Uşak Halısı
Avrupa müzelerinin Rönesans salonlarında dolaşırken bir tablonun masa örtüsüne ya da bir tahtın önündeki zemine dikkatle bakarsanız, çoğu zaman lacivert ve kırmızı madalyonlu ya da sekiz köşeli yıldızlı bir halı görürsün.
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Avrupa müzelerinin Rönesans salonlarında dolaşırken bir tablonun masa örtüsüne ya da bir tahtın önündeki zemine dikkatle bakarsanız, çoğu zaman lacivert ve kırmızı madalyonlu ya da sekiz köşeli yıldızlı bir halı görürsünüz. O halıların önemli bir bölümü Uşak'ta ve çevresinde dokunmuştur. Uşak halısı bugün coğrafi işaretle korunan bir ürün, ama asıl kimliği yüzyıllar boyunca Anadolu'dan Avrupa'ya uzanan bir zanaat ve ticaret öyküsüdür. Bu yazı Uşak halısının nasıl tanınacağını, nereden geldiğini ve kentte bu geleneğin izini nasıl sürebileceğinizi anlatıyor.
Türk halı sanatının ikinci parlak devri
Uşak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, on altıncı yüzyılda Uşak ve çevresinde yapılan halılarla Türk halı sanatının ikinci ve son parlak devrinin başladığını yazar. Sanat tarihçisi Nurcan Perdahçı'nın Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi'ndeki makalesi de aynı sırayı izler: ilk parlak dönem sağlam geometrik motifleriyle Anadolu Selçuklu halılarıdır, ikinci dönem madalyon motifli kompozisyonların ortaya çıktığı Uşak halılarıyla başlar. Perdahçı'nın aktarımıyla Uşak halıları Türk halıları içinde en büyük ve en tanınmış gruptur, ama Avrupa envanter kayıtlarında Uşak adı pek geçmez; bu halılar orada yalnızca Türk halısı diye bilinir.
TTK'nın Belleten dergisinde yayımlanan bir çalışma, halıcılığın bu yörede Kınıklı, Kaçar, Karakeçili ve Tekeli gibi Türkmen ve Yörük boylarıyla yaşadığını anlatır. Dokuma önce evin içinde kalan bir işti: her aile kendisine ve kızına gerekli halıyı, kilimi ve yün örtüyü dokurdu. On altıncı yüzyılda gelen siparişlerle bu el sanatı bir üretim koluna dönüştü.
Madalyonlu ve yıldızlı iki büyük aile
Türk Patent ve Marka Kurumu'ndaki coğrafi işaret kaydı Uşak halısının iki ana tipini madalyonlu ve yıldızlı Uşak halıları olarak tanımlar. Madalyonlu halılar daha önemli gruptur ve on metreye kadar uzun örnekleri yapılmıştır. Ortada yuvarlak, yanlarda sivri dilimli madalyonlar sıralanır ve kompozisyon sonsuzluğa işaret eder; halının kenarı adeta bu sonsuz düzenden kesilmiş bir parça gibidir. Kayda göre on altıncı yüzyıldan on sekizinci yüzyıl ortalarına kadar süren madalyonlu Uşakların en iyi cinsleri, sarı çiçeklerle doldurulmuş lacivert zemin üzerine koyu kırmızı ve mavi madalyonlu olanlardır. Kırmızı zeminliler daha zengindir ve madalyonları hep laciverttir.
Yıldızlı Uşak halıları sayıca daha küçük bir gruptur ve orta boyludur; tescil belgesi dört metreden uzun olanlarının pek az olduğunu yazar. Bunlarda sekiz kollu yıldızlarla küçük baklava biçimli madalyonlar kaydırılmış eksenler üzerinde sırayla dizilir. Zemin hemen hep kırmızıdır, halının ortası belirtilmez ve madalyonların sonsuz bir örneğe bağlandığı açıkça görülür. Renk düzeni de belirgindir: kırmızı, lacivert ve parlak sarı hakim renklerdir, yeşil ve mavi ikinci derecede kullanılır, konturlar siyahtır. Belge bunu üç asıl ve iki yardımcı renkle kurulan zengin bir dekor olarak özetler.
Avrupa tablolarındaki halılar
Uşak halılarının adını Avrupa'da kalıcı kılan şey resim sanatı oldu. Perdahçı, on beşinci yüzyıl ortasından on sekizinci yüzyıl sonuna kadar bu halıların Avrupa resminde sık sık ve ince ayrıntılarla betimlendiğini yazar. Halı tarihinde bazı türler, onları resmeden ressamların adını taşır. Alman ressam Hans Holbein'ın tablolarında sık görülen küçük örnekli geometrik halılar Holbein halıları diye anılır. İtalyan ressam Lorenzo Lotto'nun tablolarında sıkça görüldüğü için bir başka tip de Lotto halıları adını almıştır. Perdahçı bu iki tipi de Uşak bölgesine bağlar.
Uşak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre on altıncı yüzyılın sonlarında Uşak halılarının şöhreti bütün Avrupa'ya yayıldı ve soylu aileler kendi armaları işlenmiş Uşak halıları sipariş etmeye başladı. Müdürlük, Avrupa'daki müzelerde bu tip halıların çok sayıda saklandığını da not eder. Halılar Osmanlı başkentinde de aranıyordu; Perdahçı'nın aktardığı kayıtlara göre 1726'da Topkapı Sarayı için Uşak'a halı ısmarlanmıştı.
İzmir limanına giden yol
Uşak halıları denize ulaşmak için İzmir'e gidiyordu. Perdahçı, Uşak'ta Dokuzsele Köprüsü üzerinde kurulan halı pazarına sabahtan getirilen halıların İzmir'de ticaret yapan İngilizlerin dikkatini çektiğini ve halıların develerle İzmir'e gönderildiğini anlatır. Belleten'deki çalışmaya göre on altıncı yüzyılda halılar yük arabalarıyla, deve ve at sırtında Avrupa'ya taşınıyordu. Önce İngilizler, sonra Hollandalılar, İtalyan prenslikleri, Avusturyalılar ve Almanlar İzmir'den Uşak halısı almaya başladı.
Aynı çalışma on dokuzuncu yüzyılın sayılarını da verir. 1840'larda Uşak halısı kentin temel ekonomik faaliyetiydi ve İzmir limanının en önemli ticari kalemlerinden biriydi. 1870'lerde Anadolu'daki halı üretiminin dörtte üçü bu kentte yapılıyordu. Halıcılık o dönemde pek çok evin geçim kaynağıydı; erkekler yün ve yapağı işleriyle uğraşırken kadınlar halı dokuyarak ailelerini geçindiriyordu. İplikhaneler ve boyahaneler de bu ekonominin yan kolları olarak ortaya çıktı. Belleten'deki çalışmaya göre Osmanlı Devleti'nin 1863'te açtığı ilk büyük uluslararası sergi olan Sergi-i Umumi-i Osmani'ye gönderilen 220 halı numunesi arasında Uşak ve Kütahya taraflarında dokunan sofa halıları da vardı. Bu halılar açık kahverengi zemin üzerinde mavi, yeşil, sarı ve portakal gibi canlı renkleriyle dikkat çekiyordu.
Kök boyadan anilin boyaya
On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısı Uşak halıcılığında büyük bir değişimin dönemidir. Belleten'deki çalışmaya göre İzmir'deki yabancı ticarethaneler köylülere iplik ve model vererek halı dokutmaya başladı. 1856'dan sonra kimyacılar doğal boyaların renklerini sentetik kaynaklardan üretmeye başladı ve Avrupa'dan getirilen anilin boyalar kök boyanın yerini almaya başladı. 1888'de Aydın vilayetinde anilin boyalar yasaklanıp yerli kök boya zorunlu tutuldu, ama yasak kısa sürede gevşedi ve yirminci yüzyılın başında alizarin boyası yaygınlaştı. 1890'da geleneksel motiflerin yerine Avrupa motifleri getirildi. Uşak halısının ünü o kadar büyüktü ki çalışmanın aktarımına göre 1893'te birkaç İngiliz sanayici Uşak'a gelip dokumada usta dört kişiyi daha yüksek ücret vaadiyle İngiltere'ye götürdü. Çalışma, on sekizinci yüzyılda başlayan yoğun talebin motiflerde bozulmayı da beraberinde getirdiğini not eder.
Coğrafi işaret ne güvence verir
Uşak halısı bugün Türk Patent ve Marka Kurumu'nda 152 numarayla kayıtlı bir mahreç işaretidir. Uşak Ticaret ve Sanayi Odası'nın 7 Ocak 2010'da yaptığı başvuru 16 Mayıs 2011'de Resmi Gazete'de ilan edildi; tescil tarihi 7 Şubat 2012'dir ve coğrafi sınır Uşak ilidir. Belge ürünün teknik kimliğini ayrıntıyla tanımlar. Düğüm tarzı Türk düğümüdür ve belgede Uşak çift düğüm diye anılır; bu simetrik düğümde her düğüm iki bağımsız çözgü arasından geçirilip ikisine birden ilinir. Desimetrekaredeki ilmek sayısı 675 ile 2000 arasındadır ve hav yüksekliği beş ile yedi milimetre arasında tutulur.
İplik için el eğirmesi iplik ile kirman ipi tekniğinde yapılan yarı kamgarn iplik tanımlanmıştır; hammadde yüzde yüz yündür. Boyada iki yol kabul edilir: bitki özlü kök boyası ve metal kompleks boya. Dokuma, halının boyutuna göre uzunluğu değişen demir tezgahlarda yapılır. Belgeye göre halının en büyük ayırt edici özelliği yine de üzerindeki motiflerdir. Denetim Uşak Ticaret ve Sanayi Odası koordinatörlüğünde yürütülür; Uşak Üniversitesi, Uşak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve odanın görevlendirdiği birer kişiden oluşan üç kişilik kurul yılda bir kez ve şikayet üzerine ilmek sayısını, düğümü, ipliği, boyayı ve deseni denetler.
Uşak'ta bu geleneğin izinde
Kentte halı dokumacılığını yakından görmek için Dokur Evi'ne uğrayabilirsiniz. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün tanıtımına göre Uşak Belediyesi'nin özgün malzemesini koruyarak restore ettiği bu yaklaşık yüz seksen yıllık yapı 2010'da hizmete girdi ve içinde kırk halı tezgahı bulunur. Burada Avrupalı ressamların tablolarında betimlenen Uşak halılarının dokuma sanatı yaşatılır. Ziyaret koşullarını ve açık olduğu saatleri gitmeden önce işleten kurumdan ya da İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden öğrenin.
Dokuma geleneği yalnızca halıyla sınırlı değildir. Müdürlük, Eşme ilçesinde dokunan kilimlerin Eşme kilimleri adıyla anıldığını, kök boya ve yün atkı ile çözgüden oluşan pastel, donuk renkleriyle Anadolu'nun öteki kilimlerinden ayrıldığını yazar. Kırmızı, yeşil, mavi, siyah, beyaz, kahverengi ve lacivert bu kilimlerin en yaygın renkleridir.
Bir Uşak halısı almayı düşünüyorsanız acele etmeyin. Önce ürün ya da etiket üzerinde mahreç işareti amblemini arayın. Satıcıya ipliğin el eğirmesi mi yarı kamgarn mı olduğunu, boyanın kök boya mı metal kompleks mi olduğunu sorun; belge bu iki boyayı da kabul eder, ama hangisinin kullanıldığını bilmek hakkınızdır. Madalyonun ortada tam olarak durup durmadığına, yani bir madalyonlu Uşak mı yoksa ortası belirtilmeyen bir yıldızlı Uşak mı olduğuna bakmak da artık sizin için zor olmayacaktır.
Kaynaklar
- Türk Patent ve Marka Kurumu, Uşak Halısı coğrafi işaret tescil belgesi (No 152), https://ci.turkpatent.gov.tr/Files/GeographicalSigns/152.pdf
- Uşak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, El Sanatları, https://usak.ktb.gov.tr/TR-75325/el-sanatlari.html
- Uşak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Dokur Evi, https://usak.ktb.gov.tr/TR-295206/dokur-evi-weaver-house.html
- Nurcan Perdahçı, XVI-XVIII. Yüzyıl Avrupa Resim Sanatında Uşak Halıları, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 13/1, 2011, https://dergipark.org.tr/tr/pub/trakyasobed/article/326297
- Belleten, Osmanlı Devleti'nin Son Döneminde Uşak'ta Halıcılığın Makineleşme Süreci, Cilt 71, Sayı 260, 2007, https://belleten.gov.tr/tam-metin/2739/tur
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz
