Domuztepe ve Halaf Dünyası
Kirjaudu sisään tykätäksesi ja arvioidaksesi

Maraş ovasında, Kahramanmaraş ile Gaziantep arasında, bugün tarım arazilerinin ortasında yükselen bir höyük vardır. Yüzeyden bakıldığında alçak bir tepeden fazlasını söylemez. Oysa kazı yayınları, altı bin yıldan eski bir köyün, daha doğrusu geniş bir yerleşmenin, boyalı kapları, mühürleri ve çok uzaklardan gelen taşlarıyla burada yaşadığını anlatır. Domuztepe adlı bu höyük, Halaf dönemi denen kültürel çevrenin Anadolu'daki kuzeybatı ucunda durur. Bu yazı, mekan metnindeki genel tanımı tekrar etmek yerine, kazı yayınlarının bu yerleşme hakkında ne söylediğini ve Halaf dünyasının nasıl bir ağ olduğunu açıyor.
Bir yerleşmenin konumu ve ölçeği
Internet Archaeology dergisindeki makale, höyüğü Gaziantep ile Kahramanmaraş kentleri arasında, Toroslar ile Amanos dağları arasındaki Maraş ovasında gösterir. Aynı kaynak yerleşmenin yaklaşık 20 hektar olduğunu yazar. Open Context kazı projesi özeti de 20 hektarlık bir alandan söz eder. Yerleşmenin tarihi için kaynaklar MÖ 6. binyılı işaret eder; Internet Archaeology yaklaşık MÖ 6000 ile 5500 arasını, Pazarcık Belediyesi de aynı aralığı verir. Kaynaklara göre bu rakamlar yaklaşık değerlerdir ve çalışma ilerledikçe ayrıntılanabilir.
Pazarcık Belediyesi höyüğü Kelibişler ve Emirler köyleri arasında gösterir; harita kayıtlarında ise Emiroğlu yakınında görünür. Bu yüzden konumu tarif ederken tek bir köy adına bağlanmamak daha doğrudur. Aynı adı taşıyan başka bir Domuztepe de var, ancak o başka bir ilde yer alır ve burada anlatılan yerleşmeyle ilgisi yoktur.
Kazının kısa tarihi
Höyük, Internet Archaeology makalesine göre 1994'te keşfedilmiştir. 1995 ile 2006 arasında Manchester Üniversitesi ve Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles'tan ortak bir ekip, Stuart Campbell ve Elizabeth Carter'ın yönetiminde burada kazı yapmıştır. 2008'den itibaren çalışmaları Manchester Üniversitesi ile British Museum sürdürmüştür. Open Context'teki proje özeti de ortak kazıların 1995'ten beri yürütüldüğünü belirtir. Bu uzun süre, yerleşmenin yalnızca bir iki sezonluk bir keşif değil, yıllara yayılan bir araştırma konusu olduğunu gösterir.
Buluntular nerede tutuluyor sorusunun yanıtı da yayında yazılıdır. Open Context, veri yayınındaki örneklerin Kahramanmaraş Müzesi'nde saklandığını, küçük bir bölümünün ise UCLA'daki Cotsen Arkeoloji Enstitüsü'nde ve Manchester Üniversitesi'nde bulunduğunu bildirir. Internet Archaeology makalesi de bazı nesnelerin Kahramanmaraş Müzesi'nde olduğunu ve bunların yurt dışına çıkarılıp tahrip edici analizlere sokulamayacağını söyler. Müze, resmi sayfasında şu anda kapalı görünüyor; bu nedenle burada bir ziyaret önerisi yapmıyoruz, yalnızca buluntuların nerede saklandığını aktarıyoruz.
Halaf dünyası ne demek
Internet Archaeology makalesi Domuztepe'yi, Halaf kültürel etkisinin Bereketli Hilal'in kuzeyine yayıldığı bir döneme yerleştirir. Aynı metin, bu çevrede yerleşmeler arasındaki temasın, hem malzeme hem fikir düzeyinde güçlü olması gerektiğini belirtir. Halaf bir devlet ya da tek bir merkezden yönetilen bir yapı olarak tarif edilmez; benzer boyalı seramiği ve benzer nesneleri paylaşan, birbiriyle ilişkili yerleşmelerin geniş bir ağı olarak düşünülür. Domuztepe bu ağın kuzeybatı kenarında bulunur.
Open Context özeti de benzer bir çerçeve çizer: yerleşme, geleneksel Halaf bölgesinin kuzeybatı kenarında yer alır ve uzun mesafeli değişimin odaklarından biri gibi görünür. Özet, bu yerleşmenin toplumsal örgütlenmesi ve çevresiyle ilişkisi hakkında yeni ayrıntılar sunduğunu da ekler. Böylece höyük, yalnızca tek tek buluntuların değil, bir toplumun nasıl çalıştığına dair soruların da konusudur.
Boyalı kaplar, mühürler ve figürinler
Kazılardan çıkan zengin maddi kültürü Internet Archaeology makalesi kısaca sayar. Karmaşık mimari ve diğer öğelerin yanında, yüksek oranda boyalı seramik, hayvan ve insan figürinleri, kazıma damga mühürler, mühür baskıları, ustalıkla yapılmış bir dizi taş kase, öğütme taşları, kemik aletler ve çakmaktaşı ile obsidiyenden oluşan geniş bir yontmataş topluluğu öne çıkar. Makale boyalı seramiğin yaygın benzerlikler gösterdiğini de ekler. Pazarcık Belediyesi de kazılarda MÖ 6000-5500 yıllarına ait damga mühürler, seramik kaplar, figürinler ve dönemin yerleşim izlerinin ortaya çıktığını yazar.
Open Context özeti bu listeye önemli bir gözlem ekler. Damga mühürler olağandışı sıklıkta bulunmaktadır ve seramik zaman içinde değişen dış ilişkilere işaret edecek karmaşık biçimde kullanılmış görünmektedir. Statü ifade eden nesnelerin üretildiğine ve işlendiğine dair kanıtlar da vardır. Özet ayrıca ekonomik yoğunlaşmaya, özellikle hayvanlardan elde edilen ikincil ürünlerin olası kullanımına dair işaretlerden söz eder. Bu ifadelerin temkinli bir dille yazıldığını, yani yorumların kesinleşmiş değil, kanıtlara dayalı öneriler olduğunu not etmek gerekir.
Obsidiyen, uzak dağlardan gelen taş
Domuztepe'nin en çok konuşulan konularından biri obsidiyendir. Internet Archaeology'nin ilgili makalesine göre yerleşmede 10 binden fazla obsidiyen eser ele geçmiştir. Obsidiyen, yontmataş eserlerin yaklaşık yüzde 18 ile 20'sini oluşturur, ancak bu oran bağlamdan bağlama belirgin biçimde değişir. Makale, bölgede çakmaktaşının bol bulunduğunu da vurgular. Yani obsidiyen bir zorunluluk değildi; yine de yerleşmenin hemen her bağlamında vardır ve yalnızca alet yapımında değil, takı, ayna ve kap yapımında da kullanılmıştır.
Kaynak tayini için yapılan ilk jeokimyasal analizde 54 parça incelenmiş ve obsidiyenin sekiz farklı kaynaktan geldiği anlaşılmıştır. Makale bu sonucu, o dönemin kültürel çevresindeki geniş temasların bir örneği olarak yorumlar. Aynı zamanda önemli bir sınırlama da belirtir: bu analiz, her kaynağın bütün içindeki payını ve obsidiyenin doğrudan mı yoksa değişimle mi geldiğini göstermez. Hammaddenin ham blok, yarı hazır çekirdek ya da bitmiş nesne olarak mı ulaştığı da her zaman bilinmez.
Renge bakarak kaynağı anlamak
Makalenin ilginç bir yönü, yöntemidir. Binlerce parçayı hepsini yurt dışına göndererek analiz etmek mümkün olmadığından, araştırmacılar önce obsidiyeni renk, saydamlık, kapanımlar ve akış bantlaşması gibi görsel özelliklere göre gruplamıştır. Ana renk grupları yeşil, kahverengiler, opak siyah, kırmızı kenarlı siyah, maun ya da kırmızımsı kahverengi ve çeşitli yarı saydam grilerdir. Her ana gruptan 36 örnek jeokimyasal olarak analiz edilmiş, sonra 18 örnek kör testle kaynaklarına atanmıştır.
Sonuçlar, rengin kaynakla anlamlı bir ilişkisi olduğunu göstermiştir. Yeşil obsidiyenin tamamı Bingöl ve Nemrut Dağı kaynaklarına aittir. Kahverengi ve kırmızı kenarlı siyah gruplar Bingöl kaynaklarıyla eşleşmiştir; yarı saydam gri gruplar ise Göllüdağ doğu kaynağıyla ilişkilendirilmiştir. Makale, bu yaklaşımla obsidiyenin yaklaşık yüzde 75'i için yaklaşık yüzde 85 doğrulukla bir kaynak belirtilebileceğini öngörür. Bu, mükemmel bir veri değildir; ama sonraki analizlerde kabul edilebilecek bir belirsizlik düzeyidir. Genel tablo da şudur: obsidiyenin büyük kısmı yerleşmenin çok doğusundaki kaynaklardan, önemli bir azınlığı ise Kapadokya kaynaklarından gelmiştir.
Boncuk atölyesi ve yerel üretim
Obsidiyenin yalnızca alet olmadığını gösteren ayrıntılar makalede yer alır. Kolye uçları ve boncuklar arasında bitmemiş formlar vardır; örneğin delinirken kırılmış bir boncuk. 2005'te ise yarı saydam kahverengi ve gri obsidiyen boncuk ön biçimleri ve ilgili atık içeren bir boncuk yapım atölyesi ortaya çıkarılmıştır. Bu bulgu, takı ve parlatılmış nesnelerin en azından bir kısmının yerleşmenin içinde yapıldığına dair kanıt sayılır. Aynı makale, bazı ince cidarlı kapların yanında biraz daha kalın ve daha az özenli iki kap biçiminin yerel üretim olabileceğini düşündürür.
Makale, yeşil obsidiyenin gri olana göre daha dikkatli kullanıldığını da çekirdek ve bıçak oranından çıkarır. Yeşil bıçakların taban tarafları tümüyle taşlanmışken, gri, kahverengi ve siyah bıçakların yalnızca kısmen taşlandığı belirtilir. Yarı saydam gri ve kahverengi obsidiyen takı ve kaplar için tercih edilmiştir. Kullanım, yerleşmenin yaklaşık 500 yıllık yaşamı boyunca değişmiştir; batı kaynaklı obsidiyen sonraki evrelerde biraz daha yaygınlaşmış, ancak doğu kaynakları baskın kalmıştır.
Höyüğün sonraki yüzyılları
Domuztepe yalnızca Halaf dönemine ait değildir. Open Context özeti, alanda Roma ve ortaçağ yerleşmesinin kanıtlarının, MS 9-10. yüzyıllara tarihlenen bir mezarlığın ve kalın harçlı duvarları olan erken ortaçağ bir yapının bulunduğunu yazar. Yani höyük, binlerce yıl boyunca insanların dönüp yeniden kullandığı bir yer olmuştur.
Bugün nasıl yaklaşılır
Domuztepe bir kazı alanıdır; ziyaret saati, giriş koşulu ya da kazı sezonu resmi sayfalarda yazılı değildir. Ziyaret koşulları için Kahramanmaraş İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne ve Pazarcık Belediyesi'ne danışmanız gerekir. Alana gitmeden önce yayınları okumak, höyüğü bir manzaradan çok bir araştırma konusu olarak görmenizi sağlar. Tarım arazisi içinde yer aldığı için kazı ekibinin ve çiftçilerin çalışma alanına saygı göstermek, izin almadan girmemek ve höyükten hiçbir nesne toplamamak temel kuraldır.
Bu yazının kapağı, Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi'ndeki Domuztepe buluntularının sergilendiği salonu gösteren bir fotoğraftır. Müze şu anda kapalı olduğundan, fotoğraf yalnızca buluntuların nerede saklandığını hatırlatmak içindir. Güncel durum için müzenin resmi sayfasına bakın.
Kaynaklar
- Healey ve Campbell, Domuztepe, Internet Archaeology 26, https://intarch.ac.uk/journal/issue26/20/2.html
- Healey ve Campbell, The Obsidian from Domuztepe, Internet Archaeology 26, https://intarch.ac.uk/journal/issue26/20/3.html
- Open Context, Domuztepe Excavations, https://opencontext.org/projects/e6fb0f7c-6f69-6ca8-683b-8c6d5e98a099
- Pazarcık Belediyesi, Domuztepe Höyüğü, https://www.pazarcik.bel.tr/kent-rehberi/tarihi-yerler/domuztepe-hoyugu
- Vikipedi, Domuztepe Höyüğü (Kahramanmaraş), https://tr.wikipedia.org/wiki/Domuztepe_H%C3%B6y%C3%BC%C4%9F%C3%BC_(Kahramanmara%C5%9F)
Kommentit
Kirjoita ensimmäinen kommentti
