Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Rasathaneden Usturlaba İstanbul'da Bilimin İzleri
Rotalar5 Durak

Rasathaneden Usturlaba İstanbul'da Bilimin İzleri

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

İstanbul'un bilim tarihi büyük ölçüde kaybolmuş yapıların hikayesi. Takiyüddin'in 1577'de Tophane sırtlarında kurduğu rasathane, TDV İslam Ansiklopedisi'nin ifadesiyle Osmanlı tarihinin tek rasathanesiydi ve 1580'de bir fermanla yıktırıldı; yerinde bugün görülecek bir iz yok. Yine de şehirde bu hikayeyi izlemenin yolları var: bilginlerin tarif ettiği aletlerin yeniden yapılmış modelleri, 1936'da kurulan Türkiye'nin ilk modern gözlemevi, Takiyüddin'in gözlemlere başladığı kule, bir sanayi ve iletişim müzesi ve havacılığın doğduğu yer. Bu rota onları bir güne sığdırıyor.

Güne Yeşilköy'deki İstanbul Havacılık Müzesi'nde erken başlıyorsunuz, çünkü şehrin batısındaki bu durak rotanın en uzak noktası; günün geri kalanı ise şehir merkezinde geçiyor. Marmaray'la Sirkeci'ye döndükten sonra Gülhane Parkı'ndaki İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'nde usturlaplara, gök kürelerine ve Cezeri'nin makinelerine bakıyorsunuz. T1 tramvayıyla ya da kısa bir yürüyüşle Beyazıt'a geçip İstanbul Üniversitesi Gözlemevi'nin kubbesini randevuyla geziyorsunuz. Oradan Galata Kulesi'ne inip Takiyüddin'in ilk gözlemlerini yaptığı yerden Tophane yamaçlarına bakıyor, günü Hasköy'deki Rahmi M. Koç Müzesi'nde bilimsel aletler ve makineler arasında bitiriyorsunuz.

Rotayı bir zaman çizgisi olarak da okuyabilirsiniz: Gülhane'deki modeller 9. ile 16. yüzyıllar arasındaki bilginlerin dünyasını, Galata 1570'lerin İstanbul'unu, Beyazıt'taki kubbe 1930'ların üniversitesini, Hasköy sanayi ve iletişim çağını, Yeşilköy ise havacılığı anlatıyor. Her durakta aynı soruyu sormak işe yarar: insanlar gökyüzünü, zamanı ve mesafeyi ölçmek için hangi aleti yaptı ve o alet nasıl çalışıyordu?

Kandilli Rasathanesi bu hikayenin önemli bir parçası: kökü 1868'de kurulan Rasathane-i Amire'ye uzanıyor ve 1911'de Kandilli'ye taşındı. Ancak enstitü bugün yalnızca randevulu okul gruplarını kabul ettiği için rotaya alınmadı; Kandilli'nin araştırmalarında kullanılmış bazı aletleri Rahmi M. Koç Müzesi'nde görebilirsiniz.

Pratik notlar: gözlemevi ziyareti için Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü'nden önceden randevu almak zorunlu ve ziyaretler hafta içi yapılıyor. Rahmi M. Koç Müzesi pazartesi kapalı ve hafta içi daha erken kapanıyor, bu yüzden son durağa öğleden sonranın ortasında varmaya çalışın. Havacılık Müzesi'nin ziyaret günlerini Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın müze sayfasından kontrol edin. Rota tek güne sıkışık gelirse Havacılık Müzesi'ni ayrı bir sabaha bırakın; kalan dört durak şehir merkezinde birbirine yakın.

Süre: tam gün. En iyi zaman: Salıdan cumaya bir hafta içi günü; gözlemevi ziyaretleri hafta içi ve randevuyla yapılıyor, Rahmi M. Koç Müzesi pazartesi kapalı.. Ulaşım: Yeşilköy'e Marmaray'la gidip dönüşte Sirkeci'de inin; Gülhane ile Beyazıt arası T1 tramvayıyla ya da yürüyerek geçilir, Galata'ya T1 ile Karaköy'e inip yürüyerek çıkılır, Galata'dan Hasköy'e otobüs ya da taksiyle gidilir.

Kaynaklar

Bakırköy, İstanbul
Rotalar
5 Durak
Mekanlarda ~5 sa 45 dk
Yol ~19,6 km · 1 sa 15 dk
Toplam ~7 sa
24 Eylül 2026

Rota Durakları

1
İstanbul Hava Kuvvetleri Müzesi (Havacılık Müzesi)

İstanbul Hava Kuvvetleri Müzesi (Havacılık Müzesi)

~1 sa 30 dk burada

Yeşilköy, Türk havacılığının doğduğu yer olarak anılır ve Hava Kuvvetleri'nin müzesini buraya taşımasının sebebi de bu. Uçakları koruma fikri 1960'larda ortaya çıktı, ilk havacılık müzesi 1971'de İzmir Cumaovası'nda açıldı; ulaşım zorlukları yüzünden koleksiyon Yeşilköy'deki askeri havaalanının yanına taşındı. İnşaatı 1977'de başlayan bina 1983'te tamamlandı ve müze 16 Ekim 1985'te ziyarete açıldı. Yaklaşık 65 bin metrekarelik alanın 12 bin metrekaresi açık sergi, 2.365 metrekaresi kapalı salon. Açık alanda eğitim ve nakliye uçakları, jetler ve helikopterler sıralanıyor; 1943 yapımı bir C-47 nakliye uçağı ve 1970 yapımı bir Dornier bunlardan yalnızca ikisi.

Kapalı salonda 1900'lerden 1980'lere uzanan uçak maketleri, pervaneli ve jet motorları, madalyalar ve Osmanlı havacılarından bugüne üniformalar var. Sabiha Gökçen ve Vecihi Hürkuş'un uçuş kıyafetleri en çok ilgi gören parçalar arasında; Hürkuş'un tasarımlarına ve Hezarfen Ahmed Çelebi ile Lagari Hasan Çelebi'nin anlatılagelen uçuş denemelerine ayrılmış bölümler de bulunuyor. Bilim rotasının ilk durağı olarak burada özellikle motorlara odaklanın: pistonlu motorla jet motorunu yan yana görmek, havacılığın her şeyden önce bir mühendislik yarışı olduğunu çabuk anlatıyor. Açık alan geniş ve çok yürütüyor, rahat ayakkabı giyin. Ziyaret gün ve saatlerini gitmeden önce Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın müze sayfasından kontrol edin.

Kaynak: Türkiye Turizm Ansiklopedisi; Vikipedi.

Yeşilköy'de askeri havaalanının bitişiğinde, Türk Hava Kuvvetleri'nin kullandığı uçak ve helikopterlerin sergilendiği müze. Türkiye'nin ilk hava müzesi 1971'de İzmir Cumaovası'nda açılmış, sonra ilk hava biriminin kurulduğu yer olan Yeşilköy'e taşınmıştır; buradaki müze 16 Ekim 1985'te ziyarete açıldı. 65 bin metrekarelik alanın 2.365 metrekaresi kapalı, 12 bin metrekaresi açık sergi alanıdır. Hangar ve açık alanın yanı sıra Anılar Salonu, motor bölümü, Silahlar Salonu ve Kıyafetler Salonu bulunur. Ziyaret gün ve saatlerini, giriş koşullarını gitmeden kontrol edin.
2
İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi

İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi

~1 sa 15 dk burada
Gülhane Parkı içi, Has Ahırlar binası, Fatih

Gülhane Parkı'nın içinde, Topkapı Sarayı'nın sur duvarına bitişik eski Has Ahırlar binasındaki müze, bilim tarihçisi Fuat Sezgin'in ömür boyu çalışmasının ürünü. Sezgin, Frankfurt'taki Goethe Üniversitesi'ne bağlı Arap-İslam Bilimler Tarihi Enstitüsü'nde 9. ile 16. yüzyıllar arasında Müslüman bilginlerin tarif ettiği aletleri, dönemin metinlerindeki anlatım ve çizimlerden yola çıkarak model olarak yeniden yaptırmıştı. İstanbul'daki müze Mayıs 2008'de bu koleksiyonun bir benzeriyle açıldı; Frankfurt'taki koleksiyon bugün de enstitünün bünyesinde duruyor. Yani gördüğünüz parçaların çoğu özgün değil, yazma eserlerdeki tariflerden üretilmiş modeller; bazılarının kendi zamanında gerçekten yapılıp yapılmadığı bilinmiyor. Bu bilgi müzeyi değersizleştirmiyor, yalnızca ona doğru gözle bakmanızı sağlıyor.

Salonlar astronomi, saat ve denizcilik, savaş teknolojisi, tıp, fizik, kimya ve optik, matematik ve geometri, mimari ve şehircilik, madencilik ve coğrafya gibi bölümlere ayrılıyor. Rotanın adındaki usturlap burada: astronomi bölümündeki usturlaplara, gök kürelerine ve gözlemevi aletlerine ayrıca zaman ayırın, çünkü bir sonraki durakların hikayesini bunlar hazırlıyor. Müzenin en tanınan parçası Cezeri'nin fil saati modeli; fizik bölümünde yine Cezeri'nin makineler kitabındaki pompa ve makara düzenekleri sergileniyor. Coğrafya bölümündeki haritalar, bilginin Endülüs'ten Hint Okyanusu'na nasıl genişlediğini gösteriyor. Müze her gün açık ve Müzekart geçerli; T1 tramvayının Gülhane durağından park içinden yürüyerek ulaşılıyor.

Kaynak: Muze.gov.tr; Vikipedi.

Gülhane Parkı'nda, Topkapı Sarayı'nın sur duvarına bitişik eski Has Ahırlar binasında Mayıs 2008'de açılan müze, bilim tarihçisi Fuat Sezgin'in Frankfurt'taki enstitüsünde hazırlattığı koleksiyonun bir benzerini sergiliyor. 9. ile 16. yüzyıllar arasında Müslüman bilginlerin tarif ettiği aletler, dönemin metinlerindeki anlatım ve çizimlerden yola çıkılarak model olarak yeniden yapılmış. Astronomi, saat ve denizcilik, tıp, fizik, kimya ve optik, matematik, mimari ve coğrafya gibi bölümlerde usturlaplar, gök küreleri ve Cezeri'nin fil saati modeli öne çıkıyor. Müze her gün açık, Müzekart geçerli.
3
İstanbul Üniversitesi Gözlemevi

İstanbul Üniversitesi Gözlemevi

~1 sa burada
İstanbul Üniversitesi Beyazıt Yerleşkesi, Fatih

Beyazıt Meydanı'ndaki İstanbul Üniversitesi merkez yerleşkesinde, tarihi Beyazıt Kulesi'nin hemen yanında kubbeli bir yapı durur: Türkiye'nin ilk modern gözlemevi olarak anılan İstanbul Üniversitesi Gözlemevi. 1933'te üniversitede Fen Fakültesi kurulunca astronomi bölümünün başına getirilen Alman astronom Erwin Finlay-Freundlich bir gözlemevi kurulmasını önerdi. Mimar Arif Hikmet Holtay'ın tasarladığı binanın temeli Aralık 1935'te atıldı ve inşaat yaklaşık altı ayda bitti. Aralık 1935'te sipariş edilen 30 santimetrelik Carl Zeiss Jena astrografı Eylül 1936'da on iki parça halinde geldi, kubbeye yerleştirildi ve gözlemevi aynı yılın sonbaharında çalışmaya başladı.

Şehir merkezinin ışık ve hava kirliliği bugün burada gece gözlemini olanaksız kılıyor; bölüm gece gökyüzü çalışmaları için 2002'de Çanakkale'de bir gözlemevi kurdu. Beyazıt'taki kubbede ise Güneş lekelerini ve kromosferi incelemeye yarayan teleskoplar da var ve bina 2009-2013 arasında özgün mimarisi korunarak güçlendirildi. Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü hafta içi bireysel ve grup ziyaretleri kabul ediyor: planetaryum gösterisi, tarihi kubbe ziyareti ve teleskopla gözlem gibi etkinlikler var, her ayın son cuma akşamı da gözlem gecesi düzenleniyor. Ziyaret için randevu zorunlu; bölümün bilim ve toplum sayfasından iletişim bilgilerini alıp önceden yer ayırtın. Kötü havada teleskoplu gözlem başka bir güne kaydırılıyor. Kubbenin altında durduğunuzda, Takiyüddin'in rasathanesinden üç buçuk yüzyıl sonra bu şehirde yeniden kurulan gözlem geleneğini düşünün.

Kaynak: İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü; Vikipedi.

Beyazıt'taki İstanbul Üniversitesi merkez yerleşkesinde, Beyazıt Kulesi'nin yanındaki gözlemevi Türkiye'nin ilk modern gözlemevi olarak anılıyor. Alman astronom Erwin Finlay-Freundlich'in önerisiyle kurulan, mimar Arif Hikmet Holtay'ın tasarladığı yapı 1936'da tamamlandı; ilk aleti 30 santimetrelik bir Carl Zeiss Jena astrografıydı. Bina 2009-2013 arasında özgün mimarisi korunarak güçlendirildi. Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü hafta içi randevuyla bireysel ve grup ziyaretçi kabul ediyor; planetaryum gösterisi, tarihi kubbe ziyareti ve teleskopla gözlem gibi etkinlikler yapılıyor, her ayın son cuma akşamı gözlem gecesi düzenleniyor.
4
Galata Kulesi

İstanbul’un Siluetini Süsleyen Efsanevi Yapı Galata Kulesi

~45 dk burada
Bereketzade, 34421 Beyoğlu/İstanbul, Türkiye

Galata Kulesi bu rotada manzarası için değil, bir bilim sahnesi olduğu için var. Şam'da doğan astronom ve matematikçi Takiyüddin, 1571'de müneccimbaşı olduktan sonra gözlem çalışmalarına Galata Kulesi'nde başladı; TDV İslam Ansiklopedisi'ndeki maddesi bunu açıkça kaydediyor, kulenin resmi tarihçesi de III. Murad döneminde yapının gözlemevi olarak kullanıldığını söylüyor. Takiyüddin 1577'de III. Murad'ın izni, Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa ile Hoca Sadeddin Efendi'nin desteğiyle Tophane sırtlarında kendi rasathanesini kurdu. Kendi tasarladığı aletlerle donatılan ve bir kütüphanesi de olan bu yapı, Osmanlı tarihinin tek rasathanesiydi. Ömrü kısa oldu: 22 Ocak 1580'de bir fermanla yıktırıldı ve bugün yerinde görülecek bir kalıntı yok.

Kulenin seyir katına çıktığınızda Tophane yönüne, denize inen yamaçlara bakın; rasathane bu sırtlardaydı. Takiyüddin'in çalışmaları gökyüzüyle sınırlı değildi: ondalık kesirleri pratikte kullandı, trigonometri cetvelleri hazırladı, saniyeyi gösterebilen mekanik saatler tasarladı ve optik üzerine yazdı. Kulenin resmi tarihçesi, IV. Murad döneminde Hezarfen Ahmed Çelebi'nin buradan Üsküdar'a uçuş denemesini de anıyor; sabah gördüğünüz havacılık müzesiyle bağı buradan kurabilirsiniz. Kule 1348'de Cenevizliler tarafından yapıldı, 18. yüzyılda yangın gözetleme kulesi oldu ve bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından müze olarak işletiliyor. Her gün açık ve Müzekart geçerli; kalabalık saatlerde beklemek gerekebildiği için sabah erken ya da akşamüstü gelin.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi; Galata Kulesi resmi sitesi.

