Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Kemerden Sebile Suyun Şehre Yolculuğu
Kültürel5 Durak

Kemerden Sebile Suyun Şehre Yolculuğu

Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Tarihi yarımadada şehre yetecek bir nehir yoktu. Roma ve Bizans yöneticileri suyu Trakya'nın yüksek kesimlerinden, Vikipedi'deki hesaba göre toplam uzunluğu yaklaşık 250 kilometreyi bulan bir kanal ve kemer sistemiyle getirdi. Şehre ulaşan suyun bir kısmı açık ve kapalı sarnıçlarda depolandı. TDV İslam Ansiklopedisi'nin sarnıç maddesi, Yerebatan'ın yanında Binbirdirek ve Şerefiye gibi sütunlu kapalı sarnıçları, Aetios, Aspar ve Mokios gibi dev açık sarnıçları sayar.

Fetihten sonra su yolları yeniden ele alındı. Fatih Sultan Mehmed Bozdoğan Kemeri'ni onarttı, II. Bayezid ve Kanuni dönemlerinde Halkalı suları, 1556-1557'de Kırkçeşme suları bu hatta bağlandı ve kemer 20. yüzyıla kadar Süleymaniye Camii ile Topkapı Sarayı'na su taşıdı. Osmanlı döneminde kapalı sarnıçların birçoğunun üstüne konutlar ve başka yapılar kuruldu, bazıları atölye oldu; açık sarnıçlar ise bostan gibi işlere ayrıldı. Suyun şehre dağılmasıyla bir yapı türü çoğaldı: çeşme ve sebil. Sebil, gelip geçene ücretsiz su ya da şerbet dağıtmak için kurulan bir hayır yapısıdır. TDV'ye göre İstanbul'da bir zamanlar sayısı 125-130'u bulan sebillerin yaklaşık 67'si ayakta kaldı. 18. yüzyılda meydan çeşmeleri başlı başına birer anıta dönüştü.

Bu rota suyun şehirdeki yolunu izliyor. Fatih ile Beyazıt tepeleri arasındaki kemerden başlıyor, eski Mese yolunun bugünkü devamı olan Divanyolu üzerinden iki Bizans sarnıcına iniyor, Hipodrom'un kuzey ucundaki Alman Çeşmesi'nden geçip Topkapı Sarayı'nın kapısındaki III. Ahmed Çeşmesi'nde bitiyor. Yol boyunca 4. ve 5. yüzyılın kemer ve sarnıçlarından 18. yüzyılın bir Osmanlı meydan çeşmesine ve 20. yüzyılın başında hediye edilmiş bir çeşmeye kadar on beş yüzyılı aşan bir su mirası görürsünüz. Yerebatan Sarnıcı başka rotalarımızda anlatıldığı için burada durak değil, ama yol üstünde kalıyor.

Kemerden Şerefiye Sarnıcı'na yaklaşık iki kilometre yürürsünüz; isterseniz bu bacağı Laleli-Üniversite ile Çemberlitaş arasında tramvayla geçebilirsiniz. Diğer duraklar birbirine birkaç yüz metre uzaklıkta. İki sarnıç da kapalı ve serin mekanlardır, zemin nemli olabilir, kaymayan ayakkabı giyin ve yazın bile yanınıza ince bir üst alın. Şerefiye Sarnıcı'nı İBB Kültür AŞ işletiyor ve içinde dijital gösterimler ile konserler düzenleniyor. Sarnıçların ve sarayın güncel saatlerini resmi sitelerinden kontrol edin. Çeşmelerden bugün su akmıyor olabilir, ama kitabelerini okumak ve sebillerin pencerelerine bakmak için durmaya değer.

Süre: yarım gün. En iyi zaman: Sarnıçların serinliği yaz öğleden sonralarında iyi gelir; Bozdoğan Kemeri'ni ise trafiğin henüz yoğunlaşmadığı sabah saatlerinde görmek daha rahattır.. Ulaşım: Bozdoğan Kemeri'ne M2 metrosunun Vezneciler durağından ya da Aksaray'dan yürünür; kemerden sonra T1 tramvayına Laleli-Üniversite'den binip Çemberlitaş'ta inebilir, kalan durakları yürüyerek gezebilirsiniz.

Kaynaklar

Fatih, İstanbul
Kültürel
5 Durak
Mekanlarda ~2 sa 35 dk
Yürüyüş ~2,5 km · 41 dk
Toplam ~3 sa 16 dk
24 Eylül 2026

Rota Durakları

1
Bozdoğan Kemeri (Valens Su Kemeri)

Bozdoğan Kemeri (Valens Su Kemeri)

~30 dk burada

Rotaya Atatürk Bulvarı'nın kemerin altından geçtiği yerde, Saraçhane tarafında başlayın; kemerin uzunluğunu en iyi buradan kavrarsınız. Bozdoğan Kemeri, Fatih ile Beyazıt tepeleri arasındaki çukuru aşarak suyu bir sırttan ötekine taşımak için yapıldı. TDV İslam Ansiklopedisi'nde Semavi Eyice, kemerin genellikle İmparator Valens'e (364-378) atfedildiğini ve 368-378 arasında yapıldığını yazar; Batı dillerinde Valens Su Kemeri diye anılması bundandır. Eyice, bu hattın bir öncüsünün Hadrianus döneminde de var olmuş olabileceğini ekler.

Rakamlar yapının ölçeğini gösterir. TDV'ye göre uzunluğu 971 metreyi bulur, zeminden yüksekliği 28-29 metreye çıkar ve genişliği 3,40 ile 5,65 metre arasında değişir. Vikipedi bugünkü uzunluğu 921 metre olarak verir ve kemerin aslında yaklaşık 50 metre daha uzun olduğunu belirtir. Gözlere dikkat edin: kemerin bir bölümü tek sıra kemerden, uzun bir bölümü ise üst üste iki sıra kemerden oluşur; TDV'ye göre 18. ile 73. gözler arası çift sıradır. Kesme taş ve tuğla sıralarının karıştığı duvarlar yüzyıllar boyunca yapılan onarımların izini de taşır.

Kemer fetihten sonra da çalışmayı sürdürdü. Fatih Sultan Mehmed onu onarttı; II. Bayezid ve Kanuni dönemlerinde Halkalı suları, 1556-1557'de Kırkçeşme suları bu hatta bağlandı; II. Mustafa 1697-1698'de doğu bölümünü onarttı. Kemer 20. yüzyıla kadar Süleymaniye Camii'ne ve Topkapı Sarayı'na su taşıdı. Bulvar, şehir plancısı Henri Prost'un planlamasıyla kemerin gözlerinin altından geçirildi. Kemerin çevresindeki yeşil alanlardan ayaklarına yaklaşıp taşların ölçüsünü yakından görün; yoğun trafikli bulvarı yalnızca yaya geçitlerinden geçin.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi; Vikipedi.

Fatih ile Beyazıt tepeleri arasındaki çukuru aşan Roma dönemi su kemeri. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre genellikle İmparator Valens'e atfedilir ve 368-378 arasında yapılmıştır; uzunluğu 971 metreyi, zeminden yüksekliği 28-29 metreyi bulur ve bir bölümü üst üste iki sıra kemerden oluşur. Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmed, Kanuni ve II. Mustafa dönemlerinde onarıldı, Halkalı ve Kırkçeşme sularını taşıdı ve 20. yüzyıla kadar Süleymaniye Camii ile Topkapı Sarayı'na su iletti. Atatürk Bulvarı bugün kemerin gözlerinin altından geçer.
2
Şerefiye Sarnıcı

Şerefiye Sarnıcı: İstanbul’un Derinliklerinde Gizemli Bir Tarih Yolculuğu

~40 dk burada
Binbirdirek, Piyer Loti Cd. No:2/1, 34122 Fatih/İstanbul, Türkiye

Divanyolu'nda Çemberlitaş'tan Piyer Loti Caddesi'ne saptığınızda, modern bir giriş yapısından bu sarnıca inersiniz. Kitabesi yoktur; mimari özellikleri yapımını İmparator II. Theodosius dönemine (408-450) bağlar, Vikipedi daha dar olarak 428-443 yıllarını verir. Batı dillerinde Theodosius Sarnıcı diye anılır; Şerefiye adı ise Osmanlı döneminde bulunduğu mahalleden gelir.

Merdivenlerden indiğinizde karşınıza düzenli sıralar halinde dizilmiş 32 sütun çıkar. TDV İslam Ansiklopedisi ölçülerini 42,5 x 25 metre olarak verir; sekizerli dört sütun sırası mekanı beş nefe böler. Sütun başlıklarına yakından bakın, hepsi Korint düzenindedir ve 5. yüzyıla tarihlenir. Tuğla tonozlar sütunların üstünde birbirine bağlanır. Yerebatan'ı gördüyseniz aynı yapım dilinin daha küçük ve daha derli toplu bir örneğini burada bulursunuz; sütunların hepsini tek bakışta görebildiğiniz için planı okumak da kolaydır.

Sarnıcın üstüne 19. yüzyılın sonunda ya da 20. yüzyılın başında Arif Paşa Konağı yapıldı, konak daha sonra belediye binası olarak kullanıldı. Restorasyon 2004'te başladı, 2013-2018 arasında bugünkü giriş yapısı tasarlanıp inşa edildi ve sarnıç 2018'den beri müze olarak ziyarete açık. Resmi sitesine göre yaklaşık 1.600 yıllık geçmişiyle İstanbul'un en eski su yapılarındandır. Bugün İBB Kültür AŞ tarafından işletiliyor; sütunların arasında dijital gösterimler ve konserler düzenleniyor. Gösterim sırasında ışık sütunların üzerinde gezinirken başlıkları ve tonozları seçmek kolaylaşır, bu anı fotoğraf için kullanın. Güncel saatleri ve etkinlik programını resmi sitesinden kontrol edin.

Kaynak: Şerefiye Sarnıcı resmi sitesi; TDV İslam Ansiklopedisi; Vikipedi.

İstanbul’un kalbinde, modern yapılar arasında gizlenmiş bir tarih hazinesi olan Şerefiye Sarnıcı, Bizans İmparatorluğu döneminden günümüze ulaşan en etkileyici su yapılarından biridir. Yaklaşık 1600 yıl önce, İmparator II. Theodosius (MS 408-450) tarafından inşa edilen bu sarnıç, İstanbul'un su ihtiyacını karşılamak için yapılmış ve uzun yıllar boyunca kullanılmıştır. Yerebatan ve Binbirdirek Sarnıçları ile aynı döneme ait olan Şerefiye Sarnıcı, diğer sarnıçlara göre daha küçük olsa da tarihi ve estetik yapısıyla göz kamaştırmaktadır.

Günümüzde tamamen restore edilmiş olan Şerefiye Sarnıcı, modern teknolojiyle birleşerek ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor. Şeffaf yürüyüş platformları, etkileyici ışıklandırma sistemleri ve projeksiyon gösterileri ile tarih adeta yeniden canlandırılıyor. Sarnıcın taş duvarları ve sütunları üzerine yansıtılan dijital gösteriler, Bizans'tan Osmanlı'ya ve günümüze kadar İstanbul’un geçirdiği değişimleri etkileyici bir şekilde anlatıyor.

Gizemli Atmosfer ve Mistik Yansımalar

Sarnıcın içinde dolaşırken, devasa mermer sütunların yarattığı yansımalar ve sessiz, büyüleyici atmosfer, ziyaretçileri geçmişe götürüyor. Tarihin izlerini taşıyan bu mekân, İstanbul'un en etkileyici kültürel duraklarından biri olarak öne çıkıyor. Ayrıca, burada düzenlenen sanat sergileri, konserler ve özel etkinlikler, Şerefiye Sarnıcı’nı yalnızca bir turistik nokta olmaktan çıkarıp, aynı zamanda canlı bir kültür merkezi haline getiriyor.

Eğer İstanbul’un tarihi mirasını keşfetmek istiyorsanız, Şerefiye Sarnıcı, hem tarihi dokusuyla hem de modern sunumlarıyla sizi zamanda büyüleyici bir yolculuğa çıkaracak. Tarihi yarımadanın derinliklerinde saklı bu eşsiz yapıyı mutlaka ziyaret edin!


3
Binbirdirek Sarnıcı

Binbirdirek Sarnıcı

~40 dk burada

Şerefiye'den birkaç dakikalık yürüyüşle Hipodrom'un batısındaki bu büyük sarnıca varırsınız. TDV İslam Ansiklopedisi Binbirdirek'i Filoksenos Sarnıcı adıyla anar, Konstantin dönemine tarihler ve şehrin ikinci büyük kapalı sarnıcı olarak tanıtır. Vikipedi yapımını Philoksenos adında bir Roma senatörüne bağlar; sarnıcın bu senatörün sarayına ait olduğu anlatılır.

Adı abartılı olsa da içerideki sütun ormanı gerçektir. TDV'ye göre 64 x 57 metre ölçüsündeki sarnıcın tonozlarını 224 sütun taşır; sarnıcın resmi sitesine göre bunlardan 212'si bugüne ulaştı. Buradaki sütunları öteki sarnıçlardan ayıran şey, iki gövdenin bir ara parçayla üst üste bindirilmiş olmasıdır. Ortadaki çukura da bakın; zemin burada sütunların asıl tabanına kadar açılmış ve iki katlı gövdenin tam yüksekliğini gösterir. Sütunlardaki Yunan harflerine de dikkat edin, bunlar taşları işleyen ustaların işaretleridir.

Sarnıç kuruduktan sonra başka işlere yaradı. TDV'ye göre Osmanlı döneminde üstüne konaklar yapıldı ve ipekçiler serinliğinden yararlanarak içeriyi 1800'lerin sonuna kadar atölye olarak kullandı; Thomas Allom'un 19. yüzyılda yaptığı bir gravür sütunların arasında çalışan bu işçileri gösterir. Vikipedi'ye göre restorasyondan sonra sarnıç sergi alanları ve oturma yerleriyle ziyarete açıldı. Şerefiye ile art arda gezdiğinizde iki çözümü karşılaştırın: biri tek katlı sütunlarıyla küçük ve derli toplu, öteki üst üste bindirilmiş sütunlarıyla geniş ve derin. Güncel ziyaret bilgisini sarnıcın resmi sitesinden kontrol edin.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi; Binbirdirek Sarnıcı resmi sitesi; Vikipedi.

Hipodrom'un batısında, Konstantin dönemine tarihlenen ve şehrin ikinci büyük kapalı sarnıcı olan Bizans yapısı; TDV İslam Ansiklopedisi onu Filoksenos Sarnıcı adıyla anar. 64 x 57 metre ölçüsündeki sarnıcın tonozlarını 224 sütun taşır ve bu sütunların her biri üst üste bindirilmiş iki gövdeden oluşur; resmi sitesine göre 212 sütun bugüne ulaştı. Osmanlı döneminde üstüne konaklar yapıldı, ipekçiler içeriyi 1800'lerin sonuna kadar atölye olarak kullandı. Sütunlarda taşları işleyen ustaların Yunan harfli işaretleri görülür. Restorasyonun ardından sergi alanlarıyla ziyarete açıldı.
4
Alman Çeşmesi

Alman Çeşmesi

~20 dk burada

Binbirdirek'ten Hipodrom'a çıkıp meydanın kuzey ucuna yürüdüğünüzde, sekiz sütunun taşıdığı kubbeli bu çeşmeyi görürsünüz. Alman İmparatoru II. Wilhelm'in 1898 sonbaharında Sultan II. Abdülhamid'i ziyaretinin anısına yapıldı. Parçaları Almanya'da hazırlanıp İstanbul'a getirildi ve burada birleştirildi. İnşaat 1899'da başladı; açılışın 1 Eylül 1900'de, Abdülhamid'in tahta çıkışının 25. yıldönümünde yapılması planlanmıştı, ama çeşme 27 Ocak 1901'de, Wilhelm'in doğum gününde açıldı.

Tasarımda imparatorun danışmanı mimar Spitta'nın, uygulamada mimar Schoele'nin adı geçer; Carlitzik ve Joseph Antony adlı mimarlar da işe katkıda bulundu. Yapı neo-Bizans üslubundadır. Önce yükseltilmiş kaide üzerindeki sekizgen gövdeyi dışarıdan dolaşın, sonra kubbenin altına geçip başınızı kaldırın; iç yüzey altın zeminli mozaiklerle kaplıdır. Sekiz madalyona dikkat edin, iki hükümdarın imzası bunlarda sırayla tekrar eder: II. Abdülhamid'in tuğrası ve Wilhelm'in II rakamıyla birlikte W harfinden oluşan monogramı.

Rotanın öteki yapılarından yüzyıllar sonra kurulan bu çeşmeyi bir su yapısı olduğu kadar dönemin diplomasisinin bir belgesi olarak da okuyun. Osmanlı meydan çeşmesi geleneği burada bir dostluk hediyesine dönüşmüş ve bir Avrupa atölyesinin elinden neo-Bizans kılığıyla yeniden yorumlanmış. Birkaç dakika sonra göreceğiniz III. Ahmed Çeşmesi'yle karşılaştırın; biri Osmanlı sarayının kendi zevkini, öteki yabancı bir hükümdarın bu şehre bakışını yansıtır. Çeşmenin önünden Hipodrom'un dikilitaşları da görülür. Buradan Ayasofya'nın önünden geçip Topkapı Sarayı'nın kapısına yürüyün.

Kaynak: Vikipedi.

Sultanahmet Meydanı'nın, yani eski Hipodrom'un kuzey ucundaki sekizgen, kubbeli çeşme. Alman İmparatoru II. Wilhelm'in 1898'de Sultan II. Abdülhamid'i ziyaretinin anısına yapıldı; parçaları Almanya'da hazırlanıp İstanbul'da birleştirildi ve çeşme 27 Ocak 1901'de açıldı. Neo-Bizans üslubundaki yapının kubbesini sekiz sütun taşır, kubbenin iç yüzeyi altın zeminli mozaiklerle kaplıdır. Sekiz madalyonda II. Abdülhamid'in tuğrası ile Wilhelm'in monogramı sırayla yer alır. Tasarımda imparatorun danışmanı mimar Spitta'nın, uygulamada mimar Schoele'nin adı geçer. Çeşme, I. Ahmed Türbesi'nin karşısında durur.
5
III. Ahmed Çeşmesi (Topkapı Sarayı önü)

III. Ahmed Çeşmesi (Topkapı Sarayı önü)

~25 dk burada

Rotanın son durağı, Topkapı Sarayı'nın dış kapısı Bab-ı Hümayun ile Ayasofya arasındaki meydanda duran bu büyük meydan çeşmesidir. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre 1141 (1728-1729) yılında, Sultan III. Ahmed döneminde yapıldı. Vikipedi onu, Lale Devri'nde ortaya çıkan yeni, bağımsız meydan çeşmesi tipinin en eski ve en etkileyici örneği olarak anar.

Planı kare, dört cephelidir. Her cephenin ortasında bir çeşme vardır; dört köşede ise üçer pencereli, yarım daire biçiminde dışa taşan sebiller yer alır. Sebillerin pencerelerine bakın: içeride duran görevliler gelip geçene bu pencerelerden su ve şerbet uzatırdı. Çatı, kurşunla kaplı ahşap bir örtü ve geniş saçaklarla kapanır; ortada sekizgen bir kubbecik, sebillerin üstünde de dört küçük kubbe vardır ve hepsinin tepesinde yaldızlı tunç alemler durur.

Süsleme, Batı sanatının Türk sanatına sızmaya başladığı dönemin karışık dilini gösterir. Ayna taşlarındaki oyma çiçeklere, altın varakla parlatılmış mermer kabartmalara ve yer yer kullanılan çinilere bakın. Cephelerde şair Seyyid Vehbi'nin on dört beyitlik manzum kitabesi talik yazıyla dolaşır; TDV'ye göre Ayasofya'ya bakan cephedeki son beyti bizzat III. Ahmed yazmıştır ve celi sülüs hatla işlenmiştir. Vikipedi'ye göre çeşme Osmanlı döneminde bir buluşma ve toplanma yeriydi.

Suyun şehirdeki yolculuğunu kemerden meydan çeşmesine kadar izlediniz. Çeşmenin çevresini bir kez dolaşıp dört cepheyi ve dört sebili tek tek karşılaştırın, sonra arkanızdaki kapıdan Topkapı Sarayı'nın dış avlusuna geçebilir ya da Gülhane Parkı'na yürüyebilirsiniz. Sarayın güncel ziyaret saatlerini resmi sitesinden kontrol edin.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi; Vikipedi.

Topkapı Sarayı'nın dış kapısı Bab-ı Hümayun ile Ayasofya arasındaki meydanda, 1728-1729'da Sultan III. Ahmed döneminde yapılan meydan çeşmesi. Kare planlıdır; her cephesinin ortasında bir çeşme, dört köşesinde üçer pencereli yarım daire biçimli sebiller vardır. Geniş saçaklı kurşun çatısı, ayna taşlarındaki oyma çiçekleri ve altın varaklı kabartmalarıyla Lale Devri'nde Türk sanatına giren Batı etkisinin erken bir örneğidir. Cephelerde şair Seyyid Vehbi'nin manzum kitabesi dolaşır, son beyti III. Ahmed'e aittir. Sebillerde görevliler pencerelerden gelip geçene su ve şerbet dağıtırdı.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirFatih, İstanbul
TürKültürel
Durak5
Tarih24 Eylül 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat