
Kaleden Limana Selçuklu Alanya'sı
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap
Alanya yarımadası Akdeniz'e uzanan kayalık bir burun ve Selçuklu denizciliğinin Anadolu'daki en eksiksiz tanıklarından biri. Bizans döneminde Kalonoros adıyla bilinen kent, 1221'de Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad'a teslim oldu ve adı yeni fatihine nispetle Alaiye'ye çevrildi. Selçuklu sultanları kışlarını burada geçirmeye başladı; yarımadanın zirvesinden limana inen surlar, limanı koruyan Kızıl Kule ve gemilerin yapıldığı tersane birkaç yıl içinde yükseldi. Kızıl Kule'nin kitabesi 1226 tarihini taşıyor, tersane için kaynaklar 1227 ya da 1228 yılını veriyor. Sinop'ta da bir tersane kurduran Alaeddin Keykubad'ın "İki Denizin Sultanı" diye anılması bu yapılarla ilgilidir.
Rota yarımadayı bir uçtan öbür uca geçiyor ve geri dönmeden ilerliyor. İlk durak yarımadanın batı kıyısındaki Damlataş Mağarası. Mağara 1948'de liman inşaatına taş çıkarılırken bulundu; yani günün sonunda varacağınız limanın hikayesi daha ilk durakta başlıyor. Mağaranın yakınındaki istasyondan kalkan teleferik sizi kalenin Ehmedek bölümüne çıkarıyor ve en uzun yokuşu yürümekten kurtarıyor. Oradan İçkale'ye kadar yürüyor, denizden yaklaşık 250 metre yüksekteki zirveden batı kıyısına ve Toroslara bakıyorsunuz. Dönüşte yarımadanın doğu yamacından aşağı iniyor, surların başladığı Kızıl Kule'ye varıyorsunuz. Son durak, kuleden surların yanından yürüyerek ulaşılan tersane. Böylece gün zirveden deniz seviyesine doğru inen bir çizgide akıyor ve yokuş çıkmak yalnızca teleferiğe kalıyor.
Kale bölümü rotanın en uzun ve en yorucu kısmı. Surların uzunluğu 6,5 kilometreyi buluyor ve içeride Selçuklu, Osmanlı ve daha eski dönemlerden kalma yapılar geniş bir alana dağılmış durumda; hepsini görmeye çalışmak yerine İçkale'ye, Süleymaniye Camii'nin çevresine ve surların seyir noktalarına odaklanın. Yollar yer yer taş döşeli ve eğimli, kayalık kenarlara yaklaşmayın; kapalı ve kaymayan ayakkabı giyin, yanınıza su ve şapka alın. Surların içindeki Hisariçi bugün de oturulan bir mahalle, evlerin kapısına ve bahçesine girmeyin.
Kızıl Kule'de üst katlara 85 basamaklı taş merdivenle çıkılıyor, dizlerinizi hesaba katın. Giriş koşulları, açılış saatleri ve ücretler için güncel bilgiyi Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın muze.gov.tr sitesinden, mağara ve teleferik için işletmelerin resmi sitelerinden kontrol edin. Gün boyunca yürüyeceğiniz yol kısa görünse de kale içindeki inişler ve çıkışlar zaman alıyor; acele etmeden tam bir gün ayırmak en doğrusu.
Süre: tam gün. En iyi zaman: İlkbahar ve sonbahar en rahat mevsim; yazın güne erken başlayın ki kalenin gölgesiz bölümlerine öğle sıcağından önce varın.. Ulaşım: Damlataş'a şehir içi otobüs ve dolmuşlarla ya da merkezden yürüyerek ulaşılır; kaleye mağaranın yakınındaki istasyondan kalkan teleferikle çıkılır, iniş yürüyerek ya da dolmuşla yapılır. Kızıl Kule ile Tersane arası surların yanından yürünür, araç gerekmez.
Kaynaklar
- Kültür Portalı, Alanya Kalesi, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/antalya/gezilecekyer/alanya-kalesi
- Kültür Portalı, Kızılkule, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/antalya/gezilecekyer/kizilkule-etnografya-muzesi
- Kültür Portalı, Alanya Tersanesi ve Kızıl Kule, https://kulturportali.gov.tr/portal/alanya-tersanesi-ve-kizil-kule
- Kültür Portalı, Damlataş Mağarası, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/antalya/gezilecekyer/damlatas-magarasi
- Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Alanya Kalesi, https://antalya.ktb.gov.tr/TR-310806/alanya-kalesi.html
- Kültür ve Turizm Bakanlığı Müze Kart, Alanya Kalesi, https://muze.gov.tr/muze-detay?SectionId=ALN01&DistId=ALN
- Alanya Belediyesi, Süleymaniye Camisi, https://www.alanya.bel.tr/S/511/Suleymaniye-Camisi
- Alanya Belediyesi, Damlataş Mağarası, https://www.alanya.bel.tr/S/567/Damlatas-Magarasi
- TDV İslam Ansiklopedisi, Alanya, https://islamansiklopedisi.org.tr/alanya
- Vikipedi, Alanya Tersanesi ve Tophane, https://tr.wikipedia.org/wiki/Alanya_Tersanesi_ve_Tophane
- Vikipedi, Kızılkule, https://tr.wikipedia.org/wiki/Kızılkule
- Vikipedi, Alanya Teleferik, https://tr.wikipedia.org/wiki/Alanya_Teleferik
- Vikipedi, Damlataş Mağarası, https://tr.wikipedia.org/wiki/Damlataş_Mağarası
- Wikipedia, Red Tower (Alanya), https://en.wikipedia.org/wiki/Red_Tower_(Alanya)
- Wikipedia, Alanya Castle, https://en.wikipedia.org/wiki/Alanya_Castle
- Türkiye Turizm Ansiklopedisi, Alanya Kalesi, https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/alanya-kalesi
Rota Durakları

Damlataş Mağarası
Güne yarımadanın batı kıyısında, Damlataş Caddesi üzerindeki mağara girişinde başlayın. Mağaranın önü plaja açılıyor ve girişin çevresinde küçük bir çarşı kurulmuş durumda. Burada bir süre durup yukarı bakın: Selçuklu surlarının oturduğu kaya kütlesinin tam eteğindesiniz ve birkaç saat sonra bu kıyıya zirveden bakacaksınız.
Mağaranın hikayesi rotanın geri kalanına bağlanıyor. 1948'de liman inşaatında kullanılacak taş için burada ocak açılırken yapılan bir patlama kayanın içindeki boşluğu ortaya çıkardı. Günün sonunda Selçuklu limanına varacağınız bir rotaya, liman için taş aranırken bulunmuş bir mağarayla başlamak bu yüzden yerinde bir giriş. Damlataş, Türkiye'de turizme açılan ilk mağara olarak biliniyor. Kültür Portalı girişin ücretli olduğunu belirtiyor; güncel ücret ve saatleri Alanya Belediyesi'nin resmi sitesinden kontrol edin.
İçeri girince önce yaklaşık elli metrelik bir geçitten ilerliyorsunuz. Geçit sizi yüksekliği on beş metreyi bulan, silindir biçimli bir boşluğa ulaştırıyor. Mağara adını tavandaki sarkıtlardan durmadan damlayan sudan alıyor. Bir süre kıpırdamadan durun ve damlaların sarkıtların ucunda nasıl biriktiğini izleyin. Sarkıt ve dikitlerin MÖ 20.000 ile 15.000 yılları arasında oluştuğu sanılıyor. Tavandan inen sarkıtlarla yerden yükselen dikitlerin birbirine yaklaştığı noktalara özellikle bakın. Oluşumlara dokunmayın ve fotoğraf için korkuluk ya da taş üstüne çıkmayın.
Mağaranın havası yaz kış değişmiyor; sıcaklık 22 derece, nem yüzde 95 dolayında. Yazın dışarının sıcağından girdiğinizde bu hava serin, kışın ise ılık gelir. Nem yüksek olduğu için gözlük camları ve fotoğraf makinesinin merceği içeri girer girmez buğulanabilir; birkaç dakika bekleyip ısınmalarını sağlayın. Damlayan su yüzünden zemin yer yer ıslak olabilir, bu yüzden plaj terliği yerine kaymayan ayakkabıyla girin. Islak taş yüzeyler flaş ışığını parlatır; mümkünse flaşsız çekin ve makinenizi sabit tutabileceğiniz bir yer bulun. Mağara büyük değil; ziyaretçi yoğunlaştığında dar geçitte beklemek gerekebilir, erken saatte gelmek işinizi kolaylaştırır.
Dışarı çıktığınızda kıyı boyunca Kleopatra Plajı'nın yanındaki teleferik istasyonuna yürüyün. Teleferik hattı yaklaşık 900 metre uzunluğunda ve kalenin Ehmedek bölümünde son buluyor. Kabin yükselirken aşağıya bakın, çünkü hat az önce çıktığınız mağaranın ve Kleopatra Plajı'nın üzerinden geçiyor. Kaleye yürüyerek çıkmak da mümkün, ancak İçkale'ye yürüyüş bir saati bulduğu için enerjinizi kale içindeki gezintiye saklamak daha akıllıca. Teleferiğin çalışma saatleri ve ücreti için işletmenin resmi sitesine bakın.
Kaynak: Kültür Portalı; Alanya Belediyesi; Vikipedi.
Antalya’nın Alanya ilçesinde yer alan Damlataş Mağarası, sarkıt ve dikitleriyle büyüleyici bir doğal oluşumdur. 1948 yılında keşfedilen bu mağara, milyonlarca yılda oluşmuş kireç taşı oluşumları ve yüksek nem oranıyla dikkat çeker.
Mağaranın içindeki hava %90 nem oranına sahip olup, astım hastalarına iyi geldiği söylenmektedir. İçerideki sıcaklık yıl boyunca 22-23°C civarında sabittir. Renkli ışıklandırmalarla aydınlatılan mağara, ziyaretçilerine mistik bir atmosfer sunar.
Alanya Kalesi’ne yakın konumuyla kolayca ulaşılabilen Damlataş Mağarası, doğa ve sağlık turizmi açısından önemli bir yerdir. Eşsiz güzelliğini keşfetmek ve şifalı havasını solumak için mutlaka ziyaret etmelisiniz! 🏞️💎✨

Akdeniz’e Hakim Bir Tarih Mirası: Alanya Kalesi
Teleferikten Ehmedek'te indiğinizde, surlarla birbirinden ayrılan kale bölümlerinden birinin içindesiniz. Alanya Kalesi, Anadolu'da ayakta kalan en iyi korunmuş Orta Çağ kalelerinden biri sayılıyor ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alıyor. Yarımadadaki yerleşimin izleri MÖ 3. yüzyıla kadar uzanıyor; bugün gördüğünüz anıtsal kaleyi Selçuklular 1221'den sonra daha eski Bizans ve Roma surlarının üzerine kurdu. Surlar 6,5 kilometre boyunca uzanıyor ve 140 burçla güçlendirilmiş. Bu uzunluğun hepsini yürümeye kalkmayın; buradaki iki buçuk saati üç parçaya bölün: orta kaledeki yapılar, İçkale ve doğu yamacından iniş.
İçkale'ye çıkmadan önce Orta Hisar Camii adıyla da anılan Süleymaniye Camii'ne uğrayın. Alanya Belediyesi'nin aktardığına göre yapıyı ilk olarak 13. yüzyılın ilk yarısında I. Alaeddin Keykubad yaptırdı. Yıldırımla yıkılan cami, Kanuni Sultan Süleyman döneminde eski malzeme kullanılarak yeniden inşa edildi; bugünkü plan ve kubbe biçimi onu 16. yüzyıla tarihliyor. Önce dışarıdan kubbelere bakın: kare planlı harim tek bir yarım küre kubbeyle örtülü, son cemaat yeri ise üç küçük kubbeyle kapanıyor. Kubbeler tuğladan, duvarlar kısmen tuğla kısmen kesme taştan örülmüş ve iki malzemenin birlikte kullanıldığı duvar yüzeyinde kolayca seçiliyor. Minare harimin kuzeybatı köşesine eklenmiş, kuzeydoğu köşesinin karşısında ise beşik tonozlu bir sarnıç ve yanında üstü örtülü bir abdest yeri var. İçeri girecekseniz ayakkabılarınızı çıkarın, omuzları ve dizleri örten kıyafet giyin, sessiz olun ve ibadet saatlerinde dışarıdan bakmakla yetinin. Orta kalede bedesten olarak bilinen ticaret yapısını ve 1230 tarihli Akşebe Sultan mescidi ile türbesini de görebilirsiniz.
Kalenin her yanına dağılmış yaklaşık 400 sarnıç, bu kayalık burunda suyun ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Yol kenarında bir sarnıç ağzına rastlarsanız içine eğilip sarkmayın. Ardından İçkale'ye çıkın. İçkale yarımadanın batı köşesinde, en yüksek noktada kurulmuş ve denizden yüksekliği 250 metreyi buluyor. Burası Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalıntıların bir arada durduğu bir açık hava müzesi gibi gezilebiliyor. Alaeddin Keykubad'ın sarayına ait kalıntılar da İçkale'de. İçkale'nin girişi, açılış saatleri ve ücreti için muze.gov.tr'deki güncel bilgiye bakın.
Zirvede önce batıya dönün; sabah gezdiğiniz Damlataş kıyısı aşağıda uzanıyor, arka planda ise Toros Dağları yükseliyor. Surların İçkale'den sonra Adam Atacağı denen sarp kayalığa uzandığını göreceksiniz; yer bu adı, eski bir anlatıya göre mahkumların buradan aşağı atılmasından alıyor. Uçurum kenarlarında dikkatli olun ve fotoğraf için surların üstüne çıkmayın. Surlar buradan Cilvarda Burnu'na, Arap Evliyası ve Esat burçlarına inip Tophane ile Tersane'yi geçerek Kızıl Kule'ye kadar uzanıyor. Günün kalanında bu hattın son bölümünü aşağıdan, deniz kenarından takip edeceksiniz.
Kalenin sonraki tarihi de bu yapılarda okunuyor: Karamanoğulları kenti 1293'te aldı, 1471'de ise Gedik Ahmed Paşa ile Osmanlı yönetimine geçti. Kalenin içindeki yapılar arasında sayılan deniz feneri 1720 tarihli ve bu son dönemin izlerinden biri. Surların içindeki Hisariçi bugün de oturulan bir mahalle; bahçe duvarlarının ardındaki evler müze değil, insanların yaşadığı yerler. İnişte kale yolundan yarımadanın doğu yamacına doğru yürüyün; yorulduysanız yol boyunca çalışan dolmuşlara binebilirsiniz. Yol sizi çarşıya ve limana, surların başladığı Kızıl Kule'nin önüne indiriyor.
Kaynak: Kültür Portalı; Müze Kart (muze.gov.tr); Alanya Belediyesi; TDV İslam Ansiklopedisi.
Antalya’nın Alanya ilçesinde yer alan Alanya Kalesi, Akdeniz’e hâkim 250 metrelik bir yarımada üzerine inşa edilmiş görkemli bir savunma yapısıdır. Helenistik dönemden itibaren kullanılan kale, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından 13. yüzyılda yeniden inşa edilerek en güçlü haline getirilmiştir.
Kale, 6.5 kilometrelik surları, 83 kulesi ve 140’tan fazla burcu ile dikkat çeker. İçerisinde Kızılkule, Tersane, Ehmedek, Süleymaniye Camii ve Akşebe Sultan Mescidi gibi yapılar bulunur. Kale içindeki dar taş sokaklar, Osmanlı döneminden kalan evleriyle ziyaretçilerine tarihî bir atmosfer sunar.
Muhteşem bir Akdeniz manzarasına sahip olan Alanya Kalesi, gün batımında eşsiz bir görüntü sunar.

Kızıl Kule
Kaleden inip limana vardığınızda kuleye hemen girmeyin, önce rıhtımdan bütünüyle bakın. Kızıl Kule sekizgen planlı, 33 metre yüksekliğinde ve 29 metre çapında bir yapı. Alt bölümü taştan, üst bölümü ise kuleye adını veren kırmızı tuğladan örülmüş; iki malzemenin buluştuğu çizgiyi rıhtımdan rahatça seçebilirsiniz. Kalenin surları buradan başlıyor, yani sabah zirvede takip ettiğiniz hattın ilk halkasının önündesiniz. Kule, Alanya'nın simgesi olarak anılıyor ve 1992 ile 2005 arasında 250.000 liralık banknotun arka yüzünde yer aldı.
Giriş cephesindeki kitabeye bakın. Kitabe, kulenin 1226'da Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad tarafından Halepli Ebu Ali'ye yaptırıldığını kaydediyor. Kule hem bir savunma hem de gözetleme yapısıydı: ticaretin döndüğü limanı korumak ve kaleye karadan gelebilecek saldırıları önlemek için kuruldu. Günümüzde giriş ve birinci kat Etnografya Müzesi olarak düzenlenmiş ve kule 1979'dan beri ziyarete açık. Müze bölümünü acele etmeden dolaşın, sonra yukarı çıkmaya hazırlanın. Giriş koşulları ve saatler için muze.gov.tr'deki güncel bilgiye bakın.
Kulenin içinde zemin dahil beş kat var ve katların planı birbirinden farklı. Kulenin ortasında bir sarnıç bulunuyor; tepeden aldığı güneş ışığı birinci kata kadar iniyor. Işığın bu dikey boşluktan nasıl süzüldüğünü görmek için sarnıcın çevresinde biraz durun. Üst katlara 85 basamaklı taş merdivenle çıkılıyor; basamaklar geniş aralıklı, bu yüzden acele etmeden ve adımınızı sayarak çıkın. Yol boyunca tonozlu koridorlardan geçecek, duvarlarda savunma için açılmış mazgallara rastlayacaksınız. Bir mazgaldan dışarı bakın ve bir nöbetçinin limana giren gemileri buradan nasıl izleyebileceğini düşünün.
Üst katlarda açık teraslar ve mazgal dişli bedenler sizi karşılıyor. Buradan bakınca aşağıda liman, arkanızda ise sabah indiğiniz kalenin doğu yamacı uzanıyor. Surların deniz kenarından güneye, Tersane'ye doğru nasıl ilerlediğini buradan izleyin; bir sonraki durağa o hattın yanından yürüyeceksiniz. Terasta fotoğraf çekerken bedenlerin üstüne çıkmayın ve telefonunuzu sıkı tutun. Kule zaman zaman resim sergisi ve klasik müzik konseri gibi etkinliklere de ev sahipliği yapıyor; ziyaret gününüzde bir etkinlik olup olmadığını resmi duyurulardan öğrenebilirsiniz.
Aşağı indiğinizde kulenin yanından başlayan ve surlar boyunca deniz kenarından ilerleyen yola geçin. Tersane'ye bu yoldan yürüyerek ya da tekneyle ulaşılabiliyor. Yol deniz kenarında olduğu için dalgalı havalarda ıslak zemine dikkat edin.
Kaynak: Kültür Portalı; Müze Kart (muze.gov.tr); Vikipedi.

Alanya Tersanesi
Kızıl Kule'den surların yanındaki yolla güneye yürürken yolun yukarısında, denizden yaklaşık 10 metre yükseklikteki bir kayanın üzerinde duran Tophane binasına bakın. Kesme taştan, dikdörtgen planlı bu yapı tersaneyi korumak için kurulmuştu. Biraz ilerde surlar denize iner ve tersanenin beş kemerli ağzı doğrudan suya açılır. İçeri girmeden önce kıyıdan bu cepheye bir bütün olarak bakın: denize bakan cephe 56,5 metre uzunluğunda, yapının derinliği ise 44 metre.
Tersanenin yapım tarihi için kaynaklar 1227 ya da 1228 yılını veriyor; Vikipedi'deki maddeye göre inşaata 1228'de Kızıl Kule'nin yakınında başlandı ve yapı bir yılda bitirildi. Kültür Portalı, Alanya Tersanesi'ni günümüze bozulmadan gelmiş tek Selçuklu tersanesi olarak tanımlıyor. Alaeddin Keykubad'ın Karadeniz'de Sinop'ta da bir tersane yaptırdığını ve iki liman arasında kervansaraylarla donatılmış bir ticaret yolu kurulduğunu hatırlayın. Alanya bu yolun Akdeniz ucuydu ve sultana "İki Denizin Sultanı" unvanını kazandıran iki yapıdan biri şimdi karşınızda. TDV İslam Ansiklopedisi, Osmanlı döneminde Alaiye limanının iki bin gemi alacak büyüklükte anıldığını aktarıyor.
Girişteki yazıta dikkatle bakın; yazıt sultanın armasını taşıyor ve rozetlerle süslenmiş. İçeride üstü tonozla örtülü beş göz yan yana uzanıyor. Her gözün denize açılan ucundan içeriye, taşın üzerine düşen ışığın derinlere doğru nasıl azaldığını izleyin. Tersanenin bir yanında küçük bir mescit, öbür yanında muhafız odası bulunuyor; ikisini de gözlerin kenarında arayın. Gözlerden birinde bugün ağzı kapatılmış eski bir kuyu var. Günümüzde yapı Gemi ve Denizcilik Müzesi olarak hizmet veriyor, bu yüzden gözler arasında dolaşırken sergilenen parçalara da zaman ayırın. Giriş koşulları için muze.gov.tr'deki güncel bilgiye bakın.
Rotanın son fotoğrafını suyun kıyısından, Kızıl Kule'ye dönerek çekin. Buradan bakınca surların deniz kenarından Kızıl Kule'ye doğru uzandığı hat tek karede toplanıyor. Sabah zirvede takip ettiğiniz surların son halkaları artık tam önünüzde ve günün başladığı noktadan bu yana yarımadanın bir ucundan öbür ucuna yürümüş oldunuz. Kıyıya yakın taşlar dalga yüzünden kaygan olabilir; suya fazla yaklaşmayın.
Dönüş için aynı yoldan Kızıl Kule'ye ve limana yürüyün ya da tekneyle dönmeyi seçin. Limanın çevresi şehir merkezine bağlanıyor, oradan şehir içi otobüs ve dolmuşlarla konaklama yerinize kolayca dönebilirsiniz. Günü bitirirken kale surlarının akşam ışığında aldığı rengi limandan bir kez daha izlemeyi unutmayın.
Kaynak: Kültür Portalı; Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; TDV İslam Ansiklopedisi; Vikipedi.
