
Antik Dünyadan Kalanlar
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap
Sultanahmet'in altında Roma ve Bizans şehri duruyor; meydan bir hipodromun üstünde, müzeler o şehirden çıkan buluntularla dolu. Bu rota beş durağı yürüyerek bağlıyor ve hepsi birkaç yüz metre içinde. Beş durak, tam gün.
Süre: tam gün. En iyi zaman: Yıl boyu; Hipodrom açık alan olduğu için yazın öğlen sıcak. Ulaşım: Beşi de Sultanahmet çevresinde yürüme mesafesinde
Rota Durakları

Tarihin Derinliklerine Açılan Kapı İstanbul Arkeoloji Müzeleri
Üç binadan oluşuyor ve hepsini bir günde gezmek yorucu; ana binadan başlayın. İskender Lahdi bilinen eser ama asıl dikkat edilmesi gereken üzerindeki boya izleri, antik heykelin renkli olduğunu gösteriyor. Çinili Köşk on beşinci yüzyıl yapısı ve içindeki çini koleksiyonu ayrı bir gezi. Eski Şark Eserleri bölümünde Kadeş Antlaşması tableti var, dünyanın bilinen en eski yazılı antlaşması. Bahçedeki lahit ve sütun başlıkları ücretsiz görülebiliyor.
Dünyanın en önemli arkeoloji müzelerinden biri olan İstanbul Arkeoloji Müzesi, binlerce yıllık insanlık tarihine ışık tutan eşsiz koleksiyonlarıyla ziyaretçilerini büyülüyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk müzesi olarak 1891 yılında kurulan bu görkemli yapı, tarihi Yarımada’da, Topkapı Sarayı ve Gülhane Parkı’nın hemen yanında yer alıyor.
Müze, Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Antik Yunan, Roma, Bizans, Osmanlı ve Mezopotamya uygarlıklarından kalan sayısız eser, insanlık tarihinin en önemli dönemlerini gözler önüne seriyor. En dikkat çeken parçalar arasında, ünlü İskender Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi ve Kadesh Antlaşması gibi dünya tarihine yön veren eserler bulunuyor.
Ziyaretçiler, müzede dolaşırken antik medeniyetlerin sanat anlayışını, günlük yaşamını ve inanç sistemlerini yakından keşfetme fırsatı buluyor. Özellikle Osmanlı döneminden kalma zarif Çinili Köşk, eşsiz çini ve seramik koleksiyonlarıyla sanat tutkunlarının ilgisini çekiyor. Müze, aynı zamanda eğitim programları, sergiler ve etkinliklerle tarih meraklılarına kapsamlı bir kültürel deneyim sunuyor.
Tarihi ve arkeolojiyi yakından keşfetmek isteyenler için İstanbul Arkeoloji Müzesi, geçmişe açılan kapılarıyla her ziyaretçiye unutulmaz bir zaman yolculuğu yaşatmaya devam ediyor.

Sultanahmet Meydanı (Hipodrom)
Meydanın kendisi bir yapı değil ama zemini bir hipodromun pisti; bugünkü kot antik kottan birkaç metre yukarıda. Üç anıtı sırayla görün. Dikilitaş Mısır'dan getirildi ve kaidesindeki kabartmalar taşınma ve dikilme sahnesini anlatıyor, kaideye eğilip bakın. Yılanlı Sütun Delphi'den geldi ve başları kayıp. Örme Sütun en yıpranmış olanı. Üçünün aynı eksende dizilmesi pistin orta bariyerini işaret ediyor, meydanın uzun biçimi oradan kalma.

Büyük Saray Mozaikleri Müzesi
Arasta Çarşısı'nın içinden giriliyor, tabela küçük. Buradaki mozaik Bizans Büyük Sarayı'nın avlusundan ve yerinde korunuyor, yani taşınmamış. Sahneler dini değil; keçi sağan çoban, av sahneleri, çocuk oyunları. Yürüyüş platformundan bakarken taşların yön değiştirdiği yerlere dikkat edin, hareket duygusu oradan geliyor. Küçük bir müze, kırk dakika yeter. Çıkışta Arasta Çarşısı'nın dükkanlarına bakabilirsiniz, çini ve halı satılıyor.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi Osmanlı Mirasının Sanat ve Kültürle Buluştuğu Yer
Hipodrom'un kenarındaki İbrahim Paşa Sarayı'nda; bina on altıncı yüzyıldan ve müzenin kendisi kadar ilgi çekici. Halı koleksiyonu dünyadaki en eski örnekleri içeriyor, Selçuklu halılarının bulunduğu salona mutlaka girin. Ahşap oymacılığı ve hat bölümleri ayrı katlarda. Alt kattaki etnografya bölümünde göçebe çadırı ve dokuma tezgahı kuruluyor. Terasından Hipodrom'a ve Sultanahmet Camii'ne bakın, meydanın biçimi yukarıdan daha net anlaşılıyor.
İstanbul’un en önemli kültürel hazinelerinden biri olan Türk ve İslam Eserleri Müzesi, İslam sanatının en değerli eserlerini bir araya getiren eşsiz bir müzedir. Sultanahmet Meydanı’nda, tarihi İbrahim Paşa Sarayı’nın içinde yer alan bu müze, Osmanlı döneminde kurulan ilk Türk-İslam koleksiyonlarından biri olma özelliğine sahiptir.
Sanat, Tarih ve Kültürün Buluşma Noktası
Müze, Emevi, Abbasi, Selçuklu, Memlük ve Osmanlı dönemlerine ait eserleriyle İslam sanatının gelişimini gözler önüne serer. Koleksiyonunda el yazmaları, halılar, seramikler, taş ve ahşap oymalar, cam işçiliği ve hat sanatı örnekleri gibi çok sayıda değerli eser bulunur. Dünyanın en büyük İslami halı koleksiyonuna sahip olmasıyla da öne çıkan müze, özellikle Anadolu, İran ve Kafkas halılarının en nadide örneklerine ev sahipliği yapar.
İbrahim Paşa Sarayı’nın Tarihi Atmosferinde Bir Keşif
Müzenin bulunduğu İbrahim Paşa Sarayı, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı’nın en güçlü sadrazamlarından biri olan Pargalı İbrahim Paşa’ya hediye edilmiştir. Osmanlı mimarisinin en iyi örneklerinden biri olan bu saray, günümüzde müze olarak kullanılarak ziyaretçilerine tarihi bir atmosferde sanat ve kültür yolculuğu yapma fırsatı sunar. Müzenin iç avlusu ve yüksek tavanları, tarihi dokuyu hissettiren büyüleyici bir atmosfer yaratır.
İslam Sanatının En Değerli Eserleri
Müzenin en dikkat çeken bölümleri arasında, 8. yüzyıldan günümüze kadar uzanan hat sanatı koleksiyonu, Osmanlı dönemi el yazmaları ve Kufi, Sülüs, Nesih ve Talik hatlarıyla yazılmış Kuran-ı Kerimler yer alır. Ayrıca, İslam dünyasından nadide taş, ahşap ve metal işçiliği örnekleri de müzenin zengin koleksiyonunu tamamlar.
İstanbul’un Kültürel Mirasını Keşfetmek İçin Eşsiz Bir Durak
Tarihi Sultanahmet bölgesinde yer alan Türk ve İslam Eserleri Müzesi, İslam sanatına ilgi duyanlar, Osmanlı dönemine ait sanat eserlerini keşfetmek isteyenler ve tarihi bir mekânda kültürel bir yolculuğa çıkmak isteyenler için benzersiz bir deneyim sunuyor. Mimarisi, sergilenen eserleri ve tarihi dokusuyla, İstanbul’un en etkileyici müzelerinden biri olmayı sürdürüyor.

Küçük Ayasofya Camii
Meydandan güneye, sahile doğru inen sokaklardan yürüyün; on dakika sürüyor ve yol boyunca eski ahşap evler var. Yapı Ayasofya'dan önce inşa edildi ve planı bir deneme sayılıyor; sekizgen bir çekirdeğin kare bir kabuğun içine yerleştirilmesi sonraki büyük kubbeye giden yolu açtı. İçeride sütun başlıklarındaki oyma işçiliğine ve kubbe eteğindeki Yunanca yazıta bakın. Cami olarak kullanılıyor, namaz vakitlerinde ziyaret duruyor. Avlusundaki çay bahçesi sakin.