Galata Kulesi, İstanbul’un en görkemli yapılarından biri olarak şehrin siluetine ihtişam katan ve yüzyıllardır zamana meydan okuyan eşsiz bir kuledir. 14. yüzyılda Cenevizliler tarafından inşa edilen bu taş kule, dönemin en yüksek yapılarından biri olup, uzun yıllar boyunca hem bir savunma noktası hem de gözlem kulesi olarak kullanılmıştır. İstanbul’un fethi sonrasında Osmanlı topraklarına katılan kule, zaman içinde farklı amaçlarla değerlendirilmiş; yangın gözetleme noktası, zindan ve depo gibi işlevler görmüştür. 67 metre yüksekliğe ve yaklaşık 9 metre çapa sahip olan kule, bugün ziyaretçilerine İstanbul’un en etkileyici panoramik manzaralarından birini sunmaktadır.

Galata Kulesi, tarih boyunca birçok efsaneye de konu olmuştur. En bilinen hikâyelerden biri, 17. yüzyılda Osmanlı bilgini Hezarfen Ahmet Çelebi’nin buradan kendi yaptığı kanatlarla havalanarak Üsküdar’a kadar uçtuğudur. Bu cesur ve ilham verici girişim, Osmanlı dönemindeki bilimsel merakı ve teknolojik ilerlemeyi simgeleyen önemli bir olay olarak kabul edilir. Günümüzde müze olarak ziyaretçilere açık olan kule, dar taş merdivenlerinden zirveye ulaşanları İstanbul’un büyüleyici manzarasıyla ödüllendirir.

Kulenin tepesine çıktığınızda, Haliç’in kıvrımlı kıyıları, İstanbul Boğazı’nın mavilikleri, Tarihi Yarımada’nın göz kamaştırıcı silueti ve şehrin modern dokusu bir arada görülerek geçmiş ile günümüz arasındaki muhteşem kontrastı gözler önüne serer. Gece ışıklandırıldığında ayrı bir ihtişama bürünen kule, İstanbul’un romantik atmosferini tamamlayan en özel mekânlardan biri olma özelliğini taşır. Tarihi dokusu, mistik havası ve eşsiz manzarasıyla Galata Kulesi, İstanbul’u keşfetmek isteyen herkesin mutlaka ziyaret etmesi gereken unutulmaz bir yapıdır.


5
Rahmi M. Koç Müzesi

Rahmi M. Koç Müzesi Endüstri ve Teknoloji Tutkunları İçin Eşsiz Bir Deneyim

~1 sa 15 dk burada
Piri Paşa, Rahmi M. Koç Caddesi No: 3, 34445 Beyoğlu/İstanbul, Türkiye

Hasköy'deki Rahmi M. Koç Müzesi, 1994'te iş insanı Rahmi Koç'un desteğiyle kurulan ve Türkiye'de sanayi, ulaşım ve iletişim tarihine adanan ilk büyük müze. Binaları da bir sanayi mirası: Lengerhane bölümü, III. Ahmed döneminde Bizans temelleri üzerine yapılmış 18. yüzyıl Osmanlı yapısında; Tersane bölümü ise Şirket-i Hayriye'nin vapur bakımı için 1861'de kurduğu tesiste. Müzenin tamamı yarım günü rahatça doldurur, bu yüzden bu kısa ziyarette bilim rotasına odaklanın.

İşe Lengerhane'den başlayın: burada, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi'nin araştırmalarında kullanılmış aletler sergileniyor. Kandilli'nin kökü 1868'de kurulan Rasathane-i Amire'ye uzanıyor; rasathane 1911'de Kandilli'ye taşındı ve astronomi, meteoroloji ve yer bilimleri alanında çalıştı. Enstitü bugün yalnızca randevulu okul gruplarını kabul ettiği için bu aletleri en rahat burada, vitrinlerin önünde acele etmeden görebilirsiniz. Aynı bölümde haberleşme cihazları ve basım makineleri de var; bunlar, Takiyüddin'in saatlerinden bugüne uzanan ölçme ve iletme merakının devamı gibi okunuyor. Ardından Tersane bölümündeki bilgisayar tarihi bölümüne uğrayın. Denizcilik, otomobil ve demiryolu salonlarını ise sonraki bir ziyarete bırakabilirsiniz. Müze pazartesi kapalı ve hafta içi hafta sonuna göre daha erken kapanıyor; güncel saatleri resmi sitesinden kontrol edin. Dönüşte Haliç kıyısından Karaköy ya da Eminönü yönüne toplu taşımayla kolayca bağlanırsınız.

Kaynak: Rahmi M. Koç Müzesi; Kandilli Rasathanesi; Vikipedi.

İstanbul’un en etkileyici müzelerinden biri olan Rahmi M. Koç Müzesi, Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı sanayi, ulaşım ve iletişim müzesi olarak öne çıkıyor. Haliç kıyısında, tarihi Lengerhane Binası ve Hasköy Tersanesi içinde yer alan bu özel müze, sanayi, ulaşım ve teknoloji alanındaki birbirinden değerli eserleriyle ziyaretçilerini tarihin farklı dönemlerine götüren eşsiz bir mekân.

Sanayinin ve Teknolojinin Tarihine Yolculuk

Rahmi M. Koç Müzesi, otomobillerden uçaklara, buharlı makinelerden denizaltılara kadar geniş bir koleksiyona sahip. Tarihi arabalar, klasik motosikletler, lokomotifler, deniz taşıtları ve havacılık tarihine dair nadir bulunan eserler, ziyaretçilere geçmişten günümüze sanayinin gelişimini gözler önüne seren detaylı bir anlatım sunuyor.

Gerçek Bir Denizaltıyı ve Buharlı Treni Keşfetme Fırsatı

Müzenin en ilgi çekici noktalarından biri, ziyaretçilerin içine girerek keşfedebileceği TGC Uluçalireis denizaltısı. Bu denizaltının içini gezerek denizaltı yaşamına dair ilginç bilgiler öğrenmek mümkün. Ayrıca, müzede yer alan buharlı trenler, eski model gemiler ve tarihi tramvaylar da ulaşım tarihine ilgi duyanlar için eşsiz bir keşif alanı sunuyor.

Etkinlikler ve Etkileşimli Deneyimler

Rahmi M. Koç Müzesi sadece sergilenen objelerle değil, aynı zamanda etkileşimli deneyimler sunan atölyeler ve etkinliklerle de dikkat çekiyor. Çocuklar ve yetişkinler için düzenlenen bilim ve teknoloji atölyeleri, ziyaretçilerin bilimsel keşifler yapmasına olanak tanıyor. Ayrıca, müzede nostaljik araçlarla gezinti yapmak, eski makinelerin nasıl çalıştığını gözlemlemek gibi farklı deneyimler de sunuluyor.

Haliç Manzarasında Tarihi ve Teknolojiyi Keşfetmek

Müzenin bulunduğu konum, Haliç’in eşsiz manzarasını izleyerek keyifli bir gün geçirmek için mükemmel bir fırsat sunuyor. Açık hava sergi alanları, tarihi dokusunu koruyan binalar ve Boğaz’ın kıyısında yer alan dinlenme alanları, ziyaretçilere benzersiz bir atmosfer sağlıyor.

Sanayi ve Teknoloji Meraklıları İçin Kaçırılmayacak Bir Adres

Rahmi M. Koç Müzesi, sanayi, ulaşım ve teknolojinin geçmişten günümüze gelişimini görmek isteyenler için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir kültür noktası. Hem çocuklar hem de yetişkinler için eğlenceli ve öğretici bir deneyim sunan bu özel müze, İstanbul’un en keyifli keşif rotalarından biri olmaya devam ediyor.


Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirBakırköy, İstanbul
TürRotalar
Durak5
Tarih24 Eylül 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat