Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Porsuk Kıyısında Tepebaşı, Havacılık Parkından Arkeoloji Müzesine
Rotalar4 Durak

Porsuk Kıyısında Tepebaşı, Havacılık Parkından Arkeoloji Müzesine

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Eskişehir'i anlamanın en kısa yolu Porsuk'u izlemektir. Kütahya dağlarından inip Sakarya'ya kavuşan bu çay şehri kabaca ikiye böler: kuzeyde Tepebaşı, güneyde Odunpazarı. Bu rota Tepebaşı'nın yirminci yüzyılda büyüyen kuzey yakasından başlar, çayın kıyısına iner ve güney yakadaki arkeoloji müzesinde biter. Dört durak, şehrin dört ayrı yüzünü gösterir: havacılıkla anılan bir sanayi kenti, eski bir hal binasından doğan gençlik merkezi, bir zamanlar kirli bir dere olarak anılan ve bugün gondolların gezdiği çay kıyısı, sonra binlerce yıllık Frig, Roma ve Bizans buluntularıyla şehrin derin geçmişi.

Sıra kuzeybatıdan güneydoğuya kurulmuştur ve tramvay hattını izler. Güne Anadolu Üniversitesi'nin Yunusemre Yerleşkesi karşısındaki Vecihi Hürkuş Havacılık Parkı'nda başlarsınız; açık alandaki uçakları sabah ışığında, kalabalık oluşmadan görmek kolaydır. Oradan tramvayla ya da yürüyerek Haller Gençlik Merkezi'ne gelirsiniz; tarihi hal binası garın ve Ulus Anıtı durağının hemen yakınındadır. Haller'den Porsuk kıyısına birkaç dakikada inilir. Günün en uzun ve en serbest bölümü Adalar'dadır: kıyı boyunca yürür, köprülerden karşı yakaya geçip döner, Köprübaşı'nda şehrin iki yakasının nasıl birleştiğini görürsünüz. Son olarak güneye, Atatürk Bulvarı'ndaki Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi'ne bir kilometreyi biraz aşan bir yürüyüşle varırsınız.

Bu sıralama bilinçlidir. Havacılık Parkı açık bir alandır ve öğle sıcağında ya da akşam serinliğinde daha az keyif verir; müze ise kapalı bir mekandır ve günün sonuna, yorgun bacaklara iyi gelir. Adalar ortada durur, çünkü öğle yemeği, oturup dinlenme ve fotoğraf için en uygun yer orasıdır. Yürüyüş toplamda üç kilometre civarındadır ve neredeyse tamamı düzdür; Eskişehir'in ova şehri olması burada avantajdır. Yorulursanız aynı aks boyunca tramvaya binebilirsiniz. Rota garın yanından geçtiği için YHT ile günübirlik gelenler duraklardan birini atlayıp gün içinde trene dönebilir.

Yola çıkmadan birkaç şeyi kontrol edin. Havacılık Parkı Pazartesi ve Salı günleri kapalıdır; parkı işleten kurum yıllar içinde değiştiği için güncel bilgiyi resmi kaynaklardan doğrulayın. Arkeoloji müzesinin giriş ücreti ve saatleri için Bakanlığın müze sayfasına bakın. Haller'deki tiyatro sahnesinde akşam oyunu izlemek isterseniz programı Şehir Tiyatroları'nın sitesinden önceden inceleyin. Gondol ve tekne turlarını bu rotada denemek zorunda değilsiniz; parklar rotası Porsuk'a tekneyle varmayı ayrıca anlatıyor.

Günün sonunda bir uçak gövdesinin gölgesinden Frig çağının taş eserlerine uzanan, ama bir kez bile yokuş çıkmadığınız bir şehir yürüyüşü yapmış olursunuz.

Süre: 5-6 saat. En iyi zaman: Çarşamba ile Pazar arasında bir gün, sabah Havacılık Parkı'nda başlayıp akşamüstü Arkeoloji Müzesi'nde bitirmek en rahatıdır; park Pazartesi ve Salı kapalıdır, müzenin ve parkın güncel saatlerini gitmeden resmi sayfalarından kontrol edin.. Ulaşım: Havacılık Parkı'nın kapısında EsTram'ın Hava Müzesi durağı vardır, Osmangazi Üniversitesi yönüne giden tramvaylar buradan geçer; YHT ile gelenler gardan Ulus Anıtı (Gar) durağına yürüyüp tramvaya binebilir. Haller'den sonrası yürüyüştür, Adalar'da ES-ES (Çarşı) ve İsmet İnönü durakları, müzenin yakınında Şehitlik durağı bulunur.

Kaynaklar

Tepebaşı, Eskişehir
Rotalar
4 Durak
Mekanlarda ~4 sa 15 dk
Yürüyüş ~3 km · 50 dk
Toplam ~5 sa 5 dk
15 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Vecihi Hürkuş Havacılık Parkı (Eskişehir Havacılık Müzesi)

Vecihi Hürkuş Havacılık Parkı (Eskişehir Havacılık Müzesi)

~1 sa burada
Yenibağlar Mahallesi, Uludağ Sokak No:10, Tepebaşı, Eskişehir

Tramvayın Hava Müzesi durağında indiğinizde parkın girişi karşınızdadır, yani güne yürüyüş yapmadan başlarsınız. Park, Ankara ile İstanbul arasındaki eski karayolunun kenarında, Anadolu Üniversitesi'nin Yunusemre Yerleşkesi'nin tam karşısında durur. Önce kapıdan girip açık teşhir alanını bir bütün olarak görmek için kısa bir tur atın. Alan yaklaşık 39 bin metrekaredir ve uçaklar geniş aralıklarla dizildiği için her birinin çevresinde rahatça dolaşabilirsiniz. Açık alanda sivil ve askeri uçaklar yan yana durur; Türkçe Vikipedi ayrıca bir polis helikopterinin de sergilendiğini yazıyor. Uçakların büyük kısmı bir zamanlar Eskişehir'deki hava birliklerinden ayrılmış, restore edilip buraya getirilmiş araçlardır. İngilizce Vikipedi'ye göre kuruluşta Eskişehir Valiliği ile şehirde konuşlu hava komutanlığı bir araya gelmiş, emekliye ayrılmış on bir savaş, keşif ve kargo uçağı bağışlanmıştır. Açılış tarihi kaynaklarda 1997 ile 1998 arasında farklı verilir; açık teşhirin doksanların sonunda başladığını söylemek yeterlidir. Teşhirde dikkat çeken araçlardan biri bir C-47 kargo uçağıdır; gövdesi yıllarca kafeterya olarak kullanılmış, sonra ofise çevrilmiştir. Kanatların altına girip gövdenin perçinlerine, iniş takımlarına ve kokpit camlarına yakından bakmak bu durağın asıl keyfidir. Açık alanı dolaştıktan sonra kapalı bölüme geçin. Burada pilot giysileri, rozetler, maket uçaklar ve uçak motorları sergilenir. Motorların kesitine bakmak, dışarıda gördüğünüz gövdelerin içinde neyin çalıştığını anlamanın en kolay yoludur. Parkın adı 2020 yılında halk anketiyle Türkiye'nin havacılık öncüsü Vecihi Hürkuş'tan alınmıştır. Hürkuş, Türkiye'nin ilk uçağı sayılan Vecihi K-VI'yı üreten ve ilk sivil uçuş okulunu kuran pilot ve mühendistir. Eskişehir'in havacılıkla bağı yeni değildir; TDV İslam Ansiklopedisi Cumhuriyet'in ilk yıllarında şehirde uçak tamir atölyelerinin kurulduğunu yazar. Fotoğraf için en iyi açı, uçakları gövde boyunca çapraz yakalayan alçak bir duruştur; arka planda ağaçlar gökyüzünü fazla doldurmaz. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü parkta fotoğraf çekilebildiğini belirtiyor. Gölge alan sınırlıdır, yazın sabah erken gelmek ve su taşımak akıllıcadır. Park Pazartesi ve Salı günleri kapalıdır, diğer günlerin saatlerini resmi sayfadan kontrol edin. Parkı işleten kurum yıllar içinde değiştiği için ziyaret koşullarını gitmeden doğrulayın. Çıkışta tramvaya yeniden binip şehir merkezi yönünde birkaç durak gidin ve Ulus Anıtı (Gar) durağında inin.

Kaynak: Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Vecihi Hürkuş Havacılık Parkı; Vikipedi, Vecihi Hürkuş Havacılık Parkı; Wikipedia, Vecihi Hürkuş Aviation Park.

Vecihi Hürkuş Havacılık Parkı, Eskişehir'in kuzeybatısında, Anadolu Üniversitesi Yunusemre Yerleşkesi'nin tam karşısında kurulmuş bir açık hava havacılık müzesidir. Eski adıyla Eskişehir Hava Müzesi olarak da bilinir. İngilizce Vikipedi'ye göre müze Bursa-Ankara karayolunun kenarında yer alır ve 39 bin metrekarelik bir alanı kaplar. Açık teşhir alanında çeşitli tip ve modellerde sivil ve askeri uçaklar sergilenir. Kapalı bir binada ise pilot giysileri, rozetler, maket uçaklar ve uçak motorları yer alır. Eskişehir'in havacılıkla yüz yıllık bağını yakından görmek isteyen biri için kentteki en doğrudan adrestir. Müzenin kuruluşu kaynaklarda farklı tarihlerle anlatılır. İngilizce Vikipedi, Eskişehir Valiliği ile kentteki Hava Kuvvetleri birliğinin bir havacılık müzesi için bir araya geldiğini yazar. Aynı kaynağa göre hizmet dışı kalmış on bir savaş, keşif ve kargo uçağı müzeye bağışlandı ve açık hava müzesi 16 Aralık 1997'de açıldı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ise açık teşhirin 1998'de ziyarete açıldığını belirtir. Türkçe Vikipedi müzenin ağırlıkla 1. Hava İkmal ve Bakım Komutanlığı'ndaki uçakların onarılıp sergilenmesiyle oluştuğunu anlatır. Kısacası müze 1990'ların sonunda, kentte zaten bulunan uçakların yeni bir hayata kavuşmasıyla doğdu. İngilizce Vikipedi'ye göre müze binası 28 Mayıs 1999'da açıldı. Tesis daha sonra Hava Kuvvetleri'ne, 2011'de de Anadolu Üniversitesi'ne devredildi. Bakım ve onarımın ardından Eylül 2012'de havacılık parkı statüsüyle yeniden açıldı. Türkçe Vikipedi, parkın adının 2020'de bir halk anketiyle Vecihi Hürkuş Havacılık Parkı olarak değiştirildiğini yazar. Parkın adını taşıyan Vecihi Hürkuş, 1896'da doğmuş bir Türk savaş pilotu, havacılık mühendisi ve havacılık öncüsüdür. Türkçe Vikipedi'ye göre Türkiye'nin ilk uçağı olan Vecihi K-VI'yı üretmiş ve ülkenin ilk sivil uçuş okulunu kurmuştur. Parkın onun adını alması, sergilenen uçakların hikayesini ülkenin havacılık geçmişine bağlar. Eskişehir de bu hikayenin ortasındadır; Türkçe Vikipedi'ye göre kentte hava kuvvetlerinin önemli birlikleri ve bir havacılık sanayi tesisi bulunur. Açık alanda gezinirken uçakların etrafında rahatça dolaşabilirsiniz. Türkçe Vikipedi, sivil ve savaş uçaklarının yanında bir polis helikopterinin de sergilendiğini yazar. Teşhirdeki bir C-47 kargo uçağının içi bir dönem kafeteryaya dönüştürülmüştü; Türkçe Vikipedi'ye göre bugün ofis olarak kullanılır. Yirmi yılı aşkın süredir açık havada duran uçaklar gerektiğinde yeniden onarılarak korunur. Ziyarete açık hava teşhirinden başlayın, ardından kapalı bölümdeki motorlara ve pilot donanımına geçin. Motorları yakından görmek, dışarıda gördüğünüz gövdelerin nasıl çalıştığını anlamayı kolaylaştırır. Fotoğraf için en iyi ışık sabah ya da öğleden sonranın geç saatleridir; uçakların gövdesi yan ışıkta daha net okunur. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü sayfası parkta fotoğraf çekilebildiğini belirtir. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü sayfasına göre park pazartesi ve salı günleri kapalıdır. Parkın işletmesi yıllar içinde el değiştirdiği için açık saatler ve giriş koşulları değişebilir; güncel bilgiyi İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü sayfasından ya da işleten kurumdan kontrol edin. Parka ulaşmak kolaydır, çünkü tramvay hattı yerleşkenin önünden geçer. OpenStreetMap kayıtlarına göre parkın hemen önünde Hava Müzesi adlı bir tramvay durağı vardır. Komşu durak Anadolu Üniversitesi'dir; yerleşkeyi ve parkı aynı gezide birleştirmek bu yüzden zahmetsizdir. Havacılık Parkı'nı, Porsuk kıyısındaki parklarla birleştirerek yarım günlük bir Tepebaşı programı kurabilirsiniz.
2
Haller Gençlik Merkezi

Haller Gençlik Merkezi

~45 dk burada
Üniversite Cad., Eskibağlar Mah., Tepebaşı / Eskişehir

Ulus Anıtı (Gar) durağından Haller Gençlik Merkezi'ne birkaç dakikada yürürsünüz; YHT ile gelip rotaya buradan katılanlar için gar da hemen batıdadır. Bina Tepebaşı'nda, Eskibağlar Mahallesi'nde, Üniversite Caddesi üzerindedir. İçeri girmeden önce karşı kaldırımdan binaya bir bakın, çünkü burası her şeyden önce bir endüstri mirasıdır. Yapı şehrin eski Yaş Sebze ve Meyve Hali binasıdır ve Türkçe Vikipedi'ye göre kullanılmadığı yıllarda yıkılması bile düşünülmüştür. 2000 yılında aslından uzaklaşmadan onarılmış ve bir kültür sanat merkezine dönüştürülmüştür. Cephede ve içeride en çok ahşap, ferforje ve doğal taş göze çarpar. Aynı kaynak, onarımın Londra'daki Covent Garden ile Hamburg'daki çiçek hali binasından esinlendiğini yazar. Bu karşılaştırmayı aklınızda tutarak içeride yürüyün; geniş, ışık alan bir hal salonunun içine yerleştirilmiş küçük birimler o örnekleri hatırlatır. Bakanlığın tanıtım sitesi burayı gün içinde ritmi değişen bir şehir içi pasaja benzetir. Sabah saatlerinde sakin olan koridorlar öğleden sonra öğrencilerle dolar. Binanın içinde hediyelik eşya satan küçük dükkanlar, sergi salonu ve bir kitabevi bulunur. Bakanlığın tanıtım metni, mimari kabuğun hafızası korunurken yapının şehrin canlı gençlik kültürünü taşıdığını vurgular. Merkezin kalbi Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın Tepebaşı Sahnesi'dir. Şehir Tiyatroları'nın sahne listesine göre bu sahne 27 Mart 2001'de açılmıştır ve iki yüz iki koltukludur. Akşam bir oyun izlemek isterseniz programı önceden sitelerinden kontrol edin; rotanın sonunda buraya dönmek zor değildir. Sergi salonunda o gün ne açık olduğuna bakmak için kısa bir mola verin. Sahne listesinde salonun adı Haller Gençlik Merkezi Tepebaşı Sahnesi olarak geçer, bilet ararken bu adı kullanın. Fotoğraf için binanın saçak çizgisini ve pencere dizisini cadde tarafından, hafif yandan çekmek en iyi sonucu verir. İç mekanda ahşap tavan ile ferforje ayrıntılar yukarı doğru bakan bir kadrajda güzel durur. Burada kahve molası vermek mümkündür, ama asıl uzun dinlenme için Porsuk kıyısını beklemenizi öneririz. Haller'in bu rotadaki rolü bir köprüdür: sanayi kentinin eski bir ticaret yapısından gençlik şehrinin buluşma yerine geçişi gösterir. Çıkışta güneydoğuya, İsmet İnönü durağı yönüne yürüyün; birkaç dakika içinde Porsuk'un kıyısına inersiniz.

Kaynak: Vikipedi, Haller Gençlik Merkezi; Eskişehir Şehir Tiyatroları, Sahneler; GoTürkiye, Eskişehir.

Haller Gençlik Merkezi, Tepebaşı'nda tarihi Yaş Sebze ve Meyve Hali binasının restore edilmesiyle kurulmuş bir kültür ve sanat merkezidir. Eski hal yapısı bugün içinde bir tiyatro sahnesi, sergi salonu, kitabevi ve küçük dükkanlar barındıran kapalı bir çarşıya dönüşmüştür. Bakanlığın tanıtım platformu GoTürkiye yapıyı, geçmişte sebze ve meyve hali olarak kullanılmış bir endüstri mirası olarak tanıtır. Aynı kaynak, mimari kabuğun hafızası korunurken mekanın Eskişehir'in canlı gençlik kültürünü taşıdığını yazar. Yıkılmaktan kurtulan bir hal Türkçe Vikipedi'ye göre Yaş Sebze ve Meyve Hali binası kullanılmadığı ve kötü bir görüntü oluşturduğu için yıkılması düşünülen bir yapıydı. 2000 yılında aslından uzaklaşmadan restore edildi ve içine çarşı, eğlence ve alışveriş birimleri yerleştirildi. Restorasyonda Londra'daki Covent Garden ile Hamburg'daki çiçek hali binası örnek alındı. Yapıda ahşap, ferforje ve doğal taş hakimdir. Bina Wikidata'da Tepebaşı'nda tarihi bir yapı olarak, Eski Yaş Sebze ve Meyve Hali adıyla kayıtlıdır. Kültür Envanteri veritabanında da anıt olarak bir kimlik numarası taşır. Endüstri kentinin bir parçası Halin bulunduğu çevre, Eskişehir'in Cumhuriyet döneminde bir ticaret ve sanayi kentine dönüşmesiyle büyüdü. TDV İslam Ansiklopedisi, bu dönemde kentte kiremit ve tuğla fabrikaları gibi tesislerin devreye girdiğini ve Eskişehir'in eski tarım merkezi görünümünü bıraktığını anlatır. Aynı kaynağa göre 1940 ile 1950 arasındaki hızlı büyümede kentin ünlü bostanları da yerleşim alanına dönüştü. Halin bulunduğu Eskibağlar Mahallesi de bu dönemde şehrin kuzeybatısında kurulan mahallelerden biridir. Bir sebze ve meyve halinin bu kuşakta yer alması, kentin tarımla sanayi arasında geçirdiği dönüşümü hatırlatır. Şehir tiyatrosunun ilk sahnesi Haller'in kültür hayatındaki asıl yeri tiyatrodur. Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın Haller Gençlik Merkezi Tepebaşı Sahnesi 27 Mart 2001'de açıldı. Tiyatronun resmi sitesi salonun kapasitesini 202 artı dört koltuk olarak verir. Türkçe Vikipedi'ye göre Eskişehir Şehir Tiyatroları Türkiye'de kurulan üçüncü ödenekli şehir tiyatrosudur ve ilk sahnesi buradaki Tepebaşı Sahnesi'dir. Tiyatro 27 Mart 2001'de Turgut Özakman'ın yazdığı, kurucu genel yönetmen Ergin Orbey'in sahneye koyduğu Bir Şehnaz Oyun ile perdelerini açtı. Aynı sezon Cengiz Toraman'ın yazdığı Kutup Yıldızı adlı çocuk oyunu da sahnelendi. Aynı kaynağa göre tiyatro ilk yirmi yılında 130 farklı oyun sahneledi ve 1,5 milyon izleyiciye ulaştı. Kurum zamanla Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu, Geleneksel Türk Tiyatrosu ve Okuma ve Radyo Tiyatrosu birimlerini de kurdu. Bugün kentin farklı semtlerinde birden çok sahnesi var ve resmi sitedeki sahne listesi hala Haller'deki Tepebaşı Sahnesi ile başlıyor. Güncel oyun takvimini ve bilet bilgisini Şehir Tiyatroları'nın sitesinden kontrol edin. İçeride neye bakılır İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre merkezde hediyelik eşya dükkanları, büfeler ve kafelerin yanı sıra bir sergi salonu ve bir kitabevi bulunur. GoTürkiye, gün içinde ritmi değişen bu yapıyı bir şehir içi pasaja benzetir. Dışarıdan bakınca kırmızı tuğla cepheler, cepheye dizilmiş yuvarlak pencereler ve kiremit kaplı saçaklar dikkat çeker. Büyük kemerli girişler, metal kabaralı ağır ahşap kanatlarla kapanır. Bu kapılardan girildiğinde taş döşeli bir iç sokak boyunca dükkanlar ve kapalı mekanlar sıralanır. Binanın çatı çizgisini ve tuğla işçiliğini görmek için önce karşı kaldırımdan bütün cepheye bakmanızı öneririz. Ziyaret ve ulaşım Merkez Tepebaşı'nda, Eskibağlar Mahallesi'nde Üniversite Caddesi üzerindedir. Bir oyun izlemek istiyorsanız akşam programına göre gelin, sergi salonunu ve kitabevini görmek için gündüz de uğrayabilirsiniz. Kent merkezine ve Porsuk kıyısına yakın olduğu için Adalar yürüyüşüyle birleştirilebilir. Şehir içinden tramvay ya da otobüsle ulaşabilirsiniz, güncel hatlar için işleten kurumun ulaşım sayfasına bakın.
3
Porsuk Çayı Kıyısı ve Adalar

Porsuk Çayı Kıyısı ve Adalar

~1 sa 15 dk burada
Adalar, Şair Fuzuli Caddesi ile Atatürk Caddesi arasındaki Porsuk kıyısı, İstiklal Mah., Odunpazarı / Eskişehir

Porsuk'a ulaştığınızda önce kıyıda durup suyun yönüne bakın; çay batıdan doğuya akar ve şehri ikiye böler. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün tarifiyle kuzeyde Tepebaşı, güneyde Odunpazarı vardır; az önce geldiğiniz yaka Tepebaşı'dır. Porsuk'un antik adı Tembris'tir ve 448 kilometrelik uzunluğuyla Sakarya'nın en uzun koludur. Şehre girmeden önce güneybatıdaki Porsuk Barajı'nda toplanır, bu yüzden şehir içinde sakin ve kontrollü akar. Bu durakta acele etmeyin; amaç kıyı boyunca yürümek, köprülerden karşı yakaya geçip geri dönmek ve şehrin iki yakasını birlikte görmektir. Önce akıntı yönünde Adalar'a doğru yürüyün. Adalar adı, Şair Fuzuli Caddesi, Atatürk Caddesi ve Porsuk arasındaki bölgeye verilir. Müdürlüğe göre bu alan eskiden şehrin tanınmış bir ailesine ait olduğu için Yalaman Adası diye anılmış, kıyı bir gezi bölgesine dönüştükçe Adalar adı yerleşmiştir. Aynı kaynak burada 1960'larda yazlık sinemaların, 1980'lerde lunaparkların bulunduğunu ve seksenlerin sonunda bölgenin bir gezinti yerine dönüştüğünü anlatır. Yürürken kıyıdaki fenerlere, çiçek parterlerine ve suyun hemen yanındaki oturma yerlerine dikkat edin. Bir köprü seçip ortasında durun ve iki yöne de bakın; çayın şehir içinde ne kadar dar ve ne kadar evcil olduğunu en iyi buradan görürsünüz. Porsuk'un bu hali kendiliğinden oluşmadı. Müdürlük, bir tekstil fabrikasının boyaları ve şehrin atık suyuyla kirlenen çayda kayık gezintilerinin bir dönem tarihe karıştığını yazar. Atık su altyapısının çözülmesi ve çayın ıslahından sonra bu gelenek yeniden canlanmıştır; Türkçe Vikipedi temizliğin 2000'li yıllarda tamamlandığını belirtir. Karşı yakaya geçtiğinizde Köprübaşı'na yönelin. TDV İslam Ansiklopedisi, çayın kuzeyinde çok katlı iş hanlarının, güneyinde geleneksel çarşının toplandığını ve Köprübaşı'nın bu iki kesim arasında bir geçiş yeri olduğunu yazar. Gondollar ve tekneler Köprübaşı'ndan kalkar; binmek zorunda değilsiniz, ama iskeleden suya bakmak durağın parçasıdır. Ansiklopedi, Mart 1950'de yirmi dört saat süren bir taşkında şehrin orta ve kuzey mahallelerinin Porsuk'un suları altında kaldığını da kaydeder. Bugünkü sakin kıyıya bu bilgiyle bakmak, ıslah çalışmalarının neden önemli olduğunu anlatır. Öğle yemeği ve uzun bir oturma molası için en uygun yer burasıdır; kıyıdaki kalabalık akşama doğru artar. Fotoğraf için öğleden sonra ışığı köprülerin gölgesini suya düşürür ve kıyı çizgisini belirginleştirir. Kıyıda bisiklet ve yaya trafiği yoğun olabilir, çocuklarla geliyorsanız su kenarında dikkatli olun. Hazır olduğunuzda Odunpazarı yakasından güneye, Atatürk Bulvarı yönüne yürüyün.

Kaynak: Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Adalar ve Porsuk Nehri; TDV İslam Ansiklopedisi, Eskişehir; Vikipedi, Porsuk Çayı.

Eskişehir, Türkiye'nin içinden nehir geçen ender şehirlerinden biridir ve bu nehir Porsuk Çayı'dır. Porsuk kenti kabaca ikiye böler; kuzeyinde Tepebaşı, güneyinde Odunpazarı ilçesi yer alır. Adalar, Porsuk kenarında Atatürk Caddesi Köprüsü ile Köprübaşı Köprüsü arasında kalan kıyı bölgesine verilen addır. Bugün şehrin en canlı gezinti yeri olan bu kıyı, nehrin kente nasıl yeniden kazandırıldığının da en iyi örneğidir. Nehrin kendisi Antik çağda Tembris adıyla bilinen Porsuk, Kütahya ve Uşak çevresindeki dağların yamaçlarından inen derelerin birleşmesiyle doğar. Türkçe Vikipedi'ye göre 448 kilometrelik uzunluğuyla Sakarya Nehri'nin en uzun koludur. Kentin güneybatısındaki Porsuk Barajı'nda toplandıktan sonra Eskişehir Ovası'na ve şehre girer, Polatlı yakınlarında Sakarya'ya kavuşur. Aynı kaynak çayın kış aylarında sık sık donduğunu da not eder. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre 5-6 Mart 1950 gecesi başlayıp bir gün süren taşkında şehrin orta ve kuzey kesimindeki mahalleler Porsuk'un suları altında kalmıştı. Bu taşkından sonra evleri yıkılanlar için kuzeyde yeni evler yapıldı ve şehir o yöne doğru genişledi. Yalaman Adası'ndan Adalar'a İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre Şair Fuzuli Caddesi, Atatürk Caddesi ve Porsuk arasındaki bölgenin tamamı eskiden kentin tanınmış ailelerinden birine aitti ve Yalaman Adası diye anılıyordu. Kıyı bir gezinti ve eğlence bölgesine dönüştükçe buranın adı Adalar oldu. 1960'larda kıyıda yazlık sinemalar vardı, 1970'lerde onların yerini eğlence mekanları aldı. 1980'lerde lunaparklar kuruldu, on yılın sonuna doğru onların yerini de kafeler aldı ve Adalar bir gezinti yerine dönüştü. Aynı yıllara kadar bu kesimde kayıkla nehir gezintisi yapılırdı. Nehrin bir sanayi tesisinin atıkları ve kentin kanalizasyon suyuyla kirlenmesi bu geleneği sona erdirdi. Türkçe Vikipedi'ye göre uzun süren temizlik ve ıslah çalışmalarıyla nehir 2000'li yıllarda yeniden temiz hale getirilip şehre kazandırıldı. Türkçe Vikipedi'ye göre 2020 ve 2025'te suyun kademeli olarak kesilmesiyle dip temizliği çalışmaları da yapıldı. Kıyıda ne yapılır Bugün Porsuk'un şehir merkezinden geçen kesiminde gondollar ve gezi tekneleri çalışır. İl müdürlüğüne göre nehirde altı gezi botu hizmet verir ve botlar Nasreddin Hoca, Dorlion, Osmangazi, Anadolu, Midas ve Yunusemre adlarını taşır. Turlar Köprübaşı'ndan başlar ve Köprübaşı ile Kentpark arasında karşılıklı tarifeli seferler de düzenlenir. Venedik tipi gondollar Köprübaşı ve Kentpark'ta hizmet verir; güncel sefer bilgisi ve ücretler için işleten kurumun duyurularını kontrol edin. Kıyıda, yerel deyişle su boyunda, tavla ve satranç oynanabilecek oturma yerleri sıralanır. İl müdürlüğü, Adalar'ın her köşe başında farklı bir müzik türüne ve atmosfere rastlanabileceğini yazar. Fotoğraf için kıyıdaki yeşil fenerler, çiçekli parterler ve suyun üstünden geçen kemerli yaya köprüleri iyi çerçeveler sunar. Köprübaşı ve çevresi TDV İslam Ansiklopedisi, Porsuk'un kuzeyindeki iş alanında daha çok mağazaların ve büroların toplandığı çok katlı iş hanlarının yer aldığını anlatır. Nehrin güneyi ise geleneksel çarşı özelliğini koruyan yerlerden oluşur. Bu iki kesimi birbirine bağlayan Köprübaşı çevresi bir geçiş alanı niteliği taşır. GoTürkiye, nehir çevresinde trafiğe kapalı Hamamyolu Caddesi'nde yürüyüş yapmayı ve Taşbaşı'nda bakliyatçılara ve aktarlara uğramayı önerir. Aynı kaynak, Çukur Çarşı'da lületaşından hediyelik eşyalar bulunabileceğini belirtir. Halk arasında Doktorlar Caddesi denen bulvarın bir ucu da Köprübaşı'na uzanır ve tramvay bu caddeden geçer. Türkçe Vikipedi, Hamamyolu ile Doktorlar Caddesi'ni şehrin en popüler gezinti yerleri arasında sayar. Nasıl gezilir Kıyı boyunca bir köprüden diğerine yürümek Adalar'ı tanımanın en kolay yoludur. Köprülerden karşı yakaya geçip geri dönerek hem Odunpazarı hem de Tepebaşı tarafını görebilirsiniz. Kentpark'tan tekneyle gelmek ise Adalar'a nehirden yaklaşmanın keyifli bir yoludur. Bölge kent merkezinin tam ortasındadır ve tramvayla ya da yürüyerek kolayca ulaşılır. Buradan güneye, Atatürk Bulvarı'na doğru yürüyerek Arkeoloji Müzesi'ne ve Odunpazarı'nın müzelerine geçebilirsiniz.
4
Eskişehir Arkeoloji Müzesi

Eskişehir Arkeoloji Müzesi

~1 sa 15 dk burada
Akarbaşı Mah. Atatürk Bulvarı No. 64, Odunpazarı / Eskişehir

Adalar'dan güneye bir kilometreyi biraz aşan yürüyüşün sonunda Akarbaşı Mahallesi'nde, Atatürk Bulvarı üzerindeki müzeye varırsınız; tramvayla gelmek isteyenler için en yakın durak Şehitlik'tir. Müzenin resmi adı Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi'dir ve Kültür Portalı onu Türkiye'de özel sektör sponsorluğunda hayata geçirilen ilk müze olarak tanıtır. İçeri girmeden önce bahçeyi dolaşın, çünkü taşınmaz eserlerin bir kısmı açıkta sergilenir. Müzenin geçmişi binasından eskidir: koleksiyon 1945'te bir depo müze olarak başlamış, 1966'da Odunpazarı'ndaki Kurşunlu Külliyesi'ne, 1974'te Atatürk Bulvarı'ndaki kendi binasına taşınmıştır. Eski bina yetersiz kalınca 2001'de kapatılmış, yeni bina tamamlanarak 2011'de açılmıştır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre yapı üç bloktan oluşur ve eserler iki bloğun birinci katındaki sergi salonlarında kronolojik sırayla dizilmiştir. Yaklaşık 1300 metrekarelik bir alana kurulan binanın kullanım alanı dört bin metrekareyi bulur. Müdürlüğün anlatımına göre bloklardan birinin zemin katı yarı açık teşhir ve süreli sergiye, diğerininki konferans gibi etkinliklere ayrılmıştır. Bu sırayı izleyin; Neolitik çağdan başlayıp Kalkolitik, Tunç, Hitit, Frig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine doğru ilerlersiniz. Müdürlüğün verdiği sayıya göre envanterde yirmi binin üzerinde eser vardır ve bunların yaklaşık iki bini sergilenir. Bu yüzden her vitrinde durmak yerine Eskişehir'in kendi kazı alanlarına odaklanmak iyi bir yöntemdir. Pessinus ve Han buluntularını özellikle inceleyin, çünkü bu yerleri ilin kırsalında görmeye gidecekseniz müzede gördükleriniz o gezinin hazırlığı olur. Teşhirde Dorylaion, yani Şarhöyük, Sivrihisar'daki Pessinus, Han Yeraltı Şehri, Keçiçayırı, Çavlum'daki Eski Hitit nekropolü, Demircihöyük, Karacahisar ve Küllüoba buluntuları öne çıkar. Dorylaion'u ayrıca not edin; TDV İslam Ansiklopedisi Eskişehir adının bu antik yerleşimin harabelerine yakınlıkla ilgili olabileceğini yazar. Sergide mermer heykel ve heykelcikler, mimari parçalar, steller, pişmiş toprak kaplar, idoller, cam kaplar ve boncuklar, metal kaplar, silahlar, takılar ve sikkeler bulunur. Kültür Portalı'nın özellikle andığı eser, Çavlum mezarlık kazılarında bulunan lületaşından bir damga mühürdür. Bu mühür Anadolu'da bulunan en eski lületaşı eser örneği olarak tanıtılır; şehrin bugünkü zanaatına bu küçük nesneyle bağlanmak rotanın güzel bir kapanışıdır. GoTürkiye müzede etkileşimli uygulamalar bulunduğunu belirtir; Türkçe Vikipedi dijital sergileme tekniklerinin TÜBİTAK desteğiyle ODTÜ tarafından geliştirildiğini yazar. Zemin kattaki süreli sergi salonunda o dönem açık bir sergi varsa ona da bakın. Müzeyi gezmek için bir saat iyi bir süredir, ama Frig ve Roma salonlarında acele etmeyin. Giriş ücretli olduğu için güncel ücreti ve saatleri Bakanlığın müze sayfasından kontrol edin. Müzeden sonra kuzeye dönerek Porsuk kıyısında akşamı geçirebilir ya da tramvayla gara gidebilirsiniz.

Kaynak: Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, ETİ Arkeoloji Müzesi; Kültür Portalı, Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi; Vikipedi, Eskişehir Arkeoloji Müzesi.

Eskişehir Arkeoloji Müzesi, Odunpazarı'nda Atatürk Bulvarı üzerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan kentin arkeoloji müzesidir. Resmi adı Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi'dir; adındaki ek, yeni binanın yapımını üstlenen sponsor gruptan gelir. Müze, Eskişehir'in il ve ilçelerindeki kazılardan çıkan eserleri Neolitik çağdan Osmanlı dönemine uzanan bir sırayla sergiler. Frig, Roma ve Bizans dönemlerinin yerel buluntularını bir arada görmek için kentteki en doğru adrestir. Depodan müzeye Müzenin kökü 1945'e uzanır; o yıl il ve ilçelerden toplanan taşınır eserler Alaaddin Camii'nde kurulan bir depo müzede bir araya getirildi. 1966'da Odunpazarı'ndaki Kurşunlu Külliyesi'nde Eskişehir Müze Müdürlüğü resmen kuruldu ve eserler ilk kez sergilendi. İngilizce Vikipedi'ye göre bu ilk sergi yeri bugünkü müzenin yaklaşık bir kilometre doğusundadır. 1974'te müze, Akarbaşı Mahallesi'nde Atatürk Bulvarı üzerinde yapılan kendi binasına taşındı. Bina zamanla yetersiz kaldı ve müze 2001'de ziyarete ve bilimsel çalışmalara kapatıldı. 28 Şubat 2007'de Bakanlık ile bir şirketler grubu arasında imzalanan protokolle yeni müzenin inşaatı sponsorluk yoluyla üstlenildi. Bakanlık bu yapıyı, projesinden teşhirine kadar Türkiye'de özel sektör tarafından hayata geçirilen ilk müze olarak niteler. İdari bina 2010'da tamamlandı, yeni müze ise 28 Mayıs 2011'de ziyarete açıldı. Binanın tapusu Kültür ve Turizm Bakanlığı'na aittir. Bina nasıl kurulu Müze yaklaşık 1.300 metrekarelik bir alana oturur ve üç blokta toplam 4.000 metrekarelik kullanım alanı sunar. Bloklardan birinde laboratuvar, fotoğrafhane, kütüphane ve idari bölüm bulunur. Diğer iki bloğun birinci katları tamamen arkeolojik eser sergi salonu olarak düzenlenmiştir. Bu iki bloğun zemin katlarından biri yarı açık teşhir ve süreli sergiler, diğeri konferans ve etkinlikler için çok amaçlı salon olarak kullanılır. Müzenin bahçesinde taşınmaz kültür varlıkları açık havada sergilenir. Bakanlık sayfasına göre yaklaşık 1.800 metrekarelik kapalı alanda 2.000 kadar eser teşhir edilir, geri kalanlar 900 metrekarelik depolarda korunur. Toplam eser sayısı kaynaklara göre değişir; il müdürlüğü 20 binin üzerinde, Bakanlığın müze sayfası ise yaklaşık 22.500 taşınır kültür varlığı bildirir. Hangi kazılardan Teşhirin omurgasını Eskişehir'deki bilimsel kazılardan çıkan buluntular oluşturur ve eserler kronolojik sırayla dizilir. Kentin antik öncülü Dorylaion'un yer aldığı kabul edilen Şarhöyük bu buluntuların başlıca kaynaklarından biridir. TDV İslam Ansiklopedisi, Dorylaion'un bugünkü şehir merkezine yaklaşık üç kilometre uzaklıkta bir Frig şehri olarak kurulduğunun sanıldığını yazar. Sivrihisar'daki Pessinus, Han'daki yeraltı yerleşimi ve Seyitgazi'deki Küllüoba ile Keçiçayırı da vitrinlerde temsil edilir. Demircihöyük, Karacahisar ve Çavlum'daki Eski Hitit dönemi nekropolü de teşhirdeki kazı alanları arasındadır. Sergide mermer heykel ve heykelcikler, mimari parçalar, steller, idoller, pişmiş toprak günlük kullanım kapları, cam kaplar, boncuklar, metal kaplar, silahlar, takılar ve sikkeler bulunur. Türkçe Vikipedi, taş eserler arasında Şarhöyük'ten çıkan Roma dönemi taban mozaiklerini ve lahitleri anar. GoTürkiye'ye göre müzenin en özgün eserlerinden biri, yaklaşık dört bin yıl önce Anadolu ile Mezopotamya arasındaki ticari ilişkinin kanıtı sayılan lületaşından bir mühürdür. Bu küçük mühür, Eskişehir'in bugün de simgesi olan lületaşının ne kadar eski bir geçmişi olduğunu gösterir. İngilizce Vikipedi'ye göre doğa tarihi bölümünde bir fil dişi de sergilenmektedir. Türkçe Vikipedi, müzede TÜBİTAK desteğiyle ODTÜ tarafından geliştirilen dijital sergileme tekniklerinin kullanıldığını kaydeder. Nasıl gezilir Eserler kronolojik dizildiği için ziyarete en eski dönemlerden başlamak ve vitrinleri sırayla izlemek en anlaşılır yoldur. Frig ve Roma dönemi eserlerini görmek, Yazılıkaya ya da Pessinus'a gitmeden önce iyi bir hazırlık sağlar. Bakanlığın müze sayfası da bu iki ören yerini müzeye yakın ziyaret noktaları arasında gösterir. Bahçedeki taş eserlere içeri girmeden önce ya da çıkışta mutlaka bakın. Ziyaret ve ulaşım Müze ücretlidir ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için Müzekart geçerlidir. Güncel ziyaret saatlerini ve giriş ücretini Bakanlığın müze sayfasından kontrol edin. Müze, Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi ile aynı bulvar üzerindedir ve iki müze arasında yürüyerek geçilebilir. İngilizce Vikipedi'ye göre müzenin doğusundaki sokak, adını müzeden alan Müze Sokağı'dır. Porsuk kıyısındaki Adalar'dan güneye doğru yaklaşık bir kilometrelik bir yürüyüşle müzeye ulaşılabilir.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirTepebaşı, Eskişehir
TürRotalar
Durak4
Tarih15 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat