Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Expo Alanından DokumaPark'a Düden Çayı'nın İki Yüzü
Rotalar4 Durak

Expo Alanından DokumaPark'a Düden Çayı'nın İki Yüzü

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Antalya'nın doğusu turist haritasında çoğu zaman havalimanıyla Lara otelleri arasına sıkışır. Oysa Aksu'dan Kepez'e uzanan bu kuşakta kent, kendi suyuyla ve kendi sanayi geçmişiyle yan yana yaşıyor. Bu rota o kuşağı tek günde geçiyor ve iki şeyin peşine düşüyor. Birincisi Düden Çayı. Kaynağı Döşemealtı'ndaki Kırkgöz pınarlarında olan su, düdenlerde kaybolup Kepez'de Düdenbaşı'nda yeniden yeryüzüne çıkıyor, iki kanala ayrılıyor ve dokuz kilometre sonra Lara'da falezden denize atlıyor. Yani aynı suyun iki yüzü var. Biri kentin ortasında bir parkın içinde, öteki açık denize bakan kırk metrelik bir eşikte. İkincisi ise Antalya'nın yeşili nasıl kurduğu. Aksu'daki Expo alanı 2016'da altı aylık bir bahçe sergisi için düzenlendi ve bugün yüz hektarı aşan bir park olarak duruyor. Kepez'deki DokumaPark ise bir pamuklu dokuma fabrikasının bahçesinden türedi; fabrikanın tek bir ağacı kesilmeden yapıları müzeye, çayırı halk parkına çevrildi.

Sıra coğrafyayı izliyor. Güne en doğudaki Expo alanında başlamanın pratik bir sebebi var. AntRay T1 hattının son durağı Expo istasyonu, yani şehir merkezinden tramvayla gidilebilen tek durak burası. Sabah erken gelince kule, göl ve ülke bahçeleri serin saatte geziliyor. Oradan batıya, Lara'ya dönüp Düden Çayı'nın denize döküldüğü Aşağı Düden'e iniyoruz; öğle güneşi şelalenin üzerinde olduğu için fotoğraf bu saatte iyi çıkıyor. Üçüncü durak aynı suyun kaynağa yakın yüzü, Kepez'deki Yukarı Düden. Burada falez yok, orman gölgesi ve bir çağlayan havuzu var. Gün DokumaPark'ta bitiyor; müzeler kapanmadan girmek için akşamüstü bu durağa iki buçuk saat ayırın.

Rota dört durak ama yürüyüşten çok ulaşım planı istiyor. Expo ile Aşağı Düden arası araçla yarım saate yakın, Aşağı Düden'den Kepez'e kadar kentin içinden geçiyorsunuz. Toplu taşımayla yapmak mümkün, ama tramvay yalnız Expo'ya ve Kepez'e gidiyor; Lara ve Düden için otobüs saatlerine bakın, tek araçla dolaşmak bu rotada gerçekten zaman kazandırıyor. Her durakta su kenarına ineceğiniz için kaymayan ayakkabı, şapka ve su şişesi şart. Expo alanı neredeyse ağaçsız açık düzlük, DokumaPark ise asırlık okaliptüs ve zeytin gölgesinde; ikisi arasındaki fark günün hikayesinin kendisi. Düden Şelalesi ve Çayı 2020'den beri kesin korunacak hassas alan statüsünde, yani su kenarında hiçbir şey bırakmayın ve işaretli patikadan çıkmayın.

Süre: tam gün. En iyi zaman: Mart sonundan haziran ortasına ve ekimden kasıma; Expo bahçeleri ve Düden çevresi bu aylarda en yeşil, yaz öğleleri ise alanın tamamı güneşte kaldığı için ağır.. Ulaşım: Başlangıç AntRay T1 (Fatih-Havalimanı-Expo) hattının son durağı olan Expo istasyonu; Antalyakart ile biniliyor. Aşağı Düden'e tramvayla Meydan'a dönüp Lara yönüne giden belediye otobüsleriyle, Yukarı Düden ve DokumaPark'a Kepez'den geçen T3 (Varsak-Müze) hattı ya da otobüsle ulaşılıyor; dört durağı tek günde bitirmek için araç en rahatı, güncel hatlar antalyaulasim.com.tr'de.

Kaynaklar

Aksu / Antalya, Antalya
Rotalar
4 Durak
Mekanlarda ~6 sa 45 dk
Yol ~35,4 km · 59 dk
Toplam ~7 sa 44 dk
15 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Expo 2016 Antalya Alanı

Expo 2016 Antalya Alanı

~2 sa burada
Expo 2016 Alanı, Aksu / Antalya

Tramvay Expo istasyonunda son durağa geldiğinde ana giriş karşınızda, kule ise girişin tam karşısındaki batı kanatta yükseliyor. Alan Aksu ilçesinde 1.121 dönüm, yani yüz hektardan fazla; her yerine yürümeye kalkarsanız iki saat yetmez, o yüzden rotayı kuleden başlatıp gölün çevresinde bitirin. Expo Kulesi 100,7 metre yüksekliğinde ve on yedi katlı; üç yapraklı şakayık biçimindeki tepe platformu Antalya'nın simgesi Hadrian Kapısı'nın üç kemerine gönderme yapıyor. Üç asansör ziyaretçiyi seyir platformuna çıkarıyor ve buradan bütün sergi düzlüğü, Aksu ovası, kuzeydeki Toroslar ve güneyde deniz aynı anda görünüyor. Sabah ışığı dağ tarafını aydınlattığı için kuleye ilk iş olarak çıkın, öğleden sonra pus ovayı siliyor. Kulenin ve alanın güncel ziyaret düzenini Büyükşehir'in sitesinden kontrol edin. Sergi 23 Nisan 2016'da açılıp 30 Ekim'de kapandı, alan ise o günden beri ziyarete açık tutuluyor. Türkiye'nin ilk uluslararası bahçe sergisiydi ve Çiçek ve Çocuk temasıyla düzenlendi, bu yüzden alanın yarısı bahçe, öbür yarısı çocuk için kurulmuş gibi.

Aşağı inince Expo Meydanı'ndan göle doğru yürüyün. Yolda Türkiye'nin ilk Tarım ve Biyoçeşitlilik Müzesi var; sergi, serginin ana temasını kuran tarih, biyoçeşitlilik, sürdürülebilirlik ve yeşil şehir başlıklarını izliyor. Sergi için alana yüz yirmi türden yaklaşık yirmi beş bin bitki dikildi; ilkbaharda bu bahçeler açıyor, sonbaharda ise çiçekten çok yapraklı yeşil görüyorsunuz. Alanın en yaşlı sakini 945 yaşında olduğu kaydedilen bir zeytin ağacı; müzenin yakınında, gövdesi tek başına durmaya değer. Çocukla geliyorsanız Çocuk Adası ve Çocuk Bilim ve Teknoloji Merkezi rotanızın ortasına gelsin; bunlar sergiden kalan en işlek yapılar. Ülke bahçeleri ise serginin asıl mirası. Sergiye resmi olarak elliden fazla ülke katıldı ve çoğu kendi bahçe geleneğini küçük bir parsele sığdırdı; bahçeden bahçeye geçerken tabela okumayı ihmal etmeyin, çünkü çoğunun kimliği bitkisinde değil düzeninde.

Expo Gölü alanın merkezinde duruyor ve çevresi yürüyüş yolu. Göl kıyısında şakayık biçimli teras, büyük ve küçük amfitiyatro, Expo Tepesi ve Expo Ormanı sırayla geliyor; tepe küçük bir yükselti ama kuleye çıkmayanlara aynı manzarayı verir. Alan büyük ölçüde açık ve gölgesiz, bu yüzden şapkanızı burada takın ve su şişenizi girişte doldurun. Kır bahçeleri ve mozaik bitki heykelleri gölün batı yakasında; fotoğraf için en iyi fon kulenin göle yansıdığı güney kıyı. Yeşil şehir teması burada kağıt üzerinde kalmamış, alanın içindeki ulaşım bisiklet ve yürüyüş yoluna göre kurulmuş. Çıkışa doğru sergi serasına uğrayın; kapalı mekan olduğu için sıcak günde kısa bir mola noktası. Alan AntRay T1 hattının son durağı, havalimanına da yakın; sergiye giden yirmi kilometrelik tramvay uzantısı tam da bu alan için yapıldı ve bugün Aksu'yu merkeze bağlıyor. Bir sonraki durak Lara'daki Aşağı Düden; tramvayla Meydan'a dönüp otobüse geçebilir ya da araçla havalimanı yolu üzerinden batıya dönebilirsiniz.

Kaynak: Antalya Büyükşehir Belediyesi, Expo 2016 Antalya.

Expo 2016 Antalya, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı ilk Expo'ydu. Uluslararası Sergiler Bürosu'nun A1 kategorisindeki bu botanik sergisi 23 Nisan 2016'da açıldı ve 30 Ekim 2016'da kapandı. Ana teması "Çiçek ve Çocuk", sloganı ise "Gelecek Nesiller için Yeşil Bir Dünya"ydı; tarih, biyoçeşitlilik, sürdürülebilirlik ve yeşil şehirler alt temaları oluşturuyordu. Büyükşehir Belediyesi'ne göre sergiye resmi olarak 52, resmi olmayarak 3 ülke katıldı. Bakanlığın kapanış açıklamasına göre 191 gün süren sergiyi 4,5 milyon kişi gezdi ve Expo bayrağı Antalya'dan Çin'e devredildi. Antalya'nın ev sahipliği, Uluslararası Sergiler Bürosu ile Uluslararası Bahçe Bitkileri Üreticileri Derneği'nin 17 Eylül 2009'da aldığı kararla kesinleşmişti. Hazırlıkları, 31 Ekim 2012'de yasalaşan Expo 2016 Antalya Kanunu ile kurulan Expo 2016 Antalya Ajansı yürüttü; Bakanlık ile Büyükşehir Belediyesi de düzenleyen kurumlar arasındaydı. Resmi kapanıştan sonra sergi iki ay daha uzatıldı ve 31 Aralık 2016'ya kadar açık kaldı. Sergi alanı Aksu ilçesinde, kent merkezinin doğusunda, 1.121 dönümlük yani yaklaşık 112 hektarlık düz bir arazide kuruldu. Alanın simgesi Expo Kulesi'dir. 100,7 metre yüksekliğindeki kule Hadrian Kapısı'nı simgeleyen bir tasarımla yapıldı. Kuleyi mimarlar Serdar Kızıltaş ve Zeynep Melike Atay tasarladı. Kule alanın batı ucunda, ana girişin karşısında durur; tepesi üç yapraklı bir çiçek gibi açılır ve oradaki seyir terasından bütün alan ile Aksu ovası görülür, açık havada Toroslar da seçilir. Kulenin önündeki geniş meydan ve ağaçlı yürüyüş akslarıyla alan, bir sergi yerinden çok büyük bir kent parkı gibi tasarlanmıştır. Kulenin tepesindeki üç yaprak, Expo'nun sembol çiçeği olan şakayıktan gelir; alandaki Expo Terası da aynı çiçeğin biçiminde yapıldı. Sergi için alana 120 türden yaklaşık 25 bin bitki dikildi ve bunlar arasında 945 yaşında olduğu belirtilen bir zeytin ağacı da vardı. Alanın ortasında Expo Gölü uzanır; sergi sırasında su gösterileri burada yapıldı ve göl kenarı hala en gölgeli dinlenme yeridir. Gölün çevresinde başak biçiminde tasarlanan Türkiye'nin ilk Tarım ve Biyoçeşitlilik Müzesi, kongre merkezi, büyük ve küçük amfitiyatro, Expo Serası ve Türkiye biyoçeşitliliğini anlatan tema parkuru sıralanır. Çocuklar için Çocuk Adası ile Çocuk Bilim ve Teknoloji Merkezi düşünülmüştü; aileler için kır bahçeleri, mozaikültür bitki heykelleri alanı, Expo Tepesi ve Expo Ormanı yapıldı. Katılımcı ülkelerin bahçeleri, bazı ülkelerin kendi mimarisinde kurduğu evler ve biyoçeşitlilik parkurundaki cam köprü bugün de yerindedir. Kongre merkezi 6.500 kişilik toplam kapasitesiyle sergi boyunca sempozyumlara ve kapalı alanda yapılması gereken gösterilere ev sahipliği yaptı. Çocuk Bilim ve Teknoloji Merkezi ise sergi döneminde planetaryumu, deney düzenekleri ve dinozor bahçesiyle çocuklara bilimi tanıtmak için kuruldu. Sergi bittikten sonra alan Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı kaldı. 2018'den itibaren giriş ücretsiz oldu ve alan ülke bahçeleri, kule ve gölüyle bir park olarak gezilmeye devam etti. Büyükşehir Belediyesi'nin tanıtım sayfası alanın halen ziyarete açık olduğunu ve genel hatlarıyla gezilebildiğini yazar; Bakanlık ise 2022'de uzun süredir etkinlik yapılmadığını kaydederek alanın nasıl değerlendirileceğini gündemine aldı. Bu yüzden kuleye çıkış, müze ve kapalı yapıların hangi günler açık olduğu değişebilir; gitmeden önce güncel durumu Bakanlık ya da belediye kanallarından kontrol edin. Bugün alanı en iyi anlatan şey ağaçlardır. Sergi için yapılan dikimler on yılda büyüdü ve geniş çimenlerle birlikte Antalya'nın en büyük açık yeşil alanlarından birini oluşturdu. Bisikletle gezmek için düz yollar, çocuklu aileler için geniş çimler ve piknik alanları, fotoğraf için kule ile göl arasındaki aks uygundur. Alan büyüktür; yürüyerek bir ucundan diğerine geçmek yarım saatten fazla sürer, yazın öğle saatlerinde gölge azdır. Expo'ya ulaşım tramvayla kolaydır. AntRay'ın T1 hattı 2016'da Meydan'dan doğuya uzatıldı ve Expo son durak oldu; hat Antalyakart ile kullanılır, havalimanına da bir kolu ayrılır. Kent merkezinden T1'e binip son durağa kadar gitmek yeterlidir; Expo durağı alanın girişindedir. Alana Aksu yönündeki ana yoldan araçla da gelinir. Expo'yu Aksu'daki Perge Antik Kenti ve Kurşunlu Şelalesi ile aynı güne koymak mantıklıdır; üçü de kentin doğu ucunda birbirine yakındır.
2
Aşağı Düden Şelalesi

Aşağı Düden Şelalesi

~1 sa burada
Çağlayan Mahallesi, Lara Caddesi No:457, Muratpaşa / Antalya

Lara Caddesi'nde Düden Parkı'na girer girmez suyun sesi yolu gösteriyor; şelale parkın deniz tarafındaki uçta. Düden Çayı burada yaklaşık kırk metrelik traverten falezden doğrudan Akdeniz'e dökülüyor ve bu, Antalya'nın tekneden izlenebilen tek şelalesi. Halk arasında Karpuzkaldıran adıyla da biliniyor. Yanı başındaki askeri tesis de aynı adı taşıyor, o yüzden tabelalara şaşırmayın. Kent merkezine sekiz kilometre uzaklıktasınız ve Lara Caddesi buradan doğuya, Lara plajlarına doğru devam ediyor. Parkın kendisi falezin üstünde düz bir yeşil alan. Yürüyüş yolu kıyı boyunca uzanıyor ve şelaleyi yukarıdan, yandan ve denizden izleyebileceğiniz üç ayrı nokta var. Suyun denize çarptığı yerde sürekli bir sis bulutu asılı duruyor ve rüzgara göre bu bulut parkın içine kadar geliyor. Önce üstteki korkuluklu seyir terasına gidin, su tam ayağınızın altından kopuyor ve rüzgar sis bulutunu yüzünüze getiriyor. Sonra parkın doğu ucundaki Gençlik Parkı tarafına yürüyün; şelalenin bütün yüksekliği ancak buradan tek karede görünüyor. Öğle saatlerinde güneş şelalenin üzerinde olduğu için sisin içinde gökkuşağı oluşuyor, fotoğraf için en verimli an bu.

Üçüncü bakış açısı denizden. Parkın altındaki küçük iskeleden kalkan tekneler şelalenin önüne kadar gidip suyun denize çarptığı noktaya yaklaşıyor; tekne turu düzenleniyor, sefer ve ücreti iskelede sorun ya da Kültür Portalı'ndaki bilgiyi güncel kaynakla kontrol edin. Tekneye binmeyecekseniz falezin dibine inen bir yol yok, suya yaklaşmanın tek yolu deniz. Bu su üçüncü durakta göreceğiniz Yukarı Düden'in aynısı; Düdenbaşı'ndan sonra Koyunlar regülatöründe ikiye ayrılan çayın kanallarından biri dokuz kilometre sonra buraya varıyor. Yani şelale debisi mevsime ve regülatöre bağlı; kışın ve ilkbaharda gür, yaz sonunda incelmiş görebilirsiniz. Düden Şelalesi ve Çayı 2020'de Cumhurbaşkanı kararıyla kesin korunacak hassas alan ilan edildi, parkta bu statüyü hatırlatan levhalar var.

Park içinde piknik alanı, otopark ve dinlenecek banklar var; ağaçlar genç olduğu için gölge az, bu durağı bir saatten uzun tutmayın. Çocukla geldiyseniz korkuluklardan uzak durun, falez kenarı yüksek ve zemin sisle ıslak kalıyor. Parkın batı ucuna doğru yürüyünce falez hattı Lara'dan Konyaaltı'na kadar uzanan kıyı şeridini gösteriyor; Antalya'nın falezleri dünyanın en geniş tufa platosunun kıyısı ve Düden tam o platonun kenarından atlıyor. Deniz tarafında, güney ufukta Beydağları silueti var. Sonraki durak Kepez'deki Yukarı Düden, kentin öbür ucunda; araçla kentin içinden yarım saat kadar, otobüsle merkezden aktarma gerekiyor. Yola çıkmadan parkta suyun sesini bir dakika dinleyin, çünkü üçüncü durakta aynı suyu bir ormanın içinde, çok daha yumuşak sesle duyacaksınız.

Kaynak: Kültür Portalı, Aşağı Düden Şelalesi.

Antalya'da "Düden" denince iki ayrı yer kastedilir ve ikisini karıştırmamak gerekir. Kepez'deki Yukarı Düden, Düdenbaşı'nda yeryüzüne çıkan çayın mesire alanı içinde döküldüğü, çevresi parkla düzenlenmiş ve Büyükşehir iştiraklerince işletilen şelaledir. Aşağı Düden ise aynı çayın şehrin içinden geçip Lara yolunda doğrudan Akdeniz'e döküldüğü noktadır. Yerel adıyla Karpuzkaldıran Şelalesi, kent merkezine yaklaşık sekiz kilometre uzaklıkta, Çağlayan Mahallesi'nde, Lara Caddesi'nin hemen kıyısındadır. Düden Çayı, Bıyıklı düdeninde yer altına giren ve on sekiz kilometre sonra Kepez'de, Düdenbaşı'nda yeniden yüzeye çıkan karstik bir akarsudur. Yukarı Düden'den sonra şehrin içinden geçerek Lara'ya ulaşır ve burada falezin kenarından kırk metre yükseklikten denize boşalır. Antalya falezleri ortalama kırk metre yüksekliğinde tufa kayalardan oluşur ve Düden, Büyükşehir Belediyesi'nin deyişiyle bu falezlerden denize dökülen en önemli şelaledir. Suyun denize çarpmasıyla yüzeyde sürekli bir sis bulutu oluşur; rüzgarlı günlerde bu serpinti seyir terasına kadar gelir. Şelalenin döküldüğü yüksek kıyıyı anlamak için falez kelimesine bakmak yeter. Falez, dalga aşındırmasının oluşturduğu dik ve yüksek kıyı demektir; Antalya'da şehrin güneyinde Konyaaltı'ndan Lara Plajı'na kadar yaklaşık yirmi kilometre boyunca sürer. Falezleri oluşturan traverten tabakası kuzeyde otuz kilometre ötedeki Beydağları'na kadar uzanır ve 620 kilometrekarelik bir alana yayılır. Aşağı Düden'de bu tabakanın kesitini, suyun yıllar içinde oyduğu yarığın iki yanında gözle izleyebilirsiniz. Şelalenin tarihi adı da bilinir. Antik Çağ'da Düden Çayı "Kataraktes" adıyla anılırdı ve kentin sikkelerinde nehir tanrısı olarak betimlendi. Büyükşehir Belediyesi'nin şelaleler rehberine göre şelalenin bulunduğu Karpuzkaldıran bölgesinde antik Magydos kenti yer alıyordu ve kentin tatlı su ihtiyacı Düden'den su kemerleriyle karşılanıyordu. Antik kentin kalıntılarının bir bölümü bugün yan taraftaki askeri dinlenme tesisinin içinde kaldığı için serbestçe gezilemez. Aynı rehber, Yukarı Düden çevresinde de Helenistik dönemde zeytinyağı üretimiyle bilinen 2200 yıllık Lyrboton Kome yerleşiminin kalıntılarına rastlandığını yazar. Yukarı Düden'e İskender Şelalesi de denir; Büyük İskender'in bölgeden geçerken atlarını burada suladığı anlatılır. Oradaki mesire alanı 1970-1972 yıllarında Devlet Su İşleri tarafından düzenlendi ve bugün şelaleyi Kepez 1 Hidroelektrik Santrali'nden kanalla gelen su besler. Ziyaretin merkezi, falez üstündeki Düden Park'tır. Park ücretsiz ve gün boyu açıktır; Kültür Portalı aynı seyir noktasını Gençlik Parkı adıyla anar. Şelale, kıyıdaki ahşap korkuluklu terastan ve parkın batı ucundaki çıkıntıdan izlenir. En iyi açı, suyun döküldüğü yarığın sağından, yani Lara yönünden bakıldığında yakalanır; sabah saatlerinde güneş arkanızda kalır ve suyun üstünde gökkuşağı görmek olasıdır. Parkta piknik alanı, otopark ve kafeterya bulunur. Aşağı Düden'in Yukarı Düden'den en büyük farkı denizden izlenebilmesidir. Kıyıdan kalkan tur tekneleri falez boyunca ilerler ve şelalenin tam önüne gelir; suyun denize kırk metreden düşüşü ancak bu açıdan bütünüyle görülür. Tekne turunun saatleri ve ücreti mevsime göre değişir, güncel bilgiyi tur işletmelerinden ya da belediyeden alın. Düden Şelalesi ve Çayı, Kepez ve Muratpaşa sınırları içinde 2020'de Resmi Gazete'de yayımlanan kararla "Kesin Korunacak Hassas Alan" olarak tescil edildi. Böylece alanın önceki doğal sit statüsü daha sıkı bir koruma kategorisine çevrilmiş oldu. Çayın suyu şehir içinden geçtiği için yağışlı aylarda bulanık, yaz sonunda ise azalmış olabilir; en gür akış genellikle kış sonu ve ilkbahardadır. Ulaşım kolaydır. Lara Caddesi üzerindeki şelaleye kent merkezinden toplu taşıma araçlarıyla ve Lara yönüne giden otobüslerle gidilir; durak parkın hemen önündedir. Araçla gelenler için parkın kendi otoparkı vardır. Sahil yolundan yürüyerek gelmek isteyenler, Karaalioğlu Parkı'ndan başlayıp falez üstü yoldan doğuya yürüyebilir; bu yürüyüş uzundur, su ve şapka alın. Şelaleyi gördükten sonra aynı caddeden doğuya devam edince Lara kumsalına, batıya dönünce Kaleiçi'ne varılır.
3
Düden Şelalesi

Düden Şelalesi

~1 sa 15 dk burada
Düdenbaşı, Kepez/Antalya

Yukarı Düden kent merkezine on kilometre kadar uzaklıkta, Kepez'de Şelale Mahallesi'nde ve bir parkın içinde. Varsak'a yalnızca bir kilometre mesafede olduğu için Kepez'in kuzey ucunda sayılır. Giriş düzenlenmiş ve çevrili, turnikeden Antalyakart ile de geçiliyor. Güncel ziyaret düzeni ve açılış saatleri için Büyükşehir'in ve Antalya Ulaşım'ın duyurularına bakın. Kapıdan girince ses sizi aşağıya, çağlayan havuzuna çağırıyor; önce yukarıdaki yolda kalın ve suyun nereden geldiğine bakın. Buradaki su Kepez hidroelektrik santralinden kanalla gelip Düdenbaşı denilen noktada kayalıktan havuza dökülüyor; havuzun dibinde ise Düden Çayı'nın yeraltı yolculuğunu bitirip yeryüzüne çıktığı karstik kaynak var. Çay Döşemealtı'daki Kırkgöz pınarlarından doğup Bıyıklı düdeninde kayboluyor, on dört kilometre yerin altında gittikten sonra Varsak çöküntüsünde bir an görünüp yeniden batıyor ve iki kilometre sonra burada çıkıyor. Yüzeyden hiç su akmadığı günlerde bile bu kaynaktan saniyede en az on metreküp su geliyor; ortalama on beş on altı, taşkında doksan dörde kadar ölçülmüş. Yani önünüzdeki havuz bir şelalenin değil, bir yeraltı nehrinin ağzı.

Patika havuzun çevresini dolaşıp çağlayanın yanına kadar iniyor; basamaklar ıslak ve yosunlu, korkuluğu bırakmayın. En güzel kadraj havuzun karşı kıyısından, suyun beyaz perdesiyle arkasındaki koyu kayayı birlikte alan noktadan çıkıyor; öğleden sonra ışık batıdan geldiği için su parlıyor, sabah ise kaya gölgede kalıyor. Alan 1970 ile 1972 arasında Devlet Su İşleri tarafından mesire yeri olarak düzenlendi ve bugün hala o çınarlı, çamlı piknik düzeniyle duruyor; masalar ve çeşmeler yolun üstündeki düzlükte. Çağlayana İskender Şelalesi de deniyor. Büyük İskender'in Pamfilya seferinde ordusunu burada sulattığı söylenir, kaynaklar bunu söylenti olarak aktarıyor. Halk arasındaki adı ise Düdenbaşı Şelalesi, çünkü çayın yeryüzüne çıktığı yer tam burası.

Suyun burada ne kadar farklı davrandığına dikkat edin. İkinci durakta aynı çay açık denize kırk metreden atlıyordu; burada ise havuzda toplanıp sakin bir dere olarak parktan çıkıyor ve Koyunlar regülatöründe iki kanala ayrılıp biri Lara'ya iniyor. Parkın alt kısmında dere boyu yürüyüş yolu var, zaman kalırsa on dakika dere boyunca yürüyüp geri dönün; suyun rengi kaynağa en yakın yerde en yeşil. Alan 2020'den beri Düden Şelalesi ve Çayı kesin korunacak hassas alanının parçası, suya girmek ve havuz kenarında piknik yapmak yasak. Yaz hafta sonları park kalabalık, hafta içi öğleden sonra ise neredeyse yalnız kalıyorsunuz. Kuzeyde Varsak ve dağ etekleri, güneyde kentin damları; park yüksek değil ama gölge ve nem ikinci durağa göre birden on derece serin hissettiriyor. Buradan DokumaPark'a Kepez'in içinden on dakikalık araç yolu var; otobüsle gidiyorsanız Kepez merkezine inip Namık Kemal Bulvarı'nı sorun. Son durağa iki buçuk saat ayırmak için saat dördü geçirmeden yola çıkın.

Kaynak: Kültür Portalı, Düden Şelalesi.

Düden çayı şehrin kuzeyinde bir kez, sonra da denize dökülürken bir kez daha düşüyor; yani iki ayrı şelale var. Üstteki mağaranın içinden geçilebiliyor ve suyun arkasından bakmak mümkün. Alttaki ise falezden doğrudan Akdeniz'e dökülüyor, en iyi tekneden ya da Lara yolundaki seyir terasından görünüyor. İkisi birbirine on beş kilometre.
4
DokumaPark (Antalya Dokuma Fabrikası)

DokumaPark (Antalya Dokuma Fabrikası)

~2 sa 30 dk burada
Fabrikalar Mahallesi, Namık Kemal Bulvarı, Kepez / Antalya

Namık Kemal Bulvarı'ndaki nizamiye kapısından girince karşınızda bir park değil, bir fabrika yerleşkesi var; ağaçlar o kadar yaşlı ve yapılar o kadar düşük ki ikisi birbirine karışıyor. Burası 1956'da temeli atılıp 1961'de üretime başlayan Antalya İplik ve Pamuklu Dokuma Fabrikası; Antalya ovasının pamuğunu iplik ve beze çeviriyordu, üretim 2003'te durdu ve 238 dönümlük arazi uzun bir hukuk sürecinden sonra Kepez Belediyesi'nin elinde halk parkına döndü. Fabrika en kalabalık yıllarında bin yedi yüzden fazla işçi çalıştırıyordu ve lojmanlarından kreşine kadar kendi başına küçük bir mahalleydi. İlk etap 2015'in son günü açıldı. İlke tek yapı yıkılmaması, tek ağaç kesilmemesi ve yapıların 1960'lardaki haline uygun onarılmasıydı. Yani gezerken gördüğünüz her bina bir fabrika işleviyle doğdu, girişteki tabelalar eski adını yazıyor. Rotayı buna göre kurun; önce idari binadaki Bir Zamanlar Antalya Müzesi'ne girin, çünkü kentin ve fabrikanın hikayesini orada okuyunca gerisi yerine oturuyor. Yapı taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli.

İkinci uğrak eski kreş binası, bugün Anadolu Oyuncak Müzesi. 2017'de açılan müze on beş salonda on beş ayrı temayla 13.800 oyuncak sergiliyor; esnaf sokağı dioraması, geleneksel Anadolu oyuncakları ve erken Cumhuriyet sınıfı en uzun durulan odalar. Çıkış, biri bin, biri bin yüz yaşında iki anıt zeytinin durduğu bahçeye açılıyor; çocuklu ziyaretçi bu bahçede en az yarım saat kalıyor, planınızı ona göre yapın. Oradan fabrikanın eski ambarına geçin; Nostaljik Araç Müzesi Türkiye'nin yollarında iz bırakmış otomobil, kamyonet ve motosikletleri sergiliyor, koleksiyon ülkenin sanayileşme hikayesini de anlatıyor. Yemekhane binası dört salonlu bir modern sanat galerisi oldu, sergi dönemine göre değişiyor; trafo binası ise 2021'de yüz binden fazla kitaplık bir kütüphaneye dönüştü. Çocuklar için raylara oturtulmuş gerçek bir vagon kütüphane var, 2022'de yanına gar binası eklendi.

Parkın en geniş bölümü açık hava müzesi. On bin metrekarelik alanda Anadolu uygarlıklarının 84 eseri 1/25 ölçekte maket olarak duruyor; bu maketler 2016'ya kadar Konyaaltı'ndaydı, sahil düzenlemesi sırasında buraya taşındı ve 2018'de müze düzeniyle açıldı. Akşamüstü ışığı maketlerin üzerine yandan düşüyor, fotoğraf için günün en iyi saati bu. Maketlerin arasında yürürken sabah Expo'da gördüğünüz tek gerçek kuleyi hatırlayın; burada aynı Hadrian Kapısı'nın küçültülmüş hali duruyor. Bilim merkezi fabrikanın işletme binasında, on iki bin metrekarelik deney ve atölye alanı; açılış ve program düzenini Kepez Belediyesi'nin sitesinden kontrol edin, müzelerin çoğu belirli günler kapalı. Orman kütüphanesinin önündeki Akseki taşından düğmeli ev ve sahaflar çarşısı günün son yarım saati için iyi bir bitiş. Eski memur yemekhanesi aslına uygun onarılmış bir sosyal tesis, fabrikanın emeklileri hala burada buluşuyor; çayınızı burada için ve bahçeye bakın. Okaliptüs ve çam gölgesi, fabrikanın 1960'larda diktiği ağaçlar; bu parkın sabahki Expo alanından farkı tam olarak bu, biri bir sergi için kuruldu, öteki altmış yıl bir işin çevresinde kendiliğinden büyüdü. Park kente yakın, Kepez'den geçen T3 hattı ve otobüsler merkeze döndürüyor; en yakın istasyonu ve hatları antalyaulasim.com.tr'den kontrol edin.

Kaynak: Kepez Belediyesi, DokumaPark.

Kepez'in ortasındaki DokumaPark, Antalya'nın en büyük sanayi mirası alanıdır. Burası 1950'lerde kurulan Antalya İplik ve Pamuklu Dokuma Fabrikası'nın yarım milyon metrekareye yaklaşan arazisidir ve 2015'ten beri fabrika binaları müzeye, kütüphaneye ve bilim merkezine, bahçeleri de kent parkına dönüşmüştür. Antalyalılar için burası hem bir hafıza mekanı hem de şehrin en çok kullanılan yeşil alanlarından biridir. Fabrikanın hikayesi kentin göç ve işsizlik sorunuyla başlar. Antalya Pamuklu Dokuma Sanayi şirketi 3 Nisan 1955'te, Antalya ovasında yetişen pamuğu yerinde işlemek ve iş yaratmak amacıyla kuruldu; girişimci heyetinde 700 Antalyalı vardı. Temel 5 Ocak 1956'da atıldı, sermayeye Sümerbank, Antbirlik ve bazı bankalar ortak oldu ve üretim 1 Ekim 1961'de başladı. Alman teknolojisiyle kurulan tesis yılda 1.650 ton pamuk işleyip 1.350 ton iplik üretiyordu; Türk Silahlı Kuvvetleri ve NATO üniformalarının kumaşı burada dokundu. Fabrika kendi başına bir mahalleydi: müdür ve personel lojmanları, kreş, revir, yemekhaneler, spor binası, itfaiye ve trafo binası bugün de yerinde durur. Turizmin büyümesiyle kentin içinde kalan fabrikada üretim 13 Ocak 2003'te durduruldu. Arazi özelleştirme kapsamında satışa çıkarıldı ama alıcı bulunamadı; 2004-2006 arasında hisseler Kepez Belediyesi'ne devredildi. Uzun süre kaderine terk edilen alan için 2015'te bir ortak akıl komisyonu kuruldu ve fabrikaya DokumaPark adı verildi. Projede hiçbir ağaç kesilmedi, binalar yıkılmak yerine restore edildi; ilk etap 30 Aralık 2015'te açıldı. Fabrika yerleşkesi Koruma Bölge Kurulu tarafından taşınmaz kültür varlığı olarak tescillidir. Bugün parkın içinde bir "müzeler adası" vardır. Anadolu Oyuncak Müzesi 2017'de fabrikanın eski kreş binasında açıldı; 15 temalı salonda 13.800 oyuncak sergilenir, alt katta kütüphane ve oyuncak atölyesi, bahçede asırlık zeytinler vardır. Bir Zamanlar Antalya Müzesi eski idari binada kentin ve fabrikanın hatıralarını anlatır. Nostaljik Araçlar Müzesi eski ambar binasında klasik otomobil, kamyonet ve motosikletleri toplar. Dokuma Açık Hava Müzesi'nde Anadolu'nun tarihi yapılarının 1/25 ölçekli 84 maketi on bin metrekarelik alana yayılır; bu maketler 2016'da Konyaaltı'ndaki eski minyatür parkından buraya taşındı. Eski yemekhane Modern Sanatlar Galerisi, eski trafo binası ise 19 Mayıs 2021'de açılan Cemil Meriç Kütüphanesi oldu. Parkın en yeni yapısı Antalya Bilim Merkezi'dir. Kepez Belediyesi ile TÜBİTAK iş birliğinde eski işletme binasında kurulan merkez 12.500 metrekarelik alanda dokuz sergi teması ve altı atölyeyle çalışır; robotik kodlama, ahşap tasarım ve fen atölyelerine okullar randevuyla gelir. Çocuklar için ayrıca 25 metrelik bir vagona kurulmuş Tren Kütüphane ve 23 Nisan 2022'de tarihi kara tren ile gar binası yanında açılan Dr. Burhanettin Onat Çocuk Kütüphanesi vardır. Yeşil taraf da müzeler kadar zengindir. 23.500 metrekarelik Botanik Park'ta 213 türden 583 ağaç ve sekiz bini aşkın bitki bulunur; Japon bahçesi, begonvil bahçesi, tropik bitkiler, tıbbi ve endemik türler ile kaya bahçesi ayrı bölümlerdir. Portakal bahçesi ve zeytinlik yerinde durur; aralarına yürüyüş yolları, su havuzları, çocuk oyun alanları ve spor sahaları eklenmiştir. Ziyaret için en iyi düzen sabah müzeler, öğleden sonra park yürüyüşüdür. Oyuncak Müzesi hafta sonu kalabalık olur; sakin gezmek için hafta içi sabah tercih edin. Müzelerin giriş koşulları ve açık olduğu günler değişebilir, güncel bilgiyi Kepez Belediyesi'nin sayfalarından kontrol edin. Park kent merkezine yakındır: AntRay T3 hattının Dokuma durağı parkın yanındadır, Müze'den Varsak yönüne giden tramvayla birkaç durakta gelinir. Park, Fabrikalar Mahallesi'nde Namık Kemal Bulvarı üzerindedir. Bir buçuk saatlik bir ziyaretle müzelerden ikisi ve botanik park, yarım günle alanın tamamı gezilir.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirAksu / Antalya, Antalya
TürRotalar
Durak4
Tarih15 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat