
Elmalı'da Külliye, Müze ve Avlan Gölü
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap
Antalya'nın kıyı şeridinden 110 kilometre kadar batıya, Toroslar'ın içine girince bambaşka bir Antalya başlar. Elmalı, Beydağları'nın batısında, deniz seviyesinden bin metreden yüksek bir plato üzerine kurulmuş bir yayla kasabasıdır; kuzeyinde 2.
Gezi Hakkında
Antalya'nın kıyı şeridinden 110 kilometre kadar batıya, Toroslar'ın içine girince bambaşka bir Antalya başlar. Elmalı, Beydağları'nın batısında, deniz seviyesinden bin metreden yüksek bir plato üzerine kurulmuş bir yayla kasabasıdır; kuzeyinde 2.503 metreye ulaşan Elmalı Dağı yükselir, güneyinde ise elma bahçeleriyle kaplı geniş bir ova uzanır. Kışı sert, yazı serindir; sahil ilçelerinden yazlıkçıların buraya kaçması boşuna değildir. İlçenin adı elmayla özdeştir, Türkiye elmasının yaklaşık yüzde on ikisi bu ovadan çıkar. Ama Elmalı'yı bir günlük geziye değer kılan şey yalnızca iklimi değil, kasabanın ortasında duran 17. yüzyıl başına ait bir külliye, eski hükümet konağında kurulmuş bir müze, ahşap cumbalı evlerin dizildiği sokaklar ve ovanın güneyindeki göl ile sedir ormanıdır.
Oraya varmak
Elmalı'ya Antalya kent merkezinden karayoluyla gidilir; Korkuteli üzerinden gelen yol ilçeye batıdan iner. Antalya Otogarı'ndan Elmalı yönüne otobüs ve minibüsler kalkar; özel araçla gelen, Antalya-Korkuteli yolunda Elmalı tabelalarını izler. Finike tarafından gelenler için Elmalı-Finike yolu vardır; bu yol Avlan Gölü'nün yanından geçer ve sedir ormanına giden sapaklar bu güzergah üzerindedir. Yol dağ geçitlerinden geçer; dönüşte karanlığa kalmamak için planı sabah erken başlatmak gerekir. Kasabanın gezilecek kısmı yürüyerek dolaşılır; göl ve orman içinse araç şarttır.
Ketencizade Ömer Paşa Külliyesi
Kasabanın tam ortasında, yamaca oturmuş kesme taştan bir cami ve karşısındaki medrese Elmalı'nın simgesidir. TDV İslam Ansiklopedisi'ndeki Semavi Eyice maddesine göre külliyeyi Manavgatlı Ketencizade Ömer Paşa yaptırmıştır; taçkapı üzerindeki altı satırlık kitabe 1019, yani 1610 tarihini verir. Evliya Çelebi ise kitabe tarihini 1016, yani 1607 olarak kaydetmiştir; iki kaynak arasındaki bu küçük fark bugün de çözülmüş değildir. Banisi kapı ağalığından çavuşbaşılığa, oradan beylerbeyliğe yükselmiş bir Osmanlı yöneticisidir; 1603-1604'te Diyarbekir valisi, 1623'te Trablusgarp beylerbeyi olarak anılır.
Yapıya mimari gözle bakmak gerekir. Cami kare planlıdır ve tek bir kurşun kaplı kubbeyle örtülüdür; kubbe dört kemere oturur, köşelerde tromplarla geçiş sağlanır. Üç cephede kare kesitli üçer payanda vardır; alt sırada dörder, üst sırada ikişer pencere cepheleri düzenler. Son cemaat yeri klasik başlıklı mermer sütunlara oturan bir revakla örtülüdür; büyük sivri kemerli taçkapı bu revağın ortasındadır. Pencere alınlıklarındaki çiniler İznik fırınlarının son ürünleri sayılır; bir panoda İznikli Resmi Mustafa'nın imzası okunur. Mihrap mermerdir, minberin korkuluğunda rozet kabartmaları vardır ve iç mekan ile kubbe kalem işi nakışlarla kaplıdır. Minare beş köşeli bir kürsü üzerinde yükselir, her yüzü kaş kemerli panolara bölünmüştür; şerefesi mukarnaslıdır ve Evliya Çelebi'nin övdüğü ilk biçimini korur. Eyice'ye göre cami 1938'de ibadete açılmış, 1968'de onarılmıştır.
Caminin karşısındaki medrese U planlıdır; on üç eşit hücre sivri kemerli bir revağın gerisine dizilir ve yapı bugün kütüphane olarak kullanılır. Cami yamaca oturduğu için kaldırımdan bakınca avlu ve medrese çatısı aşağıda kalır; en iyi fotoğraf açısı caddeden değil, avluya inip revak altından kubbeye bakmaktır. Kasabada Evliya Çelebi'nin andığı Bey Hamamı da vardır; Eyice bu hamamın külliyeye ait olduğuna dair kesin bilgi bulunmadığını not eder. Cami ibadete açık bir yapıdır; namaz vakitlerinin dışında ziyaret edin, içeride sessiz kalın ve fotoğraf için izin isteyin.
Elmalı Müzesi
Külliyenin yakınında, Hükümet Caddesi üzerindeki eski hükümet konağı 2011'den beri Elmalı Müzesi'dir. İki katlı, merkezi planlı bina on bir teşhir salonuna bölünmüş; üçü zemin katta, sekizi üst kattadır ve arka bahçe açık hava galerisi gibi düzenlenmiştir. Zemin katın ilk salonunda Bağbaşı'nın geç Kalkolitik buluntuları ile Karataş-Semahöyük'ün İlk Tunç Çağı eserleri sekiz vitrinde sergilenir. Müzenin en çarpıcı köşesi üçüncü salondur: Semahöyük mezarlığından çıkarılan üç küp mezar, bulundukları konumda, iskeletleri ve mezar eşyalarıyla birlikte sergilenir. Küpün içine çömelmiş bir cesedin binlerce yıl önceki gömü geleneğini anlatışı, hiçbir vitrindeki etiketin yapamayacağı bir şeydir.
Üst katta Hacımusalar Höyük ve Karaçakır kazılarının eserleri, Karaburun, Kızılbel ve Bayındır tümülüslerinin buluntuları yer alır. Üçüncü salon sikkeye ayrılmıştır; Likya kent sikkeleri ile Roma imparatorluk sikkeleri burada görülür. Beşinci salon ise "Yüzyılın Definesi" diye anılan Elmalı Sikkeleri'nin hikayesini anlatır. 1984'te Bayındır köyünde kaçak kazıyla bulunan yaklaşık 1.900 gümüş sikke yurt dışına kaçırılmış, uzun bir hukuk mücadelesinin ardından 1990'ların sonunda Türkiye'ye dönmüştür; definedeki 14 dekadrahmi, o güne kadar dünyada bilinen dekadrahmi sayısını iki katına çıkarmıştı. Burada bilinmesi gereken şey şudur: kaynaklara göre definenin aslı Antalya Müzesi'nde korunur, Elmalı Müzesi'nde ise imitasyon örnekler ve bulunuş hikayesi sergilenir. Arka bahçede Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait mezar stelleri, sütun parçaları ve mimari elemanlar dizilidir; bir köşede yörenin geleneksel arıcılığını anlatan bir arı sereni durur. Müzenin kapalı günlerini ve açılış saatlerini, mevsime göre değiştiği için, resmi sitesinden kontrol edin.
Tarihi sokaklar ve ahşap evler
Müzeden çıkınca caddeleri değil, yokuş yukarı tırmanan dar sokakları seçin. Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün yayınına göre Elmalı'nın eski çarşıları, arastaları ve dar sokakları Anadolu kasaba dokusunu olduğu gibi korur; çift cumbalı ahşap Elmalı evleri yayında Safranbolu evleriyle kıyaslanır. Bu evlerin ahşabında yörenin sediri bolca kullanılmıştır; süslemelerde stilize ağaçlar, çiçek motifleri ve altı köşeli yıldızlar görülür. Aynı kaynak en görkemli örneklerin Tahtamescit Mahallesi'ndeki Aylar Sokağı'nda olduğunu söyler ve restorasyon çalışmalarının sürdüğünü ekler. Külliyenin çevresindeki İplik Pazarı Mahallesi de eski evlerin yoğun olduğu kesimdir.
Yürürken dikkat edin: kasaba yamaca kurulduğu için sokaklar dik iner, taş duvarların üstünde beyaz badanalı cumbalar öne taşar ve sokağın sonunda hep ova ile dağ görünür. Sabah ışığı doğudan vurduğu için cumbalı cepheler öğleden önce daha iyi fotoğraflanır. Evlerin çoğu hala yaşanan evlerdir; bahçe kapılarından içeri bakmamak, sakinleri rahatsız etmemek gerekir. Kasabanın geçmişi de bu sokaklarda okunur: Elmalı Osmanlı'nın ilk yıllarında Teke sancağının merkeziydi, sancak beyleri yazları buraya çıkardı ve 19. yüzyıl sonunda kasabada yirmi cami, beş hamam ve beş yüzü aşkın dükkan sayılıyordu. 1940'taki büyük yangından sonra kasaba yeniden kurulmuştur; bugün ayakta kalan ahşap doku o yangından kurtulan ya da sonradan onarılan mahallelerdir.
Avlan Gölü
Kasabadan güneye, Finike yoluna çıkın. Elmalı Ovası'nın güney ucunda, deniz seviyesinden 1.030 metre yükseklikte karstik bir göl olan Avlan, doğal halinde 850 hektar kadar bir alan kaplar. Gölün yakın tarihi temkinle anlatılmalıdır, çünkü kaynaklar tarihlerde ayrışır: Vikipedi'ye göre 1970'te alınan kararla göl 1975-80 arasında açılan bir kanalla boşaltılıp tarım arazisine dönüştürülmüş; 2022 tarihli bir haber ise kurutmayı 1977-78'e, suyun geri gelişini 1997-98'e yerleştirir. Üzerinde birleşilen nokta şudur: kurutmanın ardından yöre ikliminin kuraklaştığı, su kuşlarının azaldığı gözlendi ve yöre halkının talebiyle 2000'lerin başında göle yeniden su verildi; gölün ortasından geçen karayolu 2012'de doğu kenarına alındı. Son yıllarda kurak geçen yazlarda göl yeniden çekilmekte, yağışlı kışlarda yeniden dolmaktadır; yani karşınızda bulacağınız manzara mevsime ve yıla göre değişir. Kış ve ilkbahar başı en dolu zamandır; kıyıda yürüyüş ve kuş gözlemi dışında bir tesis beklemeyin.
Çığlıkara sedir ormanı
Gölün güneyinde yükselen dağlar Türkiye'nin en önemli sedir ormanlarından birini taşır. Çığlıkara, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın listesine göre 5 Temmuz 1991'de tabiatı koruma alanı ilan edilmiştir; ülkedeki otuz iki tabiatı koruma alanından biridir ve Antalya'daki 6. Bölge Müdürlüğü'ne bağlıdır. Alan yaklaşık 15.900 hektardır ve ağırlıklı olarak Lübnan sedirinden oluşur; dört yüze yakın bitki türü barındırır, bunların bir kısmı endemiktir. Ormanda anıt ağaç olarak tescilli yaşlı sedirler vardır; en bilineni Koca Katran adıyla anılan, 1995'te tescil edildiğinde yaklaşık iki bin yaşında olduğu hesaplanan, 25 metre boyunda ve 8 metreyi aşan gövde çevresine sahip ağaçtır. Orman 1.850 metre civarındaki bir platoda yayılır; 1970'lerde Kızılcahamam'dan getirilip ormana yerleştirilen kırmızı orman karıncalarının yuvalarına yol kenarlarında rastlarsınız, dokunmayın.
İl Kültür Müdürlüğü yayını, sedir ormanına ve Elmalı Sedir Araştırma Ormanı'na giden yolun Elmalı-Finike karayolunun yirminci kilometresinde, Avlan Gölü'nün kuzeyinde ayrıldığını yazar; aynı yol Beydağları'nın en yüksek zirvesi olan 3.080 metrelik Kızlar Sivrisi'ne tırmananların başlangıç noktasıdır. Orman yolu kar aylarında kapanabilir; burası bir tabiatı koruma alanıdır, alanın kurallarına uyun ve işaretli yoldan ayrılmayın.
Gün planı ve mevsim
En akılcı sıra sabah kasaba, öğleden sonra göl ve ormandır. Külliyeyi sabah erken, kasaba uyanırken görün; müze açılınca içeri girin ve bir saat ayırın; öğleye doğru sokaklara çıkın ve pazarın kurulduğu güne denk geldiyseniz çarşıdaki peynir, tarhana ve dokuma tezgahlarına bakın. Öğleden sonra araçla Finike yoluna inip gölün kıyısında durun, ardından orman yoluna sapın ve gün batmadan asfalta dönün. Elmalı için en iyi mevsim mayıs sonu ile haziran ve eylül ile ekim başıdır; ovada elma hasadı ekimde yapılır, o günlerde yol kenarları kasalarla dolar. Temmuz ve ağustosta sahilden belirgin biçimde serin olan kasaba, eylülün ilk haftasında yüzyıllardır düzenlenen Yeşilyayla yağlı güreşleriyle dolup taşar; o hafta konaklama bulmak zordur. Kışın plato karlıdır ve orman yolu kapanabilir.
Pratik notlar
Rakım bin metrenin üstündedir; yazın bile akşam serinliği için bir kat fazla giysi alın. Göl ve orman tarafında hiçbir hizmet yoktur; suyu ve yiyeceği kasabadan alın. Müzenin kapalı olduğu günlerde sokaklar ve külliye yine gezilir. Sedir ormanında telefon çekmeyebilir; dönüş saatini araçta kalanlara bırakmayın, hep birlikte yürüyün. Elmalı'dan Finike'ye inen yol gezinin devamı olabilir; aynı gün kıyıya inip denize girmek, Antalya'nın bu yayladan bakınca ne kadar dikey bir il olduğunu anlamanın en kısa yoludur.
Kaynaklar
- TDV İslam Ansiklopedisi, Ömer Paşa Külliyesi (Semavi Eyice), https://islamansiklopedisi.org.tr/omer-pasa-kulliyesi
- Kültür Portalı, Elmalı Müzesi, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/antalya/gezilecekyer/elmali-muzesi
- Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Dünden Bugüne Antalya, Elmalı bölümü, https://antalya.ktb.gov.tr/Eklenti/8684,66-dundenbuguneantalya-1cilt-elmalipdf.pdf
- Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar, Tabiat Koruma Alanları, https://www.tarimorman.gov.tr/DKMP/Menu/30/Tabiat-Koruma-Alanlari
- Vikipedi, Avlan Gölü, https://tr.wikipedia.org/wiki/Avlan_Gölü
- Wikipedia, Çığlıkara Nature Reserve, https://en.wikipedia.org/wiki/Çığlıkara_Nature_Reserve
- Wikipedia, Koca Katran, https://en.wikipedia.org/wiki/Koca_Katran
- Wikipedia, Elmalı, https://en.wikipedia.org/wiki/Elmalı
- DHA, Tamamen kuruyan Avlan Gölü'nde su sevinci (08.02.2022), https://www.dha.com.tr/foto-galeri/tamamen-kuruyan-avlan-golunde-su-sevinci-2020811
