Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Sapanca'dan Taraklı'ya, Gölden Şelaleye, Köprüden Konaklara
Rotalar4 Durak

Sapanca'dan Taraklı'ya, Gölden Şelaleye, Köprüden Konaklara

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Bu rota bir suyun peşinden gider. Sapanca Gölü fazla suyunu doğu ucundaki Çark Suyu ile Sakarya Nehri'ne bırakır; nehir ise güneyde Samanlı Dağları'nı yararak Geyve Boğazı'nı açmış, Adapazarı Ovası ile Geyve Ovası'nı birbirine bağlamıştır. Biz bu bağı tersinden yürürüz: gölün Sakarya kıyısından başlar, boğazdan geçip nehrin güney kesimine iner, sonra vadiden ayrılıp ormanların arasındaki eski bir Osmanlı kasabasına tırmanırız. Tr Vikipedi'nin Geyve Boğazı maddesine göre tarihi İpek Yolu da Göynük, Taraklı ve Geyve'den geçtikten sonra bu boğazdan Sapanca'ya ulaşıyordu; yani gün boyunca kervanların yolunu ters yönde katetmiş olursunuz.

Güne Sapanca'nın göl kıyısında, sabah ışığında kısa bir yürüyüşle başlayın. Tektonik bir çukura oturan bu tatlı su gölü il merkezinin batısındadır ve doğu kesimi Sakarya'ya aittir; biz yalnızca bu kıyıyı ele alıyoruz. İkinci durak Geyve'nin Maksudiye köyü yakınlarındaki Doğançay Şelalesi'dir; 2013'te tabiat parkı ilan edilen alanda fındık bahçelerinin içinden derin bir vadiye inen bir patika yürünür. Üçüncü durak Alifuatpaşa'da Sakarya Nehri'ni aşan, 1495 tarihli kitabesiyle II. Bayezid Köprüsü'dür; hemen yanındaki Kuvayı Milliye ve Ali Fuat Cebesoy Müzesi isteyene ek bir mola sunar. Günün en uzun durağı Taraklı'dır: Hıdırlık Tepesi ile Hisar Tepesi arasındaki vadiye yerleşmiş, yüzden fazlası tescilli evleri, arnavut kaldırımlı sokakları, yaklaşık yedi yüz yıllık çınarı ve şimşir kaşık zanaatıyla tanınan bir kasaba.

Sıra coğrafyayı izler: kuzeyden güneye, ovadan dağa. Sabah gölde serin ve sakin bir başlangıç, öğleye doğru şelalede gölgeli bir vadi, öğleden sonra nehir kıyısında taş bir köprü, akşamüstü ise yumuşak ışıkta beyaz badanalı konaklar. Taraklı il merkezine yaklaşık yetmiş kilometre uzaklıktadır ve dönüş yolunu da hesaba katmanız gerekir; bu yüzden günü erken başlatmak işinizi kolaylaştırır.

Yürüyüş yükü tek bir noktada yoğunlaşır: Doğançay'da şelaleye inip çıkmak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre ortalama kırk dakika sürer ve dönüş yokuş yukarıdır. Kaymayan tabanlı ayakkabı, yağmurluk ve su yanınızda olsun. Şelale yolu dar ve virajlıdır; büyük araçlarla gitmek zorlaşabilir. Taraklı'nın sokakları dik ve taş döşelidir, rahat ayakkabı orada da işe yarar. Köprü trafiğe açık olduğu için üzerinde yürürken araçlara dikkat edin. Müze ziyaretinden önce güncel açılış günlerini resmi sitesinden kontrol edin; il kültür müdürlüğü pazartesi günü kapalı olduğunu belirtiyor.

Süre: tam gün. En iyi zaman: İlkbahar sonu ile sonbahar arasında kuru bir gün; yoğun kışlarda Doğançay yolunun son bölümü karla kapanabilir ve şelaleye inen toprak patika yağmur sonrası kayganlaşır.. Ulaşım: Dört durağı bir günde bağlamak için araç gerekir; Sapanca'dan D-650 karayolu ile Geyve Boğazı'ndan geçilerek güneye inilir, Doğançay sapağı Maksudiye köyüne, köprü Alifuatpaşa'ya, son durak Taraklı'ya çıkar. Demiryolu Sapanca Gölü'nün güney kıyısından ve Alifuatpaşa'dan geçer, ama şelaleye ve Taraklı'ya raylı bağlantı yoktur.

Kaynaklar

Sapanca, Sakarya
Rotalar
4 Durak
Mekanlarda ~6 sa 15 dk
Yol ~45,5 km · 1 sa 16 dk
Toplam ~7 sa 31 dk
19 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Sapanca Gölü

Sapanca Gölü

~1 sa burada
Sapanca, Sakarya

Sapanca ilçe merkezinde göle inen sahil şeridi bu durağın başlangıç noktasıdır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bu kıyıyı göle sıfır bir yürüyüş alanı olarak tanıtıyor. Arabayı merkezde bırakıp kıyı boyunca yürüyerek başlayın, çünkü bu durağın asıl işi gölü yakından ve sakin bir saatte görmektir. Sabah erken saatlerde su yüzeyi çoğu zaman durgundur ve karşı kıyıdaki ormanlık tepeler suya yansır. Kıyıda durup önce gölün boyutunu kavramaya çalışın. Göl doğu-batı doğrultusunda yaklaşık on altı kilometre uzanır, kuzey-güney doğrultusunda ise beş kilometre kadar genişler. Yüzeyi deniz seviyesinden otuz üç metre yüksekte durur. Tr Vikipedi en derin noktasını altmış bir metre, ortalama derinliğini otuz altı metre olarak veriyor; İngilizce maddenin giriş bölümünde ise en büyük derinlik elli iki metre yazıyor. Gölün tektonik bir çukura oturduğunu bilmek manzarayı okumayı kolaylaştırır. Güneyde yükselen Samanlı Dağları ile kuzeydeki alçak tepeler arasındaki bu oluk, gölü uzun ve dar bir biçimde tutar. Kıyıda yürürken suyun seviyesine de bakın. Ölçümlere göre su kış ve ilkbaharda yükselir, sonbahara doğru alçalır ve iki seviye arasındaki fark çoğu yıl yetmiş ile doksan santimetre arasındadır. Sonbaharda gelirseniz kıyı çizgisinin geriye çekildiğini fark edebilirsiniz. Göl çevresinde yapılan gözlemlerde altmış dokuz kuş türü belirlenmiştir. En çok tür nisan ayında görülür, kışın ise tür sayısı azalırken birey sayısı artar. Kıyıdaki sazlıklara yaklaşırken sessiz olun ve dürbününüz varsa yanınıza alın. Evliya Çelebi de bu gölü anlatmış ve kayıklarla taşınan yükleri, alabalık ile sazan gibi tatlı su balıklarını övmüştür. Seyyah suyu için kısa bir cümle kurar: "Suyu gayet saf ve berraktır." Bu bilgi bugün de önem taşır, çünkü göl Sakarya kentinin içme suyunun büyük bölümünü karşılamaktadır. Bu yüzden kıyıda çöp bırakmamak ve suya hiçbir şey atmamak burada özellikle önemlidir. Kıyı yürüyüşünü bitirdikten sonra isterseniz merkezdeki Rüstempaşa Hamamı kalıntılarına birkaç dakika ayırın. On altıncı yüzyılda inşa edilen bir külliyenin parçası olan hamamın temelleri 2015'te başlayan çalışmalarla ortaya çıkarılmış, kalıntılar ahşap yol ve cam zeminle gezilebilir hale getirilmiştir. Gölün fazla suyu doğu ucundaki gideğenden Çark Suyu'na geçer ve bu su Ferizli'deki Seyifler köyü yakınında Sakarya Nehri'ne katılır. Bir sonraki durağa giderken siz de aynı nehrin vadisine, ama ters yönde, güneye doğru ineceksiniz. Sapanca'dan çıkıp D-650 karayoluna bağlanın ve Geyve Boğazı'ndan geçerek Doğançay sapağına ilerleyin.

Kaynak: Sakarya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Sapanca Sahili; Kültür Portalı, Sapanca Gölü; Sakarya Büyükşehir Belediyesi Turizm Broşürü 2025; Vikipedi, Sapanca Gölü.

İstanbul'un 130 km doğusunda, ormanlık dağların arasındaki tatlı su gölü, sahil yürüyüş yolu, göl kenarı kahvaltıları ve bungalov otelleriyle şehirden günübirlik ya da bir gecelik kaçışın klasik adresi. Kırkpınar sahilinde bisiklet kiralanır; Maşukiye'nin şelale ve alabalık lokantaları 15 dakika ötede.
2
Doğançay Şelalesi Tabiat Parkı

Doğançay Şelalesi Tabiat Parkı

~1 sa 30 dk burada
Doğançay Köyü, Geyve / Sakarya

Doğançay Şelalesi Geyve'nin Maksudiye köyü sınırlarındadır ve tr Vikipedi'ye göre Sakarya-Bilecik D-650 yolundan yaklaşık on kilometre içeridedir. Ana yoldan ayrıldıktan sonra yol daralır ve virajlar sıklaşır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yolun ancak iki aracın geçebileceği genişlikte olduğunu ve büyük araçlarla zorlanılabileceğini belirtiyor. Kaynaklar yol yüzeyi konusunda ayrışıyor; müdürlük yolun tamamının asfalt olduğunu yazarken Kültür Portalı ve Vikipedi son iki kilometrenin toprak olduğunu söylüyor. Bu yüzden yağışlı bir günün ertesinde yavaş sürün ve son bölümde dikkatli olun. Yoğun kış dönemlerinde yolun son kilometreleri karla kaplanabilir, diğer mevsimlerde ise rahatça ulaşılır. Yürüyüşün başladığı noktada aracınızı bırakın ve ayakkabınızı kontrol edin. Şelaleye fındık bahçelerinin içinden geçen toprak bir patikayla inilir. Şelale dere yatağında, başlangıç noktasından yaklaşık üç yüz metre aşağıdadır. Müdürlüğe göre iniş ve çıkış ortalama kırk dakika sürer. İnişi acele etmeden yapın, çünkü asıl çaba dönüşteki yokuştadır. Patika boyunca fındık dallarının arasından vadinin dik yamaçlarını görmeye başlarsınız. Belediyenin turizm broşürü şelalenin dere üzerinde yan yana beş basamaktan oluştuğunu ve suyun köpük halinde yatağa döküldüğünü anlatıyor. Aşağı vardığınızda önce bir süre uzaktan bakın ve basamakları tek tek seçmeye çalışın. Suyun miktarı mevsime göre değiştiği için ilkbaharda şelalenin çok daha gür olmasını beklemek gerekir. Şelalenin bulunduğu nokta genellikle serindir, yazın bile ince bir üst giysi işinize yarar. Islak taşların üzerine çıkmayın ve fotoğraf için suya fazla yaklaşmayın. Rakım için kaynaklar farklı rakamlar veriyor; Vikipedi yaklaşık dört yüz, müdürlük dört yüz elli, Kültür Portalı ise altı yüz metre yazıyor. Alan 13 Mayıs 2013'te yaklaşık dört hektarlık bir tabiat parkı olarak ilan edilmiştir. Kültür Portalı şelaleye giden yolun bir yürüyüş parkuru olarak da kullanıldığını belirtiyor. Broşüre göre şelalenin aşağı kısımlarında piknik yapmaya uygun alanlar ve yürüyüş yolları da bulunuyor. Burada öğle molası vermek istiyorsanız yiyeceğinizi yanınızda getirin, çünkü başlangıç noktasındaki yerel tesis her zaman açık değildir. Dönüşte nefesinizi ayarlayarak yavaş tırmanın ve arada durup vadiye son bir kez bakın. Ardından D-650'ye geri dönüp güneye, Alifuatpaşa'ya doğru ilerleyin.

Kaynak: Sakarya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Doğançay Şelalesi; Kültür Portalı, Doğançay Şelalesi; Sakarya Büyükşehir Belediyesi Turizm Broşürü 2025; Vikipedi, Doğançay Şelalesi.

Doğançay Şelalesi, Geyve ilçesine bağlı Maksudiye köyü sınırlarında, ormanla kaplı derin bir vadinin dibinde akan bir şelaledir. Kültür Portalı yerin adresini Doğançay köyü olarak verir ve şelaleyi Sakarya'da görülebilecek yerlerin ilk sıralarında anar. Türkçe Vikipedi'ye göre şelale Sakarya merkezine yaklaşık 25 kilometre, Sakarya-Bilecik arasındaki D.650 karayoluna yaklaşık 10 kilometre uzaklıktadır. İngilizce Vikipedi ise Adapazarı'na uzaklığı 35 kilometre olarak verir; fark, hesabın şehrin hangi noktasından yapıldığına bağlıdır. Şelale ve çevresindeki yaklaşık 4 hektarlık alan 13 Mayıs 2013'te koruma altına alınmıştır. Türkçe Vikipedi ve Bakanlığın tanıtım platformu GoTürkiye bu kararı tabiat parkı ilanı olarak anlatır. İngilizce Vikipedi aynı tarihte alanın tabiat anıtı olarak tescil edildiğini yazar; iki kaynak koruma statüsünün adında ayrışır. Şelalenin yüksekliği konusunda da kaynaklar farklı rakamlar verir. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü rakımı 450 metre dolayında gösterir. Kültür Portalı ve GoTürkiye şelalenin deniz seviyesinden 600 metre yükseklikte olduğunu yazar. Türkçe Vikipedi ise yaklaşık 400 metre der. Rakamın hangi noktadan, yolun başından mı yoksa şelalenin kendisinden mi ölçüldüğü belirtilmediği için bu farkları birlikte okumak gerekir. Sakarya Büyükşehir Belediyesinin turizm broşürü şelaleyi dere üzerinde yan yana dizilmiş beş basamaktan oluşan bir çağlayan olarak tarif eder. Su bu basamaklardan köpürerek alttaki yatağa dökülür. Şelalenin ve derenin içinden aktığı vadi oldukça dik yamaçlara sahiptir ve çevresi zengin bir bitki örtüsüyle kaplıdır. Broşür, şelalenin aşağı kısımlarında piknik yapmaya elverişli alanlar ve yürüyüş parkurları bulunduğunu da belirtir. Şelaleye ulaşmak kısa ama dikkat isteyen bir yürüyüştür. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne göre şelale dere yatağında, yürüyüşün başladığı noktadan yaklaşık 300 metre aşağıdadır. İniş fındık bahçelerinin arasından geçen toprak bir patikayla yapılır ve iniş ile çıkış birlikte ortalama 40 dakika sürer. Patika yağıştan sonra kayganlaştığı için tabanı tutan bir yürüyüş ayakkabısı şarttır. Müdürlük şelalenin bulunduğu noktanın genellikle serin olduğunu da hatırlatır; yaz günü bile yanınıza ince bir kat almanız iyi olur. Şelaleye giden yol aynı zamanda bir yürüyüş parkuru olarak kullanılır. Sakarya Büyükşehir Belediyesi doğa yürüyüşleri programında Doğançay'a farklı mevsimlerde rotalar düzenlemiştir. Belediyenin duyurularına göre sonbahar yürüyüşü 10 kilometrelik bir parkurla, ilkbahar yürüyüşü ise orman dokusu ve dere geçişleri içeren 15 kilometrelik bir parkurla şelaleye ulaşmıştır. GoTürkiye platformu da Maksudiye üzerinden Doğançay'da biten bir bisiklet rotası önerir. Belediyenin yürüyüş programı şelaleyi hem ilkbaharda hem sonbaharda rota olarak seçmiştir; ilkbaharda yamaçlardaki ağaçlar yeni yapraklanır. Sonbaharda vadi renk değiştirir ve yürüyüş daha serin geçer. Şelalenin dibindeki taşlar ıslak ve kaygandır, bu yüzden suya fazla yaklaşmamak ve çocukların elinden tutmak gerekir. Alanda hazır yiyecek bulmak her zaman mümkün olmadığından suyunuzu ve yiyeceğinizi yanınızda getirin, çöpünüzü de geri götürün. Şelaleye ulaşım özel araçla rahattır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yolun asfalt olduğunu, ancak virajlı ve iki aracın ancak geçebileceği genişlikte olduğunu belirtir. Kültür Portalı yolun son 2 kilometresinin toprak olduğunu yazar. Büyük araçlarla ulaşım zor olabilir ve yoğun kışlarda yolun son kilometreleri karla kapanır. Kış aylarında gitmeden önce yol durumunu ve tabiat parkıyla ilgili güncel bilgiyi Sakarya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünden kontrol edin. Doğançay, Sapanca Gölü ile Geyve arasındaki güney vadisi rotasında iyi bir duraktır. Şelaleden sonra Sakarya Nehri'ne inip Alifuatpaşa'daki II. Bayezid Köprüsü'ne, oradan da Taraklı'nın tarihi evlerine devam edebilirsiniz.
3
II. Bayezid Köprüsü (Geyve)

II. Bayezid Köprüsü (Geyve)

~45 dk burada
Alifuatpaşa, Geyve / Sakarya

II. Bayezid Köprüsü Alifuatpaşa ile Geyve arasındaki bağlantıda, Sakarya Nehri'nin üzerindedir ve bugün de trafiğe açıktır. Aracınızı köprünün başında güvenli bir yere bırakın ve köprüye önce kıyıdan bakın. Köprüyü bütün olarak görmek için nehir kenarında biraz uzaklaşmak gerekir, çünkü yapının büyük bölümü kara tarafına uzanır. Kültür Portalı köprünün on dört ayak üzerine kurulduğunu ve bu ayaklardan yalnızca dördünün nehrin içinde durduğunu yazıyor. Alifuatpaşa tarafında dokuz küçük yuvarlak kemer sıralanır, nehrin üstünde ise büyük sivri kemerler bulunur. Ortadaki büyük ayağın biçimini kaynak bir lahite benzetiyor. Ayakların önüne de dikkatle bakın. Suyun geldiği yönde üçgen, suyun gittiği yönde beşgen sel yaranlar vardır ve bunlar ayakları akıntıya karşı korumak için yapılmıştır. Kemerlerden ikisinin sonradan yıkıldığı ve demir malzemeyle onarıldığı da aynı kaynakta anlatılıyor. Bu onarım izini köprünün altından bakınca kolayca seçersiniz. Ölçüler konusunda kaynaklar ayrışıyor. Kültür Portalı köprünün boyunu yüz elli metre, genişliğini beş metre altmış santimetre veriyor; tr Vikipedi ise boyu yüz doksan altı buçuk metre, göz sayısını on beş olarak yazıyor. Köprünün yapımına geçerken kitabeyi arayın. Kaynaklara göre esas kitabe köprünün Geyve ucundaki mihrap nişli taş bölümün arka yüzündedir ve 1495-1496 yılını verir. Kitabeyi çevreleyen ince kuşaktaki süslemeye yaklaşıp bakın. Kültür Portalı bu kuşakta rumili ve şakayıklı kıvrık dallardan oluşan hatayi üslubunda bir bezeme bulunduğunu ve bunun on beşinci yüzyıl sonunun süsleme anlayışını yansıttığını belirtiyor. Köprünün mimarı ve mühendisi olarak Fakir Abdullah'ın adı anılıyor. Belediyenin broşürüne göre köprü döneminde İstanbul ile Bağdat'ı bağlayan yolun önemli kavşaklarından birindeydi. Cumhuriyet döneminde ana köprünün altına çelik bir iskelet yerleştirildiği ve köprünün iki kez onarıldığı biliniyor; Vikipedi son onarımı 1949 olarak veriyor. Köprünün kuzeyindeki küçük adacığa da göz atın, çünkü orada Bizans dönemine ait yıkılmış bir köprünün kalıntıları durur. Köprünün üzerinden yürüyerek geçmek isterseniz kaldırımın dar olduğunu ve araçların geçtiğini unutmayın. Köprünün hemen yanında Kuvayı Milliye ve Ali Fuat Cebesoy Müzesi bulunur; 1989'da açılan müzenin zemin katı Kuvayı Milliye dönemine, üst katı Ali Fuat Cebesoy'a ayrılmıştır. Müzeyi de görmek isterseniz bu durağa ayırdığınız süreyi uzatın ve güncel açılış bilgisini resmi sitesinden kontrol edin. Buradan sonra yol nehri bırakıp doğuya ve yukarıya, ormanların içinden Taraklı'ya tırmanır.

Kaynak: Kültür Portalı, II. Bayezid Köprüsü; Sakarya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Tarihi II. Bayezid Köprüsü ve Ali Fuat Paşa Kuvayı Milliye Müzesi; Sakarya Büyükşehir Belediyesi Turizm Broşürü 2025; Vikipedi, II. Bayezid Köprüsü (Geyve).

II. Bayezid Köprüsü, Geyve ilçesinde Alifuatpaşa ile Geyve'yi birbirine bağlayan noktada Sakarya Nehri'nin üzerinden geçen taş bir köprüdür. Halk arasında Alifuatpaşa Köprüsü diye de anılır. TDV İslam Ansiklopedisi'nde Semavi Eyice'nin yazdığı maddeye göre köprü, tarihi Geyve-Göynük menzil yolunun nehri aşmasını sağlıyordu. Belediye broşürü de köprünün İstanbul-Bağdat yolunun önemli kavşaklarından birinde durduğunu vurgular. Köprünün yedi satırlık Arapça inşa kitabesi onu Sultan II. Bayezid'in 901 yılında, yani miladi 1495-1496'da yaptırdığını bildirir. Kitabe mermer bir levhaya işlenmiştir ve köprünün Geyve tarafındaki çıkıntılı kitabe köşkünde, mihrap biçimli bir nişin üstünde durur. Levhanın çevresi kabartma motiflerle süslenmiş bir çerçeveyle kuşatılmıştır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bu çerçevedeki rumili ve şakayıklı hatayi üslubu süslemeyi, 15. yüzyılın sonundaki Türk süsleme anlayışını gösteren tarihli bir örnek olarak öne çıkarır. Köşkün arka yüzünde kare biçimli ikinci bir kitabe vardır. İçine madalyon şeklinde, hat sanatı bakımından çok değerli bir istif işlenmiştir; Eyice bu yazının bir merkezden açılarak yayıldığını anlatır. Madalyonun altında "Amelü'l-fakir Abdullah" ibaresi ile Mimar Murad İbn Abdullah adı okunur. Eyice bu imzalardan köprünün Abdullah oğlu Mimar Murad tarafından tasarlandığını, inşaatın ise Abdullah adlı bir usta tarafından yürütüldüğünü tahmin eder. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ise köprünün tasarımını II. Bayezid'in mimar ve mühendisi Fakir Abdullah'a bağlar; kaynakların okuması bu noktada ayrışır. Köprünün yerinde daha eski bir geçiş bulunduğu bilinir. Eyice'nin aktardığı kayda göre Orhan Gazi, Sakarya üzerindeki eski bir köprüyü onartmış ve yakınında kurdurduğu Köprübaşı köyünün halkını bu köprünün bakımıyla görevlendirmişti. II. Bayezid yeni köprüyü bu eski yapının yaklaşık 150 metre güneyinde temelden inşa ettirdi. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Bizans dönemine ait köprü kalıntılarının bugünkü köprünün kuzeyindeki adacıkta hala görülebildiğini belirtir. Ölçüler kaynaklarda farklı verilir. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Kültür Portalı köprünün boyunu 150 metre, genişliğini 5,60 metre, korkuluklarla birlikte dıştan dışa genişliğini 6,30 metre olarak verir ve on dört gözden söz eder. TDV İslam Ansiklopedisi Gülgün Tunç'un ölçümüne dayanarak uzunluğu 196,50 metre, genişliği 5,50 metre olarak aktarır ve köprünün aslında on beş gözlü olduğunu yazar. Ansiklopediye göre gözlerden yalnızca beşinin altından su geçer, kalan on göz kuru zeminde durur ve yalnızca taşkınlarda işe yarar. Köprü beyaz kesme taştan temiz bir işçilikle örülmüştür ve ayaklarının akıntıya bakan yüzünde üçgen selyaranlar bulunur. Köprünün sonraki yüzyılları onarımlarla geçti. Kanuni Sultan Süleyman döneminde onarımı için İzmit kadısına ferman gönderildiği bilinir. 1810'da İran'a giden bir elçilik heyetinin katibi köprünün bir kemerinin yıkık olduğunu yazmış, 1864'te yayımlanan bir Avrupa seyahatnamesi ise iki kemerin yıkıldığını ve eksik kısmın ahşapla tamamlandığını aktarmıştır. 1889-1890'da kagir onarım için keşif yapıldıysa da proje uygulanmadı. Kurtuluş Savaşı sırasında, 17 Mayıs 1920'de köprü Ali Fuat (Cebesoy) komutasındaki küçük bir kuvvet tarafından savunuldu. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne göre köprünün yanındaki yapı Ekim 1989'da Kuvayı Milliye ve Ali Fuat Cebesoy Müzesi olarak açılmıştır. 1949'daki onarımda yıkık kemerler yeniden örülmedi, ahşap yamanın yerine demirden daha sağlam bir bölüm yapıldı ve bugün köprünün ortasında görülen çelik kesim budur. Köprüye geldiğinizde önce iki kıyıdan birinden bütün silueti görmeye çalışın; taş kemerlerle çelik bölüm arasındaki geçiş köprünün geçirdiği beş yüzyılı tek bakışta anlatır. Sonra Geyve tarafına geçip kitabe köşkünü yakından inceleyin ve çerçevedeki ince süslemeye bakın. Kuzeydeki adacıkta eski köprünün kalıntılarını aramak için nehrin kıyısından yukarı doğru bakın. Köprü bugün de trafiğe açıktır, bu yüzden üzerinde yürürken araçlara dikkat edin. Bu müzede Kuvayı Milliye dönemine ait fotoğraflar, haritalar ve belgelerle Ali Fuat Cebesoy'a ait eşyalar sergilenir. Müze pazartesi günleri kapalıdır; ziyaret saatlerini İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün sitesinden kontrol edin. Köprü Sakarya merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıktadır ve dört mevsim asfalt yoldan ulaşılır. Alifuatpaşa demiryolu üzerinde olduğu için trenle gelmek de mümkündür. Buradan güneydoğuya, Taraklı'nın tarihi evlerine giden yol nehir vadisini izler.
4
Taraklı Tarihi Evleri ve Çarşısı

Taraklı Tarihi Evleri ve Çarşısı

~3 sa burada
Taraklı ilçe merkezi, Taraklı / Sakarya

Taraklı, Hıdırlık Tepesi ile Hisar Tepesi'nin yamaçlarına ve bu iki tepe arasındaki vadiye kurulmuş bir kasabadır. Kasabaya varınca aracı merkezin girişinde bırakın ve gerisini yürüyerek gezin, çünkü sokaklar dar ve dik. İlçe merkezi deniz seviyesinden ortalama dört yüz kırk dört metre yüksekte olduğu için havanın vadiye göre serin olduğunu hemen fark edersiniz. İlk iş olarak kasabayı yukarıdan görmek için Hisar Tepesi'ne çıkın. Belediyenin sayfasına göre tepede iki su sarnıcı bulunuyor ve bunlar MÖ 2000 ile MÖ 1000 arasına tarihleniyor. Tepede kazı çalışmalarının sürdüğü de belirtiliyor, bu yüzden kazı alanlarına girmeyin ve işaretlere uyun. Tepeden aşağı baktığınızda Göynük yönünden gelen derenin vadiyi nasıl ikiye böldüğünü ve evlerin yamaçlara nasıl basamaklandığını görürsünüz. Ardından eski sokaklara inin. Sokaklar arnavut kaldırımıyla döşenmiştir ve aralarda yük taşıyanların dinlenmesi için konmuş dinlenme taşları vardır. Evlerin genel özelliği üç katlı olmalarıdır ve bazılarının yaşı üç asrı geçer. Belediyenin broşürüne göre kasabada yüzden fazlası tescilli, iki ile üç asırlık ev ve konak bulunuyor. Bu evlerin çoğunda insanlar yaşadığı için kapılara ve avlulara girmeyin, fotoğrafı sokaktan çekin. Sonra Yusufbey Mahallesi'ndeki çınara yürüyün. Yaklaşık yedi yüz yıllık olduğu söylenen bu ağaç ilçenin simgesidir ve hemen yanında tarihi bir çeşme durur. Ağaç geçmişte büyük bir yangın tehlikesi atlatmış ama ciddi bir zarar görmeden kurtarılmıştır. Çınarın altındaki dinlenme alanı rotanın son molası için iyi bir yerdir. Kasabanın merkezindeki Yunus Paşa Camii 1517 tarihli tarihi bir yapıdır ve kurşun kaplı kubbesi nedeniyle halk arasında Kurşunlu Camii diye anılır. Yakınındaki Osmanlı dönemi hamamının buharının bir zamanlar bu yapıyı ısıtmakta kullanıldığı anlatılır. Taraklı Bağdat Yolu üzerinde olduğu için kervanların konakladığı tarihi han da kasabanın önemli yapılarındandır. Broşür ayrıca tarihi Orhan Gazi Çarşısı'nı anıyor; çarşıda kasabanın el sanatlarını görebilirsiniz. Taraklı adını geleneksel bir zanaattan alır. Bakanlığın tanıtım sitesi Evliya Çelebi'nin bir cümlesini aktarır: "Hepsi kaşık ve tarak yapımıyla uğraştıklarından, şehre Taraklu derler." Tr Vikipedi ise bu açıklamayı bir halk anlatısı olarak değerlendiriyor ve adın kökeni için başka görüşler sunuyor. Bugün de yörede şimşir ve kayından kaşık yapılıyor; şimşir kaşık diğer ağaçlarınkinden daha değerli sayılıyor. Kasabanın evlerinin maketleri de üretiliyor, yani mimari gelenek küçük ölçekte de sürüyor. Yöreye özgü bir tatlı olan uğut da Taraklı'nın bilinen lezzetleri arasında sayılıyor. Taraklı 2011'de Sakin Şehir ağına katılmış, tr Vikipedi'ye göre 2022'de bu listeden çıkarılmıştır; bazı resmi sayfalar unvanı hala anmaktadır. Günü burada akşamüstü ışığında bitirin ve dönüş yolu için hava kararmadan yola çıkın.

Kaynak: Taraklı Belediyesi, Taraklı Gezilecek Yerler; Sakarya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Taraklı ve Evleri; GoTürkiye, Sakarya Dokun; Sakarya Büyükşehir Belediyesi Turizm Broşürü 2025; Vikipedi, Taraklı.

Taraklı, Sakarya'nın güneydoğu ucunda, ormanla çevrili bir vadide Osmanlı kasaba dokusunu bugüne taşımış küçük bir ilçe merkezidir. Belediye broşürü kasabayı Adapazarı merkezine yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta gösterir. Taraklı Belediyesine göre evler Hıdırlık Tepesi ile Taraklı Hisarı'nın yamaçlarına ve bu iki tepe arasındaki vadiye kurulmuştur; Göynük yönünden gelen dere de vadinin ortasından akar. İlçe merkezi deniz seviyesinden ortalama 444 metre yüksektedir. Kasabanın adı yüzyıllardır sürdürülen bir zanaattan gelir. Bakanlığın tanıtım platformu GoTürkiye, Evliya Çelebi'nin Seyahatname'de buranın halkının kaşık ve tarak yaptığı için kasabaya Taraklı dendiğini yazdığını aktarır. Evliya Çelebi aynı satırlarda çevredeki dağların şimşir ağacıyla kaplı olduğunu ve işlenen tarakların uzak diyarlara gönderildiğini anlatır. Türkçe Vikipedi ise adın kökeni için başka görüşlerden de söz eder ve bu anlatıyı bir halk açıklaması olarak değerlendirir. GoTürkiye'ye göre tarak geleneksel olarak şimşir, gürgen, armut ve ceviz ağacından yapılırdı ve beyaz, sert şimşir en çok tercih edilen ağaçtı. Sakarya Üniversitesinden Tahsin Turgay ve Pınar Erkuş Buyruk'un geleneksel Taraklı evleri üzerine yayımladığı makale, kasabanın tarihini Bitinya, Roma, Bizans ve Selçuklu dönemlerinden Osmanlı'ya uzanan bir çizgide anlatır. Taraklı 1289-1293 yılları arasında Osmanlı topraklarına katılmıştır; Hisar Tepesi'ndeki iki su sarnıcının ise çok daha eski olduğu, MÖ 2000 ile MÖ 1000 arasına tarihlendiği belirtilir. Makaleye göre kasaba Osmanlı döneminde İstanbul-Ankara yolu üzerinde olduğu için zenginleşmiş, bu yol önemini yitirip trafik başka güzergaha kayınca ekonomisi gerilemiştir. Yazarlar bu durgunluğun ve nüfusun çok yavaş artmasının, 19. yüzyıl konut mimarisinin bozulmadan bugüne ulaşmasının başlıca nedenleri arasında olduğunu vurgular. Kasabanın ekonomisi geçmişte meyvecilik, kaşıkçılık, tarakçılık ve 1960'a kadar süren ipek böcekçiliğine dayanıyordu. Taraklı evleri genellikle bitişik nizamda yapılmış iki ya da üç katlı yapılardır. Zemin katlar kalın taş duvarlıdır ve depo olarak kullanılırdı; bu yüzden sokağa bakan alt cepheler oldukça sağırdır. Üst katlar ahşap iskelet arasına kerpiç dolgu tekniğiyle yapılmıştır ve çok sayıda pencereyle açılır. İkinci katlarda üçgen ya da dikdörtgen çıkmalar sokağa taşar, bazı evlerde çıkmaların üstünde üçgen alınlıklar görülür. Çatılar kırma ya da beşik biçimlidir ve alaturka kiremitle örtülüdür. Dış cepheler saman katkılı sıvanın üstüne beyaz ya da açık sarı badanayla boyanır; ahşap silmeler ve köşe plastırları cepheyi koyu çizgilerle böler. Belediye broşürü kasabada 100'den fazlası tescilli, iki üç asırlık ev ve konak bulunduğunu yazar. Kasabayı yürüyerek gezmek en doğru yoldur. Taraklı Belediyesi tarihi sokakların Arnavut kaldırımıyla döşendiğini ve yük taşıyanlar için sokak kenarlarına dinlenme taşları konduğunu anlatır. Gezinin merkezinde tarihi Orhan Gazi Çarşısı vardır; burada ahşap kaşık, tarak ve el işi ürünler satan dükkanları görebilirsiniz. Yusuf Bey Mahallesi'ndeki, yedi asırlık olarak anılan çınar ağacı kasabanın simgesidir ve yanında tarihi bir çeşme durur. Taraklı merkezindeki Hüseyin Ağa Çeşmesi kitabesine göre 1734-1735 yıllarında kesme taştan yapılmıştır. Eski Ankara ve Bağdat yolu üzerindeki Hacı Atıf Hanı, iki katlı ve U planlı bir Osmanlı hanıdır ve restorasyondan geçmiştir. Kasabanın tarihi yapıları arasında 1517'de tamamlanan kurşun kubbeli Yunus Paşa Camii de yer alır. Gezinin sonunda Hisar Tepesi'ne çıkmayı unutmayın. Belediye bu tepenin eski çağlarda kasabanın savunmasında önemli olduğunu ve üzerindeki sarnıçlarla bir kale görünümü taşıdığını belirtir. Tepeden bakınca kiremit çatıların vadinin iki yamacına nasıl yayıldığını ve derenin kasabayı ortadan nasıl ikiye böldüğünü açıkça görürsünüz. Fotoğraf için en iyi ışık sabah ve akşamüstüdür; öğle saatlerinde beyaz badanalı cepheler fazla parlar. Taraklı 2011'de uluslararası sakin şehir ağına katılmış ve 2013'te Avrupa'nın Seçkin Destinasyonları (EDEN) yarışmasında Türkiye birincisi olmuştu. Türkçe Vikipedi ilçenin 2022'de sakin şehirler listesinden çıkarıldığını belirtir; İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün sayfası ise unvandan hala söz eder. Kasabanın sakin temposu ve korunmuş dokusu ise unvandan bağımsız olarak yerinde durur. Taraklı'ya ulaşmak için Geyve'den güneydoğuya, Göynük yönüne giden karayolu izlenir; en yakın demiryolu istasyonu Alifuatpaşa'dadır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü kasabanın her mevsim asfalt yoldan ziyaret edilebildiğini belirtir. Kasabadaki etkinlikler ve tarihi yapıların ziyaret koşulları için güncel bilgiyi Taraklı Belediyesinin sitesinden kontrol edin.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirSapanca, Sakarya
TürRotalar
Durak4
Tarih19 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat