본문으로 건너뛰기
Radar Türkiye
앱에서 이벤트를 찾아보세요
열기
Radar Türkiye

Bitlis'in Kızıl Kesme Taşı

Radar TürkiyeRadar Türkiye6 Kasım 2026
아직 평가가 없습니다

좋아요와 평가를 하려면 로그인하세요

Bitlis'in Kızıl Kesme Taşı

Bitlis'e ilk kez gelen biri şehrin rengini hemen fark eder: yapılar, çarşı duvarları, medrese cepheleri ve kemerler aynı sıcak, kızıla çalan taşla örülmüştür. Bu taş burada yalnız malzeme değil, şehrin kimliğini taşıyan bir imzadır. Bitlis İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, ilin camilerinin yapı malzemesi olarak yöreye özgü kızıl kesme taşın kullanıldığını yazıyor; medreseler için de ilin ünlü kesme taşından söz ediyor. Bu yazı, o taşın Bitlis'te nasıl göründüğünü ve nerede, hangi yapıda daha iyi okunduğunu resmi kayıtlara dayanarak anlatıyor.

Kesme taş nedir

Kesme taş, ocaktan çıkarıldıktan sonra yüzleri düzeltilen ve belirli ölçülerde biçimlendirilen taştır. Yontulmamış moloz taşa göre daha düzgün sıralar verir, derzleri inceltir ve kemer ile tonoz gibi taşıyıcı biçimlerin kurulmasını kolaylaştırır. Bitlis'te kesme taşın kullanımı kale duvarından han yapısına, medreseden camiye kadar geniş bir yelpazede görülür. Aynı malzemenin farklı yapı türlerinde tekrarlanması, şehre bütünlüklü bir görünüm kazandırır. Yürürken bakacağınız ilk şey taşın rengi, ikincisi derzlerin düzeni olsun.

Kale kayanın üzerinde

Kültür Portalı'ndaki Bitlis Kalesi kaydı, kalenin iki derenin birleştiği yerde yalçın bir kaya bloğu üzerinde durduğunu yazıyor. Kayıtta kalenin çevresinin 2800 metre olduğu ve çepeçevre 670 mazgalla tahkim edildiği belirtiliyor. Kalenin sarp bir tepe üzerinde yapıldığı için çevresinde savunma hendeği bulunmadığı da aynı kayıtta geçiyor. Kuruluşu, kaynaklarda şehre adını veren Badlis'e dayandırılarak anlatılıyor; bu anlatı kaynaklara dayalı bir aktarımdır ve kesin bir tarih olarak okunmamalıdır. Kayıtta kale üzerinde bir han sarayı, evler, bir çarşı ve bir bedestenin bulunduğunun kaynaklarda geçtiği, bugün ise yalnız kalenin ayakta olduğu söyleniyor. Kalenin içine girilmez; kenti çevresinden ve tepelerden izlemek en doğrusudur. Şehrin içinden bakıldığında kale, kayanın doğal sertliğiyle insan eliyle örülmüş taşın birbirine karıştığı bir siluet çizer.

Ulu Camii'nin planı

Kültür Portalı envanteri, Ulu Camii'ni Gazibey mahallesinde, dikdörtgen planlı bir yapı olarak tanıtıyor. Kitabesine göre hicri 545, yani miladi 1150 tarihine uzanan bir yapım ya da yenileme kaydı bulunuyor. İl müdürlüğü ise camiin ne zaman yapıldığının bilinmediğini, kitabeye göre 1150'de onarıldığını yazıyor. İki kaynak arasındaki bu fark nedeniyle yapının on ikinci yüzyıla uzandığını söylemek, ama ilk yapım tarihini kesin vermemek doğru olur. Ana mekana kuzeydeki kapıdan girilir ve içerisi kıble duvarına paralel üç sahına ayrılır. Her sahın haçvari payelere oturan sivri kemerlerle beş bölüme bölünür. Mekan doğu-batı doğrultusunda tonozlarla örtülür; tonozlar, payeler üzerine oturan sivri kemerlerle desteklenir.

Taşın sade yüzü

Envanter kaydına göre mihrap yarım silindirik bir niş biçimindedir ve süslemesizdir. Bu sadelik, taşın kendi dokusunu öne çıkarır: süslemeyle dikkati dağıtan bir yüzey yerine, kemerlerin ve payelerin geometrisi görünür. İçeri girdiğinizde tonozların nasıl birbirini taşıdığını, payelerin kemerlere nasıl bağlandığını izleyin. İl müdürlüğü sayfası, caminin ibadet saatleri dışında sürekli ziyarete açık olduğunu yazıyor; ziyaretten önce güncel durumu yine de sorun. Cami bir ibadet mekanıdır; ayakkabıları çıkarın, uygun giyinin, içeride sessiz olun ve ibadet edenlerin fotoğrafını çekmeyin.

Minare ayrı bir kule gibi

Ulu Camii'nin dış görünüşündeki en dikkat çekici özellik, il müdürlüğüne göre minarenin camiden ayrı bir kule gibi yükselmesidir. Aynı sayfa kıble tarafında konik külahlı bir dış örtü bulunduğunu da söylüyor. Envanter kaydı minareyi daha ayrıntılı tarif ediyor: kare planlı yüksek bir kaide, köşeleri kesilerek geçilen sekizgen bir kuşak, burulmuş halat biçiminde işlenen bantlar ve zikzak hatlarla süslenen şerefe. Minare küçük bir kubbeyle kapatılıyor. Kitabe tarihleri konusunda iki kaynak ayrışıyor: il müdürlüğü kitabeden 1492 yılını okuyor, Kültür Portalı ise pabuç altındaki kapının üzerinde hicri 1062 tarihli bir inşa kitabesinden söz ediyor. Bu ikisi birbirini tamamlamıyor, çelişiyor; bu yüzden minare için tek bir yıl söylemek yerine kaynaklarda farklı tarihler geçtiğini bilmek yeterlidir. İl müdürlüğü ayrıca restorasyon sonrası minarenin asıl özelliğinden uzak, basit bir görünüme büründüğünü yazıyor.

Cami mimarisinde kızıl taş

İl müdürlüğü, yazılı kaynaklarda elliye yakın cami adı geçtiğini, bunların çoğunun kullanılamaz durumda olduğunu ve yapılan tamiratlarla mimari özelliklerini yitirdiğini belirtiyor. Bu yüzden mimari özelliğini koruyan örnekler daha da değerli. Gökmeydan Camii'nin kitabesinde 1801, minare kitabesinde 1924 tarihi geçiyor; minarenin geometrik motiflerle, minik rozetlerle ve kaval silmelerle süslendiği, kıbleye bakan dış yüzde özenli mimari süslemeler bulunduğu ve sivri kemerli anıtsal kapıları olduğu yazılıyor. Şerefiye Külliyesi ise kitabesine göre 1529'da IV. Şerefhan tarafından yaptırılmış; giriş kapısındaki süslemeleriyle dikkat çekiyor. Taşın rengi aynı kalırken yüzeylerin nasıl işlendiğini karşılaştırmak, Bitlis'te kesme taşın hem sade hem süslü kullanılabildiğini gösterir.

Medreselerde taş

İl müdürlüğü, ilin önemli medreselerinin başında İhlasiye, Nuhiye, Şerefiye ve Yusufiye medreselerini sayıyor. Bu medreselerin açık avlulu ve kapalı avlulu plan sistemlerinde yapıldığını, yapı malzemesinin Bitlis'in ünlü kesme taşı olduğunu yazıyor. Avlu planı, taşın ışıkla ilişkisini görmek için iyi bir sahnedir. Sabah ve öğleden sonra duvarların üzerine düşen ışık, taşın tonunu değiştirir. İhlasiye Medresesi'nin il merkezindeki Gökmeydan Mahallesi'nde olduğu ve Şerefname'deki bilgilere göre 1589'da V. Şerefhan tarafından yaptırıldığı belirtiliyor. Aynı sayfa yapının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edildiğini söylüyor. Yusufiye Medresesi için on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıl tarihi sanıldığı, sayfanın yazıldığı sırada restorasyon çalışmalarının sürdüğü bildiriliyor.

Taşın değişen yüzü

Resmi kayıtlar, taşın yalnız güzelliğini değil, yıpranmasını da anlatıyor. İl müdürlüğü, camilerin çoğunda yapılan tamiratların mimari özellikleri silikleştirdiğini, Ulu Camii'nin minaresinin ise restorasyondan sonra sade bir görünüme geldiğini belirtiyor. Bu, gezerken eski ile yeni onarımı ayırt etmeye çalışmanın değerini artırır. Yeni derz dolgusu ile eski dolgunun rengini, yeni taş ile yüzyıllık taşın yüzeyini karşılaştırın. Böyle bir bakış, restorasyonu eleştirmek için değil, yapının geçirdiği yolu anlamak içindir. Taşın kendi ömrü, yapıdan daha uzundur ve her onarım onun hikayesine bir satır ekler.

Van Gölü kıyısında iki cami

Bitlis'in taş geleneği il merkeziyle sınırlı değil. İl müdürlüğü sayfası Ahlat'taki İskender Paşa Camii'ni Osmanlı mimarisinin tipik bir örneği olarak anıyor ve kitabesine göre hicri 992, yani 1584 tarihini veriyor. Başka kaynaklarda farklı bir tarih de geçtiği için yapıyı on altıncı yüzyıla ait saymak yeterli olur. Adilcevaz'daki Tuğrul Bey (Zal Paşa) Camii göl kenarında, Adilcevaz-Ahlat yolu üzerinde duruyor; üzerinde on iki küçük kubbe bulunuyor ve on altıncı yüzyılda Zal Paşa tarafından yenilendiği tahmin ediliyor. Kubbeli bu yapılar, şehir merkezindeki tonozlu ve payeli düzenden farklı bir kütle sunar. Karşılaştırmak için Bitlis'ten Van Gölü kıyısına inen bir gün ayırmak yararlı olur.

Han yapılarında taş

Kesme taş yalnız şehir içinde değil, yol üzerinde de var. Kültür Portalı, Rahva mevkiindeki El-Aman Hanı'nın tamamının kesme taşla yapıldığını, örtü sisteminde tonozlarda taş ve tuğla kullanıldığını yazıyor. Han yaklaşık 90 metre uzunluğunda ve 70 metre genişliğinde ölçüleriyle anılıyor. Demek ki kesme taş burada yalnız ev ya da ibadet yapısının değil, büyük ölçekli yol yapılarının da malzemesidir. Bitlis'te taşı okumak, şehir ile geçiş yolları arasındaki bağı da okumak anlamına gelir.

Nasıl okunur

Bitlis'te taş yapıları gezerken şu sırayı izleyebilirsiniz. Önce kaleye uzaktan bakıp kayanın üzerindeki duvarın rengini ve çizgisini görün. Sonra Ulu Camii'nde dikdörtgen planı, payelerin sıralanışını ve tonoz düzenini inceleyin; dışarıda minarenin kare kaidesini, sekizgen kuşağını ve burulmuş halat bantlarını bulun. Ardından Gökmeydan Camii'nin kıble yönündeki dış yüzüne ve minare süslemelerine geçin. Medrese avlularında, açık ya da kapalı avlu düzenini ve taşın ışık altındaki rengini karşılaştırın. Her durakta aynı soruyu sorun: derzler düzgün mü, taş renk değiştiriyor mu, yüzey sade mi süslü mü?

Pratik notlar

Bitlis yüksekte bir şehir; hava kısa sürede değişebilir. Taşlı sokaklarda ve basamaklarda kaymaz ayakkabı giyin. Yağmurlu ya da karlı günlerde taş yüzeyler kayganlaşır, kale çevresinde ve eğimli sokaklarda dikkatli yürüyün. Camilere ibadet saatleri dışında gidin ve giriş koşullarını il kültür ve turizm müdürlüğünden teyit edin. Taşlara yazı yazmayın, duvarlara tırmanmayın; Bitlis'in kızıl taşı, yüzyıllardır duran bir mirastır ve ancak dikkatli ziyaretçilerle varlığını sürdürür. Fotoğraf için sabahın erken saatleri ve gün batımına yakın zaman, kızıl rengin en canlı göründüğü anlardır.

Kaynaklar

댓글

0/1000

첫 댓글을 남겨 보세요