Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye
Galata'dan Tophane'ye Eski Liman Semtinde Yürüyüş
Kültürel7 Durak

Galata'dan Tophane'ye Eski Liman Semtinde Yürüyüş

30
Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Galata ile Tophane, Haliç'in ağzında yan yana duran iki eski kıyı semtidir ve bu rota ikisini tek bir yürüyüşte birbirine bağlar. Galata denizden gelen malın ve paranın şehre ilk dokunduğu yerdi. 19. yüzyılın ikinci yarısında buradaki Voyvoda Caddesi, bugünkü adıyla Bankalar Caddesi, imparatorluğun finans merkezine dönüştü; Osmanlı Bankası'nın genel müdürlüğü ve borsa bu caddedeydi. Birkaç yüz metre doğudaki Tophane ise adını Fatih döneminde kurulan top dökümhanesinden alır. Aynı kıyıda 16. yüzyılda Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa, Mimar Sinan'a camisini ve hamamını yaptırdı, 19. yüzyılda II. Mahmud Nusretiye Camii'ni ekledi.

Duraklar kronolojiye göre değil, yürüyüşün mantığına göre sıralanır. Galata Kulesi'nin eteğinden başlayıp Kamondo Merdivenleri'yle Bankalar Caddesi'ne inersiniz. SALT Galata'da Osmanlı Bankası'nın eski kasa dairelerini gördükten sonra batıya, Gotik izler taşıyan Arap Camii'ne yürürsünüz. Oradan Karaköy'ün içinden doğuya geçip Tophane meydanına varırsınız. Kılıç Ali Paşa Camii, hamamı, Tophane Çeşmesi, top dökümhanesi ve Nusretiye Camii birbirine birkaç dakikalık mesafededir. Böylece tek bir sabahta Orta Çağ'dan kalma bir yapıyı, Sinan'ın son dönem işlerini, 18. yüzyılın barok zevkini ve 19. yüzyılın bankacılık mimarisini arka arkaya görmüş olursunuz.

Rotanın asıl konusu, bir liman semtindeki yapıların yüzyıllar içinde nasıl yeni işlevler kazandığıdır. Bir Dominiken kilisesi camiye, top dökümhanesi sanat merkezine, banka merkezi araştırma kütüphanesi ve müzeye, uzun yıllar bakımsız kalmış bir hamam yeniden işleyen bir hamama dönüştü. Her durakta bu dönüşümün izini yapının kendisinde aramak, yürüyüşü bir tarih dersinden daha canlı kılar.

Toplam yürüyüş yaklaşık 2,5 kilometredir. Tek belirgin eğim başlangıçtaki merdivenlerdir; Karaköy'den sonrası kıyıya paralel ve düz bir yoldur. Kaldırımlar dar ve kalabalık olabilir, rahat bir ayakkabı yeterli olur.

Rotada üç cami var, bu yüzden namaz vakitlerini hesaba katın. Cuma öğlesi camiler dolu olur. Kadınlar için yanınızda bir başörtüsü, herkes için omuzları ve dizleri örten kıyafet işinizi kolaylaştırır. SALT Galata'ya giriş ücretsizdir ve pazartesi kapalıdır. Kılıç Ali Paşa Hamamı bugün çalışan bir hamamdır; içini yıkanarak görmek istiyorsanız saatlerini ve koşullarını önceden öğrenin. Tophane-i Amire'deki sergiler dönem dönem değişir, gitmeden üniversitenin duyurularına bakın. Yürüyüşün sonunda Tophane durağından tramvaya binip Kabataş'a ya da Eminönü'ne kolayca geçebilirsiniz.

Süre: yarım gün. En iyi zaman: Salıdan cumartesiye öğleden önce başlayın; SALT Galata pazartesi kapalıdır, camileri Cuma öğle namazına denk getirmeyin.. Ulaşım: Başlangıç için M2 metrosuyla Şişhane'ye ya da T1 tramvayıyla Karaköy'e gelin; rota T1 hattının Tophane durağının yanında biter.

Kaynaklar

Beyoğlu, İstanbul
Kültürel
7 Durak
Mekanlarda ~3 sa 50 dk
Yürüyüş ~1,5 km · 25 dk
Toplam ~4 sa 15 dk
24 Eylül 2026

Rota Durakları

1
Kamondo Merdivenleri

Kamondo Merdivenleri

~15 dk burada

Galata Kulesi'nin eteğinden Bankalar Caddesi'ne inen sokaklardan birinde, kıvrılarak alçalan bu merdiven Karaköy'ün en çok fotoğraflanan köşelerindendir. Merdiveni 19. yüzyılın ikinci yarısında, Osmanlı'nın önde gelen banker ailelerinden Kamondoların reisi Abraham Salomon Kamondo yaptırdı. Kaynaklar tarih konusunda ayrışır; bir kısmı 1850'leri, bir kısmı 1870 ile 1880 arasını verir.

Kaynakların aktardığına göre merdiven iki işe yarıyordu. Kamondo'nun yukarıdaki evinden bankaların sıralandığı caddeye inen yolunu kısaltıyor, çocuklarının yakındaki Avusturya okuluna gitmesini kolaylaştırıyordu. Yani bu gösterişli yapı aslında bir kestirmedir ve bugün de aynı işi görür, gün boyu Karaköy ile Galata arasında gidip gelenler buradan geçer.

Tasarım Neo-Barok ile erken Art Nouveau arasında bir yerde durur. Kıvrımlı hatları merdivene heykelimsi bir görünüm verir, bu yüzden biçimini en iyi alttaki caddeden ya da üst sahanlıktan bakarak anlarsınız. Korkuluklardaki örgü desenine ve basamakların altıgen biçimine dikkat edin; bu biçimin, çocuklar tökezlerse kayıp düşmesinler diye seçildiği anlatılır. Fotoğrafçı Henri Cartier-Bresson 1964'te merdiveni objektifine almıştır ve merdiven o zamandan beri şehrin tanınan imgelerindendir.

Fotoğraf çekmek istiyorsanız sabahın erken saatlerini seçin, gün ilerledikçe geçit kalabalıklaşır. Merdiven dar olduğu için çekim yaparken inip çıkanlara yol bırakın, basamaklarda uzun süre durmayın. Merdivenin sonunda doğrudan Bankalar Caddesi'ne çıkarsınız; bir sonraki durak SALT Galata birkaç adım ötededir.

Kaynak: Vikipedi (Kamondo Merdivenleri; Camondo Stairs).

Karaköy'de Bankalar Caddesi'ni yukarıdaki Galata sokaklarına bağlayan kıvrımlı taş merdiven. 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı'nın önde gelen banker ailelerinden Kamondoların reisi Abraham Salomon Kamondo tarafından yaptırıldı; kaynaklar tarih olarak 1850'leri ya da 1870-1880 arasını verir. Kaynaklara göre Kamondo'nun evinden bankaların bulunduğu caddeye inen yolunu kısaltmak ve çocuklarının yakındaki Avusturya okuluna gidişini kolaylaştırmak için yapıldı. Neo-Barok ile erken Art Nouveau arasında duran tasarımı, örgü desenli korkulukları ve basamaklarının altıgen biçimiyle bilinir. Henri Cartier-Bresson'un 1964 tarihli fotoğrafıyla da tanınan merdiven bugün Karaköy ile Galata arasında işlek bir yaya geçididir.
2
SALT Galata

Tarih ve Sanatın Buluşma Noktası; Salt Galata

~1 sa burada
Arap Cami, Bankalar Cd. No:11, 34420 Beyoğlu/İstanbul, Türkiye

Bankalar Caddesi'nin eski adı Voyvoda Caddesi'dir; Evliya Çelebi 17. yüzyılda buradan Voyvoda Yolu diye söz eder. Osmanlı'nın son döneminde cadde imparatorluğun finans merkeziydi ve bankalarla sigorta şirketleri 1990'lara kadar burada kaldı. 1866'da Dersaadet Tahvilat Borsası adıyla kurulan borsa da 1995'te İstinye'ye taşınana kadar bu caddedeydi.

Caddenin en görkemli yapısı, Fransız Levanten mimar Alexandre Vallaury'nin Osmanlı Bankası için tasarladığı ve 1892'de hizmete giren genel müdürlük binasıdır. Binayı iki yüzünden görmeye çalışın. Caddeye bakan cephe neoklasik düzende, kabartmalarla bezeli ağırbaşlı bir banka yüzüdür. Haliç tarafındaki arka cephe ise cumbalı, oryantalist bir kurguya sahiptir. İki cephe arasındaki bu fark, bankanın Doğu ile Batı arasındaki konumunun ifadesi olarak okunur.

Bina 1892'den 1999'a kadar bankanın merkezi olarak kaldı. Han Tümertekin'in liderliğindeki ekibin yenilemesinden sonra Kasım 2011'de SALT Galata olarak açıldı. İçeride ilk bakmanız gereken yer eksi birinci kattaki Osmanlı Bankası Müzesi'dir. 2002'de kurulan müze, Türkiye'de özel bir bankanın kurduğu ilk müzedir ve bankanın 1892'de işe başladığı kasa dairelerinin içine yerleşmiştir. Banknotlar, defterler, hisse senetleri ve personel fotoğraflarıyla bankanın 1933'e kadarki öyküsünü anlatır. Zemin kattaki bölüm ise genel müdürlük binasının yapım sürecini anlatır; koleksiyonun bir kısmına Google Arts & Culture üzerinden çevrimiçi de bakılabilir.

Üst katlarda SALT Araştırma'nın okuma salonu, konferans salonu ve değişen sergiler bulunur. Giriş ücretsizdir, pazartesi kapalıdır; güncel saatleri resmi sitesinden kontrol edin.

Kaynak: SALT resmi sitesi; Vikipedi (Bankalar Caddesi).

Salt Galata, İstanbul'un kalbinde, tarihi bir banka binasının dönüştürülmesiyle hayat bulan eşsiz bir kültür ve sanat merkezi. Beyoğlu’nun tarihi dokusunu modern sanat anlayışıyla harmanlayan bu mekân, sergileri, kütüphanesi ve etkinlikleriyle sanatseverleri kendine çekiyor. 19. yüzyılda Osmanlı Bankası olarak inşa edilen bina, mimarisiyle ziyaretçilerine nostaljik bir atmosfer sunarken, içindeki çağdaş sanat sergileriyle günümüz sanat anlayışına da ışık tutuyor.

Salt Galata, sadece sergileriyle değil, aynı zamanda araştırma kütüphanesi, atölyeleri ve çeşitli konferanslarıyla da kültürel gelişime katkı sağlıyor. İstanbul’un sanat ve kültür sahnesinin önemli aktörlerinden biri olan bu mekân, herkesin ilham alabileceği, düşünsel derinliği artıran bir ortam sunuyor. Tarihle sanatı aynı çatı altında görmek isteyenler için Salt Galata, kaçırılmaması gereken bir deneyim!


3
Arap Camii

Arap Camii

~30 dk burada
Galata Mahkemesi Sokağı, Karaköy

Bankalar Caddesi'nden batıya, Galata Mahkemesi Sokağı'na yürüdüğünüzde dar sokakların arasından kare gövdeli, sivri külahlı bir minare yükselir. İstanbul'daki hiçbir minareye benzemez, çünkü yapının geçmişi de şehirdeki camilerin çoğundan farklıdır. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre bu alanda 14. yüzyılda Dominiken rahiplerinin inşa ettiği büyük bir kilise vardı. Yapı fetihten sonra, 1475 civarında Fatih Sultan Mehmed'in vakfı olarak camiye çevrildi ve belgelerde Galata Camii adıyla geçti. 1492'de Beni Nasr devletinin yıkılmasının ardından İspanya'dan gelen Endülüslü Müslümanlar bu çevreye yerleşince cami Arap Camii diye anılmaya başladı.

Minare, eski çan kulesinin dönüştürülmüş halidir. Kare planı ve üçlü pencereleri Suriye'deki Emevi dönemi minarelerini hatırlatır. İçeride kıble tarafındaki Gotik tonozlar yapının Orta Çağ'dan kalan en açık izidir. Yapıda Orta Çağ, 18. yüzyıl ve 20. yüzyıl katmanları iç içedir; içeride bunları birbirinden ayırt etmeye çalışın. 18. yüzyılda Saliha Sultan yapıyı genişletip onardı ve 1734-35'te bir şadırvan ekletti. 1868-69'da Adile Sultan avluya bir sarnıç ile çeşme yaptırdı. 1913-1919 arasında Giritli Hasan Bey'in yürüttüğü kapsamlı onarımda çatı yenilendi, girişe Arap üslubunda bir revak eklendi, zeminde çıkan İtalyan mezar taşları İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ne taşındı.

Arap Camii bugün mahallenin ibadet yeridir. Ziyaretinizi namaz vakitlerinin dışına denk getirin, ayakkabılarınızı girişte çıkarın. Kadınlar başlarını örtsün, herkes omuzları ve dizleri kapatan kıyafet giysin. İçeride sessiz olun, namaz kılanların önünden geçmeyin, fotoğrafı flaşsız ve kimseyi rahatsız etmeden çekin.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi; Vikipedi (Arap Camii).

Galata'da, kare gövdeli ve sivri külahlı minaresiyle tanınan cami. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre yerinde 14. yüzyılda Dominiken rahiplerinin inşa ettiği bir kilise vardı; yapı 1475 civarında Fatih Sultan Mehmed'in vakfı olarak camiye çevrildi ve önce Galata Camii diye anıldı. 1492'den sonra çevreye yerleşen Endülüslü Müslümanlar nedeniyle Arap Camii adını aldı. Minare eski çan kulesinin dönüştürülmüş halidir ve Suriye'deki Emevi minarelerini hatırlatır; kıble tarafında Gotik tonozlar korunmuştur. Saliha Sultan ve Adile Sultan dönemlerinde onarılan yapı, 1913-1919 arasında kapsamlı bir onarım geçirdi. Bugün ibadete açık bir mahalle camisidir.
4
Kılıç Ali Paşa Camii

Kılıç Ali Paşa Camii, Tophane’de, Mimar Sinan tarafından 16. yüzyılda inşa edilen, Osmanlı denizcisi Kılıç Ali Paşa adına yapılan zarif bir ibadethanedir. Boğaz’a yakın konumu ve Ayasofya’dan esinlenen mimarisiyle turistlerin ilgisini çeken manevi bi

~35 dk burada
Kemankeş Karamustafa Paşa, Kemeraltı Cd. No:50, 34425 Beyoğlu/İstanbul, Türkiye

Karaköy'ün içinden doğuya yürüyüp Tophane meydanına vardığınızda karşınızdaki büyük kubbeli yapı, Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa'nın Mimar Sinan'a yaptırdığı külliyenin camisidir. Manzum kitabesine göre cami 1580'de tamamlandı. Sinan bu işi yaşamının son döneminde, doksanlı yaşlarındayken üstlendi. Külliye bir iskelenin başında, denizin kıyısında kurulmuştu; bugün kıyı doldurulduğu için caminin önünde Galataport'un yapıları durur.

Caminin planı Ayasofya'nın küçük ölçekli bir yorumudur. Yaklaşık 12,70 metre çapındaki ana kubbeyi kıble ekseninde iki yarım kubbe destekler. İçeri girince bu şemayı tavana bakarak okuyabilirsiniz; Süleymaniye'nin görkemi yerine daha toplu, dengeli bir iç mekan görürsünüz. Mihrap, duvarın dışına taşan bir çıkıntının içindedir ve çevresi İznik atölyelerinin en iyi döneminden kalma çinilerle kaplıdır. Giriş kitabelerini ve mihrap yazılarını Karahisari ekolünün son kuşağından hattat Demircikulu Yusuf Efendi yazdı.

Külliyede cami dışında on yedi hücreli bir medrese, hamam, Kılıç Ali Paşa'nın dışı sekizgen türbesi, sıbyan mektebi ve sebil vardır. Cami, türbe ve hamam 2011'de, medrese dahil geri kalan bölümler 2015'e kadar restore edildi. Hazirede aralarında Amiral Ateş Mehmed Paşa'nın da bulunduğu mezarlar yer alır. Avluda durup cami, türbe ve hamamın birbirine nasıl yaslandığına bakmak, külliyenin kıyıdaki yerleşimini anlamanın en kolay yoludur.

Namaz vakitlerine dikkat edin, özellikle Cuma öğlesi cami çok kalabalık olur. Ayakkabılar girişte çıkarılır, kadınlar başörtüsü takar. Omuzları ve dizleri örten kıyafet, sessiz bir tavır ve flaşsız fotoğraf yeterlidir; namaz kılanların önünden geçmeyin.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi; Vikipedi (Kılıç Ali Paşa Camii; Kılıç Ali Pasha Complex).

Kılıç Ali Paşa Camii, İstanbul’un Tophane semtinde, Osmanlı’nın ünlü denizcisi Kılıç Ali Paşa adına 1580 yılında Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Boğaz’a yakın konumuyla hem tarihi hem de doğal güzellikleri bir araya getiren bu cami, Osmanlı mimarisinin sade ama etkileyici örneklerinden biridir. Kılıç Ali Paşa’nın deniz zaferlerini onurlandırmak için yaptırdığı cami, onun hayırseverliğinin bir nişanesidir ve çevresindeki külliyeyle birlikte önemli bir kompleks oluşturur. Mimar Sinan’ın ustalık eserlerinden biri olarak, Ayasofya’dan ilham alan tasarımıyla dikkat çeker.

Caminin geniş kubbesi ve tek minaresi, zarif bir siluet sunar. İç mekândaki İznik çinileri, mavi ve beyaz tonlarıyla göz doldurur ve Osmanlı sanatının inceliklerini yansıtır. Avlusu, denize yakınlığı sayesinde ferah bir atmosfere sahiptir; burada oturup Boğaz’ın manzarasını seyretmek, ziyaretçilere huzur verir. Mimar Sinan’ın dengeli tasarım anlayışı, caminin sadeliğinde kendini gösterir. Osmanlı denizcilik tarihine ışık tutan bu eser, Kılıç Ali Paşa’nın İnebahtı Savaşı’ndaki kahramanlığını da simgeler. Çevresindeki külliye, medrese, hamam ve türbe gibi yapılarıyla bir zamanlar toplumsal hayatın merkeziydi.

Türkiye’deki insanlar için Kılıç Ali Paşa Camii, hem dini hem de kültürel bir değerdir. Osmanlı’nın denizcilik gücünü ve Mimar Sinan’ın dehasını temsil eder. Turistler içinse Boğaz’ın kıyısında yer alan bu cami, İstanbul’un eşsiz güzelliklerini keşfetmek için harika bir noktadır. Ziyaretinizde, caminin sakin ortamında dua edebilir, çinilerin estetiğine hayran kalabilir ve Tophane’nin tarihi sokaklarında gezintiye çıkabilirsiniz. İstanbul’un manevi ve tarihi zenginliğini yaşamak isteyenler için Kılıç Ali Paşa Camii, unutulmaz bir deneyim sunar.


5
Kılıç Ali Paşa Hamamı

Kılıç Ali Paşa Hamamı Osmanlı’nın Tarihi Mirasında Geleneksel Bir Hamam Deneyimi

~20 dk burada
Kemankeş Karamustafa Paşa, Hamam Sk. No:1, 34425 Beyoğlu/İstanbul, Türkiye

Caminin hemen yanındaki hamam, külliyenin gelir getiren parçasıydı. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre Şubat 1583'te tamamlandı. Doldurulmuş bir kıyı alanına kurulan liman külliyesinin bu hamamı hem denizcilere hizmet ediyor hem de vakfa gelir sağlıyordu. Tek bir bölümden oluşan, yani kadın ve erkek kısmı ayrı olmayan bir tek hamam olarak tasarlandı.

Yapının en özgün yanı sıcaklığıdır. Altıgen planlı bu bölümde altı kemerli nişin dördü yıkanma yeridir, diğer ikisi iki yandaki soğukluklara açılır. Ortada göbek taşı, üstte ise ışığı içeri alan tek bir kubbe vardır. Duvarlar taş ve tuğlanın birlikte kullanıldığı yığma tekniğiyle örülmüştür. Yüzyıllar içinde depremler özellikle kubbeye zarar verdi ve yapı uzun yıllar bakımsız kaldı.

2005'te yapıyı satın alan İren ailesi kapsamlı bir onarım başlattı. Mimar Cafer Bozkurt'un yürüttüğü ve yaklaşık yedi yıl süren çalışma 2012'de tamamlandı. Onarımda soğukluktaki açık platforma sonradan eklenmiş ahşap soyunma kabinleri kaldırıldı, Sinan'ın kurguladığı açık mekan yeniden görünür hale geldi, kubbe geleneksel tekniklerle elden geçirildi. Çalışma 2016'da Ulusal Mimarlık Ödülü'nü, 2017'de Europa Nostra Ödülü'nü aldı.

Hamam bugün yeniden işliyor. Aslen yalnızca erkeklere hizmet veren yapı artık kadınlara ve erkeklere ayrı saatlerde açık. İçini yıkanarak görmek istiyorsanız saatleri ve koşulları hamamın kendi sitesinden öğrenin. Yalnızca geçiyorsanız sokaktan kubbeli kütleye bakıp Sinan'ın cami ile hamamı nasıl yan yana kurguladığını görmek de öğreticidir.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi; Europa Nostra; Vikipedi (Kılıç Ali Paşa Hamamı).

İstanbul’un en etkileyici tarihi hamamlarından biri olan Kılıç Ali Paşa Hamamı, Osmanlı hamam kültürünü yaşamak isteyenler için benzersiz bir deneyim sunuyor. Tophane semtinde, Boğaz’a yakın konumda yer alan bu ihtişamlı yapı, Mimar Sinan’ın ustalık eserlerinden biri olarak 1580 yılında Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa’nın isteği üzerine inşa edilmiştir. Osmanlı hamam mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan bu hamam, günümüzde hem geleneksel hem de modern hamam hizmetleriyle misafirlerini ağırlamaya devam ediyor.

Mimar Sinan’ın Zarif Dokunuşlarıyla İnşa Edilen İhtişamlı Bir Yapı

Kılıç Ali Paşa Hamamı, geniş kubbesi, yüksek tavanları, mermer detayları ve zarif süslemeleriyle Osmanlı hamam mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. İçeri adım attığınız anda, tarih ve estetiğin kusursuz birleşimini hissettiren atmosfer sizi karşılıyor. Geniş ve ferah sıcaklık bölümü, geleneksel göbek taşı ve ışığın içeri süzüldüğü kubbe detayı, burayı diğer hamamlardan ayıran en dikkat çekici unsurlar arasında yer alıyor.

Geleneksel Hamam Ritüeliyle Yenilenme Deneyimi

Kılıç Ali Paşa Hamamı’nda, klasik Osmanlı hamam ritüellerini deneyimleyerek hem bedensel hem de zihinsel bir yenilenme yaşayabilirsiniz. Burada sunulan hizmetler arasında:

  • Göbek taşında kese ve köpük masajı
  • Buhar banyosu ile cilt detoksu
  • Geleneksel Osmanlı hamam sabunlarıyla yapılan bakım seansları
  • Dinlenme alanında ikram edilen bitki çayları ve taze meyveler

Bu eşsiz deneyim, hamam kültürünü en otantik haliyle yaşamak isteyenler için unutulmaz bir anı haline geliyor.

Lüks ve Geleneksel Detayların Birleştiği Özel Bir Mekân

Geleneksel Osmanlı hamam ritüelini modern hizmet kalitesiyle birleştiren Kılıç Ali Paşa Hamamı, İstanbul’un en prestijli hamamlarından biri olarak hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Tarihi dokuyu koruyarak restore edilen ve detaylı mimari süslemeleriyle büyüleyici bir atmosfer yaratan bu mekân, şehrin stresinden arınmak için mükemmel bir kaçış noktası sunuyor.

İstanbul’un Tarihi Hamam Kültürünü Keşfetmek İçin Benzersiz Bir Deneyim

Eğer İstanbul’da Osmanlı döneminden günümüze uzanan hamam kültürünü en iyi şekilde yaşamak, tarihi bir atmosferde rahatlamak ve geleneksel Türk hamamının sunduğu benzersiz bakım ritüellerini deneyimlemek istiyorsanız, Kılıç Ali Paşa Hamamı mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir adres.


6
Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi

Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi

~40 dk burada
Kılıçali Paşa Mah. Meclis-i Mebusan Cad. No:1, 34433 Beyoğlu

Hamamdan meydana çıktığınızda önce Tophane Çeşmesi'nin önünde durun. I. Mahmud'un 1732'de yaptırdığı bu meydan çeşmesi kare planlıdır, dört cephesi birbirinin aynıdır ve köşeleri yüksekliğinin üçte ikisine kadar pahlanmıştır. Cephelerdeki taş kabartmalara yakından bakın; vazolardan yükselen meyve ağaçları ve saksılarda çiçek demetleri dikdörtgen çerçeveler içinde sıralanır. Köşelerdeki dalgalı saçaklarla birlikte çeşme, klasik Osmanlı zevkinden Batılı süslemeye geçişin tipik bir örneğidir ve İstanbul'un en büyük meydan çeşmelerinden sayılır. Tarih manzumesi şair Nafihi'nindir. Çeşme bir zamanlar kıyıdaydı, dolgularla içeride kaldı; 2006'da kapsamlı biçimde onarıldı.

Çeşmenin kuzeyinde, Boğazkesen yönünde uzanan kubbeli yapı Tophane-i Amire'dir. Fatih Sultan Mehmed fetihten sonra burada ordunun ve donanmanın toplarının döküldüğü bir dökümhane kurdu. Kanuni döneminde yenilenen yapı 18. yüzyılda da elden geçti; kaynaklara göre bugünkü yapı 1743'te yeniden inşa edildi. 1843'te Zeytinburnu'ndaki demir fabrikası kurulup 1850'de tam kapasiteyle çalışmaya başlayınca top dökümü yavaş yavaş buradan çekildi.

Yapı 1992'de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'ne devredildi ve bugün Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi olarak kullanılıyor. Üç sergi alanı vardır, Beş Kubbe, Tek Kubbe ve Sarnıçlar. Sergi varsa Beş Kubbe salonuna girip adını veren kubbelerin altında yapının ölçeğini hissetmeye çalışın. Sergi takvimi değiştiği için gitmeden üniversitenin duyurularına bakın. Sergi yoksa bile çeşmeyle dökümhaneyi aynı bakışta görmek, semte adını veren sanayinin kıyıya ne kadar yakın kurulduğunu gösterir.

Kaynak: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi; Kültür Envanteri; Vikipedi (Tophane-i Amire; Tophane Çeşmesi).

Tophane'de, Osmanlı ordusu ve donanması için topların döküldüğü tarihi dökümhane yapısı. Fatih Sultan Mehmed fetihten sonra burada bir top dökümhanesi kurdu, yapı Kanuni döneminde yenilendi; kaynaklara göre bugünkü bina 1743'te yeniden inşa edildi. 1843'te Zeytinburnu'ndaki demir fabrikasının kurulması ve 1850'de tam kapasiteye geçmesiyle top dökümü buradan yavaş yavaş çekildi. Yapı 1992'de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'ne devredildi ve kültür ve sanat merkezi olarak kullanılmaya başlandı. Beş Kubbe, Tek Kubbe ve Sarnıçlar adlı üç salonda yurt içi ve yurt dışı sergiler, öğrenci ve akademisyen sergileri düzenlenir; program dönemden döneme değişir.
7
Nusretiye Camii

Nusretiye Camii

~30 dk burada

Rotanın son durağı, Tophane tramvay durağının hemen yanındaki Nusretiye Camii, bir önceki duraklardan iki buçuk yüzyıl sonra bambaşka bir zevkle yapıldı. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre II. Mahmud'un yaptırdığı caminin inşaatı Haziran 1823'te büyük bir yangının ardından başladı ve 8 Nisan 1826'da tamamlandı. Mimarı, Balyan ailesinden Krikor Amira Kalfa'dır. Adı zafer anlamına gelir ve II. Mahmud'un Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmasıyla ilişkilendirilir.

Dışarıdan bakınca ilk dikkatinizi çekecek şey, alışılmadık incelikteki iki minaredir. Cami, Avrupa'nın barok ve ampir üsluplarını bir arada kullanan gösterişli bir yapıdır. Cephe süslemelerini, birkaç yüz metre gerideki Kılıç Ali Paşa Camii'nin sade kütlesiyle karşılaştırın; Osmanlı mimarisinin 16. yüzyıldaki klasik dilinden 19. yüzyılın Batılılaşan diline geçişini böylece birkaç dakikalık yürüyüşte görmüş olursunuz. Padişahın camiye geldiğinde kullandığı hünkar kasrı da yapının bir parçasıdır.

İç mekandaki kalem işi süslemeler geleneksel Türk motiflerinden çok Batılı bezeme dağarcığını kullanır. Kubbeye bakın; alışılmış yazı kuşağının yerini burada bitkisel bir süsleme alır, bu da dönemi için yenilikçi bir ayrıntıdır. Yazı programında dönemin ünlü hattatı Mustafa Rakım'ın emeği vardır. Caminin karşısında bir muvakkithane ile sebil bulunuyordu; 20. yüzyıldaki kentsel değişiklikler çevreyi dönüştürdü ve bu yapılar sonradan yerlerinden taşındı.

Cami bugün ibadete açıktır. Namaz vakitlerinin dışında gelin, ayakkabılarınızı çıkarın, kadınlar başörtüsü taksın, omuz ve dizler kapalı olsun, içeride sessiz kalın. Çıkışta tramvayla Kabataş'a ya da Eminönü'ne kolayca geçebilirsiniz.

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi; Vikipedi (Nusretiye Camii).

Tophane'de, II. Mahmud'un yaptırdığı selatin camisi. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre inşaatı Haziran 1823'te başladı ve 8 Nisan 1826'da tamamlandı; mimarı Balyan ailesinden Krikor Amira Kalfa'dır. Zafer anlamına gelen adı, II. Mahmud'un Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmasıyla ilişkilendirilir. Avrupa'nın barok ve ampir üsluplarını bir arada kullanan yapı, olağanüstü ince iki minaresi, hünkar kasrı ve Batılı bezeme dağarcığına dayanan kalem işi süslemeleriyle tanınır. Yazı programında hattat Mustafa Rakım'ın emeği vardır. Osmanlı mimarisinin 19. yüzyıldaki Batılılaşma döneminin önemli örneklerindendir ve bugün ibadete açıktır.

Rota Haritası

Rota Bilgisi
ŞehirBeyoğlu, İstanbul
TürKültürel
Durak7
Tarih24 Eylül 2026
Radar TürkiyeYazarRadar TürkiyeRotayı Başlat