
Turistik Olmayan İstanbul'da Hafta Sonu
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap
Ayasofya'yı zaten görmüş yerli gezgin için Boğaz'ın kuzeyi ve Anadolu yakası: Beşiktaş'ta kahvaltı, Emirgan Korusu ve Sakıp Sabancı Müzesi, Boğaz hattı vapuruyla Kanlıca yoğurdu, Hidiv Kasrı'nın bahçesi ve akşam Çamlıca'dan iki köprüyü birden gören panorama. Sahil, koru ve tepe arasında araçsız, vapur ve otobüsle akan bir gün.
Süre: tam gün. En iyi zaman: Cumartesi; Nisan lale ayı ya da Ekim. Ulaşım: Beşiktaş iskelesi (Kadıköy/Üsküdar'dan vapur, Kabataş'tan yürüyüş); dönüş Kısıklı M5 metro
Rota Durakları

Beşiktaş Çarşı
Çarşıda serpme kahvaltı; cumartesi pazarını gezip iskeleye inin.

Emirgan Korusu İstanbul’un Doğayla Buluştuğu Saklı Cennet
Otobüsle Emirgan'a gidin. Koruda yürüyün, nisandaysanız lalelere denk gelirsiniz, Sarı Köşk'te çayınızı için.
İstanbul’un en büyük ve en göz alıcı yeşil alanlarından biri olan Emirgan Korusu, Boğaz’ın kıyısında, doğayla iç içe bir kaçış noktası sunan eşsiz bir mekândır. Sarıyer’de yer alan ve Osmanlı döneminden günümüze uzanan bu büyüleyici koru, rengârenk çiçekleri, yürüyüş yolları, tarihi köşkleri ve eşsiz manzarasıyla ziyaretçilerini karşılıyor.
Osmanlı’dan Günümüze Uzanan Tarihi Bir Bahçe
Emirgan Korusu’nun geçmişi, Osmanlı dönemine kadar uzanır. IV. Murad tarafından İranlı Emir Güne Han’a hediye edilen bu bölge, zamanla “Emirgüne” olarak anılmaya başlanmış ve günümüzdeki adını almıştır. 19. yüzyılda Osmanlı’nın önemli devlet adamlarından Khedive İsmail Paşa tarafından yeniden düzenlenen koru, içindeki köşklerle birlikte ihtişamlı bir bahçeye dönüştürülmüştür.
Doğa ve Tarihin İç İçe Olduğu Bir Atmosfer
Emirgan Korusu, 120 dönümlük geniş bir alana yayılmış olup, farklı türde ağaçlar, rengârenk çiçekler ve Boğaz’ın muhteşem manzarasını görebileceğiniz yürüyüş yollarına sahiptir. Koru içinde Sarı, Pembe ve Beyaz Köşkler, Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan zarif yapılar olarak dikkat çeker. Günümüzde bu köşkler, restoran ve kafeterya olarak kullanılarak ziyaretçilere keyifli bir dinlenme alanı sunar.
Lale Festivali ve Büyüleyici Manzaralar
Emirgan Korusu, özellikle her yıl düzenlenen İstanbul Lale Festivali ile ünlüdür. İlkbaharda milyonlarca lalenin açtığı koru, adeta bir renk cümbüşüne dönüşerek ziyaretçilerine görsel bir şölen sunar. Lale desenleriyle süslenmiş bahçeler, seyir terasları ve göletler, burayı sadece bir park olmaktan çıkarıp doğal bir sanat eserine dönüştürür.
İstanbul’un İçinde Huzurlu Bir Kaçış Noktası
Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenler için Emirgan Korusu, harika yürüyüş parkurları, dinlenme alanları ve muhteşem Boğaz manzarasıyla İstanbul’un en özel noktalarından biridir. Aileler, fotoğraf tutkunları, spor yapanlar ve doğaseverler için vazgeçilmez bir adres olan bu koru, her mevsim ayrı bir güzelliğe sahiptir.
Eğer İstanbul’un içinde, doğanın sunduğu huzuru yaşamak ve tarihi bir atmosferde keyifli vakit geçirmek istiyorsanız, Emirgan Korusu kesinlikle keşfedilmesi gereken bir doğa harikasıdır.

Boğaz’ın Kıyısında Sanat ve Tarih Sakıp Sabancı Müzesi
Bitişikteki müzede hat koleksiyonunu ve dönemsel sergiyi gezin. Öğle yemeğini bahçede, Boğaz'a karşı yiyin.
İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarasına sahip Sakıp Sabancı Müzesi, zengin koleksiyonları ve dünya çapındaki sergileriyle sanatseverlerin uğrak noktalarından biri. Emirgan’da, yemyeşil bir bahçe içinde konumlanan bu etkileyici müze, Osmanlı hat sanatı koleksiyonlarından modern sanat sergilerine kadar geniş bir yelpazede sanat eserlerine ev sahipliği yapıyor.
Müzenin koleksiyonunda, Osmanlı dönemine ait kıymetli hat sanatı eserleri, el yazmaları ve kitaplar bulunurken, dönemsel olarak düzenlenen sergiler sayesinde Picasso, Ai Weiwei, Rembrandt gibi dünyaca ünlü sanatçıların eserlerini de görmek mümkün. Sanatın her yönüyle buluşabileceğiniz bu müze, aynı zamanda düzenlediği söyleşiler, atölyeler ve etkinliklerle kültürel etkileşimi destekleyen bir merkez konumunda.
Ziyaretiniz sırasında müzenin bahçesinde yer alan kafe ve restoranlarda Boğaz’ın manzarasına karşı keyifli bir mola verebilir, sanat dolu bir günü huzurla tamamlayabilirsiniz. Sakıp Sabancı Müzesi, hem tarihi hem de modern sanatın İstanbul’daki en prestijli duraklarından biri.

Kanlıca
Emirgan iskelesinden Boğaz hattı vapuruyla karşıya geçin. İskele meydanında pudra şekerli yoğurdunuzu ısmarlayın.

Hidiv Kasrı
Yokuş yukarı 20 dakika yürüyün. Art nouveau köşkün bahçesinde kahvenizi için, Boğaz'ın kuzeyi önünüzde açılsın.

Büyük Çamlıca Tepesi
Otobüs ve metroyla Kısıklı'ya çıkın. Tepede gün batımını bekleyin, iki köprü ve Adalar aynı karede.
