
Yıldız Tepesinde II. Abdülhamid'in Dünyası
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap
II. Abdülhamid saltanatının 33 yılını Beşiktaş'ın arkasındaki Yıldız tepesinde, Boğaz'a ve Marmara'ya bakan bir korunun içinde geçirdi. Milli Saraylar'ın tanımıyla Yıldız Sarayı, Osmanlı Devleti'nin İstanbul'da yaptırdığı son büyük saray; ama Topkapı ya da Dolmabahçe gibi tek bir yapı değil, yaklaşık 500 bin metrekareye yayılmış köşkler, daireler, atölyeler ve bahçeler topluluğu. Sarayın içinde tiyatro, müze, kütüphane, eczane, hayvanat bahçesi, marangozhane ve demirhane vardı; bir çini fabrikası bile bahçeye kuruldu. Milli Saraylar, hizmet eden herkesle birlikte sarayın nüfusunun 12 bine vardığını tahmin ediyor. Bu rota, o dünyayı bugün gezilebilen parçalarıyla bir araya getiriyor.
Güne bir önceki kuşağın zevkini gösteren Ihlamur Kasrı'nda başlıyorsunuz: Abdülmecid'in 1849-1855 arasında yaptırdığı iki kasır, Yıldız'a çıkmadan önce 19. yüzyıl ortasının saray beğenisini tanıtıyor. Oradan yokuş yukarı Yıldız Hamidiye Camii'ne yürüyorsunuz; sarayın cuma camisi olan yapı, Abdülhamid döneminin oryantalist ve neogotik zevkini taşıyor. Ardından 2024'te müze olarak açılan Yıldız Sarayı'nı geziyorsunuz. Sarayın bahçesine kurulan Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası hala üretim yapıyor. Son durak, sarayın dış bahçesi olan Yıldız Parkı; Malta ve Çadır köşklerinin arasından Çırağan Caddesi'ne iniyorsunuz. Sıra eğime göre kuruldu: vadiden tepeye çıkıp sarayı gördükten sonra park içinden denize doğru indiğiniz için günün ikinci yarısı yokuş aşağı geçiyor ve rota sahilde, toplu taşımaya yakın bir noktada bitiyor.
Rota Abdülhamid'in kişisel ilgilerini de izliyor: marangozluk, porselen, bahçeler. Caminin hünkar mahfilindeki sedir kafeslerin onun el işi olduğu kaydediliyor; Şale Köşkü'ndeki bazı mobilyaları da kendisinin yaptığı aktarılıyor. Şehzadelik yıllarını geçirdiği Maslak Kasırları'nı Kuzey Boğaz'ın köşk ve yalı müzeleri rotamızda bulabilirsiniz; Topkapı, Dolmabahçe, Beylerbeyi ve Küçüksu ise Saraydan Kasra rotasında.
Pratik notlar: Yıldız Sarayı çarşamba, Ihlamur Kasrı pazartesi kapalı, porselen fabrikası resmi tatillerde ve dini bayramlarda ziyarete kapalı. Rota bütünüyle yürünür ama Ihlamur'dan Yıldız'a yokuş yukarı çıkılır; rahat ayakkabı giyin. Caminin ziyareti için namaz vakitlerini, özellikle cuma öğlesini gözetin. Müzekart'ın Yıldız Sarayı'nın harem, Hasbahçe ve Küçük Mabeyn bölümlerinde geçmediğini unutmayın; bilet seçeneklerini ve hangi bölümlerin açık olduğunu Milli Saraylar'ın sitesinden kontrol edin.
Süre: 5-6 saat. En iyi zaman: Pazartesi ve çarşamba dışında bir gün, sabah erken; Ihlamur'un manolyaları şubat ile haziran arasında açar.. Ulaşım: Beşiktaş'tan Ihlamur vadisine otobüsle ya da yürüyerek çıkılır; rota oradan yokuş yukarı Yıldız'a, sonra park içinden Çırağan Caddesi'ne iner ve sahil boyunca Beşiktaş'a ya da Ortaköy'e dönülür.
Kaynaklar
- Milli Saraylar Başkanlığı, Yıldız Sarayı, https://www.millisaraylar.gov.tr/Lokasyon/5/yildiz-sarayi
- Milli Saraylar Başkanlığı, Ihlamur Kasrı, https://www.millisaraylar.gov.tr/Lokasyon/7/ihlamur-kasri
- Milli Saraylar Başkanlığı, Ihlamur Kasırları'nda Manolya Şöleni haberi, https://www.millisaraylar.gov.tr/Kurumsal/HaberDetay/103/ihlamur-kasirlari-nda-manolya-soleni-basladi
- Milli Saraylar Başkanlığı, Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası, https://www.millisaraylar.gov.tr/Lokasyon/18/yildiz-cini-ve-porselen-fabrikasi
- Milli Saraylar Başkanlığı, Yıldız Sarayı restorasyonu haberi, https://www.millisaraylar.gov.tr/Kurumsal/HaberDetay/65/yildiz-sarayi-restorasyonunda-sanat-degeri-yuksek-duvar-resimleri-ortaya-cikar
- TDV İslam Ansiklopedisi, Yıldız Camii maddesi, https://islamansiklopedisi.org.tr/yildiz-camii
- TDV İslam Ansiklopedisi, Yıldız Sarayı maddesi, https://islamansiklopedisi.org.tr/yildiz-sarayi
- Kültür Portalı, Yıldız Sarayı, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/istanbul/gezilecekyer/yildiz-sarayi
- Vikipedi, Yıldız Sarayı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Yıldız_Sarayı
- Wikipedia, Yıldız Palace, https://en.wikipedia.org/wiki/Yıldız_Palace
- Vikipedi, Yıldız Camii, https://tr.wikipedia.org/wiki/Yıldız_Camii
- Vikipedi, Ihlamur Kasrı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Ihlamur_Kasrı
- Vikipedi, Yıldız Parkı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Yıldız_Parkı
- Vikipedi, Malta Köşkü, https://tr.wikipedia.org/wiki/Malta_Köşkü
- Vikipedi, Çadır Köşkü, https://tr.wikipedia.org/wiki/Çadır_Köşkü
Rota Durakları

Tarihin ve Doğanın Buluştuğu Zarif Mekân Ihlamur Kasrı
Beşiktaş ile Nişantaşı arasındaki Ihlamur vadisi, 18. yüzyıldan 20. yüzyıl başına kadar içinden Fulya deresinin aktığı, ıhlamur ve çınarların gölgelediği bir mesireydi. III. Ahmed döneminde padişaha ait bir hasbahçeye dönüştü. Yamaçta III. Selim ile II. Mahmud'un okçularla atış yarışmaları yaptığını gösteren nişan taşları hala duruyor; üzerlerinde atışların mesafesi ve tarihi yazılı. Fransız şair Lamartine 1846'da burada Abdülmecid'in konuğu oldu ve sultanın bu küçük bağ köşkünü çok sevdiğini anılarına geçirdi. Abdülmecid eski köşkün yerine 1849-1855 arasında iki kasır yaptırdı ve buraya ferahlık ve neşe anlamına gelen Nüzhetiye adını verdi.
Törenler ve diplomatik kabuller için yapılan Merasim Köşkü'nün önünde durup barok çizgiler taşıyan merdivenine ve hareketli kabartmalarına bakın; içeride Avrupa üsluplarında mobilyalar ve Batı etkili bir süsleme programı var. Sultanın maiyetine ve haremine ayrılan Maiyet Köşkü daha sade: orta sofaya açılan köşe odalarıyla geleneksel bir plan, duvarlarda mermer görünümlü stuko. Kasırlar 1951'de Tanzimat Müzesi olarak düzenlendi, 1966'da Milli Saraylar'a geçti ve 1985'te müze-saray olarak açıldı. Şubattan hazirana kadar gelirseniz aslanlı havuzun çevresindeki manolyaları çiçekte görürsünüz; Milli Saraylar'a göre manolyalar saray bahçelerine Abdülaziz döneminde girdi, II. Abdülhamid döneminde türleri çoğaldı. Kasır pazartesi kapalı; bahçeyi gezmek için ayrı bir bilet seçeneği de var.
Kaynak: Milli Saraylar Başkanlığı; Vikipedi.
Beşiktaş, Yıldız ve Nişantaşı yamaçları arasında kalan Ihlamur Vadisi, tarihî kaynaklardan anlaşıldığına göre 18. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar içinden Fulya deresinin aktığı, ıhlamur ve çınar ağaçlarının gölgelediği, yeşillikler içinde bir mesire idi.
Bugün kasırların yer aldığı vadinin ilk bölümü, Sultan III. Ahmed (1703-1730) döneminde tersane eminlerinden Hacı Hüseyin Ağa’ya ait bağ iken, devlet hazinesine katılarak padişaha ait bir hasbahçeye dönüştürülmüştür. Yıldız’a doğru yükselen ikinci bölümünde, Sultan III. Selim (1789-1807) ile Sultan II. Mahmud’un (1808-1839) kemankeşlerle birlikte atış yarışmaları yaptıkları, günümüze ulaşan bazı nişan taşlarından anlaşılmaktadır. Bu nişan taşlarının üzerlerinde, sultanların su dolu testilere yaptıkları atışların mesafeleri, dereceleri ve tarihleri yazılıdır. Sultan Abdülmecid (1839-1861) döneminde, vadinin “Muhabbet Bahçesi” denilen üçüncü bölümü de eklenerek ağaçlandırma ve setli düzenleme çalışmaları yapılmıştır.
Fransız şair Lamartine, 1846’da Sultan’ın konuğu olarak ağırlandığı Ihlamur ve çevresini anılarında şöyle tasvir etmiştir:
“…Binanın karşısındaki bahçede güzel yemiş ağaçları ile bu vadiye ismini veren büyük ıhlamurlar vardı. Köşke çıkan üç basamaklı merdivenin önünde yasemin dallarını aşamayan küçük bir fıskiye, tatlı bir şırıltı ile mermer havuza dökülüyordu. Ihlamur, Padişah’ın en sevdiği köşktür; burada dinlenir ve mütalaa eder.”
Lamartine’in sözünü ettiği bu mütevazı bağ köşkünün yerine, Sultan Abdülmecid 1849-1855 yıllarında iki kasır yaptırmış ve buraya “ferahlık, tazelik, neşe, sevinç” anlamlarına gelen “Nüzhetiye” adını vermiştir.
Sultan Abdülaziz (1861-1876) döneminde, hasbahçede zaman zaman çeşitli eğlenceler ve pehlivan güreşleri düzenlenmiştir. Sonraki yıllarda padişah ve ailesinin gezileri için uğrak yeri olmaya devam eden Ihlamur Kasırları, Cumhuriyet’in ilanından sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 1951’de İstanbul Belediyesi’nin kullanımına verilmiş ve “Tanzimat Müzesi” olarak düzenlenmiştir.

Yıldız Hamidiye Camii
Barbaros Bulvarı'nın tepesinde, Yıldız Sarayı'nın girişindeki cami, II. Abdülhamid'in sarayın yanına yaptırdığı cuma camisi. Asıl adı Hamidiye olsa da daha çok Yıldız Camii diye bilinir. TDV İslam Ansiklopedisi yapımını 1881-1885 yıllarına tarihliyor ve mimarının saray yapı idaresinde çalışan, Osmanlı kaynaklarında Nikolaki Kalfa olarak geçen bir usta olduğunu yazıyor; bazı kaynaklar Sarkis Balyan'ın adını verir. Milli Saraylar'ın tarifiyle sarayın genel planı doğuda saray, batıda cuma camii kurgusuyla Türk-İslam saray geleneğini sürdürüyor ve bu cami o planın batı ucunu tutuyor.
Yapı dönemin zevkine uygun olarak oryantalist ve neogotik öğeleri bir araya getiriyor. Dikdörtgen harimin küçük ve yüksek kubbesi mihraba değil girişe yakın; on altı pencereli kasnağındaki neogotik pencereler içeriye bol ışık alıyor. İçeride başınızı kaldırıp kubbeye bakın: lacivert zemin üzerindeki yıldızlar sarayın adıyla aynı motif. Sultan camilerinde alışılmış çift minare yerine tek, yivli gövdeli bir minaresi var. Hünkar mahfilinin sedir ağacından kafeslerinin II. Abdülhamid'in el işçiliği olduğu kaydediliyor; marangozluk sultanın en bilinen uğraşıydı. Caminin yanındaki saat kulesi 1890 tarihli ve aynı üsluba uyuyor. Abdülhamid döneminde cuma selamlığı törenleri burada yapılırdı. Ziyaret için namaz vakitlerinin dışını seçin, cuma öğlesini atlayın; omuzları ve dizleri örten kıyafet giyin, kadınlar başlarını örtsün, ayakkabıları girişte çıkarın ve içeride sesinizi alçak tutun.
Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi; Milli Saraylar Başkanlığı; Vikipedi.

Yıldız Sarayı
Yıldız Sarayı'nın bulunduğu korular Kanuni döneminden itibaren padişahların av yeri, 17. ve 18. yüzyıllarda da av ve dinlenme alanıydı; bölgedeki ilk köşk III. Selim döneminde annesi Mihrişah Sultan için yapıldı, Abdülmecid ve Abdülaziz de buraya köşkler ekledi. Ama saray II. Abdülhamid'le özdeşleşti: sultan buraya Yıldız Saray-ı Hümayunu adını verdi, burayı asıl ikametgahı yaptı ve saltanatının 33 yılını burada geçirdi. Milli Saraylar'a göre saray üç kısımdan oluşuyordu: devlet yönetimini ilgilendiren yapıların bulunduğu asıl saray, sultana ve haremine ait hususi bölüm ve bugünkü Yıldız Parkı olan dış bahçe. 1924'ten sonra askeri okullara tahsis edilen yapılar, 2018'de Milli Saraylar'a devredildikten sonra kapsamlı bir restorasyondan geçti ve saray 2024'te müze olarak ziyarete açıldı.
Müze ziyaretinde harem yapılarına, Küçük Mabeyn'e ve Hasbahçe'ye ayrıca zaman ayırın; Milli Saraylar Müzekart'ın bu üç bölümde geçmediğini belirtiyor, biletinizi buna göre alın. Hasbahçe'deki havuz doğal bir dere görünümünde düzenlenmiş, çevresinde küçük dinlenme köşkleri var. Dış bahçeden günümüze ulaşan üç yapıdan biri olan Şale Köşkü, 1877-1879 ve 1889'da Sarkis Balyan'ın, 1898'de Raimondo D'Aronco'nun eklediği bölümlerle büyüdü; Alman İmparatoru II. Wilhelm'in ziyaretleri için yapılan sedefli salonu ve 400 metrekareyi aşan tek parça halısıyla kabul salonu tanınır. Köşkün iç mekanlarının ziyaret gününüzde açık olup olmadığını Milli Saraylar'dan teyit edin. Saray çarşamba kapalı.
Kaynak: Milli Saraylar Başkanlığı; Kültür Portalı; Vikipedi.

Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası
Yıldız Parkı'nın üst kenarında, Palanga Caddesi'ndeki bu yapı hem bir müze hem de hala çalışan bir fabrika. II. Abdülhamid geleneksel çini ve porselen sanatını canlandırmak için 1890'ların başında sarayın bahçesine Yıldız Çini Fabrika-i Hümayunu'nu kurdurdu; Avrupa saraylarına bağlı porselen işletmeleri örnek alındı. 1894'te büyük ölçüde zarar gören bina aynı yıl İtalyan mimar Raimondo D'Aronco'ya yeniden yaptırıldı. Amaç saray ve kasırların porselen ihtiyacını karşılamak ve ürünlerle Osmanlı'yı dünyaya tanıtmaktı; bazı özel parçalar yabancı hanedanlara armağan edildi.
Fabrikanın ürettiği her eserde ay-yıldız damgası, onun hemen altında da fabrikanın kuruluş yılı ile eserin üretildiği yıl bulunuyor. Dönemin köşklerini, bahçelerini ve mimarisini gerçekçi bir üslupla resmeden tabak ve vazolar, bugün kaybolmuş yapıların görünüşünü belgeleyen kaynaklar olarak da değerli. 1909'da Abdülhamid tahttan indirilince üretim durdu; 1910'da Müze-i Hümayun'a bağlanınca Osman Hamdi Bey'in girişimiyle yeniden başladı ve 1920'ye kadar sürdü. 1959'da Sümerbank'a geçen fabrika 1995'ten bu yana Milli Saraylar bünyesinde. Bugün geleneksel motiflerden yola çıkan duvar tabakları, vazolar, şekerlikler, kahve ve çay takımları üretiyor. Ziyaret, fabrikanın el dekor bölümünü kapsıyor ve bilet bu bölüm için satılıyor. Fabrika resmi tatillerde ve dini bayramlarda kapalı; güncel ziyaret koşullarını Milli Saraylar'dan kontrol edin.
Kaynak: Milli Saraylar Başkanlığı; Vikipedi.

İstanbul’un Yeşil Cenneti Yıldız Parkı
Yıldız Parkı, sarayın dış bahçesi. Önce Çırağan Sarayı'nın arka bahçesi olan koru, 1877'den sonra genişletilen Yıldız Sarayı'nın dış koruluğuna dönüştü; saltanat döneminde yalnızca saraya ait olan bu alan bugün herkese açık ve 36 hektarı aşan bir şehir parkı. Milli Saraylar'ın kaydına göre dış bahçedeki çok sayıdaki köşkten günümüze yalnızca Çadır, Malta ve Şale köşkleri ulaştı. Porselen fabrikasının yanından parka girip yokuş aşağı yürürken önce Malta Köşkü'ne varırsınız. Abdülaziz döneminde Malta'dan getirilen taşlarla yapıldığı için bu adı taşıyan köşkün mimarı, İngilizce Vikipedi'ye göre Sarkis Balyan. Tavan süslemelerine, mermer ayrıntılarına ve altın varaklı aynasına bakmak için içeri göz atabilirsiniz; köşk bugün yeme içme hizmeti veriyor.
Aşağıda, parkın iki büyük havuzundan birinin önündeki Çadır Köşkü 1871'de Abdülaziz'in isteğiyle yapıldı. Kesme taştan, beyaz ve kırmızının hakim olduğu cephesi, iki kollu kıvrık giriş merdiveni ve simetrik planıyla sade ama zarif bir yapı. Parkta göletler, şelaleler, ahşap köprüler ve yürüyüş yolları var; Çırağan Caddesi kapısından başlayan yapay kanalın üzerinde bir asma köprü uzanıyor. Boğaz'a bakan seyir noktalarından birinde mola verin ve sarayın bir zamanlar denize kadar inen bahçesini gözünüzde canlandırın. Rota burada, Çırağan Caddesi'ndeki kapıda bitiyor; buradan sahil boyunca Beşiktaş'a ya da Ortaköy'e yürüyebilirsiniz.
Kaynak: Milli Saraylar Başkanlığı; Vikipedi.
İstanbul’un en büyük ve en güzel korularından biri olan Yıldız Parkı, doğayla baş başa kalmak isteyenler için eşsiz bir kaçış noktası. Beşiktaş ile Ortaköy arasında yer alan bu büyüleyici park, Osmanlı döneminden günümüze kadar korunmuş doğal yapısı, tarihi köşkleri ve muhteşem Boğaz manzarasıyla ziyaretçilerine benzersiz bir deneyim sunuyor.
Osmanlı döneminde padişahların av sahası olarak kullanılan bu koru, yıllar içinde düzenlenerek halka açılmış ve İstanbul’un en değerli yeşil alanlarından biri haline gelmiş. Parkın içerisinde yer alan Malta ve Çadır Köşkleri, hem mimarisi hem de sunduğu eşsiz atmosferle ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Bu köşklerde Boğaz’a karşı kahvaltı yapabilir, doğanın içinde huzurlu bir mola verebilirsiniz.
Yıldız Parkı, yürüyüş yapmak, spor yapmak ya da sadece doğanın keyfini çıkarmak isteyenler için ideal bir ortam sunuyor. Göletleri, rengârenk çiçekleri, asırlık ağaçları ve geniş çimenlik alanlarıyla dört mevsim boyunca farklı bir güzelliğe bürünen bu park, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında bambaşka bir atmosfer sunuyor.
Şehrin karmaşasından uzaklaşıp temiz hava almak, doğanın tadını çıkarmak ve huzurlu bir gün geçirmek isteyenler için Yıldız Parkı, İstanbul’un en özel noktalarından biri olmaya devam ediyor.
