Prejsť na hlavný obsah
Radar Türkiye
Objavujte podujatia v aplikácii
Otvoriť
Radar Türkiye

Rize Kalesi ve Kentin Tepedeki Gözcüsü

Radar TürkiyeRadar Türkiye6 Kasım 2026
Zatiaľ bez hodnotenia

Prihlás sa, aby si mohol dávať Páči sa mi to a hodnotiť

Rize Kalesi ve Kentin Tepedeki Gözcüsü

Kentin kuruluşu ve kale tepesi

Rize'ye denizden bakan biri, kentin arkasındaki yamaçlara tırmanan yeşili ve bu yeşilin içinde seçilen kale tepesini fark eder. TDV İslam Ansiklopedisi'ndeki Rize maddesi, kentin Fenerburnu adı verilen bir çıkıntının kuzeybatı rüzgarlarından koruduğu küçük bir koyun doğuya bakan yamacında kurulduğunu anlatır. Zamanla yerleşim sahile kadar yayılmıştır. Kale ise koyun ardındaki tepededir. Karadeniz Araştırmaları dergisinde yayımlanan bir makale de Rize Kalesi'ni, bir koy ve bu koyun ardında yer alan tepe üzerinde kurulmuş bir yapı olarak tanımlar.

Bu konum tesadüf değildir. Küçük bir koy, hem gemilere barınak sağlar hem de karadan yaklaşan tehlikeleri izlemeyi kolaylaştırır. TDV maddesi, kentin eski çağlardan beri bir ticaret limanı olduğunu hatırlatır ve Trabzon Rum Devleti döneminde Venedik ve Ceneviz denizcilerinin ticaret için uğradığı önemli bir liman olduğunu yazar. Kale, işte bu liman kentinin tepedeki gözcüsüdür.

Kale tepesinden önceki çağlar

TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre Rize'nin bilinen en eski tarihi, Miletliler'in Doğu Karadeniz kıyılarına deniz yoluyla gelip ticari amaçlarla pazar yeri kurdukları milattan önce 7. yüzyıl başlarına kadar gider. Maddede, milattan önce 400'de Trabzon'a gelen Ksenofon'un verdiği bilgilerden Rize'nin de bir ticaret limanı olduğunun anlaşıldığı yazılıdır. Milattan önce 180'de kent Pontus Devleti'nin egemenliğine girmiştir. Bu dönemde Doğu Karadeniz bölümü, Pontus Devleti'nin maden, kereste ve gemi ihtiyacını karşılıyordu. Milattan önce 64'te Pontus Devleti'ni kaldıran Roma İmparatorluğu bölgede etkili olmuştur. Seyyah Arrianus'un verdiği bilgiye göre İyidere ile Rize arası denizden 10 mildi. Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasının ardından bölgede Bizans dönemi başlamıştır. 1204'ten sonra Rize, Trabzon merkezli Trabzon Rum Devleti'nin sınırları içinde kalmıştır. Kale tepesine bakarken bu uzun geçmişi akılda tutmak, yapının neden birden fazla çağın izini taşıdığını anlamaya yardım eder. Kültür Portalı ve DOKAP'ın verdiği tarihler de bu uzun yerleşim geçmişiyle birlikte okunmalıdır.

Yapının iki bölümü

Kültür Portalı'na göre kale, şehir merkezinin güneybatısında 480 metrekarelik bir alan üzerine kuruludur ve iç kale ile aşağı kaleden oluşur. Düzgün bir plan göstermeyen yapı, 150 metre yüksekliğinde doğal bir tepenin üzerindedir. DOKAP kaydı da kalenin kent merkezine hakim bir konumda, doğal bir tepede yer aldığını söyler. Tepenin eğimi, yapıyı plana değil araziye uydurmuştur.

İç kale tepenin zirvesine yakın kısımdır. Aşağı kale ise iç kaleden kuzeydoğu ve kuzeybatıya doğru açılarak uzanan, denize ulaşan surlarla çevrilmişti. Kültür Portalı bugün bu surlardan yalnızca batı duvarlarının bir bölümünün ve bazı kule kalıntılarının kaldığını belirtir. Yani bugün gördüğünüz, aslında çok daha geniş bir savunma sisteminin tepedeki çekirdeğidir.

Mimari

DOKAP envanterine göre kale yığma yapım sistemiyle, taş malzemeyle inşa edilmiştir. İç kalenin girişi doğu yönündedir ve duvarlarda düzgün kesme taş ile moloz taş birlikte kullanılmıştır. Batı surları günümüze ulaşan kalenin yarım daire planlı beş kulesi vardır. Araştırmalar sonucunda bu surlar üzerinde dokuz kule ve iki kapı bulunduğu belirlenmiştir.

Envanter ayrıca surlarda tuğla malzemenin de kullanıldığını ve kulelerin iki katlı olduğunu kaydeder. Bu ayrıntılar önemlidir. Tuğlanın taşla birlikte kullanılması, yapının birden fazla dönemde onarıldığını ya da farklı ustalıklarla genişletildiğini düşündürebilir, ancak envanter bu konuda yorum yapmaz. Yalnızca malzemenin gözlemlendiğini söyler. Kapıdan girerken, taşların boyuna, örgünün düzenine ve kule köşelerinin yuvarlak planına bakmak yeterli bir başlangıçtır.

Yapım dönemleri

Tarihleme konusunda resmi kaynaklar temkinli konuşur. Kültür Portalı, iç kalenin I. Justinianus döneminde, yani 527-565 yılları arasında, aşağı kalenin ise 13. yüzyılda inşa edildiğinin düşünüldüğünü yazar. DOKAP, kalenin 527-565 yıllarında yeniden inşa edildiğini, aşağı kalenin ise yazılı kaynaklarda 13-14. yüzyıllara tarihlendiğini söyler. Aynı kayıt, iç kalenin Ceneviz döneminde kullanıldığının bilindiğini belirtir.

Bu iki anlatım arasındaki fark küçüktür ama önemlidir. Biri aşağı kale için 13. yüzyılı, diğeri 13-14. yüzyılı verir. Biri iç kalenin inşasından, diğeri yeniden inşasından söz eder. Bu yüzden kesin yıllar yerine, kaynaklara göre iç kalenin erken ortaçağa, aşağı kalenin ise 13. ve 14. yüzyıl çevresine ait olduğu düşünüldüğünü söylemek en doğrusudur.

Osmanlı döneminde kale

DergiPark'ta yayımlanan Eyüp Kul'un makalesine göre kale, Fatih Sultan Mehmed'in 1461'de Trabzon'u fethiyle Osmanlı sınırlarına dahil olmuştur. Fethin ardından bölgede yapılan tahrire bağlı olarak kale içine nüfus iskan ettirilmiş ve kale askeri olarak güçlendirilmiştir. Makale, Rize Kalesi'nin Trabzon ve Gönye sancakları arasında daha az önemli bir konumda olduğunu, ancak Gürcistan tarafından gelen Abaza ve Gürcü saldırılarından sonra önem kazandığını belirtir.

Makalenin odağı kalede yapılan onarımlar, kaleye sevk edilen mühimmat ve görevliler, özellikle dizdardır. TDV maddesi, kalenin önemi Trabzon sancak beyliği sırasında arttığında, kale muhafızlarının ve şehir halkının durumunda da değişiklik olduğunu yazar. Aynı madde 1498'de görevinden alınan bir kale dizdarının yerine başka bir görevlinin getirildiğini kaydeder. Bu tür ayrıntılar, kalenin yalnız bir taş yığını değil, düzenli yönetilen bir askeri birim olduğunu gösterir.

Kalenin garnizonu ve silahları

TDV maddesine göre Osmanlı idaresine girdiğinde Rize küçük bir kale şehir görünümündeydi. 15. yüzyılın son çeyreğinde kalede Atmaca adlı bir serasker ve emrinde otuz dört muhafız görev yapıyordu. Bu muhafızlar Kalkandelen, Bosna, Kosova, Siroz ve Üsküp gibi farklı yerlere mensuptu. Rize Kalesi'nin garnizonu, böylece Osmanlı coğrafyasının geniş bir kesitinden gelen insanlarla kurulmuştu.

Kale, deniz seferlerinin de bir parçasıydı. 1568'de Astarhan seferi için Kefe'de yapılan gemilere, Karadeniz sahillerindeki kalelerden toplandığı gibi Rize Kalesi'nden de yedi müstahfız ve yirmi azeb askeri verilmişti. Müstahfızların kendi kayıklarıyla sahilleri korumaya başladığı da aynı maddede yazılıdır; 1574'te Rize kadısının korsanlara karşı üç kayık inşa etmekle görevlendirilmesi bunun bir örneğidir. 1621'de Don Kazakları'nın Rize'yi basarak büyük zarar verdiği de kaydedilir.

18. yüzyılın başlarında Abaza akınları sürekli hale geldi. TDV maddesine göre 1705'te Abaza saldırılarına karşı Rize Kalesi'ne üç top, 1000 top yuvarlağı ve barut verilmesi emredildi. Aynı yıl kale cephanesi ile zindan duvarlarının onarımı için Rize kadısına 1000 kuruş ödendi. Bu kayıtlar, kalenin on yıllar boyunca savunma düzeninin canlı tutulduğunu gösterir.

Liman ve kale birlikte

TDV maddesi, Doğu Karadeniz kıyılarında güvenliğin sağlanmasından sonra Rize Limanı'nda bir canlılık olduğunu yazar. 1557'de Of İskelesi ile birlikte Rize liman gelirleri yıllık 30.000 akçeye ulaşmıştır. Rize çevresinde bolca üretilen ketenden elde edilen gümrük gelirleri ise Of ile birlikte 1559'da 35.000 akçe kadardı. O yıl keten gümrüğü mukataası kurulmuştur. Kırım'ın Osmanlı topraklarına katılması (1475) ve Venedik ile Ceneviz'in Karadeniz'den uzaklaştırılması, Rize ile Sohum arasında yaşayan Abazalar'ı rahatsız etmiş, bu grupların korsanlık faaliyetlerinden Rize zarar görmüştür. II. Selim döneminde silah kaçakçılığını engelleme ve korsan barınaklarını dağıtma tedbirleriyle düzen büyük ölçüde sağlanmıştır. Ayrıca 1726-1727'de Faş Kalesi'nin yapımında kullanılacak taşları taşımak için Rize'den beş şayka temin edilmiştir. Böylece Rize Kalesi'ni, ticaret gelirleri ve deniz gücüyle birlikte işleyen bir liman sisteminin tepedeki parçası olarak okumak mümkündür.

Bugün kalede gezi

Kültür Portalı, kale çevresinin yapılan çevre düzenlemesiyle çay bahçesi olarak düzenlendiğini ve kenti seyir için kent merkezindeki ideal noktalardan biri olduğunu yazar. Kaleye çıkmak, Rize'yi tepeden okumak için iyi bir yoldur. Kent merkezini, sahili ve denizi aynı çerçevede göreceksiniz. Sabah ve gün batımına yakın saatler ışık açısından daha uygun olur.

Yapı için Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen restorasyon çalışmaları sürmektedir. Bu nedenle kalenin hangi bölümlerine girilebildiği zamanla değişebilir. Ziyaret koşulları için güncel bilgiyi Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden alın. Yürürken eğime, merdivenlere ve ıslak zemine dikkat edin; kenar bölgelerinde fotoğraf için risk almayın.

Kaleyi gezerken en verimli yöntem, önce kenti seyretmek, sonra surlara ve kulelere yaklaşıp malzemeyi incelemek, en sonunda yazıda anlatılan dönemleri aklınızda canlandırmaktır. Tepenin kuzeybatı yönüne bakan koy, kentin neden burada kurulduğunu bir bakışta anlatır.

Kaynaklar

Komentáre

0/1000

Napíš prvý komentár