların ardından Derecik Vadisi'nin yamacından büyük bir toprak ve kaya kütlesi koptu ve vadi tabanını tıkadı. Tarih kaynakların çoğunda 21 Şubat olarak geçer, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ise 20 Şubat der. Vikipedi'deki bilgiye göre kopan kütle yaklaşık 650 metre uzunluğunda ve 15 milyon metreküp hacmindeydi. Sera Deresi'nin önü kesilince arkasında su birikti ve göl yaklaşık 18 günde bugünkü biçimini aldı; yöre halkı bir gölün doğuşunu gözüyle izledi. Göl ilk oluştuğunda vadi boyunca birkaç kilometre uzanıyordu. Zamanla suyun gideği toprak seti aşındırdı ve göl alanı küçüldü; İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de su yüzeyinin yavaş yavaş azaldığını not eder. Müdürlük gölün genişliğinin 150 ile 200 metre arasında değiştiğini belirtir. 1990'da Doğu Karadeniz'i etkileyen büyük heyelanlar gölde de önemli değişikliklere yol açtı ve vadinin üst kesimlerinden taşınan topraklar göl tabanında birikmeye başladı. Vikipedi'de bugünkü uzunluk yaklaşık 1200 metre, genişlik 250 metre, en derin noktası ise 20 metre olarak verilir. Yukarı vadiden gelen alüvyon ve sellerin taşıdığı malzeme gölü zaman zaman bulandırdığı için yukarı kesimlerde bentler yapılmış ve ıslah çalışmaları sürdürülmüştür. Örneğin Ağustos 2018'deki sağanaktan sonra göl yüzeyi selin sürüklediği odun ve atıklarla kaplanmış, temizlik için özel donanımlı iş makineleri getirilmişti. Göl ve çevresi 2005'te doğal sit alanı, 2010'da ise tabiat parkı ilan edildi. Göl çevresindeki riskli yamaçlarda beton perde duvarlar yerine geosentetik donatılı duvarlar yapıldı ve yüzeyleri toprak ile bitki örtüsüyle kaplanarak gölün doğal görünüşü korunmaya çalışıldı. Gölün çıkışının yaklaşık 300 metre aşağısında küçük bir hidroelektrik santrali bulunur. Tatlı sulu gölde sazan, bıyıklı balık ve dere balığı yaşar; sonradan göle bırakılan tatlı su kereviti de çoğalmıştır. Kıyıları sık ağaçlı yamaçlarla çevrilidir ve Karadeniz'in nemli iklimi vadiye yeşilin her tonunu taşır. Gölün iki yanındaki dik yamaçlar, oluşum hikayesini anlatan en canlı tanıklardır; kopmanın izleri vadide hala okunabilir. Ziyaretçilerin en çok yaptığı şey göl kıyısında yürümektir. Kıyı boyunca uzanan yürüyüş yolu, sakin bir tempoyla gölün çevresini gezmeye olanak verir ve farklı noktalardan suya yansıyan yamaçları görürsünüz. Gölde pedallı teknelerle ya da kayıkla kısa gezintiler yapılabilir, amatör balıkçılık ve piknik de göl çevresinde yaygındır. Fotoğraf için en iyi ışık genellikle sabah erken ve öğleden sonra geç saatlerdedir; rüzgarsız anlarda yamaçların suya düşen yansıması en net hale gelir. Mevsimler gölün yüzünü değiştirir. İlkbahar ve yaz yamaçları koyu yeşile boyar, sonbaharda ağaçların sarı ve kızıl tonları suya yansır, karlı günlerde ise vadinin bambaşka bir görünüşü olur. Yağışlı dönemlerden sonra su bulanıklaşabileceği için berrak bir göl görmek isteyenler kuru havanın birkaç gün sürdüğü dönemleri tercih edebilir. Sera Gölü'ne Trabzon'dan Akçaabat yönündeki sahil yolundan ayrılıp vadiye girerek ulaşılır; kent merkezine yakın olduğu için taksiyle de kısa sürede gidilebilir. Göl kıyısında yeme içme ve dinlenme olanakları bulunur. Tekne kiralama ve tesislerin çalışma koşulları mevsime göre değişebileceğinden güncel bilgiyi yerinde öğrenmek gerekir. Göl gezisini aynı gün Akçaabat'ın tarihi Ortamahalle evleriyle ya da daha yükseklerdeki Hıdırnebi Yaylası'yla birleştirmek kolaydır.
2
Hıdırnebi Yaylası

Hıdırnebi Yaylası

~1 sa 30 dk burada
Akçaabat / Trabzon

Hıdırnebi'ye İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün tarifiyle gelin: Akçaabat ile Düzköy arasındaki yolun on ikinci kilometresinden batıya dönün ve yaylaya kadar yaklaşık on kilometre tırmanın. Resmi kaynaklar bu yolun yaz kış ulaşıma açık olduğunu belirtiyor, yine de sisli günlerde yavaş sürün. Yolda yükseldikçe ormanın değiştiğini ve vadilerin aşağıda kaldığını göreceksiniz. Yaylanın yüksekliği kaynaklarda farklı veriliyor; Vikipedi ve Akçaabat'tan aktarılan bilgiler bin altı yüz metreden, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ise daha yüksek bir rakamdan söz ediyor. Hangi rakamı alırsanız alın, araçtan indiğinizde havanın kıyıdan belirgin biçimde serin olduğunu hissedeceksiniz. Önce yayla evlerinin arasında kısa bir yürüyüş yapın. Buradaki ahşap evlerin önemli bir bölümü, 1998'de başlayan Yayla Kent projesiyle bölge mimarisine uygun biçimde yapıldı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bu yayla kentin doğaya uyumlu ve öncü bir örnek olsun diye kurulduğunu yazıyor. Ardından Hıdırnebi Tepesi'ne çıkın, çünkü kaynakların ortak ifadesiyle tepe doğal bir seyir terası gibidir. Açık havada buradan Akçaabat'ı, çevredeki köyleri ve Karadeniz'in mavisini görebilirsiniz. Bulutlu havalarda ise manzara tersine döner ve bulutlar aşağıda, ayaklarınızın altında bir deniz gibi uzanır. Bulut denizini görmek istiyorsanız ılık bir gün ile alçak bulutun birleştiği sabahları kollayın. Tepede rüzgar sert olabilir, bu yüzden yanınıza bir rüzgarlık alın. Yayla şenliklerinin yapıldığı düzlüğe de uğrayın; yöre halkı bu alana Dernek Çimeni ya da Argolos Çimeni diyor. Akçaabat'tan aktarılan bilgilere göre her yıl temmuz ortasında başlayan şenlik 20 Temmuz'da bitiyor ve son günün etkinlikleri Orak Yedisi diye anılıyor. Şenlikte çadırlardan bir pazar kuruluyor, kemençe ve davul zurna eşliğinde horon halkaları oluşuyor. Temmuzda gelirseniz alan çok kalabalık olacaktır, aracınızı görevlilerin gösterdiği yere bırakın. Sonbaharda gelenler, AA'nın aktardığı gibi alçak kesimlerde sarı ve kızıl yaprakları, tepelerde ise sisi bulur. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü orman içinde kurt, tilki ve çakal gibi yaban hayvanlarının izlenebildiğini de not ediyor. Hayvanları görmek isterseniz ormanın kenarında sessizce bekleyin ve onları beslemeyin. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yaylada altyapı hizmetlerinin tamamlandığını ve pansiyon tipi evlerde konaklanabildiğini yazıyor. Yaklaşık bir kilometre ötedeki Kuruçam Yaylası da aynı yoldan ulaşılan komşu bir yayladır. Burada bir buçuk saat geçirdikten sonra aynı yoldan Düzköy yoluna inin ve ilçe yönüne devam edin.

Kaynak: KTB Trabzon, Yayla Turizmi ve Yaylalarımız; Habertürk/İHA; AA.

Hıdırnebi Yaylası, Akçaabat ilçesinde, Metinkale Vadisi'nin uzantısında yer alan ve Trabzon şehir merkezine en yakın yaylalardan biri olarak bilinen bir dağ yerleşimidir. Yükseltisi kaynaklarda yaklaşık 1600 metre olarak verilir; İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ise yayla için 1650 ve komşu Kuruçam ile birlikte anlatırken 1742 metre rakamlarını kullanır. Basında kent merkezine uzaklığı 35 ile 40 kilometre, Akçaabat ilçe merkezine uzaklığı ise 29 kilometre olarak geçer. Yöre halkı yaylanın şenlik alanını Dernek Çimeni ya da Argolos Çimeni diye anar. Yayla, Karadeniz'in yayla kültürünün bütün katmanlarını bir arada gösterir. Yüzyıllardır yaz aylarında hayvanlarıyla yukarı çıkan aileler burada otlakları kullanmış, ürünlerini yaylada değiş tokuş etmiştir. Vikipedi'deki bilgiye göre her yıl düzenlenen şenliklerin başlangıcı bilinmez, ancak yayladan inen çobanların ürünlerini pazarladığı ve çevre köylülerin bu ürünleri almaya geldiği zamana denk geldiği düşünülür. Yayla bugün de hem bu geleneğin sürdüğü bir buluşma yeri hem de doğa meraklılarının uğrak noktasıdır. Hıdırnebi'nin en bilinen yüzü temmuzdaki yayla şenliğidir. Şenliğin takvimi kaynaklara göre değişir: İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü 20 Temmuz'da başlayıp üç gün süren şenliklerden söz ederken, basında yer alan anlatımlarda şenliklerin 13 Temmuz'da başlayıp 20 Temmuz'da sona erdiği belirtilir. Son yıllarda şenlik, Akçaabat'ın uluslararası müzik ve halk oyunları festivaliyle birlikte anılır. Şenlik günlerinde çimende çadırlar kurulur, yöresel ürünlerin satıldığı bir pazar oluşur, kemençe ile davul zurna eşliğinde büyük horon halkaları kurulur. Yöre halkı şenliğin son günlerini Derneğin Altısı, Derneğin Yedisi ve Orak Yedisi gibi adlarla anar. Kalabalığı sevenler için bu günler yaylayı görmenin en canlı zamanıdır; sessizlik arayanlar ise şenlik dışındaki haftaları seçmelidir. Yaylanın simgesi Hıdırnebi Tepesi ve kayalıklarıdır. Şenlik alanı bu kayalıkların arkasında kalır ve tepe, doğal bir seyir terası gibi çevreye bakar. Açık havalarda buradan Akçaabat'ın köyleri, kent ve Karadeniz'in mavi yüzeyi görülür. Bulutlu günlerde ise manzara tersine döner: bulutlar vadilerin içine dolar ve yayladan aşağı bakan kişi ayaklarının altında bir bulut denizi görür. Bu görüntü Karadeniz yaylalarının en çok fotoğraflanan anlarından biridir ve çoğunlukla sabahın erken saatlerinde ya da yağış sonrasında ortaya çıkar. Yayla yalnızca yaz için değildir. Sonbaharda alçak kesimlerdeki ormanlar sarı ve kızıla döner, yükseklerde ise sis hakim olur. Kışın kar manzarasıyla ayrı bir ziyaretçi kitlesi çeker. Ormanlarda kurt, tilki ve çakal gibi yaban hayvanları yaşar; İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yaylayı foto safari için uygun yerler arasında sayar. Göletler ve otlayan küçükbaş hayvanlar da yaylanın tanıdık görüntülerindendir. Komşu Kuruçam Yaylası ile Hıdırnebi arasındaki mesafe yaklaşık bir kilometredir ve iki yayla aynı yoldan ulaşılır. Konaklama tarafında yayla erken bir örneğe sahne olmuştur. 1998'de başlayan Yayla-Kent projesiyle, Trabzon Valiliği'nin öncülüğünde bölge mimarisine uygun ahşap bungalov evler yapıldı. Bugün yaylada pansiyon tipi evler ve günlük ihtiyaçların karşılanabildiği yerler bulunur. Ahşap evlerin dağınık dizilişi, Karadeniz yayla evlerinin doğayla kurduğu ilişkiyi yeni yapılara taşımaya çalışan bir düzenin parçasıdır. Yaylaya Akçaabat-Düzköy yolunun 12. kilometresinden batıya dönülerek ulaşılır. Kaynaklar yolun yaz kış açık tutulduğunu belirtse de kış koşullarında yola çıkmadan önce yol durumunu sorun. Toplu taşımayla doğrudan ulaşım sınırlı olduğu için özel araç ya da tur en pratik yoldur. Yükseklik nedeniyle yazın bile akşamları serin olabilir, bu yüzden yanınıza kalın bir giysi almak iyi olur. Şenlik tarihleri her yıl duyurulduğu için güncel programı işleten kurumdan kontrol edin.
3
Çal Mağarası

Çal Mağarası

~1 sa 15 dk burada
Çal Mahallesi, Düzköy / Trabzon

Çal Mağarası'na İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün tarif ettiği yoldan gelin: Düzköy ilçesine girmeden sağa ayrılan yolu alın ve Çalköy'ün içinden geçerek mağaraya ulaşın. Mağara girişi, Çalköy'den Çayırbağı'na giden yolun hemen başında, Kulaklık Deresi üzerindedir. Aracı bıraktıktan sonra içeri girmeden yukarıya bakın, çünkü mağaranın üstündeki tepede tarihi bir kale bulunuyor. Girişte üzerinize bir ceket alın ve telefonunuzu cebinize koyun; içerisi dışarıya göre daha serin ve nemlidir. Çal Mağarası özünde bir yer altı su kanalıdır ve içinden küçük bir dere akar. AA'nın aktardığına göre bu derenin derinliği yağışlı dönemlerde bir buçuk metreye çıkıyor, yazın ise yirmi beş santimetreye kadar iniyor. Bu yüzden ilkbaharda gelirseniz suyun sesi ve akışı çok daha güçlü olur. Girişten sonra ilk iki yüz metre boyunca tek bir koridorda ilerlersiniz ve tavan yüksekliğinin sürekli değiştiğine dikkat edin. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre sarkıt ve dikitler ilk yüz elli metreden sonra görünmeye başlıyor. Koridor yaklaşık iki yüz metrede ikiye ayrılır ve önce sağ kola girmenizi öneririz. Sağ kolun gezilebilen kısmı yaklaşık dört yüz metredir ve bu kolun altmışıncı metresi civarında küçük bir göl ile bir çağlayan yer alır. Çağlayanın önünde durup suyun kayaya çarpan sesini dinleyin; burası mağaranın en etkileyici noktalarından biridir. Sonra çatala dönüp yaklaşık yüz elli metrelik sol kola geçin. Bu kolun sonundaki odada, yüzeydeki bir dolinden gelen suyun aktığı bir baca vardır. AA bu bölümde kireçli arazide erime ve çökmeyle oluşmuş, su dolu oval çukurların bulunduğunu da aktarıyor. Mağarada dolinlerle dış dünyaya bağlantılar olduğu için hafif bir hava akımı hissedersiniz ve bu yüzden kaynaklar insanın yer altında değil bir vadide yürüyormuş gibi hissettiğini söyler. Vikipedi mağaranın yaklaşık sekiz milyon yılda, önce kireçtaşını eriten sızıntı sularıyla, sonra bölgenin yükselmesiyle iki aşamada oluştuğunu yazıyor. Bugüne kadar sekiz kilometreye kadar ulaşılmış, ancak ziyaretçilerin gezebildiği bölüm yaklaşık bir kilometre ile sınırlı. Ahşap ve metal yürüme yollarından ayrılmayın, oluşumlara dokunmayın ve flaşı ölçülü kullanın. Islak platformlar kaygan olabilir, bu yüzden tırabzanı bırakmadan yürüyün. Mağara 2003'te turizme açıldı ve son yıllarda ziyaretçisi hızla arttı; Düzköy'den aktarılan bilgiye göre 2025'te yüz yetmiş sekiz binden fazla kişi geldi. Kalabalıktan kaçmak istiyorsanız hafta içi ve sabah saatlerini tercih edin. Çıkışta kaleye kısa bir bakış attıktan sonra Düzköy'e dönün ve Tonya yönüne geçin.

Kaynak: KTB Trabzon, Çal Mağarası; AA; Vikipedi.

Çal Mağarası, Trabzon'un iç kesimindeki Düzköy ilçesinde, Çal Mahallesi sınırları içinde yer alan ve yerin altından akan bir derenin oyduğu uzun bir karst mağarasıdır. Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü mağarayı Düzköy'ün yaklaşık beş kilometre güneybatısında, denizden 1050 metre yükseklikte gösterir. Vikipedi ise ilçeye uzaklığı 11 kilometre olarak verir ve yüksekliğin kaynaklara göre 1050 ile 1116 metre arasında değiştiğini not eder. Kent merkezinden uzaklık Bakanlık sayfalarında elli kilometreyi biraz aşan bir yol olarak anılır. Mağara bilimsel bir taramayla değil, çevrede yaşayanlar tarafından bulunmuştur; bunu Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin emekli jeoloji hocası Prof. Dr. Osman Bektaş bir TRT Haber söyleşisinde aktarır. Daha sonra yine Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden bir heyet mağarada araştırma yapmış, ardından Trabzon İl Özel İdaresi ahşap yürüyüş yolu ve ışıklandırma döşemiştir. Anadolu Ajansı'na göre mağara bu düzenlemenin ardından 2003 yılında ziyarete açılmıştır. TRT Haber'e göre mağaranın işletme ihalesini daha sonra Trabzon Büyükşehir Belediyesi almış ve yürüyüş yollarının çürümeyen malzemeyle yenilenmesini öngören bir düzenleme başlatmıştır. Oluşum hikayesi kireç taşıyla başlar. Vikipedi'ye göre yüzeyden sızan sular kireç taşını çözmüş, kayadaki kırıklar genişleyerek yeraltından geçen bir su kanalına dönüşmüştür. Bölgesel yükselme sırasında bu kanalı oyan akım durmuş, suların eskiden sızdığı düdenlerde sarkıt ve dikitler büyümeye başlamıştır. Mağaranın bütün bu süreç içinde yaklaşık sekiz milyon yılda biçimlendiği düşünülür. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Trabzon sayfası da yapıyı kısaca bir yeraltı su kanalı olarak tanımlar. Ziyaretçinin yürüdüğü bölüm aslında mağaranın küçük bir parçasıdır. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre bugüne kadar sekiz kilometre derinliğe kadar ilerlenebilmiş, ama yalnızca yaklaşık bir kilometrelik bölüm yürüyüş yolu ve ışıkla donatılmıştır. Mağaranın işletmecisi aynı habere el fenerleriyle on altı saat yürüyerek sekizinci kilometreye ulaştıklarını, kapalı bölümde göller, şelaleler ve yarasalar bulunduğunu anlatmıştır. Bakanlık sayfası ise mağaranın "dünyanın en uzun ikinci mağarası olarak da kabul edildiğini" yazar; bu yerel bir nitelemedir ve gerçek uzunluk hala tam bilinmemektedir. İçeride yol kısa bir düzlükten sonra çatallanır. Girişten yaklaşık iki yüz metre sonra mağara iki kola ayrılır; sol kol yaklaşık 150 metre, sağ kolun ulaşılabilen kısmı yaklaşık 400 metre uzunluğundadır. Sol kolun sonundaki odada, yukarıdaki bir dolinden gelen suyun aktığı bir baca vardır. Sağ kolun altmışıncı metresinde ise küçük bir göl ve onu besleyen bir çağlayan bulunur; mağaranın en çok fotoğraflanan köşesi burasıdır. Bakanlık sayfasına göre sarkıt ve dikitler ilk yüz elli metreden sonra yoğunlaşmaya başlar. Mağaranın en çok konuşulan özelliği hava ve sudur. Tavandaki çatlaklar ve dolinler dış dünyayla bağlantı kurduğu için içeride rahat bir hava akımı vardır; Anadolu Ajansı bunu yeraltında yürürken bir vadide yürüyormuş hissi diye anlatır. İçinden geçen derenin derinliği mevsime göre değişir, yağışlı dönemlerde bir buçuk metreye çıkıp yazın yirmi beş santimetreye kadar iner. Girişteki kuru havanın yerini içerideki derenin yükselttiği nem alır, bu yüzden yazın bile ince bir kat giymek iyi olur. Basında suyun çok yükseldiği günlerde girişin geçici olarak kapatıldığı da haber olmuştur; yağışlı bir haftada gidecekseniz durumu önceden sorun. Mağaranın tam üstünde, çevreye hakim bir tepede küçük bir kale kalıntısı durur ve hem Bakanlık sayfası hem basın bu kaleyi mağarayla birlikte anar. Girişin çevresinde mesire alanı ve kır kahvesi gibi temel hizmetler bulunur. Mağara yıl boyunca açık tutulur; ziyaret günleri, giriş saatleri ve ücret bilgisi için güncel durumu mağaranın işletmecisinden ve Düzköy'deki yetkililerden kontrol edin. Ahşap ve metal yürüyüş yolları ıslak olabilir, kaymayan tabanlı ayakkabı bu gezinin tek gerçek gereğidir. Ulaşım karayoluyla yapılır ve toplu taşıma doğrudan mağaraya ulaşmaz. Bakanlık sayfasına göre Düzköy'e girmeden sağa ayrılan asfalt bir yolla Çal yerleşimi içinden geçilerek mağaraya varılır. Aynı yolculukta Düzköy yaylaları ve batıdaki Tonya'da Kadıralak Tabiat Parkı da gezilebilir. Sahildeki Akçaabat'tan gelenler için Sera Gölü ve Hıdırnebi Yaylası bu dağ yolunun doğal başlangıcıdır.
4
Kadıralak Tabiat Parkı

Kadıralak Tabiat Parkı

~1 sa 15 dk burada
Kadıralak Yaylası yol ayrımı, Tonya / Trabzon

Günün son durağı Tonya ilçesinin hemen yanındaki Kadıralak Tabiat Parkı'dır. Vikipedi'ye göre park Tonya merkezine yaklaşık iki kilometre uzaklıkta, bin dört yüz seksen metre yükseklikte ve aynı adı taşıyan Kadıralak Yaylası'nın bitişiğindedir. Haberlerde yaylanın kendisi için bin üç yüz metre ve ilçeye dokuz kilometre gibi farklı ölçüler geçiyor; iki ad aynı alanın farklı parçalarını anlatıyor. Park yaklaşık üç bin beş yüz dekarlık bir alanı kaplıyor ve Türkiye'nin iki yüz yirmi üçüncü tabiat parkı olarak kayıtlara geçmiş. Vikipedi parkın doğusunda nitelikli ve sürdürülebilir koruma bölgelerinin yer aldığını belirtiyor; yani çevredeki çayırlar da koruma altındaki bir bütünün parçasıdır. Aracınızı bıraktıktan sonra önce çayırın kenarına yürüyün ve manzarayı bütün olarak görün. Yaylayı ladin, köknar ve sarıçam ormanları çevreliyor, çayırın ortasında ise taş temel üzerine kurulmuş ahşap yayla evleri duruyor. Kadıralak'ı ünlü yapan şey ilkbaharda açan mavi yıldız çiçekleridir; bilimsel adı Scilla bifolia olan bu bitki çayırı mora boyar. Bu yüzden yöre halkı yaylaya Mor Yayla da diyor. Haberlere göre çiçekler çoğunlukla nisanda açıyor ve yaklaşık iki hafta görülebiliyor. Ancak açma zamanı kışa göre değişiyor; sert geçen bir kıştan sonra çiçeklerin geç açtığı, ılık bir yılda ise nisan gelmeden açtığı bildirilmiş. Mavi yıldız, Bern Sözleşmesi gereği Türkiye'nin korumakla yükümlü olduğu bitkiler arasındadır. TGRT'nin haberine göre bir yıl ziyaretçilerin fotoğraf çekerken çiçeklerin üzerine basması örtünün kısa sürede kaybolmasına yol açtı. Bu yüzden çiçek mevsiminde çayıra girmeyin, patikalardan ayrılmadan yürüyün ve fotoğrafı yoldan çekin. Çiçekler solduktan sonra yaylada sarı çiçekler açıyor ve aynı yerin Sarı Yayla diye anıldığı da yazılıyor. Yaz başında çayırın kenarındaki orman yollarında kısa bir yürüyüş yapabilir, kuş ve bitki gözlemi için sessiz bir köşe bulabilirsiniz. Küre Ansiklopedi yaylada büyük çaplı şenlik düzenlenmediğini yazıyor, bu yüzden burası Hıdırnebi'ye göre çok daha sakin bir yerdir. Sonbaharda alan sararmış yapraklar ve yoğun sisle bambaşka bir görünüme bürünüyor. Küre Ansiklopedi yaylada konaklama tesisi bulunmadığını ve yeme içme imkanlarının kısıtlı olduğunu belirtiyor, bu yüzden suyunuzu ve atıştırmalığınızı yanınızda getirin. Aynı kaynak bazı kesimlerde telefon sinyalinin zayıf olabildiğini de not ediyor; haritanızı önceden indirin. Kışın ve erken baharda kar yolları kapatabildiği için yola çıkmadan önce yol durumunu Tonya'dan sorun. Çöpünüzü geri götürün ve yayla evlerinin bahçelerine girmeyin, çünkü bazıları hala kullanılıyor. Günü burada bitirdikten sonra Tonya üzerinden Karadeniz kıyısına inen yolla Trabzon'a dönebilirsiniz.

Kaynak: Vikipedi; CNN Türk; TGRT Haber; Küre Ansiklopedi.

Kadıralak Tabiat Parkı, Trabzon'un denize kıyısı olmayan ilçelerinden Tonya'da, adını yanı başındaki Kadıralak Yaylası'ndan alan korunan bir orman ve yayla alanıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı 12. Bölge Müdürlüğü parkı Tonya ilçe merkezinin yaklaşık iki kilometre doğusunda gösterir. Parka Tonya ile Vakfıkebir arasındaki yol üzerinde, ilçe merkezinin yaklaşık altı yüz metre kuzeyindeki Kadıralak Yaylası yol ayrımından girilir. Vikipedi parkın yüksekliğini 1480 metre, Trabzon kentine uzaklığını 68 kilometre olarak verir ve işletmecisini Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü olarak gösterir. Vikipedi'ye göre Tonya, Karadeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş alanındadır; denizden gelen nem tepelerdeki ormanlarda yoğunlaşıp sise dönüşür. Alanın koruma geçmişi yenidir. Trabzon Valiliği'nin duyurusuna göre Kadıralak Yaylası, dönemin Orman ve Su İşleri Bakanı'nın imzasıyla Türkiye'nin 223. tabiat parkı ilan edilmiştir. Vikipedi parkı 2017'de kurulan korunan alanlar arasında sayar. Bölge Müdürlüğü'nün güncel bilgisine göre tescilli alan 363,80 hektardır; parkın doğusunda ayrıca Nitelikli Koruma Bölgesi ve Sürdürülebilir Koruma Bölgesi yer alır. Farklı kaynaklarda farklı alan büyüklükleri geçtiği için resmi rakam olarak Bölge Müdürlüğü'nün verdiği değeri esas almak doğrudur. Parkın asıl dokusu ormandır. Bölge Müdürlüğü alanı Doğu Karadeniz karışık yapraklı ormanının bütüncül bir örneği olarak tanımlar; iğne yapraklılarda ladin, geniş yapraklılarda kayın ve kızılağaç baskındır. Bunların arasında gürgen, meşe, akçaağaç, kestane, ıhlamur, orman gülü, karayemiş, alıç ve üvez de karışık meşcereler kurar. Alanın kuzey, güney ve doğu kenarlarında yer yer kayalık bölümler bulunur. Gelişme planı çalışmalarında tohumlu bitkilerden 311 takson ile iki yaşamlı, sürüngen, kuş ve memeli olmak üzere 111 omurgalı tür kaydedilmiştir. Kadıralak'ı Karadeniz'in başka yaylalarından ayıran şey bahar çiçeğidir. Bölge Müdürlüğü'ne göre orman içi açıklıklarda ve yukarıdaki yayla çayırlarında halkın mavi yıldız ya da orman sümbülü dediği Scilla bifolia yetişir. CNN Türk'ün haberinde bu ince yapraklı çiçeğin Bern Sözleşmesi gereği korunan nadir bitkiler arasında olduğu ve her yıl nisan ayında açtığı yazılır. Çiçekler açtığında çayırlar mora boyanır; bu yüzden yaylaya yörede Mor Yayla da denir. Aynı habere göre çiçekler ortalama iki hafta görülebilir ve bazı yıllarda nisan gelmeden açar. Bu kısa çiçek dönemi parkın ziyaret takvimini belirler. Nisanda ve mayıs başında çayırlar renklenirken yaz aylarında park yürüyüş, piknik ve serin hava için tercih edilir. Kışın kar yolu güçleştirebilir; yola çıkmadan önce yolun açık olup olmadığını yerel kaynaklardan sorun. Gezinin en iyi biçimi yayla yolu boyunca yürümektir. Yayla evlerinin dizildiği çayırlarda çiçeklerin üzerine basmadan, belirgin patikalarda kalmak gerekir; korunan bir türün tek açtığı haftalarda en büyük zarar çiğnemekten gelir. Fotoğraf için öğleden sonranın yumuşak ışığı ve sisin açtığı anlar en uygunudur. Tonya ilçesi yaz aylarında sık sisli geçer, bu yüzden açık bir günü yakalamak için esnek bir plan yapın. Çiçek toplamak bu alanda doğru değildir, bitki yerinde kalmalıdır. Ulaşım Tonya ilçe merkezi üzerinden karayoluyla yapılır ve park merkezden kısa bir yolculukla ulaşılacak kadar yakındır. Küre Ansiklopedisi toplu taşımanın yaylaya kadar gitmediğini, bu yüzden özel araç ya da yerel rehber desteği gerektiğini yazar. Bölge Müdürlüğü'ne göre en yakın havalimanı yaklaşık 71 kilometre uzaktaki Trabzon Havalimanı'dır. Park ziyaret koşulları ve olası etkinlikler için Doğa Koruma ve Milli Parklar 12. Bölge Müdürlüğü'nün duyurularını kontrol edin. Aynı gün doğudaki Düzköy'de Çal Mağarası ile birleştirildiğinde batı Trabzon'un dağ yolu tamamlanır.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirAkçaabat, Trabzon
TürRotalar
Durak4
Tarih19 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat