Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Bursa'nın Batı Yakası, Müzelerden Çekirge Kaplıcalarına
Kültürel4 Durak

Bursa'nın Batı Yakası, Müzelerden Çekirge Kaplıcalarına

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Bursa'yı çoğu gezgin Tophane, Ulu Cami ve Hanlar Bölgesi üçgeninde tanır, ama şehrin batı yakası başka bir hikaye anlatır. Muradiye'den Çekirge'ye uzanan bu hatta bir hanedan mezarlığı, yirminci yüzyılın ortasında kurulan büyük bir kent parkı, gölge oyununa ayrılmış bir müze ve Bizans temelleri üzerinde yükselen bir Osmanlı hamamı yan yana dizilir. Rota bu dört durağı tek bir yürüyüşte birbirine bağlar ve şehrin merkezde göremeyeceğiniz yüzlerini gösterir.

Sıra batıya doğru yürüyüşe göre kuruldu. Güne II. Murad'ın 1425-1426'da yaptırdığı külliyenin bahçesinde başlıyorsunuz; türbeleri tek tek okuyup karşıdaki 17. yüzyıldan kalma evi gördükten sonra yokuşu inip 1955'te açılan Kültürpark'a geçiyorsunuz. Parkın içindeki Bursa Arkeoloji Müzesi, 1904'te kurulan ve bugünkü binasına 1972'de taşınan koleksiyonuyla şehrin Osmanlı'dan önceki binlerce yılını anlatır. Ardından Çekirge Caddesi boyunca batıya yürüyüp Karagöz Müzesi'ne ve hemen karşısındaki Karagöz ile Hacivat anıtına varıyorsunuz. Günü birkaç yüz metre ötede, I. Murad döneminde kurulan ve bugün de hamam olarak kullanılan Eski Kaplıca'nın kubbeleri altında bitiriyorsunuz.

Bu sıralamanın bir mantığı var. Muradiye'yi sabah erken görmek türbeler arasında acele etmeden dolaşmanızı sağlar, iki müze günün ortasına düşer, yüzyıllardır sıcak suyuyla bilinen Çekirge ise uzun bir yürüyüşün doğal kapanışıdır. Duraklar arasında toplam yaklaşık üç kilometre yürünür. Muradiye'den Kültürpark'a iniş kısadır, Kültürpark'tan Çekirge'ye giden yol ise Çekirge Caddesi boyunca uzar; yorulursanız bu caddeden geçen otobüs ve dolmuşlara binebilirsiniz.

Yola çıkmadan önce birkaç şeyi kontrol edin. Bursa Arkeoloji Müzesi'nin resmi sayfası bu rota hazırlanırken müzeyi geçici olarak ziyarete kapalı gösteriyordu, bu yüzden güncel durumu muze.gov.tr'den öğrenin. Karagöz Müzesi'nin kapalı günü ve gölge oyunu gösterilerinin takvimi için belediyenin güncel duyurularına bakın. Eski Kaplıca'da yıkanmak istiyorsanız kadın ve erkek bölümlerinin düzenini ve ücreti önceden sorun. Muradiye'deki türbelerde sessiz olun ve içine girilen yapılarda görevlinin uyarılarına uyun.

Bu rota, şehrin merkezini dolaşan ilk başkent rotasının ve Muradiye'yi Cumalıkızık'la birleştiren yamaç rotasının tamamlayıcısıdır. Muradiye'yi bu kez türbelerin ayrıntılarıyla ve çevresindeki evlerle birlikte görür, sonra şehrin öbür ucuna, Çekirge'ye geçersiniz. Günün sonunda Osmanlı'nın ilk yüzyılından yirminci yüzyılın kent parkına, oradan halk tiyatrosunun perdesine uzanan bir zaman şeridini yürüyerek katetmiş olursunuz.

Süre: 5-6 saat. En iyi zaman: Hafta içi bir gün sabah erken Muradiye'de başlayıp öğleden sonra Çekirge'de bitirmek en rahatıdır; Arkeoloji Müzesi'nin ve Karagöz Müzesi'nin güncel ziyaret durumunu gitmeden kontrol edin.. Ulaşım: Muradiye'ye şehir merkezinden Muradiye semtine giden otobüs ve dolmuşlarla ya da BursaRay'in Kültürpark istasyonundan yürüyerek ulaşılır; duraklar arası yürünür, Çekirge'den dönüşte Çekirge Caddesi'nden geçen otobüs ve dolmuşlar kullanılır.

Kaynaklar

Osmangazi, Bursa
Kültürel
4 Durak
Mekanlarda ~4 sa 45 dk
Yürüyüş ~2,5 km · 42 dk
Toplam ~5 sa 27 dk
30 Eylül 2026

Rota Durakları

1
Muradiye Külliyesi

Muradiye Külliyesi

~1 sa 15 dk burada
Muradiye, Osmangazi/Bursa

Güne külliyenin II. Murad Caddesi tarafındaki bahçesinde başlayın ve önce caminin güneybatısındaki II. Murad Türbesi'ne yönelin. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre türbe 1451'de yapıldı; Bursa Alan Başkanlığı, II. Murad'ı Bursa'da gömülen son Osmanlı padişahı olarak anar. Kapıya varmadan başınızı kaldırın, çünkü girişin üstündeki kalem işleriyle bezeli ahşap saçak ansiklopedi maddesinde ayrıca övülen bir işçiliktir. İçeride iç içe iki kare vardır; dıştaki 13,45 metre, içteki 6,90 metre kenarlıdır ve aralarında 3,25 metre genişliğinde bir dolaşma alanı kalır. Orta bölümün kubbesi, kaideleri ve başlıkları başka yapılardan devşirilmiş dört sütun ile dört paye üzerine oturur. Bu kubbenin ortası bilerek açık bırakıldı, çünkü sultan vasiyetinde güneşin, ayın ve yağmurun mezarının üzerine doğrudan düşmesini istemişti. Naaşı bir sandukaya değil doğrudan toprağa gömüldü ve Alan Başkanlığı bu sadeliği gösterişten hoşlanmayan bir hükümdarın izi olarak yorumlar. Yan bölümde Şehzade Alaeddin ile birlikte başka hanedan çocukları yatar; kaynaklar burada kimlerin gömülü olduğu konusunda birbirinden biraz farklı listeler verir.

Türbeden çıkınca bahçeyi bir aile ağacı gibi okuyun, çünkü 1449 ile 1573 arasında yapılan bu yapılar aynı hanedanın yüz yılı aşan hikayesini anlatır. En erkeni 1449 tarihli Hüma Hatun Türbesi'dir ve Fatih Sultan Mehmed'in annesine ait bu altıgen yapı ansiklopediye göre oldukça gösterişsizdir. Bugün Cem Sultan'ın adıyla bilinen türbe aslında 1479'da, Fatih'in 1474'te ölen büyük oğlu Şehzade Mustafa için yapıldı. Cem Sultan 1495'te İtalya'da öldü, naaşı 1499'da Bursa'ya getirilip bu türbeye konuldu. Önündeki mermer revaktan içeri bakınca duvarları pencere hizasına kadar kaplayan firuze ve lacivert altıgen çinileri, çerçevelerdeki altın yaldızı ve kündekari tekniğinde işlenmiş ahşap kapı kanatlarını görürsünüz. Aynı kündekari işçiliğini Fatih'in eşi Gülşah Hatun'un kare planlı türbesinin kapısında da arayın. TDV'ye göre sekizgen Şehzade Ahmed Türbesi'ni 1513'te Mimar Alaeddin yaptı ve içinde Şehzade Ahmed'in yanı sıra kardeşi Şehinşah ile Şehzade Korkut da yatar. Şehzade Mahmud Türbesi'nin kapı kitabesi 1507 tarihlidir, yapı Mimar Yakub Şah'a atfedilir ve içeride çiniler 2,90 metre yüksekliğe kadar çıkar. Mükrime Hatun ile Şirin Hatun türbelerini art arda gezip karşılaştırın, çünkü ansiklopedi bu ikisinin yazı ve süsleme programının birbirinin aynısı olduğunu belirtir. Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Şehzade Mustafa'nın türbesini II. Selim 1573'te yaptırdı ve annesi Mahidevran'ın sandukası da buradadır. Bahçede duvarsız iki yapı da dikkat çeker. Fatih'in sütannesine ait olduğu söylenen Ebe Hatun Türbesi dört yanı açık bir baldaken olarak kuruldu. Saraylılar Türbesi ise yazıtı olmayan ve içinde kimlerin yattığı bilinmeyen açık bir yapıdır. 2012-2015 arasında üç aşamada yapılan restorasyonda sonradan eklenen sıva katmanları kaldırıldı ve altlarındaki özgün kalem işleri ile yazılar yeniden ortaya çıktı. Hangi türbelerin o gün açık olduğunu görevliye sorun, içine girdiğiniz yapılarda sessiz olun ve çinilere dokunmayın.

Bahçeden çıkınca karşı taraftaki eve geçin; Kültür Portalı'na göre bu 17. yüzyıl yapısı Bursa'da ayakta kalan en eski evlerden biridir. Evin yerinde önceden II. Murad'a ait bir köşk bulunduğu sanılır ve rivayet burayı Fatih Sultan Mehmed'in doğduğu yer olarak anar; Bursa Alan Başkanlığı ise evin 17. yüzyılda bir paşanın konutu olarak yapıldığını tahmin eder. 1946'da kamulaştırılan ev 1958'de müze olarak açıldı, 1992'de ziyarete kapandı ve 2005'te yeniden açıldı. Üst kattaki baş odada kalem işi çiçek motifleriyle bezeli ahşap dolaba, geometrik desenli ahşap tavana ve altıgen tavan göbeğine bakın. Muradiye'nin sivil mimarisinden bir örnek daha görmek isterseniz Kaplıca Caddesi'nin güneyindeki Uzunyol Sokağı'na yürüyün. Buradaki ev 1836'da devlet konukevi olarak yapıldı, bir dönem Rus Konsolosluğu olarak kullanıldı ve 1988'de sanatçı Hüsnü Züber tarafından satın alınıp onarıldı. Uzun yıllar Yaşayan Müze adıyla gezilen yapı, DergiPark'ta yayımlanan bir makaleye göre 2015'te başlayan restorasyonun ardından 2021'de gençlik merkezi olarak açıldı. Bu yüzden içini gezmeyi planlamak yerine ahşap cephesine ve sokağın dokusuna bakın. Ardından Kültürpark'a varmak için kuzeye, Çekirge Caddesi yönüne doğru yokuşu inin.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi; Bursa Alan Başkanlığı; Kültür Portalı; Bursa Büyükşehir Belediyesi; DergiPark; Vikipedi.

II. Murad tarafından yaptırılan külliyenin bahçesinde on iki türbe var ve her biri farklı bir hanedan üyesine ait. Şehzade Mustafa, Cem Sultan ve Mustafa'nın türbeleri çini bezemeleriyle öne çıkıyor. Bahçe servi ve çınarlarla gölgeli, ziyaretçi az ve sessiz. Osmanlı çini sanatının yüzyıl boyunca nasıl değiştiğini tek bir bahçede sırayla görebiliyorsunuz.
2
Reşat Oyal Kültür Parkı

Reşat Oyal Kültür Parkı

~1 sa 30 dk burada
Gaziakdemir Mah., Çekirge Cad., Osmangazi / Bursa

Muradiye'den inince Çekirge Caddesi üzerindeki Kültürpark'a girin. Kültür Portalı'na göre park 1955'te dönemin belediye başkanı Reşat Oyal tarafından açıldı ve Bursa'nın ilk büyük düzenli yeşil alanıdır. Yaklaşık 393 bin metrekarelik bir alana yayılan park, 1999'dan beri resmi olarak Reşat Oyal Kültür Parkı adını taşır. Bu durağın asıl hedefi parkın içindeki Bursa Arkeoloji Müzesi olduğu için önce müzeye gidin, parkta dolaşmayı sonraya bırakın.

Müze 1904'te İmparatorluk Müzesi'nin bir şubesi olarak kuruldu ve Müze Kart sayfası onu Türkiye'nin en eski üçüncü müzesi olarak tanıtır. Koleksiyon 1930'da Yeşil Medrese'ye taşındı, 1972'de ise Mimar Ertem Yücel'in projesiyle yapılan bugünkü binaya geçti. Kültür Portalı'na göre müzede yaklaşık 25 bin eser bulunur ve bunların iki bin kadarı sergilenir. Teşhir dört bölüme ayrılmıştır ve bölümleri sırayla gezmek Bursa çevresinin tarihini baştan sona okumanızı sağlar. Birinci salon Miyosen'den Frig dönemine uzanır; burada Mustafakemalpaşa sınırlarındaki Paşalar fosil yatağından gelen fil kalıntılarına ve Aktopraklık Höyüğü'nde bulunan kadın iskeletine bakın. Taş Eserler Salonu'nda mermer heykellerin arasında Roma dönemine ait bronz Apollon heykeli ile bronz Athena büstü öne çıkar. İkinci salon Arkaik dönemden Bizans'a kadar sikkeleri, cam eserleri, kandilleri, metal eşyaları, mühürleri ve takıları kronolojik sırayla gösterir. Müzenin öne çıkan parçaları arasında Gemlik'te bulunan, zeytin taneleriyle bezeli Helenistik altın diadem ve Mudanya'daki bir sondaj kazısında çıkan, köpek taşıyan bir çocuğu gösteren bronz heykel de var. Son bölüm 1988'deki bir kurtarma kazısında Üç Pınar Tümülüsü'nde bulunan eserlere ayrılmıştır. Burada Pers egemenliği dönemine ait üç mezar steli ile MÖ 6. yüzyıla tarihlenen bir savaş arabasının yeniden kurulmuş parçaları sergilenir. Kültür Portalı, Karacabey'e bağlı Şükraniye köyünde bulunan Greko-Pers mezar stelinin dünyada bilinen üç örnekten biri olduğunu da not eder. İçeriyi gördükten sonra bahçeye çıkın, çünkü müze bahçesinde zengin bir mezar steli koleksiyonu açıkta durur. Stellerdeki kabartmaları yandan gelen ışıkta incelemek figürlerin ayrıntılarını seçmeyi kolaylaştırır.

Müze Kart sayfası bu rota hazırlanırken müzeyi geçici olarak ziyarete kapalı gösteriyordu, bu yüzden gitmeden güncel durumu kontrol edin. Müze kapalıysa bu durağı kısaltıp zamanı parkın kendisine ayırın. Parkın ortasında sandalla gezilebilen bir göl vardır ve kıyısı çay bahçeleri ile dinlenme alanlarıyla çevrilidir. Parkta açık hava tiyatrosu, belediye konservatuvarı ve bir lunapark da bulunur. Kültürpark 1963'ten beri Uluslararası Bursa Festivali'ne ev sahipliği yapar; yaz aylarında geliyorsanız festival programına bakın. Göl kıyısındaki bir bankta ya da gölgelik bir çimde oturup günün ortasında dinlenmek için rotanın en uygun yeri burasıdır. Rotayı burada bitirmek isterseniz parkın yanındaki BursaRay Kültürpark istasyonu şehir merkezine dönüşü kolaylaştırır. Devam edecekseniz Çekirge Caddesi'ne çıkıp batıya, Çekirge yönüne dönün; Karagöz Müzesi aynı caddenin üzerinde, bir buçuk kilometre kadar ileridedir. Yol uzun gelirse caddeden geçen otobüs ya da dolmuşlarla birkaç durak gidebilirsiniz.

Kaynak: Kültür Portalı; Müze Kart; Vikipedi.

Bursalıların kısaca Kültürpark dediği Reşat Oyal Kültür Parkı, kent merkezi ile Çekirge arasında uzanan büyük bir şehir parkıdır. Park 1955'te dönemin belediye başkanı Reşat Oyal tarafından Kültürpark adıyla açıldı ve 1999'da onun adını aldı. Kültür Portalı onu kentin düzenlenmiş ilk büyük yeşil alanı olarak tanıtır. Kaynaklar alanı 390 bin metrekarenin biraz üzerinde verir; Vikipedi ve Kültür Portalı 393 bin, Büyükşehir Belediyesi 391 bin metrekare yazar. Vikipedi'ye göre parkın düzeni, 1958'de açılan ulusal bir proje yarışmasıyla ve 1985'te parkı fuar alanına dönüştürmek için düzenlenen ikinci bir yarışmayla elde edilen projelere dayanır. Parkın yaklaşık 143 bin metrekaresi yeşil alandır ve burada 61 türden yaklaşık 5 bin ağaç bulunur. Aralarında sıla ağacı ve ginkgo gibi türler de vardır. Tescilli anıt ağaçlar arasında iki manolya, bir Uludağ göknarı ve halk arasında Tarihi Yağcılar Çınarı diye anılan bir çınar sayılır. Park 1963'teki ilk festivalden bu yana Uluslararası Bursa Festivali'ne ev sahipliği yapar. Parkın ortasında sandalla gezilebilen bir göl ve çevresinde çay bahçeleriyle dinlenme alanları bulunur. Kültür Portalı'na göre Arkeoloji Müzesi, Belediye Konservatuvarı, Açık Hava Tiyatrosu, nikah salonu ve lunapark parkın içindeki yapılardır. Büyükşehir Belediyesi yayalardan giriş ücreti alınması uygulamasına son verdiğini duyurmuştur; araçla giriş koşullarını belediyenin güncel duyurularından kontrol edin. Uzun bir yürüyüş için gölün çevresinden başlayıp ağaçlık yollar boyunca müzeye doğru ilerlemek, parkın farklı köşelerini görmenin kolay bir yoludur. Parkın içindeki Bursa Arkeoloji Müzesi, kentin en köklü kültür kurumlarından biridir. Müze 1904'te Müze-i Hümayun'un bir şubesi olarak kuruldu ve Bakanlığın müze sayfası onu İstanbul ve Konya'dan sonra Türkiye'nin en eski üçüncü müzesi olarak tanıtır. İlk olarak Bursa Erkek Lisesi binasında açıldı, 1930'da Yeşil Medrese'ye taşındı ve 1972'de arkeoloji bölümü Kültürpark'taki bugünkü binasına geçti. Vikipedi'ye göre bina mimar Ertem Yücel'in projesiyle yapıldı ve müze 15 Temmuz 1972'de ziyarete açıldı. Yakınında başka müze bulunmadığı için uzun yıllar bölge müzesi olarak çalıştı; İznik Müzesi açılana kadar Ilıpınar Höyük, Balıkesir Müzesi kurulana kadar Antandros ve Daskyleion kazılarının sorumluluğu Bursa Müzesi'ndeydi. Vikipedi müzede 25 bin kadar eser bulunduğunu, bunların 2 bin kadarının sergilendiğini yazar. Eserler kronolojik bir düzenle sergilenir. Birinci salon Miyosen döneminden Frig Krallığı'na uzanır ve dünya literatüründe Paşalar Fili diye bilinen fosil kalıntısı ile Mustafakemalpaşa'daki Paşalar Fosil Yatağı'nın buluntularını gösterir. Aynı salonda Aktopraklık Höyük kazılarında bulunan, 30 yaşlarında bir kadına ait iskelet mezar buluntularıyla birlikte ve höyüğün maketiyle sergilenir. Müzenin simge eserleri, Mustafakemalpaşa'daki Miletopolis antik kentinde bulunan Roma dönemi bronz Athena büstü ile bronz Apollon heykelidir; ikisi de mermer portrelerin çevrelediği megaron planlı bir odada durur. İkinci salon Arkaik çağdan Doğu Roma döneminin sonuna uzanır; Antandros buluntuları, Roma dönemi cam eserleri, yağ kandilleri ve asma kattaki sikke bölümü burada yer alır. Mudanya'da bulunan, kucağında köpek taşıyan bronz çocuk heykeli ve Gemlik'teki bir kurtarma kazısında Hellenistik dönem lahdinden çıkan altın diadem de müzenin öne çıkan eserleri arasındadır. Ayrı bir salonda, 1988'deki kurtarma kazısında bulunan Üç Pınar Tümülüsü'nün tekerlek ve at koşum parçalarından yola çıkılarak yapılmış bir savaş arabası rekonstrüksiyonu ve Greko-Pers üslubunda üç mezar steli sergilenir. Vikipedi'ye göre müzenin bahçesinde de zengin bir stel koleksiyonu vardır. Bakanlığın müze sayfası Bursa Arkeoloji Müzesi'ni şu anda geçici süreyle ziyarete kapalı olarak gösteriyor. Müzeyi görmek istiyorsanız yola çıkmadan önce muze.gov.tr üzerinden güncel ziyaret durumunu ve saatlerini kontrol edin. Park, BursaRay hattının Kültürpark istasyonuna yakındır ve istasyon müze ile Atatürk Müzesi'ne de hizmet verir. T1 tramvay hattının Kültürpark-Millet Bahçesi durağı da parka ulaşmanın bir başka yoludur. Kültür Portalı ayrıca kent merkezinden otobüsle ulaşılabildiğini belirtir. Gölün kıyısında oturup dinlenmek, müze ve çarşı gezileriyle dolu bir günün ortasında iyi bir mola olur.
3
Karagöz Müzesi

Karagöz Müzesi

~1 sa burada
Çekirge Mahallesi, Çekirge Caddesi No:159, Osmangazi/Bursa

Çekirge Caddesi'nde batıya yürürken sağ tarafınızdaki, yani caddenin kuzeyindeki küçük parka dikkat edin, çünkü Karagöz ve Hacivat Anıtı buradadır. Müzeye girmeden önce anıtı görün; Kültür Portalı'na göre bugünkü seramik düzenleme, belediyenin siparişi üzerine heykeltıraş Gönül Akıncı'nın 1982'de tamamladığı işe dayanır. Aynı kaynağın müze sayfası, alanın 1950'de sembolik bir perdeye dönüştürüldüğünü ve arkasında üç temsili mezar taşı bulunduğunu yazar. Rivayete göre Orhan Gazi zamanında bir cami inşaatında çalışan Karagöz ile Hacivat, nükteli konuşmalarıyla işçileri işten alıkoydukları için idam edildi. Aynı rivayet, sonradan pişman olan sultanın huzurunda Şeyh Küşteri'nin ikisinin tasvirlerini yapıp perdede oynattığını anlatır. TDV İslam Ansiklopedisi'nin Karagöz maddesini yazan Metin And ise bu rivayetlerin hiçbir belgeye dayanmadığını vurgular. Bu yüzden anıtı bir mezardan çok, gölge oyununa adanmış bir saygı durağı olarak görün.

Müze anıtın tam karşısında, caddenin öbür yakasındadır. Bina otuz yıl kadar trafo olarak kullanılmış eski bir elektrik dağıtım yapısıdır ve Kasım 1995'teki 3. Uluslararası Bursa Karagöz Festivali'nin ardından belediye tarafından kültür mekanına çevrildi. Yapı Haziran 1997'de Karagöz Evi adıyla açıldı ve 2007'de müzeye dönüştürüldü. İki katlı binanın toplam alanı 1.008 metrekaredir ve içinde iki galeri, bir gösteri salonu, bir tasvir atölyesi ile bir ihtisas kütüphanesi bulunur. Birinci galeride Karagöz tiyatrosunun tarihini ve perdenin arkasında kullanılan araç gereçleri görürsünüz. Bir tasvire yakından bakınca yapım tekniğini de okuyabilirsiniz; ansiklopediye göre tasvirler deve derisinden kesilir, işlenerek şeffaflaştırılır ve kök boyalarla renklendirilir. Figürlerin üzerindeki küçük deliklere de bakın, çünkü oynatıcı tasvirleri bu deliklere yerleştirilen çubuklarla tutar. Ansiklopediye göre yatay çubuk figürü tek yönde yürütür, dikey çubuk ise sağa sola döndürmeye izin verir. İkinci galeri geleneksel tasvirlere ayrılmıştır ve koleksiyonun temelinde Metin And'ın koleksiyonundan gelen figürlerle Tacettin Diker ve Orhan Kurt gibi ustaların işleri vardır. Galerilerde el ve ip kuklaları ile Osmanlı dönemi gazetelerinden karikatürler de sergilenir.

Gösteri düzenini de inceleyin; ansiklopediye göre oyun beyaz bir perdenin arkasında yağ kandili ya da mum ışığıyla oynatılır. Bir oyun genellikle mukaddime, muhavere, fasıl ve bitiş bölümlerinden oluşur. Bir gösteriye denk gelirseniz Hacivat'ın süslü diliyle Karagöz'ün halk ağzı arasındaki çatışmayı bu bölümler boyunca izlersiniz. Müzenin 69 kişilik gösteri salonunda düzenli olarak Karagöz oyunları sahnelenir, bu yüzden gösteri saatini önceden öğrenin. Türk gölge tiyatrosu Karagöz 2009'da UNESCO'nun somut olmayan kültürel miras listesine girdi. Çocuklarla geliyorsanız atölyede tasvir yapımına dair bir program olup olmadığını sorun. Fotoğraf çekmeden önce görevliye danışın ve vitrinlere yaslanmayın. Müzenin kapalı günü ve gösteri takvimi değişebildiği için Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin güncel duyurularını kontrol edin. Çıkınca Çekirge Caddesi'nde batıya birkaç yüz metre daha yürüyün, Eski Kaplıca Çekirge'de sizi bekliyor.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi; Kültür Portalı; Vikipedi.

Karagöz Müzesi, geleneksel Türk gölge oyunu Karagöz'ün kültürünü yaşatmak için Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından 2007'de açılan, Türkiye'nin ilk Karagöz müzesidir. Çekirge Caddesi üzerinde, Karagöz ile Hacivat'ın temsili mezarı olarak bilinen anıt mezarın tam karşısında durur. İki katlı bina, müze olmadan önce yaklaşık otuz yıl boyunca trafo binası olarak kullanılmıştı. Karagöz Evi'nden müzeye Kasım 1995'te düzenlenen Uluslararası 3. Bursa Karagöz Festivali'nin ardından belediye, atıl durumdaki bu binayı Karagöz sanatına ayırmak için çalışma başlattı. Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği'nin (UNIMA) Bursa şubesi ile koleksiyoncu Şinasi Çelikkol'un katkılarıyla düzenlenen bina, Haziran 1997'de Karagöz Evi adıyla bir sanat evi olarak açıldı. Burada haftanın üç günü Karagöz gösterileri yapılmaya başlandı ve bir süre Çelikkol'un koleksiyonundaki Keles yöresine ait dokumalar ve giysiler de sergilendi. Karagöz Evi, 1997-2005 yılları arasında düzenlenen Uluslararası Bursa Kukla ve Gölge Oyunları Festivali'nin ana mekanlarından biri oldu. 2005'te binanın dış cephesi, seramikten kabartma olarak yapılmış Karagöz oyunu karakterleriyle kaplandı. Bina 2006'da boşaltıldı, 2007'de yeniden düzenlendi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından müze olarak tescil edildi. Koleksiyonun çekirdeğini Metin And'ın koleksiyonundan gelen 72 karakter oluşturdu. Ardından Tacettin Diker, Orhan Kurt, Mustafa Mutlu, Metin Özlen ve Osman Ezgi gibi Karagöz sanatçılarının tasvirleri eklendi. Müzede neler var Belediyenin müze sitesine göre binada üç galeri, beş çocuk kapasiteli bir tasvir atölyesi, bir ihtisas kütüphanesi ve 69 kişilik bir gösteri salonu bulunur. Galerilerden birinde panolar gölge oyununun tarihini anlatır, tasvir yapımında kullanılan alet ve malzemeler tanıtılır. Hayali Nevzat Çiftçi'nin el yapımı kuklaları da burada, tasvir yapım malzemeleriyle birlikte sergilenir. Bir başka galeride Karagöz tasvirleri ve onları yapan ustaların yaşam öyküleri yer alır; belediye bu galerideki tasvir sayısını 119 olarak verir. Ortadaki galeri farklı ülkelere ait kuklalara ayrılmıştır ve bunların bir kısmı Bursa'daki kukla festivaline gelen sanatçıların bağışıdır. Eski gazetelerden derlenmiş Karagöz ve Hacivat karikatürleri ile oyuna ait çeşitli basılı malzemeler de sergi arasındadır. Gösteri salonunda UNIMA iş birliğiyle canlı gölge oyunu gösterileri yapılır. Belediye gösterilerin beş yaşın üzerindeki izleyicilere uygun olduğunu, 8-13 yaş arasındaki çocuklar için de tasvir yapım çalışmaları düzenlendiğini belirtir. Gölge oyununun kısa tarihi Karagöz'ün kökeni üzerine farklı görüşler vardır. Bazı araştırmacılar oyunun Orta Asya'dan geldiğini düşünmüştür, ancak Metin And'ın TDV İslam Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre Orta Asya Türklerinde gölge oyunu bilinmiyordu. Hindistan'dan Çingene göçleriyle geldiği görüşü de, Anadolu'da 16. yüzyıldan önce gölge oyununa dair hiçbir iz bulunmadığı için zayıf kalır. Bursa'da anlatılan rivayete göre Orhan Gazi döneminde bir caminin yapımında Hacivat duvarcı, Karagöz demirci olarak çalışıyordu. Aralarındaki nükteli konuşmalar işçileri oyalayınca inşaat gecikti ve ikisi de idam edildi; daha sonra Şeyh Küşteri adında biri tasvirlerini yapıp sultanın huzurunda oynattı. And, hiçbir belge ya da kanıt bulunmadığı için bu anlatıların tarih olarak fazla bir anlam taşımadığını vurgular. Yazılı kaynaklara göre gölge oyunu Osmanlı ülkesine 16. yüzyılda, Mısır'daki Memlük sanatçıları aracılığıyla girdi. Memlük tarihçisi İbn İyas, 1517'de Mısır'ı alan Yavuz Sultan Selim'in huzurunda bir gölge oyuncusunun Nil üzerindeki Ravza adasındaki sarayda oyun sergilediğini anlatır. Oyunu beğenen padişah sanatçıyı İstanbul'a çağırdı ve kaynaklara göre onunla birlikte 600 kadar Mısırlı sanatçı İstanbul'a geldi. Memlük tasvirleri tek renkli ve saydam değildi; Türk sanatçıları 17. yüzyılda dericilikteki ustalıklarıyla tasvirleri saydamlaştırdı ve eklem yerlerinden hareket edebilir hale getirdi. Karagöz adı da ilk kez bu yüzyılda görülür. Tasvirler deriden, özellikle deve derisinden yapılır, çeşitli işlemlerle saydamlaştırılır ve kök boyalarla renklendirilir. Oyun beyaz bir perdenin arkasından, yağ kandili ya da mum ışığıyla oynatılır. Tasvirler yatay çubuklarla yürütülür, fır döndü denen dikey çubuklarla da sağa sola çevrilir. Her oyun mukaddime, muhavere, fasıl ve bitiş adlı dört bağımsız bölümden oluşur. Karagöz düşündüğünü açıkça söyleyen, çoğu zaman işsiz ve başı dertte bir halk adamıdır; Hacivat ise düzgün konuşan, herkesin arasını bulmaya çalışan bir İstanbul çelebisidir. Perdeye Kastamonulu oduncu, Bolulu aşçı ya da Kayserili gibi kendi yöresinin ağzıyla konuşan pek çok tip de çıkar ve böylece Osmanlı toplumunun çeşitliliği sahneye taşınır. UNESCO Karagöz'ü 2009'da İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne aldı. Kayda göre oyun geçmişte özellikle Ramazan aylarında ve sünnet düğünlerinde kahvehanelerde ve açık alanlarda oynanırdı. Ziyaret Binaya girmeden önce cepheye bakın; renkli seramik kabartmalarda oyunun kahramanları tek tek seçilebilir. Karşıdaki anıt mezarı da aynı gezide görebilirsiniz; TDV, rivayetlere dayanılarak Çekirge'deki bir mezarın Karagöz'e ait olduğunun ileri sürüldüğünü not eder. Müze pazartesi günleri kapalıdır; açılış saatlerini ve gösteri programını ziyaretten önce belediyenin müze sitesinden kontrol edin. Belediye alanın erişilebilirliğinin sınırlı olduğunu belirtir, bu yüzden tekerlekli sandalye ya da bebek arabasıyla gelecekseniz önceden bilgi almanızda yarar var. Eski Kaplıca ve Hüdavendigar Külliyesi müzenin birkaç yüz metre batısındadır, bu yüzden Çekirge'deki bir yürüyüşle kolayca birleştirilir. Çekirge'ye kent merkezinden toplu taşımayla ulaşılır; güncel hat bilgisini Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin ulaşım kaynaklarından kontrol edin.
4
Eski Kaplıca

Eski Kaplıca

~1 sa burada
Kükürtlü Mahallesi, Armutlu Sokak, Osmangazi/Bursa

Rotanın son durağı Çekirge'deki Eski Kaplıca'dır ve Bursa Alan Başkanlığı yapıyı Armutlu adıyla da anar. Yapı bugün de hamam olarak işlediği için içini görmenin olağan yolu yıkanmaktır; yalnızca bakmak istiyorsanız bunun mümkün olup olmadığını girişte sorun. Alan Başkanlığı hamamın I. Murad tarafından çifte hamam olarak yaptırıldığını yazar, ancak kesin yapım tarihini gösteren bir belge yoktur. Kaynaklar 1371 ile 1385 arasında farklı tarihler önerir; Hasan Yılmazyaşar'ın DergiPark'taki makalesine göre Osmanlı kronikleri ve arşiv belgeleri yapıyı I. Murad dönemine bağlar. Bazı kaynaklara göre hamam Bizans dönemine ait bir hamamın kalıntıları üzerine kuruldu. Araştırmacılar yapının özünde bir Bizans binası mı yoksa Türk mimar ve ustaların eseri mi olduğunu tartışır ve Yılmazyaşar bu görüş ayrılığını ayrıntılı biçimde ele alır. Vikipedi'nin aktardığı bir görüşe göre I. Murad'ın ustaları 5. ya da 6. yüzyıldan kalma bir yapının planını koruyup duvarları yeniden ördü ve kubbeyi ekledi.

İçeri girince önce II. Bayezid döneminde eklenen soyunmalık bölümüne varırsınız; Discover Islamic Art'a göre bu bölüm 1511'de yaptırıldı ve Vikipedi bu tarihi taşıyan kitabenin korunduğunu belirtir. Soyunmalığın örtüsü iki kubbe ile iki yarım kubbeden oluşur, ortasında bir şadırvan vardır ve çok sayıda pencereden ışık alır. Aynı kaynak soyunmalığın altında, ziyaretçilerin hayvanları için yapılmış olabileceği düşünülen bir bodrum bulunduğunu da not eder. Yapının en çok bilinen kısmı, sekiz sütunun taşıdığı kubbenin altındaki mekandır. Discover Islamic Art bu sütunlu baldakeni sıcaklık bölümüne yerleştirir, Bursa Alan Başkanlığı'nın metni ise sekiz sütunu birbirine bağlayan yuvarlak kemerli kubbeyi ılıklıkla anlatır. Sütunların başlıklarına dikkatle bakın, çünkü kaynaklar bunların Bizans döneminden devşirilmiş parçalar olduğunu yazar. Sıcaklıkta yedi metre çapında yuvarlak bir havuz bulunur. Su, girişin karşısındaki aslan başı biçimli bir oluktan önce küçük bir yalağa, oradan da kademeli olarak havuza akar. Köşelerdeki yarım daire nişler, klasik Osmanlı hamamlarında köşelere yerleşen halvet hücrelerinin yerini tutar. Yılmazyaşar bu niş düzeninin öncül örneklerinin Roma ve Geç Antik dönem hamamlarında görüldüğünü belirtir. Tarihçi von Hammer-Purgstall suyun kaynağında yumurta pişirecek kadar sıcak olduğunu yazmıştı.

Yapı yüzyıllar içinde defalarca onarıldı ve Vikipedi 1535, 1612, 1629, 1681 ve 1882'deki onarımları sayar. Discover Islamic Art'a göre çatı 1535-1536'da kurşunla kaplandı, 1612'de ise kırmızı kiremitle yenilendi. Alan Başkanlığı'na göre bugün sıcaklık kubbeleri kiremitle, soğukluk kubbesi ise kurşunla örtülüdür; dışarıdan bakarken bu iki örtü malzemesini ayırt etmeye çalışın. Aynı kaynağa göre yapı erkekler ve kadınlar için ayrı bölümleriyle özgün işlevini sürdürür ve Bursa'nın en büyük kaplıcalarından biri sayılır. Yıkanacaksanız bölümlerin düzenini, saatleri ve ücreti önceden sorun, güncel bilgiyi işletmenin resmi kanallarından alın. İçeride sesinizi alçak tutun, peştamalla dolaşın ve yıkanan başka kişilerin fotoğrafını çekmeyin. Devşirme başlıklar ve mermer havuz kenarı yüzyıllık malzemelerdir, onlara yaslanmayın ve üzerlerine eşya bırakmayın. Günü bitirdikten sonra Çekirge Caddesi'nden geçen otobüs ve dolmuşlarla şehir merkezine dönebilirsiniz.

Kaynak: Bursa Alan Başkanlığı; DergiPark; Discover Islamic Art; Vikipedi.

Eski Kaplıca, Çekirge'de, Kükürtlü Mahallesi sınırları içinde, 14. yüzyılda erkekler ve kadınlar için iki ayrı bölümle çifte hamam olarak kurulmuş bir kaplıca yapısıdır. Halk arasında Armutlu Hamamı adıyla da anılır ve TDV İslam Ansiklopedisi onu Bursa kaplıcalarının en eski ve en önemli örneği olarak tanıtır. Adını, yerinde daha önce Bizans dönemine ait bir hamam kalıntısı bulunmasından alır. Çekirge'nin sıcak suları Osmanlılardan çok önce de biliniyordu; Bizans döneminde kaplıcaların çevresinde Pythia adıyla anılan bir yerleşim gelişmişti. Kesin yapım tarihini veren bir belge yoktur, ancak arşiv bilgileri hamamın I. Murad döneminde yapıldığını gösterir ve en erken tarih olarak 1371 kabul edilir. Hüdavendigar Külliyesi'nin Temmuz 1385 tarihli vakfiyesi, kaplıcanın I. Murad'ın Çekirge'de kurduğu külliyenin bir parçası olduğunu ortaya koyar. Semavi Eyice'nin TDV'deki maddesine göre külliye, kaplıca sularının çıktığı bu yerde kurulduğu için Kaplıca İmareti diye de anılmıştır. Çekirge'deki yerleşim de zamanla bu külliyenin ve çevresindeki kaplıcaların etrafında şekillenmiştir. Bazı araştırmacılar, sıcaklık bölümündeki antik sütun başlıklarına dayanarak yapının 5. ya da 6. yüzyıla ait bir Bizans hamamının temelleri üzerinde, eski plan büyük ölçüde korunarak yeniden kurulduğunu düşünür. Bu görüşe göre I. Murad döneminde beden duvarları büyük ölçüde yeniden örülmüş ve mekanların üzeri kubbeyle kapatılmıştır. Seyyahlar da yapıyı çoğunlukla bir Bizans eseri ya da kubbesi I. Murad zamanında örtülmüş bir hamam olarak anlatmıştır. Mimarı bilinmemektedir. II. Bayezid döneminde yapıya kubbeli bir soyunmalık (camekan), bir mahzen ve çevresine dükkanlar eklendi. Bu eklemeye ait 1511 tarihli kitabe bugün kadınlar bölümünün girişinde durur. Böylece I. Murad döneminin mekanlarıyla II. Bayezid döneminin birimleri aynı yapıda iki farklı mimari anlayışı yan yana gösterir. Hamam sonraki yüzyıllarda da birçok kez onarıldı; kaynaklar 1535, 1612, 1629, 1681 ve 1882 onarımlarını sayar, Kültür Portalı'ndaki envanter kaydı 1988'i de ekler. Aynı kayda göre özgün kurşun örtünün bir kısmı 1612'de kiremitle değiştirilmiştir. Mimari Yapı, yıldızvari sıcaklıklı hamam tipinin bir örneğidir; bu tipte yıkanma yerleri olan tonozlu nişler çokgen bir göbek taşının çevresine dizilir. Bu planın Anadolu'daki antik kaplıca ve hamamlardan etkilenerek biçimlendiği düşünülür. Duvarlarda taş ve tuğla birlikte kullanılmıştır. Ilıklığın kubbesi, yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanan sekiz sütunun üzerine oturur. Asıl dikkat çeken bölüm sıcaklıktır: ortada yedi metre çapında bir havuz vardır ve çevresindeki sekiz sütun, kemerlerle kubbeyi taşır. Bu sütunların başlıkları Bizans döneminden devşirilmiş parçalardır. TDV'ye göre sekizgen planlı sıcaklığın dört köşesi yarım daire biçimli nişlerle genişletilmiştir. Bu bölümde sıcak su aslan ağızlı bir kurnadan önce küçük bir yalağa, oradan da kademe kademe havuza akar. II. Bayezid döneminde yapılan camekan, çapları on metreyi aşan iki kubbeyle örtülüdür. Camekanın çevresinde eskiden odalar ile aşçı, şerbetçi ve peştamalcı dükkanları, altında ise bir ahır bulunuyordu. Kadınlar kısmı, ılıklığa bitişik, dikdörtgen planlı ayrı bir yapıdır. Dışarıdan bakınca sıcaklık bölümünün kiremit kaplı kubbeleriyle soğukluk bölümünün kurşun kaplı kubbeleri birbirinden kolayca ayırt edilir. Ziyaret Hamam bugün de özgün işlevini sürdürür; bir otel işletmesi tarafından çalıştırılır ve erkekler ile kadınlar ayrı bölümleri kullanır. İç mekan hamam olarak işlediği için giriş koşulları ve ücretler işletmenin kurallarına bağlıdır, güncel bilgiyi doğrudan işletmeden alın. Kubbeleri, taş ve tuğla duvarları ve kadınlar bölümünün girişini ise yapının çevresinden rahatça görebilirsiniz. Hamamın güney tarafında Bursa'nın en eski çeşmelerinden sayılan Armutlu Çeşmesi durur, onu da gözden kaçırmayın. Kültür Portalı'ndaki envantere göre yapıdan sorumlu kurum Vakıflar Genel Müdürlüğü'dür. Çevre ve ulaşım Çekirge, 1879-1882 yılları arasında Bursa valiliği yapan Ahmet Vefik Paşa'nın açtırdığı yolla kent merkezine bağlanmış, bugün de merkezden toplu taşımayla ulaşılan bir semttir. Güncel hat ve sefer bilgisini Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin ulaşım kaynaklarından kontrol edin. Hüdavendigar Külliyesi kaplıcanın birkaç yüz metre batısında, Karagöz Müzesi ise yine birkaç yüz metre doğusunda, Çekirge Caddesi üzerindedir. Bu üç yeri aynı yarım günlük yürüyüşte birleştirmek kolaydır.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirOsmangazi, Bursa
TürKültürel
Durak4
Tarih30 Eylül 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat