Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Termessos'tan Karain'e, Oradan Düden ve Kurşunlu Şelalelerine
Rotalar4 Durak

Termessos'tan Karain'e, Oradan Düden ve Kurşunlu Şelalelerine

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Bu rota Antalya'nın kuzeyinde, kıyı ovasının Toros eteklerine dayandığı kuşakta bir günü dört durağa bölüyor ve her durak başka bir çağa açılıyor. Güllük Dağı'nın dorukları arasındaki vadiye kurulan Termessos, Büyük İskender'in MÖ 333'te kuşatıp alamadığı kent olarak tarihe girmiş ve bugün aynı adı taşıyan milli parkın ormanları içinde duruyor. Döşemealtı'ndaki Karain Mağarası ise çok daha eski bir hikayenin yeri; kazılar mağaranın Alt Yontmataş'tan Klasik Çağ'a kadar kullanıldığını ve içinde yaklaşık on bir metrelik bir kültür dolgusu biriktiğini ortaya koydu. Günün ikinci yarısı suya ayrılıyor. Kırkgöz ve Pınarbaşı kaynaklarından doğan Düden Çayı kireçtaşının içinde yol alıp Kepez'de Yukarı Düden Şelalesi olarak yeniden görünüyor; Aksu'daki Kurşunlu Şelalesi ise kızılçam ormanıyla çevrili bir kanyonda tabiat parkı olarak korunuyor.

Sıra batıdan doğuya kurulu ve yürüyüşün yüküne göre ayarlandı. Günün ilk ve en uzun yürüyüşü Termessos'ta; taşlık ve yer yer dik patikalarda yokuş çıkılacağı için oraya sabahın ilk saatlerinde varın ve en az üç saat ayırın. Oradan eski Antalya-Burdur yolu tarafına geçip Yağca'daki Karain'e gidiyorsunuz; mağara girişine 470 basamaklı bir merdivenle çıkılıyor, hemen yakınındaki Karain Müzesi de ziyaretin parçası. Öğleden sonra şehrin kuzeydoğu kenarındaki Yukarı Düden'de şelaleyi arkasındaki mağaradan izliyor, günü Kurşunlu'nun su kenarındaki yürüyüş yolunda kapatıyorsunuz. Şelaleler günün en sıcak saatlerine denk gelsin diye sona bırakıldı.

Dikkat edilecekler. Rota tam bir gün alır ve araç gerektirir; Düden'e ve Kurşunlu'ya şehir içi otobüsle de gidilebilir, ama dört durağı aynı günde birleştirmenin başka yolu yok. Temmuz ve ağustosta bu kuşak çok sıcak olur; Termessos'un açık alanlarında ve Karain'in merdiveninde bol su, şapka ve kaymayan tabanlı ayakkabı şart. Termessos ve Karain korunan arkeolojik alanlardır; duvarlara tırmanmayın, taş ya da parça almayın, işaretli yoldan ayrılmayın. Şelalelerde mağara ve gölet kenarları ıslak ve kaygan olabilir, çocuklarla su kenarında dikkatli olun. Ören yerlerinin ve parkların ziyaret saatleri ve giriş koşulları mevsime göre değişebilir; güncel bilgiyi Müze Kart ve Doğa Koruma ve Milli Parklar sayfalarından kontrol edin. Termessos ile Karain'in öğle saatine sıkışmaması için Antalya'dan erken yola çıkın; en rahat dönem ilkbahar ve sonbahardır.

Süre: tam gün. En iyi zaman: Nisan-mayıs ve ekim-kasım en rahat dönemdir; yaz aylarında Termessos'a sabahın ilk saatlerinde çıkın.. Ulaşım: Araç gerekir. Termessos'a Antalya-Korkuteli karayolunun 24. kilometresinden sola sapan özel yolla, Karain'e eski Antalya-Burdur karayolu tarafındaki Yağca'dan, Kurşunlu'ya Antalya-Aksu yolunda Soğucaksu köprüsünden kuzeye 7 km sapılarak gidilir; Düden'e ve Kurşunlu'ya şehir içi otobüs de vardır, ama dört durak aynı günde ancak araçla birleşir.

Kaynaklar

Korkuteli, Antalya
Rotalar
4 Durak
Mekanlarda ~7 sa
Yol ~42,4 km · 1 sa 11 dk
Toplam ~8 sa 11 dk
30 Eylül 2026

Rota Durakları

1
Termessos

Termessos

~3 sa burada
Güllük Dağı Milli Parkı, Korkuteli/Antalya

Güne Antalya-Korkuteli karayolunun 24. kilometresinden sola ayrılan özel yolla Güllük Dağı'na tırmanarak başlayın. Yol, 3 Kasım 1970'te ilan edilen Güllük Dağı-Termessos Milli Parkı'nın içinden geçer ve kalıntılar bu parkın ormanlarıyla iç içedir. Kentin izleri aslında çok daha aşağıda, karayolu üzerindeki Yenicekahve yakınlarında Hellenistik bir surla başlar ve dağın doruğuna kadar uzanır. Siz arabayı yukarıdaki otoparkta bırakıp kalanını yürüyerek göreceksiniz. Burada bir kent turundan çok bir dağ yürüyüşü yapacağınızı hesaba katın; patika taşlık, yer yer dik ve düzensizdir, en az üç saat ayırın.

Otoparktan patikayı izlediğinizde sağda, İmparator Hadrian dönemine ait İon düzenindeki bir tapınağın basamaklarına ve anıtsal girişine rastlarsınız. Yokuşu aşağı surları ve su kaynaklarını geçerek sürdürün; solda birinci katı yer yer ayakta kalmış gymnasium belirir. Birçok oda ve salondan oluşan bu yapının güneybatısında dükkanların sıralandığı sütunlu bir cadde uzanır. Yürürken zeminde açıkta kalan drenaj kanallarına bakın, kentin su mühendisliği en iyi bu ayrıntılarda okunur.

Tırmanış düzlüğe çıktığınızda biter ve orman gözlem yolunun solunda kentin resmi yapılarının toplandığı alan başlar. Düzlükteki ilk kalıntı agoraya aittir; batısındaki Dor düzenindeki stoa, Kültür Portalı'na göre II. Attalos zamanında, MÖ 159-138 arasında yapılmıştır. Agoranın doğusunda yamaca yaslanmış tiyatro, günün en uzun molasını hak eden yer. Hellenistik tiyatronun oturma alanı bir diazomayla ikiye ayrılır; üstte sekiz, altta on altı sıra basamak vardır. Vikipedi kapasitesini dört ila beş bin kişi olarak veriyor. Üst sıralara çıkıp oturun ve tiyatronun yüzünü döndüğü Antalya Körfezi manzarasını izleyin.

Tiyatronun yaklaşık 100 metre güneybatısında, çatı hizasına kadar ayakta duran meclis binası yer alır. Vikipedi'ye göre MÖ 1. yüzyıla tarihlenen bu yapının çatısı 25 metrelik bir açıklığı örtüyordu ve içeride 600-700 kişi oturabiliyordu. Agoranın doğusundaki düzlükte birbirine geçişli beş sarnıç var; Kültür Portalı onları derinlik ve genişlikleriyle benzersiz sayıyor, ağızlarına yaklaşırken dikkatli olun. Kentin güneybatısında, Dor düzenindeki cephesi 6 metreye ulaşan Roma tipi bir konut durur ve kapısının solundaki kitabe yüzünden Kurucunun Evi diye anılır.

Termessos'un çok sayıda tapınağı ve kentin güneyine, batısına ve kuzeyine yayılan, kaya mezarlarıyla dolu nekropolleri vardır. Mezarlar arasında en çok bilineni, Büyük İskender'in önemli komutanlarından Alketas'a ait MÖ 319 tarihli mezardır. Anıtsal mezarların yanında kalkan motifli çok sayıda savaşçı lahdi de mezarlık alanında geniş yer kaplar. Kentin en ilginç buluntularından Köpek Lahdi bugün Antalya Müzesi'nin Lahitler Salonu'nda sergilenir ve Stefanos adlı bir köpek için sahibinin yazdırdığı şiirsel bir yazıt taşır. Kaynaklar, kalıntıların bu kadar iyi korunmasını kentin terk edildikten sonra yeniden iskan edilmemesine bağlıyor.

Yürürken çevrenize de bakın; milli parkta alageyik, dağ keçisi ve kartal gibi türler yaşar. Güllük Dağı-Termessos Milli Parkı, doğal ve kültürel değerleriyle 2000'den beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alıyor. Dönüşte patikayı acele etmeden inin, çünkü taşlar ayak altında kayabilir ve yorgunluk inişte daha çok hissedilir. Güncel ziyaret saatlerini Müze Kart sitesinden kontrol edin ve yanınıza bol su alın. Otoparka döndükten sonra aynı özel yoldan karayoluna inip eski Antalya-Burdur yolu tarafındaki Karain'e yönelin.

Kaynak: Kültür Portalı; Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü; Vikipedi.

Bin metre yükseklikte, sarp bir yamaca kurulmuş Pisidya kenti. Büyük İskender kuşatıp alamadan geçmek zorunda kaldığı ender yerlerden biri ve arazi görüldüğünde nedeni anlaşılıyor. Tiyatro uçurumun kenarına oturtulmuş; oturduğunuz yerden Güllük Dağı'nın tamamı görünüyor. Sarnıçlar, gymnasium ve dağa yayılmış lahitler çam ormanının içinde.
2
Karain Mağarası

Karain Mağarası

~1 sa 30 dk burada
Yağca Mahallesi, Döşemealtı

Termessos'tan inince eski Antalya-Burdur karayolu tarafına geçin; Karain, Döşemealtı'nın Yağca Mahallesi sınırları içinde, bu yola 5-6 kilometre uzaklıktadır. Kültür Portalı mağarayı Antalya'nın 30 kilometre kuzeybatısında gösteriyor. Arabayı ziyaretçi karşılama noktasında bırakın; mağara önündeki traverten ovasından 150 metre, denizden 430-450 metre yüksektedir. Girişe ulaşmak için karşılama noktasından itibaren 470 basamaklı bir merdiven çıkılıyor. Sabahki yürüyüşten sonra bacaklarınız yorgun olacağı için acele etmeyin, ara ara durup soluklanın. Tırmanırken arkanıza dönüp bakın; mağaranın önündeki traverten ovası yükseldikçe ayaklarınızın altında açılır. Yazın öğle saatlerinde bu basamaklar ağır gelebilir, suyunuzu ve şapkanızı karşılama noktasından çıkmadan yanınıza alın.

Mağaranın hemen yakınındaki Karain Müzesi'ni de programınıza alın. Kazılardan çıkan buluntuların bir bölümü burada, bir bölümü Antalya Müzesi'nde sergileniyor. Mağaraya girmeden önce müzeyi görebilirseniz, kovukların içinde neye baktığınızı daha iyi anlarsınız. Müze Kart sayfasına göre buluntular arasında taş ve kemikten aletler, boncuklar ve gergedan, fil ve su aygırı gibi hayvanların kalıntıları var.

Girişe vardığınızda içeri girmeden önce mağaranın alnına ve dış duvarlarına bakın. Burada Grekçe yazıtlar ve nişler bulunur; mağaranın Klasik Çağ'da da kullanıldığının en görünür izleri bunlardır. Karain, Kretase döneminden kalma kireçtaşının karstik aşınmayla oyulmasıyla oluşmuştur. Mağarayı 1946'da keşfedip kazıya başlayan Kılıç Kökten, onun dar dehlizlerle birbirine bağlanan üç kaya kovuğunun birleşiminden oluştuğunu belirlemişti. Vikipedi, Karain'i Türkiye'nin içinde insan yaşamış en büyük mağarası olarak tanıtıyor. İçeride kazı alanlarına girmeyin ve korumaya yönelik uyarılara uyun; mağara 1997'den beri birinci derece arkeolojik sit olarak korunuyor.

Kazılar 1946'dan bu yana aralıklarla sürdü; Vikipedi ana dönemleri 1946-1958, 1967-1973 ve 1985-2008 olarak veriyor. Bu çalışmalar mağaranın içinde yaklaşık on bir metreyi bulan kalın bir kültür dolgusu ortaya çıkardı. Katmanlar Alt Yontmataş'tan başlayıp Orta ve Üst Yontmataş, Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç çağlarından Klasik Çağ'a kadar süren bir yerleşimi izler. Kültür Portalı'na göre mağaranın en uzun süren ve en önemli iskanı Yontmataş döneminde olmuştur. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, dünyadaki paleolitik mağaraların çoğu tek bir dönemi temsil ederken Karain'in Alt, Orta ve Üst Paleolitik'i kesintisiz gösterdiğini vurguluyor. Bu süreklilik, Avrupa ile Yakın Doğu arasındaki bağlantılar ve göç yolları hakkında fikir veriyor. Mağarada Anadolu'da bilinen en eski insan kalıntıları ile Anadolu sanatının ilk örnekleri sayılan taşınabilir sanat eserleri de bulundu. Bitki ve hayvan kalıntıları ise Batı Akdeniz'in eski çevresini anlamaya yardım ediyor.

Karain 1994'ten beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alıyor. Müze Kart sitesi ören yerini haftanın her günü açık gösteriyor, ama saatler mevsime göre değiştiği için güncel bilgiyi oradan kontrol edin. Mağaradan aynı merdivenle inip arabaya dönün ve Antalya yönüne, şehrin kuzeydoğu kenarındaki Kepez'e, Yukarı Düden'e gidin.

Kaynak: Kültür Portalı; Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; Müze Kart; Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü; Vikipedi.

Antalya'nın yaklaşık 30 kilometre kuzeybatısında, Döşemealtı'na bağlı Yağca Mahallesi'nde, Katran Dağı'nın yamacına açılan Karain Mağarası, Anadolu'nun tarih öncesini en uzun süre boyunca kayda geçirmiş yerlerden biri. Türkiye'nin en büyük doğal mağaraları arasında sayılıyor. Bakanlığın müze sayfasına göre burada, günümüzden yaklaşık 500 bin yıl önce avcılık ve toplayıcılıkla yaşayan, basit el aletleri yapan ilk insan atalarının izleri bulundu. Mağara Alt, Orta ve Üst Paleolitik dönemlerin kesintisiz bir kaydını sunuyor ve bu yönüyle dünyada da az rastlanan bir yer. Mağara, önündeki traverten ovasından yaklaşık 150 metre yükseklikte, denizden 430-450 metre yükseklikte. Türkiye Turizm Ansiklopedisi'ne göre Mezozoik kireçtaşları içinde oluşmuş ve dar giriş ve geçitlerle birbirine bağlanan boşluklardan meydana geliyor; derinliği 50 metreyi aşıyor. Salonlar ve galeriler sarkıt ve dikitlerle süslü. İnsanlar mağarayı Alt Paleolitik'ten başlayarak Neolitik, Kalkolitik ve Tunç çağları boyunca, ardından Klasik Çağ'da kullandı. Bu kesintisiz kullanım içeride yaklaşık on bir metre kalınlığında bir kültür dolgusu biriktirdi. Kazılar 1946'da mağarayı bulan Prof. Dr. Kılıç Kökten başkanlığında başladı ve 1973'e kadar onun yönetiminde sürdü. İkinci dönem kazıları 1985-2015 arasında Prof. Dr. Işın Yalçınkaya, 2015'ten bu yana ise Prof. Dr. Harun Taşkıran başkanlığında yürütülüyor. Kökten mağaradaki dolguyu sekiz tabaka ve on üç evreye ayırmıştı. Orta Paleolitik tabakadan elektron spin rezonans yöntemiyle günümüzden 160 bin ile 60 bin yıl öncesine uzanan tarihler elde edildi. Bugünkü çalışmalar mağaranın E ve B adlı iki gözünde yoğunlaşıyor; E gözündeki yaklaşık on bir metrelik dolgunun Alt Paleolitik seviyeleri içeren bölümü yalnızca dört metre kalınlığında. Karain, Türkiye'de en uzun süredir araştırılan Paleolitik buluntu yeri olarak tanımlanıyor. Buluntuların en dikkat çekeni Neandertal tipinde bir insan dişi ve kafatası parçası; bunlar Anadolu'da Neandertallerin yaşadığının kanıtları arasında. Mağarada bugün Anadolu'da yaşamayan gergedan, fil ve su aygırı gibi hayvanların kalıntıları da ortaya çıktı. Ansiklopedi bunlara aslan, sırtlan, ayı, at, geyik ve dağ keçisini ekliyor. Yanmış kemik parçaları mağarada yaşayanların ateşi kullandığını gösteriyor. Alt Paleolitik katmanlardan el baltası gibi iki yüzlü taş aletler, sonraki dönemlerden daha ince taş ve kemik aletler, boncuklar ve Anadolu sanatının bilinen en erken örnekleri arasında sayılan taşınabilir sanat eserleri çıktı. Klasik dönemde mağara daha çok bir adak yeri olarak kullanıldı. Giriş cephesinde ve dış duvarlarda Grekçe yazıtlar ve nişler görülüyor. Bakanlığın müze sayfasına göre Roma dönemi adak yazıtları, mağaranın bir dağ tanrıçasına adanmış olduğunu düşündürüyor. Girişe varınca başınızı kaldırıp kayaya oyulmuş bu nişlere bakın; mağaranın tarih öncesinden sonraki uzun hayatının izleri onlardır. Kazı buluntularının bir bölümü mağaranın hemen yanındaki Karain Müzesi'nde, bir bölümü Antalya Müzesi'nin tarih öncesi bölümünde sergileniyor. Ziyarete müzeden başlamak, içeride göreceğiniz katmanları anlamayı kolaylaştırır. Mağara 1997'de birinci derece arkeolojik ve doğal sit alanı ilan edildi. Çevresindeki diğer mağaralarla birlikte doğal ve kültürel değerleri nedeniyle 1994'ten bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde. Yakın çevrede Öküzini ve Çakırini gibi başka mağaralar ile Termessos antik kenti de bulunuyor. Mağaranın girişine ziyaretçi karşılama noktasından 470 basamaklı bir merdivenle çıkılıyor, bu yüzden yavaş tırmanın ve yanınıza su alın. İçerisi serin ve yer yer loş, kaymayan ayakkabı giyin. Kültür Portalı'na göre mağaraya özel araçla ulaşılabiliyor; Antalya-Burdur yolundan Karain levhasıyla batıya dönülerek gidiliyor. Resmi müze sayfasına göre ören yeri her gün açık ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için MüzeKart geçerli. Ziyaret saatleri ve ücret için güncel bilgiyi resmi sitesinden kontrol edin.
3
Düden Şelalesi

Düden Şelalesi

~1 sa burada
Düdenbaşı, Kepez/Antalya

Günün üçüncü durağı, Kepez ilçesinin Düdenbaşı mevkiindeki Yukarı Düden Şelalesi; kaynaklarda İskender Şelalesi adıyla da geçer. Kültür Portalı'nın verdiği adres Düdenbaşı Mahallesi, 21. Cadde, Kepez. Aynı çayın denize döküldüğü Aşağı Düden ise Muratpaşa'da, Lara yakınında ayrı bir yerdir ve bu rotaya dahil değildir. Yol tarifi alırken ikisini karıştırmayın, çünkü iki şelale şehrin farklı semtlerindedir.

Şelaleyi besleyen Düden Çayı, Antalya Kültür Varlıkları Envanteri'ne göre Kırkgöz-Pınarbaşı kaynaklarından doğar. Su kireçtaşının içindeki yeraltı boşluklarında ilerledikten sonra Düdenbaşı mevkiinde yeniden yüzeye çıkar. Bu yeraltı yolunun uzunluğu kaynaklarda farklı veriliyor; Kültür Portalı on dört, envanter kaydı 21 kilometre diyor. Envanter bu yeraltı boşluklarına düden adını veriyor; çay da şelale de adını bu sözcükten alır. Kültür Portalı'na göre bu noktada saniyede en az on metreküp su yüzeye çıkar ve ortalama debi saniyede on beş-on altı metreküptür.

Alan 1970-1972 yılları arasında Devlet Su İşleri 13. Bölge Müdürlüğü tarafından piknik ve mesire yeri haline getirildi. Girişten sonra suyun sesini izleyerek yürüyüş yollarından şelalenin önüne ilerleyin. Şelalenin en dikkat çekici yanı hemen arkasındaki doğal mağaradır. Mağaranın içindeki tünellerden geçerek suyun akışını tam arkasından izleyebilirsiniz. Bu bölümde zemin ıslak ve kaygan olabilir, adımınızı dikkatle atın ve telefonunuzu ya da fotoğraf makinenizi su zerreciklerinden koruyun. Şelaleyi önden gördükten sonra bir de arkadan, düşen suyun perdesinin içinden görmek bu durağın asıl deneyimidir.

Rivayete göre MÖ 334-333'te Pamfilya'yı ele geçiren Makedonya Kralı Büyük İskender, bu bölgeden geçerken Aspendos'tan haraç olarak aldığı atları burada sulatmıştır. Sabah Termessos'ta andığımız kuşatmayla aynı yıllara düşen bu anlatı, günün iki ucunu birbirine bağlıyor. Şelalenin çevresi yürüyüş yolları ve dinlenme alanlarıyla düzenlenmiştir. Karain'in merdiveninden sonra bu alanlardan birinde oturup soluklanmak için yarım saat ayırın. Vikipedi alanı Varsak'a yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta gösteriyor. Kültür Portalı'na göre şelaleye şehir içi ulaşım araçlarıyla da ulaşılabiliyor, bu yüzden rotayı ikiye bölmek isteyen Düden'i ayrı bir günde toplu taşımayla görebilir. Giriş koşullarını ve güncel ziyaret saatlerini gitmeden kontrol edin. Buradan doğuya, Aksu yönüne geçip Antalya-Aksu yolunda Soğucaksu köprüsünden kuzeye sapın ve günün son durağı Kurşunlu'ya gidin.

Kaynak: Kültür Portalı; Antalya Kültür Varlıkları Envanteri; Vikipedi.

Düden çayı şehrin kuzeyinde bir kez, sonra da denize dökülürken bir kez daha düşüyor; yani iki ayrı şelale var. Üstteki mağaranın içinden geçilebiliyor ve suyun arkasından bakmak mümkün. Alttaki ise falezden doğrudan Akdeniz'e dökülüyor, en iyi tekneden ya da Lara yolundaki seyir terasından görünüyor. İkisi birbirine on beş kilometre.
4
Kurşunlu Şelalesi

Kurşunlu Şelalesi

~1 sa 30 dk burada
Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı, Aksu

Günün son durağı Aksu ilçesindeki Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı. Antalya'ya 22 kilometre uzaklıktaki parka, Antalya-Aksu karayolunda Soğucaksu köprüsünden kuzeye sapıp 7 kilometre ilerleyerek varılır. Park, Tarım ve Orman Bakanlığı 6. Bölge Müdürlüğü'nün tabiat parkları arasında yer alır. Şelalenin ve piknik alanının bulunduğu bölüm 33 hektarlık bir alanı kaplar. Ana şelale 18 metre yükseklikten dökülür; su, küçük çağlayanlarla birbirine bağlanan yedi göletten geçerek yaklaşık 2 kilometrelik bir kanyonda akar.

Arabayı otoparkta bırakıp yürüyüş yolunu izleyin; yol sizi şelaleye, göletlerin kıyısına, köprülere ve manzara seyir terasına götürür. Bölge Müdürlüğü'nün görmeden dönülmemesini önerdiği yerler şelalenin kendisi, nehir içindeki nilüferler, tarihi su değirmeni ve manzara seyir terasıdır. Aynı liste şelalenin önünde fotoğraf çektirmeyi de öneriyor. Köprülerden geçerken suyun yüzündeki nilüferleri arayın. Okul Dışı Öğrenme Ortamları kaydına göre yol üzerindeki tarihi su değirmeninin yaklaşık 200 yıllık bir geçmişi var. Göletlerin kıyısında zemin ıslak ve kaygan olabilir, çocuklarla su kenarında dikkatli olun.

Kanyonun duvarlarında alanın jeolojisini de okuyabilirsiniz. Bölge Müdürlüğü'ne göre burada kızıl-kahve ve gri-yeşil renklerde kumtaşı, çakıltaşı ve çamurtaşından oluşan Kurşunlu formasyonu gözlenir. Bu katmanların üstünde, Antalya'nın pek çok yerinde karşılaşacağınız Antalya travertenleri yer alır. Orman kızılçam ağırlıklıdır; su kenarında doğu çınarı, defne, keçiboynuzu ve yabani zeytin, alt katta mersin, alıç ve böğürtlen görülür. Park ve çevresinde 67 familyaya ait 261 bitki adlandırılmış, bunlardan 14'ü endemiktir.

Hayvan varlığı da zengindir; Bölge Müdürlüğü parkta 88 kuş, 22 memeli, 12 sürüngen, 3 iki yaşamlı ve 3 balık türü saptandığını bildiriyor. Göletlerde sazan ve su kaplumbağası, ormanda yaban domuzu, tilki ve sincap yaşar. Kuşların bir bölümü yerli, bir bölümü yaz ya da kış ziyaretçisidir; yürüyüş yolunun sessiz kesimlerinde durup dinleyin. Hayvanları beslemeyin ve suya hiçbir şey atmayın.

Parkta WC, çocuk oyun alanları, piknik masaları ve kır lokantası gibi olanaklar var; günün uzun yolundan sonra burada oturup dinlenebilirsiniz. Vikipedi en uygun ziyaret dönemini nisan ile aralık arası olarak veriyor. Giriş koşullarını ve güncel ziyaret saatlerini Doğa Koruma ve Milli Parklar sayfalarından kontrol edin. Rota burada biter ve Antalya merkezine dönüş yaklaşık 22 kilometredir.

Kaynak: Tarım ve Orman Bakanlığı 6. Bölge Müdürlüğü; Okul Dışı Öğrenme Ortamları; Vikipedi.

Antalya kent merkezine yaklaşık 22 kilometre uzaklıkta, Aksu ilçesindeki Kurşunlu Şelalesi, kentin yakınında gölgeli bir orman ve su sesiyle dolu bir gün geçirmek isteyenlerin durağı. Şelale, iki kilometrelik bir kanyonun içinde yaklaşık 18 metre yükseklikten dökülüyor. Kanyon boyunca yedi küçük gölet, küçük şelaleciklerle birbirine bağlanıyor. Türkiye Turizm Ansiklopedisi'ne göre şelale Antalya travertenleri üzerinde, deniz seviyesinden yaklaşık 80 metre yükseklikte yer alıyor. Suyun döküldüğü yerdeki gölcük, ansiklopedide dev kazanı olarak anılıyor. Ansiklopedinin verdiği ölçülere göre derinliği beş ile altı metre, uzunluğu 36, genişliği 45 metreye yakın. Gölcüğü yosunlu kayalar ve suyun üzerine sarkan ağaçlar çevreliyor; şelaleyi en iyi bu gölcüğün kıyısından görürsünüz. Gölcüğe inen basamaklarda ve seyir terasında su serpintisi yüzünden zemin ıslak olabilir, dikkatli yürüyün. Alan 1986'da park olarak düzenlenip ziyarete açıldı. 21 Mayıs 1991'de Orman Bakanlığı tarafından tabiat parkı ilan edildi. Aksu Kaymakamlığı'na göre ilk ilanda 394 hektarlık bir bölüm tabiat parkı olarak ayrıldı; Kültür Portalı alanın 2000'de genişletildiğini belirtiyor. Bugünkü yüzölçümü kaynaklarda 586 ile 597 hektar arasında veriliyor. Şelale ve piknik alanı ise yaklaşık 33 hektarlık bir bölümü kaplıyor. Park, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün 6. Bölge Müdürlüğü yönetiminde. Parkın ormanında kızılçam baskın. Aralarda tek tek ya da küçük gruplar halinde doğu çınarı, defne, harnup, yabani zeytin, sakız ağacı, söğüt ve incir ağaçları görülüyor. Alt katta mersin, alıç, zakkum, böğürtlen, yabani gül, kermes meşesi, kekik ve yabani nane yetişiyor. Su kenarında su nanesi ve kamış, göletlerin yüzeyinde ise nilüferler var. Ansiklopedi parkın nilüferli gölünü manzaranın öne çıkan unsurlarından biri olarak anıyor. Faunada yaban domuzu, tilki, tavşan, sansar, sincap ve yarasa gibi memeliler sayılıyor. Kuşlardan ibibik, ağaçkakan, üveyik, yeşilbaş ördek, sakarmeke, karabatak ve ispinoz, sularda ise su kaplumbağası, sazan ve yılan balığı kayıtlı. Kültür Portalı, patikalarda yürürken tavşan, sincap, ağaçkakan ve kaplumbağa ile karşılaşmanın mümkün olduğunu belirtiyor. Kuşları görmek için sabah erken saatlerde, kalabalık başlamadan göletlerin kenarında sessizce durmak iyi bir yöntem. Kanyon boyunca uzanan gezinti patikaları, şelaleyi yalnızca tek bir noktadan değil, göletler boyunca farklı açılardan görmeyi sağlıyor. Parkta seyir terasları, çocuk oyun alanı, otopark, içme suyu, tuvalet ve bir yeme içme tesisi bulunuyor. Günübirlik piknik ve doğa yürüyüşü ziyaretçilerin başlıca uğraşları; ansiklopedi çadırlı kampı da sayıyor. Park yıl boyu açık, ancak kaynaklar ziyaret için en uygun dönem olarak nisan ile aralık arasını gösteriyor. Parka Antalya'dan gelirken ana yoldan Soğucaksu Köprüsü'nden kuzeye ayrılan yaklaşık yedi kilometrelik bir yolla ulaşılıyor. Özel araçla gelinebildiği gibi belediye otobüsleri ve minibüslerle de ulaşım var; güncel hat ve sefer bilgisini kontrol edin. Giriş koşulları, ücret ve açılış saatleri için Doğa Koruma ve Milli Parklar'ın resmi kaynaklarından güncel bilgiyi kontrol edin. Ansiklopedi parkı yıl boyu yoğun kullanılan alanlar arasında sayıyor; sakin bir yürüyüş için hafta içini ya da sabah saatlerini seçin. Göletlere girmeyin, çöpünüzü geri götürün ve patikaların dışına çıkmayın.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirKorkuteli, Antalya
TürRotalar
Durak4
Tarih30 Eylül 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat