
Tarihi & Kültürel YerlerKaleler & Saraylar
Edirne Sarayı (Sarayiçi)
Henüz puan yok
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap
Edirne Sarayı (Sarayiçi)
Edirne Merkez, Edirne
Mekan Hakkında
Edirne Sarayı, şehrin kuzeybatısında Tunca Nehri'nin iki kola ayrılarak çevrelediği Sarayiçi'nde, bir zamanlar Osmanlı sultanlarının en büyük saraylarından birinin yükseldiği alandır. Kaynaklarda Saray-ı Cedid-i Amire, yani Yeni Saray adıyla geçer; Tunca Sarayı ve Hünkar Bahçesi Sarayı adlarıyla da anılır. Vikipedi, yapının İstanbul'daki Topkapı Sarayı'ndan sonra Osmanlı'nın en büyük ikinci sarayı olduğunu belirtir. Kültür Portalı'na göre saray Tunca kıyısında 300 bin metrekareyi aşan bir alana yayılıyordu.
İnşaatına 1450'de II. Murad döneminde başlandı. Sultanın ölümüyle bir süre duran çalışmalar oğlu Fatih Sultan Mehmed zamanında sürdü ve saray 1475'te tamamlandı. Evliya Çelebi'ye dayanan anlatıya göre bu yer fetihten önce bir av sahasıydı ve I. Murad döneminden beri sultanların dinlenmek için geldiği bir köşe olarak biliniyordu. Nehrin oluşturduğu adacık doğal bir koruma sağladığı için saray yüksek savunma surlarına ihtiyaç duymadan kuruldu, çevresi yalnızca sade bir duvarla çevrildi.
Saray yüzyıllar boyunca her sultanın eklediği yapılarla büyüdü. Kültür Portalı, Kanuni Sultan Süleyman ve Mimar Sinan döneminin sarayın ikinci büyük yapılaşma evresi olduğunu yazar. Sinan, şehre getirdiği Taşlımüsellim suyunun bir kolunu saraya bağladı ve taşkınlara karşı açtığı yay biçimli bir kanalla saray alanını ikinci bir su yoluyla çevirdi. Nehir ile bu kanal arasında kalan bölümde sultanların özel bahçesi Hasbahçe oluştu. Kanuni, kanalın üzerine Fatih Köprüsü ekseninde bir köprü yaptırarak sarayın ana girişini yeniden belirledi.
Sarayın merkezinde Fatih'in yaptırdığı Cihannüma Kasrı, öbür adıyla Taht-ı Hümayun dururdu. Kasrın çevresinde Has Oda, saray kütüphanesi, Sancak-ı Şerif dairesi, Arz Odası ile sultan, valide sultan ve şehzade daireleri sıralanıyordu. Arz Odası'nın önünde Ak Ağalar Kapısı olarak da bilinen Babüssaade yer alıyordu. Turkish Archaeological News, sarayın en parlak döneminde 18 hamam dahil 72 yapıdan oluştuğunu aktarır. Saray özellikle IV. Mehmed döneminde canlı yıllar yaşadı; av tutkusuyla bilinen sultan zamanının büyük kısmını Edirne'de geçirdi. Arşiv belgeleri sarayda sünnet düğünleri, bayram şenlikleri, ok atma ve güreş yarışmaları düzenlendiğini gösterir.
III. Ahmed'in 1718'de İstanbul'a dönmesiyle saray uzun bir ihmal dönemine girdi. 18. yüzyılda kenti sarsan deprem ve yangınlar yapılara ağır zarar verdi. 1829'da Edirne'ye giren Rus ordusu saray alanını ordugah olarak kullandı ve bu sırada ahşap bölümler büyük ölçüde tahrip oldu. 19. yüzyılın başından beri cephanelik olarak kullanılan yapılar, 1877-1878 savaşında düşman eline geçmesin diye Babüssaade çevresinde biriktirilen cephanenin ateşlenmesiyle üç gün süren patlamalarda yıkıldı. Kalıntıların taşları daha sonra kentteki başka yapılarda kullanıldı.
Bugün alanda ayakta kalanlar arasında Cihannüma Kasrı'nın taş gövdesi, Babüssaade, saray mutfağı Matbah-ı Amire, Kum Kasrı Hamamı ve Adalet Kasrı bulunur. Adalet Kasrı, Kanuni'nin 1561'de Mimar Sinan'a yaptırdığı, kesme taştan, piramit külahlı, kare planlı bir kuledir ve büyük ölçüde sağlam olarak günümüze ulaşmıştır. En üst katının ortasında mermer bir selsebil bulunur. Matbah-ı Amire, kubbelerle örtülü üç bölümlü dikdörtgen bir yapıdır ve içinde tuğladan dört ocak vardır. Kum Kasrı Hamamı ise kaba yonu taş ile tuğlanın almaşık örgüsüyle Fatih döneminden kalan az sayıdaki yapıdan biridir.
Alandaki ilk bilimsel inceleme 1956'da yapıldı, kazılar 1999'dan sonra aralıklarla sürdü ve bu süreçte Babüssaade, Matbah-ı Amire ile Adalet Kasrı'nın restorasyonları tamamlandı. Kazı ve ihya çalışmaları bugün de devam ettiği için bazı bölümler ziyarete kapalı olabilir; gitmeden önce güncel durumu resmi kaynaklardan kontrol edin. Alanın kuzeyindeki Tavuk Ormanı, sarayın av sahası olarak kullanılmış bir koruluktur ve Kültür ve Turizm Bakanlığı broşürüne göre IV. Mehmed döneminden kalma bir av köşkünü barındırır. Sarayiçi'nde ayrıca Kırkpınar yağlı güreşlerinin yapıldığı er meydanı bulunur.
Saraya şehir tarafından Kanuni Köprüsü, kuzey koldan ise 1452 tarihli üç kemerli Fatih Köprüsü üzerinden ulaşılır. Selimiye çevresinden kuzeye, Tunca'ya doğru yürüyerek ya da kısa bir araç yolculuğuyla gelinebilir. Alan geniş ve açık olduğu için rahat ayakkabı ve yaz aylarında güneşe karşı önlem almak işinizi kolaylaştırır. Cihannüma Kasrı'nın yıkık gövdesi, çevresindeki çimenlik ve ağaçlarla birlikte en çok fotoğraflanan köşedir.
Konum - Edirne Sarayı (Sarayiçi)
Mekan Bilgisi
MekanEdirne Merkez, Edirne
TürTarihi & Kültürel Yerler
