Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Körfezin Güney Kıyısı, Narlıdere'den Barbaros'a
Rotalar4 Durak

Körfezin Güney Kıyısı, Narlıdere'den Barbaros'a

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

İzmir Körfezi'nin güney kıyısı, şehrin turistik merkezinden çok, insanların gerçekten yaşadığı bir şerittir. Balçova'nın batısında başlayan kıyı, Narlıdere'nin Sahilevleri'nden Güzelbahçe'nin Yalı Mahallesi'ne, oradan Urla'nın İskele Mahallesi'ne kadar uzanır. Bu rota o şeridi doğudan batıya, şehrin kenarından kırsala doğru okuyor ve günün sonunda iç kesimdeki Barbaros'a, bostan korkuluklarıyla tanınan köye varıyor.

Sıranın bir mantığı var. Güne metroyla başlıyorsunuz; M1 hattı 2024'ten beri Narlıdere'ye kadar uzanıyor ve Sahilevleri'ndeki yenilenmiş kıyı bandı sabah yürüyüşü için rotanın en sakin yeridir. Oradan batıya, Güzelbahçe'ye geçince kıyının dokusu değişir: Yalı Mahallesi'nde balıkçı limanı, balık pazarı ve yaz akşamlarının gece pazarı vardır. Güzelbahçe'nin eski adı Kilizman, Urla İskele'de kalıntıları duran antik Klazomenai kentinden gelir; yani ikinci durakta duyduğunuz ad, üçüncü durağın hikayesine bağlanır. Urla İskele'de Ege'nin bilinen en eski limanlarından birinin yattığı Limantepe Höyüğü ile Karantina Adası'na uzanan yol karşınıza çıkar. Son durak Barbaros ise denizden uzaklaşıp kırsala dönen bir finaldir; köyün meydanı, oyuk denen korkulukları ve kadınların yürüttüğü atölyeleri, kıyı boyunca gördüğünüz şehir hayatının tamamlayıcısıdır.

Bu dört durak idari olarak da birbirine bağlıdır. Narlıdere ile Güzelbahçe 1992'de Konak'tan ayrılarak Narlıbahçe adıyla tek ilçe oldu ve ancak 1993'te ikiye bölündü; Güzelbahçe ise daha önce uzun süre Urla'ya bağlı bir bucaktı. Urla İskele'deki Klazomenai on iki İyon kentinden biri sayılırken, Barbaros 2025'te Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün en iyi turizm köyleri arasına girdi. Yani bu rota hem binlerce yıllık bir liman hikayesini hem de bugünün kırsal turizmini aynı günün içine sığdırıyor.

İlk üç durak toplu taşımayla rahatça bağlanır. Metro, ESHOT otobüsleri ve İZDENİZ vapurları bu kıyının omurgasıdır; Güzelbahçe'de ve Urla'da vapur iskelesi bulunur, ancak Urla seferleri yalnız yaz sezonunda yapılır. Barbaros ise Urla merkezinin güneybatısında, iç kesimdedir ve oraya geçmek için araç gerekir; günü arabayla planlıyorsanız rotanın tamamını sahil yolu ve İzmir-Çeşme Otoyolu üzerinden kolayca bağlarsınız.

Birkaç uyarı. Kıyı yürüyüşlerinde gölge azdır, şapka ve su alın; kışın körfez rüzgarlı olabilir. Narlıdere'deki mavi bayraklı halk plajı hedefi ve Güzelbahçe'deki plajların durumu sezona göre değişir, denize girmeyi düşünüyorsanız güncel bilgiyi ilgili belediyelerden kontrol edin. Karantina Adası Sağlık Bakanlığı kullanımında olduğu için adanın içine girilemeyebilir, bu rota adayı yoldan ve kıyıdan anlatıyor. Barbaros'ta etkinlik ve atölyelerin takvimi değişkendir; gitmeden önce mahallenin güncel duyurularına bakın ve köy sokaklarında araç yerine yürüyün.

Süre: tam gün. En iyi zaman: İlkbahar ya da sonbaharda bir gün; Barbaros bu iki mevsimde en canlı halindedir, yaz sonundaki Oyuk Festivali'ne denk getirmek isterseniz tarihini önceden kontrol edin.. Ulaşım: İzmir Metrosu M1 hattıyla Narlıdere Kaymakamlık istasyonuna gelip kıyıya inin, Güzelbahçe'ye ESHOT otobüsleriyle ya da İZDENİZ vapuruyla geçin; Urla'ya ESHOT otobüsleri ve yaz aylarında İZDENİZ vapurları gider. Urla İskele'den Barbaros'a geçmek için araç gerekir, toplu taşıma seçeneklerini ve güncel seferleri ESHOT'tan kontrol edin.

Kaynaklar

Narlıdere, İzmir
Rotalar
4 Durak
Mekanlarda ~5 sa 45 dk
Yol ~38,4 km · 1 sa 4 dk
Toplam ~6 sa 49 dk
15 Ekim 2026

Rota Durakları

1
Narlıdere Sahili

Narlıdere Sahili

~1 sa burada
Sahilevleri Mahallesi, Mithatpaşa Caddesi kıyı bandı, Narlıdere / İzmir

Güne M1 metro hattının batıdaki son istasyonu Narlıdere Kaymakamlık'ta başlayın. Hat, 2024 Mart'ında bu istasyona ulaştı ve ilçe sınırlarında dört istasyon bulunuyor; yani Narlıdere artık Konak'tan aktarmasız gelinen bir kıyı. İstasyondan Sahilevleri'ne inerken yamaçtan körfeze doğru alçalan ilçenin yapısını görürsünüz; ilçe merkezi denizden epey yüksekte, kıyı bandı ise düz bir şerittir. Kıyıya vardığınızda İzmirdeniz kıyı tasarım projesi kapsamında iki etapta düzenlenen ve kaynaklara göre iki buçuk kilometreyi aşan yaya yolunun üzerindesiniz.

Yürüyüşe doğu ucundan başlayıp batıya doğru ilerleyin, böylece sabah güneşi arkanızda kalır. Yol boyunca doğal taş ve beton prekastan yapılmış oturma bankları dizilidir; aceleniz yoksa birine oturup körfezin karşı kıyısındaki Karşıyaka ve Çiğli hattını izleyin. Projede denize daha yakından bakmak isteyenler için dört balıkçı iskelesi yapıldı; sabah saatlerinde olta atanları en çok bu iskelelerde görürsünüz. Bostanlı'daki örneğine benzeyen ahşap görünümlü gün batımı terası da bu kıyıdadır, sabah boş olduğu için fotoğraf için iyi bir zemin sunar.

Bitki seçimine dikkat edin, çünkü düzenleme tuzlu deniz havasına ve rüzgara dayanıklı türlerle kuruldu. Ardıç, ılgın, iğde ve defne gibi her daim yeşil kalan ağaçların yanında lavanta, kuşdili, zakkum ve gaura gibi renkli çalılar kullanıldı. Bakü Parkı bu kıyı bandının içinde kalır ve çocuklu aileler için yeni nesil oyun grupları buradadır. İzmir Heykel Çalıştayı'ndan gelen eserler de kıyıya yerleştirildi; yürürken bunları aramak yürüyüşe küçük bir hedef katar.

Bisikletle gelmek isteyenler için kıyıda bir kilometrelik bisiklet yolu ve bir BİSİM istasyonu var; ilçede toplam dört BİSİM istasyonu bulunuyor. Kısa bir tur için bisiklet kiralayıp yolun sonuna kadar gidip dönebilirsiniz. İlçenin batısındaki Limanreis'te deniz suyu analizlerinin temiz çıkmasının ardından kent merkezine en yakın mavi bayraklı halk plajı hedeflendi; denize girmeyi düşünüyorsanız plajın güncel durumunu önceden kontrol edin.

Yürürken ilçenin hikayesini de düşünün. Kaynaklara göre Romalılar bu bölgeye Luvi dilinde su geçidi anlamına gelen Akhilleion adını vermişti ve körfezin en dar yeri bu kıyının karşısındaki burundaydı. Osmanlı döneminde 1666'da Köprülü Mehmed Paşa'nın emriyle yapılan Sancakburnu Kalesi bu darlığı tutuyordu; kale bugün Balçova sınırlarında, askeri bölge içindedir. İlçenin adının Ali Onbaşı Deresi çevresindeki nar ağaçlarından geldiği anlatılır ve Narlıdere hala narenciye bahçeleri ile çiçekçiliğiyle bilinir. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün aktardığına göre 1950'lerde ilçenin nüfusu yalnızca iki bin altı yüz civarındaydı. Kıyı kesimine kurulan yazlık konutlar ve narenciye üretimine gelen mevsimlik işçiler sonraki on yıllarda bu nüfusu hızla büyüttü.

Kıyıda uzun süre gölge bulmak zordur, bu yüzden sabahın serinliğini değerlendirin ve yanınıza su alın. Bir saatlik yürüyüşün sonunda sahil yolundan batıya giden ESHOT otobüslerine binerek Güzelbahçe'ye geçin; vapurla devam etmek isterseniz Güzelbahçe iskelesine İZDENİZ seferleri olduğunu da unutmayın.

Kaynak: TGRT Haber, Narlıdere Sahilevleri kıyı projesi; Vikipedi, Narlıdere.

Narlıdere Sahili, İzmir Körfezi'nin güney kıyısında, Balçova ile Güzelbahçe arasında uzanan ve özellikle Sahilevleri Mahallesi önünde yoğunlaşan yaya, bisiklet ve oturma alanlarından oluşan bir kıyı bandıdır. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin İzmirDeniz kıyı tasarımı projesi kapsamında iki etapta düzenlenen bu şerit, TGRT Haber'in aktardığına göre toplamda yaklaşık 2,6 kilometrelik bir kıyı düzenlemesine dönüştü. İlk etap yaklaşık 1,6 kilometre uzunluğundaydı ve bir Aralık ayında kullanıma açıldı. Yaklaşık bir kilometrelik ikinci etap ise ertesi yaz tamamlanacak şekilde planlanmıştı; aynı habere göre proje bitmeden sahil kullanılmaya başlanmıştı. Düzenlemenin en çok fotoğraflanan parçası, Bostanlı'daki örneğine benzer biçimde kurulan ahşap görünümlü gün batımı terasıdır. Körfezin batısına açılan bu teras, akşamüstü güneşin Karşıyaka ve Yamanlar tarafındaki tepelerin üzerinden değil, açık denizin üstünden batışını izlemek için iyi bir yer sunar. Kıyı boyunca denize daha yakın olmak isteyenler için dört balıkçı iskelesi yapıldı. Oturma bankları doğal taş ve beton prekast elemanlardan üretildi, böylece uzun yürüyüşün arasında kısa molalar vermek kolaylaştı. Projede yaklaşık bir kilometrelik bir bisiklet yolu ve kentin paylaşımlı bisiklet sistemi BİSİM'e ait bir istasyon da yer alıyor. Peyzajda tuzlu deniz havasına ve rüzgara dayanıklı, yıl boyu yeşil kalan bitkiler seçildi. Haberde ardıç, ılgın, iğde ve defnenin yanında gazania, kazayağı gibi yer örtücülerle zakkum, gaura, berberis, kuşdili ve lavanta gibi renkli çalı gruplarının kullanıldığı belirtiliyor. Bu seçim sahilin kışın da çıplak görünmemesini sağlar ve ilkbaharda lavanta ile zakkumun çiçeklendiği haftalarda yürüyüşü ayrıca renklendirir. Sahilevleri ikinci etabının içinde Bakü Parkı da bulunur ve çocuklar için yeni nesil oyun grupları kıyının bu bölümünde toplanmıştır. Narlıdere'nin geçmişi kıyının hemen doğusundaki burunla iç içedir. Vikipedi'ye göre Romalılar bölgeye Akhilleion diyordu ve bu ad Luvi dilinde su geçidi ya da boğaz anlamına geliyordu. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün ilçe tarihçesinde, bölgenin Hitit yazıtlarına göre MÖ 2000'lerde Luvilerin egemenliğinde olduğu anlatılır. Osmanlı döneminde aynı burun, Köprülü Mehmed Paşa'nın emriyle 1666'da yapılan kale nedeniyle Sancakkale olarak anıldı. Sancakburnu Kalesi ya da Yenikale adıyla bilinen bu yapı, körfezin en dar yerini denetlemek için kuruldu ve bugün Balçova sınırları içinde, askeri bölgede kaldığı için gezilemez. Müdürlüğün sayfası ilçenin adının Ali Onbaşı Deresi çevresindeki nar ağaçlarından geldiğinin söylendiğini, tapu kayıtlarında ise Tozluyurt adının da geçtiğini yazar. Aynı kaynak 1950'lerde ilçe nüfusunu 2655 olarak verir ve 2000'li yıllarda nüfusun 54 bine çıkmasını kıyıdaki yazlık konutlara ve narenciye tarımına gelen göçe bağlar. Narlıdere, 1992'de Güzelbahçe ile birleşerek Narlıbahçe adıyla ilçe oldu ve Aralık 1993'te iki ilçe yeniden ayrıldı. Vikipedi'ye göre ilçede yaklaşık 1500 konut jeotermal enerjiyle ısıtılıyor; bu da Balçova kaplıcalarıyla aynı yeraltı kaynağına yakın bir bölgede olunduğunu hatırlatır. Sahilde denize girme konusunda dikkatli olmak gerekir. Cumhuriyet'in haberine göre Narlıdere Belediyesi, İl Sağlık Müdürlüğü ve İZSU'nun Limanreis'te yaptığı deniz suyu analizlerinin temiz çıkması üzerine burada mavi bayraklı bir halk plajı açmayı planladığını açıklamıştı. Planın bugünkü durumunu ve yüzmeye uygun noktaları gitmeden önce ilçe belediyesinin duyurularından kontrol edin. Taş dolgu kıyı boyunca denize girmek yerine yürüyüş, bisiklet ve balık tutma bu sahilin asıl kullanımlarıdır. Kıyıya ulaşmak 2024'ten beri çok kolay. İzmir Metrosu'nun M1 hattı, Fahrettin Altay'dan Narlıdere'ye uzanan yedi istasyonlu bölümle uzatıldı ve son istasyon Narlıdere Kaymakamlık 4 Mart 2024'te açıldı. Metrodan inip kuzeye, denize doğru yürüyerek Mithatpaşa Caddesi'ni geçtiğinizde kıyı bandına varırsınız; sahil yolu boyunca giden ESHOT otobüsleri de bir seçenektir, güncel hatları ESHOT'un sitesinden kontrol edin. Bisikletle gelenler, Balçova ve İnciraltı kıyısından kesintisiz devam eden yolu izleyerek Narlıdere'ye girebilir. Gezmek için en iyi zaman ilkbahar akşamları ve sonbaharın ılık günleridir. Yazın öğle saatlerinde kıyıda gölge azdır, bu yüzden gün batımına doğru gelmek daha rahattır. Kışın körfezden esen rüzgar serttir, ama açık bir günde karşı kıyıda Karşıyaka ve arkasındaki dağlar çok net görünür. Yürüyüşü batıya, Güzelbahçe yönüne uzatabilir ya da doğuya dönüp İnciraltı'ndaki kent ormanına kadar devam edebilirsiniz.
2
Güzelbahçe Sahili ve İskelesi

Güzelbahçe Sahili ve İskelesi

~1 sa 15 dk burada
Yalı Mahallesi, Mithatpaşa Caddesi, Güzelbahçe İskelesi, Güzelbahçe / İzmir

Güzelbahçe'de durağı Yalı Mahallesi'ndeki iskelede başlatın; vapurla geldiyseniz zaten oradasınız. Yalı ilçenin en kalabalık mahallesidir ve kıyının bu bölümü balıkçı limanı, balık pazarı ve yenilenmiş sahil yoluyla Güzelbahçe'nin gündelik hayatının merkezidir. İlçe ekonomisinin temelinde balıkçılık ve tarım yatar, bu yüzden sabah ya da öğleye doğru limanda teknelerin gelişini görmek bu durağın en özgün anıdır. Limanın çevresinde balık pazarı vardır; tezgahlara bakıp körfezin hangi mevsimde ne verdiğini öğrenmek için iyi bir yerdir.

Ardından limandan gece pazarına doğru uzanan sahil yolunda yürüyün. Yaklaşık bir kilometrelik bu kesim birinci ve ikinci etap çalışmalarla yenilendi; palmiyeler, kent mobilyaları, park ve plaj düzenlemesiyle mahallenin kordonu gibi kullanılıyor. Yol boyunca denizin hemen kenarında banklar var, bir tanesine oturup körfezin batısına, Urla yönüne bakın. Yolun içinde mahalle parkları da bulunur, çocuklarla geliyorsanız mola yerleri olarak kullanabilirsiniz.

Yaz aylarında Yalı Mahallesi'nde her akşam gece pazarı kurulur; rotayı yazın tersten yapıyorsanız bu durağı akşama bırakmak iyi bir fikirdir. Kıyının daha batısında Siteler Mahallesi'nde ilçe belediyesinin işlettiği halk plajı vardır ve Maltepe sahil şeridinde de denize girilebilir. İlçe sahilinde biri mavi bayraklı olmak üzere sekiz plaj bulunuyor; sezona göre durumlarını ilçe belediyesinden kontrol edin. Güzelbahçe'nin sahil bandı doğuda Narlıdere'nin Limanreis kesiminden batıda Urla'nın Çamlıçay kesimine kadar uzanır, yani bu yürüyüşte ilçenin kıyısının yalnız bir parçasını görürsünüz.

İlçenin adının hikayesi de bu durağın konusudur. Güzelbahçe'nin en eski adı Kilizman'dır ve bu ad, Urla İskele'de kalıntıları bulunan antik Klazomenai kentinden gelir. 1936'da Kızılbahçe adıyla Urla'ya bağlı bucak merkezi oldu, 1957'de bugünkü adını aldı ve 1993'te ayrı ilçe yapıldı. Bir süre Narlıdere ile birleşip Narlıbahçe adıyla tek ilçe olmuşlardı; ilk durakla bu durak arasındaki bağ bu yüzden yalnız coğrafi değildir.

Fotoğraf için iskeleden kıyıya dönerek çekilen kareler, mahallenin alçak binalarını ve arkadaki yamaçları birlikte verir. Öğle saatlerinde ışık serttir, deniz rengini en iyi sabah ya da ikindi saatlerinde yakalarsınız. İskelenin çevresinde ve sahil yolunda oturacak çok yer var, bu yüzden öğle yemeği molasını burada vermek mantıklıdır. Kışın körfezden esen rüzgar burada da hissedilir, bahar ve yaz ayları kıyı yürüyüşü için daha uygundur.

Durağın sonunda Urla İskele'ye geçmek için batıya giden ESHOT otobüslerini kullanabilirsiniz; araçla geliyorsanız sahil yolu sizi Urla'ya taşır. Yaz sezonunda İZDENİZ vapurlarının Urla'ya da sefer yaptığını hatırlayın, güncel sefer bilgisini İZDENİZ'den kontrol edin.

Kaynak: Vikipedi, Güzelbahçe; Yeni Bakış, Güzelbahçe'de keşfedilmeyi bekleyen yerler; Karar, Güzelbahçe sahil yolu.

Güzelbahçe Sahili, İzmir Körfezi'nin güneybatı kıyısında, Narlıdere sınırındaki Limanreis'ten Urla sınırındaki Çamlıçay'a kadar uzanan ilçe kıyısının merkezi bölümüdür. Vikipedi'ye göre ilçenin doğusunda Narlıdere ve Karabağlar, batısında Urla, güneyinde Seferihisar bulunur ve kuzeyi tümüyle körfeze açılır. Kıyının kalbi, ilçenin en kalabalık mahallesi olan Yalı'daki iskele, balıkçı limanı ve onların iki yanında uzanan sahil yoludur. Buradan bakınca körfezin iç kısmı, Narlıdere'nin yamaçları ve açık havada karşı kıyının dağları tek bir çerçeveye girer. Güzelbahçe'nin kıyısı uzun süre bir balıkçı ve bahçe kasabasının kıyısıydı. Vikipedi, ilçe ekonomisinin temelini hala balıkçılık ve tarımın oluşturduğunu yazar. İlçenin en eski adı Kilizman'dır; yerleşim 1936'da Kızılbahçe adıyla Urla'ya bağlı bir bucak merkezi oldu ve 1954'te belediyeye kavuştu. Bugünkü adını 6 Temmuz 1957'de aldı ve aynı tarihte Urla'dan ayrılarak merkeze bağlandı. 1992'de Narlıdere ile birleştirilip Narlıbahçe adını aldı, 27 Aralık 1993'te çıkarılan yasayla da ayrı bir ilçe oldu. Sahil yolunun Yalı Mahallesi limanı ile Gece Pazarı alanı arasındaki bölümü, Karar'ın haberine göre ilçe belediyesi tarafından iki etapta yenilendi ve belediye meclisinin oy birliğiyle verdiği bir adla yeniden açıldı. Yenilenen şeritte kent mobilyaları, palmiyeler, park ve plaj düzenlemesi birlikte ele alındı. Daha önceki bir düzenlemede ise Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre İskele ile Birinci Liman arasında bir kilometreyi aşan yeni bir yürüyüş yolu yapıldı. Bu yolun geçtiği Ali Bey Deresi ıslah edildi, dere ağzına ışıklı fıskiyeler kondu ve yayaların geçmesi için derenin üzerine ahşap bir köprü kuruldu. Dere ağzındaki bu bölüm araç trafiğine kapatılarak yaklaşık 1600 metrekarelik bir dinlenme alanına dönüştürüldü. Palmiyeler dikildi, çim serildi, oturma bankları ve piknik masaları yerleştirildi; alan gündüzleri plaj olarak da kullanılıyor. Ahşap köprü, iskeleden batıya yürürken sahilin en hoş molalarından biridir. Köprünün üstünde durup bir yanda dereyi, öbür yanda körfezi görebilirsiniz. Güzelbahçe İskelesi, İzmir'in deniz ulaşımını işleten İZDENİZ'in iskelelerinden biridir. Vapur seferlerinin olup olmadığı ve saatleri dönemden döneme değişebildiği için gitmeden önce İZDENİZ'in güncel sefer bilgisine bakın. Sefer olmayan günlerde de iskele, kıyı boyunca yürüyenler için doğal bir buluşma noktasıdır. Hemen yanındaki balıkçı limanı, sabah erken saatlerde teknelerin dönüşünü izlemek için iyi bir yerdir. Vikipedi'ye göre ilçe sahilinde sekiz plaj vardır ve bunlardan biri mavi bayraklıdır. Yeni Bakış'ın derlemesine göre Siteler Mahallesi'ndeki halk plajı yerel halkın en sevdiği plajlardan biridir. Aynı kaynak Yalı'daki Gece Pazarı alanının yakınında ve Maltepe Mahallesi'nin sahil şeridinde de denize girilebildiğini yazar. Hangi plajın o sezon yüzmeye uygun olduğunu ve mavi bayraklı plajın hangisi olduğunu gitmeden önce ilçe belediyesinin duyurularından kontrol edin. Sahil yaşamı yalnızca denizle sınırlı değildir. Vikipedi, ilçede bir balık pazarı bulunduğunu, Yalı Mahallesi'nde yaz aylarında her akşam gece pazarı kurulduğunu, Çamlı, Yaka ve Yelki mahallelerinde de haftada bir gün üretici pazarlarının açıldığını yazar. Yaz akşamı iskeleden başlayıp gece pazarına doğru yürümek, Güzelbahçe'nin kıyı hayatını görmenin en kolay yoludur. İlçenin arka tarafındaki Yelki Mahallesi'nde yaklaşık 222 metre uzunluğundaki İnkaya Mağarası ve Payamlı'da 2013'ten beri düzenlenen Bardacık Festivali, kıyıdan sonra gidilebilecek iki ayrı duraktır. Kıyıya İzmir merkezinden ESHOT otobüsleriyle ulaşılır; Yeni Bakış'ın derlemesi 8, 82, 975 ve 984 numaralı hatları sayar, güncel hatları ESHOT'un sitesinden kontrol edin. İzmir Metrosu'nun M1 hattının Narlıdere'den Güzelbahçe ve Urla yönüne uzatılması planlanıyor ve planda Güzelbahçe İskele ile Yalı adlı istasyonlar yer alıyor. Bisikletle Narlıdere kıyısından gelmek de mümkündür; Vikipedi ilçede üç BİSİM istasyonu bulunduğunu yazar. Sahili gezmek için ilkbahar ve sonbahar en rahat mevsimlerdir. Yeni Bakış, kış aylarında kıyının rüzgarlı ve soğuk olabileceğini, bu yüzden ilkbahar ve yazın daha uygun olduğunu belirtir. Yazın sıcak saatlerde gölge az olduğu için yürüyüşü sabaha ya da gün batımına bırakın. Güzelbahçe'den sonra batıya devam edip Urla İskele'ye, oradan da Barbaros köyüne uzanan bir kıyı günü kurabilirsiniz.
3
Urla İskele

Urla İskele

~1 sa 30 dk burada
İskele Mah., Urla/İzmir

Urla İskele, Urla merkezinin kuzeyindeki İskele Mahallesi'nin kıyısıdır ve bu rotanın tarih yükü en ağır durağıdır. İskeleye varınca önce limanın doğusuna, yolun tam üzerinden geçtiği alçak tepeye bakın; burası Limantepe Höyüğü'dür. Höyük Ege Denizi'nin bilinen en eski limanlarından biri kabul edilir ve yerleşimin izleri Kalkolitik Çağ'dan Tunç Çağı'nın sonlarına kadar uzanır. Sit alanı 1950'de Ekrem Akurgal tarafından bilim dünyasına duyuruldu, 1992'den beri Hayat Erkanal yönetiminde kazılıyor. Karadaki kazılara Hayfa Üniversitesi'nin yürüttüğü su altı çalışmaları da eklendi, yani bu limanın bir bölümü bugün denizin altındadır.

Kazı alanı kendi düzenine göre çalışır, bu yüzden içeri girmeye çalışmayın; höyüğü yoldan ve kıyıdan okuyun. Kaynaklar, Urla iskelesine giden çağdaş karayolunun tepeyi doğu-batı yönünde kestiğini ve kıyıdaki yazlık yapıların höyüğe zarar verdiğini yazıyor. Bu bilgiyle baktığınızda sıradan bir yol kenarı gibi görünen tepenin altında binlerce yıllık bir surun ve evlerin yattığını düşünmek zor değil. Kalkolitik tabakalarda Melos adasından gelen obsidyen bulunması, burasının çok erken dönemlerde bile Ege adalarıyla bağlantılı bir liman olduğunu gösterir.

Sonra kuzeye, Karantina Adası'na uzanan yola yönelin. Ada İskele Mahallesi'nin tam karşısındadır ve antik Klazomenai kentinin kalıntılarının bir bölümünü taşır; Klazomenai halkı Pers korkusuyla anakaradan bu adaya geçmişti. Kaynaklara göre adanın karaya ilk bağlanması Büyük İskender döneminde oldu, antik yol zamanla yıkıldı ve bugünkü dolgu 1955'te yapıldı. Adanın adı, Fransızların 1865'te kurduğu karantina tesislerinden gelir; tesisler salgın hastalıklarla mücadelede Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar kullanıldı. Karantina Adası dünyada ayakta kalan üç karantina adasından biri sayılır.

Adanın sonraki hayatı da ilginçtir. 1950'lerde Deniz ve Güneş Enstitüsü, 1960'larda kemik ve eklem hastalıkları hastanesi olan tesisler 1986'da Urla Devlet Hastanesi'ne dönüştü ve hastane 2014'te ada dışındaki yeni binasına taşındı. Ada bugün sit alanıdır ve fiilen Sağlık Bakanlığı kullanımındadır; içine girilip girilemeyeceğini önceden sorun, bu durakta adayı yoldan ve kıyıdan izlemek yeterlidir. Yol boyunca yürürken sağınızda ve solunuzda körfezin iki ayrı yüzünü görürsünüz.

Klazomenai'nin anakaradaki kalıntıları da yakındadır ve kent, MÖ altıncı yüzyıla tarihlenen zeytinyağı işliğiyle bilinir; bu ören yeri ayrı bir ziyareti hak eder. İskele çevresi bugün balıkçı limanı ve deniz kenarındaki yemek yerleriyle İzmirlilerin akşam kaçamağıdır. Gün batımını burada beklemeyecekseniz öğleden sonra iskelede kısa bir yürüyüş yapıp limanı izleyin. Rotanın son durağı Barbaros, Urla merkezinin güneybatısında, iç kesimdedir; oraya geçmek için araç gerekir ve yol sizi kıyıdan zeytinlik ve bağlarla kaplı yamaçlara taşır.

Kaynak: Vikipedi, Limantepe; Vikipedi, Karantina Adası; Vikipedi, Klazomenai.

Urla merkezin dört kilometre kuzeyindeki bu küçük balıkçı limanı İzmirlilerin akşam yemeği kaçamağı. Karantina Adası'na uzanan yol, sıra sıra balık lokantaları, Ege otlu mezeler. Gün batımında iskelede yürüyün, sonra sofraya oturun; sıralamayı bozmayın.
4
Barbaros Köyü (Oyuk Köyü)

Barbaros Köyü (Oyuk Köyü)

~2 sa burada
Barbaros Mahallesi, Urla / İzmir

Barbaros'a vardığınızda aracınızı köyün girişinde bırakın ve sokaklara yürüyerek girin; bu durak arabayla değil adımla gezilir. Köy 2014'e kadar köy statüsündeydi, bugün Urla'ya bağlı bir mahalledir ve sakinlerinin anlattığına göre yaklaşık yedi yüz yıllık bir yerleşimdir. Eski adı Sıradam'dır; 1928 tarihli köy listesinde ise Barbaros adıyla, Çeşme kazasının Barbaros nahiyesine bağlı bir köy olarak geçer. 1940 sayımında nüfusu 507 kişiydi ve 1955'te Urla'ya bağlı nahiyenin köyleri arasında sayılıyordu.

Köy meydanından başlayın; anıtın bulunduğu bu meydan köyün buluşma yeridir ve arkasındaki tepeler köyün tarım alanlarına açılır. Sonra sokaklara dağılıp oyukları arayın. Oyuk, buranın dilinde bostanlara dikilen korkuluk demektir ve 2016'dan beri köyün her köşesinde renkli korkuluklar sergileniyor. İlk yıl köy halkı atölyelerde dört yüz civarında oyuk yaptı; o sırada köyün nüfusu dört yüz on altı kişiydi, yani her köylüye bir korkuluk düştü. Korkuluklar sıcakta ve soğukta yıprandığı için her yıl yenileniyor, bu yüzden her gelişinizde farklı yüzlerle karşılaşırsınız.

Korkulukların bir amacı var: tarıma dikkat çekmek. Oyuk Festivali, köyde tarımı canlandırmak, köyü tanıtmak, köylüye gelir sağlamak ve göçü tersine çevirmek için imece usulüyle başlatıldı. İlk festivale altı bin kişi katıldı ve festival her yıl yaz sonunda yapılıyor. Köyde turizmin geçmişi de daha eskiye uzanır; 1970'lerin ikinci yarısından 1998'e kadar haftada bir gün düzenlenen halk oyunları gösterilerine gelen ziyaretçilere köy kadınları yol kenarında el işlerini satıyordu.

Barbaros 17 Ekim 2025'te Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün en iyi turizm köyleri listesine girdi. O tarihten sonra yerli ve yabancı ziyaretçi sayısı arttı, bu yüzden hafta sonları ve festival günlerinde sokaklar kalabalık olur. Köyün en yoğun mevsimleri ilkbahar ve sonbahardır; sakin bir gezi istiyorsanız hafta içini seçin.

Bugün köyde el sanatları atölyeleri var ve işletmelerin büyük çoğunluğunu kadınlar yürütüyor. Açık hava sineması, kadınlar korosu ve ritim atölyesi gibi etkinlikler de imeceyle düzenleniyor; takvimi değişken olduğu için gitmeden önce güncel duyurulara bakın. Atölyelerden birine katılmak, korkulukların nasıl yapıldığını ya da köyün el işlerini yakından görmek için en iyi yoldur. Köyde yerel yemek veren yerler de var, öğle ya da akşam yemeğini burada yiyerek günü kapatabilirsiniz.

Fotoğraf çekerken evlerin önündeki oyukları özgürce çekebilirsiniz, ancak avlulara ve bahçelere izinsiz girmeyin; burası yaşayan bir mahalledir. Işık öğleden sonra yumuşar ve renkli korkulukları en iyi bu saatlerde yakalarsınız. Köy sokakları dar olduğu için aracınızla içeri girmeyin, dönüşte de köyün girişinden ayrılın. İzmir'e dönüş yolunda Urla merkezinden geçerek İzmir-Çeşme Otoyolu'na bağlanabilir ya da kıyı yolunu tercih edip gün batımını körfezde yakalayabilirsiniz.

Kaynak: DHA, Barbaros en iyi turizm köyleri; Habertürk, Barbaros'un ziyaretçileri sanatla ağırlanıyor; Vikipedi, Barbaros, Urla.

Barbaros, Urla ilçesine bağlı, 2014'e kadar köy statüsünde olan ve bugün mahalle olarak yönetilen kırsal bir yerleşimdir. Urla merkezinin batısında, Çeşme yarımadasına doğru uzanan tepeler arasında yer alır. Taş evleri, bostanları ve sokaklarına dikilen renkli korkuluklarıyla son on yılda İzmir'in en çok konuşulan köylerinden biri oldu. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün En İyi Turizm Köyleri listesine 2025'te girmesi, adını Türkiye dışına da taşıdı. Köyün geçmişi Vikipedi'de birkaç idari kayıtla izlenebiliyor. Eski adı Sıradam'dır, ancak 1928 tarihli Osmanlıca köy listesinde Barbaros olarak geçer ve o yıllarda Çeşme kazasına bağlı Barbaros nahiyesinin bir köyüdür. Nahiyenin merkezi Barbaros değil Uzunkuyu'ydu ve 1940 sayımında köyün nüfusu 507 kişiydi. 1955 sayımında nahiye Urla kazasına bağlanmıştı ve köyün nüfusu 504 kişi olarak kaydedildi. Mahalle muhtarı Barbaros Ersan ise DHA'ya verdiği demeçte yerleşimin yaklaşık 700 yıllık olduğunu söylüyor. Barbaros'un turizmle tanışması yeni değil. Muhtarın anlattığına göre 1970'lerin ikinci yarısından sonra bir turizm şirketi köyde Türk geceleri düzenleyerek ilk kez yabancı turist getirdi. Her hafta bir gün Dokuz Eylül Üniversitesi'nden bir folklor ekibi gösteri yapıyor, köy kadınları yol kenarına tezgah açıp el işlerini satıyordu. Muhtara göre bu düzen 1998'e kadar sürdü ve otellerde her şey dahil sisteminin yaygınlaşmasıyla sona erdi. Köyü yeniden canlandıran şey 2016'da başlayan Oyuk Festivali oldu. Oyuk, bölgede bostanlara dikilen korkuluğa verilen addır ve festivalin amacı muhtarın sözleriyle tarımı canlandırmak, köyü tanıtmak, köylüye gelir sağlamak ve göçü geri çevirmekti. İlk yıl köy halkıyla birlikte atölyeler kuruldu ve yaklaşık 400 oyuk yapıldı; muhtar o sırada köyün nüfusunun 416 olduğunu, yani köy halkı kadar oyuk yapıldığını anlatıyor. İlk festivale 6 bin kişinin katıldığı söyleniyor. Herkes evinin, penceresinin ya da sokağının önüne bir oyuk koydu ve bu korkuluklar bugün köyün simgesi oldu. Festival imece usulüyle, köy halkının ortak emeğiyle düzenleniyor ve oyuklar hava koşullarında yıprandığı için her yıl yenileniyor. Bu yüzden köye hangi mevsimde giderseniz gidin sokaklarda farklı kıyafetler giydirilmiş, farklı yüzleri olan korkuluklarla karşılaşırsınız. Festivalin zamanı kaynaklarda farklı veriliyor: Vikipedi yaz sonunu, GoTürkiye'nin tanıtım yazısı ise ilkbaharı işaret ediyor. Gitmeden önce o yılın festival tarihini Urla'daki kurumların duyurularından kontrol edin. UN Tourism, yani Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü, 2025 En İyi Turizm Köyleri listesini Çin'in Huzhou kentinde düzenlenen bir törenle açıkladı. GoTürkiye'ye göre bu listeye Türkiye'den dört yeni köy girdi: Mardin'den Anıtlı, Muğla'dan Akyaka, Antalya'dan Kale Üçağız ve İzmir'den Barbaros. Muhtar, köyün 2021 ve 2022'deki başvurularının sonuç vermediğini, 2024 başvurusuyla seçime katılma hakkı kazandıklarını ve 17 Ekim 2025'te turizm köyü olarak tescil edildiklerini anlatıyor. Köyde gezerken ilk bakılacak şey sokaklardaki oyuklar ve taş evlerin cepheleridir. Mahallede çoğu kadınlar tarafından yürütülen el sanatları atölyeleri var; DHA'ya konuşan bir atölye sahibi, açık hava sineması, kadınlar korosu ve ritim atölyesi gibi etkinliklerin de imeceyle yapıldığını söylüyor. GoTürkiye köyün yerel ürünleri ve el işleriyle tanındığını, bazı evlerin kapısında Çat Kapı yazısı bulunduğunu ve bu evlerde yerel zeytinyağı, sebze ve otlarla hazırlanan ev yemeklerinin tadılabildiğini yazıyor. Köy meydanındaki anıtın çevresi, gezinin başlangıç noktası olarak kullanılabilir. Kalabalığı sevmeyenler için en iyi zaman festival dışındaki ilkbahar ve sonbahar günleridir. Atölye sahibinin anlatımına göre köy en yoğun ziyaretçiyi bu iki mevsimde alıyor, festival günlerinde ise sokaklar çok kalabalık oluyor. Burası bir yaşam alanıdır; evlerin avlularına ve bostanlara izinsiz girmeyin, fotoğraf çekerken köy halkının mahremiyetine özen gösterin. Barbaros'a Urla merkezinden kısa bir araç yolculuğuyla ulaşılır ve köy, GoTürkiye'nin ifadesiyle Urla'ya yakın bir mesafededir. İzmir merkezinden toplu taşımayla gelmek isteyenler önce ESHOT otobüsleriyle Urla'ya, oradan da köye giden ilçe içi hatlara aktarma yapabilir; güncel hatları ESHOT'un sitesinden kontrol edin. Gün içinde Barbaros'u Urla İskele ve Klazomenai antik kenti ile birleştirmek, yarımadanın tarih ve köy hayatını aynı günde görmenin iyi bir yoludur.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirNarlıdere, İzmir
TürRotalar
Durak4
Tarih15 Ekim 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat