Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Bolaman'dan Perşembe Yaylası'na, Kıyıdan Göllere ve Menderese
Rotalar4 Durak

Bolaman'dan Perşembe Yaylası'na, Kıyıdan Göllere ve Menderese

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Bu rota Ordu'yu deniz kıyısından yaylaya doğru, yani bu ilin insanlarının yüzyıllardır yazın izlediği yönde okur. Sabah denize uzanan bir burnun üstünde, taş bir kalenin üzerine oturtulmuş ahşap bir konağın önünde başlar; akşamüstü bin beş yüz metre civarındaki bir yaylada, çayırların arasında kıvrılan derelerin yanında biter. Aradaki iki durak birer göldür ve ikisi de aynı doğal olayın, heyelanın eseridir: toprak kaydığında açılan çukurlar zamanla suyla dolmuş, bugün ormanla ve sazlıkla çevrili sakin göllere dönüşmüştür.

İlk durak Fatsa'nın birkaç kilometre doğusundaki Bolaman Kalesi ve Hazinedaroğlu Konağı'dır. Kesme taş iç kalenin üstüne kurulmuş çift cumbalı ahşap konak, Karadeniz sivil mimarisinin en çok fotoğrafı çekilen örneklerinden biridir. Burada kıyıdan yapıya bakmak ve koyu dolaşmak için kırk beş dakika yeterlidir. Yapı kent müzesine dönüştürülmek üzere yeniden ele alındığı için içine girilip girilemeyeceğini yola çıkmadan sorun.

İkinci durak, Fatsa'dan Aybastı yoluna girildikten kısa bir süre sonra karşınıza çıkan Gaga Gölü'dür. Fındık bahçelerinin arasında, ortasında küçük bir adacık bulunan bu göl doğal sit olarak korunur ve 2024'teki düzenlemeyle yürüyüş yolu ve seyir terası kazanmıştır. Göl çevresinde bir saatlik bir tur, günün ilk uzun yürüyüşü olur.

Üçüncü durak Gölköy ilçesindeki Ulugöl Tabiat Parkı'dır. Yaklaşık bin iki yüz metre yükseklikte, kayın ve gürgen ormanıyla çevrili üç küçük gölden oluşan alan, özellikle sonbahar renkleriyle ünlüdür. Burada iki saat ayırıp gölün çevresini yürümek ve ormanın gölgesinde dinlenmek rotanın en sakin bölümüdür. Son durak Aybastı'ya bağlı Perşembe Yaylası'dır; düzlükte kıvrılan menderesleri, otlayan sürüleri ve temmuzdaki şenlikleriyle Ordu'nun yayla kültürünün vitrinidir.

Sıranın mantığı yükseltidir. Deniz seviyesinden başlayıp önce kıyıya yakın alçak bir göle, sonra ormanlık bir yükseltiye, en sonunda açık bir yaylaya çıkarsınız; böylece gün boyunca bitki örtüsünün fındık bahçesinden kayın ormanına, oradan çayıra nasıl değiştiğini kendi gözünüzle izlersiniz. Yollar iç kesimde dağlık ve virajlıdır; yakıtınızı kıyıda tamamlayın, yanınıza su, yağmurluk ve kalın bir hırka alın, çünkü yayla kıyıdan belirgin biçimde serindir ve sis sık görülür. Kışın yayla yolları kar ve buz nedeniyle kapanabilir; bu rotayı yazın ya da erken sonbaharda yapın. Göllerin ve yaylanın ziyaret koşullarını yola çıkmadan il kültür ve turizm müdürlüğünün resmi sitesinden kontrol edin.

Süre: tam gün. En iyi zaman: Haziran sonundan eylül sonuna kadar yayla yolu en rahat halindedir; sonbaharın ilk haftalarında Ulugöl'ün ormanı renk değiştirir, kışın ise yayla yolları kar ve buz yüzünden kapanabildiği için bu rota önerilmez.. Ulaşım: Rota araçla yapılır; Bolaman Ordu-Samsun kıyı yolunun üzerindedir, oradan Fatsa'ya dönülüp Aybastı yoluna girilir ve iç kesimdeki göllerle yaylaya bu yoldan tırmanılır. Toplu taşıma Fatsa, Aybastı ve Gölköy ilçe merkezlerine kadar ulaşır ama göllere ve yaylaya düzenli bağlantı vermez; ilçe minibüslerinin güncel durumunu yerel kaynaklardan sorun.

Kaynaklar

Fatsa, Ordu
Rotalar
4 Durak
Mekanlarda ~6 sa 15 dk
Yol ~69,3 km · 1 sa 56 dk
Toplam ~8 sa 11 dk
19 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Bolaman Kalesi ve Hazinedaroğlu Konağı

Bolaman Kalesi ve Hazinedaroğlu Konağı

~45 dk burada
Bolaman Mahallesi, Ordu-Samsun karayolu, Fatsa / Ordu

Güne Bolaman'da, kıyı yolunun hemen yanında başlayın; sabah ışığı denize bakan cepheyi yandan aydınlattığı için konağın ahşap dokusu bu saatlerde en iyi okunur. Aracınızı yolun kenarındaki uygun bir yere bırakıp önce yapıya hiç yaklaşmadan, koyun karşı kıyısından bütün silüete bakın. Bu uzaktan bakış önemlidir, çünkü yapının asıl ilginçliği iki ayrı çağın üst üste binmesindedir. Altta kesme taştan yükselen iç kale duvarlarını, üstte bu duvarların üzerine oturtulmuş ahşap konağı aynı karede görürsünüz. Kaynaklar kalenin denize doğru hafifçe sokulan bir burun üzerinde, gözetleme ve karakol için iç ve dış kale olarak kurulduğunu yazar. Türkçe Vikipedi ayrıca burnun eskiden bir ada olduğunun bilindiğini aktarır; kıyı çizgisine bakarken bu bilgiyi aklınızda tutun. İl Kültür ve Turizm Müdürü'nün Anadolu Ajansı'na anlattığına göre konağın taşıyıcıları doğrudan kale taşlarıdır, yani ahşap yapı kalenin üstüne monte edilmiştir. Yaklaştıkça bu birleşme noktasına dikkat edin; taşın bittiği ve ahşabın başladığı çizgi yapının en güzel ayrıntısıdır. Ardından iki uçtaki cumbalara bakın, çünkü yapıyı yöre mimarisinin tanınmış bir örneği yapan bu çift cumbalı plandır. Küre Ansiklopedi duvarların kesme taş ve moloz taş kullanılarak yığma teknikle örüldüğünü yazar. Türkçe Vikipedi kalenin günümüze ulaşan duvarlarının kara tarafında altı metre yüksekliğe ulaştığını belirtir. Konağın yapım tarihi kaynaklarda ayrışır: bakanlık sayfaları 18. yüzyılı yazar, Türkçe Vikipedi ise 19. yüzyılın başlarını verir. Aynı madde yapının Trabzon valisi Hazinedarzade Süleyman Paşa tarafından misafirhane olarak yaptırıldığını ve zamanla ailenin selamlığına dönüştüğünü anlatır. İngiliz jeolog William John Hamilton'ın 1836'da bu evden söz ettiği de aynı kaynakta geçer. Yapı halk arasında Kademoğlu Konağı adıyla da bilinir; tabelalarda iki adla karşılaşırsanız şaşırmayın. Kültür ve Turizm Bakanlığı konağı bir kez aslına uygun olarak onarmıştır. Anadolu Ajansı'nın haberine göre konak şimdi yöre hayatını anlatacak bir kent müzesine dönüştürülmek üzere yeniden ele alınmaktadır. Bu nedenle içeri girip giremeyeceğinizi yola çıkmadan il kültür ve turizm müdürlüğünden ya da Fatsa'daki yetkililerden sorun. İçeri giremeseniz bile kıyı boyunca ve yolun üst kotundan yapıyı farklı açılardan izlemek mümkündür. Fotoğraf için konağı denizle ve burnun kayalarıyla birlikte alan, biraz uzaktan bir açı arayın. Denize karşı birkaç dakika oturup Bolaman koyunun sakin suyunu seyretmek de bu durağın parçasıdır. Ayrılmadan önce burnun iki yanındaki kıyıya bakın; buradan sonra gün boyunca denizi bir daha görmeyeceksiniz. Bir sonraki durak için Fatsa yönüne dönüp ilçe merkezinden Aybastı yoluna girin.

Kaynak: KTB Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Bolaman Kalesi ve Hazinedaroğlu Konağı; Kültür Portalı; AA, tarihi konak müzeye dönüşüyor; Küre Ansiklopedi, Bolaman Kalesi; Vikipedi, Hazinedaroğlu Konağı ve Bolaman Kalesi.

Bolaman Kalesi ve Hazinedaroğlu Konağı, Fatsa ilçesine bağlı Bolaman Mahallesi'nde, denize doğru hafifçe uzanan bir burun üzerinde birlikte duran iki ayrı dönemin yapısıdır. Ordu-Samsun karayolu üzerindeki yapı Fatsa'ya yaklaşık dört, Ordu kent merkezine yaklaşık otuz kilometre uzaklıktadır. Altta kesme taştan bir kale, onun iç kalesinin duvarları üzerinde ise iki ucunda cumbaları olan ahşap bir konak bulunur. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bu birlikteliği bölgenin sivil mimarlığının seçkin bir örneği olarak tanıtır. Kalenin yapım tarihi bilinmez. Anadolu Ajansı'nın aktardığı bilgiye göre temeli Bizans döneminde gözetleme ve karakol görevi için atılmıştır. İngilizce Vikipedi ise kalenin Pontos Krallığı tarafından bir gözetleme kalesi olarak yapıldığına dair görüşü aktarır. Vikipedi'ye göre kalenin bulunduğu burun eskiden bir adaydı ve zamanla karaya bağlanmıştır. Kale iç ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşur. İç kale yapının batı ucundadır ve yüksek sur duvarlarıyla çevrilidir. Duvarlar kesme taş ve moloz taş kullanılarak yığma tekniğiyle örülmüştür. Kalenin kara tarafında güneye bakan duvarları Vikipedi'ye göre altı metre yüksekliğe ulaşır. Dış kalenin avlusunu çevreleyen duvarlarda gözetleme kuleleri bulunur. Konak iç kalenin duvarları üzerine oturtulmuştur ve taşıyıcıları doğrudan kale taşlarıdır. İl müdürlüğü konağın 18. yüzyılda yapıldığını yazar, Türkçe Vikipedi ise yapıyı 19. yüzyılın başlarına tarihler; kaynaklar bu noktada ayrışır. Kademoğlu Konağı ve Şerefnur Hanım Konağı adlarıyla da anılır. Vikipedi'ye göre Bolaman'da Hazinedarzade ailesinin yaptırdığı dört konaktan biridir ve Trabzon valisi Hazinedarzade Süleyman Paşa tarafından misafirhane olarak inşa ettirilmiştir. Zamanla ailenin selamlığına dönüşmüştür. Konağı anlatan en eski tanıklıklar 19. yüzyıl gezginlerinden gelir. İngiliz jeolog William John Hamilton 1836'da evin sahibinin Ali Bey adında biri olduğunu yazmıştır. On yıl kadar sonra buradan geçen Fransız coğrafyacı Xavier Hommaire de Hell ise konağın Hazinedarzade ailesinden Ahmed Bey'e ait olduğunu kaydetmiştir. Bu iki kayıt, yapının o dönemde bölgenin önde gelen ailelerinden birinin elinde olduğunu gösterir. Tamamen ahşap olan konak tek katlıdır ve iki ucunda denize doğru taşan büyük cumbalarıyla tanınır. Cumbaları alttan taşıyan eğik ahşap payandalar, taş kale gövdesi ile ahşap ev arasındaki geçişi çok iyi gösterir. Vikipedi'ye göre salon ve küçük köşk, deniz manzaralı resimler ve ahşap oymalarla süslenmiştir. Kesme taş gövdenin üstünde ahşap kaplamalı evin durduğu bu görüntü, Karadeniz kıyısında başka bir benzerine kolay rastlanmayan bir siluet oluşturur. Konak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından aslına uygun olarak onarılmıştır. Bir süre başka amaçlarla kullanılan yapının kent müzesine dönüştürülmesi için çalışmalar başlatıldığı Anadolu Ajansı tarafından duyurulmuştur. Habere göre konağın mülkiyeti Ordu Üniversitesi'ndedir ve yapı Fatsa Belediyesi'ne tahsis edilmiştir. Planlanan müzede yöreye ait tarım aletlerinden el sanatlarına kadar bölgenin gündelik yaşamını anlatan eserlerin sergilenmesi hedeflenmektedir. Yapı restorasyon ya da düzenleme sürecinde olabileceği için iç mekanın açık olup olmadığını gitmeden önce işleten kurumdan sorun. Kale ve konak, iç gezilemese bile dışarıdan uzun uzun bakmaya değer. Konağın kara tarafındaki cephesi taş gövdeyi ve iki cumbayı aynı karede gösterir. Burnun kıyısından bakıldığında ise yapının denizle ilişkisi çok daha iyi anlaşılır. Bolaman, Ordu ile Samsun arasındaki kıyı karayolunun hemen kenarında olduğu için araçla kolayca ulaşılır. Fatsa'dan gelenler için mesafe kısa olduğu için yapı yarım günlük bir kıyı gezisine rahatça eklenir. Öğleden sonra ışığı ahşap cepheyi daha sıcak gösterir, sabah saatlerinde ise kıyı daha sakindir. Yakındaki Gaga Gölü ve Fatsa'nın iç kesimindeki yayla yolu, gezinin devamı için iyi seçeneklerdir.
2
Gaga Gölü

Gaga Gölü

~1 sa burada
Fatsa-Aybastı karayolu üzeri, Fatsa / Ordu

Fatsa'dan Aybastı yoluna girdikten sonra yol fındık bahçelerinin arasından tırmanmaya başlar ve göl kısa bir sürüş sonunda karşınıza çıkar. İl müdürlüğü gölün bu yolun onuncu kilometresinde olduğunu yazar, Türkçe Vikipedi ise sekizinci kilometreyi verir; tabelaları izlemeniz yeterlidir. Ordu Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlemesinden sonra alanda otopark, yürüyüş yolları ve seyir terası vardır. Aracı bıraktıktan sonra önce seyir terasına çıkın ve gölün bütününe bir göz atın. Gölün ortasındaki küçük adacığı buradan rahatça seçersiniz; Vikipedi bu adacığın eski bir yapının kalıntılarıyla ilişkilendirildiğini aktarır. Ardından yürüyüş yoluna inip gölün çevresini yavaş adımlarla dolaşın. Yürürken gölün nasıl oluştuğunu düşünün, çünkü bu durağın asıl hikayesi budur. İl müdürlüğüne göre göl, Bolaman Irmağı ile Yassıtaş mevkii arasında geniş bir alanı etkileyen bir heyelan sonucu oluşmuştur. Toprak kaydığında açılan çukurlar yağış suyuyla dolmuş, bunların bir kısmı zamanla kurumuş ya da tarla açmak için kurutulmuştur. Vikipedi gölün iki ayrı çanaktan oluştuğunu yazar: büyük ve derin bir ana çanak ile batıda, küçük bir eşikle bağlanan sığ bir bölüm. Yürüyüş yolunda batı kıyısına geldiğinizde bu sığ bölümü ve kıyıyı saran sazlığı fark edersiniz. İl müdürlüğüne göre göl altmış dekarlık bir alanı kaplar ve derinliği on ile on beş metre arasında değişir. Aynı sayfa heyelanın bölgedeki üst Kretase flişlerinin yüzeyinde geliştiğini yazar. Göle akan bir dere yoktur, ama küçük bir kanal fazla suyu Bolaman Irmağı'na verir. Gölde birkaç balık türü ve kerevit yaşadığı kaynaklarda yazılıdır; sabah saatlerinde kıyıda olta atanları görebilirsiniz. Göl birinci ve üçüncü derece doğal sit alanı olarak koruma altındadır, bu yüzden yürüyüş yolundan çıkmayın ve sazlığa girmeyin. Su kuşları ve sazlığın sesleri için seyir terasında birkaç dakika sessizce oturmak iyi bir fikirdir. Alanda kano imkanı sunulduğu il müdürlüğü sayfasında yazar; suya açılmak isterseniz güncel durumu yerinde sorun. Habertürk'teki ajans haberi, 2024'teki düzenlemeden sonra gölün kalabalık bir ziyaret noktasına dönüştüğünü anlatır. Bu yüzden hafta sonu öğle saatlerinde yürüyüş yolu dolu olabilir; sakinlik istiyorsanız rotayı hafta içine kaydırın. Fotoğraf için gölü sazlıkla ve arkadaki ağaçlıkla birlikte alan alçak bir açı seçin. Turunuzu bitirince araca dönün ve Aybastı yoluna devam ederek iç kesime, yaylaların başladığı yükseltilere tırmanın.

Kaynak: KTB Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Gaga Gölü; Habertürk (AA), Gaga Gölü; Vikipedi, Gaga Gölü.

Gaga Gölü, Fatsa'dan Aybastı'ya uzanan karayolunun kenarında, fındık bahçeleriyle kaplı yamaçların arasına sığınmış küçük bir heyelan gölüdür. Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü gölü Fatsa'dan Aybastı yönüne giderken yolun onuncu kilometresinde gösterir. Vikipedi ise karayolunun sekizinci kilometresinden ve Yassıtaş Mahallesi'nden söz eder; kaynaklardaki bu küçük fark, gölün ilçe merkezine yakınlığını değiştirmez. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Ordu envanteri gölü Sefaköy ile Yassıtaş sınırları içinde, Bolaman Çayı'nın batısında konumlandırır. Gölün hikayesi bir toprak kaymasıyla başlar. Bakanlık envanterine göre Bolaman Çayı ile batıdaki Yassıtaş mevkii arasında yaklaşık altı kilometrekarelik bir alanı etkileyen büyük bir heyelan yaşanmıştır. Kayan kütlenin bıraktığı çukurluk zamanla yağış ve yeraltı suyuyla dolmuş ve bugünkü göl ortaya çıkmıştır. İl Müdürlüğü bu heyelanın bölgedeki Üst Kretase flişlerinin yüzeyinde geliştiğini belirtir. Vikipedi heyelanın ardından irili ufaklı pek çok çukurluğun oluştuğunu, bunların çoğunun zamanla kuruduğunu ya da tarla açmak için drenajla kurutulduğunu aktarır. Gaga, o çukurlukların bugüne ulaşan en büyüğüdür. Gaga Gölü bilim dünyasının da ilgisini çeker. Bakanlık envanteri, Akkan ve Gürgen'in 1993 tarihli çalışmasına dayanarak gölün Karadeniz'de görülen tipik heyelan set göllerinden farklı biçimde oluştuğunu yazar. Süleyman Demirel Üniversitesi'nde 2024'te tamamlanan bir doktora tezi Karadeniz'deki sekiz heyelan set gölünü karşılaştırmış ve Gaga'yı yeni bir tipte gelişmiş heyelan set gölü olarak sınıflandırmıştır. Aynı tez Gaga'nın oluşumunda ani ve yoğun yağışların etkili olduğunu vurgular. Gölün ölçüleri mütevazıdır ama içi derindir. Bakanlık envanteri gölü yaklaşık 67 metre yükseltide, 69 bin metrekareyi biraz aşan bir alanda, ortalama 15 metre derinlikte tanımlar. Vikipedi'ye göre göl iki çanaktan oluşur ve büyük çanak yaklaşık 200 metreye 250 metre boyutundadır. Bunun batısında küçük bir eşikle bağlanan, derinliği bir iki metreyi geçmeyen sığ bir bölüm daha vardır. Gölün ortasındaki küçük adacık ilk bakışta dikkat çeker ve Vikipedi adacığın eski bir yapı kalıntısıyla ilişkilendirildiğini not eder. Gaga'ya akan bir dere yoktur. Envantere göre gölün doğal bir girişi ve çıkışı bulunmaz; göl yağışlarla ve yeraltındaki kaynak sularıyla beslenir. Fazla su açılmış bir kanalla tahliye edilir ve bu kanal suyu Bolaman Irmağı'na ulaştırır. Bu yüzden yağışlı mevsimlerde göl taşabilir, kurak dönemlerde ise su seviyesinin belirgin biçimde düştüğü görülür. Vikipedi gölde kerevit, sazan ve yerel balık türlerinin yaşadığını yazarken İl Müdürlüğü dört balık türünden söz eder. Gölün koruma statüsü eskidir. Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu alanı 1995'te tescil etmiş, 1999'da da birinci ve üçüncü derece doğal sit alanı ilan etmiştir. Ordu Büyükşehir Belediyesi'nin 2024'te tamamladığı düzenlemeyle göl çevresine yürüyüş yolları, seyir terası, fotoğraf noktaları, salıncaklar ve otopark eklenmiştir. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre düzenlemenin ardından göl, 2025'in ilk dokuz ayında 200 bin dolayında ziyaretçi ağırlamıştır. Ziyarete göl çevresindeki yürüyüş yolunu tamamlayarak başlamak en doğrusudur. Yol boyunca sazlık kıyılarda su kuşlarını ve kıyıya kadar inen ağaçlığı izleyebilirsiniz; Anadolu Ajansı göl çevresinin pek çok kuş türüne ev sahipliği yaptığını belirtir. Seyir terasından adacığa ve iki çanak arasındaki eşiğe bakmak gölün heyelanla şekillenen yapısını anlamayı kolaylaştırır. Akşamüstü güneşi sazlıkları altın rengine boyar ve fotoğraf için en verimli ışık o saatlerde gelir. Kano olanağı mevsime ve işletmeye göre değiştiği için güncel durumu yerinde sorun. Göl doğal sit alanı olduğu için kıyıdaki bitki örtüsüne zarar vermemek ve çöp bırakmamak gerekir. Hafta sonları ve bayram tatillerinde alan kalabalıklaştığından sakin bir yürüyüş için hafta içi sabah saatleri daha uygundur. Ulaşım için Fatsa merkezinden Aybastı yönüne giden karayolunu izlemek yeterlidir ve gölün kenarında otopark bulunur. Toplu taşımayla gelmek isteyenler Fatsa'dan Aybastı yönüne giden araçların güncel bilgisini ilçede almalıdır. Gaga Gölü, iç kesimdeki Perşembe Yaylası'na çıkmadan önce kısa bir mola için de doğal bir duraktır.
3
Ulugöl

Ulugöl

~2 sa burada
Haruniye, Gölköy / Ordu

Gaga Gölü'nden sonra yol iç kesime girer ve fındık bahçeleri yerini yavaş yavaş ormana bırakır. Ulugöl, Gölköy ilçe merkezinin güneybatısında kalır ve ilçeden gölün yolunu gösteren tabelalar vardır. İlçeye uzaklık kaynaklarda dokuz ile on yedi kilometre arasında farklı verilir; dağ yolunda acele etmeden sürün. Tabiat parkının girişinde aracı otoparka bırakın ve önce gölün kıyısındaki seyir terasına yürüyün. Buradan alanın düzenini görürsünüz: il müdürlüğüne göre tabiat parkında üç heyelan set gölü vardır, biri büyük, ikisi sazlıkla kaplı küçük göllerdir. Adını veren Ulugöl bunların en büyüğüdür ve Vikipedi'ye göre Ordu'nun en büyük gölüdür. Gölün çevresini dolaşan yürüyüş yoluna girin ve turu acele etmeden tamamlayın. Yürürken ağaçlara dikkat edin; Vikipedi alanı saran ormanın kayın, kızılağaç, gürgen ve akçaağaç türlerinden oluştuğunu yazar. Kıyıya yakın sularda yüzen yapraklı bitkileri ve nilüferleri görebilirsiniz; Vikipedi beyaz nilüferin göle dışarıdan getirildiğini de not eder. Küçük göllerin sazlık kıyıları kuş sesleri için iyi bir dinleme noktasıdır; orada birkaç dakika durun. Alan yaklaşık bin iki yüz metre yükseklikte olduğu için yazın bile kıyıdan belirgin biçimde serindir, ince bir üst giysi işinize yarar. Tabiat parkı 2009'da ilan edilmiştir ve yirmi altı buçuk hektarlık bir alanı kaplar. Parkta piknik masaları, çeşme, seyir terası ve yürüyüş yolları bulunur; öğle yemeğini burada ağaçların gölgesinde yapabilirsiniz. Vikipedi gölün yeraltı ve yüzey sularıyla beslendiğini ve birinci sınıf su niteliği taşıdığını yazar. Parkta aile boyu konaklamaya uygun kır evleri bulunduğu da aynı kaynakta geçer. Yanınızda getirdiğiniz her şeyi geri götürün, çünkü göl temiz suyuyla bilinir ve korunan bir alandır. Göl çevresindeki ormanın en ünlü olduğu dönem sonbahardır; il müdürlüğü yaprakların sararmasıyla oluşan renk uyumunu özellikle anar. CNN Türk'ün haberine göre bu dönemde günde binlerce kişi alanı gezer, yani ekimde sabah erken gelmek sakin bir yürüyüş için şarttır. Fotoğrafçılar için en iyi kareler, durgun suyun ormanı yansıttığı rüzgarsız saatlerde çıkar. Temmuzda yerel yönetimlerin düzenlediği Ulugöl şenlikleri alanı çok kalabalık yapabilir; sakinlik istiyorsanız şenlik günlerini önceden öğrenin. Gölün derinliği için kaynaklar birbirinden çok farklı rakamlar verdiği için burada bir sayı vermiyoruz. Turu bitirince araca dönün; son durak olan Perşembe Yaylası kuş uçuşu yirmi kilometre kadar batıdadır ama dağ yolları dolambaçlıdır. Yol tarifini ve yolun açık olup olmadığını güncel bir haritadan kontrol ederek Aybastı yönüne geçin.

Kaynak: KTB Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Ulugöl Tabiat Parkı; CNN Türk, Ulugöl'de sonbahar; Milliyet, Ulugöl Tabiat Parkı; Vikipedi, Ulugöl.

Ulugöl, Ordu'nun iç kesiminde, Gölköy ilçesine bağlı Haruniye ile Süleymaniye köylerinin sınırları içinde, ormanla çevrili bir heyelan set gölüdür. Vikipedi gölü Ordu'nun en büyük gölü olarak tanıtır ve deniz seviyesinden yaklaşık 1200 metre yükseklikte gösterir. Göl ve çevresi 2009'da tabiat parkı ilan edilmiştir ve Anadolu Ajansı Ulugöl'ü Türkiye'nin 36. tabiat parkı olarak anar. Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü alanın yüksek peyzaj değerine özellikle dikkat çeker. Gölün oluşumu bir toprak kaymasına dayanır. Yamaçtan kopan kütlenin bıraktığı boşluk zamanla suyla dolmuş ve aynı heyelan alanında üç ayrı göl ortaya çıkmıştır. Bunların en büyüğü Ulugöl'dür; Çepekli Göl ve öteki küçük göl ise büyük ölçüde sazlıklarla kaplıdır. Bazı tanıtım metinleri gölü krater gölü olarak anar, ancak İl Müdürlüğü de alandaki üç gölün heyelan set gölü olduğunu yazar. Vikipedi gölün yeraltı ve yüzey sularıyla beslendiğini, ortalama derinliğinin 15 metre olduğunu belirtir. Tabiat parkı 1194 ile 1240 metre yükseltileri arasında, yaklaşık 26,5 hektarlık bir alanı kaplar. Vikipedi'ye göre parktaki en büyük göl yaklaşık 7 hektar yer tutar. Gölün suyu temizdir ve Vikipedi suyu birinci sınıf olarak niteler; su sıcaklığı mevsime göre 6,6 ile 22 derece arasında değişir. Gölde doğal olarak sazan yaşar, sonradan alabalık da aşılanmıştır. İl Müdürlüğü ve Hürriyet büyük gölde Abant alası denen alabalığın yaşadığını özellikle vurgular. Gölün çevresini kayın, gürgen, kızılağaç ve akçaağaçtan oluşan bir orman sarar. Vikipedi göl suyunda başaklı su civanperçemi ve kıyıya yakın yerlerde denizdili bitkisinin yaygın olduğunu, beyaz nilüferin ise göle dışarıdan getirildiğini yazar. Ormanda yaban domuzu, tilki, sansar, gelincik, sincap ve kirpi gibi hayvanların yaşadığı aktarılır. Bu karışık yapraklı orman Ulugöl'ü sonbaharda Karadeniz'in en renkli göllerinden biri yapar. İl Müdürlüğü güz mevsiminde yaprakların sararmasıyla oluşan renk uyumunun görenleri büyülediğini anlatır. Sonbahar renkleri kısa sürer ve bu yüzden zamanlama önemlidir. CNN Türk'ün haberine göre renklerin en yoğun olduğu günlerde göle günde beş altı bin kişi gelmiştir. Aynı haberde konuşan bir doğa yürüyüşçüsü yaprakların bir hafta içinde dökülebileceğini hatırlatır. Anadolu Ajansı'na göre park 2023'ün ilk on ayında 300 binden fazla ziyaretçi ağırlamıştır. Kalabalıktan kaçmak isteyenler hafta içi ve sabah erken saatleri seçmelidir. Ziyaretin merkezinde göl çevresindeki yürüyüş yolu vardır. Yolu tamamladıktan sonra seyir terasına çıkın ve ağaçların su yüzeyine düşen yansımasını izleyin; durgun sabahlarda göl bir ayna gibi görünür. Ardından sazlıklı küçük göllere uğrayıp büyük gölden ne kadar farklı bir görünüm sunduklarına bakın. Tabiat parkında piknik alanları, çeşmeler, çocuk oyun alanı ve günübirlik dinlenmeye uygun düzenlemeler bulunur. Parkta konaklamaya uygun kır evleri de vardır ve Vikipedi temmuz ayında burada Ulugöl Şenlikleri düzenlendiğini yazar. Ulugöl'e özel araçla gitmek en pratik yoldur. Ordu merkezinden Tokat yönüne ilerleyip Gölköy'den sonra parkı gösteren tabelaları izlemek yeterlidir. Kaynaklar gölün Gölköy merkezine uzaklığını 9 ile 17 kilometre arasında, il merkezine uzaklığını ise 70 ile 80 kilometre arasında farklı değerlerle verir. Toplu taşıma kullanmak isteyenler Gölköy'e ulaştıktan sonra göle gidiş için güncel bilgiyi ilçede almalıdır. Yükselti nedeniyle hava kıyıdan belirgin biçimde serindir, bu yüzden yazın bile yanınıza bir kat giysi almanız iyi olur. Kışın yol ve park koşulları değişebileceğinden yola çıkmadan önce güncel durumu yetkililerden öğrenin.
4
Perşembe Yaylası

Perşembe Yaylası

~2 sa 30 dk burada
Esenli, Aybastı / Ordu

Rotanın son durağı Aybastı ilçe merkezine on yedi kilometre uzaklıktaki Perşembe Yaylası'dır ve yaklaşık bin beş yüz metre yükseklikte, günün en yüksek noktasıdır. Kültür Portalı yayla yolunun büyük kısmının asfalt, kalanının stabilize olduğunu yazar; son kesimde hızınızı düşürün. NTV'nin haberine göre yaylanın girişinde doğal bir göl ve bir şelale vardır; yukarı çıkarken onlar için kısa bir mola verebilirsiniz. Yayla merkezine vardığınızda aracı bırakın ve önce yaylanın neden ünlü olduğunu görmek için menderesler tarafına yürüyün. Menderesler, düz bir çayırın üzerinde ileri geri kıvrılarak akan derelerin çizdiği sıkı kıvrımlardır. Küre Ansiklopedisi bu yapının binlerce yıl süren aşınma ve akarsu hareketleriyle şekillendiğini anlatır. İl müdürlüğü de menderesleri bu coğrafyada benzeri bulunmayan bir oluşum olarak tanıtır ve dünya mirası olarak korunması için tescil çalışması yürütüldüğünü yazar. Kıvrımları en iyi biraz yüksekten görürsünüz; çayırı çevreleyen yamaçlardan birine kısa bir tırmanış bu manzarayı açar. Çayıra inerseniz derelerin kenarına basmamaya ve otlayan hayvanları rahatsız etmemeye özen gösterin. Anadolu Ajansı ve NTV, yaz aylarında menderes çevresinde otlayan koyun sürülerinin ziyaretçilerin ilgisini çektiğini aktarır. Bu sürüler yaylanın canlı bir çalışma alanı olduğunu hatırlatır, bu yüzden çobanların ve köpeklerin yanından sakin geçin. Yayla 1991'de Bakanlar Kurulu kararıyla turizm merkezi ilan edilmiştir ve yaz boyunca kalabalık bir yaşam alanına dönüşür. Anadolu Ajansı yayla pazarında yöre halkının kendi ürettiği ürünleri sattığını yazar; dönüş için yöresel bir şeyler almak isterseniz pazara uğrayın. Yayla kıyıdan çok daha serindir ve sis sık iner; Anadolu Ajansı'nın haberinde yaz ortasında bile hırka giyen ziyaretçiler anlatılır. Sis bastırırsa çayırın ortasında yön kaybetmemek için bilinen patikalarda kalın. Her yıl temmuzda yayla şenlikleri yapılır; il müdürlüğü güreş müsabakaları, at yarışları, folklor gösterileri ve konserleri sayar. Şenlik günlerinde yayla çok kalabalık olur, yol ve otopark dolar; sakin bir akşam istiyorsanız şenlik tarihlerini önceden öğrenin. İl müdürlüğü yaylanın piknik, doğa gezisi ve yamaç paraşütü için uygun olduğunu da belirtir. Küre Ansiklopedi yaylada tarım ve hayvancılığın sürdürüldüğünü ve yaylanın ekoturizm için önemli bir potansiyel taşıdığını yazar. NTV yaylada konaklama için pansiyon ve apart evler bulunduğunu aktarır; gece kalmak isterseniz yerinizi önceden ayırtın. Günün sonunda menderesleri alçalan güneşle birlikte izlemek, kıyıdan başlayan bu tırmanışı kapatmanın en iyi yoludur. Dönüşte karanlık ve sis dağ yolunu zorlaştırabilir, bu yüzden hava kararmadan yola çıkın. Kışın yayla yolu kar ve buz nedeniyle kapanabilir; soğuk mevsimde gitmeyi düşünüyorsanız yolun durumunu önceden sorun.

Kaynak: KTB Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Perşembe Yaylası Menderesler; Kültür Portalı, Perşembe Yaylası; AA, Perşembe Yaylası; NTV, Perşembe Yaylası; Küre Ansiklopedi, Perşembe Yaylası.

Perşembe Yaylası, Ordu'nun Aybastı ilçesinde, yaklaşık 1500 metre yükseltide uzanan geniş bir yayla düzlüğüdür. Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yaylayı Aybastı'ya 17 kilometre uzaklıkta gösterir. Yayla 1991'de Bakanlar Kurulu kararıyla turizm merkezi ilan edilmiştir. Burayı Ordu'nun öteki yaylalarından ayıran şey, düzlüğün ortasında kıvrıla kıvrıla akan dereciklerin çizdiği menderesler. Menderesler yaylanın imzasıdır. Çayırların arasında ilerleyen dere, eğimi çok az olan düzlükte sürekli yön değiştirerek ilmek ilmek kıvrımlar çizer. KÜRE Ansiklopedisi yaylanın binlerce yıl süren aşınma ve akarsu hareketleriyle şekillendiğini yazar. İl Müdürlüğü menderesleri yakın coğrafyada benzeri olmayan bir oluşum olarak tanıtır ve onları bir dünya mirası olarak koruma amacıyla tescil çalışmalarından söz eder. Yukarıdaki yamaçlardan bakıldığında kıvrımların yeşil zeminde gümüş bir ip gibi parladığı görülür. Yaylanın insan hikayesi de eskidir. KÜRE Ansiklopedisi, Orta Çağ'dan itibaren Türkmen boylarının burayı yaylak olarak kullandığının bilindiğini ve yaylanın Osmanlı döneminde de önemini koruduğunu aktarır. Aynı kaynak, Danişmendliler ile Trabzon Rum Devleti arasında 12. yüzyılın başında yapılan bir savaşın bu yaylada geçtiğini anlatır. Kültür Portalı yaylada tarihi kümbetler bulunduğunu belirtir ve Çiseli Şelalesi ile Karga Tepesi'ni görülecek yerler arasında sayar. Anadolu Ajansı'na göre yaylanın girişinde doğal bir göl ve şelale de bulunur. Yayla yaşamı bugün de sürer. Yaz aylarında menderes çevresindeki çayırlarda otlayan hayvanlar ve koyun sürüleri yaylanın en tanıdık görüntüsüdür. Anadolu Ajansı yayla merkezinde yöre halkının kendi ürettiği ürünleri sattığı bir pazar kurulduğunu aktarır. Konaklamak isteyenler için yaylada pansiyon ve apart evler bulunduğu belirtilir. Sisli ve serin hava, yaz sıcağından kaçan ziyaretçileri yaylaya çeken başlıca nedenlerdendir. Temmuz ayı yaylanın en hareketli dönemidir. İl Müdürlüğü her yıl temmuzda düzenlenen yayla şenliklerinde yarışmalar, folklor gösterileri, konserler, güreş müsabakaları ve at yarışları yapıldığını yazar. Aybastı Belediye Başkanı Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte 2023'te düzenlenen yağlı güreş ve kültür festivalinin 915'incisi olduğunu söylemiştir. Haberlere göre şenliklerde futbol turnuvaları ve arazi aracı yarışları da yapılır. Şenlik günlerinde yayla çok kalabalık olur, bu yüzden sakinlik arayanlar o hafta dışında bir tarih seçmelidir. Yayla doğa sporları için de elverişlidir. İl Müdürlüğü yaylayı piknik, arazi gezisi ve yamaç paraşütü için ideal bir yer olarak tanıtır. Menderesleri görmenin en iyi yolu çevredeki yamaçlardan birine yürüyüp düzlüğe yukarıdan bakmaktır. Sabah erken saatlerde sis vadiden kalkarken kıvrımlar yavaş yavaş görünür ve fotoğraf için en güzel ışık o anlarda gelir. Çayırlarda yürürken hayvanları ürkütmemeye, otlak alanlarına araçla girmemeye ve derenin kıyısındaki bitki örtüsünü korumaya özen gösterin. Kış da yaylanın ayrı bir mevsimidir. CNN Türk'ün haberine göre kar yağdığında yayla beyaza bürünür, ziyaretçiler kızakla kayar ve karın arasında kalan menderesler bambaşka bir görüntü sunar. Ancak bu yükseltide kış koşulları sert olabilir ve yol zaman zaman kapanabilir. Kışın yola çıkmadan önce yol durumunu yetkililerden öğrenin ve aracınızı kış koşullarına göre hazırlayın. Yaylaya en kolay özel araçla ulaşılır. Aybastı merkezinden yayla yönüne çıkan yolu izlemek yeterlidir ve Kültür Portalı yolun büyük kısmının asfalt, kalanının stabilize olduğunu yazar. KÜRE Ansiklopedisi yaylanın Ordu il merkezine yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta olduğunu belirtir. Toplu taşımayla gelmek isteyenler Aybastı'ya ulaştıktan sonra yaylaya gidiş için güncel bilgiyi ilçede almalıdır. Yazın bile akşamları hava serinlediği için yanınıza kalın bir giysi almayı unutmayın.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirFatsa, Ordu
TürRotalar
Durak4
Tarih19 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat