
Köprülü Kanyon'dan Selge'nin Dağ Tiyatrosuna
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap
Köprüçay, Toros Dağları'ndan doğup Serik'in güneyinde Akdeniz'e dökülen bir nehir.
Gezi Hakkında
Köprüçay, Toros Dağları'ndan doğup Serik'in güneyinde Akdeniz'e dökülen bir nehir. Antik çağda Eurymedon adıyla anılan bu su, Bolasan köyü ile Beşkonak arasında kireçtaşını yararak 14 kilometre uzunluğunda, duvarları 100 metreyi aşan bir kanyon açmış; Kültür Portalı onu Türkiye'nin en uzun kanyonları arasında sayıyor. Kanyon ve çevresindeki dağlar 12 Aralık 1973'te milli park ilan edildi ve yaklaşık 36.600 hektarlık alan Köprülü Kanyon Milli Parkı adını aldı. Parkın adı, nehrin üstünde bin sekiz yüz yılı aşkın süredir ayakta duran taş köprüden geliyor. O köprüden geçen eski yol ise sizi dağın yukarısında, 1.250 metrede kurulmuş Selge antik kentine ve kentin kalıntılarıyla iç içe yaşayan Altınkaya köyüne çıkarıyor. Bu gezi aynı günün içinde üç şeyi birleştiriyor: kanyonun yeşil suyu, Roma yolunun taş köprüsü ve bulutlara yakın bir dağ tiyatrosu.
Oraya varmak
Park Manavgat ilçesinin sınırları içinde ve Kültür Portalı'na göre ilçe merkezinin 63 kilometre kuzeybatısında kalıyor. Antalya yönünden gelirken Antalya ile Manavgat arasındaki kara yolunu izleyin; Serik'i geçtikten yaklaşık 5 kilometre sonra solda tabelası bulunan sapaktan kuzeye dönün ve yaklaşık 37 kilometre nehir boyunca ilerleyin. Yol sizi parkın giriş kapısı sayılan Beşkonak'a getirir. Beşkonak'tan sonra yol kanyonun kıyısından tırmanır, Oluk Köprüsü'nden nehri geçer ve kıvrılarak Altınkaya'ya, yani Selge'ye ulaşır. Toplu taşımayla bu güzergahı tek günde bağlamak kolay değil; kendi aracınızla ya da günübirlik bir turla gitmek en pratik yol. Selge'ye çıkan yol dar ve virajlı, bu yüzden hava kararmadan dönüşe geçmeyi planlayın.
Kanyon ve suyu
Milli park Orta Toroslar'ın karstik kuşağında yer alıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü alanda 20 farklı kaya türünden oluşan jeolojik formasyon sayıyor; kanyon duvarlarını ağırlıkla Beydağları formasyonunun kireçtaşları oluşturuyor. Suyun yüzyıllar boyunca işlediği bu kayalar yer yer tuhaf biçimli kulelere ve oyuklara dönüşmüş; parkın önemli doğal değerleri arasında Adam Kayalar ve Tazı Kanyonu da sayılıyor. Köprüçay oksijence zengin bir su; bakanlığın kayıtlarında Türkiye'ye özgü kırmızı benekli alabalık da bu suyun sakinleri arasında.
Parkın asıl şaşırtıcı hazinesi ağaçlar. Kültür Portalı'na göre park içinde yaklaşık 400 hektarı kaplayan servi ormanı, bütün Akdeniz Bölgesi'nin en büyük doğal servi ormanı. Servilerin yanında sedir ve karaçam ormanları da parkın dokusunu oluşturuyor. Bakanlık alanda en az 574 bitki taksonu tespit edildiğini, bunların 118'inin endemik olduğunu bildiriyor. Yükselti 150 metreden 2.500 metreye kadar çıktığı için kısa bir yolculukta kıyı bitkilerinden dağ ormanına geçersiniz. Omurgalı hayvanlarda sayı 224 tür; yaban keçisi, Kültür Portalı'nın Anadolu'nun tek endemik kuşu olarak andığı Anadolu sıvacıkuşu ve kayalıklarda süzülen yırtıcı kuşlar bunların en bilinenleri.
Oluk Köprüsü ve Roma yolu
Beşkonak'ın yaklaşık 5 kilometre kuzeyinde, kanyonun iki kaya duvarı arasında Romalıların kurduğu tek kemerli taş köprü, suyun çok yukarısından geçer. Türkçede Oluk Köprüsü, yabancı kaynaklarda Eurymedon Köprüsü diye anılan yapı MS 2. yüzyıla tarihleniyor. Köprü yaklaşık 14 metre uzunluğunda ve 3,5 metre genişliğinde; kemer açıklığı 7 metre. Kemer taşları harç kullanılmadan, yalnızca birbirine dayanarak yerleştirilmiş; köprü çok iyi korunmuş durumda ve Selge'ye çıkan yol bugün de onun üstünden geçiyor. Köprü, Pamfilya kıyı ovasını Pisidya'nın dağlık iç kesimine bağlayan antik yolun bir parçasıydı. Aynı nehrin yaklaşık 42 kilometre aşağısında, Aspendos'ta da bir Roma köprüsü bulunuyor; iki köprü, Eurymedon'un antik çağda ne kadar işlek bir hat olduğunu gösteriyor.
Köprüye araçla geçmeden önce kıyıda durup aşağıya inin. Köprünün en güzel görünüşü nehir seviyesinden, kemerin iki kanyon duvarının arasında gökyüzüne asılı gibi durduğu açıdan. Parkta Kocaçay üzerinde ikinci bir tarihi taş köprü daha var: Büğrüm Köprüsü. Selge ile Pamfilya kentlerini birbirine bağlayan antik taş yolun parçaları da park içinde yer yer izlenebiliyor.
Selge'nin hikayesi
Selge, Toroslar'ın güney yamacında, antik Pisidya bölgesinin en güçlü dağ kentlerinden biriydi. Antik yazarlar kentin kökenini Lakedaimonlulara, yani Spartalılara bağlar; Strabon ayrıca daha önce Kalkhas'ın kurduğu bir yerleşimden söz eder. KÜRE Ansiklopedisi kentin kökenlerini MÖ 2. binyılın sonlarına kadar götürür ve Selge'nin sırasıyla Lidya, Pers ve Büyük İskender egemenliğine girdiğini yazar. İskender MÖ 333'te bölgeden geçtiğinde Selge ona elçi gönderdi; kent o sırada komşusu Termessos ile savaş halindeydi. MÖ 218'de Akhaios'un ordusu kenti kuşattı; Selge bir ihanetin ardından teslim olmak zorunda kaldı ve büyük bir tazminat ödedi.
Kentin gücü dağların arasındaki verimli topraklardan geliyordu. Kaynaklar zeytinyağı, şarap, kereste, storaks denen güzel kokulu reçine ve süsen kökünden yapılan merhemi Selge'nin ürünleri arasında sayar. Roma döneminde kent en parlak çağını yaşadı; Strabon nüfusun 20.000'e ulaştığını aktarır. Selge'nin bastığı sikkelerin ön yüzünde güreşçiler görülür ve bu tasvir Aspendos sikkeleriyle benzerlik gösterir. Bizans döneminde de kent önemini korudu; 5. yüzyılın tarihçisi Zosimos, Selge'nin bir Got birliğini geri püskürtecek kadar güçlü olduğunu yazar. KÜRE Ansiklopedisi'ne göre bölge 13. yüzyılda Türk egemenliğine girdi ve Selge adı zamanla Zerk'e dönüştü.
Tiyatro ve kentin kalıntıları
Selge'de gezmeye tiyatrodan başlayın. Kentin bugüne en iyi korunarak ulaşan yapısı o; MS 3. yüzyılda onarıldığı biliniyor. Oturma sıralarının üst kısmına çıktığınızda sahnenin ardında Toros dorukları açılır ve kentin neden bu kadar yükseğe, doğal bir kalenin içine kurulduğu kendiliğinden anlaşılır. Tiyatronun çevresinde ve yamaçlarda agora, stoa, gymnasion ve stadyumun izleri, bir bazilika ve Bizans dönemine ait başka yapıların kalıntıları, sütunlu cadde, hamam ve sarnıçlar yer alıyor. Kuzeydeki tepenin üstünde Zeus ve Artemis'e ayrılmış iki tapınağın temelleri duruyor. Akropol antik kaynaklarda Kesbedion adıyla geçiyor; kenti kuşatan kuleli surların ve bir su kemerinin parçaları da görülebiliyor. Kalıntıların çoğu kazılmamış halde, taş yığınları ve tarlaların arasında dağınık duruyor; bu yüzden gezerken hangi taşın hangi yapıya ait olduğunu anlamak için sabırlı olmanız gerekiyor.
Altınkaya, kentin içindeki köy
Selge'nin en çarpıcı yanı, antik kentin bir müze gibi çitle ayrılmamış olması. Bugünkü Altınkaya Mahallesi, eski adıyla Zerk, kalıntıların tam ortasında kurulu; evler, bahçeler ve ağıllar surların ve sütunların arasında yer alıyor. Anadolu Ajansı'nın haberine göre mahallenin Yörük sakinleri geçimlerini uzun süre hayvancılıktan sağladıktan sonra turizme yönelmiş ve kentin gönüllü rehberliğini, bekçiliğini üstlenmiş. Ziyaretçilere el emeği ürünler ve yöresel yiyecekler sunuyorlar. Doğa Koruma ve Milli Parklar da bölgede geleneksel tarım ve hayvancılığın yanı sıra kabak gövdeli yaylı bir çalgı olan kabak kemanenin yapımı ve kaşık oymacılığı gibi el sanatlarının sürdüğünü kaydediyor. Köyün içinden geçerken avlulara ve ekili tarlalara girmeyin, fotoğraf çekmeden önce izin isteyin.
Patikalar ve nehir
Park yürüyüş için çok elverişli. Bakanlık milli park içinde 26 yürüyüş rotası bulunduğunu bildiriyor. Kültür Rotaları Derneği'nin işaretlediği 500 kilometrelik St Paul Yolu'nun ikinci kolu da Beşkonak'tan başlıyor ve Roma yolları, patikalar ve orman yolları üzerinden kuzeye, Adada antik kentine kadar uzanıyor. Derneğin tanımına göre bu yürüyüş kanyonu güneyden kuzeye izliyor, yer yer Roma yolunun üstünden geçiyor ve Selge'ye de uğruyor; kentin kıyıyla bağlantısını ayaklarınızla hissetmenin en iyi yolu bu. Nehir ise parkın öbür yüzü. Köprüçay üzerinde rafting parkın en bilinen etkinliği; Kültür Portalı kano, kanyoning, yüzme ve kaya tırmanışını da parkta yapılabilecek etkinlikler arasında sayıyor. Rafting için yalnızca yetki belgesi bulunan kuruluşlarla ve can yeleğiyle suya girin; kaskı ve yeleği eksik bir teknede nehre çıkmayın.
Mevsim ve saat
Kültür Rotaları Derneği bölgede yürüyüş için en iyi dönemin ilkbahar ve sonbahar olduğunu, temmuz ve ağustosun sıcak geçtiğini belirtiyor. Selge 1.250 metrede kurulu; kıyıdaki sıcaklığa göre hazırlanmayın, yanınıza ince bir üst giysi alın. Sabah erken yola çıkarsanız günün ilk saatlerini tiyatroda, ikinci yarısını nehir kıyısında geçirebilirsiniz.
Pratik notlar
- Kültür Portalı'na göre milli parka giriş ücretsiz; yine de güncel ziyaret koşullarını milli parkın resmi sayfasından kontrol edin.
- Selge'de gölge az, yüzey taşlı ve engebeli; sağlam ayakkabı, şapka ve bol su şart.
- Kanyonun içinde ve dağ yolunda telefon çekimi zayıflayabilir; haritanızı önceden indirin.
- Milli park sınırları içinde ateş yakmayın, bitki toplamayın, çöpünüzü geri götürün.
Kaynaklar
- Kültür Portalı, Köprülü Kanyon Milli Parkı, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/antalya/gezilecekyer/koprulu-kanyon-milli-parki
- Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü, Milli Parklar, https://bolge6.tarimorman.gov.tr/Menu/17/Milli-Parklar
- Kültür Rotaları Derneği, St Paul Yolu, https://cultureroutesinturkey.com/st-paul-trail/
- Kültür Rotaları Derneği, St Paul Yolu rehbersiz yürüyüş programı, https://cultureroutesinturkey.com/st-paul-trail/self-guided-tours/
- KÜRE Ansiklopedi, Selge Antik Kenti, https://kureansiklopedi.com/tr/detay/selge-antik-kenti-403bc
- Anadolu Ajansı, Selge Antik Kenti'nin gönüllü rehberliğini yapan mahalle sakini Yörükler, https://www.aa.com.tr/tr/kultur/selge-antik-kentinin-gonullu-rehberligini-yapan-mahalle-sakini-yorukler-tarihi-degerlere-de-sahip-cikiyor-/3648928
- Vikipedi, Köprülü Kanyon Milli Parkı, https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%B6pr%C3%BCl%C3%BC_Kanyon_Mill%C3%AE_Park%C4%B1
- Vikipedi, Selge, https://tr.wikipedia.org/wiki/Selge
- Wikipedia, Selge, https://en.wikipedia.org/wiki/Selge
- Wikipedia, Eurymedon Bridge (Selge), https://en.wikipedia.org/wiki/Eurymedon_Bridge_(Selge)
- Wikipedia, Köprülü Canyon, https://en.wikipedia.org/wiki/K%C3%B6pr%C3%BCl%C3%BC_Canyon
