
Kuzey Boğaz'ın Köşk ve Yalı Müzeleri
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap
Boğaz'ın kuzey yarısı, 19. yüzyıldan 20. yüzyılın ortasına kadar saray çevresinin, Mısır hidiv ailesinin, diplomatların ve varlıklı ailelerin köşk ve yalılarıyla doluydu. Bu yapıların bir kısmı yıkıldı, bir kısmı özel mülk olarak kapalı kaldı; birkaçı ise müzeye dönüşerek kapılarını açtı. Bu rota, o birkaçını bir hafta sonu gününde birleştiriyor ve her durakta iki şeye birden bakmanızı öneriyor: içindeki koleksiyona ve binanın kendi hikayesine.
Güne kıyıdan değil, iç kesimden, Bahçeköy'deki Atatürk Arboretumu'ndan başlıyorsunuz; sabahı Belgrad Ormanı'nın kenarındaki bu ağaç koleksiyonunda geçirip Büyükdere'ye iniyorsunuz. Burada Türkiye'nin ilk özel müzesi olan Sadberk Hanım Müzesi iki ahşap yalıda sizi bekliyor. Ardından Maslak'a çıkıp II. Abdülhamid'in şehzadelik yıllarını geçirdiği, bugün gökdelenlerin arasında kalmış kasırları geziyorsunuz. Öğleden sonra yeniden kıyıya, Emirgan'a iniyor, Mısır hidiv ailesinden bir prens için yapılan ve bugün Sakıp Sabancı Müzesi olan Atlı Köşk'e giriyorsunuz. Günü Rumelihisarı'nda, yapımı Birinci Dünya Savaşı yüzünden yarım kalıp 'perili' ünü kazanan ve bugün hafta sonları çağdaş sanata açılan Perili Köşk'te bitiriyorsunuz. Sıra hem coğrafyaya hem saatlere göre kuruldu: daha erken kapanan arboretum, Sadberk Hanım ve Maslak günün ilk yarısında, akşamüstüne kadar açık kalan Sakıp Sabancı Müzesi ve Perili Köşk ise sonda.
Beş durak, bir evin müzeye dönüşmesinin beş farklı yolunu gösteriyor: bir koleksiyonerin isteğiyle kurulan özel müze, bir sultanın çiftlik evinden müze-ev, bir ailenin yazlık köşkünden üniversite müzesi, yarım kalmış bir köşkten ofis ve sanat mekanı, bir de hiç bina olmayan, yaşayan bir koleksiyon.
Pratik notlar: Perili Köşk yalnızca cumartesi ve pazar açık olduğu için rota hafta sonuna göre kuruldu. Bahçeköy, Büyükdere ve Maslak arasında toplu taşıma aktarmalı olduğundan bu bacaklarda taksi zaman kazandırır; Borusan Contemporary'nin ulaşım sayfası Rumeli Hisar durağından geçen hatlar arasında Bahçeköy-Taksim hattını da sayıyor. Rumelihisarı'na yakın, İBB'ye bağlı Aşiyan Müzesi şu an restorasyon nedeniyle geçici olarak kapalı; açıldığında rotaya eklenebilir. Emirgan Korusu ve Rumeli Hisarı ise başka rotalarımızda. Bütün müzelerin güncel saatlerini ve sergi takvimlerini gitmeden önce resmi sitelerinden kontrol edin.
Süre: tam gün. En iyi zaman: Cumartesi ya da pazar; Perili Köşk yalnızca hafta sonu açık, Atatürk Arboretumu, Maslak Kasırları ve Sakıp Sabancı Müzesi pazartesi, Sadberk Hanım Müzesi çarşamba kapalı.. Ulaşım: Bahçeköy, Büyükdere ve Maslak arasındaki bacaklar için otobüs ya da taksi gerekir; Emirgan ile Rumelihisarı arası kıyı boyunca yürünür ya da otobüsle geçilir, Rumeli Hisar durağından Taksim ve Kabataş'a giden kıyı otobüsleri kalkar.
Kaynaklar
- Atatürk Arboretumu resmi sitesi, https://ataturkarboretumu.ogm.gov.tr/
- Vikipedi, Atatürk Arboretumu, https://tr.wikipedia.org/wiki/Atatürk_Arboretumu
- Sadberk Hanım Müzesi resmi sitesi, https://www.sadberkhanimmuzesi.org.tr/
- Vikipedi, Sadberk Hanım Müzesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Sadberk_Hanım_Müzesi
- Milli Saraylar Başkanlığı, Maslak Kasrı, https://www.millisaraylar.gov.tr/Lokasyon/10/maslak-kasri
- Milli Saraylar Başkanlığı, Maslak Kasırları kamelya haberi, https://www.millisaraylar.gov.tr/Kurumsal/HaberDetay/68/sultan-ii-abdulhamid-in-fransa-dan-getirterek-maslak-kasirlari-nin-bahcesinde
- Vikipedi, Maslak Kasrı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Maslak_Kasrı
- Sakıp Sabancı Müzesi, Bilgi ve Ulaşım, https://www.sakipsabancimuzesi.org/ziyaret
- Vikipedi, Sakıp Sabancı Müzesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Sakıp_Sabancı_Müzesi
- Borusan Contemporary, Perili Köşk, https://www.borusancontemporary.com/tr/perili-kosk_5
- Borusan Contemporary, Ziyaret, https://www.borusancontemporary.com/tr/ziyaret_20
- Borusan Contemporary, Hakkımızda, https://www.borusancontemporary.com/tr/sanat-merkezi-hakkinda_4
- Wikipedia, Perili Köşk, https://en.wikipedia.org/wiki/Perili_Köşk
- İBB Kütüphane ve Müzeler, Aşiyan Müzesi, https://ataturkkitapligi.ibb.gov.tr/tr/Kitaplik/Muzelerimiz/Asiyan-Muzesi/1
Rota Durakları

Atatürk Arboretumu İstanbul’un Doğayla Buluştuğu Sessiz ve Huzurlu Cennet
Belgrad Ormanı'nın doğal bitki örtüsü içinde, Bahçeköy-Kemerburgaz yolunun kenarındaki arboretum, ağaç ve odunsu bitkilerin bilimsel bir düzenle sergilendiği yaşayan bir koleksiyon. Fikir 1949'da Orman Fakültesi öğretim üyesi Hayrettin Kayacık'tan geldi; Orman Genel Müdürlüğü'ne yaptığı önerinin ardından Büyükdere-Bahçeköy-Kemerburgaz yolu kenarındaki 38 hektarlık bir alanda çalışmalar başladı ve projeyi hazırlamak için Paris'teki Sorbonne Üniversitesi'nin botanik bahçesinden bir uzman İstanbul'a davet edildi. Proje ödenek yetersizliği yüzünden yarım kalsa da altyapı ve dikim çalışmaları 1982'ye kadar sürdü; aynı yıl Atatürk'ün doğumunun 100. yılı kutlamaları dolayısıyla bugünkü adını aldı. Arboretumun kuruluş sayfası Orman Genel Müdürlüğü, Bahçeköy Orman İşletme Müdürlüğü ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi'ni birlikte anıyor.
Göletlerin çevresini dolaşan patikalarda veymut çamı, mamut ağacı, ak ladin, mavi ladin, İspanya göknarı ve Uludağ göknarı gibi türleri tanıyabilirsiniz. Gitmeden önce arboretumun sitesindeki Bu Ay Görmeniz Gerekenler bölümüne bakın; mevsimin öne çıkan bitkilerini orada bulursunuz. Kurallar sıkı: su dışında yiyecek ve içecek, evcil hayvan, drone, tripod, monopod ve gimbal içeri alınmıyor, ödemeler yalnızca kredi ya da banka kartıyla yapılıyor. Arboretum pazartesi kapalı. Köşk ve yalı müzelerine inmeden önce güne burada, ağaçların arasında sessiz bir yürüyüşle başlamak iyi bir denge kuruyor.
Kaynak: Atatürk Arboretumu resmi sitesi; Vikipedi.
Şehrin kalabalığından uzaklaşıp doğayla iç içe bir gün geçirmek isteyenler için Atatürk Arboretumu, İstanbul’un en özel ve huzurlu noktalarından biridir. Sarıyer ilçesinde, Belgrad Ormanı’nın hemen yanında yer alan bu büyüleyici doğa alanı, yüzlerce ağaç ve bitki türünü barındıran devasa bir açık hava müzesidir.
Doğayla İç İçe Bir Keşif Deneyimi
Atatürk Arboretumu, farklı iklim ve coğrafyalardan getirilen ağaç ve bitki türlerinin yetiştirildiği bilimsel bir araştırma ve gözlem alanı olarak 1949 yılında kurulmuştur. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi ve Orman Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen arboretum, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda botanik araştırmalar için de büyük bir öneme sahiptir.
Mevsimlere Göre Değişen Büyüleyici Atmosfer
Her mevsimde farklı bir güzelliğe bürünen Atatürk Arboretumu, ilkbaharda çiçek açan ağaçları, yazın yemyeşil doğası, sonbaharda sarı ve kızıl yaprakları, kışın ise karla kaplı masalsı manzaralarıyla ziyaretçilerine görsel bir şölen sunar. Göletler, ahşap köprüler, yürüyüş yolları ve devasa ağaçlarla çevrili doğal alanlar, burada huzur bulmak isteyenler için eşsiz bir ortam oluşturur.
Şehirden Uzak Sessiz ve Huzurlu Bir Kaçış
Burası, piknik yapılmasına ve yiyecek içecek getirilmesine izin verilmeyen bir alan olduğu için, doğallığını ve sessizliğini koruyarak ziyaretçilere tam anlamıyla bir doğa kaçamağı sunuyor. Arboretumda fotoğraf çekmek, uzun yürüyüşler yapmak ve temiz havanın tadını çıkarmak en keyifli aktiviteler arasında yer alıyor.
Nadir Ağaç Türleri ve Doğa Gözlemi
Atatürk Arboretumu’nda farklı ülkelerden getirilen egzotik ağaç türleri, nadir bitkiler ve devasa çınarlar bulunur. Burada yürüyüş yaparken, lale ağaçları, sekoya, Japon akçaağacı ve sarı çam gibi dünyada az bulunan bitki türlerini gözlemleyebilirsiniz. Aynı zamanda, arboretum içerisinde yer alan üç farklı gölet, bölgedeki doğal yaşamı destekleyen önemli ekosistemler arasında yer alır.
İstanbul’da Doğayı Keşfetmek İçin En Güzel Rotalardan Biri
Atatürk Arboretumu, şehirden uzaklaşmak, doğanın güzelliklerini keşfetmek ve huzur içinde vakit geçirmek isteyenler için İstanbul’un en özel noktalarından biri. Sessiz atmosferi, büyüleyici doğası ve benzersiz ağaç çeşitliliğiyle burası, özellikle doğa tutkunları, fotoğrafçılar ve yürüyüş severler için kaçırılmaması gereken bir adres.

Sadberk Hanım Müzesi
Büyükdere'deki bu iki ahşap yalı Türkiye'nin ilk özel müzesine ev sahipliği yapıyor. Koleksiyoner Sadberk Koç'un biriktirdiği eserleri sergilemek için Vehbi Koç Vakfı bünyesinde kurulan müze 14 Ekim 1980'de açıldı; Sadberk Hanım'ın ölümünden yedi yıl sonra ailesi onun isteğini gerçekleştirmiş oldu. Müzenin kurulabilmesi için özel kişilerin müze açmasına imkan veren düzenlemenin de hazırlanması gerekti. Ana bina Azaryan Yalısı: 19. yüzyıldan kalma, üç katlı ve ahşap çatı katlı bu yalıyı Koç ailesi 1950'de satın aldı ve yazlık olarak kullandı; 1978-1980 arasında mimar Sedat Hakkı Eldem'in hazırladığı projeyle müzeye dönüştürüldü. Yanındaki yalı 1988'de restore edilerek Sevgi Gönül Binası adıyla müzeye katıldı ve restorasyon aynı yıl Europa Nostra ödülüne değer görüldü.
Gezmeye Sevgi Gönül Binası'ndan başlayın: MÖ 6. binyıldan Bizans döneminin sonuna uzanan arkeoloji koleksiyonu, pişmiş toprak, cam ve maden eserlerle burada. Sonra Azaryan Yalısı'na geçin; 15.-17. yüzyıl İznik çinileri ve seramikleri, Osmanlı kadın kıyafetleri, işlemeler ve pabuçtan yelpazeye tamamlayıcı eşyalar koleksiyonun en güçlü yanları. Odalarda dolaşırken pencerelerden koya bakmayı unutmayın; bir yalının içinden denizin nasıl göründüğünü burada anlarsınız. Koleksiyon bugün yaklaşık 20 bin esere ulaşıyor ve süreli sergilerle zenginleşiyor. Müze çarşamba, 1 Ocak'ta ve dini bayramların ilk günü kapalı.
Kaynak: Sadberk Hanım Müzesi resmi sitesi; Vikipedi.

Maslak Kasırları
Büyükdere Caddesi'nin gökdelenleri arasında, yüksek duvarların ardında kalmış bu kasırlar, II. Abdülhamid'in şehzadelik yıllarının evi. Sultan Abdülaziz'in 1860'larda yaptırdığı yapılar 1868'de yeğeni Şehzade Abdülhamid Efendi'ye tahsis edildi. Adını, o dönemde şehre su sağlamak için bölgede bulunan ve maslak denen su dağıtım haznelerinden alıyor. Abdülhamid burada at yetiştirdi, hayvan besledi, tarımla uğraştı ve çevredeki arazileri satın alarak geniş bir çiftlik kurdu; padişahlığı döneminde bu çiftlik Maslak Çiftlikat-ı Hümayunu diye anıldı. Milli Saraylar'ın aktardığı anılara göre ailesiyle sade bir hayat sürdü, çocuklarına müzik dersleri verdi, şiir yazıp beste yaptı ve çoğu zaman kendi marangoz atölyesinde çalıştı. 1876'da tahta davet edildiğinde de buradaydı.
Cumhuriyet döneminde 1937-1982 arasında askeri prevantoryum olarak kullanılan kasırlar, 1984'teki restorasyonun ardından Milli Saraylar'ın müze-evi oldu. Yaklaşık 170 bin metrekarelik alanda harem işlevli Kasr-ı Hümayun, kabul yapısı Mabeyn-i Hümayun, atlı talimlerin izlendiği Seyir Köşkü, havuz, hamam, limonluk, at ahırı ve mutfak gibi yapılar var. Türk evi plan tipinde tasarlanan odalarda sofaların ve oda dizilişinin sadeliğine bakın; Yıldız'ın gösterişiyle karşılaştırmak ilginç. Kışın gelirseniz limonluğa uğrayın: Abdülhamid'in şehzadeyken Fransa'dan getirtip kendi elleriyle diktiği kamelyalar kış ortasında çiçek açıyor. Seradaki tropik bitkiler de bahçenin ilgi çeken köşelerinden. Pazartesi kapalı.
Kaynak: Milli Saraylar Başkanlığı; Vikipedi.

Boğaz’ın Kıyısında Sanat ve Tarih Sakıp Sabancı Müzesi
Emirgan'daki Atlı Köşk rotanın 20. yüzyıl yapısı. Yerinde önce Mustafa Paşa Yalısı vardı; II. Abdülhamid 1889'da bu yalıyı Karadağ Prensi Nikola'ya armağan etti. Harap durumdaki yalıyı 1923'te satın alıp yıktıran Hidiv İsmail Paşa'nın torunu Prens Mehmed Ali Hasan, yerine İtalyan mimar Edouard De Nari'ye yeni bir köşk çizdirdi; yapım 1927'de bitti ama prens köşkte hiç oturmadı. Hacı Ömer Sabancı köşkü 1951'de hidiv ailesinden satın aldı ve aile yazlarını burada geçirmeye başladı. Halkın Atlı Köşk demesinin sebebi bahçedeki, 1864'te Fransız heykeltıraş Louis Daumas'ın yaptığı bronz at heykeli; 1952'de Moda'daki Mermer Konak'ın müzayedesinden alınıp buraya getirildi.
Sabancı ailesi köşkü 1998'de koleksiyonuyla birlikte Sabancı Üniversitesi'ne tahsis etti ve müze 2002'de açıldı. Alt katta ailenin burada yaşarken kullandığı mobilyalarla düzenlenmiş anı odaları, üst katta kitap sanatları ve hat koleksiyonu var; resim koleksiyonu geç Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine uzanıyor. Köşke eklenen modern galeri büyük süreli sergilere ayrılmış. Anı odalarında, bir köşkün ev olarak nasıl yaşandığını görmek, bir sonraki durak olan ve bitmeden perili ünü kazanan köşkle iyi bir karşıtlık kuruyor. Bahçedeki heykel, çeşme ve sütun gibi taş eserlere ve Boğaz'a bakan çimenlere de zaman ayırın. Müze pazartesi kapalı; salı günleri girişin ücretsiz olduğu duyuruluyor, güncel koşulları resmi siteden kontrol edin.
Kaynak: Sakıp Sabancı Müzesi resmi sitesi; Vikipedi.
İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarasına sahip Sakıp Sabancı Müzesi, zengin koleksiyonları ve dünya çapındaki sergileriyle sanatseverlerin uğrak noktalarından biri. Emirgan’da, yemyeşil bir bahçe içinde konumlanan bu etkileyici müze, Osmanlı hat sanatı koleksiyonlarından modern sanat sergilerine kadar geniş bir yelpazede sanat eserlerine ev sahipliği yapıyor.
Müzenin koleksiyonunda, Osmanlı dönemine ait kıymetli hat sanatı eserleri, el yazmaları ve kitaplar bulunurken, dönemsel olarak düzenlenen sergiler sayesinde Picasso, Ai Weiwei, Rembrandt gibi dünyaca ünlü sanatçıların eserlerini de görmek mümkün. Sanatın her yönüyle buluşabileceğiniz bu müze, aynı zamanda düzenlediği söyleşiler, atölyeler ve etkinliklerle kültürel etkileşimi destekleyen bir merkez konumunda.
Ziyaretiniz sırasında müzenin bahçesinde yer alan kafe ve restoranlarda Boğaz’ın manzarasına karşı keyifli bir mola verebilir, sanat dolu bir günü huzurla tamamlayabilirsiniz. Sakıp Sabancı Müzesi, hem tarihi hem de modern sanatın İstanbul’daki en prestijli duraklarından biri.

Perili Köşk (Borusan Contemporary)
Rumelihisarı'nda, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne yakın, kırmızı tuğlalı ve şato görünümlü yapı Yusuf Ziya Paşa Köşkü olarak başladı. Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa'nın başyaveri Yusuf Ziya Paşa'nın köşkünün yapımına 1910'larda başlandı; 1914'te Birinci Dünya Savaşı çıkıp Osmanlı da savaşa girince inşaatta çalışan ustalar askere alındı ve çalışmalar tamamlanamadı. Yarım kalan ve onlarca yıl boş duran katlar yüzünden bina semtte Perili Köşk diye anılmaya başladı. Köşk 1993'te satıldı; rölöve, restitüsyon, restorasyon ve uygulama projeleri 1995-2000 arasında mimar Hakan Kıran tarafından yapıldı. Cephenin taş ve tuğla kaplaması özgün projeye sadık kalınarak tamamlandı, tuğlalar İngiltere'den getirildi; iç mekanlar ise çağdaş bir çalışma ortamına dönüştürüldü.
Bina 2007'den beri Borusan Holding'in merkezi. Borusan Contemporary 2011'den bu yana hafta içi ofis olan bu binayı hafta sonları sanat mekanına çeviriyor; sergiler fotoğraf, video, ses, ışık ve yazılım tabanlı işlere, en geniş tanımıyla yeni medya sanatına odaklanıyor. Eserlerin çalışma masaları ve toplantı odalarıyla yan yana durması ziyareti farklı kılıyor. Binanın konumu Boğaz'ı bir yanda Karadeniz'e, öbür yanda Marmara'ya doğru görmeye elverişli; sergi katlarında pencerelere de bakın. Müze yalnızca cumartesi ve pazar açık; ücretsiz rehberli turlar yaklaşık 40 dakika sürüyor, en fazla 15 kişi katılabiliyor ve rezervasyon alınmıyor. Yeni sergi hazırlıkları sırasında kısa süreli kapanabildiği için gitmeden önce resmi siteye bakın.
Kaynak: Borusan Contemporary resmi sitesi; Vikipedi.
