Prejsť na hlavný obsah
Radar Türkiye
Objavujte podujatia v aplikácii
Otvoriť
Radar Türkiye

Uzuncaburç, Dağların Arasındaki Sütunlu Kent

Radar TürkiyeRadar Türkiye6 Kasım 2026
Zatiaľ bez hodnotenia

Prihlás sa, aby si mohol dávať Páči sa mi to a hodnotiť

Uzuncaburç, Dağların Arasındaki Sütunlu Kent

Silifke'nin Yukarısında Bir Kent

Mersin'in Silifke ilçesinde, kıyının çok yukarısında, Toros eteklerinde bir antik kent uzanır. Uzuncaburç adıyla bilinen bu yerleşim, antik adıyla Diokaisareia'dır. Kültür Portalı'na göre ören yeri Silifke'nin 30 kilometre kadar kuzeyindeki Uzuncaburç beldesinde yer alır; Mersin Üniversitesi'nin duyurusu ise mesafeyi yaklaşık 25 kilometre olarak verir. Kaynaklara göre gerçek mesafe bu iki rakam arasında bir yerde kalır. Kültür Portalı'na göre ören yerine özel araç ya da kiralık araçla ulaşılır, bu yüzden gününüzü Silifke'den başlatıp dönüşü de aynı yoldan planlamak en rahat yöntemdir.

Kent bir deniz kenti değildir, bir yayla kentidir. Yüksekte olmanın getirdiği açık hava, sütunların arasında dolaşırken size sahilden farklı bir iklim hissi verir. Yaz aylarında gölgelik az olduğu için sabah erken ya da öğleden sonra gelmek, yanınıza su ve şapka almak akıllıca olur. Ören yerinin ziyaret saatleri ve giriş koşulları zaman zaman değiştiği için güncel bilgiyi muze.gov.tr adresindeki Uzuncaburç Örenyeri sayfasından kontrol edin.

Olba'dan Diokaisareia'ya

Uzuncaburç'un hikayesi Helenistik dönemde başlar. Kültür Portalı, yerleşimin bu çağda Olba Krallığı'nın önemli merkezlerinden biri olduğunu anlatır. Mersin Üniversitesi'nin metni de Silifke ile Erdemli arasında kalan bölgenin Helenistik dönemde bir hanedanlıkça yönetildiğini, Diokaisareia'nın Olba adıyla anılan bölgenin idari merkezi rolünü üstlendiğini belirtir. Kentin siyasi ağırlığı, ilerleyen bölümlerde göreceğiniz yapılara doğrudan yansımıştır.

Mersin Üniversitesi'nin anlatımına göre Helenistik dönemde kentte Zeus Olbios Tapınağı'nın yanı sıra beş katlı, konut ve savunma amaçlı bir kule ile bir anıt mezar inşa edilmiştir. Aynı metin, bu mimari tasarımın yaklaşık 200 yıl sonra kentin kurulmasıyla daha da görkemli hale geldiğini söyler. Kent bu dönemden itibaren Zeus Olbios Tapınağı'nın çevresinde gelişmiş ve Roma İmparatorluğu döneminde anıtsal karakterine kavuşmuştur. Yani ziyaret sırasında gördüğünüz yapılar tek bir çağın değil, birbirini izleyen en az üç çağın ürünüdür.

MS 72 yılında, Roma İmparatoru Vespasianus zamanında kent Olba'dan ayrılarak Diokaisareia adıyla özerk bir kent oldu ve kendi adına para bastı. Ad, Kültür Portalı'na göre Tanrı-İmparator Kenti anlamına gelir. Bizans döneminin ardından Türkler, kentin simgesi olan yüksek kuleye, yani Helenistik kuleye bakarak yere Uzuncaburç dedi. Bugünkü adın kaynağı bir yapıdır; yürüyüş boyunca kuleyi gözünüzün önünde tutmanız için iyi bir neden sayılır.

Sütunlu Cadde ve Tören Kapısı

Antik kentin iskeleti iki cadde üzerine kurulmuştur. Kültür Portalı, birbirini dik kesen iki sütunlu caddenin bulunduğunu ve yapıların bu caddeler boyunca dizildiğini yazar. Tiyatronun önünden geçen cadde, Zeus Tapınağı'nın yanında kent kapısından gelen diğer caddeyle kesişir ve Tyche Tapınağı'nda sona erer. MS 1. yüzyıldan kalan bu caddedeki sütunların hepsi yıkılmıştır, mimari parçaların çoğu da yok olmuştur; yine de caddenin yönünü sütun kaidelerinden ve sıra boyunca duran yapılardan okumak mümkündür.

Doğu-batı yönlü caddenin başında Tören Kapısı durur. MS 1. yüzyıldan kalan yapının Korinth başlıklı sütunları her biri 1 metre çapında ve 7 metre yüksekliğindedir; yarısı yıkılmış kapının beş sütunu hala ayaktadır. Kültür Portalı'na göre Soli-Pompeiopolis'teki gibi sütun gövdelerinden çıkan konsollar, üzerlerinde heykeller bulunduğunun kanıtıdır. Kapının önünden geçerken başınızı kaldırıp konsollara bakın; ışığın yandan geldiği sabah saatlerinde taş işçiliği daha net seçilir.

Zeus Olbios Tapınağı ve Tyche Tapınağı

Tören Kapısı'ndan sonra antik çeşmeyi geçince caddenin solunda, bir avlu içinde Zeus Olbios Tapınağı'na ulaşılır. Kültür Portalı, I. Seleukos Nikator tarafından yaptırıldığı düşünülen yapının Anadolu'da dört yanı Korinth tarzında, tek sıra 36 sütunla çevrili, peripteros planlı tapınaklardan biri olduğunu yazar. Mersin Üniversitesi, tapınağın 20x40 metre ölçüsünde olduğunu belirtir. Ayakta kalan sütunlar, avlunun içinde dolaşırken planı gözünüzde canlandırmanıza yeter.

Yapı Roma döneminde de kullanılmış, MS 5. yüzyılda geçirdiği değişikliklerle planı farklılaşmıştır; cella yıkılmış, sütun araları örülmüş, kapılar açılmış ve doğudaki sütunlar kaldırılarak yerine bir apsis eklenmiştir. Bu sonraki katmanlar özgün planı okumayı zorlaştırır ama fotoğrafta ilginç bir doku yaratır.

Caddenin sonunda Tyche Tapınağı yer alır. Şans Tanrıçası Tyche'ye adanan yapı MS 1. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Yekpare altı sütunun beşi ayaktadır ve sütunlar 6 metre yüksekliğindedir. Sütunların taşıdığı arşitravdaki yazıt, tapınağın kentin soylularından Oppius ile karısı Kyria tarafından yaptırılıp kente armağan edildiğini bildirir.

Kule, Anıt Mezar ve Nekropol

Uzuncaburç'u uzaktan tanıtan yapı beş katlı kuledir. Şehri çevreleyen surların kuzeydoğu kenarındaki kule 16x13x23 metre ebatlarındadır. Kültür Portalı'na göre her katı kendi içinde bölümlere ayrılmıştır; yöneticilerin yaşadığı bir mekan olduğu gibi tehlike anında bölge halkının sığındığı ve şehir hazinesinin korunduğu güvenli bir yer olarak da kullanılmıştır. Kapı üzerindeki yazıttan MÖ 3. yüzyılın ikinci yarısında Tarkyares tarafından yaptırıldığı, çıkan bir yangının ardından MS 3. yüzyılın sonlarında Vali Petronius Faustinus'un emriyle onarıldığı anlaşılır. Sikkelerde de tasvir edilen bu kule, bugünkü beldenin adına da kaynak olmuştur.

Beldenin güneyindeki tepede bir anıt mezar bulunur. Dor biçimindeki mimarisi yörede tektir; piramit çatılı, kare planlı yapı 5,5x5,5 metre ölçüsündedir. Yüksekliği Kültür Portalı'nda 15 metre, Mersin Üniversitesi metninde yaklaşık 17 metre olarak geçer; kaynaklara göre bu iki değer arasında kalır. Mezar anıtının Seleukosların ya da Olba Krallığı yöneticilerinden birine ait olduğu tahmin edilir.

Kentin kuzeyindeki bir vadinin iki yamacına yayılan nekropol sahası Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde kullanılmıştır ve burada kaya mezarları da vardır. Nekropole inmek vakit ister; arazi taşlıdır, sağlam ayakkabı gerekir.

Tiyatro ve Zafer Kapısı

Yazıtlar, Uzuncaburç'ta yapıların tarihini okumayı kolaylaştırır. Tiyatroda bulunan bir yazıttan, yapının Roma imparatorları Marcus Aurelius ile Lucius Verus'un birlikte yönetimi sırasında, yani MS 2. yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı anlaşılır. Tiyatronun önünden geçen sütunlu cadde, kentin gündelik hayatının nerede toplandığını da gösterir.

Zeus Tapınağı'nın kuzeyinde, güney-kuzey doğrultulu ikinci sütunlu cadde üzerinde Zafer Kapısı vardır. Ortada büyük, yanlarda iki küçük kemerli girişi bulunan kapının üzerindeki yazıt, depremden zarar gören yapının Arcadius (395-408) ile Honorius'un (395-423) birlikte yönetimleri sırasında onarım gördüğünü bildirir. Böylece aynı kentte MS 1. yüzyıldan MS 5. yüzyıla uzanan bir yapı zinciri görmüş olursunuz.

Yazıtların verdiği tarihleri yan yana koyunca kentin zaman çizgisi netleşir. Kule MÖ 3. yüzyılın ikinci yarısına, Tyche Tapınağı MS 1. yüzyılın ikinci yarısına, tiyatro MS 2. yüzyılın ikinci yarısına, Zafer Kapısı'nın onarımı ise MS 395 ile 408 arasına uzanır. Kule için ayrıca MS 3. yüzyılın sonlarında yapılan bir onarım kaydı vardır. Gezerken bu sıralamayı aklınızda tutarsanız her yapının neden farklı bir taş işçiliği ve ölçeği taşıdığını daha kolay okursunuz.

Kazı, Koruma ve Gezi Notları

Haberin yayımlandığı 2019 yılında kazı, Fen Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ümit Aydınoğlu başkanlığında 23 Temmuz'da başlayan sezonla sürdürülecekti. Kazıya arkeoloji, mimarlık, şehir ve bölge planlama, jeoloji, harita mühendisliği, sanat tarihi ve antropoloji alanlarından akademisyenler ve öğrenciler katılır. Amaç, kentin arkeolojik potansiyelini ortaya çıkarmak, iyi korunmuş kalıntıları kayıt altına almak ve bunlara yönelik bilimsel koruma önlemlerini geliştirmektir. Mersin Üniversitesi'ne göre kent Helenistik, Roma ve Geç Antik Dönem eserlerini barındırır.

Yürüyüş için şu sırayı deneyebilirsiniz. Önce kent kapısından sütunlu caddeye girip Tören Kapısı'nı görün, sonra Zeus Olbios Tapınağı'nın avlusuna geçin. Ardından caddenin sonunda Tyche Tapınağı'na, buradan tiyatroya ve Zafer Kapısı'na uzanın. Güneydeki anıt mezara ve kuzeydeki nekropole zaman kalırsa ayrı bir yürüyüş olarak çıkın. Kuleyi ise kentin her noktasından görürsünüz, onu yön bulmak için kullanın.

Saat ve ücret bilgisi için muze.gov.tr'deki Uzuncaburç Örenyeri sayfasına bakın. Fotoğraf çekecekseniz sabah erken ve öğleden sonra geç saatler sütunlara yan ışık verir. Yayla havası sabahları serindir; yine de güneşten korunmak için ince bir kat ve şapka yanınızda olsun.

Kaynaklar

Komentáre

0/1000

Napíš prvý komentár