Saltar al contenido principal
Radar Türkiye
Descubre eventos en la app
Abrir
Radar Türkiye

Aksaray'da Kervan Yolu ve Selçuklu Hanları

Radar TürkiyeRadar Türkiye6 Kasım 2026
Aún no hay valoraciones

Inicia sesión para dar me gusta y valorar

Aksaray'da Kervan Yolu ve Selçuklu Hanları

Yolun hikayesi

Aksaray, Anadolu'nun iç kesiminde yolların birleştiği bir ovada yer alır ve bu konumun izlerini en açık biçimde Selçuklu hanlarında görürsünüz. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün hanlar sayfası, ilin sınırları içindeki Sultan Han, Ağzıkarahan, Alay Han, Öresin Han, Ak Han ve Kılıçarslan Hanı'nı tek tek ele alır. Bunların bir kısmı bugün neredeyse bütün olarak ayaktadır, bir kısmı karayolunun altında ya da tarlanın içinde kalmıştır. Bu yazı, yolcunun gözüyle iki hattı izliyor: Aksaray'dan Konya yönüne giden hat ve Aksaray'dan Nevşehir yönüne giden hat. Amaç yalnızca güzel bir taç kapıya bakmak değil, o kapının neden orada durduğunu anlamak.

Bir han, bir günlük yolculuğun sonunda yolcuya sığınak, yüküne depo, hayvanına barınak sağlayan yapıdır. Hanların yol boyunca dizilmesi, kervanın hava kararmadan bir çatıya ulaşabilmesini mümkün kılar. İl müdürlüğüne göre Sultan Han, Konya-Aksaray yolu üzerinde Aksaray'a 42 kilometre uzaklıktadır; Aksaray Üniversitesi'nin e-Şehir maddesi Konya'ya uzaklığını 110 kilometre olarak verir. Ağzıkarahan, Aksaray-Nevşehir karayolunun 15. kilometresindedir. Öresin Han ise Aksaray'a yaklaşık 21 kilometre mesafede anılır. Bu sayılar, hanların neden bugün de yol kenarında karşınıza çıktığını açıklamaya yeter.

Sultan Han tipi, açık avlu ve kapalı kışlık

Aksaray'daki iki büyük han, kaynaklarda Sultan Han tipi diye anılan planı paylaşır. Plan iki ana bölümden oluşur. Ön tarafta, etrafı odalar ve revaklarla çevrili açık bir avlu bulunur; yaz aylarında kervan burada konaklar. Arkada ise tonozlarla örtülü, kapalı bir bölüm uzanır; kışın ve kötü havada yolcu ile hayvanlar bu bölümün içine alınır. İki bölümün arasında kendi taç kapısı olan ikinci bir geçit yer alır.

Bu planın en ayırt edici öğesi, açık avlunun tam ortasında dört ayak ve kemerler üzerinde yükselen köşk mescittir. Müdürlük sayfasına göre hem Sultan Han'da hem Ağzıkarahan'da bu köşk avlunun merkezinde durur. Burada onu yalnızca bir mimari öğe olarak görmek yeterli: avlunun ortasını işaretleyen, kemerli ve yükseltilmiş küçük bir yapı. Köşe kuleleri, payandalar ve neredeyse pencere açılmamış yüksek duvarlar ise han dışarıdan bakıldığında bir kale görünümü verir. Müdürlük sayfası Sultan Han'ın dışında yirmi dört payanda saydığını, Ağzıkarahan'da ise taç kapının bulunduğu duvar hariç diğer kenarlarda on dört payanda bulunduğunu yazar.

Sultanhanı ilçesindeki Sultan Han

Sultan Han, Sultanhanı ilçesindedir; bu ilçe 2017'den beri ayrı bir ilçe olarak anılır ve han, ilçeye adını verir. Müdürlük sayfasına göre kitabelerde I. Alaaddin Keykubad'ın adı açıkça geçer ve yapının inşasına hicri 626, yani miladi 1228-29 yılında başlanmıştır. E-Şehir maddesi yapıyı 1229 yılına bağlar ve mimar olarak Muhammed bin Havlan el-Dımışki adını verir. Mimar adı bu çalışmada yalnızca bu tek kaynakta geçtiği için, kaynaklarda adı geçen bir isim olarak not ediyoruz.

Han, e-Şehir maddesindeki ölçüye göre 116 metre boyundadır ve yaklaşık 4800 metrekarelik bir alana yayılır. Ovanın ortasında tek bir sağlam kütle olarak yükselir; maddedeki ifadeyle bir ova üzerine kurulmuş kaleyi andırır. Dışarıdan bakınca duvarlarda yalnızca birkaç mazgal pencere görürsünüz. Dikkatinizi asıl çekecek olan, kuzeydoğu cephesindeki mermer taç kapıdır. Müdürlük sayfası portalın dört bordürden oluştuğunu anlatır: kırık hatlı ilk çerçeve, ilmekli ince ikinci çerçeve, zikzaklarla yivlenmiş kaval silme ve palmetlerden oluşan bir friz. En geniş çerçevede 10, 12 ve 16 kollu yıldızlar yer alır. Kemerin üzerinde iki renkli taşlardan yapılmış bir Suriye düğümü bulunur. Farklı yıldız sistemlerinin aynı kapıda toplanması, e-Şehir maddesine göre I. Alaaddin Keykubad döneminin zenginliğini yansıtır.

Giriş eyvanından avluya geçtiğinizde sağınızda ve solunuzda tonozlu odaları, kuzeybatı tarafında ise iki sıra ayağın taşıdığı revakı görürsünüz. Avlunun ortasındaki köşk mescidin kemerlerinde karşılıklı ejderha figürleri ve yapının dışında aslan başı biçimli oluklar bulunduğunu e-Şehir maddesi, Selçuklu figür dünyasının örnekleri olarak anar. Kapalı bölüme ikinci taç kapıdan girilir. Müdürlüğe göre bu bölüm, giriş yönünde uzanan bir orta sahın ile ona dik dokuz enine sahından oluşur; ortadaki sahın diğerlerinden geniştir ve kesiştikleri noktada ışıklık bulunur. Işığın yukarıdaki açıklıktan kapalı salona süzülmesi, içeride fotoğraf için en güzel andır. Ziyaret saatleri ve koşulları için güncel bilgiyi resmi kaynaklardan kontrol edin.

Ağzıkarahan, yolun doğu yakası

Nevşehir yönünde ilk büyük durak Ağzıkarahan'dır. MWNF'nin hazırladığı kayıt, hanın kapalı bölümünün hicri 628, yani Haziran 1231'e, avlunun ise hicri 637, yani Şubat 1240'a tarihlendiğini kitabelerden çıkarır. Eski kaynaklarda Hoca Mesud adıyla anılan han, müdürlüğe göre bugünkü adını yakındaki köyden almıştır. Yapının ilginç yanı, avlu taç kapısı ile kapalı bölüm kapısının aynı eksende olmamasıdır; MWNF kaydı, Selçuklu kervansaraylarında bu iki kapının genellikle aynı eksene yerleştirildiğini, burada ise farklı bir çözüm seçildiğini belirtir. Müdürlük sayfasına göre Vakıflar Genel Müdürlüğü hanı 1967'de onarmaya çalışmış, ancak çalışma yarım kalmıştır. Bu han, yolun doğu yakasında yolcunun ilk durağıdır ve bundan sonrası yıpranmış yapılardan oluşur.

Yolun altında kalan Alay Han

Aksaray-Nevşehir-Kayseri yolu üzerinde, Alay köyünün yaklaşık 3 kilometre doğusunda, Han Yaylası'nda Alay Han bulunur. Müdürlük sayfasına göre kitabesinde yapım tarihi tespit edilemediği için tarihlendirme süsleme özelliklerine ve eski kaynaklardaki ada dayanır; 12. yüzyılın son yıllarında ya da 13. yüzyılın başlarında yapıldığı düşünülür. Yapının ayakta kalan bölümlerinden, her yanda yedişer bölüm olduğu, 24 ayak bulunduğu anlaşılır. Taç kapı sade bir süsleme taşır: iç içe iki sekizgenden oluşan küçük bir yıldız motifi asıl bezemedir ve kemerin kilit taşı hizasında tek başlı, çift gövdeli bir aslan figürü görülür.

Asıl dikkat çekici olan bugünkü durumdur. Müdürlük sayfası, karayolunun yapıyı ikiye bölerek tam ortadan geçtiğini ve kalıntıların yolun öbür yanından da görülebildiğini yazar. Kubbeler, tonozlar ve gözetleme kulesi yıkılmıştır; rüzgar ve nem de kalanı aşındırmıştır. Bu yüzden Alay Han, bir ziyaret durağından çok bir yol okuma durağıdır. Karayolunun kenarında olduğunu unutmayın: aracı güvenli bir yere çekin, yola çıkmadan önce çevreyi izleyin ve kalıntılara tırmanmayın. Resmi bir ziyaret düzeni belirtilmediği için gitmeden önce Aksaray Müze Müdürlüğü'nden teyit almanız iyi olur.

