Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
İnciraltı'nda Gemi, Orman ve Lagün, Teleferikle Baraja
Rotalar5 Durak

İnciraltı'nda Gemi, Orman ve Lagün, Teleferikle Baraja

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

İnciraltı, İzmir Körfezi'nin güney kıyısında Balçova'nın denize açılan düzlüğüdür. Şehrin içinde kalmasına rağmen burada bir gün boyunca hem denizi hem ormanı hem dağı görmek mümkündür; bu rota da tam olarak bunun için kuruldu. Balçova yüz ölçümü bakımından İzmir'in en küçük ilçesidir, ama altı kilometrelik doğal sahil şeridi, ormanla kaplı dağ yamaçları ve termal suları bu küçük alana sığar. Sıra kıyıdan başlıyor ve güneye, Dededağı'nın yamaçlarına doğru yükseliyor. Sabah serinliğinde gemileri, öğle saatlerinde ağaç gölgesini, öğleden sonra lagünün kuşlarını, akşama doğru da teleferiği ve barajın çam ormanını görmüş oluyorsunuz.

İlk durak İnciraltı İskelesi'ne bağlı müze gemilerdir. Bir fırkateyn, bir denizaltı ve bir hücumbotun içinde denizcilerin dar yaşam alanlarını gezmek, günün geri kalanında göreceğiniz körfeze başka bir gözle bakmanızı sağlar. Ardından kıyı boyunca doğuya, 1999'a kadar moloz dökülen burunda yetiştirilen İnciraltı Kent Ormanı'na geçilir. Ormanın batı kenarı Çakalburnu Lagünü'ne dayanır; birinci derece sit alanı olan bu küçük sulak alanda flamingodan pelikana kadar yüzü aşkın kuş türü kaydedilmiştir. Bu üç durak birbirine yürüme mesafesindedir ve düz bir arazide yer alır.

Lagünden sonra kıyıyı bırakıp Balçova merkezine, teleferiğin alt istasyonuna geçersiniz. 1974'te açılan, 2015'te yenilenen teleferik birkaç dakikada sizi Dededağı'nın tepesine çıkarır; yukarıdan sabah gezdiğiniz kıyı şeridini, körfezi ve güneyde ormanın içindeki baraj gölünü aynı anda görürsünüz. Son durak o göldür. Balçova Barajı'na termal tesislerin arkasından başlayan, çam ağaçları arasındaki toprak yoldan yürüyerek varılır; hafta sonları şehirden kaçan yürüyüşçülerin sevdiği bir parkurdur.

Rotanın kıyı bölümü yokuşsuzdur ve bisikletle de yapılabilir. Baraj yürüyüşü ise toprak ve yer yer eğimli bir yoldur; sağlam ayakkabı, su ve şapka alın, yazın öğle sıcağında bu bölümü yapmayın ve karanlık basmadan aşağı inin. Teleferik yıllık bakım için birkaç ay kapanabildiği ve saatleri mevsime göre değiştiği için çıkmadan önce resmi sitesinden durumunu kontrol edin; müze gemilerin ziyaret gün ve saatlerini de önceden öğrenin. Kent ormanında mangal yakmak yasaktır, gece yarısından sonra alana giriş yoktur. Lagünde kuşları rahatsız etmemek için kıyı çizgisine yaklaşmayın, bir dürbün bu durağın tadını ikiye katlar. Günü bölmek isterseniz kıyıdaki üç durağı bir gün, teleferik ve barajı başka bir gün yapabilirsiniz; ikisi de yarım günü rahatça doldurur.

Süre: tam gün. En iyi zaman: İlkbahar ve sonbaharda, pazartesi dışındaki bir gün; teleferik pazartesi haftalık bakım için kapalıdır, lagündeki flamingolar ise yılın her mevsiminde görülebilir.. Ulaşım: İnciraltı'ya Konak'tan kıyı boyunca uzanan bisiklet yoluyla ya da İnciraltı'ya giden ESHOT otobüsleriyle ulaşılır; Balçova'ya İzmir Metrosu M1 hattının Balçova istasyonu iner. Kıyıdan teleferiğin alt istasyonuna geçmek için otobüs ya da taksi gerekir, güncel hatları İzmir'in toplu taşıma uygulamasından kontrol edin.

Kaynaklar

Balçova, İzmir
Rotalar
5 Durak
Mekanlarda ~6 sa 15 dk
Yol ~7,3 km · 1 sa 22 dk
Toplam ~7 sa 37 dk
15 Ekim 2026

Rota Durakları

1
İzmir Müze Gemiler (İnciraltı Deniz Müzesi)

İzmir Müze Gemiler (İnciraltı Deniz Müzesi)

~1 sa 15 dk burada
İnciraltı, Başak Sokak, 35330 Balçova / İzmir

Güne İnciraltı İskelesi'nde, Balçova'nın Başak Sokağı'nın denizle buluştuğu yerde başlayın. İskeleye bağlı duran gri gövdeler uzaktan seçilir; burası Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı birinci sınıf askeri müze olan İzmir Müze Gemiler'dir. Müze, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Güney Deniz Saha Komutanlığı arasında 2006'da imzalanan protokolle kuruldu ve Kabotaj Bayramı günü olan 1 Temmuz 2007'de kapılarını açtı. Başlangıçta yalnızca fırkateyn ve denizaltı vardı; 2014'te fırkateynin güvertesine bir helikopter, 2015'te de bir hücumbot eklendi. Gezmeye en büyük gemiden, TCG Ege fırkateyninden başlamak sırayı kolaylaştırır.

Ege, 1973'te ABD donanmasında USS Ainsworth adıyla hizmete girmiş, 1994'te Gölcük'te düzenlenen törenle Türk donanmasına katılmış ve 2005'te görevini tamamlamıştır. Gemi 134 metre uzunluğundadır ve görevdeyken 286 kişilik bir mürettebatla yönetiliyordu. Güverteye çıkınca baş taraftaki tek namlulu topa ve kıç taraftaki helikopter platformuna bakın; platformdaki AB 212 helikopteri 1977'de İtalya'da üretilmiş, denizaltı arama ve keşif için kullanılmıştır. Fırkateynin içindeki bazı bölümler konferans salonu ve sergi alanına çevrilmiş, diğer kompartmanlar özgün halleriyle korunmuştur. Savaş harekat merkezinden seyir odasına uzanan bu bölümlerde cihazlar ve donanım yerinde durur, mankenler de odaların nasıl kullanıldığını anlatır. Geminin amblemindeki efe, güvercin ve ejderha figürlerini aramayı unutmayın; efe cesareti, güvercin barışı, ejderha gücü temsil eder.

İkinci gemi TCG Pirireis denizaltısıdır ve müzenin en çok merak edilen bölümüdür. ABD'de 1949 ile 1951 arasında USS Tang adıyla yapılan denizaltı, 1980'de Türk donanmasına katılmış ve 2004'e kadar görev yapmıştır. Seksen yedi metrelik gövde yedi kompartmana bölünmüştür ve içinde seksen dört kişi yaşıyordu. Dar geçitlerden geçerken bu kadar insanın elli güne varan devriyelerde aynı havayı paylaştığını düşünün; müzenin ziyaretçilere en çok hissettirmek istediği de denizcilerin sınırlı alandaki zor yaşamıdır. Denizaltının içi gerçekten dardır, bu yüzden çantanızı sırtınızda değil önünüzde taşımanız geçişleri kolaylaştırır.

Üçüncü gemi Kasırga hücumbotudur; 1967'de Almanya'da inşa edilmiş, 2014'e kadar görev yapmış ve ertesi yıl müzeye çekilmiştir. Kırk iki buçuk metrelik bu küçük ve hızlı tekne, fırkateynle karşılaştırıldığında denizde ölçeğin ne kadar değiştiğini gösterir. Gemilerin karşısındaki platformda İzmir Körfezi'nin tarihi simgelerinden olan İzmir kayıkları da sergilenir; çıkarken onlara mutlaka bakın. Müze rehberleri rüzgar adlarının kökeninden gemi adlarının başındaki kısaltmanın anlamına kadar denizcilik geleneklerini anlatır, sorularınızı onlara bırakın. Gemilerin içinde fotoğraf çekmeden önce görevlilere kuralları sorun. Ziyaret gün ve saatlerini çıkmadan önce müzenin resmi kanallarından kontrol edin. İskeleden çıkınca deniz solunuzda kalacak şekilde kıyı boyunca doğuya yürüyün; bir sonraki durak olan kent ormanı kuş uçuşu iki kilometreyi biraz aşan bir mesafededir.

Kaynak: Vikipedi, İzmir Müze Gemiler; Türkiye Müzeleri, İzmir Deniz Müzesi.

İzmir Müze Gemiler, Balçova'daki İnciraltı İskelesi'ne bağlı askeri gemilerin içinin gezildiği ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı çalışan birinci sınıf bir askeri deniz müzesidir. Halk arasında İnciraltı Deniz Müzesi olarak da anılır ve Ege Bölgesi'nin ilk müze gemileri olma özelliğini taşır. Müzenin kuruluşu Müze, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Güney Deniz Saha Komutanlığı arasında 2006'da imzalanan bir protokolle kuruldu. Kapılarını Denizcilik ve Kabotaj Bayramı'na denk gelen 1 Temmuz 2007'de açtı. İlk sergilenen iki gemi TCG Ege fırkateyni ile TCG Pirireis denizaltısıydı. 22 Mayıs 2014'te fırkateynin helikopter platformuna AB 212 sınıfı bir helikopter yerleştirildi, 16 Mart 2015'te ise Kasırga hücumbotu müzeye katıldı. Gemilerin görev mahalleri, yaşam alanları ve donanımı özgün halleriyle korunmuş, mankenler, maketler ve panolarla ziyaretçiye anlatılır hale getirilmiştir. TCG Ege fırkateyni TCG Ege, ABD'de inşa edilip 1973'te USS Ainsworth adıyla ABD donanmasına katılmış bir fırkateyndir. Gemi 28 Temmuz 1994'te Gölcük'teki bir törenle Türk donanmasına katıldı ve 25 Mart 2005'te aktif görevini tamamladı. Yaklaşık 134 metre boyundaki fırkateyn denizaltı savunması için tasarlanmıştı ve aktif döneminde 286 personelle yönetiliyordu. Geminin amblemindeki efe figürü mertliği ve cesareti, güvercin barışı, ejderha ise gücü simgeler. Müzeye dönüştürülürken bazı bölümleri sergi ve konferans salonu olarak düzenlendi, diğer kompartımanlar ise özgün haliyle bırakıldı. Fırkateynin içinde Osmanlı döneminden günümüze Türk denizcilik tarihinde iz bırakan gemileri anlatan bir sergi salonu bulunur. 1889'da Japonya'ya gönderilen ve dönüş yolunda Pasifik Okyanusu'nda batan Ertuğrul Fırkateyni'ne ayrılmış salon müzenin en etkileyici bölümlerinden biridir. Bir başka salonda Çanakkale Deniz Müzesi'nden getirilen objeler ve 18 Mart deniz savaşını canlandıran resimler sergilenir. Fırkateynin platformundaki helikopter 1977'de İtalya'da üretilmiş bir denizaltı arama ve keşif helikopteridir ve kokpitinde maket bir pilot oturur. TCG Pirireis ve TCG Kasırga TCG Pirireis denizaltısı 1949 ile 1951 arasında ABD'nin Portsmouth tersanesinde ilk hızlı hücum denizaltısı olarak inşa edildi. USS Tang adıyla 29 yıl hizmet veren denizaltı, 8 Şubat 1980'de TCG Pirireis adını alarak Türk donanmasına katıldı ve 9 Ağustos 2004'te hizmetten ayrıldı. Yaklaşık 87 metre uzunluğundaki denizaltı yedi bölmeden oluşur ve neredeyse tamamı aslına uygun olarak sergilenir. Dar koridorlarda ilerlerken, yeterli dinlenme alanı olmadığı için uygulanan sıcak yatak düzeninin ne demek olduğunu kendi gözlerinizle anlarsınız. Federal Almanya'da 1967'de inşa edilen TCG Kasırga, 1978'deki bir revizyonla hücumbot niteliği kazandı ve 30 Haziran 2014'te görevini tamamladı. Yaklaşık 42 metre boyundaki hücumbotun yaşam mahalleri mankenlerle canlandırılmıştır. Ziyaret İzmir Dergisi'nin aktardığına göre gezi turu yaklaşık 45 dakika sürer ve gruplar halinde, görevliler eşliğinde yapılır. Bakanlığın müze portalı, açılışından bu yana müzeyi bir milyonu aşkın kişinin ziyaret ettiğini belirtir. Gemilerde dik merdivenler ve dar kapılar bulunduğu için rahat ayakkabı giymeniz ve çantanızı küçük tutmanız iyi olur. Denizaltının dar iç mekanı hareket kısıtlılığı olan ziyaretçiler için zorlayıcı olabilir, bunu planınıza katın. Gemilerin karşısındaki platformda İzmir Körfezi'nin geleneksel tekneleri olan İzmir kayıkları da sergilenir. Müze zaman zaman denizcilik temalı süreli sergilere ev sahipliği yapar ve 2026 yazında Kabotaj Bayramı'nın yüzüncü yılı için bir çini sergisi açılmıştı. Bakanlığın müze portalına göre müze pazartesi günleri kapalıdır, açılış saatleri ve giriş koşulları için güncel bilgiyi resmi kanallardan kontrol edin. Ulaşım ve çevre Müze İnciraltı'nda Başak Sokak üzerindedir ve gemilerin direkleri kıyı yolundan uzaktan seçilir. Toplu taşımayla gelmek için M1 metro hattının Balçova'daki istasyonlarından birinde inip kıyıya doğru yürüyebilir ya da İnciraltı yönüne giden otobüsleri kullanabilirsiniz. Konak'tan başlayan sahil bisiklet yolu da müzenin önünden geçer. Gemileri gezdikten sonra doğuya doğru kıyıyı izleyerek Çakalburnu Lagünü'ne ve İnciraltı Kent Ormanı'na yürüyebilirsiniz.
2
İnciraltı Kent Ormanı

İnciraltı Kent Ormanı

~1 sa burada
Bahçelerarası Mahallesi, İnciraltı, Balçova / İzmir

Kıyıdan kent ormanına girdiğinizde ilk fark edeceğiniz şey sesin değişmesidir; yolun ve şehrin uğultusu ağaçların arasında hızla kaybolur. Bu alan Yenikale Burnu olarak bilinir ve 1999'a kadar moloz döküm sahasıydı. Ağaçlandırma 2004'ün sonunda başladı ve Haziran 2006'da tamamlandı; yani etrafınızdaki orman yirmi yıl kadar önce bir döküm sahasının üzerinde yetiştirildi. Bu bilgiyle yürüdüğünüzde ağaçların boyları size şehrin kendini nasıl onarabildiğini anlatır. Alan altı yüz yirmi iki dönüme yayılır ve İzmir'in simge yeşil alanlarından biri sayılır. Orman, Balçova'nın Bahçelerarası Mahallesi'nde yer alır ve İzmir Körfezi'nin kıyısıyla doğrudan komşudur.

Ormanda yirmi binden fazla ağaç vardır ve tür çeşitliliği yürüyüşü bir bitki gözlemine çevirmeye yeter. Kavak ve servi dizileri yolların iki yanını çizer; aralarında çam, çınar, dişbudak, akçaağaç, ıhlamur, sığla, erguvan, manolya ve palmiye de bulunur. İlkbaharda erguvanların ve gül ibrişimlerin çiçeklendiği haftalar ormanın en renkli zamanıdır. Yürüyüş parkurları ve bisiklet yolları ormanın içinden geçer, dinlenme alanları ise bu yollara dağılmıştır. Bir saatlik bu durakta acele etmeden bir tur atın, sonra bir gölgeye oturup sabah gezdiğiniz gemileri sindirin.

Ormanın son yıllardaki kullanımında önemli değişiklikler oldu, gitmeden bilmeniz iyi olur. Uzun yıllar piknik alanı olarak kullanılan bölgede, ziyaretçilerin de talebiyle mangal yakmak yasaklandı ve zabıta denetimleri artırıldı. Güvenlik önlemleri de güçlendirildi; gece yarısından sonra alana giriş yapılamıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı yenileme çalışmasıyla piknik alanlarının toprak zeminine kilit parke döşeniyor, eskiyen kamelyalar, çeşmeler ve çocuk oyun grupları yenileniyor. Yeni banklar, oturma alanları ve tuvaletler de çalışmanın parçası; bazı bölümlerde çalışma sürüyorsa çevresinden dolaşın. Yanınızda getirdiğiniz yiyeceği soğuk bir öğle yemeğine çevirin ve çöpünüzü konteynerlere bırakın.

Orman her yıl mayıs ayında, 19 Mayıs haftasında düzenlenen İzmir Gençlik Festivali'ne ev sahipliği yapar; o hafta alan kalabalıktır, sakin bir yürüyüş istiyorsanız başka bir haftayı seçin. Ormanın bitişiğinde otopark, ilçe terminali ve karavan parkı bulunur, bu yüzden araçla gelenler için de kolay bir buluşma noktasıdır. Çocuklu gezenler için oyun alanları rotanın en rahat molasını sunar. Fotoğraf için kavak ve servi dizilerinin oluşturduğu uzun yollar, öğle ışığında bile güzel gölge çizgileri verir. Bir sonraki durak için ormanın batı kenarına yönelin; orman kuşların yaşadığı lagüne doğrudan dayanır ve birkaç dakika içinde sazlıkların kenarına varırsınız.

Kaynak: Vikipedi, İnciraltı Kent Ormanı; Karar, İnciraltı Kent Ormanı yenileniyor.

İnciraltı Kent Ormanı, Balçova'nın Bahçelerarası Mahallesi'nde, İzmir Körfezi'nin güney kıyısında ağaçlarla denizin yan yana durduğu geniş bir yeşil alandır. Ormanın kurulduğu ve Yenikale Burnu olarak bilinen kıyı şeridi 1999'a kadar moloz döküm sahası olarak kullanılıyordu. Moloz sahasından ormana İzmir Büyükşehir Belediyesi, Üçkuyular İskelesi'nden Yenikale Burnu'na uzanan yaklaşık 2 milyon metrekarelik kıyı alanını bütün olarak ele aldı ve bunun 622 bin metrekarelik bölümünü ağaçlandırdı. Ağaçlandırma 2004'ün sonunda başladı ve Haziran 2006'da tamamlandı. Belediye kaynakları bu alanın Kültürpark'ın yaklaşık üç buçuk katı büyüklüğünde olduğunu vurgular. Tuzlu zemin ağaçlandırmayı zorlaştırdı, bu yüzden tür seçimi ve bakım uzun bir uğraş gerektirdi. İlk etapta Kanada kavağı, söğüt, dut, akasya, iğde, akçaağaç, katalpa, palmiye, sığla, çınar, erguvan, çam, servi, ıhlamur ve manolya başta olmak üzere 20 bin 659 ağaç dikildi. Ağaçların yanında zakkum, abelya, deniz iğdesi, lavanta, defne, yasemin, ılgın ve ateş dikeni gibi 16 binden fazla çalı ve yer örtücü bitki toprağa kazandırıldı. Bugün ormanın iç yollarında kavak ve servi dizileri arasında yürürken buranın bir zamanlar moloz yığını olduğunu hayal etmek zordur. Ormanda neler var Ormanın batısında Çakalburnu Lagünü uzanır ve flamingolardan balıkçıllara pek çok kuş türü bu sulak alanda beslenir. Kültür Portalı, kuşların barındığı ve yumurtladığı sulak alanın tel örgüyle koruma altına alındığını belirtir. Alanda doğal taş, kaya ve ahşapla kurulmuş dinlenme köşeleri, küçük köprüler, yürüyüş ve bisiklet yolları bulunur. Yenikale'den başlayan bisiklet ve yürüyüş yolu sahili izleyerek ormana bağlanır, kıyıdaki taş döşeli balıkçı barınağı da korunmuştur. 2017'den bu yana her yıl 19 Mayıs haftasında ormanda İzmir Gençlik Festivali düzenlenir. Ormanın bitişiğinde bir otopark, ilçe otobüs terminali ve bir karavan parkı bulunur. İnciraltı Terminali'nde açılan karavan ve tekne otoparkı, belediyenin karavanla konaklamaya izin verdiği ilk otopark olarak abonelikle hizmet verir. Yenileme ve yeni kurallar 2026 yazında belediye ormanda kapsamlı bir yenileme başlattı ve doğal dokuyu koruyarak alanı daha temiz ve güvenli hale getirmeyi hedefledi. Bu kapsamda uzun yıllardır piknik alanı olarak kullanılan bölümlerde mangal yakmak yasaklandı ve zabıta denetimleri artırıldı. Gece yarısından sonra alana giriş kabul edilmiyor, akşam yürüyüşünüzü buna göre planlayın. Yıpranan toprak piknik zeminleri kilit parke taşıyla kaplanıyor, kamelyalar, çeşmeler ve çocuk oyun grupları da yenileniyor. Program yeni banklar, oturma alanları ve tuvaletlerle birlikte alana yeni ağaç ve bitki türleri kazandırmayı da içeriyor. Belediye ayrıca 2027'de düzenlenmesi planlanan botanik EXPO'nun bu kent ormanında yapılacağını açıkladı, bu yüzden alanda önümüzdeki dönemde yeni düzenlemeler görmek mümkün. Nasıl gezilir Ormanı gezmenin en rahat yolu bisiklettir, çünkü kıyı yolu Konak yönünden kesintisiz olarak buraya ulaşır. Yürüyerek gelecekseniz önce denize bakan çimlerde, sonra ağaçların arasındaki iç yollarda dolaşın. Lagün tarafına geçtiğinizde sesinizi alçaltın ve koruma çitinin dışında kalın, kuşlar insan hareketine karşı hassastır. İlkbaharda meyve ağaçları çiçek açar ve belediye haberlerinde baharın ormanın en sevilen mevsimi olduğu yazılır. Kış aylarında kalabalık azalır ve lagündeki göçmen su kuşlarını izlemek için uygun dönem başlar. Yazın gölge alanlar dolduğu için yanınıza su ve şapka almayı unutmayın. Ulaşım ve çevre Toplu taşımayla gelmek için M1 metro hattının Fahrettin Altay ile Narlıdere arasındaki Balçova istasyonlarını ya da Üçkuyular vapur iskelesini kullanabilirsiniz. Fahrettin Altay'dan sahil boyunca yürüyerek ya da bisikletle ormana ulaşmak, körfez manzarasını da yolculuğa katar. Konak'tan İnciraltı yönüne giden otobüs hatları da ormanın yakınına gelir, güncel hat bilgisini işletmecinin sitesinden kontrol edin. Ormanın batısında Çakalburnu Lagünü ve İzmir Müze Gemiler, güneyinde ise Balçova'nın yamaçları ve teleferik yer alır. Bu yüzden orman tek başına bir durak olduğu kadar daha uzun bir kıyı gününün başlangıcı da olabilir. Ziyaret kuralları yenileme sürecinde değişebileceği için güncel bilgiyi İzmir Büyükşehir Belediyesi duyurularından kontrol edin.
3
Çakalburnu Lagünü

Çakalburnu Lagünü

~45 dk burada
Bahçelerarası Mahallesi, İnciraltı, Balçova / İzmir

Çakalburnu Lagünü, İnciraltı Kent Ormanı'nın batısında, körfezle kara arasında kalmış sığ bir su ve sazlık alanıdır. Eski adıyla Çakalburnu Dalyanı da denir; bu ad, Akdeniz havzasında yaygın olan geleneksel dalyancılığın bir zamanlar burada da yapıldığını hatırlatır. Lagün birinci derece sit alanıdır ve bakanlık tarafından kesin korunacak hassas alan ilan edilmiştir. Burada yüz yirmi bir kuş türüne rastlanmıştır; şehrin içinde bu kadar zengin bir listeye sahip olmak İzmir'e özgü bir şanstır. Bu durağın işi yürümek değil, durup bakmaktır.

Kıyı yolunda sazlıklara ve suya bakan bir nokta seçin ve sessizce bekleyin. İlk göreceğiniz büyük olasılıkla flamingolardır; bu kuşlar lagünde yılın her mevsiminde gözlemlenebilir ve deniz börülceleri ile sazlıklar arasında beslenirler. Dikkatli bakarsanız tepeli pelikan ve ak pelikan, karabatak, balıkçıllar ve sakarmeke de görürsünüz. Yaz aylarında uzunbacaklar, Akdeniz martıları ve mahmuzlu kızkuşları öne çıkar. Kışın ise çamurcunlar, kaşıkgagalar, sakarmekeler ve kızılbacaklar gibi su kuşları lagünü doldurur. Yalıçapkını gibi küçük ve hızlı kuşlar için kıyıdaki dallara ve kazıklara bakın.

Kuşları ürkütmemek için kıyı çizgisine yaklaşmayın, yüksek sesle konuşmayın ve köpeğinizi tasmalı tutun. Bir dürbün bu durağın tadını değiştirir; yoksa telefonunuzun yakınlaştırmasıyla yetinin ama kuşa doğru yürümeyin. Işık sabah ve akşamüstü yumuşaktır, bu rotada lagüne öğleden sonra varmanız da kuşların suda yansıdığı güzel kareler verir. Göçmen kuşların konakladığı ilkbahar ve sonbahar ayları en hareketli zamanlardır. Kuş adlarını bilmiyorsanız bir kuş tanıma rehberi ya da uygulaması bu kırk beş dakikayı küçük bir derse çevirir.

Lagünün bir de zor tarafı var ve görmezden gelinmemeli. Son yıllarda kuş sayısında azalma tespit edildi ve körfezdeki kirliliğe bağlanan deniz marulu, artık yalnızca yazın değil kışın da lagünün yüzeyini kaplayabiliyor. Dokuz Eylül Üniversitesi'nden bir deniz bilimcisi, kuşların 1990'lara kadar Halkapınar'a gittiğini, orası kirlenince Çakalburnu'na yöneldiğini anlatıyor. Suyun yemyeşil göründüğü bir güne denk gelirseniz gördüğünüz şey bu sorunun kendisidir. Bu yüzden burada geçirdiğiniz zaman küçük bir saygı ziyaretidir; hiçbir şey bırakmadan ve hiçbir şey almadan ayrılın. Lagünden sonra rota kıyıdan ayrılıyor; Balçova merkezindeki teleferik alt istasyonuna otobüs ya da taksiyle geçin.

Kaynak: Vikipedi, Çakalburnu Lagünü; Türkgün, Çakalburnu Lagünü; DHA, deniz marulu uyarısı.

Çakalburnu Lagünü, İzmir Körfezi'nin güney kıyısında, Balçova'nın Bahçelerarası Mahallesi'nde ve İnciraltı Kent Ormanı'nın batısında uzanan sığ bir sulak alandır. Yerel kaynaklarda Çakalburnu Dalyanı adıyla da geçer ve kentin içinde kalmış küçük ama değerli bir doğal alandır. Koruma altındaki dalyan Birinci derece sit alanı statüsündeki lagünde 121 kuş türü kaydedilmiştir. Flamingo, tepeli pelikan, ak pelikan, karabatak, balıkçıllar, ördekler, sakarmeke, yalıçapkını ve kızılbacak bu türlerin arasında sayılır. Ege Üniversitesi'nden bir biyolog, bir dönem alanın doldurulup kültür merkezi yapılmasının gündeme geldiğini ve itirazlar sonucunda lagünün birinci derece sit alanı olarak tescillendiğini anlatır. Lagün Akdeniz havzasında geleneksel dalyancılığın yapıldığı bir sulak alan olarak bilinir ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kesin korunacak hassas alan ilan edilmiştir. Sığ suyu, sazlıkları ve deniz börülcesiyle kaplı kıyıları kuşlara, yavru balıklara ve başka canlılara zengin bir beslenme alanı sunar. Mevsimlere göre kuşlar Yaz aylarında uzunbacaklar, Akdeniz martıları ve mahmuzlu kızkuşları lagünde görülür. Kış aylarında çamurcunlar, kaşıkgagalar, sakarmekeler ve kızılbacaklar gibi su kuşları lagünü doldurur. Flamingolar ise yılın her döneminde gözlemlenebilir ve havalar soğuyunca sayıları belirgin biçimde artar. Uzmanlara göre 1990'lara kadar körfezin kuzeyindeki kuş cennetinden kalkan kuşlar Halkapınar'daki sulak alanda beslenirdi. Halkapınar kirlenince Çakalburnu bu kuşların körfez içindeki başlıca beslenme noktalarından biri haline geldi. Bu yüzden lagün, Gediz Deltası'ndaki büyük kuş cennetiyle birlikte çalışan bir beslenme durağı olarak görülür. Su dengesi ve kirlilik İzmir Büyükşehir Belediyesi lagüne bir tatlı su kaynağı bağladığını ve kuşların taciz edilmemesi için bir koruma planı hazırladığını duyurmuştu. Kültür Portalı'na göre kuşların barındığı ve yumurtladığı sulak alan tel örgüyle çevrilerek korunmaktadır. Ege Üniversitesi'nden aynı biyolog, Balçova Barajı'ndan gelen kanalların lagünü beslediğini ve barajın yapımından sonra dalyanın su dengesinin değiştiğini belirtmiştir. Lagünün en büyük sorunu körfezdeki kirliliktir ve son yıllarda yüzeyi zaman zaman deniz marulu adı verilen yeşil alglerle kaplanmaktadır. Dokuz Eylül Üniversitesi'nden bir deniz bilimci bu algleri 2010'dan önce görmediklerini, artık neredeyse yıl boyu gördüklerini anlatır. Aynı bilim insanı 2023'te alanın beşte dördünün alglerle kaplandığını ve önlem alınmazsa lagünün bataklığa dönebileceğini söylemiştir. Bu nedenle ziyaret ettiğinizde suyun rengi ve kokusu mevsime göre değişebilir ve bu durum alanın ne kadar hassas olduğunu gösterir. Nasıl gezilir Lagünü görmenin en iyi yolu kıyıdaki yürüyüş ve bisiklet yolunu izlemek ve koruma çitinin dışından sakin bir gözlem yapmaktır. Yanınıza bir dürbün almanız, kuşları rahatsız etmeden ayrıntıları görmenizi sağlar. Kuş gözlem rehberi Birdingplaces bölgeyi kentin içindeki küçük bir sulak alan olarak tanıtır ve ziyaret için ilkbaharı önerir. Kışın gelen göçmen su kuşları ise soğuk mevsimi de gözlem için cazip kılar. Sazlıklarla körfezin mavisinin yan yana durduğu manzara doğa fotoğrafçılarının da ilgisini çeker. Arazi düz olduğu için yürüyüş yorucu değildir ve her yaştan ziyaretçi lagünün çevresinde rahatça dolaşabilir. Kuşlara yem vermeyin, çitin içine girmeyin ve köpeğinizi tasmalı tutun, çünkü alan birinci derece sit alanıdır. Çöplerinizi geri götürmek, kirlilikle zaten mücadele eden bu küçük sulak alana yapabileceğiniz en somut katkıdır. Ulaşım ve çevre Ulaşım için Konak'tan İnciraltı yönüne giden otobüsleri kullanabilir ya da Konak'tan başlayan sahil bisiklet yolunu izleyebilirsiniz. Metroyla gelenler M1 hattının Balçova'daki istasyonlarından kuzeye, kıyıya doğru yürüyerek lagüne ulaşabilir. Lagünün doğusunda İnciraltı Kent Ormanı'nın gölgeli yolları, batısında ise İzmir Müze Gemiler bulunur. Bu yakınlık sayesinde lagün, kıyı boyunca yürüyerek yapılacak yarım günlük bir gezinin merkezine kolayca yerleşir. Komşu kent ormanına gece yarısından sonra giriş kabul edilmediğini unutmayın.
4
Balçova Teleferik

Balçova Teleferik

~1 sa 15 dk burada
Teleferik Cd., Balçova/İzmir

Teleferiğin alt istasyonu Balçova'da, Yeşiloğlu Tepesi'ndedir; hat buradan Dededağı'nın zirvesine çıkar. Bu teleferiğin hikayesi 1970'te başlar: dönemin Balçova Belediye Başkanı Romanya'nın Braşov kentinde gördüğü teleferikten esinlenmiş, Bursa'daki tesisi incelemiş ve 1972'de Almanya merkezli bir firmayla sözleşme imzalamıştır. Hat 24 Mart 1974'te hizmete girdi ve Bursa'dan sonra Türkiye'nin ikinci en eski teleferiği oldu. 2008'de güvenlik gerekçesiyle kapatıldı, temeli 2013'te yeniden atıldı ve yenilenen tesis 31 Temmuz 2015'te tekrar açıldı. Bugün tesisi İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İZULAŞ işletiyor.

Biletinizi aldıktan sonra kabinlerin hareketine bir süre bakın. Hatta her biri sekiz kişilik yirmi kabin vardır ve tesis saatte bin iki yüz yolcu taşıyabilir. Eğik hat uzunluğu sekiz yüz on metreyi biraz aşar, iki istasyon arasındaki yükseklik farkı ise üç yüz elli metreden fazladır. Yolculuk yaklaşık üç dakika sürer; bu kısa sürede pencereden gözünüzü ayırmayın. Yükseldikçe arkanızda sabah gezdiğiniz İnciraltı kıyısı, kent ormanının yeşil lekesi ve lagünün parlayan suyu bir harita gibi açılır. Kuzeye bakan tarafta oturmaya çalışın, körfezin en geniş görüntüsü o yöndedir.

Üst istasyon deniz seviyesinden dört yüz on sekiz metre yüksekliktedir ve çevresi ağaçlık bir mesire alanıdır. Önce körfeze bakan kenara gidin ve sabahtan beri izlediğiniz yolu yukarıdan okuyun: iskele, orman, lagün ve onların ötesinde şehrin bütün kıyısı. Sonra güneye dönün; Dededağı'ndan baraj manzarası izlenebilir ve günün son durağı olan Balçova Barajı'nın gölü ormanın içinde size bu noktadan görünür. Bu bakış, birazdan yürüyeceğiniz yolun nereye gittiğini anlamanın en iyi yoludur. Yukarıda piknik alanları ve kısa yürüyüş yolları vardır; mesire alanında bir mola verip su ve atıştırmalığınızı tamamlayın.

Teleferik pazartesi günleri haftalık bakım için kapalıdır ve her yıl birkaç ay süren periyodik bakım için hizmete ara verebilir. Bu bakımlarda taşıyıcı halat, motor ve güvenlik sistemleri baştan elden geçirilir; bu yüzden gitmeden önce resmi sitesinden açık olup olmadığını mutlaka kontrol edin. Çalışma saatleri ve bilet ücreti de değişebildiği için güncel bilgiyi aynı yerden alın, ödemede İzmirim Kart kullanılabildiğini bilmek işinizi kolaylaştırır. Rüzgarlı günlerde seferler durabilir, hava bozuksa yedek planınız olsun. Tesis engelli erişimine uygundur ve küçük çocuklar ücretsiz binebilir. İnişten sonra teleferik istasyonundan termal tesislere doğru yürüyün; baraj yolu tesislerin arkasından başlar.

Kaynak: Vikipedi, Balçova Teleferiği; Karar, teleferik bakım sonrası yeniden açıldı.

Balçova'dan Dede Tepesi'ne birkaç dakikada çıkan teleferik sizi bütün körfezi gören bir orman terasına bırakır. Yukarıda piknik alanları, yürüyüş parkurları ve kafe var. Bir buçuk iki saat ayırın, gün batımına denk getirin; inişte şehrin ışıkları ayağınızın altında.
5
Balçova Barajı

Balçova Barajı

~2 sa burada

Günün son durağı, Balçova'nın arkasındaki ormanın içinde saklı duran baraj gölüdür. Balçova Barajı, Ilıca Deresi üzerinde içme suyu sağlamak amacıyla 1970 ile 1980 arasında inşa edildi. Kaya dolgu tipindeki barajın gövdesi akarsu yatağından yetmiş üç metre yükselir ve normal su seviyesinde göl yaklaşık otuz beş hektarlık bir alanı kaplar. Teleferikten yukarıdan gördüğünüz göl şimdi yürüyerek varacağınız yerdir. Bu durağa iki saat ayırmanızın sebebi yolun kendisidir.

Yürüyüş, termal otelin arkasında başlayan toprak yoldan yapılır ve barajın çevresindeki yürüyüş parkurları hafta sonu doğaya kaçmak isteyen İzmirlilerin sevdiği bir adres haline gelmiştir. Yol çam ağaçlarının arasından ilerler; reçine kokusu ve gölgesi yazın bile yürüyüşü katlanılır kılar. Toprak yolda yürürken arada bir arkanıza dönüp şehre bakın, ağaçların arasından körfez görünür. Parkurda karşılaştığınız yürüyüşçülerin birbirini selamlaması bu yolun sevilen bir geleneğidir; siz de selamı eksik etmeyin. Yolun sonunda ağaçların açıldığı yerde baraj gölü karşınıza çıkar ve günün bütün yorgunluğu orada biraz hafifler.

Gölün kıyısında bir taşa oturun ve suyun rengine bakın. Barajın kaya dolgu gövdesi gölün bir ucunu kapatır, çevresindeki yamaçlar ise tamamen ormanla kaplıdır. Burası İzmir'in içme suyu kaynaklarından biridir; yağışlı yıllarda göl o kadar dolar ki fazla su bırakılmak zorunda kalınır. Bu yüzden gölü bir yüzme ya da piknik alanı gibi değil, bir su kaynağı gibi kullanın; suya girmeyi düşünmeyin ve hiçbir şey bırakmadan ayrılın. Fotoğraf için en güzel ışık öğleden sonranın sonudur; güneş alçaldıkça çamların gölgesi suya uzanır.

Daha uzun bir yürüyüş isteyenler için aynı bölgede Behzat Tepe parkuru vardır. Yedi yüz kırk metre yükseklikteki tepeye çıkıp inmek yaklaşık üç saat sürer ve zirveden baraj gölü ile şehir kuşbakışı görülür. Bu parkur bu rotanın günü için fazla uzundur; ayrı bir sabaha ayırmanızı öneririz. Yaz aylarında baraj yürüyüşünü öğle sıcağında yapmayın, sonbahar ve kış sabahları bu yol için en keyifli zamanlardır. Sağlam ayakkabı, yeterli su ve şapka alın; yol yer yer eğimli ve gölgesiz bölümler de içerir. Karanlık basmadan aşağı inmeye dikkat edin, toprak yolda alacakaranlıkta yürümek zorlaşır. Dönüşte termal tesislerin önünden Balçova merkezine yürüyüp metroyla ya da otobüsle şehre dönebilirsiniz.

Kaynak: Vikipedi, Balçova Barajı; DHA, Behzat Tepe ve Balçova Barajı yürüyüş parkurları.

Balçova Barajı, Balçova'nın güneyindeki ormanlık yamaçlarda, Ilıca Deresi üzerinde kurulmuş bir içme suyu barajıdır. İzmir'in yüzölçümü en küçük ilçesi olan Balçova'nın kuzeyi denize, güneyi ise orman ve dağlara açılır. Kentin merkezine bu kadar yakın bir yerde çam ormanıyla çevrili dar bir dağ gölü bulmak, İzmir'de yaşayanlar için bile şaşırtıcıdır. Barajın künyesi Vikipedi'ye göre baraj 1970 ile 1980 yılları arasında inşa edildi, yerel basın ise Devlet Su İşleri'nin projeyi 1972'de hayata geçirdiğini yazar. Kaya gövde dolgu tipindeki barajın gövde hacmi yaklaşık 1 milyon metreküptür ve akarsu yatağından yüksekliği 73 metredir. Normal su seviyesinde göl hacmi 8,25 milyon metreküp, göl alanı ise 0,35 kilometrekaredir. Baraj İzmir'in içme suyunu sağlayan kaynaklar arasında yer alır ve İZSU'nun yayımladığı doluluk duyurularında Tahtalı ve Gördes gibi büyük barajlarla birlikte izlenir. İZSU'nun bir duyurusunda yağışlı bir dönemin ardından barajın doluluğunun yüzde 78'i geçtiği ve DSİ'nin taşmayı önlemek için su bıraktığı aktarılmıştır. Ege Üniversitesi'nden bir biyolog, barajdan gelen kanalların kıyıdaki Çakalburnu Lagünü'nü beslediğini ve barajın yapımından sonra lagünün su dengesinin değiştiğini belirtmiştir. Bu bağ, dağdaki baraj gölü ile kıyıdaki sulak alanın aynı su sisteminin parçaları olduğunu hatırlatır. Baraj ve teleferik Barajın kent tarihindeki bir başka izi Balçova Teleferiği'dir. Yerel basına göre dönemin Balçova belediye başkanı, barajın Dededağı'nın tepesinde manzaralı bir yapay göl oluşturmasından yola çıkarak oraya bir mesire alanı ve teleferik kurmayı tasarladı. Uludağ'dan sonra Türkiye'nin ikinci teleferiği olarak anılan tesis 1974'te hizmete girdi. Hat Yeşiloğlu Tepesi ile Dededağı'nın zirvesi arasında uzanır ve üst istasyon deniz seviyesinden 418 metre yüksektedir. 2008'de güvenlik gerekçesiyle kapatılan teleferik yeniden inşa edilerek 31 Temmuz 2015'te tekrar hizmete girdi. Bugün de teleferikle Dededağı'na çıkan ziyaretçiler baraj gölünü yukarıdan seyredebilir. Yürüyüş yapamayanlar için bu, barajı görmenin en kolay yoludur ve teleferiğin çalışma günleri için işletmecinin güncel duyurularına bakılmalıdır. Yürüyüş parkurları Barajı yakından görmenin en sevilen yolu ise yürüyüştür. Balçova'daki termal otelin arkasından başlayan parkur çam ağaçlarının arasında toprak yolla baraj gölüne doğru yükselir. DHA'nın haberine göre bu parkur ve komşu Behzat Tepe parkuru, hafta sonları şehirden uzaklaşmak isteyen İzmirlilerin sık kullandığı rotalar arasındadır. Behzat Tepe yaklaşık 740 metre yüksekliktedir ve gidiş dönüş yaklaşık üç saat süren tırmanış zirvede baraj gölüne ve kente kuşbakışı bir manzarayla sonuçlanır. Aynı haberde yürüyüşçülerin patikada karşılaştıkları herkesle selamlaşmasının bu rotanın sevilen bir geleneği olduğu anlatılır. Haberde sonbahar ve kış başlangıcında sabahın erken saatlerinden itibaren yürüyüşe çıkıldığı aktarılır ve bu serin mevsimler yürüyüş için en uygun dönemdir. Yürüyüş uygulamalarında kullanıcıların paylaştığı rotaların mesafeleri birbirinden farklıdır, bu yüzden rotanızı yola çıkmadan önce bir haritayla planlayın. Pratik notlar Patikalar yer yer dik ve gevşek zeminlidir, bileği saran bir yürüyüş ayakkabısı ve yeterli su alın. Yaz aylarında öğle sıcağında yürümekten kaçının ve yürüyüşü sabahın erken saatlerine kaydırın. Orman yangını riskinin yüksek olduğu dönemlerde ormanlık alanlara giriş kısıtlanabilir, yola çıkmadan önce güncel duyuruları kontrol edin. Baraj bir içme suyu kaynağı olduğu için göle girmeyin, kıyıda ateş yakmayın ve çöp bırakmayın. Barajın gövdesi ve teknik tesisleri kamu kurumlarına aittir, işletmeci kurumların koyduğu kısıtlamalara uyun. Parkuru ilk kez yürüyecekseniz bir yürüyüş grubuyla ya da yolu bilen biriyle gitmeniz daha güvenlidir. Ulaşım ve çevre Toplu taşımayla gelmek için M1 metro hattının Balçova'daki istasyonlarına ya da Balçova'ya giden otobüslere binip termal tesislerin bulunduğu bölgeye ulaşabilirsiniz. Balçova'nın tarihi, vadinin eteğindeki termal kaynaklara dayanır ve Romalılardan kalma Agamemnon Kaplıcaları ilçenin bilinen en eski izlerindendir. Yerel kaynaklarda, Homeros destanlarında adı geçen Agamemnon'un askerlerinin bu sularda iyileştiğine dair bir anlatı aktarılır. Yürüyüşten sonra kıyıya inip İnciraltı Kent Ormanı ve Çakalburnu Lagünü'nü görmek, barajın sularının ulaştığı yeri de tanımanızı sağlar.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirBalçova, İzmir
TürRotalar
Durak5
Tarih15 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat