Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye

Termal'in Şifalı Suları, Pythia Therma'dan Bugüne

Yalova'nın güneyinde, Samanlı Dağları'nın ormanlı yamacına sokulan dar bir vadide yerden sıcak su çıkar.

Radar TürkiyeRadar Türkiye25 Ekim 2026
Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Termal'in Şifalı Suları, Pythia Therma'dan Bugüne

Yalova'nın güneyinde, Samanlı Dağları'nın ormanlı yamacına sokulan dar bir vadide yerden sıcak su çıkar. Bu vadi bugün Termal adını taşıyan bir ilçenin merkezidir, ama sularının hikayesi ilçeden de kentten de çok daha eskidir. Bizans imparatorları buraya geldi, Osmanlı padişahlarının anneleri burada dinlendi, on dokuzuncu yüzyılın gezginleri sıcak kaynakları ölçüp kaydetti. Bu yazı Termal'in sularını antik adı Pythia Therma'dan bugüne izliyor; tesisleri ve fiyatları değil, suyun kendisini ve onun etrafında biriken tarihi anlatıyor.

Bir vadinin sıcak nefesi

Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü'ne göre Termal kaplıcaları il merkezine yaklaşık on iki kilometre uzaklıkta, Samanlı Dağı'nın yamacında bir vadinin içindedir. TDV İslam Ansiklopedisi'nin Yalova maddesi iki yer arasındaki bağı coğrafyayla açıklar: kaplıcaları kıyıya bağlayan yol, Samanlı deresinin açtığı doğal koridoru izleyerek Yalova'ya iner. Bu yüzden ansiklopedi, şehrin büyük ihtimalle önce kaplıcaların iskelesi gibi kullanılan küçük bir yerleşme olarak doğduğunu düşünür. Yalova ile Termal'in tarihi bu sebeple yan yana yürür.

Kaynaklar suyun yaşını farklı anlatır. Belediyenin tanıtımı kaplıcalara yaklaşık dört bin yıllık bir geçmiş biçer. İl müdürlüğü ise kaynakların milattan önce ikibinli yıllarda büyük bir deprem sonucu ortaya çıktığının bilindiğini yazar. Bu rakamları kesin tarih değil, suların çok eski çağlardan beri bilindiğinin geleneksel bir ifadesi olarak okumak daha doğrudur.

Pythia Therma adı

İl müdürlüğünün termal sayfası, kaplıcaların altıncı yüzyıldan itibaren Pythia Therma olarak anıldığını yazar. Aynı sayfaya göre bu ad, toprak yarıklarından çıkan buhar ve sıcak su yüzünden yerin bir yeraltı varlığına ait sanılmasıyla ilgilidir. İngilizce Vikipedi'nin Pytheion maddesi de antik Bitinya'daki bu yerleşmenin Pythia Therma diye de bilindiğini ve İustinianos döneminden itibaren hamamlar ve kamu yapılarıyla süslendiğini belirtir. Kent tarihi sayfası, yörenin antik dönemdeki tam adının bilinmediğini, kaynaklarda Pylopythia ve Xenodochion gibi adların geçtiğini ekler.

TDV ise erken dönem için temkinlidir. Ansiklopediye göre Helenistik ve Roma dönemlerinde Yalova kaplıcaları henüz ün kazanmamıştı ve yalnızca yakın çevrenin halkı tarafından kullanılıyordu. Strabon Bitinya'yı uzun uzun anlattığı halde bu kaynaklardan hiç söz etmez; Bursa'daki Çekirge kaplıcalarının şöhreti de Yalova'nın önüne geçmiş olabilir.

İmparatorların kaplıcası

Suların asıl ünü, İstanbul'un başkent olmasıyla geldi. TDV'ye göre I. Konstantinos döneminde şehre Bursa'dan daha yakın olan Yalova kaplıcaları canlandı ve İstanbul halkı için önemli bir yer haline geldi. İmparatorun annesi Helena tedavi için buraya geldiğinde tesisler imar edildi. İzmit Körfezi'nin kıyı boyunca dolaşılmak yerine Diliskelesi'nden karşı kıyıya geçilmesi de Yalova'yı başkente biraz daha yaklaştırdı.

İustinianos döneminde ilgi daha da arttı. Ansiklopedi, İmparatoriçe Theodora'nın kalabalık bir maiyetle kaplıcalara gittiğini yazar ve dört bin kişilik maiyet rivayetinin abartılı olduğunu da not eder. İustinianos burada eski yapıları onarttı, yeni bir saray ve sıcak su kaynağının yakınında bir hamam yaptırdı. Saray şairi Paulos Silentiarius'un bu sıcak su kaynaklarını öven bir şiir yazması, sulara verilen değerin bir başka işaretidir. İl müdürlüğü de ilk kaplıca hamamlarının Konstantinos zamanında yapıldığını ve İustinianos döneminde onarıldığını aktarır.

İngilizce Vikipedi'nin Yalova maddesi, 1199'da Venedikli tüccarlara verilen bir ayrıcalık belgesinde Yalova'nın Bizans dönemindeki adı Pylai'nin, komşusu Pythia Therma ile birlikte ayrı bir mali bölge olarak listelendiğini yazar. Sıcak sular yalnızca bir dinlenme yeri değil, kayda değer bir gelir kaynağıydı.

Osmanlı yüzyılları

Yörenin Osmanlı topraklarına katılmasından sonra kaplıcaların ünü bir süre azaldı. On yedinci yüzyılda Evliya Çelebi'nin Kurşunlu Banyo'dan söz ettiğini İngilizce Vikipedi aktarır. İl müdürlüğü bu yapının adını üstünü örten kurşundan aldığını ve dış cephesinde mermere yazılmış Osmanlıca bir kitabe bulunduğunu yazar.

On dokuzuncu yüzyılda Batılı yazarlar kaplıcaları yeniden anlatmaya başladı. TDV'ye göre Hammer, İstanbulluların bu hamamlara rağbet ettiğini ve tedaviye gidenlerin burada kırk gün kaldığını yazar. Charles Texier, İstanbulluların yakınlığı yüzünden Yalova'yı Bursa'ya tercih ettiğini belirtir. Jeolog Tchihatcheff ise Yalova'da dokuz sıcak su kaynağı bulunduğunu, sıcaklıklarının altmış bir ile altmış beş derece arasında olduğunu kaydeder ve kaynaklardan hamamlara su getiren kanalların bakımlı olduğunu ekler.

Valide Sultan'ın hamamı

Bugün Termal'deki banyolardan birinin adı Valide'dir. İl müdürlüğüne göre bu hamam Bizans döneminde altı kubbeli olarak yapılmış, kubbelerinden üçü bugün yoktur. Osmanlı döneminde Sultan Abdülmecid tarafından onarılmış ve annesi burada tedavi gördüğü için Valide Hamamı adını almıştır. TDV de Abdülmecid'in annesi Bezmialem Sultan'ın bu kaplıcalardan yararlandığını yazar ve bunun, torunu II. Abdülhamid'in Yalova'ya ilgisinde rol oynamış olabileceğini düşünür.

II. Abdülhamid döneminde imar hızlandı. Ansiklopediye göre eski Roma hamamı, 1898 tarihli bir kitabeye göre padişahın tahta çıkışının yirmi beşinci yıldönümünde yenilendi. Aynı dönemde yeni bir hamam ve otel yapıldı, İstanbul ile Yalova iskelesi arasında düzenli vapur seferleri başladı. İl müdürlüğü ayrıca suların 1892'de Cemiyet-i Tıbbiye tarafından incelendiğini ve Fransa'daki ünlü Aix-les-Bains sularına denk bulunduğunu, bunun üzerine otel ve hamam yapıldığını aktarır.

Roma'dan gelen madalya ve Cumhuriyet yılları

Belediyenin tanıtımına göre kaplıca 1911'de Roma'da düzenlenen uluslararası bir yarışmada altın madalya kazandı. Birinci Dünya Savaşı ve işgal yılları vadinin de zor yılları oldu. TDV'ye göre 1929'daki ziyaretinde kaplıcaları gezen Atatürk, büyük bir imar çalışması için talimat verdi ve kısa sürede kaplıcalar Avrupa'daki örneklerine benzeyen bir görünüm kazandı.

İl müdürlüğü, 1932'de başlatılan kazılarda adak stelleri, mezar taşları ve Bizans dönemine ait imparator monogramlı sütunlar bulunduğunu yazar. Bu buluntular vadideki yapılaşmanın ne kadar eskiye gittiğini taşla belgeleyen kanıtlardır. Bugün kaplıca işletme sınırları içindeki yüz dört hektarlık alan, 1982'de Resmi Gazete'de yayımlanan ilanla kamu mülkiyetindedir. İl müdürlüğü Termal ile Armutlu kaplıcalarını Türkiye'nin birinci derecede önemli kaplıcaları arasında sayar. Belediyenin tanıtımı Açık Havuz, Kurşunlu Banyo, Valide Banyo, Sultan Banyo ve Sıra Banyolar'ı tesisin başlıca bölümleri olarak listeler. İngilizce Vikipedi de alanda tarihi değer taşıyan beş banyo bulunduğunu yazar.

Vadinin yönetsel kimliği de suya bağlı olarak şekillendi. Türkçe Vikipedi'ye göre Gökçedere ve Üvezpınar köyleri 1992'de birleşerek Termal adıyla belde oldu ve bu belde 1995'te ilçe merkezi haline geldi. Yani ilçe adını doğrudan buradaki sıcak kaynaklardan alır. TDV de Yalova'nın 1929'da İstanbul'a bağlı bir kaza merkezi olmasını kaplıcaların bu dönemdeki yükselişiyle birlikte anlatır.

Su bugün ne anlatıyor

Belediye sıcak suları kalsiyumlu, sülfatlı ve florürlü olarak tanımlar. Resmi tanıtımlar suların bazı rahatsızlıklarda destekleyici olarak kullanıldığını yazar; ancak kaplıca kürüne karar vermek bir hekimin işidir ve bu yazı bir sağlık önerisi değildir. "Şifalı su" ifadesini burada, yüzyıllardır bu vadiye taşınan geleneksel adıyla kullanıyoruz.

Suyun asıl mirası belki de çevresindeki bahçededir. İl müdürlüğü, tesislerin girişinde Yedi Havuzlar denen bir çağlayan bulunduğunu, alanın renkli ortancalarıyla ünlü olduğunu ve otuz dokuz çeşit yaprak döken ağaçla yirmi altı çeşit yaprak dökmeyen ağacın burada yetiştiğini yazar. Listeye yirmi beş çeşit çalı ile on sekiz çeşit sarılıcı ve örtücü bitki de eklenir. Güney Park denen bölüm ise çamlar, manolyalar ve farklı türde ağaçlarla çevrilidir; bahçede yürürken ağaçların çeşitliliğine dikkat etmek, vadinin iklimini okumanın güzel bir yoludur. Alandaki ve Doğu Çınarı diye anılan ulu ağaç anıt ağaç olarak tescil edilmiştir. Sıcak su, dere ve gölgeli orman bir araya gelince vadide kendine özgü nemli ve yumuşak bir hava oluşur.

Termal'i gezmek için öneriler

Termal'e il merkezinden karayoluyla ulaşılır; İstanbul'dan gelenler önce feribotla ya da karayoluyla Yalova'ya varabilir. Sefer ve ulaşım bilgilerini işletmelerin güncel duyurularından kontrol edin. Vadiye vardığınızda tarihi banyoların kubbelerine dışarıdan bakarak başlayın; Kurşunlu ve Valide banyolarının kitabeleri, yazıda anlatılan tarihin taştaki izleridir. Banyoların kullanım koşulları ve seans bilgileri için işleten kurumun güncel duyurularına bakın.

Ortanca mevsiminde, yaz başında vadinin bahçeleri en renkli halindedir. Sonbaharda ise yaprak döken ağaçlar yamacı sarıya ve kızıla boyar. Kaplıca alanının hemen yakınında Yalova Atatürk Köşkü bulunur; vadinin biraz yukarısında Sudüşen Şelalesi'ne giden yol başlar. Arabanızı park edip vadinin içinde ağaçların altında yürümek, sıcak suyun bu yamaçta neden iki bin yıl boyunca insanları kendine çektiğini anlamanın en iyi yoludur.

Kaynaklar

Yorumlar

0/1000

İlk yorumu sen yaz