
Beykoz'da Cam, Kundura ve Koru
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap
Beykoz, Boğaz'ın Anadolu kıyısında Paşabahçe ile Anadolu Kavağı arasında uzanan ve bugün ilçe merkezi olan bir semt. Bu rota onu üç kelimeyle anlatır: cam, kundura ve koru. 19. yüzyılda burada Osmanlı'nın en önemli cam fabrikası çalışıyordu ve Beykoz işi diye anılan camlar semtin adını taşıdı. Aynı kıyıda 1810'da ordunun deri ihtiyacı için satın alınan bir tabakhane zamanla yılda milyonlarca çift ayakkabı üreten bir fabrikaya dönüştü. Mısır'la bağlantılı paşalar ise sırtlara bahçeler, köşkler ve bir kasır yaptırdı. Beş durak bu hikayenin bugün görülebilen parçaları.
Rota içeriden kıyıya doğru ilerler. Güne sabah açılan Beykoz Cam ve Billur Müzesi'nde başlayın; müze, Abraham Paşa'nın 19. yüzyıldan kalan ahır binasında. Paşanın adıyla da anılan Beykoz Korusu bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin işlettiği bir rekreasyon alanı; müzeden sonra burada yürüyün. Oradan Beykoz merkezine, iskele meydanındaki İshak Ağa Çeşmesi'ne inin. Sahil boyunca Yalıköy'e, tarihte Hünkar İskelesi diye anılan kıyıya yürüyüp Beykoz Mecidiye Kasrı'nı gezin. Son durak kasırın birkaç yüz metre ötesindeki Beykoz Kundura. Koru ile merkez arası yaklaşık bir kilometre, merkez ile Yalıköy arası kuş uçuşu bir kilometre kadar; bütün rota yürünebilir.
Zamanı şöyle bölebilirsiniz: müze ve koru sabahı doldurur, çeşme ile meydan öğle arasına denk gelir, kasır ve setli bahçesi öğleden sonrayı alır. Kundura'daki etkinlik akşamsa aradaki boşluğu Beykoz kıyısında yürüyerek ya da iskele meydanında dinlenerek geçirin; böylece gün aceleye gelmez.
İki pratik kural var. Birincisi, Cam ve Billur Müzesi ile Mecidiye Kasrı Milli Saraylar'a bağlıdır ve pazartesi günleri kapalıdır; güncel saat ve ücretleri resmi siteden kontrol edin. İkincisi, Beykoz Kundura gün boyu serbestçe gezilen bir yer değil. Kurumun sitesine göre ziyaretçiler programlanmış etkinliklere katılmak için gelebiliyor, sergiler randevuyla geziliyor. Rotayı planlamadan önce Kundura'nın takvimine bakın. Akşam bir film gösterimi ya da sahne programı bulursanız günü orada bitirmek rotanın doğal kapanışı olur; bulamazsanız fabrikayı dışarıdan görmekle yetinin.
Beykoz'un güneyindeki Küçüksu Kasrı, Hidiv Kasrı, Anadolu Hisarı ve Kanlıca Radar'ın Boğaz rotalarında anlatılıyor; bu rota ilçenin merkezine ve hemen kuzeyine odaklanıyor. Koru patikaları için rahat ayakkabı giyin, kıyıda rüzgara karşı yanınıza bir katman alın.
Süre: tam gün. En iyi zaman: Salıdan pazara, müzelerin açık olduğu bir gün; Beykoz Kundura'da akşam etkinliği olan bir tarih seçilirse gün orada tamamlanır.. Ulaşım: Üsküdar ve Kadıköy'den sahil yolunu izleyen otobüslerle Beykoz merkezine gelinir; Avrupa yakasından deniz yoluyla da ulaşılabilir. Rotanın tamamı yürünebilir.
Kaynaklar
- Milli Saraylar Başkanlığı, Beykoz Cam ve Billur Müzesi, https://www.millisaraylar.gov.tr/Lokasyon/12/beykoz-cam-ve-billur-muzesi
- Milli Saraylar Başkanlığı, Beykoz Mecidiye Kasrı, https://www.millisaraylar.gov.tr/Lokasyon/8/Beykoz-Mecidiye-Kasri
- EBA Okul Dışı Öğrenme, Beykoz Cam ve Billur Müzesi, https://okuldisiogrenme.eba.gov.tr/mekan-detay/beykoz-cam-ve-billur-muzesi-689
- T.C. Beykoz Kaymakamlığı, Abraham Paşa Korusu (Beykoz Korusu), https://www.beykoz.gov.tr/abraham-pasa-korusu
- TDV İslam Ansiklopedisi, İshak Ağa Çeşmeleri maddesi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ishak-aga-cesmeleri
- TDV İslam Ansiklopedisi, Ayazma Camii maddesi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ayazma-camii
- Beykoz Kundura resmi sitesi, https://beykozkundura.com
- Vikipedi, Beykoz Cam ve Billur Müzesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Beykoz_Cam_ve_Billur_Müzesi
- Vikipedi, Beykoz işi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Beykoz_işi
- Vikipedi, Beykoz Korusu, https://tr.wikipedia.org/wiki/Beykoz_Korusu
- Vikipedi, İshak Ağa Çeşmesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/İshak_Ağa_Çeşmesi
- Vikipedi, Beykoz Kasrı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Beykoz_Kasrı
- Vikipedi, Beykoz Kundura, https://tr.wikipedia.org/wiki/Beykoz_Kundura
Rota Durakları

Beykoz Cam ve Billur Müzesi
Güne müzeyle başlayın; hem sabah açılır hem de Beykoz'un adını duyuran cam geleneğini baştan anlatır. Müze adını Osmanlı döneminde bu semtte kurulan ve devrinin en önemli cam fabrikası sayılan Beykoz Cam ve Billurat Fabrika-i Hümayunu'ndan alır. Beykoz işi camın hikayesi 18. yüzyıl sonuna gider: Vikipedi'ye göre III. Selim cam tekniklerini öğrenmesi için Mevlevi dervişi Mehmed Dede'yi Venedik'e gönderdi, Mehmed Dede dönüşte Beykoz'da atölye açtı; üretimi daha sonra Tophane Müşiri Fethi Ahmed Paşa yaygınlaştırdı. Üzeri beyaz sarmal süsler ve çiçek motifleriyle bezeli, adı bülbül gözü anlamına gelen çeşm-i bülbül camları bu geleneğin en tanınan örnekleri.
Bina da hikayenin parçası. Mısır Hidivi İsmail Paşa'nın kapı kethüdası olan ve Sultan Abdülaziz tarafından vezirliğe yükseltilen Abraham Paşa, 19. yüzyılda Beykoz'daki arazisine köşkler, kuşhaneler, havuzlar, bir tiyatro ve ahırlar yaptırdı. Günümüze ulaşan U planlı taş ahır binası Milli Saraylar tarafından restore edildi ve 9 Nisan 2021'de müze olarak açıldı.
İçeride 12 tematik bölümde yaklaşık 1.480 eser sergileniyor; Türk camlarının yanında Avrupa'da Osmanlı sarayları için üretilmiş parçalar da var. Vitrinler arasında dolaşırken aynı formun, örneğin bir sürahinin ya da bir kasenin, farklı atölyelerde ve dönemlerde nasıl değiştiğine bakın; koleksiyonun asıl zenginliği bu karşılaştırmada ortaya çıkar.
Müze pazartesi kapalıdır; saat ve bilet bilgisini Milli Saraylar'ın sitesinden kontrol edin. Müze bahçesi yaklaşık 360 dönümlük bir arazinin parçası ve 117 ağaç türüne ev sahipliği yapıyor; Abraham Paşa zamanında getirtilen nadir türlerden bazılarını görmek için çıkışta bahçede biraz dolaşın.
Kaynak: Milli Saraylar; EBA Okul Dışı Öğrenme; Vikipedi.
Beykoz Korusu (Abraham Paşa Korusu)
~1 sa buradaMüzeden sonra ağaçların arasındaki yürüyüşe Beykoz Korusu'nda devam edin. Abraham Paşa Korusu diye de bilinen koru, Boğaz sırtlarında Beykoz Merkez ile Paşabahçe mahalleleri arasına yayılır ve 27,9 hektarlık bir alanı kaplar. Adını 1833-1918 yılları arasında yaşamış Abraham Paşa'dan alır. Kaynaklar paşanın Sultan Abdülaziz'le dostluk kurduğunu ve bu geniş araziyi bir tavla oyununda kazandığını rivayet olarak aktarır.
Abraham Paşa zamanında arazi Fransız bahçe uzmanlarınca düzenlendi, Osmanlı'da doğal olarak yetişmeyen egzotik bitki ve ağaçlar getirilip dikildi. O dönemden kalan peyzaj izlerini arayın: kaynaklar koruda iki büyük yapay mağara, birinde küçük bir yapay ada bulunan beş havuz ve kayalarla kurulmuş üç yapay çağlayan sayar. Köşkler ve küçük bir tiyatro ise zamanla kayboldu; tiyatro 1937'deki bir yangında yok oldu. II. Abdülhamid'in satın aldığı bir bölüm bir dönem Hürriyet Bahçesi adıyla halka açılmıştı.
Bugün koru İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından rekreasyon alanı olarak işletiliyor ve halka açık. Yürüyüş yolları, çocuk oyun alanları, piknik masaları ve bir sosyal tesis var; doğu tarafında koru doğal ormanla birleşir. Hafta sonları piknikçilerle kalabalık olabilir, sakin bir yürüyüş için hafta içini seçin. Patikalar yer yer eğimli, kaymayan ayakkabı giyin.
Korudan çıkıp aşağıya, sahile doğru inin. Beykoz merkezi yaklaşık bir kilometre uzaklıkta; iskele meydanına vardığınızda karşınıza rotanın üçüncü durağı İshak Ağa Çeşmesi çıkar.
Kaynak: Beykoz Kaymakamlığı; Vikipedi.

İshak Ağa Çeşmesi (Onçeşmeler)
Beykoz iskele meydanının karşısındaki bu açık çeşme halk arasında Onçeşmeler diye anılır ve semtin simgelerinden biridir. Yerinde daha önce Behruz Ağa'nın yaptırdığı bir çeşme vardı; Gümrük Emini İshak Ağa yapıyı 1159, yani 1746 tarihinde yeniletti. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre İshak Ağa İstanbul'da beş çeşme yaptırdı ve bunların dördü Beykoz'dadır. Aynı ansiklopedi, Üsküdar'daki Ayazma Camii'nin inşaatında bina emininin de bu İshak Ağa olduğunu yazar.
Yapının çevresinde dolaşarak inceleyin. Sofa kısmı yaklaşık 6 metre eninde, 8 metre boyunda ve 4 metre yüksekliğindedir; saçaklı kırma çatıyı sekiz ince mermer sütun ve on iki sivri kemer taşır. Arkada duvarlarla çevrili bir hazne vardır. Su ön yüzdeki on bronz lüleden kesintisiz akar ve mermer bir tekneye dökülür; çeşmeye adını veren de bu on lüledir. Ortadaki iki lüle yanlardakilerden büyüktür. Suyun kaynağı, Şahinkaya diye anılan kayalık yamaçtır.
Kitabeye bakın: yeşil zemin üzerine altın varakla, celi sülüs hatla tek satır halinde yazılmıştır ve hattatı Edirneli Emin Efendi'dir. Kemer ve çatı kısımları sonraki onarımlarda betonarme olarak yenilendi; çeşme 1948-1950, 1986, 2005-2006 ve 2016-2017'de onarımdan geçti. Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü'ndedir ve 1972'den beri korunması gereken tarihi eser olarak kayıtlıdır.
Meydanda birkaç dakika oturup iskele ile çeşme arasındaki gündelik hayatı izleyin. Sonra sahil boyunca Yalıköy yönüne yürüyün; Mecidiye Kasrı kuş uçuşu bir kilometre kadar ileridedir.
Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi; Vikipedi.

Beykoz Mecidiye Kasrı
Yalıköy'de, tarihte Hünkar İskelesi diye anılan kıyıda, denizden başlayıp kat kat setler halinde yükselen bir bahçenin tepesinde Beykoz Mecidiye Kasrı durur. Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa kasrı 1845'te Sultan Abdülmecid'e armağan olarak yaptırmaya başladı; paşanın ölümünden sonra oğlu Said Paşa 1854'te tamamlatıp padişaha sundu. İlk yıllarda kısa gezintiler için biniş kasrı olarak kullanıldı, sonra yabancı devlet adamlarını ve elçileri ağırlamaya ayrıldı.
İki katlı, yarı kagir ve simetrik yapı neoklasik bir cepheye sahiptir; cephe kaplamasında İtalya'dan getirilen taşlarla yerli beyaz mermer birlikte kullanıldı. İçeride renkli somaklarla yapılmış süslemeleri görürsünüz; dönem belgeleri varaklı mobilyalardan, Hereke kumaşlarından ve kristal şamdanlardan söz eder. Bahçede dağ hamamı diye anılan, iç duvarları istiridye kabuklarıyla bezeli küçük bir dinlenme köşkünü arayın. Mutfak, hamam ve limonluk gibi servis yapılarının çoğu günümüze ulaşmadı.
Kasırın 20. yüzyılı sarayla ilgisizdir. Yetimhane oldu, 1920'lerde trahom hastalarının tedavisinde kullanıldı, 1953'te prevantoryum, 1963'te çocuk göğüs hastalıkları hastanesi oldu. 1997'de Milli Saraylar'a bağlandı ve 2010-2016 arasındaki restorasyonun ardından 11 Nisan 2017'de müze olarak ziyarete açıldı.
Kasır pazartesi kapalıdır. Milli Saraylar bahçe için ayrı bilet de satıyor; iç mekanı görmeyecek olsanız bile setli bahçeden Boğaz'a bakmaya değer. Güncel saat ve ücretleri resmi siteden kontrol edin. Buradan sahil boyunca birkaç yüz metre yürüyerek rotanın son durağına varırsınız.
Kaynak: Milli Saraylar; Vikipedi.

Beykoz Kundura
Rotanın son durağı Beykoz Kundura, İstanbul'un en eski fabrikalarından biri. Hikayesi 1810'da II. Mahmud'un emriyle satın alınan bir debbağhaneyle, yani deri tabakhanesiyle başlar; tesis ordunun deri malzemesini üretmek için kuruldu ve zamanla bir deri ve kundura fabrikasına dönüştü. 1933'te yeni kurulan Sümerbank'a devredildi ve Sümerbank Deri ve Kundura Sanayi Müessesesi adını aldı. Üretim 1968'de yılda 2 milyon çifte, 1975'te 2,5 milyon çifte ulaştı; en kalabalık döneminde yaklaşık 3.000 kişi çalıştı. Fabrika 1999'da Bakanlar Kurulu kararıyla kapandı ve 2003'te satıldı.
Bugün taş ve tuğla binalar bir kültür-sanat ve film mekanı olarak yaşıyor. 2005'ten beri sinema ve televizyon yapımlarına plato olarak ev sahipliği yapıyor. 2015'te başlayan Kundura Hafıza projesi fabrikanın arşivini ve çalışanlarının anılarını topluyor; 2018'de eski kazan dairesi Kundura Sinema ve Kundura Sahne olarak yenilendi.
Ziyaret için bilmeniz gereken en önemli şey şu: Beykoz Kundura gün boyu serbestçe gezilen bir yer değil. Kurumun sitesine göre ziyaretçiler programlanmış etkinliklere katılmak için gelebiliyor, sergiler ise randevuyla geziliyor. Rotayı planlarken sitedeki film gösterimi, konser ya da sergi takvimine bakın. Bir akşam gösterimi ya da sahne programı bulursanız, günü fabrikanın eski kazan dairesinde bitirmiş olursunuz.
Etkinlik yoksa taş ve tuğla fabrika binalarını kıyı yolundan görün. Beykoz merkezine yürüyerek dönüp oradan Üsküdar ya da Kadıköy yönüne giden otobüslere binebilirsiniz.
Kaynak: Beykoz Kundura resmi sitesi; Vikipedi.
