Przejdź do głównej treści
Radar Türkiye
Odkrywaj wydarzenia w aplikacji
Otwórz
Radar Türkiye

Sarayiçi'nde Kaybolan Osmanlı Sarayı

Radar TürkiyeRadar Türkiye6 Kasım 2026
Brak ocen

Zaloguj się, aby polubić i ocenić

Sarayiçi'nde Kaybolan Osmanlı Sarayı

Edirne'nin kuzeyinde, Tunca Nehri'nin kıyısında bugün geniş bir açıklık, taş köprüler ve dağınık kalıntılar duruyor. Bir zamanlar bu alanda Osmanlı'nın Edirne'deki ikinci sarayı yükseliyordu. Sarayiçi adıyla anılan bölge, kentin en sessiz tarih duraklarından biridir; çünkü yapıların çoğu yok olmuş, geriye kalanlar ise açık havada, birbirinden ayrı duruyor. Bu yazı sarayın nasıl kurulduğunu, nasıl büyüdüğünü, neden bugünkü görünüme geldiğini ve alanda nelere bakabileceğinizi anlatıyor. Sarayiçi bugün Kırkpınar alanıdır; ama bu yazının konusu saraydır.

Tunca'nın Çevrelediği Saray Alanı

Edirne'nin fethinden sonra şehirde Osmanlılar tarafından iki saray yaptırıldı. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre ilki, devlet işlerinin görülmesi için I. Murad zamanında Eski Saray adıyla, bugün Selimiye Camii'nin bulunduğu alanda kuruldu. İkincisi Yeni Saray adıyla, Tunca'nın ikiye ayırdığı ada üzerinde, Sarayiçi denilen yerde inşa edildi. Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, sarayın şehrin kuzeyinde, Tunca kıyısında 300-355 bin metrekarelik bir alana kurulduğunu yazar. TDV ise kasırları, bahçeleri ve diğer bölümleri de hesaba katarak çok daha büyük bir alandan söz eder. Bu fark, rakamın neyi kapsadığına göre değiştiğini düşündürür; bu yüzden alan ölçüsünü tek başına kesin bir sayı gibi okumamak gerekir. Saray kaynaklarda Saray-ı Cedid, Tunca Sarayı, Hünkar Bahçesi Sarayı gibi adlarla da geçer. TDV'ye göre yapının çevresi yaklaşık üç metre yüksekliğinde duvarlarla çevriliydi ve içinde kasırlar, daireler ve hizmet binaları vardı. Bugün bu bütünlükten çok az şey kaldığı için saray hakkındaki bilgilerin önemli bir kısmı eski fotoğraflara, gravürlere ve yazılı kaynaklara dayanır.

Yapımı ve Büyümesi

Kaynaklar sarayın başlangıcında birleşir, tamamlanışında ayrışır. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yayınları da TDV de yapımın 1450'de II. Murad zamanında başladığını yazar. Bakanlık kaynakları inşaatın hükümdarın ölümü üzerine bir süre durduğunu ve Fatih Sultan Mehmed tarafından 1475'te tamamlandığını belirtir. TDV ise tamamlanmayı bir yıl sonraya bağlar. Bu yüzden en güvenli anlatım, sarayın 1450'de başlayıp Fatih döneminde tamamlandığıdır. TDV, sarayın Üç Şerefeli Cami'nin mimarı Muslihuddin tarafından yapılmış olabileceğini düşündüğünü de ekler; bu bir tahmindir, kesin bilgi sayılmamalıdır.

Saray bir kerede bitirilip bırakılmış bir yapı değildi. Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Kanuni Sultan Süleyman, I. Ahmed, Avcı Mehmed, II. Ahmed ve III. Ahmed zamanlarında sarayın sürekli onarım gördüğünü ve yeni yapılar eklendiğini yazar. Aynı kaynağa göre II. Bayezid Tunca yatağını taşla kaplatmış, kıyılara yüksek istinat duvarları ördürmüştür. TDV, sarayın en parlak döneminin IV. Mehmed zamanına rastladığını, bu dönemde çok sayıda ekleme yapıldığını ve saray içinde, bahçelerde sayısız havuz açıldığını anlatır.

Planı anlamak için TDV'nin tarifi yol göstericidir. Saray beş meydan çevresinde düzenlenmişti: Alay, Kum, Divan, Çeşme meydanları ve Valide Sultan Taşlığı. Batıdan girilen ilk avlu Alay Meydanı idi. Karşısındaki Bab-üs Saade, ikinci avlu olan Kum Meydanı'na geçişi sağlıyordu. Kum Meydanı'nın ortasında Cihannüma Kasrı, doğusunda Kum Kasrı yer alırdı. Bu sıra, bugün kalıntıların konumunu okurken de işinize yarar.

Mimar Sinan'ın Su Düzeni

Sarayın tarihindeki en dikkat çekici bölümlerden biri su düzenidir. Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Kültür Portalı, Kanuni Sultan Süleyman ve Hassa Mimarbaşı Mimar Sinan döneminde sarayın adeta ikinci bir yapılaşma sürecine girdiğini yazar. Bu dönemde saray yeniden planlanmış, topografyası düzenlenmiş ve su sorunları çözülmüştür. Sinan, Edirne'ye getirilen Taşlımüsellim suyunun bir kolunu saraya bağlamıştır. Saray yapılarını taşkından korumak için Tunca'ya gelen suyun önemli bir kısmı, yay biçiminde açılan bir kanalla saray alanından uzaklaştırılmış ve Saraçhane Köprüsü yanından yeniden Tunca'ya bağlanmıştır.

Bu kanal, saray alanını doğu, güney ve batıdan çevreleyen ikinci bir su yolu oluşturdu. Nehir ile kanal arasında kalan alan Hasbahçe oldu ve saray, sur duvarına ihtiyaç duymadan korunmuş oldu. Kanal üzerinde, Tunca üzerindeki Fatih Köprüsü'nün ekseninde bir köprü yapıldı; böylece sarayın ana girişi yeniden belirlendi. Bu köprü, Kanuni Köprüsü olarak bilinir. Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, köprünün 1553-54 yıllarında Mimar Sinan tarafından yapıldığını, yaklaşık 60 metre uzunlukta ve dört gözlü olduğunu ve Hasbahçe'yi şehre bağladığını belirtir. TDV ayrıca saray alanında Sinan'a ait Terazi Kasrı'ndan söz eder. Sarayın su ihtiyacı için 1554'te yapılan bu kulenin kenarları 7, yüksekliği 18 metreydi. Kule sonradan, bir okul yapılırken yıktırılmış ve taşları o inşaatta kullanılmıştır. Bu ayrıntı, Sarayiçi'nde bugün görmediğiniz yapıların da bir mühendislik düzeninin parçası olduğunu hatırlatır.

Geriye Kalan Yapılar

Bugün alanda görülebilecek kalıntılar sınırlıdır ve hepsinin durumu aynı değildir. Bab-üs Saade, Ak Ağalar Kapısı olarak da anılır. Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, kapının Alay Meydanı'na bakan dış yüzünün iki merkezli sivri bir kemerin altında olduğunu, basık kemerin ve üst aynasının ise günümüze ulaşmadığını yazar. Kapı ve hemen ardındaki arz odalarında 2001 yılında kazı çalışmaları başlamış, Milli Saraylar Dairesi Başkanlığı'nın katkısıyla hazırlanan restorasyon projesiyle kısmi restorasyon 2004'ün Ağustos ve Eylül aylarında tamamlanmıştır.

Sarayın ana yapısı Cihannüma Kasrı idi. Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yapının 1450-1452 yıllarında yapıldığını, TDV ise eski bir fotoğraftaki kitabeye dayanarak 1452 tarihini verir. Kaynaklarda yedi katlı olduğu, en üst katında sekiz köşeli bir oda bulunduğu yazılır. TDV, bu odanın ortasında bir havuz bulunduğunu ve üzerinin piramit çatıyla örtülü olduğunu ekler. Bugün yapıdan duvar kalıntıları görülür. Cihannüma Kasrı ve çevresinde kazı ve restorasyon çalışmaları sürmektedir; hangi bölümün erişime açık olduğunu önceden bilemeyeceğiniz için güncel durum konusunda Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Edirne Belediyesi duyurularına bakın.

Kum Kasrı Hamamı, Fatih döneminde yapılan, soğukluk, ılıklık, göbek taşı ve eyvandan oluşan sade bir hamamdır. Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, hamamın restorasyon geçirdiğini ve 2000 yılı kazılarında hamama su getiren teknik sistemin ortaya çıkarıldığını yazar. Matbah-ı Amire yani saray mutfakları, Alay Meydanı'nın güneyinde, dikdörtgen planlı ve kubbelerle örtülü bir yapıdır. Kaynaklar kubbe sayısını sekiz ve dokuz diye farklı verdiği için bu ayrıntıyı yerinde kendi gözünüzle saymak daha güvenlidir. Su Maksemi, Cihannüma Kasrı'nın kuzeyinde, bir bodrum üzerine yapılmış dikdörtgen planlı bir yapıdır; terazilerden gelen sular burada toplanıp dağıtılırdı. Av ya da Bülbül Köşkü ise IV. Mehmed tarafından 1671'de yaptırılmıştır, bir bölümü ayaktadır ve 2002'de restore edilmiştir.

Fatih Köprüsü ile Adalet Kasrı

Sarayın en kolay fark edilen görüntüsü, Fatih Köprüsü ile Adalet Kasrı'nın birlikte durduğu yerdir. TDV, Saray Köprüsü olarak da bilinen Fatih Köprüsü'nün önünde Kanuni'nin yaptırdığı Adalet Kasrı'nın bulunduğunu yazar. Kültür Portalı envanteri, kasrın Hasbahçe ile Kum Meydanı'nı birbirine bağlayan Fatih Köprüsü'nün güney girişine yakın olduğunu belirtir.

Envantere ve TDV'ye göre kasır 1561'de Kanuni'nin emriyle Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Yapı kare planlı ve üç katlıdır; düzgün kesme taştan örülmüş, içten kubbe, dıştan piramidal bir külah ile örtülmüştür. Kuzey cephesinin ortasında sivri kemerli bir kapısı vardır. TDV'ye göre ilk katta şerbethane, ikinci katta divanhane, en üstte ise padişaha ait havuzlu bir kasır odası bulunuyordu. Duvarlarından geçen su yolları yüzünden kasır uzun süre su terazisi sanılmıştır. Önünde iki taş kaide vardır; sağdaki, halkın dilekçelerini bıraktığı seng-i hürmet olarak anılır ve bu, yapının yalnızca tarihsel işlevini anlatan bir ayrıntıdır.

TDV, yapının 1950'lerde silah deposu olarak kullanıldığını, günümüzde boş olduğunu ve ziyarete kapalı olduğunu yazar. Bu yüzden Adalet Kasrı'nı yalnızca dıştan görebilirsiniz. Kültür Portalı envanteri yapının 2012'de basit onarım kapsamında onarıldığını da kaydeder. Köprü ile kasrı en iyi, taşın dokusunu ve kasrın oranlarını gösteren yan ışıkta, gün doğumundan sonraki ya da gün batımından önceki saatlerde fotoğraflayabilirsiniz.

Yıkımdan Kazıya

Sarayın yok oluşu tek bir olaya değil, uzun bir sürece bağlıdır. Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, III. Ahmed'in 1718'de İstanbul'a gitmesinden sonra 1768'de III. Mustafa'ya kadar hiçbir padişahın Edirne'ye gelmediğini, bu yarım asırlık sürenin tahribatın başlangıcı olduğunu yazar. 1752'deki büyük deprem ve 1776'daki yangın tahribatı sürdürmüştür. 1827'de II. Mahmud zamanında sarayın bir kısmı onarılmıştır. 1829'da Edirne'yi işgal eden Ruslar sarayı ordugah olarak kullanmış ve büyük zarar vermiştir. 1868'de başlayıp 1873'e kadar süren onarım döneminde birçok yapı kurtarılmıştır; TDV bu onarımın 1867'de başladığını yazar.

1876-77 savaşında Bab-üs Saade çevresinde biriktirilen cephanenin patlaması, üç gün süren patlamalara yol açmış ve sarayın birçok yapısı yıkılmıştır. Bundan sonra yağma başlamış, saraya ait kalıntılar başka yapılarda kullanılmıştır. TDV de sarayın büyük kısmının 1877'de yok olduğunu yazar. Bu olayları olgu olarak bilmek, bugün gördüğünüz kalıntıların neden bu kadar az olduğunu açıklamaya yeter.

Yirmi birinci yüzyılın başında ise tersine bir süreç başladı. Kum Kasrı Hamamı'nda 2000'de, Bab-üs Saade ve arz odalarında 2001'de kazılar yapıldı; Av Köşkü 2002'de restore edildi. Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, kazıların tek yapı esas alınarak yürütüldüğünü de belirtir. Çalışmalar bugün de devam ettiği için bu sayfadaki bilgileri güncel durum olarak değil, tarihsel çerçeve olarak okuyun.

Nasıl Gezilir

Kültür Portalı, Edirne Sarayı'nın adresini Sarayiçi olarak verir ve şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşılabildiğini belirtir. Güncel ulaşım seçenekleri için Edirne Belediyesi'nin ulaşım rehberine bakabilirsiniz. Alan açık havadadır; yağmurlu günlerden sonra zemin çamurlu olabilir, bu yüzden yürümeye uygun ayakkabı seçin.

Gezi için basit bir mantık yeterlidir. Tunca ile kanal arasındaki Hasbahçe'ye Kanuni Köprüsü üzerinden girmek, sarayın tasarlanan giriş düzenini deneyimlemenizi sağlar. Ardından Fatih Köprüsü'nün güneyindeki Adalet Kasrı'na bakabilir, kasrı dıştan inceleyebilirsiniz. Kum Meydanı alanında Cihannüma Kasrı kalıntılarını, Bab-üs Saade'yi ve saray mutfaklarını bulabilirsiniz; ancak çalışmaların sürdüğü yerlerde bölümlere yaklaşamayabilirsiniz. Alanda yön levhaları varsa onları izleyin; kalıntılar arasındaki mesafeleri önceden hesaplamak yerine, kendi temponuzla yürümeyi planlayın.

Ziyaret saatleri ve erişim koşulları değişebilir; güncel bilgiyi Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Edirne Belediyesi duyurularından kontrol edin. Sarayiçi bugün Kırkpınar alanıdır. Yazın alanın kullanımı değişebileceği için ziyaret tarihini duyurulara göre ayarlayın.

Kaynaklar

Komentarze

0/1000

Napisz pierwszy komentarz