Kilis'in Kent Hikayesi, Köyden Ticaret Kentine
Accedi per mettere mi piace e valutare

Kilis bugün Türkiye'nin küçük illerinden biri, ama kent olarak yolculuğu uzun. TDV İslam Ansiklopedisi'nin Kilis maddesine göre kent, aynı adı taşıyan bir ovanın kuzeybatı köşesinde, Kefiz Dağı eteğinde, deniz seviyesinden 650 metre yükseklikte yer alıyor. Aynı maddede şehrin çevresinde çok sayıda höyük bulunduğu ve bunun yörenin çok eski bir yerleşim alanı olduğunu gösterdiği yazılıyor. Bu yazı, Kilis'in bir köy görünümünden çıkıp ticaret ve üretim kentine dönüşmesini resmi ve akademik kaynaklarla izliyor. Hangi yıllarda kaç hane sayıldığını, hangi ailenin kentin çekirdeğini kurduğunu ve zeytinin kente ne kazandırdığını sırayla anlatıyoruz. Yazının dışında bıraktığımız konular da var: yapı sayımlarına dayalı inanç anlatıları, sınır ve savaş dönemleri bu yazıda yer almıyor. Odak, şehir tarihi ve ekonomi.
Bir ovanın kenarında eski yerleşim
Kültür Portalı'nın Kilis tarihçesi, bölgenin birçok kavme ev sahipliği yaptığını söylüyor ve Babil, Hitit, Huri-Mitanni, Arami, Asur, Pers, Makedonya, Roma, Bizans, Selçuklu, Memluk ve Osmanlı dönemlerini sayıyor. Kent merkezinin yaklaşık 5 kilometre güneydoğusundaki Oylum Höyük'te yürütülen kazılara göre yörenin tarihi Geç Kalkolitik Çağ'a, yani İsa'dan önce 3500-3000 yıllarına kadar iniyor. TDV maddesi, Asur çivi yazılı bir belgede geçen Kilizi adlı yerleşmenin bugünkü Kilis olabileceğini belirtiyor. Aynı madde buranın kuruluşundan bugüne aynı yerde varlığını sürdürdüğüne ihtimal verilmediğini de ekliyor. Eski Kilis'in yeri konusunda farklı görüşler var. Biri güneybatıdaki Tarzimehan mevkiini, biri kentin birkaç kilometre güneydoğusundaki bir bahçeyi işaret ediyor, üçüncüsü Oylum Höyük'ü gündeme getiriyor. Bu tartışma, kentin tarihinin kesin tek bir çizgiyle anlatılamayacağını hatırlatıyor.
Kültür Portalı, Memluk döneminde Anazarba, Azez, Kilis ve Ravanda kalelerinin onarıldığını ve bugünkü Kilis kent merkezinin bulunduğu yerin alışveriş ve ticaret merkezi yapıldığını yazıyor. Yani kentin ticaret kimliği Osmanlı'dan önce başlıyor. Osmanlı yönetimine geçiş de 1516'da oldu ve Kültür Portalı bunu Yavuz Sultan Selim'in bölgeyi Osmanlı topraklarına katması olarak kaydediyor. TDV maddesinin anlatısı ise o sırada Kilis'in henüz Azaz'a bağlı bir köy durumunda olduğu yönünde. Sonraki sayfalarda görüleceği gibi, asıl sıçrama bu tarihten sonra yaşandı.
Tahrir defterlerinde bir kasabanın doğuşu
Osmanlı tahrir defterleri, kentin büyümesini rakamla izlemeyi sağlıyor. TDV'ye göre 1519 tahririnde Kilis, kasaba özelliği gösteren altı mahalleli bir yerleşimdi. Defterde 314 hane ve yetmiş dört bekar kayıtlıydı ve nüfus yaklaşık 1500 civarındaydı. Aynı yıllarda kentin adı defterde Killiz biçiminde yazılmıştı. 1590 tarihli defter ise Kilis'i Halep'e bağlı, kendi adını taşıyan sancağın merkezi olarak gösteriyor. Beş mahallede 576 hane vardı ve toplam nüfus 3500'e ulaşmıştı. Yani yaklaşık yetmiş yılda nüfus iki kattan fazla artmıştı. Mahalle sayısının altıdan beşe düşmesi ise kayıtlardaki bir adlandırma ve birleşme meselesi olarak görünüyor. Maddede, 1590 defterindeki bir kayıtta Kilis'in daha önce köy olarak geçtiği yazılsa da 1519'da kentin köy değil kasaba olduğunu gösteren bir terimle kaydedildiği vurgulanıyor.
Canbolat ailesi ve kentin çekirdeği
TDV maddesi, Kilis'in belirgin gelişmesinin Kanuni Sultan Süleyman döneminde Canbolat ailesinin buraya yerleştirilmesiyle ve kentin bu aileye yurtluk ocaklık olarak verilmesiyle hızlandığını söylüyor. Ailenin reisi Canbolat Bey, kentte imar faaliyetine girişti. Maddede bu faaliyetin içinde iki kervansaray, üç hamam, bir bezzazistan ve iki pazar yeri sayılıyor. Bezzazistan, kumaş satılan kapalı çarşı demek. Yani kentin ticaret omurgası, han, çarşı ve hamam üçlüsüyle kuruldu. TDV bu eserlerin günümüzdeki Kilis şehrinin çekirdeğini oluşturduğunu söylüyor. Canbolat Bey'in ölümünden sonra oğlu Canbolatoğlu Hüseyin Paşa zamanında da şehir gelişmesini ve büyümesini sürdürdü.
Evliya Çelebi'nin gördüğü kent
Seyyah Evliya Çelebi, Kilis'i Halep eyaletinde bir sancak olarak anlatıyor. TDV'nin aktardığına göre kentin harap durumdaki kalesinden ve yüksek duvarlarla çevrili olmasından söz ediyor. Surların Celali isyanlarının korkusundan yapıldığını da yazıyor. Kültür Portalı'ndaki alıntıya göre şehrin dört tarafı kale gibi kerpiç duvarla çevrilmişti. Surlarda tedribe adı verilen sekiz kapı vardı ve kent beş mahalleden oluşuyordu. Evliya Çelebi 4660 ev saydığını yazıyor. Bu sayı, kentin 1590'daki 576 haneye göre kat kat büyümüş olduğunu gösteriyor, ama iki kaynak arasında kullanılan birimler farklı olduğu için doğrudan kıyaslamak doğru olmaz. TDV, surun kapıları arasında bazı evlerin dirsek şeklinde ileriye doğru yapıldığını ve bu çıkıntıların kule gibi savunmayı güçlendirdiğini de aktarıyor. Yani ev mimarisi, kentin savunma planının da parçasıydı.
On dokuzuncu yüzyılda kent
Kültür Portalı'na göre Kilis 1854'te kaza, 1863'te belediye oldu. TDV maddesi, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında Kilis'in Halep vilayetine bağlı bir kazanın merkezi olduğunu ve yaklaşık 20.000 nüfusa sahip bulunduğunu yazıyor. Vital Cuinet'e dayanan bilgiler ise ticaret hayatını ayrıntılı gösteriyor. Şehirde beş hamam, 740 dükkan, yedi han, on bir fırın, çeşitli kumaşlar üreten 120 atölye, on beş kahvehane, bir eczahane ve 4100 ev sayılıyor. Dükkan sayısı için Kamus-ı Alam'da 1454 rakamı geçiyor ve TDV bu farkı not ediyor. Dolayısıyla bu sayılar kesin değil, kaynağa göre değişen değerlendirmeler olarak okunmalı. TDV maddesi bunlardan, Kilis'in on dokuzuncu yüzyılın bitimine doğru önemli bir kültür, ticaret ve sanayi merkezi durumuna geldiğini çıkarıyor. Bu gelişmede şehrin Kuzey Suriye ile Anadolu'nun kuzeydoğu ve güneydoğu kesimlerini bağlayan önemli yol üzerinde bulunmasının rol oynadığı da belirtiliyor.
Zeytin ve sabunhane
Kentin ekonomisinde zeytin ve hububat başta geliyordu. TDV maddesi, yörenin en önemli ürünlerinden olan zeytin ve hububatı işleyen iki sabunhanenin, zeytinyağı mengenelerinin ve un fabrikalarının bulunduğunu yazıyor. Bu iki sabunhaneden günümüze kalan tek örnek, Kilis Valiliği'nin sayfasına göre Tarihi Sabunhane Binası. Halk arasında Kalaycılar Masmanası adıyla bilinen yapının, mimari özellikleri dikkate alındığında on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında, yaklaşık 1860-1880 arasında son şeklini aldığı değerlendiriliyor. Yapı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edildi ve 1 Ekim 2021'de müze olarak ziyarete açıldı; bugün Kilis Müzesi burada hizmet veriyor. Valilik sayfası yapıyı, kentin zeytin ve zeytinyağı üretimine dayalı köklü ekonomik geçmişinin somut bir tanığı olarak tanımlıyor.
Taş evler ve sokak dokusu
Kentin yapı dokusu, bu ticaret geçmişinin sivil yüzünü gösteriyor. Kültür Portalı, Salih Efendi Sokağı'nın Kilis'in tarihi sokak dokusunu günümüze en iyi yansıtan örneklerden biri olduğunu söylüyor. Sokağın adı, 1907'de Kilis'te belediye başkanlığı yapmış Muhlis Efendi'nin babası Müftü Salih Efendi'den geliyor. Sayfaya göre sokaktaki evlerin çoğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 2010 ve 2011 yıllarında yaptırdığı restorasyon ve sokak sağlıklaştırması sonrasında bugünkü görünümüne kavuştu. Valilik'in Tarihi Konaklar sayfası, Kilis'teki tüm evlerin avlulu olduğunu ve taş, kerpiç ve leften denen yerel yapı taşıyla yapıldığını anlatıyor. Bu evler zeytinyağı ve tahıl ticaretinin kente bıraktığı birikimle yapılmış olsa gerek, ancak kaynaklar bu bağlantıyı açıkça kurmadığı için bunu bir yorum olarak değil, bir okuma önerisi olarak bırakıyoruz. Yürüyüş ayrıntıları için ayrı gezi yazısına bakın.
Bugün Kilis'e nasıl bakmalı
Kilis'in kent hikayesi tek bir anıt üzerinden değil, birkaç katman üzerinden okunur. Birinci katman höyüklerdir: kentin çevresindeki eski yerleşim izleri. İkinci katman Memluk ve Osmanlı dönemi ticaret düzenidir: pazar, han, hamam ve bezzazistan. Üçüncü katman on dokuzuncu yüzyıl üretim kentidir: atölyeler, fırınlar, sabunhane ve zeytinyağı. Dördüncü katman ise bugün yürünebilen taş sokaklardır. Kent merkezinde bu katmanları aynı gün içinde görmek mümkün. Sokakları dıştan dolaşmak için özel bir izne gerek yok, ancak ziyaret edilebilecek yapıların koşulları resmi sayfalarda yazmadığı için gitmeden önce il kültür turizm müdürlüğünden kontrol edin. Fotoğraf için yumuşak ışığın taş duvarlara düştüğü sabah ve akşam saatleri uygundur, ama bu bir kaynak bilgisi değil, genel bir gezi önerisidir.
Son söz
Kilis, 1519'da yaklaşık 1500 kişilik altı mahalleli bir kasaba, 1590'da 3500 kişilik bir sancak merkezi, on dokuzuncu yüzyılın sonunda ise yaklaşık 20.000 kişilik bir ticaret kentiydi. Bu yükselişin altında bir ailenin imar çalışması, bir yol üzerinde bulunma avantajı ve zeytin ile hububata dayalı bir üretim düzeni var. Resmi kaynaklar bu hikayenin rakamlarını veriyor, yorumunu okura bırakıyor. Rakamların farklı kaynaklarda değişebildiğini unutmadan okumak, bu hikayeye en dürüst yaklaşım.
Kaynaklar
- TDV İslam Ansiklopedisi, Kilis maddesi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kilis
- Kültür Portalı, Kilis Tarihçe, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/kilis
- Kilis Valiliği, Kilis Müzesi ve Tarihi Sabunhane Binası, https://www.kilis.gov.tr/sabunhane
- Kilis Valiliği, Tarihi Konaklar, https://www.kilis.gov.tr/tarihi-konaklar
- Kültür Portalı, Salih Efendi Sokağı, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/kilis/gezilecekyer/salih-efendi-sokak
Commenti
Scrivi il primo commento
