Hipodrom'dan Atmeydanı'na, Sultanahmet Meydanı'nın Üç Çağı
Prisijunk, kad galėtum pažymėti ir įvertinti

Sultanahmet Meydanı'nda yürürken çoğu ziyaretçi çevredeki büyük yapılara bakar. Oysa meydanın kendisi de bir yapıdır. Bugün park ve yürüyüş yolları olarak gördüğünüz bu uzun alan, önce bir yarış pisti, sonra bir şenlik alanı, sonra da bir kent meydanı oldu. Bu yazı, o üç çağın izlerini meydanda nerede göreceğinizi anlatıyor. Ayasofya, Yerebatan ve Binbirdirek gibi yakın çevrenin başka yazılarda anlatılan duraklarına yalnızca değineceğiz.
Bir Yarış Pistinin İzinde, Hipodrom'un Kuruluşu
Bizans döneminde bu alan Hippodromos adıyla anılıyordu. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre meydan, araba yarışları yapılacak biçimde düzenlenmişti ve yapımına Roma İmparatoru Septimius Severus (193-211) döneminde başlandı. Spina üzerine imparatorluğun çeşitli yerlerinden getirilen anıtlar dikilmişti. TDV'ye göre bunların en ünlüleri Mısır'dan getirilen dikilitaş ile Delphoi'den getirilen Burmalı Sütun'dur. Hipodrom, şehrin buluşma ve eğlence merkeziydi ve araba yarışları halk için büyük bir etkinlikti. Zaman içinde bu büyük yapı yıprandı. Osmanlılar şehri aldığında alan boş değildi ama eski işlevini yitirmişti. TDV, İstanbul'un fethinden önce yapılan gravürlerin hipodromu güney ucu ile ortada sıralanan anıtlar dışında yıkıntı halinde gösterdiğini söyler. Bugün hipodromun yuvarlak güney ucundan söz edilir, ama bu bölüm gezinin merkezinde değildir. Asıl izler, meydanın ortasındaki üç anıtta ve İbrahim Paşa Sarayı'nın kemerli temellerinde saklıdır.
Meydanda Bugün Ne Görülür
Meydanın ortasında üç anıtı görürsünüz. Theodosius Dikilitaşı, TDV'ye göre Mısır'dan getirilmiştir. Yılanlı Sütun, yani Burmalı Sütun, Delphoi'dan getirilmiştir ve bugün yalnızca alt kısmı ayaktadır. Üçüncü anıt olan Örme Dikilitaş da aynı eksende yer alır. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın muze.gov.tr sayfası, hipodromun mutlaka görülmesi gereken eserleri olarak Alman Çeşmesi'ni, Theodosius Dikilitaşı'nı ve Spiral Sütun'u sayar. Alman Çeşmesi, TDV'ye göre 1901'de yapılmıştır ve meydana sonradan katılan yapılardandır. Meydanın doğusunda Sultanahmet Camii yer alır, 1617'de tamamlandığı TDV maddesinde geçer. Biz bu yazıda camiyi yalnızca meydanın doğu sınırını belirleyen ve silüeti çerçeveleyen yapı olarak anıyoruz. Anıtların çevresinde dolaşırken bir ayrıntıya dikkat edin. Meydanın seviyesi yüzyıllar içinde yükselmiştir ve eski hipodrom kademeleri bugün İbrahim Paşa Sarayı'nın altında kalmıştır. Fotoğraf çekmek için sabah erken saatler ışığı yumuşatır, anıtların taş yüzeylerindeki yazıları ve kabartmaları daha net gösterir. Alman Çeşmesi'nin kubbeli yapısı, dikilitaşla aynı karede iyi bir kompozisyon verir.
Atmeydanı Dönemi, Şenlikler, Cirit ve Düğünler
İstanbul'un fethinden sonra alan Atmeydanı adıyla at yarışlarının ve cirit oyunlarının yapıldığı bir yer olarak sürdü. TDV'ye göre saraya yakın olduğu için değeri arttı, çevresine önemli yapılar kondu ve bayram şenlikleriyle saray düğünleriyle şehir hayatının merkezi haline geldi. En ünlü düğünlerden biri, Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamı İbrahim Paşa'nın 1524'teki düğünüdür. TDV, bu düğünde at koşuları, güreşler, ip üstünde yürüme, yağlı direğe tırmanma ve soytarı oyunlarının yapıldığını, düğünün on beş gün on beş gece sürdüğünü anlatır. Kanuni'nin şehzadelerinin 1530'daki sünnet şenliği de meydanda kutlandı. TDV, 1582'deki şehzade Mehmed'in sünnet düğününü Osmanlı sarayının en görkemli düğünü olarak anar ve elli iki gün elli iki gece sürdüğünü yazar. Bu düğünde esnaf alayları dikkat çekicidir. Surname minyatürleri küçük tekerlekli dükkanlarda çalışan esnafı ve yürüyen bir hamamda müşterilerini yıkayan tellakları gösterir. Meydan günlük yaşamdan da ayrı değildi. TDV, 18. yüzyıl yazarlarına dayanarak burada bazı günler cirit yarışları yapıldığını, bazı günler ise at pazarı kurulduğunu belirtir. Cevdet Paşa'ya göre 1777'de Hindistan'dan gelen bir fil halka burada gösterilmiştir. Meydanın bu çok yönlü karakteri, bugünkü park ve yürüyüş yollarının arkasındaki kalabalığı hayal etmenize yardımcı olur.
İbrahim Paşa Sarayı, Meydanın Batısındaki Sivil Saray
Meydanın batısında İbrahim Paşa Sarayı yükselir. muze.gov.tr'ye göre bu sivil mimari örneği At Meydanı'nda eski hipodrom kademeleri üstünde durur. 1520'de Kanuni Sultan Süleyman tarafından tamir ettirilip damadı ve veziri İbrahim Paşa'ya armağan edilmiştir. Kaynaklar yapının tarihi konusunda biraz ayrışır. Aynı sayfa geçmişinin 16. yüzyıla dayandığını yazar, Valilik sayfası ise yapının 15. yüzyıl sonunda inşa edildiğini ve Kanuni döneminde tamir edilerek sadrazam sarayı olarak İbrahim Paşa'ya tahsis edildiğini belirtir. Bu yüzden 'kaynaklara göre 16. yüzyıl başında' demek daha doğrudur. Yapı kemerler üzerinde yükselir ve üç taraftan ortadaki terası çevreler. muze.gov.tr'ye göre müzenin ilk bölümüne bu terastan merdivenlerle ulaşılır. Aynı sayfa, burasının sultan sarayları dışında günümüze ulaşabilen tek özel saray olduğunu da vurgular. TDV, sarayın İbrahim Paşa'nın idamından sonra çeşitli kullanımlardan geçtiğini ve sonunda restore edilerek Türk ve İslam Eserleri Müzesi haline getirildiğini yazar. Müze, önce 1914'te Süleymaniye'deki imaret binasında Evkaf-ı İslamiye Müzesi adıyla açıldı, 1983'te bu saraya taşındı. muze.gov.tr müzenin 2012'de restorasyon geçirdiğini de belirtir. Meydandan bakarken kemerli taş yapının eski kademelerin üzerine oturduğunu fark etmek, burayı gezmenin en keyifli anlarından biridir.
Park, Sergi ve Düzenleme, Meydanın Modern Hali
19. yüzyılda alan Sultanahmet Meydanı adıyla anılmaya başladı. TDV'ye göre 1863'te ilk genel sergi burada açıldı. Abdülaziz döneminde Zaptiye Nazırı Hüsnü Paşa alanı park olarak düzenledi. 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında inşa edilen yapılar meydana bugünkü görünümünü verdi. Bunlardan biri İbrahim Paşa Sarayı'nın yanındaki Defter-i Hakani Nezareti'dir. Bir diğeri, güneydeki imaret ve darüşşifanın yerine yapılan Mekteb-i Sanayi'dir. TDV, bu okulun bir bölümüne yerleşen ticaret mektebinin bugün Marmara Üniversitesi rektörlük binası olarak kullanıldığını yazar. 1901'de yapılan Alman Çeşmesi de eski Atmeydanı'na yeni katılan yapılar arasındadır. Böylece meydanda üç ayrı katman yan yana durur. Bizans döneminden anıtlar, Osmanlı döneminden saray ve 19. yüzyıldan okul ve çeşme vardır. muze.gov.tr, meydandaki parkın lale zamanı rengarenk olduğunu söyler. Nisan'da gidecekseniz bu bilgiyi aklınızda tutun, anıtlarla çiçek yatakları aynı karede güzel görünür. Parkta yürürken banklarda oturup anıtlara farklı açılardan bakmak, meydanın uzunlamasına yapısını daha iyi kavratır.
Etnografya Salonlarında Eski İstanbul
İbrahim Paşa Sarayı'nın içine girdiğinizde Türk ve İslam Eserleri Müzesi sizi karşılar. Biz bu yazıda yalnızca bina, meydanla ilişki ve etnografya bölümü açısından bakıyoruz. muze.gov.tr'ye göre müze, ülkemizde Türk-İslam eserlerini topluca kapsayan ilk müzedir. Halı bölümünün alt katı, son birkaç yüzyılın Türk günlük yaşamının yansıtıldığı etnografya koleksiyonuna ayrılmıştır. İstanbul Valiliği'nin sayfasına göre Haziran ayında açılan etnografya bölümü 19. yüzyıl İstanbul'unu anlatan kalıcı bir sergidir ve mekan canlandırmaları içerir. Aynı sayfa bu bölümde 320 orijinal eserin ilk kez sergilendiğini söyler. Kahve, hamam, kadın giyimi, konak yaşamı, hattat, karagöz ve Kapalıçarşı gibi konular işlenir. Valilik, 'İstanbul Manzara-i Umumiyesi' yazılı ipek bir Hereke halısını ve Hidayet Gülen'in Karagöz koleksiyonunu görülmesi gerekenler arasında sayar. Etnografya bölümüne merdivenlerle inilir. Müzenin girişinde ise Hipodrom kalıntılarını görüp fotoğraf çekebileceğiniz bir alan bulunur. muze.gov.tr müzede sesli rehberlik hizmeti bulunduğunu da belirtir. Müzenin adresi At Meydanı Sokak'tır. Açılış saatleri, kapalı gün ve ücret bilgileri için muze.gov.tr sayfasını kontrol edin.
Yürüyüş Planı ve Yakın Çevre
Meydana tramvayla Sultanahmet durağından ulaşabilirsiniz. Yürüyüşe İbrahim Paşa Sarayı'nın girişindeki Hipodrom kalıntı alanından başlayın, çünkü eski zeminin izini en iyi orada görürsünüz. Ardından meydanın batı kenarı boyunca ilerleyerek sarayın kemerli cephesine bakın. Sonra meydanın ortasındaki anıtlara geçin ve sırayla Örme Dikilitaş'ı, Theodosius Dikilitaşı'nı ve Yılanlı Sütun'u inceleyin. Alman Çeşmesi'ni ayrı bir durak olarak ele alın ve kubbeli yapısını yakından görün. Park bölümünde oturup meydanın doğusundaki Sultanahmet Camii'nin silüetini kadraja alın. Çevrede Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı ve Binbirdirek Sarnıcı da vardır, ama bunlar kendi başlarına birer ziyaret konusudur. Meydan güneşli bir günde en iyi ışığı sabah ve akşamüstü verir. Nisan'da lale mevsimi, parkı en renkli haline getirir. Müze ve diğer yapıların açılış saatleri için muze.gov.tr sayfasına bakın. Yürüyüşü yarım gün olarak planlayın ve müzenin etnografya bölümü için ayrıca zaman ayırın. Meydan trafiğe kapalı geniş yürüyüş yollarına sahip olduğu için rahat yürünür, ama kalabalık saatlerde anıtların çevresinde durmak zor olabilir.
Kaynaklar
- Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, https://muze.gov.tr/muze-detay?SectionId=TIE01&DistId=TIE
- T.C. İstanbul Valiliği, İstanbul'un Müzeleri Türk ve İslam Eserleri Müzesi, https://istanbul.gov.tr/istanbulun-muzeleri-turk-ve-islam-eserleri-muzesi
- TDV İslam Ansiklopedisi, Atmeydanı, https://islamansiklopedisi.org.tr/atmeydani
- Vikipedi, Sultanahmet Meydanı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Sultanahmet_Meydan%C4%B1
- Wikipedia, Hippodrome of Constantinople, https://en.wikipedia.org/wiki/Hippodrome_of_Constantinople
Komentarai
Parašyk pirmą komentarą