1955'te kayda geçen inceleme ve Öresin Han

Alay Han'ı bilimsel literatüre taşıyan çalışma, Tahsin Özgüç ile Mahmut Akok'un Belleten'in 1957 tarihli 81. sayısında yayımlanan makalesidir. Makalenin özeti, hanların 1955 yılının Ekim ayında incelendiğini söyler. Aynı özete göre Alay Han o tarihte Nevşehir'e 35, Ağzıkarahan'a 18, Öresin Han'a 12 kilometre mesafededir ve üstü kapalı kışlık bölümün yalnızca üç dış duvarı kısmen ayaktadır. Yazarlar, hanın yakın zamanda tamamen ortadan kalkabileceğini belirterek planını, kesitini, cephesini ve eski haline getirilmiş şeklini ilk kez yayımladıklarını anlatır. Bir yapının bu kadar erken bir tarihte belgelenmiş olması, bugün elimizdeki çizimlerin neden değerli olduğunu gösterir.

Belleten makalesinin adında geçen Öresin Han da aynı hat üzerindedir. Müdürlük sayfasına göre yapı enine ve boyuna yarım daire beşik tonozla örtülü dikdörtgen bir plana, 24 yığma ayağa ve ortada kubbeli bir aydınlık fenerine sahiptir. Kitabesi olmadığı için yapanı, yaptıranı ve yapım tarihi belli değildir; Çay Han'a benzerliği nedeniyle 1264-1283 arasına yerleştirilebileceği düşünülür. Aynı sayfa, taç kapısının ve ön cephesinin yıkık olduğunu, yapının yakındaki köylerin ağılı olarak kullanıldığını ve hayvanların kaçmasını önlemek için ayaklar arasının doldurulduğunu aktarır. Bu bilgi il müdürlüğünün anlatımıdır; bugünkü durumu görmek isterseniz gitmeden önce teyit edin.

Kaybolan ve değişen hanlar

Her han ayakta kalmamıştır. Müdürlük sayfası Ak Han'ın Aksaray ile Sultanhanı arasında, Konya yolunun solunda olduğunu, bugün yalnızca 4 ile 4,5 metre yüksekliğinde bir duvar parçasının kaldığını ve kesme taş kaplamaların sökülmüş olduğunu yazar. Hanın yerinin tarlaya dönüştürüldüğü, taşlarının bir kısmının yakın köylerde başka yapılarda kullanıldığı da aynı sayfada geçer. Kılıçarslan Hanı ise şehir merkezinde, Zinciriye Medresesi ile Ulu Cami arasında yer alıyordu; müdürlüğe göre 1985'te belediye kararıyla yıkılarak yerine bir iş hanı yapılmıştır. Böylece Aksaray'ın han mirasının hem kent içinde hem kırsalda aşınmış, hem de iyi korunmuş örnekleri yan yana durur.

Yolda pratik notlar

Bu rotayı Aksaray'dan başlayarak iki ayrı günde ya da tek bir uzun günde planlayabilirsiniz. Konya yönünde Ak Han'ın izini ve Sultan Han'ı, Nevşehir yönünde Ağzıkarahan, Öresin Han ve Alay Han'ı görürsünüz. Alay, Öresin ve Ağzıkarahan karayolunun kenarında olduğu için araçla gitmek en uygunudur. Sultan Han'ın ziyaret saatleri ve olası ücretleri için güncel bilgiyi resmi kaynaklardan kontrol edin. Ağzıkarahan, Öresin ve Alay için resmi bir ziyaret düzeni bulunmadığından Aksaray Müze Müdürlüğü'nden teyit alın. Taşlara, kemerlere ve süslemelere dokunmayın, yapıların üzerine çıkmayın; çoğu kalıntı zaten kırılgan durumdadır.

Gün ışığı bu yapılarda belirleyicidir. Sultan Han'ın mermer portalındaki oyma, alçak güneşte gölgeleriyle okunur olur. Sabah ve öğleden sonra ışığı, taç kapıdaki yıldız ve mukarnas ayrıntılarını en iyi gösterir. Bir rehber kitap ya da müdürlük sayfasının çıktısı yanınızda olursa kapıdaki bordürleri tek tek sayabilirsiniz. Son olarak şunu unutmayın: bu yapılar bir günde değil, yüzyıllar boyunca aşınarak bugüne geldi. Onlara sakin bir hızla bakmak, yolu doğru okumanın en iyi yoludur.

Kaynaklar

Comentarios

0/1000

Sé el primero en comentar